01. Anliyorum
02. Bak
03. Eylül Aksami
04. Uzun Geceler
05. Olan Biten
06. Rahat
07. Olsun
08. Halvet
09. Gündüz Yüzlü Kiz
10. Beyhude
11. Olsun (Akustik)
Aklımı Aldın
Allı Turnam / Yamadan Gel
Bir Sigara İç Oğlan
Dom Dom Kurşunu
Günah Değil Mi
Gurur
Her Sevgide
İnatçı
Sevdalandım
Yarımın Adı Yaşar
Yoksulluk
1- Seher İninde
2- Ezo Gelin
3- Bu Sene
4- Yüce Dağ Başında 1 Mayıs *Enst.*
5- Seher Vakti
6- Yalan Dünya
7- Bu Mezarda Bir Garip Var
8- Başına Döndüğüm
9- Garip
10- Hani Yaylam
11- Bülbül
12- Sunam
1. Wie eine Lawine
2. Schau hin*
3. Ein Brandmal
4. Deine Straßen
5. Davon geträumt
6. Du hast geschworen
7. Erzähl jedem
8. Meine Art Reinhören
9. Mein Seelenheil
10. Kein Ausweg
11. Ein Teil von dir
12. Hasretinden*
Aldigim her nefesim nefesine eklensin
Içimdeki her nefes hayalinle demlensin
Izin verde su gönlüm varliginla renklensin
Senin askin gönlümde yasadikça özelsin
Bir isik hüzmesisin inersin yüregime
Geceleri yasaklar koyarsin düslerime
Sana dayanamazken kor düser ya içime
Sensiz kara bulutlar çöker benim üstüme
Sensizlikten korkarken yanarim gidisine
Bakamadim son bir kez sevdigim gözlerine
Kopasi su ellerim dokunmadi tenine
Hasret gidecek yarim bedenim bedenine
Kalbimde izi kaldi tüm günahlarimizin
Bagrimda acisi var kaçamak sevdamizin
Günahi neydi sanki bu gözyaslarimizin
Yakip yikan hasreti olmasin askimizin
Özlemle dans ediyor demlendikçe yüregim
Beni sevebilecek tek bir yürek istegim
Bakabilsem gözüne sevgini görecegim
Biraksan yüregimi bin kere sevecegim
Sen yanimda olunca dertler bile güzeldir
Senden ayri yasamak benim için eceldir
Bu can bu ask ugruna verilecek bedeldir
Senin için olunca ölmek bile inan Sevdigim Güzeldir..
Genç kızın bütün parası bir avuç bozukluktan ibaretti. Bu kadarını da bakkaldan, kasaptan, manavdan yaptığı alışverişler esnasında zor bela bir kenara atabilmişti. Parasını bir kere daha saydı, bir kere daha, bir kere daha... Ertesi gün yılbaşı idi. Bu yüzden, genç kız için yatağına atılıp ağlamaktan başka yapılacak iş yoktu.
Ağlamasını keserek elindeki mendil ile gözlerini sildi. Pencereye yaklaşarak, parmaklık üzerinde dolaşan gri kediye mahzun mahzun baktı. Zihni hep meşguldü. Elindeki bu azıcık parayla yılbaşı için nişanlısına ne gibi bir hediye alabilirdi ki? Halbuki ona kıymetli bir hediye almak hayaliyle ne mutlu saatler geçirmişti.
Sonra, birdenbire pencerenin önünden ayrılarak aynanın karşısında durdu. Gözleri parlıyordu, fakat birden yüzündeki renk uçtu. Uzun saçlarını hızla çözerek, beline kadar salıverdi. Saçları gerçekten çok güzeldi. Zaten hayatta imrenebilecek başka da birşeyi olmadığını düşünüyordu.
Bir süre aynanın karşısında saçlarını seyreden genç kız, gözleri pırıl pırıl yanarak kapıyı açtı ve koşa koşa merdivenlerden inerek sokağa fırladı.
Takma saç yapan bayan kuaförünün önünde durdu. Birdenbire kendini içerde buldu. Kadına:
Saçlarımı satın almak ister misiniz? diye sordu.
Şapkanızı çıkarın da bir bakayım.
Kuaför saçları elleriyle yokladıktan sonra:
Yirmi dolar eder dedi.
Çabuk parayı verin, kabul ediyorum.
Genç kız, nişanlısına uygun, aynı zamanda hesaplı bir hediye buluncaya kadar birçok mağaza dolaştı. Sonunda dükkanın birinde ona lâyık hediyeyi bulabildi. Bu, gayet zarif şekilde işlenmiş gümüş bir saat zinciri idi.
Genç kızın nişanlısı da fakir biriydi. Fakir gencin hayatta sahip olduğu tek kıymetli şey, dedesinden kalma eski bir saatti. Ama onun da zinciri uzun zaman önce koptuğu için, saat her zaman cebinde dururdu.
Genç kız eve döndüğünde bir an için aptallık yaptığını düşündü. Ya nişanlısı yaptığını beğenmez, onu bu haliyle çirkin bulursa?
Saat yedide herşey hazırdı. Yemek de ocağın üstünde ısınmaktaydı. Nişanlısı hiç geç kalmazdı. Nitekim uzaktan ayak sesleri duyuldu. Zavallı kızın rengi bembeyaz olmuştu.
Allahım! Jim beni bu halimle de güzel bulsun diye dua etmekteydi.
Kapı açıldı. Nişanlısı içeri girdi. Zayıf fakat gösterişli bir erkekti Jim. Zavallı çocuk henüz yirmiiki yaşında olmasına rağmen geçinme derdi bütün ağırlığıyla omuzlarına çökmüştü. Yeni bir paltoya ihtiyacı vardı. Eldivenleri de yoktu... Eşikte durmuş, hayretten faltaşı gibi açılmış gözlerle nişanlısına bakıyordu.
Genç kız endişe ile:
Bana öyle kötü bakma diye bağırdı.Saçlarımı kestirtim, onları sattım, çünkü yılbaşı için sana bir hediye almak istiyordum. Fakat üzülme, saçlarım o kadar çabuk uzuyor ki. Hem bir görsen, sana ne güzel bir hediye aldım.
Delikanlı yutkunarak:
Saçlarını mı kestirttin?diye tekrarladı.
Evet, kestirttim ve sattım. Sana hediye almak için.
Gözleri buğulanan delikanlı, cebinden bir paket çıkardı.
Saçını kestirmenin veya başka birşeyin sana olan sevgimi azaltacağını düşünme dedi. Ama şu paketi açınca niye bu kadar şaşkına döndüğümü anlayacaksın.
Beyaz parmaklar heyecanla paketin ipini çözdü. Paket açıldığı zaman ilk sevinç feryadı az sonra ümitsiz gözyaşlarına döndü. Çünkü pakette, harikulâde bir fildişi saç tarağı vardı. Genç kız, bunu bir mağazanın vitrininde uzun zamandan beri seyretmiş ve hep böyle bir tarağı olsun istemişti. Şimdi, tarağı göğsünün üzerinde sıkarak şaşkın ve zavallı bir halde şu sözleri tekrarlıyordu:
Jim, merak etme, saçlarım o kadar çabuk uzar ki..
Sonra, birden sıçradı. Aldığı hediyeyi masanın üzerinden alıp heyecanla nişanlısına uzattı.
Ne güzel değil mi? Saatini çıkar da bak. Bu zincir ona ne güzel yakışacak.
Delikanlı ümitsizlikle cevap verdi:
Sevgilim, şimdilik bunu bir kenara bırakalım. Çünkü sana bu tarağı alabilmek için saatimi sattım.