Dönüp geri geliyorsa benden giden herşey.Sebebini söylemiyorsa ve sadece geliyorsa duygular.Kalbim kabulleniyor aklım susuyorsa bu dönüşlere ve canımı acıtıyorsa yeniden. İtirazlar yükselmeli mi ?
Yoksa yeniden davet kabul edilmeli mi?
Takvimden düşen her yaprak seneyi bitiriyorsa ve bu bitişler beni bitirmeye yönelikse o zaman da susmalımıyım?
Gözlerimin nuru sönmüşse , artık gözlerime yabancıysam eğer o zaman da kabullenmelimiyim?
Gücüm yoksa baştan yaşamaya her şeyi,kırılmışsa tüm cesaretim.Sadece yaşıyorsam önüme gelen hayatı ve sorgulamıyorsam hiç bir şeyi o zaman da bu davet kabul mü edilmeli...
Aklım ve kalbim söylemeli mi bir şeyler yada suskunluğa devam mı etsinler....
Yanan bir kalbin dili çözülmeli mi?
İtirazlar yükselmeli mi?
Yoksa Davet Kabul mü Edilmeli???
Ş...
Hiç kimsem yok Kalakaldım bir başıma. Kapımı çalan kimse kalmadı. Doğrusunu söylemek gerekirse bir kapım da yok. Herkes için tek kapı kullanılıyor. Giriş oluyor vedalar ve gidişler sadece ölenler için Biliyorum buradan başka yer görmem, son mekânım burası
Yine de bir umutlanıyorum işte onları ben büyüttüm böyle öğretmedim ki belki gelirler diye Ama yok ne gelen var ne giden
Daha çok arkadaşım var burada yalnız değilim Ama burada herkes yalnız Üstelik huzurun zerresi yok. Bir insanın yıllar sonraki hali bu hücrelere mi kapatılmalı? Koskoca binalarda biz ihtiyarlara yer yok mu? Yüreklerinde de mi yer kalmadı biz onları bu yaşa getirdik yaş aldılar zamandan peki ya biz yaş alınca suç mu oldu belli olmuş ki yüreklerinden ve gözlerinin görecekleri mekândan uzaklaştırıldık Değerler bu kadar gaddarlaştı mı? Aman Allah'ım nasıl bir dünyadayız. Benim yavrumun yaşlılığında nasıl olacak onları ne bekliyor kim bilir
Burada ya çok konuşulur ya da hiç konuşulmaz Kim konuşursa konuşsun sonunu getiremez ağlar. Kendine yediremiyor hiç kimse bu durumu 'nasıl bu hale geldim daha dün gençtim ben. Sohbetimde bulunmak isterdi herkes şimdi ise canlarım benden yüz çevirmiş' diye
Ölenlerin arkasından susarız. İsyan çıkmaz ağzımızdan bir ölüm sevindirir mi insanı burada yaşamış insan ölmeyi ister. Beni ne zaman bulur diye herkeste bir hüzün Rengârenk değil burası gri ve siyah o yüzden olsa gerek hüzün evi deriz kendimizce
Yalnız başına ölmek çok dokunur mesela bunu çok düşünürüz. Son nefesimde yanımda olsalar ne iyi olurdu. Geçen hastalandım çağırın onları gelsinler dedim 'ölüyorum ben' ben ölürken bakışımın son döndüğü kişiler onlar olsun istedim..
Geldiler
Aman Allah'ım ne çok özlemişim. Sanki iyileşir gibi oluyordum içime bir hoşluk oldu.
Ve ölmedim
Sadece hastalık ölüm zannettirmiş kendini. Benim küçük oğlan: 'mademki ölmüyor neden çağırdınız' demiş. Bakıcılardan duydum. Üzülmemek elde mi? yavrum ölümümü görmek istemiş ben ise ölümümde onu Sonra çok kızdım kendime neden ölemedim diye Ölmeyi bile beceremedim
Bu sefer sahiden ölüm gelirse çağırmayacam onları belki vicdanları sızlar
Ha unuttum onlar da O yoktu değil mi? Yaşlılık işte unutmuşum Son isteğim onları görmekti o da her şey gibi uçtu gitti elimden
Gençken ölüm akla hiç gelmiyor yaşlanınca ise hiç akıldan çıkmıyor Herkes yaşlanınca ölmüyor ama yaşlılıktan sonrası bir daha yaşamak değil ölüm oluyor adı Ve hayattan beklediğim tek şey yine ölüm oluyor yaşlı diye ölüm kolay sanılıyor bu kadar zaman yaşadığın mekânı terk etmek inanın kolay değil ve düşünülsün ki biz ölümü isteyecek durumdayız. sağ olsun şimdiki evlatlar bunu yaşattılar bize
Halbuki tatlı bir söz yeterdi bizi mutlu etmeye
Bazen ziyaretçilerimiz oluyor. Huzur bulmak için değil huzur vermek için belkide kendi huzurlarını bozarak ama kimsenin özü rahatsız olmuyor bu durumdan onları ilgilendirmiyoruz artık
Geçen bir genç kız yanıma geldi elimi öptü 'kızım benim için mi geldin' dedim. 'evet teyze' dedi nasıl değişti yüz ifadesi anlatamam mutlu etmek zor değil ki bizi daha iyi anladı beni hiç tanımayan ama benim için gelen kız. Benim kızım benim için yapmaz böyle bir şey onun mühim işleri vardır hep
Evet değerlerimiz bu kadar gaddarlaştı
'gözümün önünden uzak dursun da yüreğim bin kat nasır tutsun ne de olsa ben insanlıktan çıkmış durumdayım ben o insanı hakketmedim' işte saklanan gerçek dilin dönmediği itiraf
İnsanlığı öldürmüşüz onun için bizi dünyaya getiren kutsal varlıkları o değerli insanları kabul etmeme ısrarımız
Sevgili Hayalll
Yeniden merhaba
Onceki mesajim test amacli idi. Demek ki ben de basarabiliyormusum.
Oncelikle beni, bu siteye davetin icin cok tesekkur ederim. Ayrica yardimlarin resim ve uyelik icin tekrar cok sagol. Guzel bir resim eklemissin. Bir kac gundur geziyorum, cok dolu, canli bir yere gelmisim. Burada guzellikler yasayacagimdan son derece eminim.
Butun yazilarinin dizelerinde guzel duygular gordum. Gercekten gonulden olmus, yurekten yasanmis. Ozellikle (Ihtiyar bir yurekten) beni cok etkiledi. Mutlaka bir seyler yasadigina kanaat getirdim. Ama suan sana, (Olumlerden bir yazi yasamaya devam edenlere) bir seyler eklemek istedim.
Maalesef dunyanin heryerinde savas kokuyor, olum kusuyor makinalar ve de bunun butun agir yukunu cocuklar, anneler cekiyor. Daha doyamadan anne yavrusuna, doyamadan yavru anne sutune, yaniyor masum bedenler toprak oluyor. Temennilerimiz bunlarin bir daha yasanmamasi ama, suan yasaniyor ise, yarinda yasanacak. Kisir bir dongu gibi yine olacak, yine, yine.. Ama bizler buna karsi yine yazilar yazacagiz, yine siirler haykiracagiz. Kursun yedikce daha da cok sesimiz cikacak. Bu boyle olmak zorunda, olmalida. Mutlaka birileri okuyacak, vicdana gelecek ve inaniyorum ki semeresini gorecek bir gun bu dunya.
Bu konuda benim de bir siirim vardi sandigimda. Bu guzel sayfanda seninle paylasmak istedim.
Bir fotografa bakiyorum uzaktan, sokak sessiz mi sessiz
Gokyuzu duman duman, sapsari kesilmis duvarlar utancindan
Bagdat denen diyarda. Ey dost. Ana ve yar.Tek bir karede.
Bir ana yavrusuyla, bir cocuk ana kucaginda, agliyorlar
Sessizce seyrediyor dunya
Halepce de soluklari kesilmis bebeklerin
Cigerlerinde ki son hava, sevgi diye dusmus gozlerine annelerin
Bu son hatira, son savas olmayacak
Gozlerdeki yaslar, hic mi hic kurumayacak
Bu fotograf soldukca, onlar hep yasayacak
Donuk Halepce sokaklari, yine kanamis bir yeri dunyanin.
Ana kucaginda gulumsesin cocuklar
Sessiz taniklari olmasin bu savaslarin...
Hayalll cim, umarim biraz renk katmisimdir guzel duygularina. Insallah diger yazilarin icin de bir seyler karalayacagim.
Kursunlari gommeli, gun isiginda, ama zifiri karanliklara. Tohum diye topraklara.
Inan! Her mevsimde el olur, ayak olur, tomurcuklari.
Can olur sevgiye, sevgiliye. Baris olur sarar dunyayi...
Tekrar tekrar tesekkur ediyorum Hayalll cigim. Insallah daha cok misralarini goruruz, daha cok okuruz. Ama her yerde...
Yuregine saglik........
Nermin ben teşekkur ederım davetimi kabul ettiğin için... ben başaracağına zaten emindim ...çok güzel dizeler yazdıkların sen benım üstadımsın...senden öğreneceğim daha çok şey var..
o güzel yazılarını kendi sayfanda görmek beni daha çok mutlu edecek ...en yakın zamanda umarım hazırlarsın...
hayırlı olsun üyeliğin ...burda iyi zaman geçirecez umarım ...sevgiyle kal...
Hani yanmak varya yanmak olur...Başka çaresi yoktur...sonra küle dönmek sevdasıyla çırpınmak. Yada kül olana dek durmak...Sonra özgürleşmek gibi görünür kül...Gri bir renge dönüşür bekleyiş.Karışmak sonra toprağa ve yok olmak...Yitilmek, Yittirilmek yani Yenilmek...Kazanılmayan bir direnişle..Yanmanın adı olmak...