Wish

Wish

Üye
09.07.2004
Çavuş
1.861
Hakkında

#16.10.2005 22:23 0 0 0
#16.10.2005 22:22 0 0 0
#16.10.2005 22:20 0 0 0
#16.10.2005 22:17 0 0 0
  • Konu: Canım benim
    insanin alip bagrina basasi geliyor paylasim icin tskrler
#16.10.2005 22:15 0 0 0
#16.10.2005 22:14 0 0 0
#16.10.2005 22:09 0 0 0
#16.10.2005 22:00 0 0 0
#16.10.2005 21:58 0 0 0
#14.10.2005 00:44 0 0 0
  • Koç: İç mekán onun tercihine göre daha çok işlevsel olmalı. Engellerden hoşlanmayarak mekánda hıza öncelik verir. Favori renkleri parlak kırmızı ya da pembe tonlarıdır.

    Boğa: Evinde vakit geçirmekten çok keyif alır. Onu çevreleyen atmosfer tamamıyla doğal materyallerden meydana gelmeli. Kokulara, renklere, estetik detaylara önem verir.

    İkizler: İkizler evde pek oturmaz, oturduğunda ise işe yarayan, fonksiyonel aksesuvarlara bayılır. Farklılıklara öncelik verir, yeniliklere açıktır. Değişik tarzlar, kontrast oyunlar çok hoşuna gider.

    Yengeç: Küçük dokunuşlarla evin her yerinde kendini hissettirir. Yaşadığı yerin her tarafında mumlara, mutfağında ise en az birkaç farklı sofra takımına rastlayabilirsiniz. El yapımı her türlü objeye ilgisi vardır.

    Aslan: Onun ideal mekanı Versay Sarayıdır! Misafir ağırlama sanatındaki mükemmeliyetçi tavrı, ve cömertliği, onun kendisini ifade şeklidir. Çevresine ışık saçacak kadar etkili olmak amacıyla gösterişli ve iddialı bir stil yaratır.

    Başak: Evde elleriyle çalışmaktan zevk alır. Çizgilerde mükemmeliyet, sadelik ve saflık arayışı içindedir. Onun için asıl önemli olan şey tasarımdır. Temel ile form, estetik ile gereklilik arasındaki uyumu sağlayan tasarım...

    Terazi: Doğası gereği kültür ve uygarlık dünyasını birleştirir. Onlarda var olan bu incelik ve zarafet boyutu, geniş bir renk uyumunu da içinde barındırır. Evinde her şey dengede sayılır.

    Akrep: Mahremiyetine çok düşkün ve bireysel olan akrebin farklı atmosferlere, özellikle de bilinmeyene karşı ilgisi vardır. İlginç olanı ve herkesçe fark edilemeyeni uygular. Gizemi ve abartıyı sever. Modalar yerine, uzun süre kullanabileceği kaliteli ve klasik şeyleri tercih eder.

    Yay: Mekan ne kadar egzotik olursa, yaylara o kadar uygun olur. Etnik özellikleri, renklerdeki göz alıcı etkileri sever; davetkar atmosferleri tercih eder; mutluluğun çevresinde parıldamasını ister. Yeniliklere açık, ama aynı zamanda geçmişine bağlıdır.

    Oğlak: Düz çizgiler, sadelik ve boş duvarlar onlara göredir. Dekorasyon tarzlarında mimariye yakın dururlar. Rahat ettikleri atmosfer ise Zen olarak tanımlanabilir. Antikaya karşı da özel ilgisi vardır.

    Kova: Mekán ne kadar az klasik olursa, onun için o kadar uygun olur. Geleceğin sembolü high-tech ürünler favori tercihidir. Çağdaş bir mekán, ona bugün içinde yarını yaşama fırsatı sunar.

    Balık: Çevresini saran pek çok zıt karakterli elemandan uyumlu birliktelikler yaratır. Farklı obje ve renklerden yola çıkarak eşsiz olanı yakalar ve hoş bir ambiyans oluşturmayı başarır. Onun evine gelenler, kendilerini en az kendi evlerindeki kadar rahat hissederler.
#14.10.2005 00:37 0 0 0
#14.10.2005 00:36 0 0 0
#14.10.2005 00:33 0 0 0
#14.10.2005 00:31 0 0 0
  • Denge ve Uyum

    Evinizde kullanacağınız renkleri belirlemede denge ve uyum, size yol gösterecek anahtar kelimeler olmalı. Bir rengin diğeri ile ilişkisi, yeni dekorasyon şemanız için önemli bir başlangıç olacağından, bu ikiliyi gözardı etmemekte fayda var. Bu nedenle, mekanda bütünlüğü yakalamak istiyorsanız, önce kendinize bir ana renk belirleyin. Koltuk, mekanda her zaman başrole oynadığından ana renginizin koltuğunuzun tarzıyla uyumlu olmasına dikat etmelisiniz. Sonra da halı ve diğer aksesuarları seçin. Bu aksesuarlar, koltuk renginizin açık ya da koyu bir tonu olabileceği gibi kontrast bir renk de olabilir.(Hatta daha iyi olur)

    Mekanın daha geniş görünmesi için

    Evinizi olduğundan daha büyük göstermenin birçok yolu var. Ancak bunlardan en masrafsız olanı, renklerle oynamak... Örneğin; koyu renkler geniş bir odayı daraltırken, açık renkler küçük mekanları daha geniş gösterir.
    Eğer basık tavanlı bir eviniz varsa, evininizin duvarlarını koyu, tavanınını açık renge boyayarak bu sorunu çözebilirsiniz. Ancak eviniz küçükse, modaya uyup asla duvarlarınızı koyu renge boyamayın. Bu evinizin daha da küçük görünmesinden başka bir işe yaramaz.

    Renklerin dili

    Kırmızı, sarı ve turuncu sıcak renk grubuna girer ve fazla klasik olmayan küçük evler için idealdir.
    Mavi, mor ve bordo ise soğuk renklerdir ve genellikle klasik evler için uygundur.
    Yeşil ise tam bir denge rengidir. Tonlarına göre her ortamda rahatlıkla kullanılabilir. Açık, fıstık yeşili gibi tonlar spor ve minimalist evler için idealken, koyu nefti tonlar daha klasik mekanlar için uygundur.

    Işık olmassa renk de olmaz

    Evimizin ağırlıklı rengini aşağı yukarı belirledik. Ama o da ne! Mağazada gördüğünüz o enfes yeşil aslında kahverengiymiş! Durun!evinizdeki bütün eşyaları baştan aşağı değiştirmenize hiç gerek yok. Bu durumda koltuğunuzun eski yeşile dönmesi için aydınlatmanızı değiştirmeniz yeterli olacaktır. Yüksek watt ampuller hem gözü yorar, hem de eşyalarınızın doğru rengini göstermez.
    Bu nedenle yerden aydınlatmaları tercih etmek her zaman yerinde bir karar olacaktır. Böylece daha soft bir görüntü yakalamış olursunuz.

    Ruh halini de etkiliyor

    Renkler; canlı, baştan çıkarıcı, dinlendirici, belirsiz, kışkırtıcı, huzurlu gibi bir çok şekilde tanımlanırlar.
    Çoğu zaman renklere karşı tepkilerimiz doğuştandır, buna rağmen bazı renkler kültürel olarak bize kodlamış ya da öğretilmiştir. Örneğin, kırmızı heyecan verici tutkulu bir renk olarak bilinirken, yeşil daha pasif bir renk olarak algılanır. Açıklanamaz bir şekilde pembenin belli bir tonu sakinleştiricidir. Bazı kültürlerde beyaz hayatı, diğerlerinde ise ölümü sembolize eder.

    Hangi renk nerede kullanılmalı?

    Kırmızı

    Kırmızının kan basıncını yükselttiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kendisi emici bir renk olup, sürekli büyüyormuş izlenimi verir. Yoksa kırmızı bir duvara sürekli baktığınızda hiç üzerinize üzerinize geldiği olmadı mı? Kırmızı genellikle kütüphane gibi yerlerde, ya da sıcak mekanlarda düşünceyi ve sohbeti canlandırmak için kullanılır. Kırmızının aynı zamanda iştahı kabarttığı da söylenir; şarap ve lal taşı renkleri bu yüzden yemek odalarında sıkça kullanılır.

    Sarı

    Sarı güneş ışınları gibi sıcaklık ve ışık yayar. Gözü en yoran renklerden biri olarak nitelense de aydınlanmanın rengi olarak bilinir. Sarının yasal olan ilmi inanışa göre, metabolizmayı hızlandırdığı ve hafızayla konsantrasyonu kuvvetlendirdiği bilinmektedir. Yağ sarısı gibi soluk sarılar samimi ve davetkar olmalarından dolayı oturma ve yemek odalarında uygulanırlar. Ancak canlı bir sarı, tiksinme duygusu yaratabilir.

    Turuncu

    Turuncu her şekilde karşımıza aldatıcı bir kışkırtıcılıkla çıkar. Coşkun turuncu aynı kırmızı gibi iştah açar. Turuncuyu sakinleştiremezsiniz, tonunu açtıkça çamurumsu ve sıkıcı bir hal alacaktır. Ama ten renginin tamalayıcısı olduğu için, şeftali gibi hafif tonları nötr renk grubuna girer. Parlak turuncu tonları en iyi belirli yerleri vurgulamak amacıyla kullanılır.

    Yeşil

    Yaşamın ve çimenin rengi yeşil, bir çok tonuyla maviden daha huzur vericidir. Yeşil sinirleri yatıştırır, bu yüzden de genellikle hastanelerde ve bir çok kurumlarda tercih edilir. Odaklanması ve hemen hemen her renkle uyum sağlaması en kolay renk olduğu için yeşil, insanların en çok vakit geçirdikleri yerlerde görülür. Beyaz ya da siyahla karıştırılarak kullanıldığında nötr nötr (başka bir deyişle etkisiz eleman) hale gelir. Buna rağmen sarı ile karıştırılımş bir yeşil şok edici olabilir.

    Mavi

    Denizin ve gökyüzünün rengi mavi, sakin bir renktir. Özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde popüler olduğu için güveni temsil eder. Bazı maviler, her nasılsa soğuk ve kederli olarak ün yapmışlardır; Moody Bluesu düşünsenize... Mavi geri çekiliyormuş hissi verir; soluk maviler boşluk hissini kuvvetlendirir ve yatak odaları ile bahçeye açılan bölümler için idealdir. Soluk ve orta karar mavilerin yatıştırıcı bir yönü olduğundan çocuk odaları için biçilmiş kaftandırlar.

    Mor

    Günbatımı gibi kısa ömürlü bir renk olan mor, tıpkı turuncu gibi mekanlara tat katmak amacıyla kullanılır. Popülaritesini iki faktöre borçludur: İyileştirici aynı zamanda romantik olmasına ve uykusuzluk problemine çare olmasına. Bu yüzden mor, yaygın olarak yatak odaları için önerilir.
#14.10.2005 00:28 0 0 0
  • Çocuk burada kendini sosyal varlık olarak gösterir. Sosyal ilişkiler önem kazanır.
    Kurallar çerçevesinde mantıksal düşünme vardır.
    Bu dönemdeki oyunlar gerçeğe çok yakındır.
    Kukla şovları sosyal rolleri belirtir.
    Yarış oyunları, top oyunları, kart oyunları, zihinsel kombinasyon gerektiren oyunlar, masa oyunları&


    Çocuğun Oyun Oynayabilmesi İçin Gerekli Koşullar:

    Oyun için gerekli ortam, araç ve gereç sağlanmalı, gerektiğinde araçların nasıl kullanılcağı anlatılmalı ve öğretilmeli.
    Oyuna nasıl başlanılcağı ile ilgili ip uçları verilmelidir.
    İlk denemelerden sonraki zorlanmalarda çocuğa engeli görüp ortadan kaldırmasında kendi yeteneğini kullanması için, küçük çapta yardım edilmelidir.
    Oyunu sürdüren çocuğa ihtiyacı olmadan müdahale edilmemelidir ve karışılmamalıdır.
    Çocuğun yeni girişim ve denemeleri eleştirilmemeli ve asla aşağılayıcı tavır içine girilmemelidir. Sınama - yanılmasına fırsat verilmeli, doğru ve en iyi sonuç için yumuşak bir ifade ile dikkati çekilmelidir.
    Çocuğun en acemice girişimleri takdir edilmeli, aşırı abartılmadan, aferin, güzel olmuş, iyi olmuş, şunu da ekle veya yap& bakalım nasıl olacak vb. yakalaşımlarda bulunulmalıdır.
    Yapılan karşılaştırmalar kendisi ve kendi girişimleriyle ilgili olmalıdır.
    Yapabidiklerinin daha iyisini yapabilecekleri konusunda cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmelidir.
    Zaman zaman onlarla birlikte oynanmalı. Gerekirse oyunu büyüklerine öğretmesine, anlatmasına izin verilmeli ve bu sırada sözü kesilmemeli, hatta anlatması için yönlendirerek ortam sağlanmalıdır.
    Bazen çocuk oyununun sadece izlenmesini ve oyununa karışılmamasını isteyebilir. Bu isteklerine uyulmalıdır.


    Oyuncak ve oyun aracının kendisinde oluşturacağı tehlikeli durumlar:

    Çok küçük çocuklar için yutma ihtimali olan küçük oyuncaklar.
    Kırılmış veya çatlamış metal veya plastik oyuncaklar.
    İçi sıvı dolu kırılma ihtimali olan oyuncaklar.
    Kimyasal maddelerden yapılmış boyalı oyuncaklar.
    Oyuncak bulunan sepetlerin çocuğun ulaşabileceği yüksekliğe koyulmaması.
    Oyun alanında ve çevresinde tehlike yaratabilecek durumlar
    Düşüp yaralanmalar; uygun olmayan kıyafetlerden ve uygun olmayan zeminlerden oluşabilir.
    Oyun alanındaki engel veya engebeler değişik burkulma ve düşmeye bağlı travmalara yol açabilir.
    Oyun çevresindeki duvarlar, su birikintileri vb. yerler, çarpıp veya kayıp düşmeye ve buna bağlı sakatlıklara yol açabilir.
    Çevrede bulunan paslı tenekeler, tel örgüler, sivri veya keskin araçlar, kesici veya çizici etkiyle bir takım istenmeyen yaralanmalara neden olabilir.
    Çevrede açık olan elektrik prizleri kazalara yol açabilir.
    Oyun alanlarının çok işlek caddelere yakın ve korumasız olması.

    Motorsal özellikleri yeterince geliştirilmeden değişik zorluktaki aktiviteler veya oyun anında oluşabilecek indirek kuvvetlerin de bir takım kazalara yol açabilir. Örneğin çok hızlı yön değiştirmeyi gerektiren oyunların yeterince hazırlık yapılmadan oynanılması tehlike yaratabilir.
#13.10.2005 01:35 0 0 0
  • 3. Yaş

    Bir nesneyi başka bir nesnenin yerine koyarak oyun oynarlar.

    Objeleri değişik şekillerde kullanırlar. Biberonla oyuncak bebeğinin saçını taramak gibi.

    Kardeş hayali, arkadaş yaratma görülür.

    Kendi yaşıtları olan çocuklarla kısa süre de olsa oynayabilir.

    Kendi kendine oynamaktan olduğu kadar anne babası ile birlikte olmaktan, onlarla oynamaktan, konuşmaktan da zevk alır.

    Üçüncü yaşın sonuna doğru hareket becerisi üç tekerlekli bir bisiklete binebilecek ve top atıp tutabilecek düzeye ulaşmıştır.

    Çocuklar birlikte oynamalarına rağmen ayrı ayrı oynarlar, buna paralel oyun denir.

    Çocuklar büyümeye devam ettikçe beraber oynamaya başlarlar.

    Bu yaşta, yetişkinlerle bir arada olmaktan ve oynamaktan hoşlanan çocuk, zaman zaman kendi başına oynamaktan ve diğer çocukların oyunlarını izlemekten zevk alır.

    Kutular, tekerlekler, toplar, resimli kartlar& gerçek nesnelerle oynamaktan, bunları guruplara ayırmaktan, eşleştirmekten büyük bir zevk alırlar.

    Bahçe oyunlarında kullanılan kürekler, araba, bebek oyun materyalleridir.

    Marangoz aletleriyle de oynarlar.

    Oda takımları, mutfak eşyaları dikkatlerini çeken malzemelerdir.

    Bu yaştan itibaren plastik, tahta, karton& her çeşit malzeme oyuncak yapımında kullanılabilinir.

    Parmak boyası, kil, plasterisil, keskin olmayan makaslar, teyp, ataç kullanmasını öğrenebilir, yapışkan yapıştırmasını becerebilir, bebeğinin giysilerini giydirip çıkarabilir.

    Basit bilmeceleri bilebilir, kısa tekerlemeleri öğrenebilir, öykü kitapları ve masallarla ilgilenebilir.

    Renkli çıkartmalara da ilgi duyabilir.



    4.Yaş

    4. Yaştan itibaren sosyal oyun (sosyadrama) görülür. Doktorculuk, evcilik& Bunlara uygun giysiler ve materyaller olmalıdır, çocuk böylece bütün rollere girmiş olur.

    Empati gelişmiştir.

    Yaşıtlarıyla birlikte oynama daha fazladır, henüz gruplar çok gevşektir. Oyunları üç yaşta olduğundan daha uzun sürelidir.

    Oyun sırasında her çocuğun kendi istekleri dikkat çeker, bu da zaman zaman çatışmalara neden olur.

    Arkadaşları ile oyuna başlayan çocuğun bir süre sonra aynı oyun ortamı içinde oyunu tek başına sürdürdüğü görülür.

    Hareket ihtiyaçlarını bahçe oyunlarına yönelerek giderirken, öte yandan masa başı oyunlarına da ilgi duyarlar.

    Parmak kuklaları, küçük sahneler kurulabilir.

    Domino, basit el çalışması yapılır, boz yaplar, mıknatıslar, pusulalar, büyülteç, bitki yetiştirme alışkanlıkları, küçük ev hayvanları yetiştirme.

    Müzik dinlemekten, dans etmekten hoşlanırlar.


    5. Yaş

    Dramatik oyunlar ortaya çıkar, empati gelişmiştir.

    Sosyadramatik oyun devam eder.

    Yetişkinin tüm davranışlarını izler ve bunları oyunlarında tekrarlamaktan hoşlanır.

    Kendi yaşıtlarıyla küçük gruplar halinde oynar.

    İp atlama, bisiklete binme, koşmaca gibi oyunlar oynamaktan zevk alır.

    Diğer çocuklarla başarılı bir şekilde oynayan beş yaş çocuğu, yetişkinlerle olan ilişkilerinde de oldukça başarılı ve mutludur.

    Arkadaşları ile birlikte olmak, onlarla oyuncakları, oyundaki rolleri paylaşmak en çok hoşlandığı etkinlikler arasında yer alır.

    Daha durgundurlar.

    Yetişkinle birlikte faaliyette bulunmayı severler.

    Yoğurma maddeleri, parmak boyası kullanarak çalışmaktan hoşlanırlar. Bu çalışmalar çocuğun düşüncelerini ifade etmesine, yeteneklerini geliştirmesine ve duygusal bakımdan doyuma ulaşmasına yardımcı olur. Bunların sonucunda çocuğun kendine olan güveni artmış olur.

    Üç boyutlu çalışmalar yaparlar, patenler, kayak yapma, kızak kaymak, bale, jimnastik, basit şekilde yazı yazma, harf oyunları, doğa hakkında bilgiler, masallar, gölge oyunları.

    Bu dönemden itibaren çocuğun dünyasına kitaplar da girmeye başlar. Kitapların böylelikle ne olduğunu anlar. Resimli kitaplar, çocuğun dil ve resimle uyarılıp, gelişmesini sağlar. Bu kitaplar çocuğun toplumsallaşmasına yardımcı olduğu gibi çocuğun yaratıcı düşünmesini de sağlar.

    Yetişkin hikaye anlatarak, çocuğun hayal dünyasının gelişmesinde birinci derecede etkili olmuş olur.


    6. Yaş

    Dramatik oyunlar ortaya çıkar. Empati gelişmiştir.

    Oyunda kurallar çocuklar tarafından konulur, kızlarla erkekler arasında roller ve kullandıkları oyun malzemeleri bakımından farklılıklar görülür.

    Çocuk arkadaşları ile işbirliği içinde olmayı, çoğu kere yalnız oynamaya, hatta çok sevdiği anne babası ile birlikte olmaya yeğleyebilir.

    Atlama ipi, dikiş tezgahları, büyük arabalar, bisiklet, el kuklaları, hikaye anlatmalar, bilye, saklambaç, yakalamaç, birdir bir oyunları yavaş yavaş başlar, çember çevirme, basit kağıt oyunları, dil gelişimi için basit tekerlemeler, fıkralar çocuğun ilgisini çeker, logolar, trenler&
#13.10.2005 01:31 0 0 0
  • Sosyal gelişim açısından oyunda görülen farklılıklar:
    *Yalnız oyun = 1-1,5 yaş
    *Yalnız oyun sırasında çevresiyle ilgilenme = 1,5-2 yaş
    *Paralel oyun = 2,5 yaş
    *Beraber (iki kişilik) = 2,5-4 yaş
    *Kooperatif (birlikte - grup ) ® 4-7 yaş

    Piaget Sosyal Kurallara Uyum Çocukların Yaşlarına Göre Dağılımı:
    *0-3 yaş = Oyun kurallarına uymadıkları
    *3-6 yaş = Oyunları büyüklerinden gördükleri şekilde oynadıklarını, kuralların farkına varmazlar.
    *6-10 yaş = Oyunda kuralların olduklarını bilirler, fakat kuralların değiştirilmeyeceğini sanırlar.
    *11-üstü yaş = Kuralları değiştirilebileceğini anlarlar.

    #4-8 Aylık
    Bebekler yeni şeylere ilgi duyarlar. Eline yeni bir oyuncak verdiğimiz zaman, eskisini bırakıp yenisiyle oynamaya başlar. Bakmakla dokunmak koordine olmuştur. Bir şeyi kontrol ettiğini öğrendiğinde onu tekrarlar. Artık gözle görebildiğimiz oyun başlamıştır.

    #6 Aylık
    Uzanabileceği ve elinin değebileceği her eşyayı yakalamaya çalışır. Bu dönemdeki çocuğun her şeyi ağzına götürdüğünden, etrafta sert eşyaların olmamasına dikkat etmeliyiz.
    Yumuşak kağuçuk bebekler, bir elinden diğerine geçirebileceği renkli halkalar, bez oyuncaklar, yırtılmaz, yıkanabilir oyuncaklar tercih edilmelidir.

    #8-11 Aylık
    Bir nesneyi bir elinden diğerine geçirmek, top yuvarlamak, parmağıyla bir şeyi işaret etmek&
    Oyun artık burada başarılan şeyin tekrarla değil, değişikliklere yol açan tekrar halini alır.

    #9 Aylık
    ( 9 aylıktan-1 yaşa kadar ) Tef, zil, davul, telefon, kapaklı kutular.

    #12 Aylık
    Sonucu görmek için davranış yaparlar.
    12. aylarda tutunarak da olsa ayağa kalkarlar ( bazı çocuklar 9 aylıkken yürümeye başlar).
    Erken yürüme ve konuşma kızlarda görülür.
    Ayağa kalktığından itibaren eline geçirdiği her şeyin çıkardığı seslerden ve yere düşüşünden zevk alır.
    Bu aylar deneyleriyle çevresindeki olayları ve nesneleri kavramasındaki ilk adımlardır.
    Amaçlarına ulaşmak için deneyler yaparlar.
    Kurmalı ve hareketli nesneleri severler.
    Atılınca zıplayan, yere düşürünce ses çıkaran toplar, ipini tutarak çekebileceği oyuncaklar, iç içe geçen kutular, tekerlekli oyuncaklar, oturunca vurabileceği büyük bloklar dikkatini çeker. Bunları itmeyi dener, sıraya koyar.

    #1 Yaş
    Oynamak isteyen her yetişkine kolayca yaklaşır.
    (1-1,5 yaşa kadar ) İpla çekilen, itilen, ses çıkaran oyuncaklar, tahta atlar, bisikletler, tahtadan mukavadan boş boy boy kutular, oyuncak süpürgeler, ev aletlerinin minyatürleri, kara tahta, şiirden ve resimden oluşmuş kitapalar.

    ~13-24 Aylık
    Doldurulup boşaltılan oyuncakları severler.

    ~15-18 Aylık
    Eşyaları iterek, çekerek, sürükleyerek bir odadan başka bir odaya götürebilir.
    Sallanan atlar, bebekler, tekerlekler, kamyonlar ilgisini çeker.
    Bu dönem çocuğun taklitçi yönünün geliştiği bir dönemdir.
    Bu dönemde çocuklara gerçek hayatta kullandığımız eşyaların minyatürlerini vermek yararlıdır. Telefon, tencere, bebek biberonu, otomobil, fincan takımları, barbiler, küçük askerler&
    Kendini kanıtlama çabasında olan çocuk, kendini kanıtlayabileceği oyuncakları sever.

    ~1,5 Yaş
    Su ve kum havuzu, kova, kürek, süzgeç, tırmık. Boş kutular içlerine bir şeyler doldurup boşaltmaları için, fasulye, pirinç torbaları. Evde veya dışarda kurulan salıncaklarda sallanma, kasetler ve kitapalar ilgilerini çeker.

    #2 Yaş
    Bir nesneyi başka bir nesnenin yerine koyarak oyun oynarlar.
    Objeleri değişik şekillerde kullanırlar. Biberonla oyuncak bebeğinin saçını taramak gibi .
    İki yaş çocuğu oyuncak seçimi ve oyuncakla oynama konularında herhangi bir kararlılığa ulaşmamışlardır.
    Arabasının içinde oturmaktansa onu itmeye heveslidir.
    Gördüğü eşyaları ellemek, onlarla oynamak ister.
    Suyla oynamaktan zevk alan çocuk, yıkanmaktan, başına su dökmekten hoşlanır.
    Oyuncak bebekler ve malzemeleri, ütü, tencere, bolon, kumandalı otomobiller, iş tezgahı, çekiç, tornavida, bahçe oyunları, bahçe kulübesi, müzik aletleri (zurna), yumuşak tebeşir, pastel boya, kağıt.

    #2,5 Yaş
    Bütünü parçalarına ayırmak, dolu olanı boşaltmak, kapalı olanı açmak çocuğun çok sık yaptığı şeylerdir.
    Kuleler yapmak, nesneleri sıraya dizmek onlar için ilgi uyandıran şeylerdir. Ayrıca iç içe geçen şeyler, boş kahseler de ilgilerini çeker.
    Boncuklar, köpük üflemek, 6 - 8 parçalık yap bozlar, oyuncak mutfak donanımları, bloklar, farklı boyutlarda tahta parçaları, makaralar, artık materyallerden araba yapmak, üç tekerlekli bisiklet, sulu boya, fırçalar.
    Kendisine ait oyun masası olabilir.
    Bebek arabasıyla bebeğini gezdirebilir.
    Bu yaşlarda hayvanat bahçesine ziyaret edilmesi faydalıdır. Ama önceden bir alt yapı oluşturulmalıdır.
#13.10.2005 01:29 0 0 0
  • Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuk yetiştirmek ise en kutsal, en büyük, en zor ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken en önemli sanattır. Gelecek açısından düşünüldüğünde bu konunun önemi her geçen gün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Daha doğacak çocuk anne karnında iken anne babaların kafasında bir çok soru işareti oluşur. Kız mı erkek mi olacak ? Sağlıklı doğup büyüyecek mi ? Ailemizde ve günlük hayatımızda nasıl bir değişiklik olacak ? İleride nasıl bir insan olacak ? okul başarısı iyi olacakmı ? Nasıl bir meslek sahibi olacak ? Hayatta başarılı olacak mı ? ve buna benzer yüzlerce soru ile çocuğu beklemeye koyulurlar .

    Bütün bu soruların ve bazı bilinmeyenlerin yanısıra çocukların psikososyal gelişimini ve kişilik gelişimini doğru yönlendirmek anne babaların en önemli görevlerinden biridir. Bu görevin tam ve eksiksiz olarak yapılması ise her açıdan çok önemli ve bir çok yönden zordur. Her ne kadar doğuştan ve genetik olarak alınan özellikler olmasına karşın, her çocuğun ayrı bir fiziksel yapısı, kişilik özelliği, davranış paterni, psikososyal özellikleri, anlayışı, duygusal yapısı, zeka kapasitesi ve ruhsal gelişimi bulunmaktadır. Bütün bu özellikler, aile ortamı ve devamlı değişen çevre şartları ile etkileşince ortaya bir çok yönü ile anne babadan farklı bir biyopsikososyal yapı ortaya çıkmaktadır.


    Çocukları anlamak
    Çocukların genel davranış özelliklerini tam olarak anlamak ve onların ruh dünyalarına inmek onların psikososyal gelişimini yönlendirmek açısından çok önemli bir noktadır. Anne babaların çocukların ruh dünyalarına inmeden yönlendirme ve eğitim gayretleri, çoğu zaman hedefine ulaşmaz .Anne babalar her gün birlikte oldukları, günlük aktiviteleri birlikte yaptıları çocuklarını bazen tam olarak tanıyama- makta ve onların psikososyal gelişimini iyi yönde yönlendireme- mektedir. Bazı anne babalar, çocuklarının sadece fiziksel bakım- larına yönelik beslenme, barınma, sağlık problemlerini gözetip onların olaylar karşısındaki düşüncelerini, tepkilerini, yorumlarını, üzüntülerini, sevinçlerini, ruhsal yönlerini gerektiği kadar hesaba katmazlar. Kişisel görüşme ile haberleştiğimiz Amerikalı acil müdahalelerde bulunan bir sağlık mensubu şu yakınmaları dile getirerek endişelerini belirtiyordu '' acil sağlık müdahaleleri yaparken olaylardan çocukların etkilendiğini ve bazı psikolojik problemlerin oluştuğunu görüyorum, anne babalara veya bakım veren kişilere çocukların sıkıntılarını bahsettiğimde, onların bana cevabı onlar çocuk ne olacak ki şeklinde oluyor. ben buna dayanamıyorum ve çok üzülüyorum, çocuklarında ruh dünyası var '' .Gerçekten de bazı zamalar günlük olaylar ve gelişmelerin arasında çocukların olaylar karşındaki ruhsal tepkisi en son akla gelektedir.
    Çocuğa ayrılan vakit
    Her anne baba çocuklarının gelişimi ve onların ruhsal yönleri ile çok ilgilendiklerini söyler ama kendi kendilerine oturup ''çocuğuma bu gün ne kadar vakit ayırdım ?'' diye sorduklarında, kendilerini tatmin eden cevabı çok azı alır. Amerikalı bir profesörden aldığım bir bilgiye göre A.B.D. de yapılan istatistiklerde bir babanın çocuğunu günlük görme süresi 7 saniye olarak bulunmuş . Yani aynı çatı altında yaşayan birbirinden apayrı, ayrı dünyalarda insanlar . Peki bu durum hangi sonuçları getirir ? yani anne babaların çocuklarının ruhsal yönü ve psikososyal gelişimi ile ilgili eksiklikleri hangi sonuçları doğurur ?. Bunun cevabını düşündüğümde her biri ayrı bir ''gelecek '' olan çocuklar ile ilgili çok karamsar düşünceler aklıma gelmektedir. Bu nedenle bu konuyu ileri bir tarihte, ayrı bir başlık altında incelemek istiyorum .

    Hatta 2000li yıllarda bırakın ruhsal gelişimi yönlendirme ve mevcut ruhsal sorunları, dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan, basit sağlık sorunlarından, kazalardan, salgın hastalıklardan, anne baba ihmaline bağlı nedenler ile hayatını kaybediyor.



    Ruhsal gelişime etkiler
    Herbir çocuğu ayrı bir dünya olarak kabul edip, onların ruh dünyasına inebilmek, ancak eğitim, anne baba bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi ile olacaktır. Ayrıca aile yapısının güçlendirilmesi, aileye sunulan imkanların artırılması, ailenin sosyokültürel ve sosyoekonımik açıdan desteklenmesi, çocukların yaşadıkları ortamların, çevre imkanlarının, devletin sağlayacağı imkanların çeşitliliği ve kalitesi bu sorunların oluşması ve sürecinde etkili olabilmektedir .

    Çocuk eğitiminde çocuğun gerektiği şekilde yetiştirilmesi ve onun topluma hazırlanması, büyük ölçüde anne babanın hayatın ilk gününden itibaren çocuk ile ilgilenmesi, onun ile karşılıklı etkileşimi, ona değer vermeleri, kişilik yapısına saygı duymaları, ona yeterince vakit ayırmaları, onun bakım, beslenme ve korumasını sağlamaları, sevgi ihtiyacına karşılık vermeleri, ideal bir aile ortamı hazırlamaları, ona karşı ideal tavırları, tepkileri, tutumları etkili olmaktadır . Burada etki tepki prensibini hatırlatmak yerinde olur, anne babanın direk çocuğa yönelik veya gün içerisinde ki herhangi bir davranışı, sözü, tavrı, tepkisi ve yorumunun çocuk üzerinde bir mutlak bir etkisi olacaktır. Ve bu etkinin çocukta yansımaları iyi veya kötü yönde görülecektir .Aynı şekilde çocuğun her konuşması, davranışı ve yorumuna anne babanın tepkisi de çocuğun kişilik gelişiminin şekillenmesine neden olmaktadır.Yani çocuğu yanlış bir şey yaptığında ve bunu tekrarladığında sessiz kalan bir ebeveyn dolaylı olarak '' ben bu davranışı destekliyorum '' mesajı verir. Diğer taraftan çocuğun olumlu davranışını onaylamayan bir ebeveyn çocuğa yine dolaylı olarak '' bu davranışın benim için önemli değil, olsa da olur olmasa da '' mesajını verir. Bununla birlikte görmezlikten gelinen tekrarlayan hatalar giderek büyür, olumlu davranışlar ise giderek azalır .Çocukları her an kontrol etmek her yaptıkları konusunda haberdar olmaya çalışmak çocuğu ruhsal gerilime itebileceği gibi, diğer yandan çocuğu kontrolsüz ve kendi halinde bırakmakta çocuğun önü alınamayan davranış problemleri geliştirmesine zemin hazırlayacaktır. Bu iki kutbun ortasında hareket alanı ideal olanıdır.

    Burada hemen şunu belirtmek gerekir ki günümüz iletişim ve etkileşim toplumunda çocuğun gelişimi konusunda anne babalar üstlerine düşen her türlü görevi yapsa bile akraba çevresi, okul ortamı, arkadaş ve sosyal çevresi, dişarıdan gördükleri, duydukları da gelişim ve ruh sağlığı açısından çok önemli olmaktadır. Anne babalar bazen kendileri haricinde oluşan etkiler konusunda oldukça çaresiz kalabilmektedir. Yani hem ev içerisinde çocuğa gereken yönlendirme, hem de onun ev dışında psikososyal gelişimine kötü yönde etkide bulunacak etkenlerden koruma, ikisini de sağlamak ideal gelişim açısından gerek ve yeter şart olmaktadır .



    Yapılması gerekenler
    Anne babaların çocuklarının normal bir şekilde psikososyal gelişimini sağlamak ve uygun eğitimi vermek için yapmaları gereken şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz : Dengeli eğitim ve yönlendirme,Anne babanın kendi aralarındaki söz ve davranış birliği, Çocuğa karşı aşırı hoşgörü veya aşırı disiplin uygulamalarından kaçınmaları, olaylar ve ilerleyen süreç içerisinde çocuğa yansıyan davranışlar olarak tutarlı olmaları ve zaman aşımından doyayı farklı farklı tepki vermemeleri, Çocuğa tepkilerinin yersiz ve abartılı olmaması, Güzel ve faydalı şeylerde çocuğun davranışlarının onaylanması, Hatalı durumlarda uygun bir şekilde cezalandırılmaları, Yapılan yanlışları sonucunda sadece kızmak değil nedenini mantık çerçevesinde açıklamaları ve ona doğru olan hedefi vermeleri , Onlara her yönüyle değer vermeleri, Kişilik yapılarına saygılı olmaları, Onlara söz hakkı tanımaları, Sevildiklerini hissettirmeleri, Onlara güven duygusunu aşılamaları, Sosyal ve psikolojik gelişimini yakından takip etmeleri, Gösterilen davranış problemlerine karşı duyarlı olmaları, zamanında ve erken müdahaleyi sağlamaları , Kendi psikolojik sıkıntılarını çocuklara yansıtmamaları, onlardan gelişim ve kapasitelerinin üzerinde beklentiye girmemeleri, Onlara yeterince zaman ayırmaları, Onların sosyal çevrelerinin farkında olmaları şeklinde özetlenebilir.
#13.10.2005 01:17 0 0 0