GÖKYÜZÜ HÜZÜNLÜ MATEM VAR SANKİ
KİMBİLİR KAÇ SEVEN SABAH BEKLİYOR
DOGACAK GÜNEŞE HAYLİ ZAMAN VAR
DERLER BEŞİM SIRA CİLE BİTMİYOR
KORKUNUN ECELE NE FAYDASI VAR
YARI YOLDAN DÖNMEK NE Yİ HALLEDER
BELAMI BULMUŞUM BULDUGUM KADAR
YA BU AŞKIN SONU GELİR YA BİTER....
Seni seviyorum demek,
Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı.
Hiçbir zaman böylesine,
Sevip sevilmemişti bu yürek.
Yüreğinde bana ve sevgime yer var mı?
Yer var mı aşka ve umuda?
O zaman yukarıya bak,
Ben ordayım her zaman yanındayım.
Gündüz güneşi'mle gece ay'ımla,
Kimsenin kucaklayamayacağı kadar
Kucakladım seni.
Bazen bir umut olmalıyım yüreğinde
Güzel yarınlarda gerçekleşmeyi bekleyen.
Sonra bir hayal düşüncelerinde,
Seni başka alemlere götüren.
Karanlık düşüncelerindeki
Son yaprak olmalıyım ben,
Hiç solmayan bir yaprak.
Seni yaşamalıyım duygularda,
Seni hissetmeliyim her nefes alışında.
Yağmur olup üstüne yağmalıyım,
Her damla benim sana olan sevgimdir.
Islanmalısın sevgi yağmurlarında.
Aydınlığın olmalıyım sonra,
Buğday sarısı güneşimle.
Kar'a kartanesi'ne ne dersin
Bembeyaz saf aşklar yaşamak için.
Ben senin vazgeçemediğin
Gökyüzün olmalıyım.
Ne sen beni unutmalısın,
Ne de ben sensiz evreni kucaklamalıyım.
Seni seviyorum demek
Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı.
Hiçbir zaman böylesine
Sevip sevilmemişti bu yürek.
Şimdi ben o güzeli seninle yaşıyorum,
Ve
Seni çok seviyorum.
Güzel sesine,şirin sözlerine,
İplik,iplik nakışlarda sen varsın..
Aşk kitabından kanunları okudum,
Madde madde satırında sen varsın.
Özsuyusun hayat denen şişenin,
Nedenisin kader ile neşenin,
Sevda cephesinde şehit düşenin,
Herzaman başucunda sen varsın..
Sıcaklığını hissettigim an gelir Bahar,
Yapraklarda yeşilliğin,çiçeklerde kokun var,
Yama yama olmuş kalbimdeki yaralar,
Sıra sıra dikilişinde sen varsın.....
Gelmek için yorulma,çok uzaklara,
Sen kendini benim kalbimde ara,
Umut güneşi beyaz bulutlara,
Het girip çıkışında sen varsın...
Bu satırları ben,buradan yazarken,
Aşkın içimde alev alev yanarken,
suC bu kafayla giderken,
Onun her kelimesinde Sen Varsın....
Çoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde
bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış,
taa dünyanın öbür ucunda.
Çok eski dedik ya,
o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş,
yağmur yağmadıkça.
Geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça.
Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış,
hayvanlar avlarlarmış, uçsuz bucaksız arazilerinden.
Sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,
ırmaktan alırlarmış.
Köyde herkes birbirini sever, sayarmış.
Köyde bir tek kişinin kalbinde öyle büyük bir sevgi
varmış ki, bütün köyünküne bedelmiş.
Dolun'un İntera'ya olan aşkıymış bu.
Kız, Dolun'u bilirmiş de tanımazmış yakından.
Dolun dayanamamış, bir gün gitmiş kızın yanına,
sormuş İntera'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini.
İntera demiş ki Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama
benim isteyenim çoktur, her gelen kişiden
aynı şeyi ister benim babam. Ancak babamın
bu isteğini yerine getiren benimle evlenir."
Dolun şaşırmış. "Sensin benim kalbimin sahibi."
diyerek başlamış sözüne "Senin dileğin benim için bir
emirdir, söyle isteğini hemen yapayım." demiş aşkına.
İntera demiş ki; "Bir çiçek vardır;
yaprakları gümüşten tomurcukları elmastan,
onu ister babam, benle evlenmek isteyenden".
Dolun, "Bekle beni" demiş İntera'ya,"Hemen
gidip getireyim o çiçeği ama nerededir yeri?"
İntera parmağıyla göstermiş akan ırmağı;
"işte bu ırmağın kaynağındadır der babam,
kırk gün yürümek gerekirmiş oraya varmak için
ama bir giden bir daha gelmedi şimdiye dek çünkü
oralar büyülüymüş derler, giden geri gelmezmiş
çünkü, buralardan çok daha güzelmiş oralar."
Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki,
bu dünyada?" demiş İntera'ya "Döneceğim o çiçekle,
döneceğim çünkü; seviyorum seni çünkü; sensiz
anlamı olmaz benim için o güzelliğin."
Dolun çıkmış yola sonra.
Kırk gün yürümüş ırmağın yanından. Hep
ne kadar sevdiğini düşünmüş İntera'yı yol boyunca.
Aklındaki İntera'ymış, tek amacı ise; o çiçek.
Kırkıncı gün kalkmış Dolun sabah erkenden,
yüzünü yıkamış ırmaktan,
anlamış çok yaklaştığını kaynağına
ırmağın suyunun serinliğinden.
Devam etmiş yoluna sonra. Biraz sonra varmış
kaynağa, bütün yeşilliklerle çevrili bir göl varmış
kaynakta, gölün ortasında bir adacık,
adacığın üstünde de o çiçek duruyormuş.
Anlamış İntera'nın anlattığı çiçek olduğunu, güzelliğinden.
Yüzmeye başlamış adaya doğru hemen.
Adaya çıkınca karşısında bir adam belirmiş Dolun'un.
Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni, koruyucusu
olduğu gibi, bende bu çiçeğin koruyucusuyum, eğer
almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demiş.
Dolun şaşkın ve de kararlı bir tonla
"Ben o çiçeği alacağım sonra aşkıma kavuşacağım."
demiş. "Hiç bir şey beni kararımdan çeviremez."
"O zaman beni biraz dinleyeceksin" demiş Salut...
"Sana neden koparmaman gerektiğini anlatacağım
eğer, hâlâ ikna olmazsan o zaman izin veririm
almana." Dolun ikna olmuş ve çökmüş
yoncaların üstüne, başlamış dinlemeye...
"Eğer, bir şeyi çok fazla istersen
ve engelin yoksa önünde onu alırsın.
Hayat da böyledir, insan engelleri aşarsa
yaşamına devam edebilir. Bu çiçek de
sadece yaşam için bir şeyler yapacaksan
engelleri kaldırır önünden çünkü; onun da bir görevi
var. Bu çiçek, sadece 28 gecede bir açar
yapraklarını ve döker parlayan tohumlarını göle,
bu sayede buradaki sular yükselir ve
ırmaktan taşar gider zamanla. Bu ırmak sayesinde
yaşar bu doğadaki yeşillikler, insanlar, hayvanlar."
demiş Salut. Dolun başlamış düşünmeye
eğer, çiçeği koparırsa kavuşacaktır sevdiğine
ama kuruyacaktır ırmakları bunun yanında.
Sonunda çiçeğin başına çöker kalır Dolun.
Gümüş yapraklarında kendini görür Dolun, çiçeğin.
Yanında İntera vardır ama niye mutsuzdur ikisi de.
Aslında kalbindeki tek endişeyi görür Dolun.
Zaman geçtikçe Dolun'un düşünceleri
yoğunlaşır kafasında. Mutsuzluğunu düşünür,
çiçeksiz, İntera'sız bir yaşam düşünür.
Koparamaz çiçeği günlerce Dolun,
artık yaşamaktan zevk almaz şekilde sadece
aşkını düşünerek beklemeye başlar olacakları.
Bir gece çiçek tohumlarını bırakırken göle
bir tomurcuk da Dolun'un
sertleşmiş kalbinin üstüne düşmüş,
aniden Dolun kalbindeki aşkının
büyüklüğü kadar kocaman bir taşa dönmüş,
taş o kadar büyükmüş ki, dünyaya sığmamış,
gökyüzüne yükselmiş ve Dünya ile dönmeye başlamış.
Böylece Ay olmuş Dolun'un kalbi Dünya'ya.
O günden sonra sadece 28 gecede bir göstermiş
Dolun kalbinin tüm yüzünü,
aşkının bütün parıltısını diğerlerine.
Sadece o gecelerde aydınlatmış Dünya'yı
aynı çiçek gibi...