uksimu

uksimu

Üye
12.01.2007
Acemi Er
45
Hakkında

#18.01.2007 17:37 0 0 0
#16.01.2007 14:40 0 0 0
  • Sual: Daha çok Iraklı ve İranlı Şiilerin rağbet ettiği "Cevşen" hakkında bilgi verir misiniz?
    ...Şiiler, Cevşeni savaşlarda kullanmışlarsa da, bir faydasını görmemişlerdir. Mesela Irak-İran harbinde ölen Iraklı Şii askerlerle, İranlı Şii askerlerin üstlerinde cevşen duası bulunmuştur. Ayrıca üzerinde cevşen olduğu halde kaza geçiren çok kimse görülmüştür.


    Diyanet Ansiklopedisinin Cevşen maddesinde özetle diyor ki:
    Farsça asıllı olduğu kabul edilen cevşen kelimesi sözlükte, "zırh, savaş elbisesi" anlamına gelmektedir. Terim olarak Şii'lerin (kütüb-ü Erbaa denilen hadis kitaplarında değil de) ikinci dereceden (Bizdeki Pamuk Yayınları vb. gibi) dua kaynaklarında Ehl-i beyt tarikiyle Hz. Peygambere isnat edilip, Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir denilen iki duanın ortak adıdır.
    Cevşen-i Kebir: Anlatıldığına göre Asr-i saadette cereyan eden savaşların birinde (bir rivayette Uhud'da) muharebenin kızıştığı ve üzerindeki zırhın kendisini fazlasıyla sıktığı bir sırada, Hz.Peygamber ellerini açarak Allah'a dua etmiş, bunun üzerine gök kapıları açılarak Cebrail gelmiş ve, "Ya Resulullah, Rabbin sana selam ediyor ve üzerindeki zırhı çıkarıp bu duayı okumanı istiyor. Bu dua hem sana hem de ümmetine zırhtan daha sağlam bir emniyet sağlayacaktır" demiştir.
    Olayla ilgili Şii kaynaklarına göre Allah Cevşen-i Kebiri dünyayı yaratmadan 50 bin yıl önce arşa yazmıştır. Bu duayı okuyan veya yazılı olarak üzerinde bulunduran kimse, dünyada her türlü beladan, afet, hastalık, yangın ve soygundan korunduğu gibi Allah ile kendisi arasında perde kalmaz ve bütün istekleri yerine getirilir. Cevşen-i Kebir ile Allah'a münacatta bulunan kimseye, Bedir şehidleri derecesinde 900 bin şehid sevabı verilir. Bu duayı kefeninin üzerine yazan mümin ise azap görmez.
    Onu okuyan kimse, dört semavi kitabı okumuş gibi olur, her harfi için kendine Cennette iki ev ile iki zevce verilir, ayrıca insan ve cinlerden olan bütün müminlerinki kadar sevap kazanır, asla Cehenneme girmez. Cebrail, Hz.Peygamberden duayı kâfirlere öğretmemesini, sadece mümin ve takva sahibi kişilere tâlim etmesini istemiştir. Kefenlere de yazılmış, Cevşen-i Kebir özellikle Şii dünyasında oldukça rağbet görmüş, gerek müstakil olarak gerekse çeşitli dua mecmuaları içinde birçok defa basılmıştır Cevşenin Şii dünyasında bu derece rağbet görmesinde, Ehl-i beyt tarikiyle rivayet edilmiş olmasının yanında, faziletleriyle ilgili haberlerin de büyük etkisi olmuştur. Dua, Şia bölgelerinde özel matbaalarca kefen üzerine yazılmakta ve cenazenin kefenlenmesinde kullanılmaktadır.
    Cevşen-i Kebir Türkiye'deki bazı Sünni müslümanlar arasında da ilgiyle karşılanmıştır. Duayı, A. Z. Gümüşhanevi, tarikatla ilgili Mecmuatül-ahzab adlı eserinde nakletmiş, daha sonra özellikle Risale-i Nur cemaati tarafından müstakil olarak birçok defa basılmış ve Türkçe'ye de tercümeleri yapılmıştır. Ayrıca Şii kaynaklarında zikredilen metinle bu eserlerdeki metin arasında bazı eksiklik veya fazlalıklar göze çarpmaktadır. Cevşen-i Kebir diye bilinen ve Musa el-Kazımdan itibaren imamlar yoluyla Hz. Peygambere nispet edilmiş bir hadis olarak rivayet edilen, yaklaşık 15 sayfalık metnin sahih olması mümkün görünmemektedir. Zira bu metin, bilinen bir olayı, bir kıssayı veya tarihi bir vakayı anlatan, hafızada tutulması kolay metinlerden farklı olarak, her kelime ve cümlesinin büyük bir titizlikle raptedilip tekrarlanması, Hz. Peygamberden alınıp rivayet edilmesi imkansız denecek kadar güçtür.
    Duanın Sünni hadis mecmualarında yer almaması, ayrıca Şii hadis külliyatının ana kaynağı durumundaki Kütüb-i erbeada da bulunmaması, sadece dua mecmuaları gibi ikinci derecede kitaplarda mevcut olması da bu görüşü desteklemektedir.
    Cevşen sahih değildir
    Cevşenin faziletleriyle ilgili olarak nakledilenlere gelince, Allah'ın insana verdiği imkan ve yetenekler, ona tanıdığı haklar ve yüklediği görevler karşısında kişinin bir duayı okumakla dünya ve ahiretin bütün kötülüklerinden korunup mutluluğa erişmesi, İslamiyet açısından, hatta bütün semavi dinler bakımından mümkün değildir. Ayrıca her bölümünde tevhidi vurgulayan ve yoğun kudsi duygularla örülmüş bulunan bir duanın iman etmeyenler tarafından okunmasının ne anlamı var ki, Cebrail bu konuda Hz. Peygamberi uyarmış olsun. Kaldı ki bu dua, herkesin vakıf olabileceği bir açıklıkla literatüre geçtiğine göre, gizli tutulması da fiilen imkansızdır. (Cevşen maddesi s.462-464)
    Diyanet Ansiklopedisi'ndeki bu bilgiye göre, Cevşen duasının Ehl-i sünnet kaynaklarında bulunmaması ve fazileti ile ilgili rivayetlerin İslamiyet inançlarına aykırı bulunması, Şiilerce muteber kabul edilen Kütüb-i erbeada bulunmaması da, bunun sahih olmadığını göstermektedir.
    Bu duayı üstünde taşıyanın asla Cehenneme girmemesi de, ilim ile bağdaşmayan bir ifadedir. Çünkü hepsinden kıymetli olan Mushaf'ı [Kur'an-ı kerimi] bile üstünde taşıyan kâfir, Cehennemden kurtulamaz.
    Kefene mübarek isimlerin, yazıların yazılmasını, irin, kan gibi necasetin içine bulaşacağı için, Ehl-i sünnet âlimleri uygun bulmamıştır.
    Şiiler, Cevşeni savaşlarda kullanmışlarsa da, bir faydasını görmemişlerdir. Mesela Irak-İran harbinde ölen Iraklı Şii askerlerle, İranlı Şii askerlerin üstlerinde cevşen duası bulunmuştur. Ayrıca üzerinde cevşen olduğu halde kaza geçiren çok kimse görülmüştür.
    Ayrıca (Şamil İslam Ansiklopedisi cilt 1 sf.390 'dan aynı bilgilere erişebilirsiniz.)
    selametle........ "
#16.01.2007 11:14 0 0 0
  • egunes kardeşim islamda fasıgın gıybeti helaldir. yani kardeşlerimiz şahsiyeti olmayan birinin din açısından konuşmasına gazablanarak belki böle birçalışma yapmış olabilirler ama konuda sadece deginilmesi gereken yerimn sarıyla işaret ettigim yer olması gerektigidir. buınun dışında kalan yerleri kesinlikle tartışabiliriz konuşlabilirizki Allah c.c. bizleri mümin olarak yarattı ve islamı korumak ümmeti yoldan saptıracak tehlikelerden korumak görevini bize bıraktı. kendisi korudugu gibi bizedeyüğkümlülükler sundu. ve bu tür münafık alametlerinin hepsinin kendisinde bulundugu bunun yanında kafir alametlerinin hepsinin kendisinde bulundugu bunun yanında islam düşmanlıgının alametlerinin hepsinin kendisinde bulundugu bir kimse hakkında konuşmak caizdir. düşmanını tanıomadan ona karşı savaşamazsın . iştye bunlardaislam düşmanları yani bizlerin düşmanlarıdır. onalra karşı en güzel si,lahla savaşmalıyız inş. fasıkları anlatmazsak insanlar müslümanlar bölede olabilirmiş diyerek aldanabilir ve gidişat dahada kötü olabilir bu yüzden fasıgın gıybetini yapmalı ki islam adına konuştuklarında veya müslüman izlenimi verdiklerinde onların dışında lkalanlar islamiyeti öle zannetmesinler. selametle inş.
#16.01.2007 11:11 0 0 0
#15.01.2007 15:34 0 0 0
  • EREN GÜL KARDEŞİM MAŞALLAH ABDULWAHİD KARDEŞE SAYMIŞSIN VE SUÇUDA ARAPLARA SALMIŞSIN .

    YAZIKKİ ÜMMETİN SORUNUDA BU ZATEN KENDİNDE HİÇ BİR AYIP ARAMAZ KARŞIYA YÜKLER. aLLAH AFFETSİN İNŞ. ARAPLAR MADEM ÖLE YAPIYORTDA SEN NEDEN OTURUYOSUN YERİNDEN AHKAM KESİYOSUN OZMAN GİT UGRUNA ÜZÜLDÜGÜN SIKILDIGFIN DEGERLERİNİ KURTARSANA OZMAN . MÜSLÜMAN BUNU YAPMAZMI?. MADEM SAVUNDUGUN BİR ŞETY VAR NEDNE PEŞİNDEN GİTMİYORSUN AMA CAN TATLI DİMİ. :)) HALBUKİ CENNET HEPSİNDEN TATLI.. LÜTFEN HERKES KENDİNİ HESABA ÇEKSİNKİ KİMSE KİMSEDE HATA ARAMASIN SUÇUDA ARABLARDA BULMASIN BİZLER HAKKIYLA MÜĞSLÜMAN OLSAYDIK BUNLARI YUAPABİLİRMİYDİ ARAPLAR DEMEKKİ SU BİZDE DEMEKKİ BİZ YA TAM MÜSLÜMAN DEĞİLİZ YADA DÜNYADAN BEŞERDEN KORKTUGUMUZ KADAR ALLAHTAN KOPRKMUYORUZ. SELAM OLSUN HAKKI HAYKIRANLARA.
#13.01.2007 10:57 0 0 0
  • MAŞALLAH RABBİM DEVAMINI SAGLASIN İNŞ. aLLAH İÇİN ÇALIŞMALARINIZIN . SELAM HAKKI HAKKIYLA ARAŞTIRANLARA OLSUN İLAMI OKUYUP YAŞAYANLARA OLSUYN İNŞ. SELAMETLE.
#13.01.2007 10:51 0 0 0
#13.01.2007 10:50 0 0 0
  • Allah c.c. mekanınızı cennet eylesin inş. ki bacılarımıza bir yol göstermişsiniz. inşallahu teala ilim sahibi bir bacımız olurda onu moderatör yaparsınız hanımlarla ilgili bölümde . bence hoşta olur ama tabii benim sözüm sadece bir temenni olarak kalır söz büyüklerimizde biter biznillah.selametle.
#12.01.2007 16:45 0 0 0
  • rabbim sizi cennetiyle mükafatlandırsın inş. Allaha hamdolsun ögrendim ilim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir :) ne güzel bir mümin kardeşiminbana bir ilim ögretmesi ki daha bana ait olan şeyi bile o olmasa kullanmaayacaktım belkide haberim olmayacaktı selametle.
#12.01.2007 16:39 0 0 0
  • bu arada yukarda delillerle yazılmış konuyu size reddiye olarak yazıdm inşallahu tealal okursunuz . selametle.
#12.01.2007 12:17 0 0 0
  • iyide konami kardeşim bunu sana değil yakup 20 kardeşe söledim ayrıca o kaynak verdiginiz kimselertide bilmekteyim . inşallahu tealal bana kızmadan önce kime yorum yaptıgımı ve neden yorum yaptıgımı sorarsınızda zanla hareket etmerzsiniz. selametle. inş. bu arada sizle özel konuşmak istiyorum bu mumkunmu acaba ?. msn felan ben özel mesajlara nasıul bakacagımı bulamadım sitede o yüzden buraya yazmak zorunda kaldım .
#12.01.2007 12:16 0 0 0
  • afedersin ama anlayamadım o nikcle konuşurken neden daha sert olayımda kendi nickimde yumulşayayım kişiligimi nivcklere göremi değiştireyim?. çelişki aramak nasıl bir haslet böle ?. ben çelişki göremiyorum . bu arada siz hala beni anlamıyorsunuz kendişnizi öle bir savunmaya almışsınızki . sizleri rencide etmeden yaptıgınız yanlışlıkları müğslüman oarak düzeltmek istedim fakat siz ise benim kişiligimle ugraşmaktasınız . yorumunuza delil istedim eger bu sizin yorumunuzsa gerçekten büyük biir yanlış yorum . çünkü hadisi şerifi açıklarken yorumuuz olan kısımda adem a.s. ın kaburga kemiginden oldugu ondan sonrakişlerin ise devam oalrak geldigini sölemişsiniz. bende zaten bu hadislere kaynaklarını verdiginiz hadislere bişi demedim yorumunuza kaynak istedim . hadisleri açıkladım ve asıl anlatılşması gereken şeklinde anlattım . ama siz yorumunuzda bunun dışına çıkıp kaburga kemigini direk olarak anlamış ve ölede yorum yapmışsınız bende sizin bu direk anlama yani deyim manası dışında anlamanızı gerektiren veya saglayan kaynagınızı ögrenmek istedim . ayrıca okumadan yorum yapmam mümkün değil bunu yapmak sadece karşı tarafta açık arayanlar için geçerli olabilirki ben açık kapatma ile alakalıyım . lütfen b,iraz daha basiretli olun ve anlatmak istediklerimi anlamaya çalışın . siz youmlarınızda destek olaak kullandıgınız hadislerin tefsirini yapmışsınız buna reagmen yorumunuz verdiginiz tefsirlere uygun halde olmamaktadır. örnek vereyim

    Hz.Ebû Hüreyrenin başka bir rivayetinde de Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:
    * Allaha ve Ahiret gününe iman eden, bir meseleye şahit olduğu, gördüğü zaman ya hayır konuşsun veya sussun.Kadınlar hakkında iyilik ve hayır tavsiye ediniz.Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır.Kaburga kemiğinin en eğri tarafıda üsttarafı, uç kısmıdır.Eğer onu doğrultup düzeltmeye kalkışırsanız, onu kırarsınız. Kendi halinde bırakırsanız daima eğri kalır.Öyle ise birbirinize, kadınlara iyi davranmayı tavsiye ediniz *

    burda hadisi şerifte kaburga kemiginden maksadın kadının yaratılışının kaburga kemiginde oldugu gibi nazik oldugu ve onu düzeltmeye çalışmak onmu kırmaya bile sebeb olacagını anlatmaktadır yani Allah reuslu bu lafında kaburga kemiginin ne manaya geldigini anlatmaktadır daha sonraki sizin yorumunuzda demekki farklı açıklamamanız hadisi şerifi iyi anlamamış olmanızı göstermektedir. devamındaki yorumunuz aynen şöle.

    Hadis-i şerif, ilk kadın olması itibariyle Hz. Havvanın, dolayısıyla bütün kadın sınıfının hem maddi bakımdan yaratılışına, hem de huy, karakter, tabiat, mizaç ve bünyesine işaret etmektedir.Hz. Havva ilk kadındı.Cenab-ı Hak onu bir hikmet eseri olarak Hz. Ademin bir parçasından yaratmıştı.Daha sonraki bütün kadın ve erkekler bu iki insandan türemiş, çoğalmıştır.Gerek Hz. Ademin yaratılışında, gerekse daha sonra Havva validemizin yaratılışında nasıl bir yaratılış kanunu, hangi hikmete binaen cereyan etmiştir, bilemiyoruz.Bu, kudret-i İlahiyeyi göstermesi yanında, aynı zamanda insan yaratılışına babayı birinci derecede, anneyi de tali, ikinci derecede gösteriyor.

    madem yardımcıo olmak isteyen müslüman kardeşlere bukadar tepki göstermektesiniz ve hemen savunmaya geçmekrtesiniz inşallahgu teala bunada saglıklı bir açıklama getirirsinbiz. yorumunuzda görüldügü gibi onu bir hikmetle ademin kaburga kemiginden yarattı demektesiniz. bu demek oluyorki kaynak verdiginiz hadisi şertifi tam anlamadan yoruma çalışmışsınız ve yanılgıya düşmüşsünüz. bukadar uzamasına ne gerek vardı konun anlamadım . eger nefisleri aradan çıkarsak biznillah herşey yoluna girecektir. selametle.
#12.01.2007 12:13 0 0 0
#12.01.2007 11:16 0 0 0
  • Sorular ve Cevaplarım

    Ölmüşlerin arkasından Yasin suresini okumak Sünnet midir, yoksa Kur'an'a ve Kur'an merkezli Sünnete tamamen zıt olan çirkin bir bidat midir?
    Ölmüşlerin arkasından Yasin suresini okumak Kur'an'a ve Kur'an merkezli Sünnete kesinlikle zıt olan çirkin bidatlerden bir tanesidir. Bu bidat Asrı Saadette ve Hülefa-i Raşidin döneminde yoktu.Sonraki dönemlerde Emevi saltanatının Kur'an'a rağmenci davranışlarının sonucunda ortaya çıkan bidatlerdendir. Bu bidatler, atalarından gelen malumatları kesin nasslarmış gibi kabul eden ve asla eleştiremeyen mukallit hocalar ve o hocalara tabi olan cahil kalabalıklar sebebiyle sürüp gitmektedir.

    Şimdi bu konuda delillerimizi sıralayalım.

    Kur'an-ı Kerim'de çeşitli hitaplar vardır. Bu hitapların tamamı dirileredir. O'nda Mü'minlere,kafirlere, müşriklere, münafıklara...vb hitaplar bulunmaktadır. Ama hiçbir zaman ölülere hitap yoktur. Çünkü o bir hidayet rehberidir. Ölülerin o rehberden faydalanma imkanları ortadan kalkmıştır. Hatta bidatçilerin ölülere okudukları Yasin suresinin 70. ayetinde bile "dirilerin uyarılması için" Kur'anın vahyedildiğinden bahsedilmiştir. Ama bidatçiler ayeti görmezden gelip, atalarının izinden yürümek adına Kur'an'a rağmenci anlayışlarını ısrarla sürdürürler.

    Gelenekçiler, İslam fıkhının kaynaklarını sayarken formalite icabı Kur'an-ı Kerimi en üste yazarlar. Ama iş uygulamaya geldiğinde O'nu diğer delillerin ispatı için içerisinden malzeme aranan bir konuma düşürürler. Maalesef olaylara objektif olarak bakamadıkları için içinde bulundukları hali de pek idrak edemezler. Şimdi Allah'ın kitabında ölen kardeşlerimiz için ne yapabileceğimize bakalım. Haşr suresinin 10. ayetinde "...Rabbimiz!, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla..." buyrularak mü'minlere yapacakları açıklanmıştır. Yani ölmüş olanlara dua edeceğiz. Bidatçiler uydurulmuş hadisleri ve atalarından nakledilen fasit kıyasları temize çıkartabilmek için "dua okumak Kur'an okumakla aynı şeydir" diye te'vil etmişlerdir.

    Gelenekçiler İslam fıkhının kaynaklarını sayarken sıralamanın ikinci maddesine Sünneti koyarlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi maddenin ikinci sırasındaki sünnette sıralamaya formalite icabı yazılmış, iş uygulamaya gelindiğinde sünnetlerin yerini sünnete aykırı bidatler almışlardır. Bu konu bunu ispat etmek için en güzel örnektir. Bilindiği gibi Asrı saadette Peygamberimizin ölmüş olan mü'minlere evde veya mezarlık da Kur'an okuma gibi bir sünneti yoktu. Bu konuda hiçbir alimin farklı bir yorumu olmamıştır. Sünnet düşmanı gelenekçilerin bile istemeseler de kabul etmek zorunda kaldıkları gerçek budur. Ne Hz Peygamber yaşıyorken sahabenin ölmüş olanlarına, ne de kendisi öldüğünde diğer sahabelerin O'na Yasin okuma gibi bir merasimi olmamıştır. Hatta hülefa-i raşidin döneminde de böyle bir uygulamanın olmadığı ortadadır. Allah'ın kitabını tebliğ ve tebyin eden Hz Muhammed'in ve O'nun izinde giden halifelerin yaygın uygulamasının ölene dua etmek olduğu ortadadır. Onların ölülerine asla Kur'an okumadıkları da ortada... Ey Bidatçiler; başkalarına sünnet inkarcısı iftirasını atarken asıl siz sünnete karşı bidatler çıkartıp onları hafife alıyorsunuz. Sünnete karşı çıkarken kendinizi savunacak deliliniz var mı? Sizi ve usulünüzü(ki ben buna usulsüzlük diyorum) çok iyi tanıdığım için delil diye vereceklerinizi de bura da aktarayım. Siz "Ölülerinize Yasin okuyunuz" hadisine inanarak yukarıdaki sünnete muhalefet ediyorsunuz. Yukarıda da açıkladık, Peygamberin ölülere Yasin okumadığı apaçık ortada... Yani bu sözü bir tanesi Peygamber adına uydurmuş, biz bunu metinden kolaylıkla anlayabiliyoruz. Ne yazık ki Ebu Hanife'nin yolunda olduğunu sananlar, O'nun metin tenkidine dayalı sünnet anlayışının farkında değiller. Onlar Ebu Hanife adına fatura edilen rivayetleri koruma mücadelesi verirken, O'nun metoduna ihanet etmektedirler. Ölülerinize Yasin okuyunuz hadisinin uydurma olduğunu klasik Hadisçi Elbani bile kitabında açıklamıştır. Hadis münkati ve illetlidir. Ölüye Yasin okunması konusunda sahih BİR TANE bile hadis yoktur. İlgili hadisteki "Ölüleriniz" kelimesini Hanefiler dışındaki mezheplerden Şafiiler ölmek üzere olanlar diye açıklamıştır. Bu konuda Nevevi'nin görüşlerine bakılabilir. İbn-i Mace aynı hadisi "Ölmek üzere olan hastanın yanında konuşulacak şeyler " babında açıklamıştır. Ahmet İbn-i hanbel' de Ölmek üzere olanların yanında okunduğunda ruhun çıkması kolay olur..." vb şeklinde yorum getirmiştir. Ama dikkat edin burda da açıklanan ölüye okuma değil, ölmek üzere olanlaradır. Hanefiler dışındaki üç mezhebin görüşlerine de baktığınızda ölülere Kur'an okunmayacağı açıkça görülecektir. Kur'an, Kur'an merkezli Sünnet ve eski mezhep imamlarının çoğu ve yeni araştırmacıların tamamına yakını ölülere Kur'an okunmaması gerektiğinde ittifak etmişken, sizler Ebu Hanife'ye fatura edilen uydurulmuş bilgilerden yola çıkarak halen Kur'an ve Sünnete aykırı hareket etmeye devam edecek misiniz. Yoksa bu şişi ulemalarımız çözdü, bin senedir kimse anlamadı da sen mi anladın türü demagojilerle insanları avutmaya ve uyutmaya devam edecek misiniz. Mezhepçilik ve hizipçilikle oyaladığınız masum müslümanların yakasını bırakın... Bir taraftan Kur'an'ın zor anlaşılacağı yalanıyla onları O'nu anlamaktan alıkoyuyor, diğer taraftan da atalarınızdan gelen doğru-yanlış karışımı ayrıntılarla onları uğraştırıyorsunuz. Bakın işte! Yaptığınız bidat; Kur'an'a, Kur'an merkezli sünnete zıt olduğu gibi, sizinde itibar ettiğiniz alimlerin görüşlerine de zıt... Artık bırakın bidatlerle insanları aldatmayı... Siyonistler, emperyalistler...vb sözlerle islam düşmanlarını suçluor, ama hiç kendi suçunuzu bertaraf edecek özeleştiri yapmıyorsunuz. Bu ümmetin acılar içerisinde kıvranmasında sizin hiçmi payınız yok?Hizipçilik Kur'an'a aykırı değil mi? En'am suresinin 159. ayetinde hizipçilik yapanların yanlışlığı apaçık açıklanmışken, siz insanları hizipçiliğe(Kendi Cemaatınıza) davet ettiniz. Hatta Allah'ın ipine sarılın ayetini bile anlamöının tam tersine cemaate sımsıkı sarılın şeklinde açıkladınız. Ve maalesef Allah'ın ayetini yaptığınız ilhadi yorumlarla çarpıttınız. Bunu da atalarınız mirasını kurtarmak ve temize çıkarmak için yaptınız. Kur'an'daki Ehl-i Kitapla ilgili ayetlerdeki din alimlerinin düştükleri hatalardan Allah aşkına siz berimisiniz? Aynı konumda olduğunuzun farkında değil misiniz. Bugüne kadar hep ilmi delille gelindiğinde ilme tabi oluruz diyordunuz. İşte size ilmi deliller, bakalım ilme mi yoksa mezhepçilik ve hizipçiliğe inatla devam ederek hevanıza mı tabi olacaksınız? Ben Hz Peygamberin peygamberliğinin başladığı ilk dönemi açıklayan Hicr suresinin 94. ayetindeki gibi "Kulaklarını patlatırçasına anlat" ayetinin gereğini yaptım, umarım sizde "işittik, isyan ettik" diye ayette açıklanan kişilerin konumuna düşmez ve sözü dinleyip en güzeline tabi olan mü'minlerden olursunuz. Ne mutlu Allah'ın kitabına tabi olanlara, Ne yazık BİLE BİLE PEYGAMBERİN SÜNNETİNİ TERKEDİP, ATALARININ YORUMLARINI HAKLI ÇIKARTMAK ADINA PEYGAMBER VE SAHABE ADINA FATURA EDİLMİŞ 1-2 UYDURMA RİVAYETE TABİ OLANLARA....

    alıntıdır.....
#12.01.2007 10:55 0 0 0
  • KUR'AN ölülerin arkasından okumak içinmi indi!



    36/Yasin70 (Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).



    Ayetten de anlaşıldığı gibi, Kur'an yaşayanları batıldan sıyırıp

    doğru yolu bulmaları için indirilmiştir.



    1/Fatiha 5 (Ya Rabbi) Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz!



    Ölen bir insanın elbette, Allah'a kulluk etmesi mümkün değildir, tabi yardım istemeside. Yazık ki ölülerin arkasından okunan kur'an, onları kurtarmak adına okunuyor, okuyan da ne okuduğunu dahi bilmiyor.

    Keşke bilseler, bilseler kur'an'ın artık ölülere hiç bir fayda sağlamayacağını, ölüleri kurtarmak için değil, kendilerini kurtarmak için okurlardı.

    Defin işleminin hemen ardından okunan, yasin süresine ne demeli, surenin içeriği "..babaları uyarılmamış bu yüzden gaflette kalmış bir toplumu uyarmak için.." indirildiği halde ve dirilere hitap eden bu surenin, ölülere okunuyor olması,insanların ne büyük bir gafletin içinde olduğunu gözler önüne seriyor.



    27/Neml 80 Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.



    30/Rum 52 Tabiidir ki sen ölülere katiyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.



    35/Fatır 22 Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin.



    2/Bakara 2 Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen

    ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'tır.



    36/Yasin 5,6 Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.



    36/Yasin 10,11 Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.



    Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.



    36/Yasin 22 "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz."



    23/ Yasin 23 "Hiç ben O'ndan baska ilâhlar edinir miyim? Eger O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onlarin sefaati benden yana hiçbir seye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."



    Bu,ve benzeri ayetlerde hep, yol gösterici ve uyarıcı oluşundan bahsediyor. Kur'an ı yol gösterici olarak değilde, ölülerin arkasından okunan mübarek bir kitap, oluşundan öte gidemediğini görüyoruz.

    Bu ifadeyi kullandığım için üzgünüm ama gerçek bu.



    Bugün hangi kapıyı çalsanız, hemen hemen kur'an ı Arapça okuyan insana rastlarsınız, ama içindeki emirleri, okuyup anlayana kaç evde rastlarsınız?

    Kız çocuklarını kur'an kursuna gönderen aileler, ölünce arkadan kur'an okuyan biri olsun diye okutuyorlar, içindeki emirleri öğrenip yaşasınlar diye değil.

    Üstat Mehmet AKİF ERSOY unda dediği gibi



    İnmemiştir hele kur'an

    Bunu hakkıyla bilin

    Ne mezarlıkta okumak

    Ne de fal bakmak için.



    Kur'an'nın orijinalini elbette öğrenelim, ama yaşamak için, doğruyu bulmak için, anladığımız dilde okumamız gerekiyor. Rahman olan Allah bu kitap kılavuzdur, hidayet kaynağıdır diyor, Yani hakkı batıldan ayırmak için gönderdim diyor.



    25/Furkan 1 Şanı yücedir o kudretin ki, hakla batılı ayıran o Furkan'ı, bütün

    alemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi.



    Mezarlığın yanından geçen, hemen her insan mutlaka fatihayı okur. Dua eden hocalar duasında bize de bir fatiha yok mu? diyen ölülerimize de gönderelim diye dua ederler. Oysa fatiha süresinde "bizi doğru yoluna ilet.." diye dua etmiyormuyuz? ölünün artık doğru yola iletilme hakkımı var? Tabiî ki yok, doğru yola bizim, yani yaşanların ihtiyacı var. Şu gerçeği, artık inananların kabul etmesi gerek.



    Kur'an bize Allah'tan gelen bir mesaj,ve yol gösteren bir kılavuzdur.



    1/Fatiha 1,,7 Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır. Rahman'dır, Rahim'dir O. Din gününün Malik'i, sultanıdır O. Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Dosdoğru yola ilet bizi. Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...



    Rahman ve rahim olan Allah, inananlara, Kur'an'ın çizgisinde yaşayan doğruyu yanlıştan ayırt edecek bir basiret ve feraset nasip etsin.
#12.01.2007 10:54 0 0 0
#12.01.2007 10:37 0 0 0
  • maşallah Allah c.c. ilminizi arttırsın ,inşallah . çok güzel bir paylaşım olmuş rabbim cennetine koysun sizleri ,inş.
#12.01.2007 10:34 0 0 0
  • kesinlikle sünnette böle birşey yoktur inş eger bildiginiz varsa delil gösterirseniz daha saglıklı olacagı inancındayım . rabbim dosdogru yolundan ayırmasın inş.


    ayrıca reddiye hazırlamaktayım inşalla konuya bir açıklama yapacagım . selametle.
#12.01.2007 10:19 0 0 0