ufuk

ufuk

Üye
23.10.2004
Uzman Onbaşı
2.971
Hakkında

  • Seni öylesine özledimki içimden sana giden rüzgarları artık tutamıyorum, tükeniyorum, bitiyorum. Sanki her rüzgarda bir parçam sende buluşuyor ve sanki beden haricinde sadece bir ruhum bir ben gelemiyorum o rüzgarla bir gözlerim gelemiyorum bir ellerim bir tenim gelemiyor senin yanına oysa nasılda hasret tenim tenine. İçime akıyorsun bense hala hissedemiyorum varlığını, kokunu, nefesini. Nerdesin ve ne olur sanki bir an icin bir mucize olsada yanımda bitiversen hayaline bile razıyım artık. O kadar düşündüğüm için hayallerinde terketmişti zaten bari onlar olsaydı ben bir şarkıyla dalsaydım hayallerine uzaklassaydın rüzgar gibi nefesin yüzüme vursaydı, güneş gibi tenin tenime deyseydi, okyanus gibi ıslatsaydın saclarımı sana gelseydim sadece seninle. Zaten aslında ben seninim hep seninle o kadar yoğun yaşıyorum ki senli günlerimi bazen yokluğunu hissetmiyorum, öylesine kusursuzki sana olan tutkum, aşkım bazen yokluğunu bile unutturuyor bana...

    Seni özlüyorum ne oldu ne kaybedeceğim ki, kaybedecek neyim kaldı ardın sıra....

    Kaç nefes, kaç sabah, kaç alkol akşamı.... Kaç ölüm....

    Ufuk
#29.06.2006 18:46 0 0 0
  • Sitede Yayınlanan Şiirler Kendi Özel Şiirlerimdir, Hepsi Noter Tarafından Tastiklidir, Kullanılması Durumunda Lütfen Yazarın Adını Soyadını Kullanınız Saygılar...

    Her şey unutulur sen unutulmazsın,
    Bir gemi geçer bir sigara içerim unutamam seni.
    Eylül olur yapraklar sararır içim daralır akılıma gelirsin unutmam seni,
    Unutamam senli enleri, içime bıraktığın izleri.
    Yorgunluğuyla yokluğunun başımı koyduğum yastığı, gözlerime bakınca içime bıraktığın ferahlığı.
    Her şey unutulurda bir sen unutulmazsın, bir parçasısın sanki benliğimin koparılamazsın.
    Zaman gider, biter bir ömür ayrılamam hayallerinden, özleminle doluyumdur vazgeçemem gözlerinden.
    Herşey gelir geçer, hayat zamanı sana biçer sebebi olursun durgun hallerimin, yokolan gençliğimin.
    Bir bulut gibi geçip gidersin gökyüzünden bense bakarım ardından haykırırım gitme diye ama sen hep dökersin gözyaşlarını kalbime, gömülürüm sensiz çehrelere.
    Bir gülüşünle başlar gün, gözyaşlarından yarattığım parmaklıklara esir olur söyleyemem içimdeki varlığını.
    Hep varsındırda bir ben göremem gözlerimle maddesel varlığını. Düşlerimden düşerim içim ezilir ben yokolurum.
    İşte böyle bir şey senden vazgeçememek, bağlı kalmak her an seni düşünmek, her Allah'ın gecesi tutsağı olmak kokunun, bir bakışının.
    Oysa ne kadar uzaksın kim bilir, hangi ölçü birimi değer biçer aramızdaki mesafeye, mesafelere.
    Enli, senli geçmişlerimden nasıl vazgeçemezsem, öyle geçemem düşlerinden, senden, seni sen yapan her zerrenden vazgeçemem.... Bitti!


    Ufuk COŞKUN
#29.06.2006 18:45 0 0 0
  • "Hani, Hayatın neresinden dönülse kardır dizesi var ya Nilgünün, canım benim, ben yaşamın neresinden döneceğimi çoktan belirlemiştim. Nilgün Marmaranın 29 yaşında, S. Plathin şubat ayında intihar etmesi, benim de 29. yaşımın 29 şubatında intihar etmemi gerektirmezdi. Ama madem ki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 şubatını seçtim. Bu yüzden Şubatta Saklambaça bir yığın başka sırla birlikte intihar edeceğim tarihi de gizlemiştim. Ne var ki, kitabımı bir türlü bastıramadım (o kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz). Ama şimdi yaşamımın bu ayrım noktasında hiçbir yerde huzur bulamadığıma göre bu tarihi bekleyecek gücüm de kalmadı. Hem Zebercet de belirlediği tarihten önce intihar etmemiş miydi? (Kimbilir belki kendimle barışabilseydim...) Yerleşik Yabancıydım her yere Metin Abi... Sen yanarak öldün ve ben ne yangınlar geçirdim sana ulaşabilmek için.Daha ne kadar dayanabilirdim, herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama?Tüm arkadaşlarımı ve sevgilim Merali çok seviyorum.
    Beni affedin."

    "Zafer Ekin Karabay'ın 13 Eylül 2002'de intihar etmeden önce yazdığı mektup"

    SAKLI
    uyurdum,
    dokunduğum camlar kırılırdı derinliğinde uykumun.
    Nil, gözlerimden geçsin diye
    güne kirpiklerim kırılırdı.
    Oysa, saklambaç oynayan bir çocuktu büyüttüğüm;
    Babasının dudaklarına sıkışmış ve unutulmuş...
    sobelendim, saklandığım saydam düşlerin ardında.
    Sunacak başka birşeyim yoktu, bir çocuğun
    bayram sabahındaki beklentisini sundum yaşama
    Ve tedirginliğini oğlu savaşta bir annenin.
    Uzak ezgisini dinleyerek bırakıp gitmelerin.
    nil güne akarken şubat gibi biriktim;
    dört yıl topladığı acısını
    yirmidokuzuncu adımında gösteren.
    ve çıktım yaşama
    onun sakladıklarını sunarak saklandığım yerden.
    sonra kendime dönüp dinledim
    yeniden acılarıma sordum:
    yaşamın neresinde saklanmalı ozan,
    yada nasıl saklamalı yaşamı?
    Şiir:Zafer Ekin Karabay
#29.06.2006 18:39 0 0 0
#29.06.2006 18:36 0 0 0
#29.06.2006 18:23 0 0 0
#29.06.2006 18:21 0 0 0
#29.06.2006 17:16 0 0 0
#29.06.2006 17:15 0 0 0