Annenin Gözyaşları

Son güncelleme: 11.05.2009 10:43
  • Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.

    Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun "Anneciğim, anneler günün kutlu olsun" diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, "-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. " İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.

    Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; " Bu telaşın niye?" diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; "-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz" diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. "Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse" diye düşünmüştü. "Gelmezse" düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.

    Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; "-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, 'anneciğim' de. . " İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; "-Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. 'Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur' sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, 'Beni çocuk gibi sevme' der. Sanki nasıl seveceksem"
    Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. "-Gelmeyecek, telefon bari etse. . " diye düşündü istemeye istemeye. "-Sesini bari duymuş olurum". Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan oğluydu.
    Sevinmeli miydi? sevinemedi. acaba acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
    Açtı telefonu;
    -Alo. .
    -Alo, nasılsın anneciğim?
    -Sağol yavrum, sen nasılsın?
    -İyiyim anneciğim.
    -Ne yapıyorsun, işler nasıl?
    -Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
    -Öyle mi yavrucuğum.
    Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
    -İzin aldın mı yavrum?
    -Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
    -Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
    -Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
    -Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
    -Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
    Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.
    -Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
    -Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
    -Ben şey tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
    -Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
    -Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
    -Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
    -Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah'a emanet ol.
    Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
    Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun "-Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!" diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; "-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama" dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

    bir annenin evladının mutluluğundan başka ve sadece anne seni seviyorum kelimesinden başka isdediği ne olabilirki?
#11.09.2008 11:53 0 0 0
  • okurken bende gözyaşlarımı tutamadım..hiç bir anneler günüde anneme böyle bir sürpriz yapmadım ..teşekkürler paylaşım için.
#11.09.2008 13:06 0 0 0
  • Ağlarsa Anam Ağlar Gerisi Yalan Ağlar..

    Emeğine Sağlık HaSaN...
#11.09.2008 22:02 0 0 0
  • Emegimize Saglık Çhok GÜsel
#13.09.2008 07:39 0 0 0
  • emegine saglık çok süper
#19.09.2008 15:59 0 0 0
  • Şiir ve öykülerimi paylaşırken ismimi mutlaka ekleyiniz.
    Sanata, emeğe ve okuyanlara saygı açısından bu hikayemin de sonuna
    Yazan : Ahmet Ünal ÇAM
    diye bilgi notu eklemenizi rica ediyorum.
#21.10.2008 15:26 0 0 0
  • Şair-Yazar : Ahmet Ünal ÇAM
#10.03.2009 10:02 0 0 0
  • Yazar ismi eklenmemiş
#08.05.2009 08:36 0 0 0
  • çok güzeldi paylaşım için teşekkürler
#08.05.2009 09:01 0 0 0
  • Emeğine Sağlık Canım..
#10.05.2009 01:31 0 0 0
  • Sağ olun.
#11.05.2009 10:04 0 0 0
  • emeğinize sağlık çok güzel hikayeydi...
#11.05.2009 10:43 0 0 0