Turkuaz81

Turkuaz81

Üye
05.03.2005
Onbaşı
822
Hakkında

  • @ZulkarNeyn adlı üyeden alıntı:
    Bence çok gereksiz bir şiir. Bu şiiri yazanın da dört dörtlük Müslüman oldugunu sanmıyorum. Niçin kendi yanlışlarını da anlattığı bir şiir yazmıyor hiç. Başkalarını eleştirmek her zaman daha kolay oldugu için mi acaba.

    Dışarıda o kadar açık seçiklik, flört adı altında zina varken eleştirecek birtek örtülü kadınları mı buldu. Açık gezenler daha mı iyi de bunların örtünme biçimini beğenmiyor. Bir kaide vardır :
    Birşeyi bütün bütün elde edemiyorsan tamamen bırakman da caiz değil. Eğer elinden daha iyisi geliyorsa onu yapsın. Ama başkalarını yaptıkları kadar aşağılıyorsa tıpkı bu şiiri yazan bağnaz kadar utanmaz olması lazım.
    Orijinali Göster...
    Bence çok gereksiz bir şiir. Bu şiiri yazanın da dört dörtlük Müslüman oldugunu sanmıyorum. Niçin kendi yanlışlarını da anlattığı bir şiir yazmıyor hiç. Başkalarını eleştirmek her zaman daha kolay oldugu için mi acaba.

    Dışarıda o kadar açık seçiklik, flört adı altında zina varken eleştirecek birtek örtülü kadınları mı buldu. Açık gezenler daha mı iyi de bunların örtünme biçimini beğenmiyor. Bir kaide vardır :
    Birşeyi bütün bütün elde edemiyorsan tamamen bırakman da caiz değil. Eğer elinden daha iyisi geliyorsa onu yapsın. Ama başkalarını yaptıkları kadar aşağılıyorsa tıpkı bu şiiri yazan bağnaz kadar utanmaz olması lazım.


    "....De ki:Hiç bilenle bilmeyen eşit olur mu? (Zümer suresi ayet 9)"
#22.09.2007 07:58 0 0 0
#22.09.2007 07:45 0 0 0
#22.09.2007 07:39 0 0 0
  • Çok masalsı olmuş ama güzel. Allah razı olsun. Paylaşımın için teşekkürler..
#22.09.2007 07:37 0 0 0
#21.09.2007 07:11 0 0 0
#19.09.2007 11:30 0 0 0
  • E book Listesi

    100_Deadliest_Karate_Moves.pdf
    22_WAYS_TO_KILL_A_MAN_WITH_YOUR_BARE_HANDS.pdf
    5_Bruce Lee - Chinese Gung Fu.pdf
    Aikido_The_Art_Of_Fighting_Without_Fighting.pdf
    Aikido_T_cnicas_De_Defensa_Personal.pdf
    Aiki_Jujitsu_Chart.pdf
    American_Combatatives_Co.pdf
    assasination.swf
    Mastering_The_Knife.pdf
    pressure points - military hand to hand.pdf
    Rigan[1].Machado.Essence.of.BJJ.pdf
    Secret_Of_The_Ninja.pdf
    Text Book of Close Combat.pdf
    Text_Book_of_Close_Combat.pdf
    US_Army_-_Pistol_Training_Guide.pdf
    yuz_okuma_sanati.pdf
    İstanbul efsaneleri.pdf

    1-gülse birsel-yolculuk nereye hemşerim.rar
    10-Orkun Uçar-Hayal Gücünün Komutanları.zip
    11-orkun uçar-metal fırtına.rar
    12-A.Cem Ersever-Üçgendeki Tezgah.rar
    13-Cem Ersever-Kürtler PKK ve A. Öcalan.rar
    2-gülse birsel-hala ciddiyim.rar
    3-Gulse Birsel - Gayet Ciddiyim.rar
    4-oktay sinanoğlu-Hedef Türkiye.rar
    5-oktay sinanoğiu-büyük uyanış.rar
    6-soner yalçın-efendi.rar
    7-soner yalçın-Erseverin İtirafları.rar
    8-soner yalçın&doğan yurdakul-pipo.rar
    9-soner yalçın-BECO.rar
    21-Can Dundar - Savasta Ne Yaptin Baba.rar
    22-duvar yazıları.rar
    23-Ahmet GÜLÜM-Dikkat Yazılı Var.rar
    24-Ahmet Hamdi Tanpınar-Huzur.rar
    25-Ali Hikmet Eren-Yagmura Icerden Bakmak.rar
    26-Aziz Nesin-Simdiki Cocuklar Harika.rar
    27-aziz nesin - memleketin birinde.rar
    28-denemeler.rar
    29-BEKİR ONUR-Gelisim Psikolojisi
    30-Bozkurt Guvenc-KULTURUN ABC SI.rar
    31-Ipek Ongun ve Gencler-Lutfen Beni Anla.rar
    32-Cocuk ve Ergen Gelisimi
    33-Dogan Cuceloglu-Insan Insana.rar
    34-YAHYA KEMAL BEYATLI-
    35-Emre Kongar-DEVRIM TARIHI VE TOPLUMBILIM
    36-ERDAL ATABEK-Kirmizi Isikta yurumek.rar
    37-Erdal Oz-Gulunun Soldugu Aksam.rar
    38-Fahir Armaoglu-20 INCI YUZYIL SIYASI
    39-Orhan Pamuk-Beyaz Kale.rar
    40-Fakir Baykurt-TIRPAN.rar
    41-Halil Koseler-GORME OZURLULERLE ILGILI
    42-İnci Aral-Ölü Erkek Kuşlar.rar
    43-KANADA YA NASIL GİDİLİR.rar
    44-ilham veren öyküler.rar
    45-AHMET Altan-İSYAN.rar
    46-Ahmet ALTAN-KILIÇ.rar
    47-Ahmet Altan-Aldatmak.rar
    48-ahmet altan-KRİSTAL DENİZALTI.rar
    49-yekta kopan - daha once tanismis miydik.rar
    50-PROGRAMLAMAYA GİRİŞ DERSLERİ.rar
    51-yelkenli gemilerin tarihi.rar
    52-MURATHAN MUNGAN-ÜÇ AYNALI KIRK ODA.rar
    53-Üstün DÖKMEN Küçük Şeyler.rar
    54-hababam sınıfı.rar
    55-TarihtenAlacagimizDerslerVardir.rar
    56-PinarTuren-Denedim.rar
    57-Gültekin AVCI - İstihbarat Teknikleri
    58-Orhan Veli Bütün Siirleri.rar
    59-Prof. Dr. TARIK Z. TUNAYA-hürriyet ilanı.rar
    60-Serdar Uyan-Usame bin Ladin.rar
    151-gılgamış destanı.rar
    152-Mehmet Kartal-Hayatım Harbiden Roman.rar
    153-mehmet kartal-SUÇUN PİÇİ.rar
    154-Leyla Navaro-BENİ DUYUYOR MUSUN.rar
    155-Mehmet in Kitabi.rar
    156-mehmet akif ersoy-ŞİİRLER.rar
    156-İlhan Selçuk-DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VURUN.rar
    157-Tuncay Özkan - Milli İstihbarat Teşkilatı
    158-süreyya ayçe-denizden gelen lezzet.rar
    159-ümit zileli- Vur Emri.rar
    160-ORHUN ABİDELERİ.rar
    161-ozge baykan-konusamayanadam.zip
    162-cemil tokpınar-sabah namazina nasil kalkılır
    163-dünden bugüne kapitilasyonlar.zip
    164-kureselisinma amerika yada kaos.zip
    165-reşat nuri güntekin-çalıkuşu.rar
    166-ugurmumcu-kazimkarabekiranlatiyorlit.zip
    167-fikra.rar
    168-BULMACA SÖZLÜĞÜ.zip
    169-anadolu medeniyetleri.rar
    170-felsefe akimlari.rar
    171-odtu-teknokentelkitabi-htm.zip
    171-trigonometri tarihi.rar

    / Biraz karışık oldu ama , fikir vermesi açısından..
#19.09.2007 07:22 0 0 0
  • Dursun Temel e sormus :
    - Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
    Temel : 100 tane yerim valla...
    Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi
    oruçsuz yersin...
    Bu espri Temel in acaip hosuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus
    - Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
    Cemal : 50 tane yerim ben...
    Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum...
#19.09.2007 06:57 0 0 0
#14.09.2007 11:49 0 0 0
  • Konu: Cemal Kutay
    Cemal Kutay ( Cemal Kutay Kimdir? - Cemal Kutay Hakkında )

    1909'da Konya'da doğan Kutay, orta öğrenimini Kadıköy Lisesi'nde tamamladı. Anadolu Ajansı'nda 1924-1928 yılları arasında muhabirlik, Hakimiyet-i Milliye'de İstihbarat Şefliği ve fıkra yazarlığı yapan Kutay, Konya'da Yeni Anadolu Gazetesi'ni ve Zaman Dergisi'ni, İstanbul'da Halk Gazetesi'ni, Millet Dergisi'ni çıkardı. Kutay, Pek çok gazete ve dergide özellikle tarihi konularda yazılar yazdı.
    4 Şubat 2006 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

    HABER

    Tarihçi-yazar Cemal Kutay öldü
    Hürriyet 5 Şubat 2006

    Tarihçi-yazar Cemal Kutay, dün İstanbul'da vefat etti. Marmara Üniversitesi Vakfı Academic Hospital'den yapılan yazılı açıklamada, bir süredir yaşlılığa bağlı çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle tedavi görmekte olan Cemal Kutay'ın, fenalaşarak gözetim altına alındığı hastanede bu akşam saat 21.17'de hayata gözlerini yumduğu bildirildi.

    Cemal Kutay'ın bir süredir Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Aktan gözetiminde tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, Kutay'ın, sağlık durumu ağırlaştığı için dün Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Academic Hospital'e kaldırıldığı kaydedildi.Academic Hospital Sorumlu Hekimi İç Hastalıkları Uzmanı Türkan Özer, Kutay'ın vefatına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    "Hastamız, bir süredir evinde yatarak pnömoni (zatürree) tedavisi görmekteydi. Artan şikayetleri ve böbrek yetmezliği nedeniyle dün (Cumartesi) saat 15.00 sıraları hastanemize yatırılarak 114 numaralı odamızda bakım altına alındı. Tıbbi müdahaleler sonuç vermedi. Başımız sağ olsun."

    HAKKINDA YAZILANLAR

    KU(Ü)RT TARİHÇİ
    Cemal. A. Kalyoncu
    Aksiyon 8 Eylül 2001 s.353

    Paşalar, valiler, bakanlar, büyükelçiler çıkarmış Fatin Rüştü Zorlu, Eşref Kuşçubaşı, Vasıf Çınar gibi birçok kişinin mensup olduğu Bedirhani aşiretinden olan 'ku(ü)rt' tarihçi Cemal Kutay, 183 kitap yazarak önemli bir rekora da imza atar

    Cemal Kutay, tarihin, eğitimini almamasına rağmen tarihçi diye anlatacağı birisi. O, tarihin içinden bulup çıkardığı veya ortaya attığı iddialarla da (Türkçe ibadet, Atatürk şamandı gibi) gündeme gelen bir kişilik. 2001 itibariyle yazdığı 183 kitapla belki bir dünya rekorunun da sahibi. Bazı kitaplarda doğum tarihi hicri takvimden miladi takvime dönüştürmedeki yanlışlıklardan dolayı 1906, 1907, 1912 yazsa da esasında 1909 yılında doğmuş olan 'ku(ü)rt' tarihçi Cemal Kutay, 90'ı aşmış yaşına rağmen gündemde yer edinecek konu bulmakta zorluk çekmeyen ve hayatını halen kalemle kazanan bir kişidir de.


    Dede Bedirhan Bey: asi mi vatansever mi ?

    Cemal Kutay, bir taraftan Kürt aşiret reisi Bedirhan Bey'in (bazı kitaplarda paşa olarak adlandırılmasına rağmen aslı beydir) üçüncü kuşaktan torunudur. Bir Kürt hanedanı olan Azizan hanedanından Abdullah Han'ın oğlu olan Bedirhan Bey, Cemal Kutay'ın anlattıklarına göre, 1827 Osmanlı—Rus harbine 20 bin atlı ile katılarak, Rus tarihlerinde bile o zaman Osmanlı'nın kazanılan tek zaferinin sahibi olarak gösterilmiş birisidir.

    Hıristiyan bir topluluk olan Nasruriler'i kılıçtan geçiren Bedirhan Bey, Osmanlı—Rus Harbinde gösterdiği başarıdan sonra Sultan Abdülmecit tarafından İstanbul'a davet edilir ve bugünkü Darüşşafaka binası oturmasına tahsis edilir, ardından Girit'e vali atanır. Sonrasında tekrar İstanbul'a gelir, hacca gittiğinde de vefat eder ve orada gömülür.

    Kutay, Bedirhan Bey'in dini konulardaki danışmanı Molla Abdülkavs'ın bugünkü İran'daki idareye benzer bir çizgide olduğunu belirterek Bedirhan Bey'in de buna yakın bir hayat sürdüğünü ifade ediyor.


    Tarih kitaplarına göre ise Tanzimat Fermanı'nın getirdiği yeniliklere karşı gelen, kendi adına para bastırarak hutbe okutan Bedirhan Bey, Babıali'nin Topal Osman Paşa kumandasında büyük bir ordu göndererek uzun bir çatışmadan sonra teslim aldığı, 1847'de ailesi ve yakınları ile birlikte İstanbul'a gönderilen birisidir. Ardından 20 yıla yakın Girit'in Kandiye kasabasında zorunlu ikamete tabi tutulur. Sonra affedilip İstanbul'a yerleşir. Oradan Şam'a gider ve ömrünü burada nihayetlendirir. (Osmanlılar Ansiklopedisi. YKY) Ancak Kutay, bunların gerçek olmadığını söylemektedir.

    Adıvar'dan Eşref Kuşçubaşı'na

    Bedirhan Bey, yaptığı evliliklerden 42 çocuk sahibi olduğundan, aşiret daha sonraki yıllarda bir çok valiler, paşalar çıkarır. Bedirhan Bey'in çocuklarından Şurayı Devlet Reisliği yapan Murat Bey, Galatasaray'da başkanlık yapan Tevfik Ali Çınar, Ali Şamil Paşa (İlk eşi Mahmure Hanım, Halide Edip Adıvar'ın üvey annesidir), Şam Valisi Salip Bey, Bedirhan Bey'in kardeşi Abdullah Bey'in oğlu, Atatürk'ün yakınında yer alarak Maarif Bakanlığı yapan ve eğitim alanında köklü ve sarsıcı değişikliklere imza atan Vasıf Çınar ailenin diğer fertleridir.


    Bedri Paşa ve Eşref Sencer Kuşçubaşı

    Yine aileden olan Bedri Paşa (Paşanın hanımı Teşkilat—ı Mahsusa'nın ilk lideri Eşref Kuşçubaşı'nın teyzesinin kızıdır) ise Suriye ve civarlarında ayaklanmalar olduğunda merkezi idarenin, ayaklanmaların bastırılması için aklına gelen ilk isimdir. Başbakan Adnan Menderes'le birlikte asılan Hasan Polatkan'ın dışındaki Fatin Rüştü Zorlu da aşiretin bir diğer üyesidir.

    Tahir Kutay

    Vasıf Bey, Atatürk'ün çok yakınında olduğundan Çınar soyadını ona Atatürk verir. Bedirhan Bey'in Hüseyin Kenan adlı oğlundan dünyaya gelen ve Cemal Kutay'ın da babası olan Tahir Bey ise, Kutay soyadını alır. Tahir Kutay birçok yerde görev yaptıktan sonra Konya'da, bugünkü Yargıtay'la askeri mahkeme arası bir derece olan İstinaf Ceza Mahkemeleri Reisliği görevi görür. Milli Mücadele'nin hemen başında da o zaman merkezi Sivas'ta olan Yargıtay (Mahkeme—i Temyiz) başkanlığı yapar. Konya'daki hukuk mektebinde ders verdiğinden, daha sonraki yıllarda Meclis İkinci Başkanlığı yapacak Tevfik Fikret Sılay, DP'nin kurucularından Refik Koraltan onun talebeleri arasında yer alacaktır.

    Tahir Kutay'ın Eşi

    Tahir Kutay, bugün Batı Trakya'da kalan Dimetokalı Miralay Mustafa Nuri Bey ile Fahrünisa Hanım'ın Nazire dışındaki kızı Süreyya Hanım'la evlenir.


    Tahir Kutay'ın Çocukları

    Tahir Kutay ile Süreyya Hanım'la evliliğinden yedi çocuk sahibi olur:

    1.Faika
    (Mehmet Şevki Yazman'la evlenir. DP döneminde Elazığ Milletveki ve Milli Müdafaa Encümeni Başkanlığı yapan Yazman'ın çocuklarından Tuncer Yazman, Türkiye'nin ilk petrol mühendislerinden biridir),

    2.Fahrünisa (O da Albay Suphi Akgün'le evlenir. Haşim İşcan'la dünür olan çiftin tek çocukları Ege Üniversitesi kurucularından ve Türkiye'nin ilk kalp cerrahlarından Prof. Dr. Sermet Akgün'dür),

    3.Fitnat (Atatürk'ün şahsi muhafızlarından ve Birinci dönem Van Milletvekili Hasan Sıddık Haydari ile birleştirir hayatını),

    4.Hayrünnisa (Konyalı tüccar Mustafa Öztermiyeci ile evlenir).

    Ailenin erkek çocukları ise

    5.Cemal,

    6.Kenan ve

    7.Abdi Kutay

    Aile o kadar geniştir ki, Galatasaray Başkanlığı da yapan Tevfik Ali Çınar, ailenin sicilini çıkarmak ister ama üstesinden gelemeyeceğini anlayınca vazgeçer. Cemal Kutay da denemek ister ama başaramayacağını farkedip konunun üzerine düşmez.


    Mevlevi Cemal Kutay

    İşte bu yedi çocuklu aşiret mensubu bir ailenin ferdi olan Cemal Kutay, 1909'ların Osmanlısında gözlerini dünyaya açar. Henüz on yaşlarında iken Mevlevi dergahında bulur kendini: "Velet Çelebi'den icazet aldım. Elini öptüm."

    Çocukluk Dönemi

    13 yaşında iken babasını kaybeden Cemal Kutay, eve destek olmak için tatillerinde Konya'da çıkmakta olan Babalık gazetesinde müsahhihlik yapar. Henüz 15 yaşlarındadır. 18'inde ise idadiyi (lise) bitirir: "Ben hiç akademik tahsil yapmadım. Zaten üniversiteye gitme imkanına sahip değildim. Çok çalışkan bir çocuktum. Gençlerin bir çok iptilaları bende yoktu. Sigara içmedim. Asla alkol tatmadım. Mümkün olduğu kadar kitap okudum. Şimdi ise gözlerim göremiyor."

    Hakimiyet-i Milliye Yılları

    1928 yılında iş aramak için, cebinde üç—dört gün yetecek para ile Ankara'ya doğru yola çıkan Kutay, Konya Milletvekilleri Naim Hazım Hoca ile Refik Koraltan'dan kendisine iş bulmalarını rica edecektir. Kahvehanede oturup çayını yudumlarken Atatürk'ün gazetesi (1934'te Ulus adını alacaktır) Hakimiyet—i Milliye'de bir ilan görür: "Musahhih aranıyor." Ve Stefan Zweig'ın Yıldızların Parladığı Anlar kitabındaki gibi, Kutay'ın yıldızı bu olayla parlamaya başlar: "Orada ve daha sonra büyük kıymetler tanıdım. Orada babama her Fatiha okuduğumda, bana gösterdiği alicenap alâka hâlâ gözlerimi yaşartan Falih Rıfkı Atay vardı.

    Ben hiç bir zaman kendime yetim bir çocuk diyemiyorum, çünkü Hakimiyet—i Milliye'de, ismi sade Beyefendi olarak geçen ve hakikaten beyefendi olan o devrin o büyük kalem sahibi Falih Rıfkı ile birlikte Ahmed Emin'inden (Yalman), Hüseyin Cahiti'nden (Yalçın) diyebilirim ki, Ankara Müftüsü olan ve Milli Mücadele'de Atatürk'ün çok istifade ettiği, —Atatürk'ün de cenaze namazını o kıldırdı— Şerafettin Yatkaya, Esat Sezai Sümbüllük, Mehmet Akif'in damadı Kur'an—ı Kerim'in en mükemmel tercümesini yapan Ömer Rıza Doğrul, Ahmet Hamdi Akseki, bu çok muhterem ve mübeccel insanların hemen hemen hepsini tanıdım, hepsinin ellerini öptüm, hepsinden feyiz aldım. O zamanın insanları büyük bir azim ve hoşgörüyle insan yetiştirmeye çalışıyorlardı. Sizin daha sonra sadece isimlerini hatırladığınız Abidin Daverler, Refik Halitler, Burhan Felekler benim ismini saydığım o büyük insanların ışıklarında yetiştiler. Ben o devri yaşadım.

    Türkiye'nin İtibarı

    İnanılmaz bir haysiyeti vardı Türkiye'nin. Batı Almanya İktisat Bakanı 1935'te Türkiye'ye geldiği zaman, lütfen inanın, bu reddedilmez belgede, devrin iktisat bakanına 'Dilediğiniz krediyi dilediğiniz şartlarda vermeye hazırız, çünkü sizin derlenip toparlanmanızda biz Birinci Dünya Harbi'nin kapattığı bir Avrupa Birliği'nin yeniden kuruluşunun ışığını görüyoruz' demişti."


    Mehtaplı gecelerde namaz

    — İslamiyeti yaşayabildiniz mi?
    "Tabii. Size söyleyeyim. Beş vakit falan değil fakat, —hâlâ sağlığım yerindedir, çok şükür, hâlâ rükü ve sücuda çok rahat intıbah edebilirim— çok ciddi söylüyorum 40—50 rekat namaz kıldığım olmuştur. Yani içimden gelirdi. Özellikle mehtaplı gecelerde."
    — Peki Arapça mı Türkçe mi?
    "Türkçesini de Arapçasını da rahat okurum. İkisinde de hiç sıkıntı çekmem."

    Bana şaman dediler

    Kutay'ın son zamanlarda ortaya sürdüğü bir konu daha vardır: "Bana şaman da dediler. Şamanlık bir kere din değil. Şamanlık doğrudan doğruya insanın doğasından kopup gelen bir histir. İnsan elleri ile yapılmış olan putlara tapması yerine tabiatın hakikaten insanı da düşünmeye sevkeden tek ve büyük yaradanın mevcudiyetine inandıran tecellilerine bağlı kalmayı aklın ve vicdanın gereği sayıyorum."

    Gazeteciliğin İlk Yılları

    Kutay, 1928'de girdiği Hakimiyet—i Milliye'de 1939'a kadar çalışır: "Sonra beni ayırdılar oradan. Bir sebebi yoktu." Daha önce Konya'da Yeni Anadolu isimli Anadolu'da ilk defa 8 sayfa, renkli başlıklı bir gazetenin kuruluşuna imza atan Kutay, İstanbul'a gelip Celal Bayar'ın büyük oğlu Refi Bayar'la Güneş isimli bir matbaa kurup Halk isimli bir gazete çıkarır iki yıl boyunca. Gündelik gazete tatmin etmeyince de Millet ve Hakka Doğru mecmualarını çıkarmaya başlar (1944—51).

    Cemal Kutay'ın Eşi

    Kutay o kadar yoğun çalışmaktadır ki, bu tempoda çalışırken evlenmeyi bile düşünmemektedir. Ancak ailesi, onu, 1944'te yine Rumelili, Yugoslavya göçmenlerinden olan ve Niğde'ye yerleşmiş Kamil—Nezahat çiftinin kızları Melahat (Günan) Hanım'la evlendirir. Beş çocuğu gelir dünyaya.

    Cemal Kutay'ın Çocukları

    1.Zeynep Sırma, yüksek maden mühendisi Erol Kuyaş'la,
    2.Ayşe Mine, Adnan Koca ile,
    3.Ömer Faruk, Prof. Dr. Sevil Kutay'la,
    4.Gazale Nilgün, yüksek inşaat mühendisi Mehmet Ciğeroğlu ile,
    5.Kardeşlerin en küçüğü İnci Kübra, tanınmış fotoğraf sanatçısı Muhlis Maçero ile evlenmiştir.

    Kutay'ın İlk Kitabı

    Bu arada ilk kitabı olan Selçuklu'dan Osmanlı'ya adında bir biyografi kitabını da 1935'te yayınlayan Cemal Kutay, Naşit Hakkı Uluğ'un idare müdürü olduğu zamanda, Ulus'ta çalışan herkesin CHP'ye girmesini zorunlu kılmasına rağmen bu dönemde bile siyasete bulaşmaz. Kutay, daha sonraki dönemde de siyasetten uzak duracaktır. 1952'de ise yeni bir yayın macerasına atılır: "Ne Ebüzziyazade Velid, ne Hüseyin Cahit, ne Ahmet Emin, hiç kimse böyle bir şeye girmemi istemediler. 'Sen deli misin?' dediler. Bin 800 abone temin edersem çıkaracağım. Bunun için 80 bin adrese bir açık mektup yazdım."

    Kutay, 1952'den 57 yılına kadar, tamamlandığında 12 bin sayfa ve 20 cilt olacak kronolojik değerler içerisinde fasikül fasikül bir tarih kitabı yayınlar (Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi).

    Kutay, Konya'daki Babalık'ta başlayan ve Hakimiyet—i Milliye ile devam eden basın hayatını Tan, Tanin, Son Telgraf gazetelerinde devam ettirir.

    İttihat ve Terakki Uzmanı

    Kutay, Son Posta'da 'İttihat ve Terakki nasıl çıktı, nasıl kuruldu, nasıl ayrıldı' adıyla 807 gün yayınladığı tefrika ile de bu alanda bir rekorun sahibi olur.

    Gazetecilik Yılları

    Hür Anadolu, Sedat Simavi'nin sahibi olduğu Yedigün de onun kalem oynattığı diğer basın kuruluşlarıdır: "Sedat Simavi, Hüseyin Cahit Yalçın'ın yazılarına, Faruk Nafiz Çamlıbel'in şiirlerine, Refik Halit Karay'ın hikayelerine 250 kuruş verirken bana 375 kuruş veriyordu.

    Biliyordu, iki kardeşimi İstanbul'da yüksek tahsil yaptırdığımı. O zamanki insanlar başkaydı. Türkiya'da (Kutay, özellikle Türkiya diyor) inanılmaz bir insan kıymeti enflasyonu var."

    Aktif gazeteciliği en son Tercüman'da yaptığı çalışmalarla noktalayan Cemal Kutay, 2001 tarihi itibariyle 183 kitap yayınlar.

    Önemli Bir Arşive Sahip

    Bugün Kadıköy'deki evinde, 1987'de kasıtlı olduğuna inandığı bir yangın geçirmesine rağmen Teşkilat—ı Mahsusa üzerine Mısır ve Türkiye'de araştırmalarını kitaplaştıran 'esrarengiz Amerikalı' Philip Stoddard'ı bile ziyaretine geldiğinde hayrete düşürecek arşive sahip (Eşref Kuşçubaşı'nın aşirete yakın olması arşivin elde edilmesinde etkili olmuş mudur bilinmez ama) olan Kutay, iki genç bayan yardımcısı sayesinde hayatını halen kaleminden kazanmaya devam ediyor: "Bütün hayatımı buna verdim. İsteseydim tasavvur edemeyeceğiniz kadar zengin olurdum. Benimkilerle kabil olmayacak kadar birikimler astronomik paralarla satıldı Amerikalılara. Bu Philip Stoddard da bunun için gelmişti."

    Fenerbahçeli

    Fenerbahçeli olan, fakat işin bu kadar materyalist boyut kazanmasından sonra üyelikten ayrılan, 'Hiç garipsemeyin bahçe işleriyle meşgul olmayı çok severdim' diyor.

    Fransızca, Arapça, Farsça bilir.

    Mason Değil

    Kutay, 'gizli—açık' hiç bir cemiyete de üye olmadığını söylemektedir: "Bir çokları bana mason derler. Büyük mason üstadları en büyük dostumdu, Mim Kemal Öke, İbrahim Necmi Dilmen, Besim Ömer Paşa. Bana teklif yaptıklarında durumu izah ettim, hepsi de bana hak verdiler ve üye olmadım o kuruluşlara."

    ESERLERİ

    · TÜRKİYE İSTİKLAL VE HÜRRİYET MÜCADELELERİ TARİHİ
    · TÜRK NEDİR, NE DEĞİLDİR? OSMANLI NEDİR, NE DEĞİLDİR?
    · ÜÇ DEVİRDE, İrfan ve Vicdanının Hasreti Millet ve Devletini arayan Adam : MEHMET ŞEREF AYKUT (1874-1939)
    · OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E SON YÜZYILIMIZDA BİR İNSANIMIZ : Hamidiye Kahramanı Milli Mücadele Zafer Devri Başbakanı HÜSEYİN RAUF ORBAY (1881-1964) Hayat Hatıraları
    · Etniki Eterya'dan Günümüze EGE'NİN TÜRK KALMA SAVAŞI
    · "Etniki Eterya'dan Günümüze EGE'NİN TÜRK KALMA SAVAŞI" kitabının ikinci ve sonuncu cildi : EGE'NİN KURTULUŞU
    · TÜRK-ALMAN TARİHİ KADER BAĞI TURKISCH DEUTSCHE GESCHICHTE Das Geminsame Srhirksal
    · KURTULUŞUN VE CUMHURİYET'İN MANEVİ MİMARLARI
    · YÜZ KIRK ÜÇ YILIN PERDE ARKASI ANAYASA KAVGASI VE NASIL BİR ANAYASA
    · ÜÇ DEVİRDEN HAKİKATLER
    · ÜÇ DEVİRDE BİR ADAM ( ALİ FETHİ OKYAR'IN HAYAT VE HATIRALARI 1880-1943)
    · TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ'NDE AMERİKA
    · SAM AMCA'YA MEKTUP VAR
    · ÇERKEZ ETEM DOSYASI
    · ATATÜRK DEVRİ EKONOMİSİ : CELAL BAYAR
    · BİR TÜRK'ÜN BİYOGRAFİSİ : CELAL BAYAR
    · BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
    · ÖRTÜLÜ TARİHİMİZ
    · SİSLİ TARİHİMİZ
    · TARİH KONUŞUYOR : ( 1-8 CİLT )
    · TARİH KONUŞUYOR II. (1-12 CİLT)
    · TARİH SOHBETLERİ 9 MÜSTAKİL KİTAP
    · CEMAL KUTAY KİTAPLIĞI VE TARİHSEVENLER KLUBÜ
    · SOHBETLER (16 KİTAP)
    · DÜNÜMÜZ, BUGÜNÜMÜZ, YARINIMIZ ÜZERİNDE SOHBETLER
    · GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK KİTAPLIĞI : 6 KİTAP
    · HÜKÜMETLERİ İÇİNDE AHLAK İÇİN MÜCADELE CUMHURİYET DEVRESİNDE SUİİSTİMALLER DİVANI ALİLER (YÜCE DİVAN) MECLİS TAHKİKATI
    TÜRKİYE İSTİKLAL VE HÜRRİYET MÜCADELELERİ TARİHİ
    20 ciltte büyük boy 12.840 sayfadır. Öncesi üzerinde bir özetten sonra, çağa ulaşma hareketinin başlangıcı 1839 TANZİMAT FERMANI'ndan, ATATÜRK'ün aramızdan ayrılmasına kadar devrenin olayları, aynı tarih kesitleri içinde dünya hadiseleri, olaylara etken anılar, yaşamı kucaklayan temel mevzular üzerine çerçeveli müstakil bölümler kişi ve olay resimleri, gravürler.... İlk cildin çıkış yılı 1957 mart ayı. Yirminci cildin çıkış yılı Ocak 1962. Kronolojik akış içinde belgesel bir tarih olma yapısı yanında sosyo ekonomik yaşantıyı da tespitlemiş kişi ve toplum hayatını sergilemiş orijinal bir emektir.
    TÜRK NEDİR, NE DEĞİLDİR? OSMANLI NEDİR, NE DEĞİLDİR?
    Ne nedir, ne ne değildir sorusunun 100 kitap olarak tasarlanmış serisinin ilk kitabı, 1986'da 231 sayfa olarak yayımlandı.İlk bölümle ilgili temel olaylar, Türk dünyası ve Osmanlı'ya devlet adını vermiş olaylar, oluşlar, sonuçlar, zaman kesitleri içinde şahıslar ve hadiselerle ilgili resimler, gravürler.
    ÜÇ DEVİRDE, İrfan ve Vicdanının Hasreti Millet ve Devletini arayan Adam : MEHMET ŞEREF AYKUT (1874-1939)
    Sultan Hamit, Meşrutiyet, Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yılları devirlerinin, çok temel olayda doğrudan/dolaylı etkisi olmuş, fikir ve siyaset sahasında tanınmış bir şahsiyetin hayat ve anıları...Cesur, kanaat sahibi, düşünceleri yolunda ödün vermez, zamanımızda benzerlerine rastlanmayan kişilik sahibinin meraklı, ibretli, bugünlere/yarınlara uzanan macerası. Belgeler-resimleriyle. 390 sayfa.

    OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E SON YÜZYILIMIZDA BİR İNSANIMIZ : Hamidiye Kahramanı Milli Mücadele Zafer Devri Başbakanı HÜSEYİN RAUF ORBAY (1881-1964) Hayat Hatıraları
    618+683+828+799+691 sayfalık ayrı kapaklar içinde 5 cilt olarak yekun 3579 sayfadır. Osmanlı'nın son yüzyılında, Milli mücadele ve Cumhuriyet'in ilk senelerinin, oradan Rauf Orbay'ın II.Dünya Harbi Londra Büyükelçiliği yıllarında sisler içindeki çok temel mevzuyu aydınlığa çıkartan açıklamalardır. Belge yapısında yüzlerce fotoğraf, ayrıca kişisel anekdotlar, o tarih kesitindeki dünya durumu beraber anlatılıyor.

    Etniki Eterya'dan Günümüze EGE'NİN TÜRK KALMA SAVAŞI
    Etniki Eterya/Efsane adam : Tepedelenli Ali Paşa/Fenerli Rum Beylerinin ihaneti/Fener Patrikhanesi Rus Çarlığı'nın himayesinde/Yunan ayaklanması/Farklı iki kavim : Rumlar ve Yunanlılar/Rumların saraydaki müttefiki/Yunan istiklali/Kırım savaşında yenilgiyi hazmedemeyen Rus çarlığı'nın intiharı/ Megola Idea'nın ikinci safhası : Girit isyanı /Etniki Eterya "Enosis" yolunda/ Rum Yunan lobisinin Amerika'daki ilk günleri/Türk ordusu Atina yolunda/Girit'e muhtariyet/Girit Yunanistan'la birleşiyor/Balkan savaşı/Gizli rapor/Osmanlı meclisindeki Rum mebuslar ayrı grup kuruyor/Ege'de Rumlar'dan boşalan yerlere "Evlad-ı fatihan" yerleştiriliyor./15 mayıs 1919'dan 23 Nisan 1920'ye kadar on bir ay sekiz günlük yokluklarla örülü sahipsiz günlerde EGE, varını yoğunu seferber etmiş, sadece kendisini değil,ardındaki vatan topraklarını da zalim ve insafsız istilacıya karşı savunmuştu. Bu günler ve yarınlarda Türk Yunan ilişkilerini karşımızdakilerce malum ; bizce mechul iç yapısını sergileyen araştırma. İlk baskı 1980 yılında, 447 sayfa. resimlerle-belgelerle.
    "Etniki Eterya'dan Günümüze EGE'NİN TÜRK KALMA SAVAŞI" kitabının ikinci ve sonuncu cildi : EGE'NİN KURTULUŞU
    Milli Mücadele'nin ilk günlerinden başlayarak 18 eylül 1922'de, başkumandan Gazi Mustafa Kemal'in, "Vatanın aziz toprakları şu anda istilacı düşmandan temizlenmiştir" müjdesine kadar geçmiş buhran günlerinin kronolojisi, olayları, sonuçları. İlk baskı 1981 yılı 201 sayfa.
    TÜRK-ALMAN TARİHİ KADER BAĞI TURKISCH DEUTSCHE GESCHICHTE Das Geminsame Srhirksal
    Uzun bir geçmişi olan Türk-Alman ilişkilerini tarih aynasında ilkinden günümüze temel olaylar/kişiler/sonuçlarıyla sergileyen emek. Bir özellik olarak sayfalarda bir sütun Türkçe; karşı sütun Almanca veriliyor. Büyük bölümü ilk defa yayımlanan gravür ve belgelerle büyük boy 88 sayfa. İlk yayın tarihi 1986.

    KURTULUŞUN VE CUMHURİYET'İN MANEVİ MİMARLARI
    Türk Milli mücadelesinin görünürde zafer ümidinin zafer ümidi olmayan ağır şartları altında, Türk insanında İstiklal haysiyeti azminin alevlendirmiş himmeti tarihi... İşgal altındaki İstanbul'da padişah ve Babıali'nin Anadolu'da uyanmaya başlamış karşı koyma hareketini bastırmak için yayınladıkları FETVA (DİN BUYRUĞU)'ya karşı, Anadolu ulemasının karşı çıkışını olaylarıyla birlikte sergileyen emek. Milli mücadele zaferinin fikir/maneviyat yapısı. Cumhuriyet'in 50. yılı 1973'de Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayını olarak 552 sayfada yayınlanmıştır.

    YÜZ KIRK ÜÇ YILIN PERDE ARKASI ANAYASA KAVGASI VE NASIL BİR ANAYASA
    Yürürlükteki 1982 Anayasası'nın hazırlığı günlerinde, Osmanlı'nın ilk kanunu esasisi 1876'dan başlayarak, II.Meşrutiyet Milli Mücadele, 1924 ve daha sonraki anayasaların fikir yapıları, getirdikleri çok partili siyasi hayata girişten sonra vukua gelmiş üç askeri müdahalenin kendi felsefeleri içindeki Anayasa değişikliklerinin karşılaştırılması. Günümüzdeki Anayasa'dan beklenen sonuçların iç yapısı ve de ülkenin 1998-1876= 122 yıllık ANAYASALI YAŞAM tecrübesinin ortaya koyduğu gerçekler. 1982 yıl, 368 sayfa.

    ÜÇ DEVİRDEN HAKİKATLER
    Cumhuriyetimizin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın yaşamının 100. yılı dolayısıyla hayat ve hatıraları yanında bu uzun sürenin temel olaylarını derleyen araştırma. "Dünyada en uzun süre yaşamış" devlet reisi olma rekoruna sahip Celal Bayar'ın şahidi olduğu Sultan Hamit'in son devri II.Meşrutiyet'in ilan eden mücadeleler, II.Meşrutiyet'in ilanı, 1908-1918 II.Meşrutiyet'in olayları, rejim değişikliğine imkan vermiş İttihat ve Terakki'nin iç yapısı, odevrin ÜÇ PAŞASI'nın tek sivil şahsiyeti MEHMET TALAT PAŞA'nın memleketi terketmeye mecbur kalıp son günlerini geçirdiği Berlin gurbetindeki hatıraları içindedir. Üç ciltlik kitap, bu arada, o devrin şahsiyetlerini, perde arkası olayları sergilemektedir. Bunlar kavrandıktan sonra, günümüz hadiselerine bir başka ölçü içinde bakmaya mecbur olduğunuzu düşüneceksiniz.

    ÜÇ DEVİRDE BİR ADAM ( ALİ FETHİ OKYAR'IN HAYAT VE HATIRALARI 1880-1943)
    Ülkemiz, 1900-1923 arasına Osmanlı monarşisi'nin son sekiz yılını, II:Meşrutiyet'in 10 yılını ve de Milli Mücadele'yle Cumhuriyet'in ilanı gibi üç ayrı rejimi sığdırmıştır. Üç ayrı zihniyet ve benimseyişi bir yüzyılın dörtte birinde toplayabilmiş olaylar içinde çok nadir şahsiyet üç ayrı sistemde söz ve emek sahibi olabilmişlerdir. Asker kökenli Ali Fethi Okyar bunlardan biridir. Meşrutiyet'in ilan ve ve beyannamesini o yazmış, tahtından indirilen Sultan Hamit'i Selanik'e o götürmüş, mütareke kabinesinde dahiliye nazırı Milli Mücadele'de meclis reisi ve başvekil Cumhuriyet'te başbakan ve serbest "Laik Cumhuriyet" fırkasının kurucusu olmuştur. Bu sebeple ÜÇ DEVİRDE BİR ADAM başlığı altında toplanmış hayat ve hatıraları 1980 senesinde 606 sayfalık bir cilt halinde yayınlanmıştır.

    TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ'NDE AMERİKA
    "Denilebilir ki , yüzyılımızda hiç bir gizli konuşma, 20-22 Eylül 1919 arasında Sivas'ta bir tarafta Mustafa Kemal ATATÜRK ve Hüseyin Rauf ORBAY ile öte tarafta Amerikan generali James G. HARBORD arasındaki gizli görüşme kadar olayların akışını değiştirmemiştir." Bu açıklama ile yapılan ve açıklama ile başlayan 211 sayfalık kitapta BÜYÜK ERMENİSTAN girişiminin sonu, Amerika'nın Milli Mücadele ve sonrasındaki tutumu belge ve fotoğraflarıyla açıklanmaktadır. 1979 senesinde yayınlanmıştır.
    SAM AMCA'YA MEKTUP VAR
    KORE savaşından sonra Amerika, Türkiye üzerindeki siyasetinde temelden değişiklikler yapmayı tercih etti. Günümüzde de bu yol üzerinde gözükmektedir. MARŞAL PLANI adı altında II.Dünya Harbi'nden dertli çıkmış ülkelere ekonomik kalkınmaları için yapılan yardımdan Türkiye de faydalandırıldı : haksızlıklar ve çelişkiler içinde... Bu kitapçıkta rakamlar ve gerçekler sıralanarak SAM AMCA'dan hakikatleri görmesi isteniyor. Yıl 1955 , 48 sayfa.

    ÇERKEZ ETEM DOSYASI
    Milli Mücadele'de öncekiler ve sonrakiler çekişmesinin tipik örneği... Önceleri kahraman, daha sonra hain sayılan aynı kişinin, sislere itilmiş olayların aydınlığında gerçek yüzü...Aradan uzun zaman geçmiş ve görünürdeki sonucun ardındaki hakikatleri açıklayan belgeler ve kronolojiye dayalı araştırma. İki cilt bir arada 400+392= 792 sayfa 9. baskı 1995.

    ATATÜRK DEVRİ EKONOMİSİ : CELAL BAYAR
    Memleket adına bugün konuştuğumuz ne varsa hepsinin temeli Cumhuriyet'le atılmış ve ATATÜRK'ün 15 Çankaya yılında şekillenmiştir. Bu emekte bazı vatandaşlarımızın adı ÖNDE dir. ATATÜRK'ün aramızdan ayrılmasından sonra hükümet değişikliği olmuş, Celal Bayar başbakanlıktan ayrılmıştır. Bu ayrılış 14 Mayıs 1950 seçimlerine kadar sürmüş ve bu seçimler sonunda Celal Bayar'ın 10 yıl sürecek cumhurbaşkanlığı günleri gelmiştir. ATATÜRK devrinin millet ve ülke hayatındaki derin ve devamlı izlerinin SANAYİLEŞME olduğu kesindir. Dah sonra takip edilen siyasetler içinde o günlere ait gerçekler ya saptırılmış ya da unutulmuştur. Sanayileşme hareketinin başladığı 1932 Eylül'ünden başlayarak son emeklerinin sonuçlarının alındığı 1939'a kadar zaman kesiti içinde , ne o gün ne bugün hiç bir kaynakta bulunmayan belgeler ve açıklamaları 4 ciltte 1808 sayfada topladım.

    BİR TÜRK'ÜN BİYOGRAFİSİ : CELAL BAYAR
    Cumhuriyet devrinde İLK sivil başbakan ve yine, İLK sivil cumhurbaşkanı olarak, bu arada Milli Mücadele'de Akhisar cephesini kurmuş ve kumandanlığını yapmış özelliğiyle de cephe kumandanlarına tanınmış hakların sahibi bulunması, çok genç yaşında tecrübelilerin yerlerinde başarı göstermesi hususiyetleri içinde Türkiye'nin 3. cumhurbaşkanının Çankaya'ya çıkışına kadar yaşantısı bu kitabın içindedir. O güne kadarki hayatının "Sade bir Türk insanı" olabilmesinin dikkate değer tekdüzeliği içinde ilk baskısı 1949 yılı, 121 sayfa.

    BİLİNMEYEN TARİHİMİZ
    Osmanlı'da tarih yazmak "VAK-A NÜVİS= OLAYLARI SIRALAYAN" adı verilmiş kişilerin ödeviydi. Bu uğraşıyı meslek olarak benimseyenler daha çok sonradır Bu sebeple de devlet ve ülkenin yapısı çok zaman yabancı kaynaklardan derlendi. Bu şartlar içinde de Tanzimat öncesi 1839'a kadar olan yaşam çok tarafıyla sisler içinde kaldı. Belki de bu nedenle "BİLİNMEYEN TARİHİMİZ" olarak I.'si 512, II.'si 480, III.'sü 480, IV:'sü 480 sayfa olarak ve de gerçekten BİLİNMEYEN tarih olaylarını 1952 sayfada verdim. Her cilt tamamen müstakil, ayrı bölümleri resimler, gravürler, belgeleri ile birlikte sergilemektedir. Olaylarla ilgili ve her biri ele alınmış konulara başka ufuktan bakan fıkralar ve hatıralarla geçmişi mümkün olduğunca asıl yapısıyla yaşıyoruz. İlk cildin çıkışı 1974 Mart ayında, 4. cildin çıkışı 1975 Mart ayındadır.

    ÖRTÜLÜ TARİHİMİZ
    Zaman geçtikçe ve de daha çok değişen zamanın getirdikleri bilmeceleştikçe tarihin sislenmesi veya unutulmuş olaylarının boşluğu daha derinden hissediliyor. Bunlar birbirini kovaladığı müddetçe , belli bir noktada durmak, onları ele almak ihtiyacını duyuyorsunuz. Bu duyguyla ve de BİLİNMEYEN TARİHİMİZ'in gördüğü alakaya yeni bir hizmet eklemek arzusuyla ilk cildi 1975 Eylülünde 616, ikinci cildi 1975 Ekim ayında 640 sayfa olarak 1256 sayfada iki cilt olarak yayınlanmıştır. Başka kaynaklarda mümkün olduğu kadar yer almamış bakir konuları kucaklamış olarak...

    SİSLİ TARİHİMİZ
    Siyasi rejimlerin özgürlük üzerinde, özellikle fikir hürriyeti konusunda hoşgörülerinin temel mikyası tarih sahasında toleranslarıdır. Ben bu gerçeği, uzun meslek hayatımda yaşadım. BİLİNMEYEN TARİHİMİZ VE ÖRTÜLÜ TARİHİMİZ'den sonra iki cilt olarak SİSLİ TARİHİMİZ'i yayınladım. Ele aldığım her mevzuun o günlere kadar değinilmemiş olmasının dikkati içinde yine iki cilt olarak yayınlanmış SİSLİ TARİHİMİZ'in ilk sayısını 336 sayfa, ikinci cilt 1977 Şubat ayında 303 sayfa olarak 1976 Aralık ayında çıktı. Kitapçı vitrinlerine koyulmayan, bayilere verilmeyen böylelikle klasik ve bilinen anlamda yayınlanmış sayılmayan bu kitaplar da sadece abonelere gönderildi ve kısa zamanda tükendi.

    TARİH KONUŞUYOR : ( 1-8 CİLT )
    TARİHİ KONUŞTURMA'nın ne ölçüde zor, külfetli, sorumlu, çetin bir emek olduğu gerçeğinin içinde yoğruldum : yirmisinden doksanına kadar!...Yani yetmiş yıl...Bu gerçek içinde her biri büyük boy 502 sayfalık SEKİZ cilt verebilmiş olmamın TARİHİ KONUŞTURMAK'tan çekinmemiş ve irkilmemiş olmanın kanıtı sayacağınızı ümit ediyorum. Bugün çok ailenin kitaplıklarında ayrıcalık yeri olmasının huzuru içindeyim. İlk cildi Şubat 1964'te, Ercan Matbaası'nda ilk baskı 15000 ikinci baskı 2500 olarak basılmış, abonelerine gönderilmiş 8. cilt, 1968 Şubat'ında yayınlandı ve toplam 4072 sayfaya ulaşmış olmanın hizmet zirvesine erişmenin huzuru ile veda etti.

    TARİH KONUŞUYOR II. (1-12 CİLT)
    Taşıdığı ismin cazibesiyle ve ona layık olabilmiş olmanın huzuru içinde YİNE TARİH KONUŞUYOR adı altında 12 kitap yayınladım : ciltli, aynı boy ve her biri 320 sayfa olarak... Bu 12 kitabın her biri, bir vicdan rahatlığıyla söylüyorum, o zamana kadar ele alınmamış bakir hakikatleri kucaklıyordu. Taşıdıkları adlar ve kısa konuları şöyle:
    1-ANAVATANDA SON BEŞ OSMANLI TÜRKÜ : I.Dünya Harbi'nde Teşkilatı Mahsusa Reisi Eşref Sencer Kuşçubaşı'nın yönetiminde konusunda deneyimli 5 gerillanın Hindistan'da gizlice PAMİR yaylasını aşıp doğu Türkistan üzerinden TÜRK ANAVATANINA girerek Ruslara karşı (istilacı Ruslara karşı) YEDİSU ayaklandırma girişimleri. 1962 yılı 320 sayfa.
    2-I.DÜNYA HARBİ'NDE TEŞKİLATI MAHSUSA VE HAYBER'DE BİR TÜRK GENCİ : I.Dünya Harbi'nde Arap Yarımadası'ndaki ayaklanma hareketleri ve İslam Peygamberi'nin HAYBER'deki müşriklere karşı savaşından 1299 sene sonra aynı yerde asi ve düşmanla birlik Araplara karşı savaşın ibretli hikayesi. 1962 senesi Eylül ayı, 320 sayfa.
    3-VİYANA KAPILARINDAN DÖNÜŞ VE OSMAN AĞA'NIN ÇİLESİ : 1683 II.Viyana Kuşatması bozgunundan sonra esir bir Yeniçeri leventinin ilgiyle okunmaya değer günlüğü. 1962 Ekim ayı, 320 sayfa.
    4- 1913'TE GARBI TRAKYA'DA İLK TÜRK CUMHURİYETİ : Balkan Harbi'nin facialı günlerinde Çatalca önlerine gelmiş Bulgar ordusuna karşı, esas kuvvetini Harbiyelilerin teşkil ettiği savunma önünde bozguna uğrayan düşmanı kovalayarak Edirne'yi kurtaranların Garbi Trakya'ya geçip, orada kuruluş tamlığı içinde "Garbi Trakya Hükümeti Muvakkatesi" (geçici hükümetini) kurmaları ve müstakil bir devlet haline getirmiş olmaları. 1962/Aralık, 320 sayfa.
    5- II.DÜNYA HARBİ'NDE BELGRAD'I KURTARAN TÜRK : Ancak II.Dünya Harbi'nin tamamlanmasından sonra İngiltere Hükümeti tarafından vatandaşımız Saffet Lütfi Tozan'a harp içinde Almanlar'ın Belgrad'ı havadan yerle bir etme planlarını öğrenerek İngiliz-Amerikan makamlarını haberdar etmesiyle önlenebilmiş hadisenin şükranı olarak kendisine verilen O.B.E. nişanı töreni dolayısıyla öğrenilen olayın baştan sona meraklı, ibretli, filmlere mevzu hikayesi. 1963 Şubat, 320 sayfa.
    6- TRABLUSGARP'TA BİR AVUÇ KAHRAMAN : İtalyanlar 1911 Eylül'ünde yirmi dört saatlik bir ültimatomla Trablusgarp (Libya) kıyılarına kuvvetli donanmalarının yardımıyla asker çıkardılar. Donanmamız Marmara'yı dahi aşacak kudrette değildi. Bir avuç kurmay Mısır üzerinden Libya'ya girdiler Şeyh SÜNNUSİ'nin yardımıyla İtalyanları donanmaların ateş sahası bitiminde durdurdular. Balkan Savaşı'na kadar başarıyla bu toprakları korudular. Öyle ki iki yıl sonra Alman denizaltılarıyla bu kıyıya çıkan yine bir avuç subay kendilerinden öncekilerin başarılarını savaş sonuna kadar sürdürdüler. Enver, Mustafa Kemal, Fuat, Nuri, Ali Fethi, Eşref ve diğer öncülerin başarılarını devam ettirdiler. Bu günlere ibret belgeler, fotoğraflar ve olaylarla. 1963 / Mayıs, 320 sayfa.
    7-NECİD ÇÖLLERİNDE MEHMET AKİF : İttihat ve Terakki'nin kendisinden öncekilerin yoluna devam ederek yeni bir deneme yaptığı İttihatı islam girişiminin 1916'daki denemesi...Aralarında İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif'in de bulunduğu, her meslekten seçkin insanların Arap yarımadası'ndaki maceralı yolculuğu. Yine bugünlerimizde yarınlarımız için ışık saymamız gereken sisler içine itilmiş maceralardan bir demet. 1963 / Temmuz, 320 sayfa.
    8- MİLLİ MÜCADELE'DE ÖNCEKİLER VE SONRAKİLER : Birinci Dünya Harbi'nin sonlarına doğru yenilgi kesinleşince hükümet Anadolu'nun bağrında gerilla savaşları için bazı planlar hazırlamıştı.MONDROS'tan sonra işgaller başlayınca bazı noktalarda yerel karşı koymalar başladı.ATATÜRK'ün Samsun'a çıkmasından sonra bu karşı koymalar belli gayeler çerçevesinde düzenlendi. İstanbul'un resmi işgali 16 Mart 1920'den sonra Ankara'ya akın oldu. ÖNCEKİLER'le SONRAKİLER arasında bir hiyerarşi çekişmesi başladı. Üç kitap olarak tasarladığım açıklamaları ilk kitapta derlemeyi tercih ettim. İlgiyle okunmaya değer sanıyorum. 1963 / Eylül, 320 sayfa.
    9- SİYASİ MAHKUMLAR ADASI MALTA : İstanbul'un işgalinden sonra İngilizler'in asker/sivil, Ankara'yı yetişmiş insandan yoksun bırakmak için mahkeme kararı olmadan köhne yük gemilerine doldurarak bir sürgünler adası haline getirdikleri MALTA'da Rodos şövalyelerinden kalan kışlalara doldurdukları insanlarımızın Sakarya zaferi sonuna kadar sürmüş çileli macerası...1963/ Kasım, 320 sayfa.
    10- PRENS SABAHATTİN BEY, SULTAN II. ABDÜLHAMİT, İTTİHAT VE TERAKKİ: O kargaşa devrinin, siyahla/beyaz, yaşla/kuru, sıcakla/soğuk, çelişkileri içindeki fikir/olay odaklarının karşılaştığı o kargaşa ve yol arayış günlerinden bir kesitin kendi aralarında, birbirlerine karşı çekişmesi. 1964/ Ocak, 320 sayfa.

    ÜÇ PAŞALAR KAVGASI
    İttihat ve Terakki'nin ünlü ÜÇ PAŞA'sının ikisi asker biri sivildi. Askerler Meşrutiyet'in ilanından önce kaymakam (yarbay) rütbesinde olan Ahmet Cemal Paşa ve binbaşı rütbesindeki Enver Paşa, sivil de o zamanki BEY olan Talat Paşa...Görünürde ancak kişisel tutumları dolayısıyla kulaklara fısıldanan farklılıkların yanında kafa ve gaye terkipleri arasında da ayrılıklar vardı. Kitap bunları inceliyor. 1964/ Mart, 320 sayfa.

    LAWRENS'A KARŞI KUŞÇUBAŞI
    Elinizdeki kitabın son bölümünde çekişmelerinin bir safhasını gördüğünüz Osmanlı İmparatorluğu Teşkilatı Mahsusa Reisi Eşref Sencer Kuşçubaşı ile ünlü İngiliz casusu Lawrens ile arasındaki kovalamacanın meraklı öyküsü...İki tarafın kuvvet ve zayıflıklarını gizli didişmeler arasında düşündürücü ibret tabloları halinde sergileyen olaylar. 1965 / Temmuz, 320 sayfa.

    TARİH SOHBETLERİ 9 MÜSTAKİL KİTAP
    İlki 1966 yılının Nisan ayında 9.'su Ağustos 1968'de yayınlandı. Her biri 320 sayfa olarak toplam 2880 sayfaya ulaştı. Bu arada bir yabancı araştırmanın sonucunu hatırlatmak istiyorum : Komşu ülkelerin birinde hükümet reisliği yapmış, İstanbul Mülkiye Mektebi ( Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunu bir zat, dokuz kitap üstünde dikkatli bir tetkikten sonra : "Ele alınacak ne kadar bakir bilgi varmış ki iki yıl belli aralıklarla yayınlanmış bu dokuz kita adı altında yayınladılar. Bu 12 kitap da 280'er sayfa olarak yayınlandı. İsimleri şunlardı :pta bir mevzu tekrarına şahit olmadım. Bildiğimizi zannettiğimiz bahisler üzerinde bu kadar otantik belgeyi nereden buldunuz?" sorusunu yöneltmişti. Bu kitaplarım da öncekiler gibi bayilere ve kitapçılara verilmemişti.

    CEMAL KUTAY KİTAPLIĞI VE TARİHSEVENLER KLUBÜ:
    Bu arada 1977'de iki yakın dost ısrarla aranan kitaplarımdan bir böümünü "CEMAL KUTAY KİTAPLIĞI VE TARİHSEVENLER KLUBÜ" adı altında yayınlandılar. Bu 12 kitap da 280'er sayfa olarak yayınlandı. İsimleri şunlardı ve aldıkları adlar konularını açıklıyordu:
    · 31 MART İHTİLALİNDE SULTAN HAMİT
    · MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİ
    · ŞEHİT TACİDARLAR
    · İSTİKLAL SAVAŞI'NIN MANEVİYAT ORDUSU (2 cilt)
    · AVRUPA'DA SULTAN AZİZ
    · ÜÇ PAŞALAR KAVGASI
    · NECİD ÇÖLLERİNDE MEHMET AKİF
    · SİYASAL SÜRGÜNLER ADASI MALTA
    · BELGRAD'I KURTARAN TÜRK
    · TRABLUSGARP'TA BİR AVUÇ KAHRAMAN
    · LAWRENS'A KARŞI KUŞÇUBAŞI
    SOHBETLER (16 KİTAP)
    !.'si Aralık 1968'de 16.'sı Mart 1970'te çıkmış olan sohbetler'in 3328 sayfalık kalın hacmiyle tarih edebiyatımıza yeni bir yol olduğu söylenebilir. Batı'da çok yaygın ve tercih edilmiş "CEP KİTAPLARI" tarzını her ay ayrı ve müstakil mevzularda birer kitap vermek suretiyle başarıyla tamamlamış SOHBETLER'in kapak altında şu soru yer almıştır: "TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?" Bu soruyla ben , kıdemli tarihçi, tarihi kucaklamada ve onun "İHTİYAR BİR GEVEZE" değil; geleceklerin gerçek aydınlığı saymadan doğru yollara girilemeyeceğini anlatmaya çalışmıştım. Bugün de sağlığım elverseydi aynı emeğe devam ederdim.

    DÜNÜMÜZ, BUGÜNÜMÜZ, YARINIMIZ ÜZERİNDE SOHBETLER (farklı hacimli 6 cilt)
    Farklı hacimli 6 ciltte tekmillenmiş olan serinin ilki Mart 1971'de sonuncusu Mart 1972'de tamamlandı. Yine bir sohbet havası içinde bu bölümde, daha çok geçmiş olayların yaşanan devirlerin etkisi üzerinde durmaya çalıştım. Cumhuriyetimiz 50. yılına yaklaşırken , görülüyordu ki, kapandığı zannedilen geçmiş, kılık kıyafet değiştirerek yeni bir makyajla hayat sahnesine çıkıyor. SOHBETLER'in bu ikinci bölümünde tarih verasetini ispatlayan olaylara daha çok yer verdim. Sonuncu cilt kapaktaki, Osmanlı'nın son yıllarında bir yabancı kişinin kendi ülkesi adına HASTA ADAM'ı dört yıl sürmüş Birinci Dünya Harbi'ne kendi yanında sürüklemiş olan Alman İmparatoru II.Will Helm'in resminin altında şu açıklamalar var: baki hatıralar, belgeler, ibretler,kubbede hoş seda sedalar...

    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK KİTAPLIĞI : 6 KİTAP
    Fikir hayatı 1970'lere doğru ülkeme, tarihe adanmış yıllarımın bir muhasebesini yapmak ihtiyacını duydum ve uzun süredir hazırlığını yaptığım, "GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK KİTAPLIĞI" genel başlığı altında müstakil eserler vermeye başladım. Altı kitapta ilk bölümünü tamamladığım emeğimin birincisi:

    II.RIFAT PAŞA'NIN AHLAK DÜNYASI : Beş ruh yapısını inşa eden 115 senelik ölümsüz eserin bugünkü dilimize metni. İkinci kitap aramızdan ayrılmasından sonra temel eseri LAİK Türkiye Cumhuriyet'i olan ATATÜRK'ün şahsiyet ve gayeleri üzerinde çeşitli yorumları ele alarak GERÇEK MUSTAFA KEMAL'İ hatırlatan :
    BEKLENEN ADAM : ATATÜRK'ün yarıda bıraktıklarını tamamlayacak olanın not defteri idi ve kapağın üzerinde boş bir madalyon vardı. Bugün 1998 madalyon hala boş...Diyeceğim ki 320 sayfalık araştırmanın sergilediği hakikatler bugünkü ve yarınki çözüm isteyen meselelerimiz. Üçüncü kitap :

    AVRUPA'DA SULTAN AZİZ adını taşıyor. Sultan ABDÜLAZİZ'in , 1868 milletlerarası Paris dergisinin şeref misafiri olarak, Osmanlı hakanları içinde Avrupa'yı ilk defa ziyaret eden Osmanlı hakanı olması hususiyetinin dünyada yarattığı büyük ilginin izlerini yüzyıl geçmiş bir zaman sonra hatırlatıyordu. Görünürlerdekinden çok farklı olarak 1839 Tanzimat Fermanı'na rağmen Batı ile aramızdaki yapı ve kültür farklılığının sergilendiği kitap bugün de ibretle okunmaya değer diyebiliyorum.

    Dördüncü kitap :
    SAHTE DERVİŞ adını taşıyor. Tanınmış Macar Türkoloğu Prof. Herman Arminus Vambery'nin REŞİT EFENDİ takma adı ile 1862*1865 yılları arasında Orta Asya'daki maceralı yolculuğunun ibret sayfalarını veriyordu. Günümüzde Türk anavatanındaki olup bitenler önünde bu anlatılmış olanlar bizim için hala bilinmesi şart hakikatler. Beşinci kitap:
    NELERE GÜLERLERDİ adını taşıyordu. Konusu Türk mizahının basılı devreye geçişinin 100. yıl dönümü için hazırlanmıştı. Bu kitabımda cedlerimizin, biz torunlarının sandığı gibi asık suratlı, yapmacık bir ciddiyet içinde, gülmeyi red eden insanlar olmadığını anlatmaya çalıştım. DİYOJEN ve HAYAL'le başlayıp ÇAYLAK'la devam etmiş ve Sultan Aziz'in saltanatının ilk yarısını kucaklayan özgürlük havası içinde, kısmen de olsa espri/nükte/şaka yapabilmede çok mesafe aldığımızı gösteren ferahlatıcı olayları kovalamış Sultan Abdülhamit'in 33 yıllık katı baskısından sonra II.Meşrutiyet'in çığrından çıkmış avareliği düşündürücü çelişki tablosuydu. 1970 Aralık ayında 224 sayfa yayınlanmış kitap kendi alanında tek kaldı. Altıncı kitap :
    TARİHTE TÜRKLER ARAPLAR HİLAFET MESELESİ adını taşıyor. Benimsediği ad 1998 Türkiye'sinde bir kısım insanlarımız için yine gündemde görünüyor. 1970 yılı Aralık ayında 320 sayfa yayınlanmış eserdeki gerçekler bilinmediği için hala aktüalite içinde sayılan mevzunun KAPANMIŞ VE AÇILMAMASI akıl ve mantığın olduğukadar tarihin gereği olayları inceleyememişlere okumalarını tavsiyeye değer buluyorum.

    HÜKÜMETLERİ İÇİNDE AHLAK İÇİN MÜCADELE CUMHURİYET DEVRESİNDE SUİİSTİMALLER DİVANI ALİLER (YÜCE DİVAN) MECLİS TAHKİKATI
    Osmanlı'nın çöküş sebeplerinden birinin özellikle devlet varlığında rüşvetler, suiistimaller-kayırmalar-kişisel yakınlıkların devlet yapısına menfi etkileri olduğunu hepimiz biliyoruz. 1950'de çok partili devre geçişte oldukça uzun sürmüş tek parti yönetiminin gözlerden sakladığı , kulaklara fısıldanan olaylardan bir bölümünü 1956'da yukarıdaki başlık altında kitaplaştırdım. İçindekiler arasında şunlar vardı. "Vekiller heyeti tazminata mahkum ediliyor-Firari Rum ve Ermeni zenginlerini yurda nasıl soktular- Yavuz ve havuz meselesi - Mahkumiyet kararları- Gizli dosyalar..." Aradan seneler geçti, liberal sisteme girişte yine kişisel çıkarlar nüfuz suiistimalleri, özellikle siyasi iktidarların el değiştirmelerinde iktidara gelmiş parti yanlılarının çabaları, ekonomik sistemlerin değişmelerinde piyasa çalkantıları "KÖŞEYİ DÖNME" tabiri kullanılmadan kanun dışı kazanç yollarının denenmesi olaylarının gündemde olduğu devrede milli birliğimizi sarsan aşırılıklar demokratik rejime dönük hareketler birbirini kovalamaya başladı. Bugünlerde ATATÜRK devrinin Şükrü Kaya'sından sonra en uzun süre içişleri bakanı olan ve hizmet yıllarında benimsediği kendisine özgü metotla "ZEHİR HAFİYE" adı verilen Dr.Faruk Sükan'ın dosya ve anılarından faydalanarak 1984'te, 528 sayfa. İÇERİDE DIŞARIDA FIRSAT KOLLAYAN PUSUDAKİ İHANET kitabını yayınladım. Sayın Dr.Faruk Sükan kitabın ikinci baskısına EK olarak YARINLARIN İHANETİ/ İHANETİN MİRASI/ İHANETTEN KURTULUŞ adlarını verdiği üç cildi ekleyerek, bugün de yurdumuzun karşısında olduğu ŞER kaynaklarına dayanak olmuş ve olmakta olan kanun dışı kaynak ve hareketlerin panoramasını çizdi. Bu kitaplarda tarihin hükmü olarak yaptığım açıklamalarda dünyanın her yerinde önlenememiş olan benzer kanun ve ahlak dışı hareketin anatomisini vermeye çalıştım.

    BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (1872-1960)
    İkinci Meşrutiyet'teki "İSLAMCILIK CEREYANI" , mevzuu üzerinde düşünceyi çeşitli yönlerden ele almış şahsiyetlerin belirlenmesine yol açtı. Bunlardan birisi, günümüzde genel olarak NURCULUK olarak adlandırılan hareketin öncüsü BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'dir. BEDİÜZZAMAN tabiri geçmişte de yaşadığı devir içinde, ayrıcalıklar görülmüş kişilere "Varlığında yaşanılan zaman için güzel sonuçlar beklenen kişilere " verilen addı. NURSİ ise bu zatın doğduğu köyün NURS ismini taşımasından ileri gelen benzetiştir. Kendisine "BEDİÜZZAMAN" ayrıcalıklı adını kimin veya kimlerin verdiğini bilmiyorum. Benim, adına 1980 yılında 510 sayfalık müstakil kitap yazmamın nedeni, zamanın yargıtay başkanı rahmetli İMRAN ÖKTEM Beyefendinin 31 Mart hadisesinde bu zatın mahkum olduğunu açıklaması dolayısıyla idi. Araştırmalarımın bir başka özelliği de, kendisinin belli tarikat ekollerinin dışında, belki de yaşantısının etkisiyle din duygusunu tabiat varlığı "Doğa düzeni"nde aramış olmak gibi natüralist felsefesinin etkisi olmuştur. Onun Tanrı'yı doğada ve evren düzeninde aramayı telkin eden görüşü, şekli yapısı içinde tetkike değer.
    BİR GERİ DÖNÜŞÜN MİRASI
    Yaşanılan hadiseler içinde normal varlıklara karşı gelmiş aşırılıkların çok tarih gerçeklerini sislediği bir bakıma da unutulmaya mahkum ettiği olay dikkatimi çekmiştir. Bu oluşlarda, çok temel hadise de unutulmuş veya aslından saptırılmıştır. II.Meşrutiyet'in 8 ay yirmibirinci gününde patlak veren ve ardında kanlı/kinli bir iz bırakmış olan 31 MART İRTİCA (gericilik) ayaklanması da bunlardan biridir. Uzun aramalarıma rağmen isyanın bastırılmasından sonra kurulan DİVAN-I HARBİ ÖRFİ (sıkı yönetim mahkemelerinin) tutanaklarını bulamamıştım. Aradan çok zaman geçtikten sonra isyanı bastıran hareket ordusu kurmay başkanı PERTEV (DEMİRHAN) Paşa'nın "JAPONYA ANILARI" nı alırken ayrı bir tomar içinde görünce, bu bekletişin hareket ordusu kumandanı Mahmut Şevket Paşa'nın isyanının halkın üzerinde , çeşitli yorumlara yok açmaması için bir tedbir olarak tavsiye edildiğini ve böylelikle gerçeklerin olduğu yerde kaldığını kavradım. İzni ile, aldığım metinleri, aradan yıllar geçmesinden sonra isyanın 85. yıldönümünde 1994 yılında "BİR GERİ DÖNÜŞÜN MİRASI" adı altında 515 sayfalık bir cilt olarak yayınladım.
    İNSANI İNSAN YAPMIŞ BİR İNSAN (570-632) VE GÜNÜMÜZE MİRASI
    Diyeceğim ki son yıllardaki emeklerimin içinde apayrı yeri olan bir kitabıma gelmiş bulunuyoruz: İNSANI İNSAN YAPAN BİR İNSAN (570-632) VE GÜNÜMÜZE MİRASI . Kitabın asıl konusu son yüzyılımızın müstesna fikir/hukuk şahsiyeti rahmetli Celal Nuri İleri Beyefendi'nin 1913'te yayınlanan "HATEMÜL EMBİYA" (SON PEYGAMBER) " kitabının günümüz Türkçesine aktarılması ve o gün bugün mevzu üzerindeki yeni oluşlarla tamamlanmış olmasıydı. İslamiyet ve islam dini üzerinde, birbirinden çok farklı yorumlar yapılırken çıktığı gün toplatılarak ortadan kaldırılan kitap ; İslam Peygamberi'ni HURAFELER'e kadar uzanmış ihtimallerden arındırıp tarihin önüne gerçek yapısıyla çıkarıyordu. Özellikle, evrensel yapısını aradan geçen zaman içinde korumuş olmasının kıyaslamalı açıklamasını yapmaya çalışmış emek, ümit ediyorum ki vazifesini yerine getirmiş olacaktır.
    CEP KİTAPLARI :
    · ATATÜRK ENVER PAŞA HADİSELERİ
    · TALAT PAŞA'YI NASIL VURDULAR
    · SİVAS KONGRESİ'NDE ATATÜRK'ÜN İSTANBUL HÜKÜMETİNCE TEVKİFİ GİRİŞİMİ
    · KARABEKİR ERMENİSTAN'I NASIL YOK ETTİ
    · MİLLİ MÜCADELE'DE YEŞİL ORDU EFSANESİ
    · TÜRKİYE'DE İLK KOMÜNİSTLER
    · LOZAN'DA İSMAT PAŞA'YI KİM ÖLDÜRECEKTİ
    · MÜTAREKE'DE PONTUS SUİKASTİ
    · PEMBE MENDİL
    · HALİT PAŞA ALİ ÇETİNKAYA VURUŞMASI
    · 150'LİKLER FACİASI
    · LENİN'E KARŞI ENVER PAŞA
    · ŞEHİTLİKLERİMİZ
    · TARİH VE ZAMAN İBRETTİR
    · TÜRK EMEK NURU
    · BEŞ KITADA BİR TÜRK PAŞASI DANİŞ KARA BELEN
    · TÜRK KANADI
    · SELÇUKLU'DAN OSMANLIYA
    ATATÜRK YOLUNDA
    Doksanının merdivenlerindeki hayatımın, mesleğim sahasında çetin sınavını bu son emeğimin değer ölçüsüyle noktalama gayretime lütfen inanınız. Bu özlem, gazetesi Hakimiyeti Milliye'sinde geçmiş yıllarımın kutsal emanetiydi. Aramızdan ayrılışının ilk yıldönümü 10 Kasım 1939'da aziz hatırasına sunulan özel sayı benim naciz emeğimdi. Daha sonraki yıllarda vazifemi yerine getirmeye devam ettim. Diğer yayınlarımda ayrılmış yerinin dışındaki ona ait kitaplarım şunlar:
    1907 II. MEŞRUTİYET ÖNCESİ MUSTAFA KEMAL'İN ÖNERDİĞİ MİSAK-I MİLLİ
    (ALİ FUAT CEBESOY'UN ELYAZISIYLA : "ATATÜRK" devrimlerinin temeli olan Misak-ı Milli ATATÜRK tarafından ne zaman düşünülmüş ve nasıl tekamül ettirilmiş ve nasıl son şeklini almıştı?)
    ATATÜRK'ÜN SON GÜNLERİ
    Doğumunun 100. yılı 1981'de 228 sayfa halinde yayınlanan kitapta hastalığının teşhisinden SON'a kadar günlerin getirdikleri sıralanıyor. Şifası olmadığı bilinen bir illetin önünde de dimdik kalmış bir başka insanın varlığını ileten anekdotlar, kitabın özelliği...
    ARDINDA KALANLAR
    Aramızdan ayrılışının 50.yılı 1988'de diğerinde olduğu gibi Cem Ofset'in yayınladığı bırakabildiklerimizin muhasebesini yapmaya çalışan 496 sayfalık bu kitabımda onun günleriyle 50 yıl sonrasının mukayesesi yapılıyor. Hayatımda hiç bir kitabıma böylesine bir ad koyabilmenin acısını duymadım. Onun, "Hakikatleri konuşmaktan korkmayınız" emanetine sadık kalarak...

    ATATÜRK OLMASAYDI
    İnanılması güç , vefa ve kadirbilirlik duygularının iflası önünde onsuz müstakil, hür, şerefli, bir vatanın nasıl düşünülebilmesinin mümkün olabileceğini hadiselerin aydınlığı içinde araştırmış olan bu kitabım 1993 yılında yayınlandı. Uzun süre ilgi odağı oldu.

    ATATÜRK BUGÜN OLSAYDI
    Aziz hatırasına son emeğim onun günümüzde yaşamakta olduğu hayalidir. 1996'da 548 sayfalık hacim içinde satırlaştırdığım kitap doğa kanunlarının reddinde olmasına rağmen onun, günümüzde de aramızda olabilmesi hayalinin neler getireceği sualini soruyor.

    ATATÜRK'ÜN BERABERİNDE GÖTÜRDÜĞÜ HASRET : TÜRKÇE İBADET
    Elli yedi yıllık kısacık ömründe vatan ve milleti için hayırlı ve faydalı ne görmüşse şartları düşünmeden ve zerre ödün vermeden onları kucakladı. tarihte görülmemiş bir cesaret ve azimle hepsini zaferle mühürledi. Tek bir istisnasıyla. Milletine anadiliyle kulluk hakkını sağlamak son yılların zamanını doldurmuş idealiydi. Kucakladığı bütün mevzularda olduğu gibi aklın, mantığın, bilimin terkibi görüş içinde hazırlığını tamamlamış, kameti, hutbeyi, ezanı Türkçeleştirmiş, sıra namaz surelerine gelmişti. Nefes nasibi daha bir kaç yıl daha devam etseydi bu son himmetini de, kendisine özgü tamlık içersinde noktalayacaktı. 400 sayfalık kitap, bu hakikati sergiliyor.
#14.09.2007 11:34 0 0 0
  • Bye Bye Türkçe Oktay Sinanoğlu - Bye Bye Türkçe Kitap Özeti


    Yazarı: Oktay Sinanoğlu
    Yayınevi: Otopsi Yayınevi
    Basım Yılı: 2000
    429 sayfa
    Türk Dili


    Oktay Sinanoğlu'nun Türkçe ile ilgili makale, söyleşi ve konferanslarından derlenmiş "Bye Bye Türkçe", özellikle eğitim alanında Türkçe'nin önemi üzerinde durmaktadır. Sinanoğlu, bir ülkenin varlığını sürdürebilmesi için dilini korumasının şart olduğunu belirtmektedir. Kitap, aşağıdaki ana başlıklardan oluşmaktadır.
    Bir New York Rüyası
    Bir Milleti Yok Etmenin Yolu
    Atatürk ve Türk Bilim Dili
    Yüksek Öğretim ve Yabancı Dil
    Uluslararası Bilim ve Ulusal Eğitim Dili
    21 nci Yüzyılda Türkiye'nin Hedefleri Açısından Eğitim
    İngilizce Öğrenmenin Yolu
    Türkçe'si Dururken İngilizce'si
    Yeniden Kurtuluş Savaşı: Nereden Başlayalım?

    Bir New York Rüyası:
    Yazar ilk bölümde gördüğü bir rüyayı anlatmaktadır. Daha önce bir dönem yaşadığı New York'tadır. Yıl 2050'dir. New York caddelerinde yürüyen yazar, cadde üzerindeki işyerlerinde gördüğü levhalar karşısında şaşırır. Çünkü dev levhaların üzerinde Türkçe isimler yer almaktadır. İşyeri isimleri yarı Türkçe'dir: Rahat Shoes, Car Merkezi gibi. Bu sırada yol üzerindeki bir gazete bayisinde gördüğü gazete ve dergilerin üzerinde de Türkçe isimler vardır. Dinlenmek için oturduğu bir yerde İrlanda asıllı bir Amerikalıya gördüklerini sorar. İrlanda asıllı adam, 21 nci yüzyılın başından itibaren Türklerin ekonomik olarak güçlendiklerini, Avrupa ve Amerika'nın ise giderek gerilediğini söyler. Türk dilinin, Türk müziğinin, Türk filmlerinin yaygınlaştığını, Türkiye'nin batılı öğrencileri kendi üniversitelerinde okuttuğunu söyler. Okuttuğu öğrencilere de Türkçe öğrenme zorunluluğu getirmiştir. Ayrıca Türkiye'nin, Amerika'da yaşayan vatandaşları için azınlık okulları açtığını, zamanla Amerikalıların da çocuklarını bu okullara gönderdiğini söyler. Bu arada krize giren bir Amerikan okulunda eğitim dili Türkçe olmuş, giderek bu tür okulların sayısı artmıştır. Artık Türkçe eğitim veren okullar ülkenin en önemli eğitim kurumları olmuştu. İrlandalıya göre bütün bu gelişmeler bir kültürel soykırımdı ve hiç kimse buna ses çıkarmıyordu. Duydukları karşısında şaşkına dönen yazar eve gitmek için caddeye çıkar. Cadde çok kalabalıktır, metro ile gitmeye karar verir. Fakat daha önce metro durağı olan yer şimdi bir araba parkıdır. Herkes arabalar ile seyahat etmektedir. Gördükleri karşında üzülen yazar birden ter içinde uyanır ve gördüklerinin rüya olduğuna sevinir. Tabi bu rüyada Amerika olarak bahsedilen ülke Türkiye'dir, ülkemizin bugünkü durumu eleştirilmektedir.

    Bir Milleti Yok Etmenin Yolu:
    Yazar bu bölümde, dilini kaybeden bir milletin nasıl yok olduğunu örneklerle anlatmaktadır. İngilizler İrlanda'nın ana dili olan Gealik dilini eğitim dili olmaktan çıkarmışlar, yerine İngilizce'yi getirmişlerdir. Bir nesil sonra Gealik bilen İrlandalıların sayısı % 30'a kadar düşmüştür. Durumun farkına varan İrlandalılar mücadeleye başlamışlardır. Ana dillerini yeni nesillere yeniden öğretmek için dershaneler açmışlardır. İşinden çıkan İrlandalılar kurslara gidip dilini öğrenmeye başlamıştır. Bu bilinçlenmenin ardından uzun çatışmalar neticesinde bağımsız İrlanda Cumhuriyeti kurulmuş ve devletin resmi dili Gealik olmuştur.

    Atatürk ve Türk Bilim Dili:
    Yazar bu bölümde, Atatürk'ün Türkçe'ye verdiği önemi, dil devriminin sonuçlarını çeşitli örneklerle anlatmaktadır. Atatürk'e göre bir milletin varlığını sürdürebilmesi için en önemli şartlardan birisi dilini koruyabilmesidir. Kurtuluş Savaşının ardından Atatürk'ün üzerinde durduğu konuların başında Türk dili geliyordu. Türk dilinin yok olması durumunda Türklük diye bir şeyin kalmayacağına inanıyordu. Özellikle 1928-1934 yılları arasında Türk dili üzerinde bizzat kendisi çok önemli çalışmalar yapmıştır. Atatürk bilim alanında da Türkçe'nin gelişmesi için çaba sarf etmiştir. Hatta geometri öğretmenleri tarafından kılavuz olarak kullanılmak üzere Türkçe geometri kitabı yazmıştır. Atatürk yabancı dil öğrenimini de desteklemiştir. Atatürk ölümüne kadar dilin önemi üzerinde durmuştur. Hatta, ölüm döşeğinde yatarken bile dil çalışmalarının sıkı bir şekilde devam etmesi talimatını vermiştir.

    Yüksek Öğretim ve Yabancı Dil:
    Yazar bu bölümde eğitimde yabancı dil konusuna değinmekte, ülkemizde uygulanan yabancı dil eğitiminin yanlışları üzerinde durmaktadır. Eğitim dili her seviyede Türkçe olmalıdır. Yabancı dille eğitim verilen okullarda hazırlık sınıfı gereksizdir. Bir yıl süren hazırlık sınıfları devlete çok büyük mali yük getirmektedir. Halbuki iki aylık yaz kurslarında da bu eğitimin verilebileceği belirtilmektedir. Eğitimde amaç ezberci, kalıpçı yerine araştırıcı gençler yetiştirmek olmalıdır. Bilimin her alanında söz sahibi olabilecek insanlar yetiştirilmelidir. Ayrıca yazar, fen bilimlerinin İngilizce eğitim ile öğrencilere verilemeyeceğini düşünmektedir. Çünkü yeteri kadar İngilizce öğrenemeyecek öğrenciler fen, fizik, matematik gibi dersleri de iyi öğrenemeyeceklerdir. Öğrenciler Türkçe eğitim ile bu dersleri daha iyi öğrenebilirler. Türkçe olarak bu eğitimi alanlar mesleğinde ilerlemek istiyorsa İngilizce'yi kendileri ayrıca öğrenebilirler. 1953 yılından itibaren Türk okullarında yabancı dille, özellikle İngilizce eğitim yapılmaya başlanmıştır. Bu durum Türk biliminin gelişememesinin en önemli nedenlerindendir. 1953'ten önce sadece Robert Koleji, St.Joseph Lisesi gibi yabancı okullarda yabancı dille eğitim verilirken günümüzde, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi, Bilkent, Koç gibi bir çok üniversitede eğitim dili İngilizce olmuştur.
    Yazar Sinanoğlu ayrıca, Türkçe'nin İngilizce'den daha eski bir dil olduğunu, Türkçe'nin belirli bir kural yapısı olduğunu belirtmektedir. İngilizce'nin geçmişi en fazla 500 senedir, beş dilin karışımından oluşmuştur ve belirli kuralları yoktur. 1953 yılından itibaren İngiliz ve Amerikan gizli teşkilatlarının faaliyetleri ile Türk okullarında eğitim dili İngilizce olmaya başlamıştır.

    Uluslararası Bilim ve Ulusal Eğitim Dili:
    Oktay Sinanoğlu yabancı dille eğitimi şu şekilde açıklamaktadır: Ulusal dil yerine yabancı dili öğretmek, birçok veya bütün dalları kendi dilinde hiç öğretmeden yalnız yabancı dille öğretmek. Türk okullarında yabancı dille eğitim 1953 yılından sonra yaygınlaşmıştır. Yazar, Türkiye'de eğitimin yabancı dille yapılmasını savunanların yanıldıkları noktaları ise şu şekilde açıklamaktadır.
    "Bilim uluslararasıdır, uluslararası bilim dili de İngilizce'dir, bu nedenle eğitim dili de İngilizce olmalıdır." yanılgısı.
    "Çocuğumuz yabancı dil öğrensin, bunun için de yabancı okula gitsin." yanılgısı.
    "Üniversitelerimiz uluslararası üniversiteler olacak, Ortadoğu'nun çeşitli ülkelerinden yabancı öğrenciler gelecek." yanılgısı.
    "Kendi dilini kullanmayı, geliştirmeyi istemek şovenlik; İngilizce eğitimini ilericilik sayma" yanılgısı.
    21 nci Yüzyılda Türkiye'nin Hedefleri Açısından Eğitim:
    Yazar bu bölümde güçlü bir ülke olabilmek için eğitimin nasıl olması gerektiği konusundaki fikirlerini belirtmektedir.

    Bunlardan bazıları şunlardır:
    Türk eğitim sisteminin dili Türkçe olmalıdır. Meslek dallarının gereksinimine göre çeşitli yabancı diller ayrıca öğretilmelidir. Özel yaz kurslarıyla bu eğitim verilebilir, hazırlık sınıflarına gerek yoktur. Ezberci, kopyacı, kalıpçı değil araştırıcı gençler yetiştirilmelidir. Yurtdışında okumak gibi bir özentiye son verilmelidir. Her seviyedeki öğretimde gençlerimize hem batı, hem Türk ve Asya kültür, tarih ve felsefeleri öğretilmelidir. Üniversitelerde bilimin her alanında hamle yapılmalıdır. Vatanını ve milletini seven, kendi tarihini, kültürünü ve Türkçe'yi çok iyi bilen, aynı zamanda batıyı da öğrenen, seçeceği mesleğe göre bir yabancı dili yeterince bilen nesiller yetiştirecek bir eğitim sistemi geliştirilmelidir.

    İngilizce Öğrenmenin Yolu:
    Oktay Sinanoğlu, yabancı dil eğitimi yerine yabancı dille eğitimin bir ülkeye, bir ulusa yapılabilecek en büyük hainlik, en büyük alçaklık ve bir insanlık suçu olan "kültürel soykırım" olduğunu ifade etmektedir. Bağımsız bir ülkede yabancı dille eğitim o ülkenin anayasasına aykırıdır ve bu konuda taviz verilmemelidir. Yazara göre, insanların mesleklerine göre kendilerine yetecek kadar yabancı dil öğrenmeleri yeterlidir. Bunun için de en kolay, en ekonomik, en etkili yöntem kullanılmalıdır. Yazara göre yabancı dil öğretmenin en iyi yolu, gece veya yaz kurslarında, görsel, işitsel lisan laboratuarlarında bu eğitimin verilmesidir. Okullardaki eğitim dilini İngilizce yaparak yabancı dil öğretmek gibi bir yöntem yoktur ve hiçbir bağımsız ülkede kullanılmamaktadır.


    Türkçesi Dururken İngilizcesi:
    Oktay Sinanoğlu bu bölümde, dilimize karışmış yabancı kelimelerden örnekler vermektedir. Bunda özellikle televizyonların ve gazetelerin etkisi olduğunu belirtmektedir.


    Yeniden Kurtuluş Savaşı: Nereden Başlayalım?

    Oktay SİNANOĞLU, dilimize yapılan saldırıların altında yabancı dille eğitimin temel silah olarak yattığını ifade etmekte ve yapılabilecekleri şöyle özetlemektedir:
    Türk halkı yabancı dil yalnızca bu şekilde öğretilir diye aldatılmıştır. Hazırlık sınıfı diye bir uygulamanın başka ülkelerde olmadığını herkese duyurmalıyız.
    İnsanların kendi mesleklerini takip edecek kadar yabancı dil bilmesi yeterlidir.
    Hukukçularımız yabancı dille eğitimin Anayasaya aykırı olduğu konusunda gerekli makamları uyarmalı ve
    davalar açmalıdırlar.
    Orta ve yüksek öğretimde yabancı dille eğitim yasaklanmalıdır.
    Günlük yaşantımızdaki konuşmalarımızda İngilizce sözcükler kullanmak övünülecek değil ayıplanacak bir şey olmalıdır.
    Belediyeler, sorumlu kuruluşları ve işyerlerini Türkçe isimler kullanmaya teşvik etmelidirler.
#14.09.2007 11:30 0 0 0
#14.09.2007 06:54 0 0 0
  • Birkaç yerde daha bu konu tartışıldı. Başka bir resim daha ortalarda geziyor.:
    noimage
#07.09.2007 11:32 0 0 0
  • 103-ASR:
    --------------------------------------------------------------------------------

    1- Asra yemin olsun ki,

    2- İnsan mutlaka ziyandadır.

    3-Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır..


    Allah(c.c.) senden razı olsun...
#04.09.2007 12:10 0 0 0
#03.09.2007 08:32 0 0 0
#29.08.2007 07:05 0 0 0