zealotchap

zealotchap

Üye
04.10.2006
Er
262
Hakkında

#08.10.2006 19:28 0 0 0
  • bazılarını bilmiyordum...onları da sayennde öğrenmiş oldum..tşk ederim paylaştığın içn...
#08.10.2006 19:25 0 0 0
#08.10.2006 19:17 0 0 0
#08.10.2006 19:15 0 0 0
#08.10.2006 19:04 0 0 0
#08.10.2006 19:03 0 0 0
#08.10.2006 18:43 0 0 0
  • paylaşım için tşkler...yazdıkların çok doğru...

    ana yüreği hiç bir yüreğe benzemez...

    vatan sağolsun...
#08.10.2006 18:39 0 0 0
  • Konu: dede
    vah vah kim getirdi seni bu hale...
#08.10.2006 18:25 0 0 0
#08.10.2006 18:18 0 0 0
#08.10.2006 18:15 0 0 0
#08.10.2006 18:07 0 0 0
#08.10.2006 18:04 0 0 0
#08.10.2006 18:01 0 0 0
  • bu yararlı bilgilerin için tşkler öğretmenim...
    ayrıca saatlerce pc başında oturmayın
    en az 1 saatte bir kere pc başından
    kalkın ve dolaşın...
#08.10.2006 17:07 0 0 0
  • Bir yüreğin öyküsü...

    zamana biraktigin her seyde kendinle BARISik ol;SENI sen yapan degerlerle savas azimli ol;SEVIYORUM demekte gec kalma kendin ol ELMA SEKERI ol


    Yine gözlerim, kanatlandı yükseklere doğru. Seni aradılar uçarak, bulamadılar. Kanatları kırıldı gözlerimin seni göremeyince, yabancı bir diyara düşüp kaldılar. Sonra 'umut' diye bir gezgine rastladılar. Kanadı kırık gözlerime sahip çıktı o umut. Ellerinin içine aldı gözlerimi ve gelip göz çukurlarına içine yeniden koydu onları. Yerindedirler artık, ama eskiyi özlemekteydiler. Çünkü umut onları bana ulaştırmış ancak tamir edemişdi. Yazık ki gözlerim artık bir çift gözü görebilmekteydi yalnızca bir kişiyi...

    Uçamıyor gözlerim. Gözlerimin görebileceği o bir çift göz başka yönlerde, gözlerim niyetine ellerim uçuyor ve kanatlarını açmış olan ellerim dua ediyor, kanatsız gözlerim pervasız gözlerinle buluşsun diye. Dört bir yanımı arıyorum, yoksun EY SEVGİLİ! Beşinci yöne nerden gidiliyor söyle ve bekle geliyorum. Ne de olsa sana varmam kolay değil mi? Biliyorsun gözlerimin görebildiği tek görüntüsün sen. Öyle ise takılıp düşmeden o görüntüye ulaşabilir ayaklarım. Bekle gözlerimin nikahlısı! Bekle, sana geliyorum. Ama sakın çevirme yüzünü. Görmüyor musun yüzün yokken kör oluyorum. Dipsiz kuyulara dalıyor ayaklarım. Yüzün bana dönük olsun n'olur! Söz, bir saniye görecek gözlerim gözlerini sonra dönüp kör olacaklar yine bekliyor musun? Kararın ne?

    Şu anda yüreğim, geleceğimin nostaljisini yaşıyor. Kurmuş olduğum hayaller öyle uzak ki ve öylesine çok yaşadım ki onları tek başıma, adını yitirdiler bir bir.'Hayaller[/swf2][swf3]Hatıralar' olarak yer değiştirdi zihnimde. Hayallerim eskidi hatıram oldu. Ben artık daha önce hiç kurmadığım hayaller kuruyorum. Öncekilerde seni geleceğe koymak vardı, şimdi ise 'sensiz geleceği nereye koyabilirim?' diye yüreğimden beynime mekik dokuyan sorular var. Gelecek sen misin ve sen gelecek misin? Hayır gelmeyeceksin...

    Yüreğimin elinden tuttu, bir bilge adı sabır. Ayrılığımızın ilk günü merhaba dedi ve bir kez bile elveda demedi bana. Sabır, gerçekten bir bilgindi, aklıma hakim olabildim o varken sabır varken ölmedim, ama sabır bana ölümle mücadele etmeyi öğretti. Onu tanıyalı sensizlikle mücadele veriyor benliğim. Yenilmiyorum. Sabır ellerimi bırakmıyor. Ben sabrediyorum. Bana kol kanat geriyor, düşmüyorum.'Umut' tan sonra ikinci dostum olan sabır'a öyle teşekkür borçluyum ki bana 'pes' demeyi unutturup 'söz' demeyi öğretti...

    Yüreğim ardı ardına doğumlar yaptı. 'Mutluluk' ilk kızı 'Hayal' ikinci kızı. Olan oldu sonunda ilk evlat ikicisinin oyununa geldi mutluluk hayal oldu. Yüreğimin üçüncü evladı erkek. 'Veda' veda'nın birde ikizi vardı 'Hüzün'. Hüzün ve veda her yerde birlikteydi. Bu veda yüreğime hüzün yükledi, bir ben anladım, kimse bilmedi. Beşinci ve son kızı, en küçük kızı 'Özlem'. Veda'nın doğduğu gün mutluluk ölmüştü, hüznün büyüdüğü gün ise özlem doğdu. Hepsini kaybetti yüreğim bir tek özlem kaldı bir tek. 'Özlem' yaşlandı ama hayatı sonlanmadı. Özlem babasını hiç tanımadı. Çünkü aşk yüreğimi dul 5 yavrusunu ise yetim bırakmıştı. Aşkın ve yüreğimin son evladının adı bu yüzden özlem olmuştu zaten. Ey aşk! Söyle ne istedin bu yürekten? Bir yüreğe beş evlat verdin, ama görmedin o beş evladın bir yüreği gün be gün öldürüşünü. Ben ufacık yüreğime koskoca varlığını sığdırdım senin. O kadar sıkıştırdım ki seni oraya, nefes almam zorlaşsada yüreğimin kapı eşiğine bırakmadım seni. Ey aşk! Senin bana yaptığına bak...

    Şimdi bir ses duydum. Yüreğimin kapısına vurdu biri. Yüreğimde kime yer verdiysem canımı incitti ya, o yüzden açmak istemiyorum kapıyı, kapıyı açmamda ısrar ediyor kapıdaki. Neyse, kim olursa olsun içeriye kabul edeceğimi söylüyorum içimden. Aşk'ın ısıtıp aşk'ın kızı özlemin'in soğuttuğu ellerim, kapının kolunu çeviriyor. Kapıdaki çok erken bir misafir oluyor hayatımda, yüreğimin son misafirine yüreğimin ve dilimin son sözünü söylüyorum:


    ÖLÜM, HOŞGELDİN...!
#07.10.2006 21:03 0 0 0
#07.10.2006 18:37 0 0 0
  • Biz oruç tutmuş olmanın verdiği huzur ve saâdet içinde
    mübarek günleri yaşarken, acaba hiç düşünmüş müyüz :

    Nasıl oruç tutuyoruz?

    Diyeceksiniz ki :

    - Orucun da nasılı olur mu? Normal oruç tutuyoruz işte. Orucu bozucu şeyleri yemiyor, içmiyor, kitaplarda orucu bozucu olduğu bildirilen hususlardan uzak duruyoruz.

    - Doğrudur. Orucu bozucu şeylerden uzak kalınca oruç tutulmuş, borçtan kurtulunmuş olunur. Ancak böylesi oruç (avam) orucudur. Bir de (havas), ondan sonra da (havassü'l-havas) orucu vardır. Acaba bunlardan da hissemiz var mı? Yoksa sadece (avam) orucu ile mi iktifa etmiş oluyoruz?

    Üç türlü oruç vardır:

    Avâmın orucu, havâs'ın orucu, havassü'l-havas'ın orucu.

    1- Avâmın orucu bizimkidir. Sadece orucu bozucu yemek-içmek gibi maddî şeylerden kaçınırız.

    2- Havas'ın orucu sadece bunlardan kaçınmakla kalmazlar. Onlar bütün (uzuvlarıyla) oruçludurlar. Meselâ, oruçlu ağızlarıyla asla gıybet etmezler, yalan söylemezler, birinin ayıbına bakmazlar, bilseler bile açıklamazlar. Ayaklarıyla haram yola gitmezler. Elleriyle haram şey tutmazlar. Yani özel bir hayatları olur oruçlu iken...

    3- Havassü'l-havas'ın oruçları ise, aynı şeyleri yaptıkları gibi kalpleriyle de aynı titizliğe sahip olurlar. Kalblerine Allah'tan, Allah rızasından gayrı birşey getirmemeye gayret gösterirler.
    Mübah olan dünyevî sohbetler bile onlara orucu bozucu hallerden sayılır. Gönüllerine dünya endişesi sokmazlar. Âhiret saâdetinden gayrı şeyi akıllarına getirmemeye ehemmiyet verirler. Şayet dünya endişesi, para arzusu, mal, can hissi kalblerine gelirse çok üzülürler, oruçlarını yaraladıklarını kabul ederler...


    Şimdi, sizler, bizler, yani hepimiz bir düşünelim :

    - Orucumuz kimin orucu cinsindendir? Avam'ınkinden mi? Havas'sınkinden mi, yoksa siz daha da ileri gitmişsiniz de havassü'l-havas'ın orucundan mı nasiplisiniz?

    İsterseniz bir deneyin. Siz de muayyen bir zaman gayret edin. Havas orucu tutun. Sadece yiyip içmeyi değil, gıybeti, çekememezliği, hasedi, münakaşayı ve kötü düşünceyi de terketmeye çalışın. Kalbinizi dünya sevgisinden tecrid edin, bütün varlığınızla, âhireti düşünmeye yönelin! Bakalım neler hissedeceksiniz?


    İmam-ı Gazalî Hazretleri, sadece avam orucu tutan iki kadının, Resûlüllah'a gelerek susuzluğa dayanamayıp, oruçlarını bozmak istediklerini anlattığı bir kıssada söze şöyle devam eder:

    - Hazret-i Resûlüllah, bu kadınlara: "Tükürün bakayım" dedi. Onlar tükürdüklerinde ağızlarından kıpkırmızı kan çıktığını gördüler. Resûlüllah (sav) buyurdu ki:

    - Sizi susatan oruç değil. Müslüman kardeşinizin yediğiniz etidir. Gıybetini etmiş, etini yemişsiniz. İşte bu kan da o etin kanıdır. Orucu sadece midenizle değil, ağızlarınızla, dilinizle, kalbinizle de tutun ki, kurtulasınız" buyurmuştur.



    Rabbim hakkıyla oruç tutanlardan eylesin inşAllah..


    Sevgi Selam ve DUA ile...
#07.10.2006 02:18 0 0 0
  • Konu: HaT SaNaTı
    senin de ellerine sağlık denizkızı senin paylaştıkların da harika...
#06.10.2006 02:56 0 0 0