Coğrafya > BOLU

    BOLU


    YÜZÖLÇÜMÜ: 11.051 km²


    NÜFUS: 380.543 (1990)
    İL TRAFİK NO: 14


    İLÇELER: Bolu (merkez), Cumaova, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen, Mudurnu, Seben


    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Yedigöller Milli Parkı, Abant Gölü, Kartalkaya, Şifalı Su ve Sünnet Gölü Orman İçi Dinlenme Yerleri, Bolu Büyük ve Küçük Kaplıcaları
    Hisartepe Kalıntıları, Seben Çeltikdere Kaya Evleri, Keçi Kaleleri, Antinoos Tapınağı, Bolu ve Mudurnu'daki Yıldırım Beyazıd Külliyeleri, Göynük'teki Akşemseddin Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camisi ve Süleyman Paşa Hamamı, Bolu.


    Kamplar



    Tezel Kamping
    Hürriyet Mah. / Bolu
    Tel: (374) 611 41 15


    Nejat Kamping
    Değirmen Ağzı Mevkii / Bolu
    Tel: (374) 611 43 35

    Hamburg Kamping
    Değirmen Ağzı Mevkii / Bolu
    Tel: (374) 611 29 91

    Küçükev Kamping
    Ayazlı Mah.
    Tel: (374) 618 70 65

    İskele Kamping
    Ereğli Yolu Üzeri
    Tel: (374) 618 75 46

    Martı Kamping
    Ereğli Yolu Üzeri
    Tel: (374) 618 76 50

    Güven Kamping
    Kalkın / Darıdere
    Tel: (374) 622 41 02

    Hello Kamping
    Melenağzı Köyü
    Tel: (374) 628 61 47

    Georgia Kamping
    Melenağzı Köyü
    Tel: (374) 628 63 96

    İl Kültür Müdürlüğü
    Tel: (374) 215 76 22
    Faks: (374) 215 36 32


    Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
    Müdürlüğü
    Kültür Merkezi - BOLU
    Tel: (0 374) 215 11 37
    Faks: (0 374) 215 36 32



    Müze


    Bolu Müzesi Detaylı Bilgi
    Adres: Bolu Kültür Merkezi - Bolu
    Tel: (374) 215 39 72


    Örenyeri

    Akşemsettin Türbesi- Göynük

    Önemli Günler


    Mahalli Kutlama Günleri:

    Akşemseddin'i Anma Günleri
    Göynük
    24 Temmuz

    Yağlı Güreş Müsabalaları
    Gerede-Esentepe
    Temmuz Ayının Son Pazar Günü

    Atatürk'ün Bolu'ya Gelişi
    Bolu
    17 Temmuz

    Abant Bayramı
    Abant-Bolu
    Temmuz 2. Pazar

    Tokat Hayrettin Anma Günü
    Elmalık Köyü
    Temmuz İlk Cumartesi

    Ümmü Kemal Anma Günü
    Tekke Köyü
    Temmuz İlk Cuma

    Festivaller:

    Mengen Aşçılık ve Turizm Festivali
    Mengen-Bolu
    Haziran İlk Cumartesi

    Şenlikler:

    Kızık Yayla Bayramı
    Kızık Yaylası -Seben
    Temmuz İlk Pazar

    Kiraz Bayramı
    Bolu
    4 Temmuz

    Şeyhül-İmran Hacet Bayramı
    Mudurnu
    Temmuz İlk Pazar

    Zümrüt Güreşleri
    Düzce
    12-14 Haziran

    Panayırlar:

    Panayır
    Bolu
    20 Ağustos-20 Eylül

    Panayır
    Gerede
    2-4 Ekim

    Panayır
    Seben
    Eylül'ün Son Haftası

    Panayır
    Göynük
    Eylül'ün Son Haftası
    Bolu

    Bolu

    Türkiye yüzölçümünün % 1,05''lik bölümünü kaplayan Bolu ili, 8.294 km² (829.400 ha.) yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi''nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. Doğu-Batı uzunluğu yaklaşık 186 km.dir. Bolu''nun, Dörtdivan, Mengen, Mudurnu, Gerede, Göynük, Kıbrıscık, Seben, Yeniçağa ve Merkez ile birlikte 9 İlçesi bulunmaktadır. Bolu İl Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede doğuda, Mengen kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık ise güneyde yer almaktadır. Bolu''nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak ve kuzey doğusunda Karabük yer alır. İlimizin merkez ve diğer ilçelerin yüzölçümleri km2 olarak aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Yeşil ve mavinin kucaklaştığı, birlikte uyuyup uyandığı, rüzgârın başı dumanlı dağlarda efsanelerin en dramatiklerinden birini hâlâ fısıldadığı, binlerce yıldır bir çok uygarlığın filizlenip boy attığı ve meyvelerini bıraktığı şehirdir Bolu.
    Bolu'nun, tabiat, insan ve tarihin el ele verip yoğurduğu güzelliklerini görmek, dağların söylediği Köroğlu türkülerini işitmek isteyenlerin şehre ulaşması hiç de zor değil. Bolu, Ankara ve İstanbul'un neredeyse tam ortasında bu iki merkezi birbirine bağlayan ana yolun üstündedir.

    TARİHÇE: Yazılı belgeler, arkeolojik eserler ve tarihî kaynaklara göre, Bolu'nun tarihi, Bithynialılar ile başlamaktadır. Sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar Bolu ve çevresine hakim olmuşlardır.
    Bolu yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmış, Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 -1326) rastlamıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan Millî Mücadele sonunda Bolu, 10 Ekim 1923'de yeni düzenlemeler çerçevesinde vilayet haline getirilerek yeni bir yönetime kavuştu.

    COĞRAFYA: Topraklarının yarıdan fazlası ormanlarla kaplı olan Bolu'nun yüzey şekillerinde dağlar, platolar ve ovalar önemli yer tutar. Önemli dağları güneyde Bolu Dağları, Abant Dağları, kuzeyde Sünnice Dağları, Çele Doruğu, Gerede'nin kuzeyinde Arkot ve Göl Dağları'dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel olarak Köroğlu Dağları adı verilen volkanik dağlar uzanır.

    Yöre, yağış zenginliği ve eğimlerin çokluğu nedeniyle irili ufaklı doğa ve baraj gölleri açısından zengindir. İldeki göllerden bazıları, Abant, Yedigöller, Gölcük, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Karagöl, Karamurat, Sülük, Gölköy, Aladağ ve Saraycık'tır.

    Bolu ilinin ilçeleri; Dörtdivan, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen, Mudurnu, Seben ve Yeniçağa'dır.

    Dörtdivan: İlçede Yağbaşlar Köyün'de Bizans kale kalıntıları vardır. Yukarısayık ve Sorkun köyleri arasında bir tepede Himmet Dede Türbesi, Kılıçlar köyünde Kırklar Türbesi, Çalköy'de Şehriban Nine Türbesi, Merkez Camii yanında Secamehmet Dede Türbesi bulunmaktadır. Ayrıca Yağbaşlar Köyü Mürseller mahallesinde Ayvadibi Şifalı Suyu bulunur. Her yıl Temmuz ayı içinde Dörtdivan yaylalarında Köroğlu Şenlikleri yapılmaktadır.Çalköy, Çetikören, Karaçayır, Kapaklı ve Kirazlı en önemli yaylalarıdır

    Gerede: Asar Kale, Keçi Kalesi Kalıntıları, Kiliseli Han diye bilinen tarihi tüccar hanı, Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii Türbesi, Yıldırım Beyazıt Camii, Esentepe'deki Ramazan Dede Türbeleri, gezilip görülebilecek tarihi eserler ve yerlerdir. Esentepe bölgesinde kışın kış sporları ve kayak yapmak mümkündür. Ayrıca yaz aylarında çim kayağı yapma imkanı vardır. Her yıl Temmuz ayı içinde Esentepe'de geleneksel "Esentepe Yağlı Güreşleri" yapılır.Şehrin kuzeyinde Esentepe, Arkut Dağlarında yaylalar başlıca mesirelik alanlardır. Özellikle Gerede Yaylaları yayla turizmine çok uygundur. Gerede'nin güneyinde ise 1200 - 1500 m. yüksekliklerde bulunan yaylalardan en önemlileri Haşat ve Zorpan yaylalarıdır

    Göynük: 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından zengindir. Göynük İlçesi, sahip olduğu 110 adet tarihi konut, 17 cami, türbe, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 127 adet sivil mimarî eser sebebiyle "Kentsel Sit Alanı" ilân edilmiştir. Göynük'te ayrıca 1922 yılında yapılan 3 katlı Zafer Kulesi bulunmaktadır. Çubuk Yaylası, Arıkçayırı Yaylası, Bulanık Yaylası, Değirmenözü Yaylası, Hacımahmut Yaylası en önemli yaylalarıdır. Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Çatak Köyü Kaplıcası görülmesi gereken turistik yerlerdir.

    Kıbrıscık: Yaylaları ile ünlüdür. Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda yer alan yaylalardan Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Kardoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemlileridir. Kıbrısçık- Beypazarı yolu üzerinde bulunan Karagöl, bir hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Gölde çok sayıda yaban ördeği olmasından dolayı avcıların uğrak yeridir. Göl kenarında bulunan bungalov tipi evlerde konaklama imkânı vardır.
    Kıbrıscığın yükseldikçe yeşile boyanan coğrafyası içinde Çökeren Deresi ve çayırı, bugün pek az sayıda ziyaretçinin uğradığı mesire yerlerinden biri. Pırıl pırıl akan çayın kenarında oturup tüm dertlerden sıyrılmamak olası değil.

    Mudurnu: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Mudurnu İlçesi eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. İlçede bulunan 165 adet ev ve 8 Cami, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 173 adet mimari değeri yüksek yapı nedeniyle "Kentsel Sit Alanı" ilan edilmiştir. Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri ise "Armutçular Konağı" dır. İlçe sınırlarındaki Sülük Gölü, Karamurat Gölü, Ümran Tepesi ve yaylalar halkın dinlenme yerleridir. Mudurnu ilçemizde son yıllarda tarihi konaklar turizme açılmış olup, ilçeye gelen turistlerin konaklama ve yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacakları hale getirilmiştir.

    Mudurnu'ya 5 km. mesafede bulunan Babas Kaplıcası'nın metabolizma hastalıkları ve hafif diabetliler üzerinde olumlu etkileri vardır. Konaklama tesisi bulunmaktadır. Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında yeralan Sarot Kaplıcası Taşkesti - Ilıca Köyü hudutları içerisindedir. Bolu ili dahilinde bulunan bütün maden sularından ayrı bir özellik taşıyan kaynak, sıcak ve sülfatlıdır.

    Seben: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Seben İlçesi Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikteki yaylalarla çevrilidir. Bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler değişik özellikler taşırlar. Seben İlçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü Köyünde bulunan Bağlum Kaplıcaları mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.
    Antik Kentler: Arkeolojik verilere göre Bolu ovasındaki ilk yerleşim M.Ö. 3. bine kadar uzanmaktadır. Şehir merkezindeki tepelerde kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi ise 1978 yılında Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre, M.Ö. 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Çeşitli yıllarda yapılan kazılarda Antinous Tapınağı ve tiyatroya ait olduğu sanılan parçalarla, çeşitli dönemlere ait sikkeler, kaplar, şişeler, heykeller ve mezar stelleri bulunmuştur. Bu eserler halen Bolu Müzesi'nde bulunmaktadır. (Eski Yerleşim Bölgesi) Seben İlçesine bağlı ve birbirlerine çok yakın olan Çeltik Deresi, Hoçaş, Kaşbıyıklar ve Yuva köylerinde derin vadiler boyunca yükselen kaya kitlelerinin yüzeyinde bir kaç katlı kaya evlerine rastlanmaktadır. Gerede'nin Örencik Köyü'nün güneydoğusundadır. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur.

    Camiler: Bolu'da bulunan Büyük Cami (Yıldırım Beyazıt Cami), Kadı Cami, Saraçhane Cami, İmaret Cami, Ilıca Cami, Ilıca Cami, Süleyman Paşa Cami, Yıldırım Cami, Kanunî Cami, Yukarı Tekke Cami, Eskiçağa Yıldırım Cami görülmeye değer eserledir.
    Tokad-i Hayreddin Türbesi, Akşemseddin Türbesi, Ömer Sekkin Türbesi, Aşağı Tekke Türbesi, Ümmi Kemal Türbesi, Kasım Dede Türbesi, Babahızır Türbesi başlıcalarıdır.

    Han ve Hamamlar: Bolu merkez Büyük Cami mahallesinde bulunan Taşhan, 1804 yılında Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1389 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Çifte hamam tarzında yapılan hamamın iç mekanlarında zengin süslemelere yer verilmiştir. İl merkezindedir. 16. yüzyılda Tavil Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. İki bölüm olan hamamın iç mekanları mermerlerle kaplıdır. 16. yüzyılda Sokullu Mehmet Paşa tarafından çifte hamam tarzında yaptırılmıştır. İl merkezindedir.

    Göynük İlçesinde bulunan hamam, 1335'li yıllarda Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mudurnu İlçesinde bulunan hamam, aynı adla anılan caminin yanındadır. Aynı devirde yapılan hamamların en güzellerindendir. 1382'de yaptırılmıştır. Erken dönem Osmanlı hamamlarının en orijinal örneklerinden biridir. Hamam taç kapısı ve kubbe geçişleriyle dikkat çekicidir.

    Sivil Mimari: "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk Evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evlerin önünde genellikle "Hayat" adı verilen avlular da yer almaktadır. Kentsel Sit Alanı ilân edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren, ilçenin tarihi ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır.

    Kaplıcalar: Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu mevkiinde bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir. Termal turizm merkezi olan bölgede termal otel ve büyük kaplıca, küçük kaplıca ve Sağlık Bakanlığı'na ait fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi olmak üzere üç birim hizmet vermektedir. Doğal kaynaklı olan bu kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

    Karacasu Termal Turizm Merkezi (Sağlık Turizmi) Mudurnu'ya 5 km. Mesafede bulunan kaplıca suları, travertenler arasından çıkmaktadır. 18 yataklı bir tesis bulunmaktadır. Kaplıca suyu metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir. Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. 66ºc sıcaklığındadır. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihî bir hamam vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Bağlum kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. Güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. Kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Kaplıcada özel şahıslar tarafından işletilen pansiyonlar bulunmaktadır. Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu Köyü yakınındadır. Kaplıcanın romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

    Göller:

    Abant Gölü: Abant Gölü Bolu'nun 34 km. Güneybatısında Abant Dağları üzerinde oluşmuş bir krater gölüdür. Yeraltı suları ile beslenir. Abant Gölü çevresi flora ve fauna bakımından oldukça zengindir. Gölde bulunan ünlü Abant alabalığı yılın belirli zamanlarında, belirli bir ücret ödeyerek avlanabilir. Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamıdır. Göl çevresindeki ormanlarda tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, karaca, gelincik, geyik gibi av hayvanlarıyla şahin, doğan, atmaca görülmektedir. Piknik, kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş , tekneyle, faytonla, atla gezinti ve kışın doğal buz pateni bu tabiat parkının vazgeçilmez aktiviteleridir. Göl etrafında konaklama ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Gölcük: Gölcük: Bolu'nun 13 km. güneyinde suni olarak yapılmış bir set gölüdür. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün kar altındaki görüntüsü muhteşemdir. Gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı'nın misafirhanesi ile bir kır gazinosu vardır. Göl ve etrafı orman içi dinlenme yeri olarak Batı Karadeniz Millî Parklar Bölge Müdürlüğü denetimindedir.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Gölköy: Bolu'nun 10 km. batısındadır. Bolu ovasını sulama amacıyla yapılmıştır. Çevresi ormanlarla kaplı olan sazan ve alabalık vardır. Şehir merkezine yakınlığı ve ulaşım kolaylığı nedeni ile piknik yapmak ve olta ile balık avlamak isteyenler tarafından çok elverişlidir.

    Sünnet Gölü: Göynük'ün 27 km. doğusundadır. Fevkalade güzelliğe sahip olan gölde çok lezzetli mercan ve alabalıklar mevcuttur. Olta balıkçılığı ile bu balıkların avlanması serbesttir. Sünnet gölünde konaklama ve yeme-içme hizmeti veren bir tesis bulunmaktadır. Göl etrafında; piknik, yürüyüş, koşu ve bisiklet sporu yapabilme imkanı vardır.

    Akkayalar:

    Bolu'nun 10 km. güneyinde, Mudurnu yolu üzerinde bulunan travertenler, Bolu'nun Pamukkalesi olarak görülmeye değer bir güzelliğe sahiptir. Akkayalardan çıkan maden suyu değişik bir tatta ve 20ºc sıcaklığında olup, modern tesislerde şişelenerek tüketime sunulmaktadır.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yaylalar:

    Yaylalar: Bolu'nun 25 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, orman alanları arasında yer alırlar. Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar çevresinde bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile göz kamaştırıcı güzellikler sergilerler. Kamp imkanlarının da olduğu başlıca yaylalar, Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka Yaylalarıdır. Bolu'nun kuzey yakasındaki dağların arkasında yer alır. Kirazları ile ünlü olan bu yayla etrafında meyve bahçeleri vardır. Her yıl geleneksel kiraz bayramı şenlikleri yapılır. Gerede'nin güneyinde 1200 - 1500 m. yüksekliklerde bulunan bu yaylalar, Haşat, Zorpan ve doğu Köroğlu Dağları üzerinde bulunan Dörtdivan yaylalarıdır. Köroğlu Dağları'nın güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda bulunurlar. Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemli yaylalardandır. Mengen İlçesi'nin doğusunda yer alan başlıca yaylalar; Sarıklı, Soğucak, Mile, Sepetçiler, Çelebioğlu ve Çiftçatak yaylalarıdır. İlçenin kuzeyi ve Abant Gölü güneyinde yer alırlar. Dedeler, Alpağut, Dodurga ve Dağyolu yaylaları en önemlileridir. 1000-1500 m. arasında da bir şeritte sıralanan yaylaların en önemlileri Karabey ve Kaşıkçı yaylalarıdır.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Sportif Etkinlikler:

    Esentepe : Gerede'nin kuzeyinde 1.300 m. yükseklikte kış sporları ve kayak imkanına sahip üç yıldızlı Esentepe Oteli'nin bulunduğu bir yerdir. Tüm ilçeye hakim mükemmel bir manzaraya sahip olan otelde çim kayağı da yapmak mümkündür. Asırlık çam ağaçlarının bulunduğu Esentepe'ye bu isim bölgenin sürekli esmesi nedeniyle Atatürk tarafından verilmiştir.

    Kartalkaya: Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu'nun dört yanını kuşatan orman tabakası ve zengin bitki örtüsü, beraberinde çok çeşitli av hayvanlarının bulunmasını sağlar. Ormanlık alanlarda, ayı, vaşak, yaban domuzu, geyik, karaca, kurt, sansar, tilki, porsuk, tavşan, kokarca, gelincik, kunduz ve sincap gibi kara hayvanları ile keklik, üveyik, bıldırcın, çil, toy, turna, çulluk, güvercin gibi av kuşları ve atmaca, şahin, kartal gibi yırtıcı kuşlar sıklıkla görülmektedir.
    Ayrıca bir çok gölü bünyesinde barındıran Bolu, sportif olta balıkçılığı için ideal bir bölgedir. Abant Gölü, Gölcük, Gölköy Barajı, Yedigöller, Aladağ gölünde bulunan çok lezzetli alabalık, sazan, mercan ve gümüş balıkları olta ile avlanabilmektedir. Yamaç paraşütü için Abant Dağları'nda çok uygun yerler mevcut olup, yaz aylarında büyük şehirlerden bu sporu yapmak isteyenler için Abant'a turlar düzenlenmektedir.
    Yamaç paraşütçülerinin, özellikle yeni öğrenenlerin kendilerini rüzgara bıraktıkları yerlerden biri Abant’ın yaylaları. İşte uçmadan önce paraşütlerini sınayan paraşütçüler.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Bolu-Mustafa Kemal Paşa ilişkileri,Erzurum Kongresi sırasında başladı.23 Temmuz 1919'da Erzurum'da,4 Eylül 1919'da Sivas'daki milli kongreler, bunlara ait metinler,telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı'na ulaştırıldı.Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı'da meydana gelen başkaldırma esnasında,İzmit,Adapazarı,Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir. Mutasarrıf Ali Haydar- M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu-Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir.
    Mustafa Kemal Paşa'nın,ilk ve kapsamlı gezisi Cumhuriyet'in ilanından sonra 1934'de gerçekleşecektir. 1923-1934 devresinde, çeşitli vesilelerle,Çankaya'ya heyetler gönderilmiş,Boluluların içten ısrarlı davetleri tekrarlanmıştı Anadolu gezilerinde,Bolu ancak 1934 de programa alınabildi.
    Şimdiye kadar,Reis-i Cumhur,Kızılcahamam,Gerede,Reşâdiye,Bolu, Düzce ve Adapazarı güzergahını görmemişti,fırsatını da bulamamıştı.Büyük Kurtarıcı'ya karşı bağlılık ve özlem duyan Bolulular,Temmuz 1934 de müjdeyi Mebus, Cevad Abbas Bey'den öğrendiler.Alışılagelmiş tetkiklerini yapmak için Bolu'ya gelen Mebus,Vali Ali Rıza (Üner) ve Belediye Başkanı, Baytar diye tanınan Reşad(Aker)le görüşerek Reis-i Cumhur'un Bolu'ya geleceği müjdesini verdi.
    Haber az sonra bütün Bolu'da duyuldu.Bu mutlu geziyi,iyi bir karşılama töreni ile başlatmak istediler.Vali ve Belediye Başkanı,"Tezyin" ve Karşılama Heyeti"nin teşkili için emir verdiler.Yan komiteler de iki gruba yardımcı olacaktı. Öğretmen Kadriye Hanım (Atay), Faika Hanım (İnhisarlar Müdürü eşi),Hafız Murteza ve Muzaffer (Samur)Bolu'daki programı vilayete arz ettiler.Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ikamet edeceği yer olarak Fırka tespit edildi.Bolu,Üçtepe üzerinde kurulmuştu.Bunlar; Karga, Hisar ve Hıdırlık tepeleri idi.1930 yılı sonrası, Hıdırlık tepesinde Fırka parkı düzenlenmiş ve Bolu'nun en modern binası Cumhuriyet Halk Fırkası inşa edilmişti.Halk buraya kısaca Fırka binası diyordu.Halkevi/Fırka, bütün Bolu ovasına hakim ada vaziyetinde idi. Karacasu, Ilıcalar, Mudurnu, Düzce, Sünnice dağları, Gerede ciheti emsalsiz manzarası ile büyülüyor.İşte böylesine seçkin mevki, Reis-i Cumhur'un ikametine ayrılmıştı.
    . Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa 17 Temmuz 1934 de, Bolu Vilayeti sınırında karşılandı. Öğleye doğru,sıcak,açık bir havada Gerede'de muhteşem bir karşılama yapıldı. Sonra, Arkot dağının mor koyu yeşil denizi andıran çamlıktaki Ramazan Dede tepesine çıkıldı. Gerede ve ovası, Erzurum ve Sivas yaylalarını hatırlatan serinlikte, seyredildi. Vali ve Kaymakam'ın, Belediye Başkanı'nın izahları dinlendi. Mustafa Kemal'in hoşuna gitmiş olmalı ki,tepeye "Esen Tepe" denildi. Reis-i Cumhur ve beraberindekiler,son yılların en güzel yemeğini, Geredeli, Mengenli ve Bolulu aşçıların elinden yemişlerdi. Öğlenden sonra nefis manzarası ile insanı büyüleyen Reşadiye'ye hareket edildi. Gölün güneyindeki kasabada, köy halkı Mustafa Kemal'i yine candan karşılayarak, bağrına bastı. Reşadiye, eskiden Çağa ismini taşıyordu. Gölün, Mengen tarafındaki asıl yeri yangınla harap olduğu için,tarihi kasaba, şimdiki yerine taşınmıştı. Sultan Mehmed Reşad'ın adı, yeni yerleşme yerine verilmiş, bu nedenle Reşadiye diye anılmıştı. Reis-i Cumhur, "buraya Çağa denilsin" direktifini verdi.
    Diğerinden ayırmak için de Yeni çağa şekli kabul edilmiştir. Aynı gün, öğle ile ikindi arası kafile Bolu'ya vardı. Telefonla,Gazi'nin nerede bulunduğu öğreniliyor ve halka bilgi veriliyordu. Reis-i Cumhur, açık ve güneşli bir havada, Bolu'ya ilerlerken,harman vakti olmasına rağmen hemen bütün köyler, şehre dolmuş,kasabalılarla Karga ve Hisar tepeleri civarında büyük kalabalık teşkil etmişlerdi.Reis-i Cumhur,Bolu dışında yine resmen Vali Ali Rıza (Üner), Belediye Başkanı Baytar Reşad,Askeri Birlik Komutanı,subaylar,askerler,mülki erkanca karşılandı.
    Reis-i Cumhur, şimdi Anıtkabir Müzesi'ndeki otomobilden inmiş ve Bolu toprağına Hisar altında ilk adımını atmıştır. image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Spor kıyafetli idi. Gömlek yakası açıktı. Ön cebinde beyaz mendil vardı. Siyah kuşaklı fötrü ile halkı selamladı. Öğrencileri fark edince, Gazi: "İşte Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü cumhuriyet bunların omuzlarından yükselecektir"diyerek,yanındakilerin dikkatini çekti. Bolulular, aziz misafirini karşılarında görünce,hasret giderdiler,heyecan fırtınası dalga dalga yayılıyordu.Reis-i Cumhur hiç usanmadan fötrü ile halkı selamladı. Sonra,Fırka'ya çıkıldı.Kendisine tahsis edilen odaya doğru ilerlerken merdivende bir an durakladı.Ilıca,Karacasu taraflarına baktı.Recep Peker'e: "Bolu'yu Ankara'dan önce görmeliydim..." dedi.Bu söz, Bolulularca, sonraları değişik şekilde yorumlandı. "Yoksa, Gazi, Bolu'yu başkent yapamadığına mı hayıflanıyordu." Fırka'da, üst düzeyde ve halkın temsilcileri ile fikir alışverişinde bulunuldu. Gazi, Bolu'ya ve inkılaplara dair bazı sorular yöneltti. Akşam, Boluluların tertiplediği gece, öncekilerden farklı idi. Geleneksel Paşa pilavı, bazılarını hayrete düşürmüştü. Çankaya'daki sofra, burada, daha farklı ve insanı imrendirecek sıcak havadaydı. Behire (Bahire) Hanım ile Gazi arasında kısa sohbette verilen cevaplar son derece ilgi çekici idi. Gazi, sonunda Bahire'ye "senin adın bundan sonra BEDİZ olsun, Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak BMM'de çalışmak isterim." dedi. Bediz Hanım, önerildiği gibi kadın mebus olarak BMM'ne girdi. Soyadı olarak da, Morova'yı aldı (1935). 18 Temmuz 1934 günü, Ankara'dan Hariciye'nin ulaştırdığı, Kuşadası hadisesi, bir önceki gecenin neşesini kaçırmışa benziyordu. Zira, iki İngiliz subayının yaralanması, Türkiye ile siyasi gerginliğe sebep olabilirdi. Gazi, çevresinin üzüntüsünü hissedince, Cevad Abbas'ı yanına davetle Türk askeri, kendisine düşen vazifeyi yapmıştır" cevabi telgrafın, Ankara'ya gönderilmesi talimatını verdi.
    Reis-i Cumhur'a Halkevi'nin hatıra defteri arz edildi. "Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum. 18. VII. 1934. Gazi Mustafa Kemal" Cümlelerini mürekkep kalemi ile yazdı. Mustafa Kemal, yine Boluluların coşkun kalabalığı ile Düzce'ye uğurlandı.Bütün ileri gelenler, vilayet ve belediye yetkililerince Borazanlar, Paşa köyü, Berberler, Zincirlikuyu Ayrılık çeşmesine kadar, kafileyi takip ettiler.
    1935 yılında yayınlanan kutlama kitabında, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Bolu ziyareti ve bıraktığı izler şöyledir.
    "Yıllarca bekledikten, yolunu gözledikten sonra Bolulular Atatürk'ü 17 Temmuz 1934 de aralarında gördüler. Bolulular böyle bir günü o kadar çok beklemişlerdi ki, daha Atatürk Gerede'den çıkmadan Bolu doğu tarafı Hisar'ın altı binlerce insanla dolmuştu.O'nu ilk görmek kıvancını kimse ötekine vermek istemiyordu.Nihayet geldi. Aramıza girdi. Doya doya gördük.Güzel Bolumuzu beğendi. İki gün içinde O'nu aramızda o kadar benimsemiştik ki gidişi ile Bolu bomboş gibi oldu. Bolu, O'nun Bolu'ya ayak bastığı günü, 17 Temmuz gününü, bayram günü olarak kabul etti. Her yıl 17 Temmuz sonsuz bir coşkunlukla kutlanıyor. Şimdi her yıl tekrarlanan bu büyük günde bütün Boluluların aradığı, hasretle gözlediği bir çehre var. Bir kere aralarında gördükleri büyük Türk'ü bir daha aralarında görmek." Bolu Urayı'nın yazısında da vurgulandığı gibi 17 Temmuz, Ata'nın Bolu topraklarına ayak basışı, bayram günü kabul edilmiştir. Her yıl aynı tarihte resmi törenle, 1934 yılının yıldönümü kutlanmaktadır. Şimdi, Türk ve dünya turizminin gözdesi Abant, 1935'den beri her yıl bayram şenliklerine sahne olmuştur. 1940'da Mahfel civarında, Hükümet ve Kışla'nın yanında, Düzce şosesi üzerinde heykeli ve park düzenlemesi yapılmıştır.
    Heykeltraş Nejat Sirel (1897 - 1959) Bursa'dan sonra, en görkemli anıtı, Bolulular'a kazandırmıştı. Bolu kültür hayatının mühim siması M. Karamanoğlu, 1934 yılı ile ilgili olarak "Gazi dolması" hikayesinden bahsetmektedir. Basa dön "Sene : 1934 Ebedi Şef Atatürk, Bolumuzu şereflendirmişti. Ne yazık ki, İzmir'de vurulan iki İngiliz subayı olayı, daha fazla kalmalarına mani olmuş, bizleri de hayli üzmüştü.
    Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda vefatı, bütün Bolu'ları kalben üzmüş ve vilayette matem havası hakim olmuştur.18 Kasım ve 21 Kasım 1938'de, bu nedenle Bolu'da iki etkinlik göze çarpmaktadır. 18 Kasım 1938'de, Büyük Kurtarıcı K. Atatürk'ün ölümü acısı Bolu'da, ilçelerinde, bir haftadır, üzerinde durulan konu idi. Beşikten mezara kadar ki çizgide, genel bir yas hüküm sürüyordu. Herkes birbirine küskün gibi göz yaşı dökmekten ağızlarını bıçak açmıyordu. Kereste Fabrikaları, dükkanlar kapalı, radyolu yerler, Halkevleri halk ile dolu. Hep, radyonun yayını tek nefes halinde dinleniyordu.
    Devletin resmi yayın organı olan Ayın Tarihi'nde 20 Kasım 1938 günkü haberinde ise Bolu'daki etkinliklere temas edilerek, "Büyük ve Ebedi Kurtarıcıya, Ankara'da yapılan cenaze merasimini radyoda gözyaşları arasında dinleyen Bolu Halkı, Halkevinde toplanarak verilen hitabeleri yine sonsuz gözyaşları içinde dinlemişlerdir.
    Binlerce köylü ve şehirli saat 14:00'de Cumhuriyet Meydanında toplandı. Halkevi Bandosunun çaldığı İstiklal Marşı ve matem havaları tazimle dinlendikten sonra halkın Ulu Ata'sı için hazırladığı çelenkler Anıt önüne konuldu. Üç öğretmen ve bir gencin, Atamız'ın ebedi varlığı ve hayatı ve eseri hakkında verdikleri heyecanlı söylevler hıçkırıklarla dinlendi. Hep bir ağızdan yolunda hayatlarını feda edecekleri namus ve şeref üzerine ant içtikten sonra, Abide'nin önünde başta bir albay olduğu halde asker, talebe ve bütün halk baş eğerek tazim ve gözyaşları ile geçerek, merasime nihayet verildi." Bolulular, Atasını hiç unutmadı. Her 17 Temmuz ve 10 Kasım'da O'nu hep andı.
    Benden selam olsun Bolu Bey'ine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar seda verip seslenmelidir

    Köroğlu düşer mi yine şanından
    Ayırır çoğunu er meydanından
    Kır at köpüğünden düşman kanından
    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

    KÖROĞLU HİKAYESİ

    Bolu beyi, at meraklısı bir beydir. Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf'u, güzel ve cins 'at aramak üzere başka yerlere gönderir. Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at olur.

    Yusuf, tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur. Hatta, çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu biliyor. Sevinerek geri döner. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf'un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir, yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi'nden öc alacağını söyler.

    Baba Qğul, başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer. Tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgar gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf'un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur .O da her türlü şövalyelik oyunlarım öğrenmiş pir babayiğittir.

    Bir gece Yusuf, düşünde Hızır'ı götür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır'ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf' un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir.

    Bunu bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan, da sevinir. Kendi yerine oğlu, öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.

    Körün oğlu Ruşen Ali dağa çıkar .Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar .Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar. Artık adı Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel'de, bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel'de geçen kervanlardan bac alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.

    Bir gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı'sının oğlu Ayvaz'ı kaçırır, Çamlıbel'e getirir, evlat edinir. Başka bir gün, Bolu Beyi'nin bacısı Döne Hanım'ı kaçırır, evlenirler. Aradan yıllar geçer, Bolu'yu basar, yakar, yıkar. Bolu Beyi'nden babasının öcünü alır. Bolu Beyi de Köroğlu'na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu'nu, başka bir seferde de Ayvaz'ı yakalatır. Zindana atar. Ama, Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle kurtulurlar.

    Köroğlu, ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük, fakat heyecanı birçok olay da geçer. Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur. Daha önceden Kır-At da sır olmuştur. O Kır-At ki, nice yıllar, olağanüstü bir güçle Köroğlu'na hizmet etmiştir.

    Başka bir söylentiye göre, bir Yahudi bezirganın getirdiği tüfekle oynayan beyler, birbirlerini öldürürler. Köroğlu, buna üzülerek kayıplara karışır. Yine bir başka sôylentiye göre de, Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür. Sorar, ne olduğunu. Aldığı karşılığa inanmaz. Denemek için kendine çevirir, tetiğe dokunur. Ve yaralanarak ölür. Sonra beyleri de dağılırlar..

    Yaşlı bir çınar gibi devrilen Köroğlu'nun hikayesi sona erer.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    1
    Kır atım meydan yerinde
    Gezer horlayı horlayı
    Bir kötü az bin kavgadan
    Kaçar zorlayı zorlayı

    Kır ata yakışır bunlar
    Yiğit geyer demir donlar
    Ak gövdeden kızıl kanlar
    Akar şorlayı şorlayı

    Köroğlu der al kanları
    Yere serer çok canları
    Eğri kılıç düşmanları
    Kırar parlayı parlayı

    2
    Mert dayanır namert kaçar
    Meydan gümbür gümbürlenir.
    Şahlar şahı divan açar.
    Divan gümbür gümbürlenir.

    Yiğit kendini övende
    Oklar menzili döğende
    Kılıç kalkana değende
    Kalkan gümbür gümbürlenir.

    Ok atılır kalasından
    Hak saklasın belasından
    Köroğlu'nun narasından
    Dağlar gümbür gümbürlenir.

    3
    Benden selam olsun Bolu Bey'ine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar seda verip seslenmelidir.

    Düşman geldi tabur tabur dizildi
    Alnımıza kara yazı yazıldı
    Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
    Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

    Köroğlu düşer mi yine şanından
    Ayırır çoğunu er meydanından
    Kır at köpüğünden düşman kanından
    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

    4
    Muhanetlik etmek değil karımız
    Şehriyar sözüne uyanlardanız
    Meydana girende yoktur korkumuz
    Kazaya ırıza diyenlerdeniz.

    Ödleklerle hoş değidir aramız
    Teke tek düşmana varmak töremiz
    Muhanete sardırmayız yaramız
    Yarayı kendimiz saranlardanız

    Bineyidim kır atımın üstüne
    Alıyıdım hançerimi destime
    Gafili varmayız düşman üstüne
    Vakte hazır olun diyenlerdeniz.

    Köroğlu'm çıkalım dağlar salına
    At sürelim mal yemezin malına
    Başım koydum arkadaşın yoluna
    Başı dost yoluna koyanlardanız

    5
    Karşıdan gelen piyade
    Bizim eller yerinde mi?
    Etekleri çemen olmuş
    Karlı dağlar yerinde mi?

    Çamlıbel'in koyağında
    Sular akar ayağında
    Şirin döne yanağında
    Siyah benler yerindemi?

    Köroğlu der öğündüğüm
    Taşlar alıp döğündüğüm
    Arka verip sığındığım
    Koca çamlar yerinde mi?

    6
    Kimisi pınar başında
    Kimisi yolun dışında
    Al giyen onbeş yaşında
    İlle mavili mavili

    Kimisi dağlarda gezer
    Kimisi incisin dizer
    Al giyen bağrımı ezer
    İlle mavili mavili

    Kimisi odun devşirir
    Kimisi kahvesini pişirir
    Al giyen aklım şaşırır
    İlle mavili mavili

    Köroğluyum derki’n olacak
    Mavili benim olacak
    Takdir yerini bulacak
    İlle mavili mavili


    Hemen mevla ile sana dayandım
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
    Yoktur senden gayri kolum kanadım
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Yüce yüce tepesinden yol aşan
    Gitmez oldu gönlümüzden endişen
    Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Hep sınadım Osmanlı'nın alını
    Bulamadım hergiz gönlüm alanı
    Anıcağız sevdiğimin halini
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    Köroğlu der tepelerden bakarım
    Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
    Bunca yıldır hasretini çekerim
    Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

    8
    Yurun aslanlarim savas edelim
    Buna kavga derler bey ne pasa ne
    Haykirip haykirip kelle keselim
    Seyreyleyin eli ayagi sasana

    Yuru beyler cenge harbi calinir
    Iyi kotu bu meydanda bilinir
    Kilic deger adam iki bolunur
    Nusret bizim beyler neci pasa ne

    Gurzun kostegini kola takmali
    Arap ati saga sola yikmali
    Kargilar mizraklar birden kalkmali
    Firsat vermen Arap atlar kacana

    Koroglu der durun edek cengimiz
    Bundan belli olsun yigit hangimiz
    Uc saat surmeli burda hengimiz
    Tarih yazin su daglara nisane


    9
    Eğer kendilerinde erlik var ise
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri
    Kanından susayip candan geçerse
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Atina bindi de eyledi dizgin
    Alaylari catip etti mi bozgun
    Lesine kondurmak isterse kuzgun
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Kocyigitleri de aldim yanima
    Keskin kilicimi taktim belime
    Serimden gecmisim bakmam olume
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Karsida durana kalmaz kararim
    Dogrulup gelene yoktur zararim
    Ya sehitlik ya gazilik dilerim
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    Ala sadagimi sundum ozume
    Hezaran kalkanim aldim dizime
    Koroglu der kan gorundu gozume
    Gelsin doguselim Bolu Beyleri

    10
    Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
    Yükletin kervanı dengine bakın
    Erlik meydanına girdiğin zaman
    Kuşanın kılıcı gencine bakın

    Düşmanın üstüne eyledim akın
    Dönüşüm yok zamanın yakın
    Fakir fukarayı incitmen sakın
    Mal yemez tamahkar zengine bakın

    Köroğlu her zaman kurdu meydanı
    Ben bilirim yahşi ile yamanı
    Aman dileyenden kesmen amanı
    Dertli olanların derdine bakın

    11
    Bağdat'a sefer edenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi?
    Turna teline gidenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi?

    Bagdat'a sefer eyledim
    Hoylu'm da kaldi gelmedi
    Acem ile ceng eyledim
    Hoylu'm da kaldı gelmedi

    Düğünü bozup gidenler
    Badeyi süzüp gidenler
    Acem ile ceng edenler
    Hoylu'm nic'oldu gelmedi

    N'olsam koç Köroğlu n'olsam
    Hoylu'yu düşümde görsem
    N'olaydı da ben de ölsem
    Hoylu'm da kaldı gelmedi

    ..

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    BOLU Belediye Meydanında Bulunan Köroğlu Heykeli..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Mustafa İzzet Baysal, 1907 yılında Bolu'nun Karaçayır Mahallesi'nde dünyaya gelmiştir. Babası Rüştiye Mektebi mezunu Memur Ahmet Canip Efendi, annesi de Bolu'nun Alpagutbey Köyü'nden Hafız Behiye Hanım'dır. İkisi erkek, ikisi kız dört çocuklu ailenin en küçük çocuğu M.İzzet Baysal'dır.

    M.İzzet Baysal, ilk ve orta öğrenimini Bolu'da yapmıştır. 1926 yılında İstanbul'da Mekteb-i Sultan-i Nefise'ye ( bugünkü ismi ile Mimar Sinan Üniversitesi ) Mimarlık Bölümü'ne kaydolur ve 1931 yılında Mimar olarak mezun olur. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olan İzzet Baysal , 1927 yılında babasını da kaybetmiştir. Ama yılmamış, tatil aylarında ve okurken çeşitli işlerde çalışarak öğrenimini devam ettirmiş ve 411 no'lu diplomayı başarı ile almıştır.

    Memuriyet hayatı Bolu Nafıa ( Bayındırlık ) Müdürlüğü'nde Mimar olarak başladı. 1932 yılında birkaç arkadaşı ile birlikte Gerede İlçesi'nin imar planını yaptı.

    Daha sonra Ankara'da Milli Müdafaa Vekaleti Hava Müsteşarlığı'nda Mimar olarak çalışmaya başlamıştır. Görevi icabı Eskişehir Hava Meydanı inşaatının koordinatörlüğünü yapmıştır. 1934 yılında bu görevinden istifa eder ve Eskişehir Belediye'sinde Fen işleri Şefi olarak göreve başlar. Aynı yıl Eskişehir Lisesi'nde Coğrafya Öğretmeni olarak görev yapan Çanakkaleli Refika Pınar ile evlenir.

    36 yılında Ankara'da serbest olarak çalışmaya başlar. 1939 yılında tek evlatları olan Esin dünyaya gelir.

    Ankara'da Azerbaycan temsilcisi Sadri Maksudi Aral'ın ve Medine Muhafızı Fahrettin Paşa'nın köşk projelerini İzzet Baysal yapmıştır.

    1939 yılında vatani görevini yapmak üzere Afyon'a gitmiştir ve 1942 yılında tekrar Ankara'ya dönmüştür.

    Başlayıp bitirdiği inşaatlara gelince :
    Ankara Etlik Veteriner Laboratuarı, Bolu Devlet Hastanesi , Bolu Lisesi, Bolu Ziraat Bankası evleri, Bolu Kız Enstitüsü, Bolu Kapalı Cezaevi, Bolu-Adapazarı yolu üzerindeki Melen Köprüsü inşaatı ve yol inşaatları bunlardan bazılarıdır.

    1942 yılında eşi Refika Hanım vefat edince, elindeki mevcut işlerini tamamlayıp , 1943 yılında İstanbul'a gider ve Karaköy'de Perşembe Pazarı'nda sıhhi tesisat ve hırdavat üzerine çalışan bir mağazayı satın alır ve çalışmaya başlar. Aynı zamanda kapı kilitleri imali için küçük bir atölye kurmuştur. Ama bu O'na yetmemiş, dükkanını sattığı "boru ekleme parçaları"nın neden yerli üretimle üretilmediğine kafa yormaya başlamıştır.

    İki kere Almanya'ya giderek Temper Dökümü'nün ne olduğu araştırır, bu dökümden imal edilen boru ekleme parçalarının Türkiye'de imali için çalışmalar yapar ve neticede 1950 yılında özel teşebbüsün ilk Mekanize Döküm Fabrikası'nı kurar.

    Baysal'ın çok zor şartlarda kurduğu bu fabrika üretime geçer geçmez, Avrupalı şirketler (8 büyük üretici Zürih'te bir kartel oluşturmuşlardır.) Türkiye'nin çiçeği burnunda kuruluşunu batırmaya çalışırlar ve Türkiye'ye yaptıkları ihracata %40 indirim uygulamaya başlarlar. İzzet Baysal, her zaman olduğu gibi azmi, sebatı, çalışkanlığı ve sabrı ile bazı geceler fabrikada yatarak da olsa,bu işin de üstesinden gelmiştir. Hatta , 1970'li yıllarda Avusturya, Almanya , Yunanistan ve Arap ülkelerine ihracata başladı.

    1951 yılında İZZET BAYSAL DÖKÜM SANAYİİ MÜESSESESİ adı altında üretime başlayan kuruluş, 1957 yılında bir aile şirketi haline dönüştürülmüştür. İZSAL DÖKÜM SANAYİİ A.Ş. adı altında bugünlere kadar faaliyetini sürdürmüştür.

    En büyük yardımcısı 1953 yılında yanına aldığı yeğeni Ahmet Baysal'dır. Hayatta en fazla değer verdiği kişi ise, kızı Esin'dir. 1939 yılında dünyaya gelen Esin, İstanbul Boğaziçi Koleji mezunudur. 1964 yılında aynı kolej mezunu Ankara'nın köklü ailelerinden Avundukların oğlu Cahit Avunduk'la evlenmiştir.

    Esin Avunduk, babasını hiçbir zaman yalnız bırakmamış, varlığı ile zor zamanlarda babasına hep destek olmuştur. Vakfın kurucuları arasında olup, aynı zamanda Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.

    1980 yılı ortalarına kadar bizzat işlerin başında gördüğümüz İzzet Baysal, daha sonra da haftanın 3-4 günü iş yerine giderek işlerini takip etmeye başlamıştır. Gelir Vergisi'nde altın madalya ile ödüllendirilmiş, İstanbul'da Kurumlar Vergisi verenlerin ön sıralarında yer almıştır. 1986 yılında ikinci eşi Nafize Hanım'ı kaybetmiştir. 1986 yılının sonunda İZZET BAYSAL VAKFI'nı kurmuştur. 1994 yılı Eylül ayının sonunda fabrikayı kiraya vererek, iş hayatına son veren İzzet Baysal, tüm birikimlerini ve çalışmalarını İzzet Baysal Vakfı'na yoğunlaştırarak devam ettirmiş, 05-03-2000 tarihinde sabah saat 07:00'da hakkın rahmetine kavuşmuştur. 08-03-2000 tarihinde hiç kimseye nasip olmayan muazzam bir kalabalıkla, kendi arzusu ve Bakanlar Kurulu kararı ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gölköy Kampüsündeki anıt mezarına, çok sevdiği ve her şeyini adadığı Üniversite gençliğinin kalbine defnedilmiştir.
    Tasarrufa son derece önem verirdi. Hayatı boyunca israftan kaçmış ve tasarruf bilinci içinde yaşamıştır. O'nun tabağında yemek, bardağında su artırdığını göremezdiniz. Matbu evrakların arka yüzünü müsvedde olarak kullanmadan atmak, O'na göre israftı. O'na göre başarıya ulaşmanın yolu; azim, sabır,sebat , cesaret ve çalışmadır. Randevu yerine herkesten önce giderdi.

    Her sabah gazetesini en ince teferruatına kadar okurdu. Ülke meseleleri ile yakından ilgilenirdi. Ancak , politikaya hiç karışmamıştır. O'na göre ülkemiz için gerekenler yeterince yapılmamış ve de yapılmamaktadır.

    Polisiye ve macera romanlarını okumayı, tiyatroya gitmeyi severdi. İstanbul Sanat ve Kültür Festivali'nin kurucularındandır. Seyahati, bilhassa gemi ile seyahat etmeyi daha çok severdi. Bahçesi ile bizzat meşgul olurdu. Bir ara kanarya, daha sonraları orkide yetiştirmiştir.

    Tevazu sahibiydi. Az konuşup, çok iş yapardı. Bilmediğini öğrenmek, O'nun en önemli vasfıydı. O'nun bu özelliğini giyiminde, yemesinde , içmesinde, oturmasında , kalkmasında yakinen görmek mümkündü.



    O'na göre; para iyi bir dost, kötü bir düşmandır. O nedenle onu yerinde ve zamanında kullanmasını bilmek gerekir.
    Yani insan paranın esiri olmamalıdır.
    Dini inançları çok sağlamdı. Vakit namazlarını evinde veya iş yerinde kılardı. Gündüz kılamadığı namazlarını akşam evinde kaza ederdi. Hac farizası için yerine vekil göndermişti. İnanç konusundaki düşüncesi; Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceğidir.

    O'na göre saadet, mutluluk ve başarının on altın anahtarı vardır


    1-) Düşünmeye vakit ayır; düşünce güç için kaynaktır.

    2-) Eğlenmeye vakit ayır; eğlence gençliğin sırrıdır.

    3-) Okumaya vakit ayır; okuma bilginin pınarıdır.

    4-) Duaya vakit ayır; dua güç anlarda direnmenin desteğidir.

    5-) Sevmeye vakit ayır; sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.

    6-) Anlaşmaya vakit ayır; anlaşma yaşama güzel bir tat verir.

    7-) Gülmeye vakit ayır; gülme ruhun güzelliğidir.

    8-) Vermeye vakit ayır; verme günün aydınlığıdır.

    9-) İşini yapmaya vakit ayır; iyi iş kişiyi kendine saygın yapar.

    10-) Teşekküre vakit ayır; teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.

    İzzet Baysal; insanların, başarıya ulaşmak için bu "10 Altın Öğüt"e önem vermeleri gerektiğine inanırdı.
    EĞİTİM TESİSLERİ

    1-) Bolu Belediyesi Nafize Baysal Kreşi

    2-) İstanbul Sarıyer Belediyesi İzzet Baysal Kreşi

    3-) Bolu İzzet Baysal Anaokulu

    4-) Bolu Alpagutbey Behiye Baysal Anadolu Mah.İd.M.L

    5-) Bolu Seyit Köyü Mehmet Baysal İlkokulu

    6-) Bolu Canip Baysal İlköğretim Okulu

    7-) Bolu Atatürk İlköğretim Okulu

    8-) Bolu İzzet Baysal 50.Yıl İlköğretim Okulu

    9-) Bolu Behiye Baysal İlköğretim Okulu

    10-) Bolu İzzet Baysal Çıraklık Eğitim Merkezi

    11-) Bolu İzzet Baysal Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu (Bilgisayar Donanımlı)

    12-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi (donanımı ile birlikte)

    13-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi Kız ve Erkek Öğrenci Yurdu (donanımı ile birlikte)

    14-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi Öğretmen Lojmanları ( A Blok 8 Daire )

    15-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi Öğretmen Lojmanları ( B Blok 8 Daire )

    16-) Bolu Mimar İzzet Baysal Anadolu Teknik Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi

    17-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi

    18-) Bolu İzzet Baysal Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi Yurdu ve Defile Salonu

    19-) Dr.Tevfik Atay Sağlık Eğitim Merkezi

    20-) Emine Baysal Eğitim ve Uygulama Okulu

    21-) İzzet Baysal Merkez Anadolu Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi ve Yemekhane Bloğu

    22-) Canip Baysal Lisesi

    23-) Mehmet Baysal Uygulama Okulu

    24-) Ticaret Lisesi Bilgisayar Laboratuarı

    25-) Çaydurt Çimento İlköğretim Okulu bilgisayar Laboratuarı

    26-) Gazipaşa İlköğretim Okulu Bilgisayar Laboratuarı

    27-) Sakarya İlköğretim Okulu Bilgisayar Laboratuarı

    28-) Canip Baysal lisesi Bilgisayar Laboratuarı

    29-) Cumhuriyet İlköğretim Okulu Bilgisayar Laboratuarı

    30-) Emine ve Mehmet Baysal Uygulama Okulu Ek Binası

    31-) Bolu İzzet Baysal Otelcilik ve Meslek Lisesine 8 Derslikli Prefabrike Okul

    32-) Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi 4 Derslikli Prefabrike Okul

    33-) Bolu Abant İlköğretim Okulu 4 Derslikli Prefabrike Okul

    34-) Bolu Atatürk İlköğretim Okulu 8 Derslikli Prefabrike Okul

    35-) Bolu Atatürk Lisesi 4 Derslikli Prefabrike Okul

    36-) Bolu Çaydurt İlköğretim Okulu 4 Derslikli Prefabrike Okul

    37-) Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi 2 Derslikli Prefabrike Okul


    ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ ( AİBÜ )

    1-) Fen -Edebiyat Fakültesi

    2-) Fen-Edebiyat Fakültesi Laboratuar binaları ve donanımı, Bilgisayar Laboratuarı ve bu laboratuarın tefrişi

    3-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Erkek Öğrenci Yurdu ( 800 kişilik )

    4-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kız Öğrenci yurdu ( 800 Kişilik )

    5-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Elemanları Lojmanı ( A blok , 20 Daire )

    6-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Elemanları Lojmanı ( B Blok , 20 Daire )

    7-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Elemanları Lojmanı ( C Blok , 20 Daire )

    8-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Elemanları Lojmanı ( D Blok , 20 Daire )

    9-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Tesisleri ( 114 yatak kapasiteli )

    10-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Personel ve Öğrenci Yemekhaneleri 2 Blok (2000 kişilik)

    11-) AİBÜ Isıtma Tesisleri

    12-) AİBÜ Bolu Meslek Yüksekokulu Kantin tefrişi ve Bilgisayar Labaratuvarı

    13-) AİBÜ Çok amaçlı Kültür Merkezi donanımları ile birlikte

    14-) AİBÜ Kapalı Spor Tesisleri Kompleksi ( Türkiye'de türünün üçüncüsü olan ve İtalyan teknolojisi ile yapılan 2 adet şişme betonarmeyle balon ve ortasında bir daire binası ile meydana gelen bu tesisler, tefrişi ile birlikte)

    15-) Bu binaların çevre tanzimi ve yolları vakıf tarafından yaptırılmıştır.

    16-) AİBÜ Rektörlük Binası donanımı ile birlikte

    17-) AİBÜ Araştırma Görevlileri için Lojman ( E Blok , 20 Daire )

    18-) AİBÜ Araştırma Görevlileri için Lojman ( F Blok , 20 Daire )

    19-) AİBÜ Araştırma Görevlileri için Lojman ( G Blok , 20 Daire )

    20-) Isı Merkezi Binası

    21-) Abant İzzet Baysal Üniversitesi Camisi

    22-) AİBÜ fen Edebiyat Fakültesi Turgut Gülez Araştırma Laboratuarı

    23-) AİBÜ Tıp Fakültesi Hastanesinin temeli 28 Kasım 1998'de Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel tarafından atıldı. İnşaatı devam etmekte olup 2002 yılında hizmete açılacaktır.

    24-) AİBÜ Tıp Fakültesi Morfoloji Binası inşaatı 2002 yılında hizmete açılacaktır.

    25-) AİBÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi Bilgisayar Laboratuarı.


    SAĞLIK TESİSLERİ VE SOSYAL HİZMET TESİSLERİ

    1- 35 adet İzzet Baysal Sağlık Evi (Bolu merkez ve İlçe Köylerinde)

    2- Bolu Merkez İlçe 5 No’ lu İzzet Baysal Sağlık Ocağı

    3- Bolu Refika Baysal Ana Sağlık Merkezi, Misafirhane ve Hemşire Eğitim Merkezi

    4- Bolu İzzet Baysal Acil Servis Ünitesi

    5- Bolu Mehmet Baysal Hemşire Eğitim Merkezi

    6- Bolu Emine Baysal Hasta Ünitesi

    7- Bolu İzzet Baysal Hemodializ Ünitesi

    8- Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi Külliyesi (200 yatak)

    9- Bolu Devlet Hastanesi’ne Sterilizatör

    10- Bolu Baysal Camii

    11- Bolu İzzet Baysal Yaşlılar Evi ve Kız Yetiştirme Yurdu

    12- Bolu İzzet Baysal Huzurevi

    13- Bolu İzzet Baysal Lojman ve İdare Binası

    14- İstanbul İzzet Baysal Huzurevi

    15- Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Binası

    16- Bolu SSK Hastanesi’ ne Otoanalizatör ve 6 adet Hemodializ Cihazı

    17- İstanbul Sarıyer Belediyesi İzzet Baysal Sağlık Merkezi

    18- İzzet Baysal Hastanesi Bulvarı (Belediye)

    19- İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi


    İZZET BAYSAL VAKFININ 2002 RAYİÇ BEDELLERİ İLE BU GÜNE KADAR YAPTIRDIĞI YATIRIMLAR TOPLAM : 115 TESİS
    72.062.265.000.000 TL.

    İzzet Baba bir fani olarak ödüllerin en büyüğüne layıktır. Bu eşsizliği ile her Bolulunun kalbinde taht kurmuştur . Bu ad İzzet Baysal adı, Bolu’da hatta yurdumuzda.
    Efsaneleşen bir kişilik olarak anılmaktadır. Çünkü O, yardımı; yardım olarak anlayan ender insanlardan biridir.
    Üzerine hayır duaları yağdırılan, benzeri az bulunan bir değer, halkımızın baş tacı ettiği ve kendisine “Boluluların Babası”unvanı verilen bir kişi.
    Bilindiği üzere Bolu Belediye Meclisi (07.10.1987 tarihi ve 146 sayılı kararıyla) Bolu’da her yıl 11 Mayıs’ı “İZZET BAYSAL ŞÜKRAN GÜNÜ” ilan etmiştir.
    Bu itibarla ilk tören 11 Mayıs 1997 Pazar günü saat 11.00’de Bolu Devlet Tiyatrosu’nda yapılmıştır. Halkımızın bu törene katılımı sevindirici ve onurlandırıcı olmuştur.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    1907 - ............................
    Bolu ve İlçeleri İçin Jeolojik Yapı..

    BOLU

    Kent ve kentsel gelişme alanları tümüyle alüvyonlardan yapılıdır. Zemini oluşturan malzeme, kentin kuzey yönünde sıkışık, güneye inildikçe gevşektir, yer altı su tablosu yüzeye yakındır. Az hasarlı ya da hasarsız pek çok deprem bilinmektedir.1944 yılındaki depremde kentteki yapıların çoğu ağır hasar görmüştür. Güneyde Ilıcalardan geçen ve çok faal olduğu bilinen fay hattının yakın etkisine uğramamak ve gevşek zeminli kısımlardan kaçınmak için kentin güneye doğru gelişmemesi, jeolojik yönden uygun ve gereklidir. Kent, Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, I. derece tehlikeli bölge içindedir.

    Gerede

    Yerleşme ve çevresinde zemin yapı temeli pek zayıf değilse de, faal bir fay hattı kasabanın tam ortasından geçmektedir. 1944 depreminde yerleşme içindeki binaların % 78'den çoğu yıkılmış ya da çok ağır hasar görmüştür. Ayrıca az hasara neden olan ya da hiç hasar vermeyen pek çok depremin olduğu bilinmektedir. Dik yamaçlarda yer yer ve batıda kasabadan çıkan yolla Devlet Yolu'nun kesiştiği yer ve çevresinde heyelan mıntıkaları vardır. Gerede Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, I. derece tehlikeli deprem bölgesinde yer alır.

    Göynük

    Yerleşme ile gelişme alanları filişlerden yapılıdır. Bolu ve Abant deprem üst merkezleri etkisindedir. Dik yamaçlarda kaya düşmeleri olabilir. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'nda 2. Derece tehlikeli bölge içindedir.

    Kıbrısçık

    Volkanik yapı temel zemini iyi niteliktedir. Sele maruz kalabilecek yerler vardır. Bolu ve Düzce deprem üst merkezleri etkisi altındadır. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'nda 2. Derece tehlikeli bölgededir.

    Mengen

    Yerleşmenin yüksek bölümleri, kil, marn, kumtaşı gibi kayaçlardan, alçak bölümleri sel birikintilerinden oluşmuştur. Bolu ve Gerede, deprem üst merkezlerinde olan depremlerin etkisi altındadır. Yerleşme ve çevresinde, taşkınların etkisinde kalabilecek yerler vardır. Mengen Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre 2. Derece tehlikeli deprem bölgesindedir.

    Mudurnu

    Yerleşme ve yerleşmenin gelişme alanları, genellikle, filişlerden oluşmuştur. Yer yer, volkanik kayaçlara da rastlanır. Dik yamaçlarda, düşebilecek durumda kayalar vardır. Mudurnu Çayı taşkın yapabilir. Bolu ve Abant deprem üst merkezlerinin etkisindedir. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'nda 2. Derece tehlikeli deprem bölgesindedir.

    Seben

    Filiş formasyonu, deprem yönünden yapı temeli sağlamdır. Seben Deresi taşkın yapar. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'nda 2. Derece tehlikeli bölgededir.

    Yeniçağa

    İlçe Türkiye Deprem Bölgeleri haritasında 1. Derece tehlikeli bölgede yer alır.

    Dörtdivan

    İlçe Türkiye Deprem Bölgeleri haritasında 1. Derece tehlikeli bölgede yer alır.
    Merkez Tarih Şiddeti Ölü Sayısı

    BOLU-GEREDE 01.02.1944 7.2 3959
    (Dedemi bu depremde kaybetmişiz..)

    DÜZCE 10.02.1944 5.4
    MUDURNU 05.04.1944 5.6 30
    BOLU-ABANT 26.05.1957 7.1
    BOLU-DÜZCE 12.11.1999 7.2 845
    BOLU-YIĞILCA 14.2.2000 5.1


    Bolu çevresinde deprem olan yerlerden çoğu zaman etkilenmiştir. Biz Bolular depremle yaşamayı halen öğrendik mi bilinmez ama tek gerçek Bolu deprem bölgesidir. Geçmişte çok sayıda olmuş halen olmakta ve de olucaktırda.. Bu BOLU nun bir gerçeği..

    (önce resim koymayı düşündüm. ama daha sonra olayı abartmanın anlamı yok) Bolunun deprem görüntüleri gerçekten dehşet verici olduğu için resimleri koymuyorum. Bolumuzun güzellikleri ile ilerleyen günlerde Bolu'yu anlatmaya devam edeceğim..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Bolu Belediye Meydanı
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Gölcük Gölünün Kış Manzarası.. Kışın bu göl tamamen donmaktadır..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Gölcük Manzarası..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yeşilin Resmi :)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Bolu’nun merkezindeki Yıldırım Bayazid Camii’nin hemen yanında eki zamanlarda tacirlerin uğrak yeri olan iki katlı, avlulu ve çok gözlü taştan yontulmuş han, günümüzde küçük esnafın canlı tuttuğu önemli tarihsel yapılardan biridir.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Bolu - Mudurnu yolunda bulunan Akkayalar Travertenlerini..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Özelliği: Batı Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan Milli Parkta heyelanın oluşturduğu göller "Orman Denizi" ni andıran zengin bitki örtüsü göllerde yaşayan alabalıklar ve bu değerlerin yarattığı rekreasyon kullanım potansiyeli ana kaynakları oluştururlar.Genellikle yer yapısı serpantinlerden ve volkanik kayaçlardan oluşan sahada zaman zaman göçük yer hareketleri sürüklenmeye hazır arazi yapısı, göllerin meydana gelmesini hazırlayan başlıca faktörlerdir. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır.

    Milli Parkta hakim bitki örtüsü kayın ağaçlarıdır. Ayrıca meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam, sarıçam, göknar, karaağaç, ıhlamur ve porsuk gibi değişik tür ağaçlar da görülmektedir.

    Etkili koruma ile Parkın içerisinde ve yakın çevresindeki sahalarda sayıları artan geyik, karaca, ayı, domuz, kurt, tilki ve sincap türleri bulunmaktadır.

    Ülkemizde ilk kültür alabalığı üretme istasyonu 1969 yılında bu Milli Parkta kurulmuştur. Dolayısıyla rekreasyonel açıdan olta balıkçılığına kaynak olmuştur. Ayrıca kampçılık, günübirlik piknik, tabiat içerisinde yürüyüş, fotografçılık ziyaretçilerin uğraşlarıdır.

    Görülebilecek Yerler: Yedigöler Milli Parkı içerisindeki Kapankaya manzara seyir yerine çıkıldığında gölleri ve eşsiz peyzaj güzellikleri görmek mümkün olduğu gibi, bu güzergah üzerinde anıt ağaç levhasını da görmek mümkündür. Yol kenarındaki levhanın bulunduğu yerden patika takip edildiğinde anıt ağaç görülebilir. Geyik üretim alanı ziyaret edilebilir.

    Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park içinde kampçılık ,günübirlik piknik, yürüyüş, fotoğraf çekimi gibi rekreaktif faaliyetler yapılırken konaklama ve yiyecek ihtiyaçları da tesis edilen dinlenme evleri, kır gazinosu ve büfeden karşılanılabilir.

    Milli Parkta çadırla ve karavanla konaklanabildiği gibi, misafirhane ve bungalovlardan da faydalanılabilir.

    Ulaşım: Batı Karadeniz bölgesinde Bolu ilinin kuzeyinde Zonguldak ilinin güneyinde yer alan Milli Parka Ankara-İstanbul karayolunun 152.km.sinden Yeniçağa ve 190 km.sindeki Bolu ilinden kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu-Yedigöller güzergahı(karla) kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden yapılır.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yedigöllerde bulunan ağaç köprü..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yedigöllerde Sonbahar bir başkadır. :)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yedigöller Çağlayanı.. yedi gölünde kaynağını bu çağlayandan aldığı söylenmektedir.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Özelliği: Tektonik menşeli Abant Gölü ve çevresindeki bitki zenginliği ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 hektarlık bölümü, 1988 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.

    Sarıçam, kayın, karaçam, sapsız meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç, ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, papazkülahı, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, bögürtlen, çilek, nane, ahududu, sarmaşık, ısırgan, atkuyruğu ve çayır otları başlıca ağaç ve ağaçcıkları, domuz, geyik, karaca, ayı, tilki, çakal, tavşan, yırtıcı-ötücü kuşlar ve gölde endemik tür olan Abantalası da faunayı oluşturur.

    Ulaşım: Tabiat Parkına Ankara-İstanbul E-5 Devlet karayolunun 203.km.sinden Ömerler Madensuyu sapağından ayrılan 22 km.lik yol ile ulaşılmaktadır.Park, Bolu'ya 33 km. Ankara'ya 225 km., İstanbul'a 258 km. uzaklıktadır.
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Abant Gölünde bulunan ve bu göle has Abant Nilüferimiz ve onun üzerinde güneşlenen bir kurbağa :)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Abant Gölü çevresinde bulunan Fayton gezisinden bir görünüş :)

    Faytonlar Abant’ın olmazsa olmaz taşıtlarıdır. Bahar günlerinde nal sesleri kuş seslerine karışırken, faytonun içindekiler doğanın canlanışını keyifle seyrederler. Ama kışın yalnızca kar üzerinde kalan izler vardır…
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Abant Gölü Kış Manzarası..
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    Bolu’daki en büyük tarımsal sulama amaçlı kaynaklarından Gölköy göleti neredeyse denizi anımsatan su kütlesi ile Bolu’da bulunan en büyük sulak alandır. Hafta sonları kıyılarına piknik yapmaya gelen binlerce ziyaretçi dahi Gölköy’ün kıyılarını kalabalıklaştırmak için yeterli olmaz