sivaslı_5838

sivaslı_5838

Üye
07.08.2008
Er
149
Hakkında

  • Bazen,düşülen yollarda üşür hiç aklımda olmayan düşlerim.Bir içimlik su kadardır ömrüm.
    Ama,çok susamış olan bilir ancak değerim.Gözlerimden geçen en güzel yolculuktur hayalin..susarım,kutsarım sana göndermeye kıyamadığım sözcükleri.Satırlara sığar da,bir yüreğe sığmaz dizelerim.

    Yorgundur göz altlarım..dilimde pas tadında bir ezgi,ezgimde hüzün,hüznümde sen,sende ben ne kadarım bir bilsem...
    Şimdi sana kaç desen çizebilirim,kaç gecende yıldız kaç hecende ay olabilirim...

    Savruktur sözler,toplamak gerekmiyor her daim.Yerli yerinde olursa daha çok kasmaz mı gerçekler....Şimdi uyu biraz...rüyalarım gölge getirecektir en derin yaraya.Sarma yaralarını,bırak karışsın toz dumana...

    Bir sana dedim ömrümce.."Gerekirse ölürüm senin için" diye.Baktın yüzüme,"Yaşa benimle kadın yaşa,ölüm uzak olsun gözlerine"

    Kaç zamandan ödünç aldım seni,kaç zaman ödün verdim aşkına."Değer miydim" deme sakın bana.

    Yaşantımda,yaşadıklarıma değen tek şey...
    SEN VARDIN...

    Sanaydı tüm yollar,ama ben yollara değil..

    ____YÜREĞİME ADINI KAZIDIM........
#17.08.2008 21:06 0 0 0
  • Kayserili tras olacakti. Berber << buyurun >> deyip döner koltugu gösterince koltugu cevirdi, sirti aynaya gelecek sekilde oturdu. Berber sasirdi:

    - Beyefendi, neden ters oturdunuz?

    Kayserili, telassiz:

    - Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de...
#15.08.2008 15:00 0 0 0
  • Konu: Sevdalım
    bugün nasılsın diye sorsam,

    herzamankinden daha iyiyim dermisin?

    sevdalim

    soframda yarim ekmek,iki zeytin var desem,

    benimle oturup yermisin?

    ve..sevdalim

    seslensem sana dört duvar arasindan,

    beni görmeye gel desem gelirmisin?

    ah sevdalim

    birgün yolum daragacina düserse,

    yine beni ..

    yine beni severnisin
#15.08.2008 14:54 0 0 0
  • Arkadasim icin iyilik yapiyim derken kendime cok kotuluk etmisim.. Kendimden vazgecmisim.. O an kendime bile itraf etmekten korktuhum.. Aklima geldihinde kendimden nefret etihim o gunlere o saatlere o dakkikalara lanet ediyorum.. Ne vardiki sanki en yakin arkadasima soyliye bilseydim ben onu COK SEVIYORUM DIYE... Onu gorduhumde icim icime sigmiyor diye.. Yanimda durduhu vakit nerdeyim ne icin geldihim ne soracahim bile unutuhum o anlari ona soyleseydim... Bana birsey dedihi vakit kelimeleri bile unutuyordum.. Icimden acaba nediyim diye dusunurdum.. Zafere istemeden asik olmustum.. bunu en yakin arkadasimla paylasmadim neden biliyorum ama ilk defa boyle olmustum.. Ilk defa hayitimda asik olmustum.. Ama Kime.. En yakin arkadasimin sevgilsine...

    Simdi su hikayi anlatmaya basliyim... Neden kendime haksizlik etihimi...

    Galiba bir persembe gunuydu... Evi topluyordum... Daha saat 10 falan deyildi kapi caldi.. Ve baktim Seyma agliyordu.. Daha nevar ne yok diyemedim niye agliyorsun diyemeden bozazima sarildi ve bitti bitti diye bagriyordu... Sasirdim.. Sakin ol demekten birsey diyemedim.. Sakin ol diyordum anlat bana neoldu... Esma bitti tek diyordu bitti bitti.. Ne oldu dedim anlat diyordum durmadan anlatsana .. Bak yoksa arayip sorarim ona dedim kendin anlat bana anlat...BENI ALDATTI DEDI ONA BUGUN SUPRIZ YAPACAKTIM AMA BENI ALDATIYORUMUS DEDI... Onu nekadar cok sevdihimi biliyorsun dedi demi onu canimdan cok seviyorum Esma ama o beni aldatiyor bir baskasinla... Esma neyapacam ben diyordu.. Basini omuzuma yaslanmis agliyoru... Ben soktaydim.. Ne diyecehimi bilmiyordum... Cunku Seyma asklarini heb oyle guzel anlatirdiki ben Allah insallah banada birgun oyle bir Ask yasamaya nasil eder diyordum.. Sonra ben sakin ol demekten baska birsey deyemiyordum.. Ve tabikide allahindan bulsun demekten.. Benim canim arkadasim butun gece agladi gozlerinin ici kipkirmizi olmus zaten butun gecede hic uyumadi..

    Oyle bir hafta boyunca agladi yemek falan yemidi hic uyumadi.. Heb dusundu niye diye niye ben diye... Heb diyordu Esma ben bunlari hakkedecek neyaptim biz evlenecektik icim yaniyor diyordu heb.. Sonra ben onu aramaya karar verdim Seyma izin vermedi.. Neden ariyim dedim HAYIR HAYIR ISTEMIYORUM DIYE BAGRIYORDU TAMAM TAMAM DEDIM SAKIN OL ARAMAM...

    Sonra o gunun aksaminda yanimda oturdu.. Esma dedi sen Hakani hic gormedin demi dedi... Evet Tek telefonda bir kac kez konustuk Neden dedim.. Benim icin hersey yaparsin dedi demi... bende hic dusunmeden tabiki dedim.. cunku biz yillarda beri arkadastik biz arkadastan ote kardesgibiydik.. sonra benden hakkandan intikamam almai istedi onu oyle edecekmisiki anlatiyordu kendime asik sonra onu birakacakmisim.. Sonra ben sasirdim ve Seyma kafayimi yedin dedim nediyorsun... kendine gel... sonra yine aglimaya basladi evet istedihim cok sacma ama nebiliyim diyordu ozur diliyordu durmadan.. tamam dedim kabulediyorum.. ama hayatimi bir cehennem cevirecehini bilmiyordumm....
#15.08.2008 14:46 0 0 0
  • ŞÛRA SURESİ 13 ve 14. AYETLER
    13. Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahy ettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.

    14. Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden fırkalara bölündüler. Eğer belli bir süreye kadar erteleme sözü Rabbinden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar da onun hakkında, işkillendiren bir kuşku içindedirler.

    --------------------------------------------------------------------------------

    FUSSILET SURESİ 44. AYET
    44. Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi? İster yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."

    --------------------------------------------------------------------------------

    ZÜMER SURESİ 6. AYET
    6. Sizi bir tek canlıdan yarattı; sonra o canlıdan onun eşini vücuda getirdi. Ve sizin için davarlardan sekiz çift indirmiştir. Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık içinde, bir yaratıştan öbürüne geçirerek oluşturuyor. İşte Allah! Budur sizin Rabbiniz! Yalnız O'nundur mülk ve saltanat! İlah yoktur O'ndan başka! Hal böyle iken nasıl oluyor da gerçeğin tersine döndürülüyorsunuz?!

    --------------------------------------------------------------------------------

    RÛM SURESİ 11. AYET
    11. Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.

    --------------------------------------------------------------------------------

    SEBE' SURESİ 13. AYET
    13. Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki!

    --------------------------------------------------------------------------------

    ANKEBÛT SURESİ 69. AYET
    69. Bizim uğrumuzda didinenleri biz, yollarımıza elbette ulaştıracağız. Allah, güzel düşünüp güzel davrananlarla mutlaka beraberdir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    KASAS SURESİ 78. AYET
    78. O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helâk etmiştir. Günahlarının ne olduğu, günahkârlardan sorulmaz.

    --------------------------------------------------------------------------------

    NEML SURESİ 79, 80 ve 81. AYETLER
    79. Allah'a dayanıp güven, çünkü sen apaçık gerçeğin üzerindesin.

    80. Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

    81. Ve sen, düştükleri sapıklıktan körleri de çıkaramazsın. Teslim olmuş kişiler halinde ayetlerimize inananlardan başkasına sesini duyuramazsın.

    --------------------------------------------------------------------------------

    KEHF SURESİ 54 ve 55. AYETLER
    54. Yemin olsun, biz, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.

    55. Kendilerine hidayet geldikten sonra, insanları iman etmekten, Rablerinden af dilemekten alıkoyan şey şundan başkası değildir: Evvelkilerin yol ve yöntemlerinin kendilerine de gelmesini yahut bizzat azabın karşılarına dikilivermesini beklemek.

    --------------------------------------------------------------------------------

    İSRA SURESİ 110 ve 111. AYETLER
    110. De ki: "İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler O'nundur. Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut."

    111. Şöyle de: "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülk ve yönetiminde ortağı yoktur; âcizlik yüzünden dost edinmemiştir." Ve tekbir edip yücelt O'nu!

    --------------------------------------------------------------------------------

    NAHL SURESİ 125. AYET
    125. Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    NAHL SURESİ 48. AYET
    48. Bakıp görmediler mi, Allah'ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor.

    --------------------------------------------------------------------------------

    HÛD SURESİ 114. AYET
    114. Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl! Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah'ı ananlara bir öğüttür.

    --------------------------------------------------------------------------------

    ENFAL SURESİ 20, 21 ve 22. AYETLER
    20. Ey iman edenler! Allah'a ve resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin.

    21. Hiç işitmedikleri halde, "İşittik!" diyenler gibi olmayın.

    22. Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    ÂLİ İMRAN SURESİ 137, 138 ve 139. AYETLER
    137. Sizden önce de yollar-yöntemler gelip geçmiştir. O halde yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nice olmuştur görün.

    138. Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur.

    139. Gevşemeyin, tasalanmayın. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.

    --------------------------------------------------------------------------------

    BAKARA SURESİ 256. AYET
    256. Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    BAKARA SURESİ 147 ve 148. AYETLER
    147. Gerçek, Rabbinden gelir. O halde sakin kuşkuya düşenlerden olma!

    148. Herkesin bir yönü vardır, ona döner. O halde hayırlarda yarisin. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirecektir. Allah her şeye güç yetirendir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    BAKARA SURESİ 154 ve 155. AYETLER
    154. Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.

    155. Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.

    --------------------------------------------------------------------------------

    BAKARA SURESİ 135 ve 138. AYETLER
    135. "Yahudi yahut Hıristiyan olun ki doğruya kılavuzlanasınız." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil. Şirk ve yozlaşmadan uzak bir biçimde, İbrahim milletinden olalım. O, şirke bulaşanlardan değildi."

    138. Allah'ın boyasını esas alın. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O'na kulluk ederiz.
#07.08.2008 15:15 0 0 0
  • Çok iyi iki arkadaştan biri diğerine sormuş.

    -Abi, benim hanım açık, seninki örtülü. Bak ne güzel hanımın var. Niye saklıyorsun, açılsın izin versene. Açılmasını istesene?


    Hanımı kapalı olan adam cevap vermiş.



    -Kardeş, sen askerdeki posta gidişatını biliyorsun değil mi? Er mektupları açılır herkeste okur. Ama subay mektupları okunmaz. İşte benim hanım subay mektubu...
#07.08.2008 15:12 0 0 0
  • Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii'ne gelir. Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür. Ne kadar erken gelse bu durum değişmez. Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur. Ancak bu yaşlı pir-i fâni ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta ve gözyaşı dökmektedir. Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor:
    Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk'ın rahmetinin enginliğini anlattım. Ama o yine ağlamasına devam etti. Bana, 'derdimi tazeleme, git' dedi. Ben yine ısrar ettim. Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.
    "Ben, dedi, ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım. Ailem çok zengindi. Ve ben bir subaydım, kışladan ayrılamıyordum. Ancak bir gün anne ve babamın ardarda vefat haberlerini aldım. Ailede benden başka da işlerimizi evirip çevirecek kimse yoktu. Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı. Hemen Sadârete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim. Sadâretten gelen cevap menfiydi. İstifam kabul olunmamıştı. Ben ikinci ardından üçüncü bir müracaatta daha bulundum. Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım. Bunun üzerine Hünkâra müracaata karar verdim. Bu kararımı sadârete bildirdim. İsteğim kabul edildi ve mâbeyne alındım. Durumumu Hünkâra vicahi olarak anlattım. Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım. Hünkâr istifa talebimden hoşlanmamıştı. Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi. İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: "Git, seni istifa ettirdik" dedi.
    Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimize teftiş veriyordu. ( Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti. Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz yapıyordu. ) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, O'ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu. Derken benim tabur geçmeye başladı. Ancak tabur dağınıktı. Başlarında kumandanları yoktu. Efendimiz bunu görünce Abdülhamid Cennetmekana: "Bu birliğin kumandanı nerede?" diye sordu. O da "Talebi üzerine istifa ettirdik" cevabını verdi. İşte o esnada Efendimiz, beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: "Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik." Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?
    Ve Mehmet Akif diyor: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi çok büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım. Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu. Zira bu pir-i fâni, tesellisini yine Efendimizden bekliyordu. Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.
#07.08.2008 15:09 0 0 0
#07.08.2008 14:16 0 0 0