İhanetin ödettiği en ağır bedel
Susmuştu kadın
Döktüğü gözyaşıyla yere düşürdü sevdiğini göz
bebeğinden
Sordu adama
Neden ? dedi
Seni seviyorum dedi adam
Kadın tekrar sordu yüzüne hiç bakmadan
Neden aldattın ?
Sus pus olmuştu adam
Beni affet dedi
Çok emindi affedeceğinden kadınının
Biliyordu kendisini çok sevdiğini
Kadın adama baktı
Bir şartla dedi …
Yere düşürdüğüm gözyaşımı elinle alıp tekrar
bana ver
Ben de seni affedeyim…
Adama baktı
Eğdi başını adam
Ve uzaklaştı kadın hemen
Bir daha hiç dönmemecesine .
Sonra kapandı yere adam
Bir ihanetin ödettiği en ağır bedelle..
Aynı yağmurun altında farklı ıslanıyoruz. Bâzılarımız ölümün gölgesinde, bâzılarımız tek başınalığın pençesinde, bâzılarımız sevdiklerinin sıcaklığında.. Aynı hayâtta, farklı farklıyız. Aynı Yaradan'ın özünde, aynı evrenin içinde, aynı gökyüzünün altında.. Yollarımız, yaşadıklarımız ayrı.. Ne önemi var ki şeklin, şemâlin? Hepimiz insanız, hepimiz temelde aynı şeyi arıyoruz. Değerli olmak, insanca yaşamak, sevmek, sevilmek ve toplamında mutlu, huzûrlu olmak. Buna rağmen birilerinin acısından mutlu olan, ölümden fâide arayan, dedikodu yapan, ruhunu fesat ile besleyen, söylenen, ayrıştıran insana ne demeli? En yakınındakilerine hayâtı dar edenlere, sevdiklerini yok edenlere inat çok mu zor şimdi, şu anda yanındakine sımsıkı sarılıp, şükretmek?
Bunu bile yapamıyorsanız, dünyâ bu hâle gelmiş çok mu..?