Îsâ aleyhisselâm, havârileri ile seyahat ederken bir köye ugradi. Köy halkinin kimisini kapi önünde, kimsini sokak ortasinda ölü buldu. Bu manzarayi görünce, Îsâ aleyhisselâm havarilerine buyurdu ki:
- Bunlar Allahü teâlânin gazâbina ugramis kimselerdir.
Havâriler:
- Bunlarin günâhlarinin ne oldugunu ögrenmek isteriz, dediler.
Bunun üzerine, Îsâ aleyhisselâm Allahü teâlâdan ölüm sebebini bildirmesini niyâz etti. Allahü teâlâ söyle bildirdi:
"Gece olunca sen kendilerine sor! Cevabini alirsin."
Gece olunca Isâ aleyhisselâm buyurdu ki:
- Ey köy halki basiniza gelen nedir?
Içlerinden birisi dedi ki:
- Ey Allahin peygamberi, dünya sevgisine dalmamiz sebebiyle bu hâle geldik.
- Dünyayi nasil sevdiniz?
- Dünyayi âhireti kazanmada bir vasita, bir gaye bilmedik. Bir annenin çocugunu kaybettigi vakit agladigi, buldugu vakit sevindigi gibi, biz de dünya malini kaybettigimiz zaman çocuklar gibi aglar, buldugumuz zaman da çok sevinirdik.
- Peki niçin hep sen konusuyorsun, baskalari konusmuyor?
- Ben onlarin yaninda bulunuyordum. Onlardan degilim. Onlar simdi çok feci bir sekilde azâb gördüklerinden cevap verecek hâlleri yoktur. Ben Cehennemin bir kenarinda bekliyorum. Sonum ne olacak bilmiyorum.
Dünyanin ne oldugunu Peygamber efendimiz su hadîs-i serîfleri ile çok güzel ifade buyurmaktadir:
(Dünya için, dünyada kalacagin kadar çalis! Âhiret için, orada sonsuz kalacagina göre çalis! Allahü teâlâya, muhtaç oldugun kadar itâ'at et! Cehennem atesine dayanabilecegin kadar günâh isle!)
(Dünya malindan, sarildiginiz, sakladiginiz her sey, yaninizda kalmayacak, sizden ayrilacaktir. Ancak Allah rizâsi için yaptiginiz iyilikler ve ibâdetler sizinle beraber kalacaktir.)
Îsâ aleyhisselâm buyurdu ki:
- Dünyayi kendinize efendi edinirseniz, o da sizi kendisine köle eder. "Ey havârilerim, sizin için ben dünyayi sirt üstü yere vurdum. Sakin benden sonra onu ayaga kaldirmayin. Çünkü o habistir. Onu seven Allaha isyân eder. Âhiret ancak onu terketmekle elde edilir."
Fudayl bin Iyad hazretleri buyurur:
"Dünya altindan olsa, elbet geçicidir. Ahiret topraktan bir çömlek olsa, akilli olanlara, devamli olan çömlegi geçici olan altindan çok sevmek lâzim olurdu. Nerede kaldi ki, çabuk kirilan çömlek dünya ve devamli olan altin âhirettir!"
Ibni Mes'ud radiyallahü anh buyurur:
"Dünyada herkes misâfirdir. Yanindaki seyler emânettir. Misâfirin gitmekten, emânetin ise geri alinmaktan baska çâresi yoktur."
Hasta, hastaligi sebebiyle, yemegin tadini alamadigi gibi, dünya sevgisi olan bir kimse de, ibâdetlerin tadini alamaz. Peygamber efendimiz, Dahhak hazretlerine sordu:
- Tuzlu ve baharatli yemekleri yiyip üzerine süt içen sen misin?
- Evet öyledir, yâ Resûlallah, dedi.
- Bu yemekler nereye gidiyor, ne oluyor?
- Sonu ma'lum yâ Resûlallah.
- Iste Allahü teâlâ dünyanin sonunu Âdemoglunun yedigi yemegin sonuna benzetmistir.
Rabbim:
"Hayır. Çektiğin acılar günlük kaygılarının önemsizliğini anlamanı, onlardan uzaklaşmanı ve bana daha çok yaklaşmanı sağlar."dedi.
Rabbimden ruhumu olgunlaştırmasını istedim.
Rabbim:
"Hayır. Kendi kendine olgunlaşmalısın, ama meyvelerini alman için yardım edeceğimden emin olabilirsin." dedi.
Rabbimden hayatı sevmemi sağlayacak her şeyi istedim.
Rabbim:
"Hayır. Ben sana hayatı vereceğim, böylece hayata dair her şeye sahip olabilirsin." dedi.
Rabbimden, rabbime duyduğum sevgiyi, başkalarına da duyabilmeyi istedim.
Rabbim şöyle dedi:
"Ohhh! Nihayet doğru bir şey istedin." Ruhu olgunlaşmamış bir kul Allah'a hep "ver bana..." ile biten dualar eder, olgunlaşmış bir ruh ise "vermemi sağla..." diye bitirir dualarını...
link, bir baska sitenin radyo ve sohbet odasina baglandigindan dolayi kaldirilmistir.
sari menekse