Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup
kaybettiğim yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa yanımda kalıp savaşmalı mıydın?...
Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…
Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim uçsuz bucaksız yollarda..
Nedenini bilmiyorum,
Ama...
Bugün herzamankinden daha çok ihtiyacım var sana...
Çok eksiğim bugün...Yine batıyor güneşle birlikte kayboluyor tüm direncim,umutlarım!'Ben artık onsuz yapabiliyorum...!dediğim günler toz duman olup yapıştı yine boğazıma,Nedense tutamıyorum sensizliğin çıldırtan isyanını bugün!..Damlıyor gözyaşlarım...
Bak,
Yine çekildi;
Evli evine,köylü köyüne!
Nedenini bilmiyorum,ama;
Evsiz,köysüz kaldım bugün,bu gece...!
Herkes sığınacak bir çatı buldu gerçek benliklerde,bense sensizliğin kimliksiz çatısına sığındım yine...Bana gelen tüm yollar kapandı,yolsuz kaldında dönemedin mi?Yoksa çıkar bi yol mu buldun kendine!!!Bilmiyorum sebebini,sonucunu çok yanlızım bu gece...
SENSİZ HAYAT
Siyahla beyazın arasında,
Grileşen hayatıma,
Binlerce renk tonuyla geldin.
Şimdi,bırak yaşamayı
Düşüncesi bile korkutuyor!
Ya yeniden deniz gri,
Gökyüzü gri,
Ağaçlar gri olursa.
Nasıl katlanırım sensiz hayata
yine gecenin bir yarisi rüyalarimda sen
uyandıgımda ellerimi uzatıyorum
sen yoksun boş ellerim
arıyor seni sen yoksun işde
ellerim bom boş sen yoksun ya
yine rüyalarımda sen
el ele göz göze dolaşırken
yine rüyalarımda sen
hep rüyalarda buluşuruz seninle
neden rabbim kavuşturmuyor bizi eller gibi
bizde tutsak el ele
rüyalardaki gibi bizde eller gibi
neden acıları yaşıyoruz
kavuşmak varken
biliyormusun hic istemiyorum
bu rüyalar bitmesin
sabahlar olmasın güneş dogmasın
uyandıgımda yüregimden bir acılar sızlıyorkı
sanki bir seyler alıp götürüyor
seni benden çok uzakalara..
[B uzaktan seviyorum seni
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum
uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
uzaktan seviyorum seni
yanaklarıMa sızan iki damla yaşımı silmeden
en çılgın kahkahalarıma ortak olmadan
en sevdiğim şarkıyı beraber mırıldanmadan
öyle uzaktan seviyorum seni
uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum [/B]
Kanasada yüreğim, korkar mıyım ölmekten
Sana hasret olsam da, razıyım bu aşka ben ...
Ne vazgeçerim senden, ne verdiğin kahırdan
Sana hasret olsam da, razıyım bu aşka ben
Çarpsa da yerden yere, dinmez, ruhumun seli
Sana hasret olsam da, razıyım bu aşka ben
Dönmesen de geriye, bu çizgi kaderimdir
Sana hasret olsam da, razıyım bu aşka ben
Sevemem hiç kimseyi bunu böyle bilesin
Olmasada dünyada, ahirde helalimsin
Sana hasret olsam da, razıyım bu aşka ben
Günlerim herzaman ki gibi karanlık yine
acı ile geçiyor saatler Özlem ile
ne zaman dalmıyo rki gözlerim senli sensizliklere
durmuyor gözyaşlarım yalnızlık çemberinde.
Şimdi soruyorum kendime
neden sen... neden sevdim.. diyorum.
oysa ne mutluydum senden önce
aradığım. aramasını beklediğim
düşündüğüm kimse yoktu
mtuluydum yinede yalnızlık ÇEMBERIMDE
şimdi ise perişanım
hasret rüzgarlarını saldın üstüme
çaresizliği tanıttın
derman bulamıyorum şimdi dertlerime
öyle acımasızki şu hayat.... gelmiyor ECEL'im yalnızlık çemberinde....
Ey; canıma can sevgili...duy beni!
Bizim aşkımız hiç bitmemeli
Nefesimiz kesilse
Ruhumuza bedenimiz dar gelse
Ömrümüz vuslata yetmese
Devamını bıraksakta Mahşere
Sen bende ben sende
Ruhlarımız bir olmalı yaşamalı Cennet-te...
Çok sevdik biz birbirimizi
Rabbim neresi olursa olsun ayırma bizi
Sen biliyorsun görüyorsun sevgimizi
İçimizdeki saklımızı gizimizi
Olmalıyız heryerde birlikte el ele
Cennet-te ...
Birgün bir adam doktora gitmiş ve ona çok mutsuz olduğunu ve bu durumdan kurtulmak istediğini söylemiş.
Doktor da adama yolun sonunda bir sirk olduğunu, oradaki paylaçonun hergün herkesi gülüp eğlendirdiğini söylemiş ve adama sirke gitmesini tavsiye etmiş.
Fakat adam doktora : "Doktor bey, işte o palyaço benim." demiş.
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.
Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır.
Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.