şiiri ilk okuduğumdaki düşüncelerim değişmedi.
gelip gidip okudum kaç seferdir.
şiire cevap niteliğinde, tamamlama niteliğinde veya başka bir biçimde ilişkilendirerek bişey yazmaya cesaret edemiyorum.
kaç defa kısaca;
" hapşırsan......."
diye tek kelimelik bir yorum yazıp gitmeyi düşündüm. sen anlardın ne dediğimi. ama kimbilir neler düşünülürdü...
hapşırsan,
tuuttuğun peçete,
çöp kutusu ve sair
çöp atan emekçinin yorgun elleri
can çekişen çöp kamyonu
ve çöpün döküldüğü
atıl alanlar
baştan başa duygu kesilir
baştan başa şiir...
şiir değil yazdığın
kurduğun ütopyalardan
kopan fırtınaların
afet sonrası yansımasıdır
parmak uçlarında...
bezek bezek iyilik
buram buram özgürlük
mavi mavi umut
ve;
boynu bükük özlemlerin
uzuvları kırık ideallerin
ve olmamış,
olmayacak hayal(ll)'lerin
biriken tortusu
naçar avuçlarında...
şiir değil yazdığın
her bir hücrenden sızan
şiir özlü usare
bir bal arısı özeniyle
binler içinde biri süzüp
iyiyi, güzeli, sevgiyi
sunuyor her bir mısraında...
şiir değil yazdığın..
ve kuşlar bağrışır
çığlık- çığlığa
çocuklarda bir karınca telaşı
çöplük alanlarında...
hepsinde bir yaşama direnci
hepsinde ekmek telaşı
ve var olma savaşı
ekmekleşir şiirlerin
umudun ve umutsuzluğun
amansız karmaşasında...
şiir değil yazdığın...
yasaklara yasak bir ezginin
prangalara gebe melodisi...
yazılmaya yasak fikirlerin
eli kelepçeli düşüncesi...
şiir değil yazdığın;
bunca zincir ve demir yığını
pasında, pusunda, soğukluğunda
okudukça dimağıma
ılık-ılık yayılan
sıcak ekmek buğusu,
derin göllerin nazlı kuğusu
mavi umutların tortusu
sevdaların, kavuşmaların
toyların ve düğünlerin
mavi tonlardaki muştusu...
sevgili kardeşim;
daha önce de ifade etmiştim yine ifade etmekte beis görmüyorum. senin şiirlerini okuyunca " ben hiç şiir okudum mu, ben hiç şiir yazdım mı?" gibi bir puslu soruyla silkeleniyorum. ve okudukça " şiir yazıyorum" demeye de, şiir yazmaya da UTANIYORUM...
yaklaşık 3 aydır "sevmenin yeterli olmadığını kanıtlayan" bir sevdanın enkazından çıkmaya çalışıyorum.. ayrılık elbette yetmiyor unutturmaya bazı şeyleri.. insan nasıl unutabilir ki bişeylerin nasıl hissettirdiğini.. akla gelebilen çeşitli yollar vardır insanın doğaçlama bir şekilde yapabileceği.. bir prosedürü yoktur ayrılığın ardından ne zaman nefesini tutacağı belli olmayan krizlerin.. "şunu yap; tam olarak şu kadar süre geçsin ve bitsin sancıların" diyebilir mi birileri?
önce ağlamaya alışırsın, sonra soğuk havalara alıştığın gibi kalbini kesen buzdan acılara alışırsın.. unutma diye bir şey yoktur zaten kimse zaman geçip de unutacağını düşünmesin; alışmaktan öteye gidemezsiniz.. günler, haftalar geçer... belki yıllar geçer.. akreple yelkovanın her takırtısı içine içine batar insanın; bunlara alışırsın.. farklı şeyler görmeye alışırsın zamanla.. köşeyi döndüğünde karşına "o"nun dışında her şey çıkar ya; ona biraz zor alışırsın.. alışırsın işte bir şekilde.. aşk ise yokluğunu çektiğin vefasız bir ayrılığın ardından, onu onsuz sevmeye alışırsın.. sevdiğin birinin hayatı beklenmedik zamanlarda sona ermişse, onsuz nefes almaya alışırsın.. ölüleri unutmadığı gibi aşklarını da unutmaz işte insan.. alışırsın be kardeşim, alışırsın işte..
idare edersin işte sana verilenlerle, elindekilerle.. yapabileceğin en iyi şey daha iyi bir insan olmaya çalışmaktır sadece.. durulursun, süzülürsün bedeninden, yalın bir ruh kalırsın işte.. uçan kuştaki güzelliği farkedene kadar komada kalırsın ama uyanmaya çalışırsın işte..
seni özlediğimden değil de sadece biraz yalnız hissettim
kış günü kar üstünden yürürken aklımda bin türlü tilki dolanıyor
tilki ler nereye gideceklerini bilmezken ben nasıl yolumu bulacağım
neyse tilki muhabbeti kısa sürer bizim düşüncelerimizde
hayallerim kısa süre önce sönmüştü zaten yeniden canlanmalarını beklemiyorum
fakat bir hayal varki hayal den öte o sönmek bilmedi dilerim ki sönmez
kişi kendini yalnız hissettiğinde aklından çok düşünceler geçer
bir dost diye bildiği kişiden dost olmadığını anladığında ise bir dost hayali daha suya düşer ...
özlemiştim yazmayı görmeyi düşünmeyi sevmeyi ama zaman müsade etmedi bir türlü
güvenemezdim ki zamana ne zaman olacak ne zaman son bulacak belki yarın belki yarından daha yakın
özlemlerime hayallerime kısa süreliğine izin verdim kendilerini bulsunlar diye ama iyice dağıldılar
şimdilik susuyorum gece lambasını söndürüyorum gecenin karanlığında kendi yoluma gidiyorum
bir unutulacak vardır birde unutulmayacak vardır
bir unutan vardır birde unutulan vardır
bir söz vardır cümle ile biter
bir başka söz vardır sadece sözde kalır ...
sen sözde kalmayan ama cümle ile de bitemeyen bir sözsün
sözlükte farklı anlamı olan ama gerçek te çok anlamı olan bir sözsün
söz vardır söz olarak kullanılır birde özlü söz vardır özel bir sözsün
bir cümle içinde kendini belli etmek için çabalayan biri vardır
bir sözle kendini önemli hissettiren biri vardır ...
bu sözlerin önemli olmadığıni düşünüyorsan demekki bir yanın halen eksik durumda
fakat bu sözleri anlamadıysan boşa kürek çekiyorsun demektir bir okyanusta
ancak bu sözleri anlayıp vede önemli olduğunu düşünüyorsan
ozaman hoş geldin dünyama ...
Ne kadar teşekkür etsem az size...
bu sayfayı öylesine anlamlandırıyorsunuz ki ve öylesine güzel sözler söylüyorsunuz ki silik gölge mahiyetindeki yazdıklarıma..
kaç defadır gelip okuyorum gücüm yetmedi bir şey demeye..
Sağolun iyi ki varsınız..
Yazarken buluyorum kendimi bir gece vaktinde
Vaktinden önce gelmiş; vaktinden önce karaya çalınmış gecelerde
Sahipsiz düşlere gebe ediyorum yarınlarımı
Düş kuruyorum sahipsiz olduğundan haberdar
Bedbahtlığıma bir de sonsuz çaresizlik yükleyerek
Gözlerimden çekip alıyorum göğü
Bir de kara gözlü bir yalan oluyorum ki sormayın gitsin
Aynalarda görünmüyorum
..
Kim kapadı yıldızlarımı diyecek cesaretten yoksunum
Kapanmaz ki yıldızlar Ya da alınmazlar ki göklerden
.
.
Ya ben koca bir yalansam Ya ben hep yalan olduysam
O zaman ne anlamı kalır yaşadığım anın gerçekçiliği
Koca kayalar koparken dağdan nasıl dağım ben
Cüsseme ters düşüyorsa düşmeler gölgem kocaman suretim ufacıksa
Nasıl derim ben hep vardım Hep var olacağım diye
Gölgesi kendinden daha net olan bir varlığın ne boyutta bir varlığı var
Ya da yokluğunun varlığı daha yüksek durmaz mı varlığın yokluğundan
.
.
Olmayan bir şey eksilmez kendinden
O yüzden;
Asildir yok'lar
Kaygısızdır
Var olan her an eksilebilir...
Ve eksiktir çoğu zaman.
...
Varlık özünde büyükse neden gölgesi daha doğrudur aslından
Ya da gölge doğruysa neden olmaz gözleri
Ve neden bir nesneye bağlı kalmak zorunda
Gölgeyi kendinden üstün sayan akıl nasıl bir akıl...
Kokmuş varsayımları reddetmeyecek kadar uzak mı aslından
Aslı sorgulamaya ihtiyacı olan aklın ne akıllılığı var hele ki şimdiki zamanda
Millet aya çıkmışken kendini bilmeyen bir aciz nasıl bir yaşam bülteninde yaşar !?
Belki de yaşam yaşıyordur kendisini
Doğru ya! bu kadar kalabalık nasıl olur ki bir arada
Kendinden yoksun nerden bilsin başkasının kâinatını
..
Belki de biliyordur yalan söylüyordur en başta kendine
Deli sansınlar istiyordur çünkü delirmek en başta sorumsuzluktur
İşte bu!!!
Evet korkusundan delirmek kendi deli zannetmek ohh! Ne güzeldir hayat o zaman...
Kimsenin aya çıktığı yok hani nerde yıldız tozları o zaman
Güneşten bir parça getirebildiler mi kutuplara
Yani onlar değil de ben miyim şimdi deli
Kime niye inanayım ki kendime inansam yeterli
Onlar aya çıkmış kime ne ,kimse benim bir gölgeden ibaret olmadığımı söyleyemez
Ayna getirsinler karşıma eğer görürsem kendimi desinler atla hemen şimdi şu Ay'dan atlarım be..!!
'İşte sen sen..! şuraya bak!' diyorsunuz da hani ayna nerde
Nerde gördünüz yüzümü
Neden ben yüzümü görecek bir nesne göremiyorum
...
Hepiniz birer soytarısınız
Çok güldürüyorsunuz beni
Ş...
(Bazen yokmuş gibi sayarlar seni.. sen varlığını ispata hazır olsan ne yazar.. kırarlar tüm şevkini.. bu yüzden arar durursun varlığından daha var olan ..yüceleşen yokluğunu..
Yok olmak istersin.. kimbilir neler yitirirsin .. kimse olmadan kendin olmak için..
'İnsanlar var demesin artık bana!!..' bunu bile söyletirler..)
Hayalim yine döktürmüssün..
yürek sesin hic susmasin cane..
Yine gel tamda buraya, derslerin ve sinavlarini bitirir bitirmez..
Yine " gelirim " sözünü unutma fazla özletme kendini hayalim benim
Yok olmak istersin.. kimbilir neler yitirirsin .. kimse olmadan kendin olmak için..
Mevlana'nin su meshur sözünüzü bilmeyenimiz yoktur...
"Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol...
Bu sözün cok manali ve derin anlamlar icerdigini öne sürenler oldugu kadar...Söylediğin, ancak karşındakinin anlayabileceği kadardır". sözünde yola cikarak ta bu sözün gercek olmasinin zorluguna hatta imkansizligina dair iki degerli ögütü bünyesinde barindirdigini düsünenlerde hic yok degil..
Ikinci ögüte bakaraktan önemli olan kisinin nasil göründügü degil ne sekilde algilandigidir degil mi..
Hem yasayis hem kültürel hem kisisel bir cok farklilik gözönüne alindiginda herkes icin ayni derecede alginlaman mümkün olmadigi icin ne insanin oldugu gibi görünmesi mümkündür nede göründügü gibi olabilmesi..
Cünki düsüncelerin vermek istediklerin, ifade etmek istediklerin "a" ya göre farkli "b" ye göre farklidir..
"C" ye göre ise bambaskadir...Ve bundan yola cikarak bunlardan hangisinin gözünde ne sekilde glründügü düsüncesinden yola cikacak olursak göründügün gibi olma olgusu insani cözümü mümkün olmayan bir kaosa sürükleyebilir...
En güzeli senin ne hissetigindir aynaya baktiginda kendi suretini görebilmendir...
Cok felsefe yaptim sanirim .Aslinda bir siirle karsilik vermek isterdim fakat satirlarini okuyunca aklima bunlar geldi...
Yüregine saglik Hayalimm..
Bu arada yeniden gelirim hoscakalin demissin..Yine mizikcilik yapiyorsun degilmi...
Yine kendini özletmek istiyorsun..Siirlerimin hayallerini sakin yikma ve özletme..Yoksa sensiz kaldiklarinda küsebilirler
Anladin demek istedigimi...
Yüreginden öpüyorum
"... Tepeleme bir şair gibi yaşarım... Hep şiir tezgâhlayan bir mekanizma vardır içimde. Aman ne de bencildir. Şiir bir, tüm olarak hep kendisinde kalsın ister. Ne zaman ki doymuş bir eriyik gibi, şiire doyar ve benim içeriye habire doldurduklarımı artık kabul edemez olup, gelenlerin ısrarı karşısında bir yara gibi zonklamaya başlar, o zaman izin verir, bir - iki şiir yazarım. Onun vekili gibi yaşarım..."
Cahit Zarifoğlu
Bu satırları okuyunca sen geliverdin hemen aklıma..
Arada sığınıp okuduğum şiirlerin geldi..
İnsanın içinde zonklamaya başlayınca mı çıkıyor acaba bu güzel dizeler dedim, bir sorayım dedim hayalime..
Çok güzel bir anlatım
Ve doğrudur ... Ama çok hissedenin yazamadığını da bilirim... yani şiir taşar ama bir şiir çıkmaz ortaya fazlasıyla ruha yüklenmek yüzünden galiba... İnsan kendinden sıyrıldığı anda yazabilir, canı acıdığında, dirilmeyi hissettiğinde, hüzün uğradığında..
Senin alıntı yaptığın kendimi buldum dediğin şiir yanlışlıkla yazıldı sanki ..uyumak üzereydim gözlerim tam kapanacakken dedim ki kendime 'kapatma umutlarını' açtım gözlerimi 'kör sanarlar seni' dedim.. Uyursam umut uçup gidecekti sanki... böyle delirtir insanı işte
çok konuşuyorsam ,kendimi anlatıyorsam birine, yaşadığım ruhun durumunu kanıtlamaya çalışıyorsam... bilirim ki uzun süre ben şiir yazamayacam... İnsan anlatamadıklarını yazıyor yine de ben bilmem arkadaşlarım şiir diyor yazdıklarıma, güzel diyorlar ...
gecenin kör dolandığı şiir sokağında uykusu kaçan ben değilim sadece kendileri de uyuyamadı sanki ..sırf bir şiir hatrına =)
Ne derece hakkını veriyorum bilmiyorum bildiğim tek şey çok iyi bir vekil olmadığım şiir kendine düşeni yapar hazırdır da sağırlığım tutar işte ..
Bunları yazma fırsatı verdin be Şayestem ... umarım iyi bir şey yazdım (:
Sağolasın bunu görüpte aklına ben geldiğim için ..değerlidir o insan ki sığınabilmişse bir insanın bir kaç satırına.. Yüreğin var olsun..
Kızlar teşekkür ederim size.. geldim işte..
Sağolun sizin de yüreklerinize sağlık..
Nefeslerimi saymayın yeter..
Bir alev daha yetiştirin ciğerime..
henüz yaşıyorken üstüme toprak serpmeyin
gerçeğe iz sürerken ölümümden başlamayın...
Hayatken bulun beni..
....
Alnının ortasından vurmuşken yüreğimi,
Mavzeri bir yalnızlığın kollarına tutunuyor izlerim.
Sallandırmak için darağacında besliyorum aşkı
Suluyorum sonum olan ağacı gözyaşlarıyla..
Ölürsek de güzel ölelim diye.
Hadi kızım kalk giyin bayramı say ömrünün..
Kınalar yak eline...çocuk ol gitmeden..
Ölüme kadar hayattasın
-..Gözlerinde doğsun diye kaç güneş batırdım bilsen
kaç zaman karanlıkta kaldım..
Ahh yüreğim yine mi dertlendin..
İzin verme yüreğini öldürenlerin, ismini söylemesin dillerin..
Tarifsiz bir ıslak bakış kalmasın senden geriye
ölürsen de..
cesur öl..
ve yalnız...
Değme sensiz nefes alan hayatların gölgesine..
Sırtlan tüm gölgenin ezici ruhunu...
Ayak üstü atıştırdığın hayatı yut tüm gücünle..
Su bile içme ardından bırak kursağında kalsın yaşayamadıkların
izin verme ıslak bakışların sana değmesine..
kimse nefes vermesin ciğerlerine
yaslan şöyle birazdan gelecek rüzgara
ve yalanlama suçlarını
Evet , yaşamak suçtu..
herşeye rağmen ayağa kalkmak, direnmek...
Sevmek..
İşte en fazla o suçtu..
Topla çeyiz saydığın sorgulayamadığın hesapları
Bırak gerilerde dursun cennetleri
Uzaklaş kokusu her yanı saran güzelliklerinden(!)
Sen çirkinliğe yürü onların olsun dünya...
Uçmayı beceren yaralı kuşlar toprak örtsün üzerine
ufak ufak silsinler dünyadan kim(sesiz)liğini
korkak geldi cesur ölüyor desinler..
Ve gökler ağlasın sana...
Gökkuşağı bitsin ayak ucunda...
Renk içinde uyu...
"Sevgili tanı beni..
Bak yüzüme hele; ben o hiç bir sebep yokken yitirilen kızım..."
benden çok uzaktaki bir köşede bırakılışım geldi aklıma..
irkildi bedenim, terkedilmeye kurban gitmiş ruhumun başında..
sıkılgan bir sevdiğim vardı nedense sevdamın yoğunluğunda..
anlamakta güçlük çekiyorum, tanrı neden izin verir ayrılıklara;
neden müsade eder yüreğin sevgiyi haketmeyenlere adanmasına?..
mihmandarı bol olan sevinÇli günlerin
refakatçi yokluğunda acılara ve ölümlere
nedensiz özlemlerin nedendir?
hak ederken her kesten fazla
çocuk ve hatta şiir yüreğinde
tomarla umut, tonlarla sevi varken...?
Yapraksız büyür her çiçek dalımda,
Issız sığınır gönlüm sensiz her limana,
Acısı yüzlerce yıl öteden görünür yokluğunun,
Hiçbir zaman suretinde yakışmaz sensizlik bu adama.
Eline emeğine sağlık şiir prensesi, harika dökmüşsün gönlünü bu zavallı sayfalara...
Adayan kendimiz olunca susuyoruz işte hangi kelime gelse aklımıza hesap soruyoruz...
nasıl düşüşteysek artık kendimize kıyamıyoruz ..umarım kıyamıyoruzdur yazık ederiz yoksa ..yüreğine sağlık Düş Hekimi..
Onur Abi bilmiyorum... olan bir şey yok diyorum hep.. sonra yitirilmişliğim geliyor aklıma bir şey var demek. yoksa neden insan renksizliği alsın ki içine... Bir de ben anlasam ...
Yüreğin dert görmesin...
Yokluğum daha çoksa varlığımdan sesimden bile şüphe duyuyorsam 'bu benmiyim?' diye...
Yalnızlığı abarttım biraz ya da yazılanlar zavallı kandırıyor herkesi..
Teşekkür ederim Ufuk ses verdiğin için bu sessizliğe..
senin şiirlerini seven rahmetlinin biri; senin şiirlerini tarif ederken isim ve sıfat bulamaz ve en sonunda:
"şöööle çapraşık cümleli şiirleri var, çok seviyorum öölee şiirleri, ööle şiir yazmak istiyommm.." derdi...
"bi de ben anlasam.."
diyorsun yaa; belki de o rahmetlinin farkında olmadan söylediği gibi, işi sen çapraşıklaştırıyorsundur.
belki de insanları, olayları, hayatı ve duyguları daha yalın ve yüzeysel halleri ile algılamalı ve yaşamalısın. böyle yapıp mutlu olan tüm aptallar gibi...
aptallar diyorum çünkü kalburüstü tüm filozoflar şu görüşte birleşirler:
"ancak aptallar mutlu olabilir..."
unutma! bir başka geçerli görüş te; " her kesin baktığı yerde herkesten daha fazlasını ve farklı şekillerde görebilenler sanatçı, alim ve lider olurlar. ve hiç bir gerçek sanatçı, gerçek alim veya lider mutlu olmamıştır/ mutlu ölmemiştir..."
sen her şiirinde bin defa daha öldür kendini.. öldürürken mutlu ol, yaşatırken mahsun... her kelimen hayat verip yeşertirken duygularını, hançer-hançer bıçaklasın cılız gövdeni...
Doğru söylüyorsun... yüzeysel yaşamak eminim ki daha kolay ve daha mutluluk vericidir..
Nedense ben kolayını sevmiyorum bu tür durumların göz yummak kolay kulak da tıkarsın istersen görme... ama hissedilen her zaman duyumlardan güçlüdür..
Dediğin gibi mutluluk değil amacımız, kendimiz için hiç değil..
Sanırım bu da benim birleşimim her yara bir parçam... devam ederim İnşallah Abi bu şekilde.. hissetmediğimi yazdığım günün düşsün elimden kalem bir daha değmesin parmaklarıma ..
Çok teşekkür ederim