Duygu ve Hislerim

Son güncelleme: 05.04.2009 15:58
  • Aramıza hoşgeldiniz sayın Nihat.

    Bölümümüz uzun süredir vardı ancak alt bölüm olarak pek fazla kimseye hitab edemediğimizi düşünerek ana sayfada gözükecek şekilde düzenledik ve sağolsun bir çok arkadaşımızın katkılarıyla bayağı faydalı içeriğe sahip oldu.

    Aslında sizi burada görmek güzel cümlesi özellikle böyle bir bölümde pek hoş bir cümle olmasada hayatın gerçeklerine gözlerimizi yummakta çözüm değil malesef.

    Bundan dolayıdır ki engelli insanlarımız için bizler ancak üzülebilir ya da kendimizce motive etmeye çalışırız ve bunu yaparken bir çok kez belkide onları üzecek kelimeler sarfettiğimizin farkında bile olmayız. Sanırım onların derdinden ve duygularından yaşayanlar kadar asla haberdar olamayız ve hissedemeyiz.

    Durum böyle oluncada bölümde konulara daha hakim ve her yönünü bilen kişilerin sayısının çoğalması ve onların görüşlerini paylaşması sanırım daha faydalı olacaktır.

    Yaşama tutunma gücünüz için sizi tebrik ediyorum. Umarım sizi artık daha sık aramızda görürüz.

    Selamlar...

    ©LEVIS-501

    Sayın ©LEVIS-501, öncelikle hoşbuldum,teşekkür ederim.
    bende paylaşımdan yanayım herzaman, sebebine gelince nette arama yapıyoruz hep genel bilgiler ama detay yok. yahut, yanıltıcı cümleler gerçek dışı. e zaten biz engellilerin hayatı hep uğraşla geçiyor,zorlukla geçiyor
    birde yanıltıcı bilgiler alıp onun doğrultusunda ilerlediyimizde yine karşımıza
    umduğumuzun aksi zorluklar çıkıyor.
    bir DR düşünün, dr işin pratiyini bilir,ilmini bilir
    ama uygulamayı bilemez... uygulamayı hastanın kendisi bilir.
    benimde amacım intertte ilim bilim de önemli elbette ama uygulamalarıda anlatmaktır.
    dr diyorki hastaya, 6 saatte bir tak yap! tak nasıl yapılır bilmiyorki hasta:)
    nette arama yapıyor tak nasıl yapılır diye, karşısına tak yapmaya yarayan malzeme çıkıyo,ama uygulama yok.
    reklamı olmaz bu tür sitelerin, o yüzden rahatım telafuz ederken
    benim ve ekibimin bir engelli sitesi var,
    o site benim dükkanım gibidir. sabah 9 da bir geçerim pc başına gece yatana kadar sitedeyim, çünki inanılmaz bir soru yığını var engelliler soruyor ve cevap bekliyor. 24 sene önce yoktu net falan, okadar zorlukla geçirdikki o yılları,
    hep ama hep kendi yöntemlerimizle çözüm ürettik,hazıra konma gibi bi lüksümüz yoktu.aydınlatıcımız yoktu.
    bende istiyorumki, ineternet gibi bir nimet varken, neden şimdiki engelliler bu zorluğu yaşasın? biz çektik, onlarda çeksin mantığında olamam...
    24 yıl demek kocaman bir tecrübe demek engele dair, elbette tecrübemizi ve bilgimizi paylaşmak beni mutlu eder.
    bu bölümde benim 2. dükkanım:)) allah izin verdiyi sürece, dükkanımın kepenklerini her gün açacağım.

    selamlar.
#24.03.2009 14:58 0 0 0
  • Bizler her zaman yanindayiz Oturan Deva.
#24.03.2009 15:37 0 0 0
  • Hakikaten de, son bir kac gunde en cok ziyeret edilen bolumlerden birisi oldu burasi. Emegi gecen herkese tesekkurler.
#24.03.2009 16:50 0 0 0
  • Nermin-
    Hakikaten de, son bir kac gunde en cok ziyeret edilen bolumlerden birisi oldu burasi. Emegi gecen herkese tesekkurler.

    deyerli kardeşim.
    inşallah, özgün ve yararlı paylaşımlar yaparak,bu bölüme daha çok katılım sağlayacağız.
#24.03.2009 17:24 0 0 0
  • 1-ben yoktan var ettim.

    oncelikle gecmis olsun uzuldum ALLAH dusmanima yasatmasin
    ama bu yoktan var ettim kelimesi sadece ALLAH'u taalaya aittir cunku o bizi yoktan var etti biz bir seyi var edemeyiz sadece kesf ederiz buluruz yani
#25.03.2009 13:16 0 0 0
  • oncelikle gecmis olsun uzuldum ALLAH dusmanima yasatmasin
    ama bu yoktan var ettim kelimesi sadece ALLAH'u taalaya aittir cunku o bizi yoktan var etti biz bir seyi var edemeyiz sadece kesf ederiz buluruz yani

    deyerli kardeşim, tamamen katılıyorum.
    lakin bir cümle kurarken, kurulandan öte niyet ve amaç önemlidir.
    şöyleki kastım:
    oturamayan biri oturma becerisi yoktur.
    fizik tedavi ve inançla oturmayı başarırsın:))
    yok olan bir yetiyi, inançla ve azimle var etmektir cümlemdeki kasıt:)

    ve tabii önce allahın izniyle..



    selamlarımla
#25.03.2009 13:57 0 0 0
  • Sevgili abim hos geldin.Abi sene cani gönülden tebrik ediyorum.ALLAH insana azmini kaybettirmeyince bir seyleri basariyor,benimde halamin oglu var oda trafik kazasinda ayni sizin gibi rahatsizlandi.Ama senelerce Annesi ile azimle mücadele etti ve oda cok seyi basardi sizin gibi sükürler olsun.

    Inanin böyle durumlarda cok icerleniyorum.Ben üc aydir ayak kabsüllerinin yirtilmasindan dolayi evdeyim.Kendi kendime kiziyordum neden dikkat etmedim, diye ama sizin gibi degerli abiler böyle hayatini insanlara anlatinca bu hasarlar ve bu rahatsizliklar hic bir sey degilmis.Sizin gibilerin azmi basarisi insanlara örnek olmalidir.ALLAH'im sizin gibi degerli ve azimli kisileri yanimizdan eksik etmesin.

    Böyle yazma ihtiyaci hissettim sizi kiracak kelimeler yazdiysam Özür dilerim.Insallah daha cok seyler paylasacagiz sizinle ALLAH'im sizlerin yardimcisi olsun.ALLAH'a emanet olun.Saygilarimla.
#25.03.2009 15:04 0 0 0
  • Sevgili abim hos geldin.Abi sene cani gönülden tebrik ediyorum.ALLAH insana azmini kaybettirmeyince bir seyleri basariyor,benimde halamin oglu var oda trafik kazasinda ayni sizin gibi rahatsizlandi.Ama senelerce Annesi ile azimle mücadele etti ve oda cok seyi basardi sizin gibi sükürler olsun.

    Inanin böyle durumlarda cok icerleniyorum.Ben üc aydir ayak kabsüllerinin yirtilmasindan dolayi evdeyim.Kendi kendime kiziyordum neden dikkat etmedim, diye ama sizin gibi degerli abiler böyle hayatini insanlara anlatinca bu hasarlar ve bu rahatsizliklar hic bir sey degilmis.Sizin gibilerin azmi basarisi insanlara örnek olmalidir.ALLAH'im sizin gibi degerli ve azimli kisileri yanimizdan eksik etmesin.

    Böyle yazma ihtiyaci hissettim sizi kiracak kelimeler yazdiysam Özür dilerim.Insallah daha cok seyler paylasacagiz sizinle ALLAH'im sizlerin yardimcisi olsun.ALLAH'a emanet olun.Saygilarimla.

    deyerli kardeşim, beni kırmadın:)) önce bunu bil. ve kırarım,kırılır endişesini yaşama.
    bizim inancımız sonsuz çok şükür abesinin, allah bir kapıyı kapar ötekini açar.
    ve biliyoruzki, bu dünyadaki zorluklarımızın mükafatını fazlasıyla alacağız diyer dünyada.
    allah; manevi engellilerden yapmasın bizleri.
    manevi engellileri (duyup duymazdan geleni, görüp görmezden geleni)
    diyer dünyada utansınlar diye biz karşılayacağız,allah bize bu hakkı tanıyor
    daha ne olsun:)))
    selamlarımla,güzel kardeşim.
#25.03.2009 15:24 0 0 0
  • Tum direnciniz, cabalariniz ve ayakta kalmak istemeniz, yasama dort elle sarilmanizin yaninda, mutevaziliginiz icin de tesekkur ederiz size. Ornek alinmasi gereken bir ustasiniz. Emeklerinizin karsiligini alacaginiza inaniyorum, Allah yardimciniz olsun. Bu siiri size armagan etmek isterim.

    Butun engellerin, engellenmesi icin
    calisirdi,
    ustam.
    Ta ki;
    Tum engelliler engellenmesin,
    engellileri, engelleyenlerin
    insanlıkları engellensin diye. ..alinti.
#25.03.2009 17:58 0 0 0
  • Nermin-

    Tum direnciniz, cabalariniz ve ayakta kalmak istemeniz, yasama dort elle sarilmanizin yaninda, mutevaziliginiz icin de tesekkur ederiz size. Ornek alinmasi gereken bir ustasiniz. Emeklerinizin karsiligini alacaginiza inaniyorum, Allah yardimciniz olsun. Bu siiri size armagan etmek isterim.

    Butun engellerin, engellenmesi icin
    calisirdi,
    ustam.
    Ta ki;
    Tum engelliler engellenmesin,
    engellileri, engelleyenlerin
    insanlıkları engellensin diye. ..alinti.

    diyoruz ya, kelimeler yetersiz kalır bazen. şuan benim içinde öylesi bir duygu yaşadığım.
    gözlerimin içini şuanda göremesende, bilmelisinki tatlı talı gülümsüyor sana.
    teşekkür ederim kardeşim.
#25.03.2009 18:33 0 0 0
  • Hoşgeldiniz
    sizin gibi azimli ve hayata dört elle sarılmış birini burda görmek ve yazılarınızı okumak bizim için onur verici yazılarınızı dün fark ettim ve hepsini okudum
    ve bir çok şeyden pay çıkardım kendime
    en başta şükretmeyi ve her işin başında sabırılı olmayı anladım
    yazılarınızın devamını bekliyoruz ve tekrardan
    HOŞGELDİNİZ :)
#25.03.2009 20:47 0 0 0
  • Selam Abicim.Sen Engelli Olduğuna Üzülmüyorsun.Aksine Hayatı Yaşıyorsun.Benim Bir Dayım Var.O da felçli idi.ayakları yoktu yani.sonra ona bir umut doğdu.doktorlar bacak yaptılar ve ona taktılar.şu anda yürüyor,koşuyor ve öyle akıllıki,felç iken hiçbiryer onu kabul etmezken.şimdi teklifler yağıyor.benim de küçkken ayağımda ameliyat oldum.bir ara topalladım.ama hayatı yaşadım.baan topal dediler.ben onlara gerizekalı dedim.Önemli olan hayatı ne olursa olsun güzel,huzurlu,mutlu ve sağlıklı yaşamak ...

    Sevgilerimle ...
#26.03.2009 08:11 0 0 0
  • BlueGuard53

    Selam Abicim.Sen Engelli Olduğuna Üzülmüyorsun.Aksine Hayatı Yaşıyorsun.Benim Bir Dayım Var.O da felçli idi.ayakları yoktu yani.sonra ona bir umut doğdu.doktorlar bacak yaptılar ve ona taktılar.şu anda yürüyor,koşuyor ve öyle akıllıki,felç iken hiçbiryer onu kabul etmezken.şimdi teklifler yağıyor.benim de küçkken ayağımda ameliyat oldum.bir ara topalladım.ama hayatı yaşadım.baan topal dediler.ben onlara gerizekalı dedim.Önemli olan hayatı ne olursa olsun güzel,huzurlu,mutlu ve sağlıklı yaşamak ...

    Sevgilerimle ...

    sözlerinden etkilenmemek mümkün deyil. beni derin düşüncelere saldın kardeşim. öncelikle dayın için sevindim, allah yolunu ve bahtını açık eylesin dayıcığının.
    bunun dışında dedinya bir ara ameliyat oldum ve topalladım ve bana topal diye hitap ettiler diye, heh işte budur beni derin düşünceye salan.

    bazı insanların,bazı şeyleri gözüne gözüne sokarsın ama görmez deyerli kardeşim, manevi görme engelli oluverirler.

    seninle çok samimi bir şekilde bir notumu paylaşacayım:
    yaklaşık 1 sene evvel, bir kampanya başlattık engelliler mekanımızda,
    dedikki RADYOLAR "SENİ GİDİ TOPAL" şarkısını çalmasın, en ulusal radyolardan internet radyolarına kadar e-mail yağmuru yaptık.
    dedikki:
    bu şarkıyı lütfen yayınlamayın, engelliler üzerinden yapılan şarkılara, reklam yayınlarına (bir ara cem yılmazında şaşı reklamı vardı - telekoma dair) prim vermeyin dedik, son derece onur kırıcı, birileri para kazanacak diye bizim üzerimizden geçim sağlatmayın dedik.
    kuşkusuz en ulusal radyolar bile çağrımıza kulak verirken,
    BENİM HUKUKUM OLMUŞ BİR BAYAN radyosunda bu çağrıya inat günlerce
    "SENİ GİDİ TOPAL" adlı parçayı yayınladı!
    bu bir inatlaşmadır, bu bir vurdumduymazlık bu bir YÜREKSİZ liktir.
    ben unuturum bu yapılanı,ama yaradan unutmaz.
    herkes bir kalp taşıyor, ama maalesef herkes YÜREK taşımıyor deyerli kardeşim.

    allah bizleri, yüreksel engellilerden eylemesin. en kötü engel budur.

    selamlarımla
    oturandeva
#26.03.2009 12:32 0 0 0
  • sayın oturandeva beni taa derinlerden yaraladın.ağlamayı unutmuş gözlerim yazdıklarını okuyunca yine gözyaşlarına boğuldu. ben okuduklarımda bir insanın insanüstü gayretini gördüm ve sana hayran oldum. birazda kendi başardıklarımı da gördüm. bende doğuştan ortopedik özürlüyüm.ama mutlu özürlülerdenim. çünkü hiçbir zaman sağlam biri olmadığım için ne kaybettiğimi bilmeden yaşadım. sonradan engelli olmak daha zor herhalde.çünkü ben hayatımda hiç koşmadım. tutunacak bir şey yoksa bir kaldırımdan ya da merdivenden hiç çıkmadım. çocukluğumda ip atlamadım. saklambaç oynamadım. beden eğitimi derslerine hiç katılmadım. en acısı da evet en acısıda 23 nisanlara 19 mayıslara katılamadım o güzel yavrukurt kıyafetlerini giyemedim en azından kazadan önce bunları tatmış olduğunu ümit ediyorum sevgili oturandeva. ama bunları hiç yaşamadımki kaybettiğimde üzüleyim. bunları yapabilmeyi çok isterdim oysa. allaha bazen yalvarıyorum hiç olmazsa allahım sadece 1 saat senden sadece 1 saat istiyorum sağlam biri olayım doya doya koşayım. sonra beni yine eski halime döndür.
#02.04.2009 03:39 0 0 0
  • aramıza hoşgeldiniz nilüfer
    yazılarınızı okuyunca çok üzüldüm
    ve inanın ne deyiceğimi bilmiyorum bu sözlerdenden sonra ne denebilirki
    şundan çok emenimki ebedi dünyada kazanıcaksınız
    size said nursinin risalesinden sözlerini yazmak istedim.


    Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor-tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darbımesel dillerde destandır ki, "Musibet zamanı çok uzundur; safâ zamanı pek kısa oluyor."





    Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir. Çünkü ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, ( merhamet sahibi yaratıcısına yönelir) yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.

    Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ (şikayet) etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır. ( Doğru Hadis rivayetleri - el-Elbânî, Sahîhu Câmii's-Sağîr, 256.) Hattâ bazı sâbir (sabreden) ve şâkir (şükreden) hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka (doğru keşifler) ile sabittir. Senin bir dakika ömrünü bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekkî (şikayet) değil, teşekkür et.



    Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval (yok olma) ve firakta (ayrılıkta) yuvarlanması şahittir. Hem insan, zîhayatın ( hayat sahibi) en mükemmeli, en yükseği ve cihazatça en zengini, belki zîhayatların sultanı hükmünde iken, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nisbeten en ednâ (aşağı) bir derecede, ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm (büyük) bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür.

    Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü bâd-ı hava (nefis rüzgarı) boş yere sarf ettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: "Lâyemut (ölümsüz) değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan."

    İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih (nasihatçı) ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekvâ değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek, eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir.




    Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü'z-zünub (günahların keffareti) olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki, "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker." Buharî, Merdâ: 1, 2, 13, 16; Müslim, Birr: 45; Dârimî, Rikâk: 57; Müsned, 1:371, 441, 2:303, 335, 3:4, 18, 38, 48, 61, 81.

    Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalıkla daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun. Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah'ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et. Çünkü, bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır. Mütemadiyen firak ve zeval ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz (sonsuz) yaralar açılır. Bahusus (özellikle) âhireti bilmediğin için, ölümü idam-ı ebedî tahayyül ettiğinden (hayal ettiğinden) , adeta, güya yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücudun var. İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük mânevî vücudun hadsiz hastalıklarına kat'î ilâç ve kat'î şifa verici bir tiryak (ilaç) olan iman ilâcını aramak ve itikadını (inancını) düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini ve rahmetini tanımaktır.

    Evet, Allah'ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz'î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.
#02.04.2009 11:07 0 0 0
  • niluferlili

    sayın oturandeva beni taa derinlerden yaraladın.ağlamayı unutmuş gözlerim yazdıklarını okuyunca yine gözyaşlarına boğuldu. ben okuduklarımda bir insanın insanüstü gayretini gördüm ve sana hayran oldum. birazda kendi başardıklarımı da gördüm. bende doğuştan ortopedik özürlüyüm.ama mutlu özürlülerdenim. çünkü hiçbir zaman sağlam biri olmadığım için ne kaybettiğimi bilmeden yaşadım. sonradan engelli olmak daha zor herhalde.çünkü ben hayatımda hiç koşmadım. tutunacak bir şey yoksa bir kaldırımdan ya da merdivenden hiç çıkmadım. çocukluğumda ip atlamadım. saklambaç oynamadım. beden eğitimi derslerine hiç katılmadım. en acısı da evet en acısıda 23 nisanlara 19 mayıslara katılamadım o güzel yavrukurt kıyafetlerini giyemedim en azından kazadan önce bunları tatmış olduğunu ümit ediyorum sevgili oturandeva. ama bunları hiç yaşamadımki kaybettiğimde üzüleyim. bunları yapabilmeyi çok isterdim oysa. allaha bazen yalvarıyorum hiç olmazsa allahım sadece 1 saat senden sadece 1 saat istiyorum sağlam biri olayım doya doya koşayım. sonra beni yine eski halime döndür.

    sevgili kardeşim niluferlili;
    bu saydıklarını, sağlam kişilerden yapamamış olabilir.
    hayat bazen sağlamlıklada alakalı deyildir kardeşim.
    ben 24 sene önce,yani kazadan önce nasıldım?
    bir bisiklet istemişimdir hep,çocukken:)) ama babam eşşek peşinde koşturdu:)
    düştüm dizim yaralandıda "kalk ulan düz yolda yürüyemiyosun" dedi 9 yaşındaki küçük bedenime.
    oyun oynakmı? tek bildiyim oyuncak taş lardı. çamurlu taşlar.
    en sonunda bir bisikletim oldu, oda afedersin k.çımın altından kaydı uçup gitti denize:))

    insan acıyla terbiye olur, ve herşeyde vardır bir hayır diye düşünüyorum.
    kayıplarımız, geleceyimize yatırımdır. ben uşakkene hep bisiklet istedim ya,
    şimdi sanıyorumki çocukların en büyük derdi bisiklet, ve her yaz alırım bi düzüne bisiklet,mahallemin çocuklarına veririm. buda benim hassas noktam.

    şimdi 45 yaşındayım ama, emin ol bacaklarıma derman gelse ilk yapacağım şey,
    bisiklet binmek olurdu:)

    deyerli kardeşim,hayat bir sınav.
    bizler sabır sınavındayız, sağlamlarda bizim sınavımızda, biz sabrımızla sınav ediliyoruz, sağlıklılarda biz özürlülerle sınav oluyor.

    geriye dönmek mümkün deyil,içinde bulunduğumuz durumun güzel yanlarını görmekten başka çaremizde yok.
    dedim ya vardır herşeyde bir hayır, hiç birşey sebepsiz deyildir...
    bazen, sırf cennete yollanmak için engelli olduğumu düşünmüyorum desem yalan olur, allah derki: kimin 2 sevgilisini (gözler,kollar,bacaklar,eller vs.) almışsam ve o buna sabır gösterip haline şükretmişse, ona EN AZ CENNETİ VERECEYİM der.

    cennet ayaklarımız dibinde abeysi
#02.04.2009 14:46 0 0 0
  • oturandeva biraz karamsar bir tablo çizmişim anlaşılan.gece sizin başınıza gelenleri okudum ve çok üzüldüm.bunun sonucunda da kendi yaşadıklarımı hatırladım.ilk ameliyatımı 40 günlük bebekken olmuşum, düzelmemiş. 2.ameliyatı liseyi bitirdiğimde oldum. l981 yılında.benim sağ ayağım doğuştan kıvrıktı.yani topuğum ve parmaklarım birbirine yakındı. ayağımın tabanına değil üst kısmına basıyordum.[l963 doğumluyum galiba aynı yaşlardayız]
    4 ameliyat oldum. ilk ameliyatımdan çıktığımda doktorum sen hiç tabanına bastınmı diye sordu hayır dedim. bundan sonra basacaksın deyince gözlerimden süzülen yaşları hala hatırlıyorum.5 ay alçıda kaldım. sonra ortopedik ayakkabı verdiler. gece gündüz hep ayağında olacak dediler. 3 yıl evde yeniden yürümeyi öğrenerek geçti. yani 3 yıl sokak yüzü görmeden geçirdim.hayatımda tatmadığım bedensel acıları yaşadım.
    bunlar kötü tarafları. ama hayatımı tamamen değiştiren yanlarıda oldu. 3 yılın sonunda 2 özürlünün alınacağı sınava girerek 1.oldum ve PTT de işe başladım ÖZÜRLÜ OLUŞUM sayesinde. emekli olma yaşının 50-55 lere dayandığı bu zamanda ben l5 yıl çalışarak 37 yaşında emekli oldum. yani bir köşeye çekilip bana baksınlar diye düşünmedim hayatımı kazanmayı seçtim. 3. ameliyatımın yatış işlemleri sırasında eşimle tanıştım o da trafik kazası geçirmiş 13.ameliyatını olacaktı. onunki de ayrı bir konu. yine ameliyatlar yine alçılar derken iyileşince evlendik. birbirimizin eksik taraflarını tamamladık. hem evde hem dışarda birlikte çalıştık bugün bir evimiz ve bir arabamız varsa bunu kimsenin yardımı olmadan biz yaptık ve biliyorumki allah eğer bir şeyi alıyorsa yerine 10 katını veriyor
    ama alçıda geçen günler çok zordu ve senin yazdıkların bana 0 zor günleri hatırlattı.
    yoksa bende allahın bana ayağım sayesinde verdiği bir çok şeyin farkındayım
#02.04.2009 16:52 0 0 0
  • Güzel kardeşim Nilüferlili her zaman yat kalk allaha dua et her zaman beterin beteri var şükür et isyankar olma.Sağlam insanlar bile hayatta her istediklerini yapamıyor her şeye sahip olamıyor.Her şeyin başı azim.Ben de özürlüyüm ama azmim len bu gün herşeye sahibim.Senin ne gibi rahatsızlığın olduğunu bilmiyorum.Her konuda sana yardımcı oluruz.Yeterki sen azimli ol.Sevgilerimle.
#03.04.2009 13:27 0 0 0
  • niluferlili

    oturandeva biraz karamsar bir tablo çizmişim anlaşılan.gece sizin başınıza gelenleri okudum ve çok üzüldüm.bunun sonucunda da kendi yaşadıklarımı hatırladım.ilk ameliyatımı 40 günlük bebekken olmuşum, düzelmemiş. 2.ameliyatı liseyi bitirdiğimde oldum. l981 yılında.benim sağ ayağım doğuştan kıvrıktı.yani topuğum ve parmaklarım birbirine yakındı. ayağımın tabanına değil üst kısmına basıyordum.[l963 doğumluyum galiba aynı yaşlardayız]
    4 ameliyat oldum. ilk ameliyatımdan çıktığımda doktorum sen hiç tabanına bastınmı diye sordu hayır dedim. bundan sonra basacaksın deyince gözlerimden süzülen yaşları hala hatırlıyorum.5 ay alçıda kaldım. sonra ortopedik ayakkabı verdiler. gece gündüz hep ayağında olacak dediler. 3 yıl evde yeniden yürümeyi öğrenerek geçti. yani 3 yıl sokak yüzü görmeden geçirdim.hayatımda tatmadığım bedensel acıları yaşadım.
    bunlar kötü tarafları. ama hayatımı tamamen değiştiren yanlarıda oldu. 3 yılın sonunda 2 özürlünün alınacağı sınava girerek 1.oldum ve PTT de işe başladım ÖZÜRLÜ OLUŞUM sayesinde. emekli olma yaşının 50-55 lere dayandığı bu zamanda ben l5 yıl çalışarak 37 yaşında emekli oldum. yani bir köşeye çekilip bana baksınlar diye düşünmedim hayatımı kazanmayı seçtim. 3. ameliyatımın yatış işlemleri sırasında eşimle tanıştım o da trafik kazası geçirmiş 13.ameliyatını olacaktı. onunki de ayrı bir konu. yine ameliyatlar yine alçılar derken iyileşince evlendik. birbirimizin eksik taraflarını tamamladık. hem evde hem dışarda birlikte çalıştık bugün bir evimiz ve bir arabamız varsa bunu kimsenin yardımı olmadan biz yaptık ve biliyorumki allah eğer bir şeyi alıyorsa yerine 10 katını veriyor
    ama alçıda geçen günler çok zordu ve senin yazdıkların bana 0 zor günleri hatırlattı.
    yoksa bende allahın bana ayağım sayesinde verdiği bir çok şeyin farkındayım

    sevgili niluferlili, aynı doğumluyuz:) bende 1963 lüyüm.
    okuduklarımdan en mutlu olduğum nedir bilirmisin? mutlu bir yuvanının oluşu.
    allah senin ve eşinin daima koruyucusu olsun,ve hep mutlu olun güzel yuvanızda,bu benim hep hayal ettiyim bir andır. benim hayallerimi bir başkasının gerçekleştirdiyini görmek,keyif verdi,mutlu oldum,sevindim,duygulandım. rabbim,yanınızda olsun.

    öte yandan elbette engelli oluşumuzun + yanlarıda var.
    mesela,bizim evde sevdiyim yemek pişmişse ki bu et yemeğiyse,
    hemen küçük emrah modunda boynumu bükerim...
    "benim gibi yaşlı ve sakat bir adama bu kadarcık mı et verdiniz" derim..
    hemen tapağım tepeleme 2-3 kişilik doldurulur valla..
    bu an-ı çok severim
#03.04.2009 18:29 0 0 0