seni sevmekle ilgili ciddi problemler yaşıyorum sevgilim
mesela iki kere üç kaç kere altı ederdi en fazla
gibi biraz
biraz obsesyonel
biraz alakasız
biraz k-a-r-ı-ş-ı-k
seni sevmekle ilgili ciddi endişelerim var sevgilim
gidecek gibisin
ve ben gidersen seni sevmeye devam etmeli miyim
beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastanın inatla atmaya devam eden kalbi gibi.
seni sevmek konusunda ciddi pişmanlıklarım var sevgilim
mesela bir çocuğu öldürüp kaza süsü vermek gibi
içimdeki çocuğu öldürdüğümü gördün, hadi ihbar et beni.
seni sevmek konusunda ciddi yanlışlarım var sevgilim
bi kalbin var ama ellerin yok senin
dişlerin beyaz ama alnın kapkara
fazla dürüstçe bunlar evet ama
bu şiirin küstağlığı, beni suçlama
seni sevmek konusunda ciddi planlarım var sevgilim
alev alev kırmızı yansa da kaburganda, durmayacağım mesela
bazen kazalar kurallardan doğar
parmaklarım gaz pedalında, midemde aptal bi heyecan
frene kustum az evvel galiba, beni bağışla.
seni sevmek konusunda ciddi bi inada sahibim sevgilim
gidecek gibisin besbelli,
gitmesen de biteceğiz hiç şüphesiz
ama
daima
çağ kapatırcasına
göğün ilk dilimini yer gibi bi tutkuyla
sevdayı ilk keşfeden insanmışım gibi bi gururla
sevecekmişim gibi ve bu şiirin esas adı çelişki.
seni sevmek konusunda ciddi bi merakım var sevgilim
merasiminde cenazenin, mirasının tasasına ilk kimin düşeceğini düşünen bi baba gibi
merak ediyorum;
omzunda nasıl uyunur ki senin?
seni sevmek konusunda ciddi şiirlerim var sevgilim
okursun diye kırmızı kadifeli sandıklarda biriktirdim
beyaz gömleğinle gel gitmeden evvel
zorlu bi leke gibi yapışacağım yakana
gidecek gibisin evet ama
bu şiirin hatrına, her bi harfi için yalnızca bir asır, benimle kal.
Seni sevmek evde bir şey unuttum sanarak yarı yoldan dönmek
Parmakları ustalıkla kesilmiş o eldivene dokunmak gibi seni sevmek
Seni sevmek, çıkmaz bir sokakta duvara karşı yürümek
Seni sevmek, rüzgâra üşüdüğünü hiç belli etmemek
Seni sevmek, üçüncü tekil eylemlerde en başı çekmek
Seni sevmek, Azrail’in haksız politikalarına direnç göstermek
Seni sevmek, bir ihtilaldir kendi içinde
Ölmemek ulan, şöyle adamca ölememektir seni sevmek!
Ben aslen Yürekzedeyim!
Şu aralar tüm his senetlerim düşüşte
Öyle ki sevgimin menkul kıymeti, eksilerle ifade ediliyor
Üstelik bir de, herkeslerce imtina edilen bir beddua
Vakitsizce peyda oluyor yezit dudaklarımda;
Tek hayali şarap olmak olan bir üzüm düşün
Bağ bozumlarında, elinin içine bakıyor onu seçmen için
Ne kadar da bana benziyor o haliyle
Ellerinden damıtılmak, damağında yıllanmak benim de düşüm!
Di’li geçmiş zaman olmalarından hemen önce ne de güzeldi gözlerin…
Ne çok oldu kirpiklerinin gölgesine uzanmayalı…
Göz kapaklarının ağırlaştığını hissetmeyeli, ne çok oldu.
Özgür’lükten daha tutkulu ne olabilir diye kendimi sorgularken, seni bulmuştum.
Senden konuşmak dil üzerinde jilet çevirmeye benziyordu çoğu kez…
Seni anlatmanın yüz değişik yolu vardı ki, yüzünün de sonu imkânsızlığa çıkardı.
Masallarımdan geriye kalanlar ne kadar şaşırtıcı bilseniz…
Şimdilerde Pinokyo’ nun burnunu kanatıyor yalanlar…
Alice yadırgamıyor artık iskambil kağıdı adamlarla yakıştırıldığında…
Gulliver başka ütopyalara alınmıyor pasaportsuz…
Pollyanna da vazgeçmiş hoşnutluk masalından…
Peter Pan korsan yayınlarla vurmuş voliyi…
Rapunzel prensi beklemeyi bırakıp ejderhayla işi pişirmiş en sonunda…
Donkişot beyaz bayrak sallıyor yel değirmenlerine…
Şimdilerde Sindrella saat ne zaman 12 yi gösterse intihara meyil ediyor…
İçlerinden bir Quasimodo değişmemiş sanki…
Hâlâ dünyanın yükünü taşıyor kamburunda…
Doktor, ben bugün tüm oyunlarımdan caydım anlıyor musunuz?
Sen giderken, tıpkı geçmişte olduğu gibi uyuyor numarası yaptım
Çocukluğumda birçok ebeveyn dayağını savuşturmuştum böyle
Olmadı bu kez, canımın acımasına engel olamadım...
Tüm aşklarda Juliet sıkıntısı yaşanırken, kelimelerimin ışıklarını kapatıp gidiyorum.
Bilsen seni nasıl sevdim…
Bunun için bütün kadınlardan özür diliyorum!
Hani film bittiğinde salonun ışıkları açılır ya
Bir gerçeğe dönüş
Bir bitmeseydi iyiydi hissi
Nasıl desem
Hani uzaktan kestirdiğin yere
Başkasının yerleşmesi gibi
Bi yarım
Bi kursakta kalış.
Unutmuştum, şiirden de anlamazdın sen gerçi
Gitmeseydin diyorum sevgilim
İyiydi...
Üzüldüğüm,
Özledigim doğru…
Ama hiç umutsuz olmadım.
Hep duaya tutundu kalbim.
Üstelik, derdim kadar derman ikram edenim var.
Bunu bilir buna tutunur yine ve yeniden gülümserim...
Elhamdulillah..
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Geçiyor.
Bir zamanlar uğruna dünyayı karşına alabileceğin insan, yabancılaşıyor sana..
Adım adım uzaklaşıyorsun..
Kör kalsa, yatalak olsa, bacaklarını kaybetse vazgeçmeyeceğin insanın buna hiç değmediğini farkediyorsun..
Bir an geliyor bir şeyler kırılıyor içinde. Bir şeyler dökülüyor..
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Ölmeye gidiyoruz diyerek ellerini tutsa, tereddütsüz gideceğin bu insanı hayretle izliyorsun..
Usul usul ağlıyorsun bir yerlerde, gidişine değil haketmeyişine..
Bir an geliyor, dayanamıyorsun.
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
İp kopuyor en sağlam yerinden.
En güvendiğin kişinin bıçak izi kalıyor sırtında..
Kelimelerle anlatılamayacak kadar sarsılıyor hayallerin.
Grileşiyorsun.
Oysa biraz umudun olsa,
Cinayet işlerdin uğruna.
Bu kadar çok düşmüş olmasaydın, daha güçlü kalkardın ayağa..
Biliyorsun.
Çaresi yok, en çok buna yanıyorsun.
Sonra ne oluyor biliyor musun ?
Anlıyorsun.
Korkuyorsun.
Öyle çok yormuş oluyor ki seni,
Ve öyle eksiltmiş,
Masumiyetine ateş edilmiş gibi hissediyorsun.
Kimse o'nu senin kadar sevemez.
Vazgeçerken,
En çok buna üzülüyorsun. . .
Tabiki en kötüsü de, bugün sevgili gibi içten ve candan ama yarın bir yabancı gibi soğuk ve ilgisiz bir insanı sevmek. Ki onlar; bir gün sizi güneş gibi sıcacık sararken, başka bir gün gece gibi karanlıklara atarlar. Bir gün duymak istediğiniz sözlerle ısıtırken, bir başka gün davranışlarıyla hayattan soğuturlar. Ve asla bilemezsiniz, o kişide ne anlam ifade ettiğinizi ve ne kadar yer işgal ettiğinizi. Yani demem o ki; böyle insanları da sevmeyin. Ne istediğini bilmeyen insanlardan yar olmaz, onlarla yarınlar olmaz.