Galatasaray Başkanı Adnan Polat, bulundukları konumun beklediğinin altında olduğunu söylerken, Arda'dan Elanoya, transferden hakemlere kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu..
Adnan Polat, Kanaltürk televizyonunda yayınlanan açıklamalarında, sezon başında takımlarının daha iyi bir durumda olacağına inandığını kaydederek, ''Galatasaray takımından daha yüksek beklenti içindeydim. İlk yarıyı 40 puanla tamamlayabileceğimiz düşünüyordum. Çok kötü, talihsiz puanlar kaybettik. Bu kadroyla daha başarılı sonuçlar alınacağını düşünüyordum. Yorgunluk, sakatlık gibi etkenler var'' dedi.
Tüm oyuncularının ve teknik heyetin, Turkcell Süper Lig'in ne kadar önemli olduğunu bildiklerine değinen Polat, ''Gelecek sezon yeni stadımızda Şampiyonlar Ligi oynamak istiyoruz. Futbolcularımız bunun bilincinde. Şu anda biz şampiyonluğun en büyük adayıyız. Galatasaray takımı, sezonun başındaki performansını tekrarlarsa, şampiyonluğun en önemli adayı olacaktır. Bunun için çalışıyoruz ve ben başarılı olacağımıza inanıyorum'' diye konuştu.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım 3 yıl, Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'in ise 5 yıl üst üste şampiyon olacaklarını söylediklerinin hatırlatılması üzerine Polat, kendilerinin bu sezona baktıklarını kaydetti.
-''ARDA'DAN ÇOK MEMNUNUM''-
Sarı-kırmızılı takımda kaptanlık görevini sürdüren Arda Turan'a övgülerde bulunan Adnan Polat, oyuncusundan çok memnun olduğunu belirtti.
Arda'nın saha içi ve saha dışındaki duruşundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Polat, ''Bu yaşta, böyle bir yükün altına girildiğinde, bazı sıkıntılar yaşanabilir. Çok fazla gündeme getiriliyor. Hem çok büyütülüyor, hem de çok fazla eleştiriliyor. Arda'nın kaptanlığından da futbolculuğuna da hiç şüphem yok. Kapasitesini daha üst noktalara çıkaracağını biliyorum'' ifadesini kullandı.
Polat, Arda'nın sık sık transfer haberleriyle de gündeme gelmasi konusunda, ''Arda'nın, Avrupa'da üst seviye bir takıma transferi olursa, ben yolunu açarım'' sözünü yinelerken, öncelikle Avrupa'da bir kupa kaldırılması gerektiğine dikkati çekti.
-''ELANO DAHA İYİ OLACAK''-
Brezilya Milli Takımı'ndaki performansı ile Galatasaray'da performansı sık sık karşılaştırılan Elano'ya değinen Adnan Polat, oyuncularının daha iyi olacağını belirtti.
Yabancı oyuncuların zaman zaman adaptasyon sorunu yaşayabildiklerini kaydeden başkan Polat, şunları söyledi:
''Ayrıca Elano bir dönem milli maçlar için çok sok ülkesine gidip gelmek zorunda kaldı. Dinlenemeden maçlara çıktı. Ben, onun profesyonelliğini ve futbolculuğunu tartışmıyorum. Kendisine çok iyi bakan, çok iyi antrenman yapan, uyumlu sakin, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan biri. Gün geçtikçe daha iyi olacağını düşünüyorum. O da kendisine güveniyor ve daha iyi olacağını biliyor. 1-2 maçta insanları kral yapmak, ya da yerin dibine sokmak bizim tarzımız değil.''
-TRANSFER KONUSU-
Başkan Adnan Polat, takım içindeki oyuncuların durumlarıyla ilgili olarak, ilk yarının tamamlanmasının ardından teknik heyetle toplantı yapacaklarını aktardı.
Devre arasında takımdan gönderilmesi planlanan oyuncu olup olmadığının sorulması üzerine Polat, ''Bunun tabii ki bende kalması lazım. İlk yarı bitince teknik heyetle bir değerlendirme görüşmemiz olacak. Ondan sonra raporlarına göre netleşir. Tabii ki, transfer ise Galatasaray'da bitmez'' derken, sakatlanmasının ardından forvette sorular yaşadıkları Milan Baros'un da ikinci yarıya yetişmesini beklediklerini ifade etti.
-''YABANCI HAKEM İSTEMİYORUZ''-
Ligde üst üste yaşanan hakem hataları ve ardından Kulüpler Birliği Toplantısı'nda ortaya konulan tepkiyle ilgili değerlendirmede bulunan Polat, zaman zaman gündeme getirildiği gibi, yabancı hakem istemediklerini belirtti.
Ligde yabancı hakem kullanılması gerektiğini düşünmediğini söyleyen Polat, ''Bize düşen, mevcut hakemlerimizin performansının nasıl daha iyi hale gelebileceğini düşünmek. Daha iyi geliştirmek, eğitmek, maç yönetmelerini sağlamak için gayret göstermek. Hatalar her zaman olacak. Maçlar yönetirken hatalar ortaya çıkacak. Hakemlerimizin maçı sonucunu önceden belirleme, şampiyonluk ya da küme düşmeleri önceden belirlemeleri söz konusu değil. Sadece şikayet eden değil, çözüm arayan taraf da olmalıyız'' şeklinde konuştu.
Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'in, Kulüpler Birliği Vakfı'nın davetine, kendisinin ayrı bir davetle yanıt vererek, ''Ben gelmem, siz gelin'' yönünde duruş ortaya koyduğuna yönelik bir soruya da Polat, ''O şekilde düşünmemek lazım. Federasyon bizim federasyonumuz. Federasyon binası da neticede kulüplere ait. Başkan daha önce Kulüpler Birliği Vakfı toplantısına geldi, başka yerlerde de görüştük. Tartışılacak konu bu değil. Hakemlerimizi nasıl daha iyi seviyelere çekeriz, bunun için kafa yormamız lazım' yanıtını verdi.
Sarı-Kırmızılı kafile Avusturya'nın Graz kentinde 30 kişilik bir grup tarafından karşılandı.
Gurbetçiler özellikle Başkan Adnan Polat'a büyük ilgi gösterdi. Taraftarlar Polat'tan ilginç isteklerde de bulundu; bunlardan biri Kayserispor'un golcü oyuncusu Ariza Makukula'nın transferi, diğeri de Aydın Yılmaz'a daha fazla şans verilmesiyle ilgiliydi. Cim Bom'u karşılayan grubun arasında bir de Beşiktaş taraftarı vardı. Çarşı montu giyen genç, "Kardeş takımımızı desteklemek için buradayım" diye konuştu. Galatasaraylı oyuncular otobüse yürürken "Avrupa seninle gurur duyuyor" diye bağıran gurbetçilerin tezahüratları Graz Havalimanı'nı tam anlamıyla inletti. Çevredeki Avusturya vatandaşlarının kalabalık taraftar grubunu görünce bir hayli şaşırdıkları gözlendi.
Almanya'nın yüksek tirajlı gazetesi Bild, Galatasaray-Halil Altıntop flörtünü, ocak ayının en sıcak 10 transfer haberi arasında gösterdi
Galatasaray'ın kadrosuna katmak istediği milli futbolcu Halil Altıntop'un transferi ile ilgili gelişmeler Alman basınında da geniş yankı buluyor. Ülkenin önde gelen yüksek tirajlı gazetesi Bild, Schalke 04'te top koşturan milli forvetin devre arasında Sarı-Kırmızılı formayı giyebileceğini öne sürdü. Avrupa'da en sıcak 10 transfer gelişmesi arasında Cim Bom-Halil Altıntop flörtüne de yer verildi. Haberde bu transferin ocak ayında gerçekleşebileceği kaydedildi. Milli forvetin sözleşmesinin 2010 Haziran ayında sona erecek olması dolayısıyla kulübü Schalke'nin de devre arasında uygun bir bonservis karşılığında yıldız golcüyü verebileceği öğrenildi.
Türkiye'yi istiyor
Halil Altıntop'u isteyen takımlar arasında Sarı-Kırmızılılar'ın eski hocası Michael Skibbe'nin teknik direktörlüğünü yaptığı Eintracht Frankfurt da bulunuyor. Ancak 26 yaşındaki futbolcunun, Bundesliga'da kalmaktansa Türkiye'ye gelme fikrine daha sıcak baktığı bildirildi.
Galatasaray kaptanı Arda Turan, çok önemli açıklamalar yaptı. Kendisini Messi'yle kıyaslayanlara ne dedi? Avrupa'da oynamak istediği takım kim? Bu sezon en çok üzüldüğü maç hangisi? Kaptanlık onu yıprattı mı? Özel hayatıyla ilgili eleştirilere ne yanıt verdi? İşte tüm soruların cevapları..
Galatasaray futbol takımının genç kaptanı Arda Turan, ligin ilk yarısını iyi bir konumda bitirdiklerini ifade ederek, performanslarını yükseltikleri takdirde şampiyonluğun en büyük adayı olacaklarını söyledi.
Arda, GSTV'ye yaptığı açıklamada, sezonu çok erken açtıklarını ve takımlarındaki milli oyuncu sayısı nedeniyle yeteri kadar dinleme fırsatı bulamadıklarını anlatarak, şöyle konuştu:
''Önce çok üst düzey bir form grafiği oldu ama sonraki düşüşün çok normal olduğunu düşünüyorum. Her zaman söylediğimiz bir şey var, kötü oynarken de kazanabilmek çok önemli bazı durumlarda bunu yapamadık. Bazı durumlarda sıkıntılar oldu. Oyun anlamında iyi olup skoru alamadığımız maçlar oldu. Kazanabileceğimiz, puan alabileceğimiz maçları kaybettik. İlk yarıyı bitirdiğimiz yerden çok memnunum açıkçası. Galatasaray'ın her zaman ligin son 6-7 haftasına girdiğinde şampiyonluğun en büyük adayı olacağını düşünüyorum. Çok yetenekli bir takımız, formumuz yükseğe çıktığında da şampiyonluğun en büyük adayı olacağımıza inanıyorum.''
-''GALATASARAY İLE YAŞIYORUM''-
Galatasaray'ın başarılı olmasını çok istediğini anlatan yıldız futbolcu, şunları kaydetti:
''Her attığımız golden sonra en çok sevinen oyuncu benimdir. Genç yaşta bir sorumluluk var üstümde. Galatasaray'ın şampiyon olmasını çok istiyorum. Genç yaşta şampiyon olan takımın kaptanı olmayı çok istiyorum. Gerçekten Galatasaray ile yaşıyorum. Takımın başarılı olmasını en çok isteyen oyunculardan bir tanesiyim. Benim hayatım, yaşantım Galatasaray. Ben hiçbir zaman söylenenlere kulak asmıyorum. Beni yakından tanıyanlar bilirler, Galatasaray için nasıl yaşadığımı, onu nasıl sevdiğimi. Takım kazandığı zaman benim için sorun yok. Hani bir futbolcu, yerine başkası oynadığı zaman içinden, 'Birazcık kötü oynasın da kıymetim anlaşılsın' der ya, ben kendi içimde bunu bile yendiğimi düşünüyorum. Yani ben tribünde de olsam, kenarda da olsam, sahada da olsam benim için tek önemli olan şey Galatasaray'ın kazanması.''
-''ÇOK MUTLUYUM''-
Arda Turan, Galatasaray'da çok mutlu olduğunu ifade ederek, ''O kadar mutluyum ki, hayatım boyunca böyle şeyleri hayal etmiştim. Hayal ettiğim şeyi kaybetmemek içinde çok çalışıyorum. Ama bazen tabii ki ben artık Galatasaray takım kaptanıyım, her zaman eskisi gibi gülemem. Tabii ki kendi doğallığımdan hiçbir şey kaybetmiyorum ama daha ağır başlı olmam gerekiyor. İnsanlar büyüdükçe kendini geliştirmeli'' görüşünü dile getirdi.
-''KAPTANLIK AĞIR GELMİYOR''
Arda, kaptanlığın kendisine ağır geldiği ve mutsuz olduğu yönündeki eleştirilere katılmadığını dile getirerek, ''Takım arkadaşlarım, hocam, Galatasaray Kulübü başkanı benden memnunsa neden ağır gelsin'' dedi. Sarı-kırmızılı takımda kaptanlık bandını takmaktan gurur duyduğunu anlatan yıldız futbolcu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Her sahaya çıkışımda, Ali Sami Yen Stadı'nın soyunma odasındaki aynanın önünde geçerken, kendime bir defa bakıyorum. Şükrediyorum bulunduğum hale. Çünkü o kadar mutluyum ki, düşünsenize ben on yaşından beri buradayım. Top toplayıcıydım... Ben bunları duygusallık olsun diye söylemiyorum. Gerçekten çok iyi Galatasaraylıydım ve Galatasaraylılığımı da çok iyi kanıtladığımı düşünüyorum. Ne para için, ne başka şey için taviz vermedim. Bana teklif edilen paralar başkasına teklif edilseydi çok daha farklı davranabilirdi. Bu da profesyonellik. Ama ben hiçbir zaman gerektiği şekilde profesyonel olmadım. Hayatım boyunca da olmayacağım. Çünkü ben böyle mutluyum, yani Galatasaray'ı seviyorum. Benim mutluluğumu hiç kimse elimden alamaz. Benim mutluluğumu, buradaki personele sorsunlar, takım arkadaşlarıma sorsunlar. O zaman benim ne kadar mutlu olduğumu anlarlar diye düşünüyorum.''
-''HER MAÇ ÇOK İYİ PERFORMANS SERGİLEYEMEYİZ''-
Arda Turan, bazen yaşadıkları performans düşüklüklerine gelen tepkileri normal olarak karşıladığını anlatarak, ''Ama 30 maç oynamış bir futbolcunun bazen daha çok saygıyı hak ettiğini düşünüyorum. Çünkü her maç inanılmaz performans sergilememiz mümkün değil. Benim sahada olan arkadaşlarıma saygım her zaman sonsuz ve büyük oldu. Hocam, 'Arda oynar mısın?' dediğinde, her maçta oynamak istediğimi söylüyorum. Bu işten çok büyük keyif alıyorum ve hep takımımla olmak istiyorum. Ama 30 maç oynayan bir futbolcuya, 5 maç kötü oynuyor, hızlı yürümüyor, koşmuyor gibi homurdanmalar başlayınca, çok üzülüyorum'' ifadesini kullandı.
Turkcell Süper Lig'de lider Fenerbahçe'nin bir puan arkasında 36 puanla 2. sırada olduklarını, UEFA Avrupa Ligi gruplarının lider bitirdiklerini vurgulayan Arda, ''UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibimiz Atletico Madrid ile şanslarımızın eşit olduğunu düşünüyorum. Ziraat Türkiye Kupası'na da yeni başlıyoruz. Yani takım için her şey günlük gülistanlık denebilecek kadar güzel. Bu kadar sıkıntılar, sakatlıklar, formsuzluklar yaşamamıza rağmen her şey iyi gidiyor neden böyle eleştiri var?'' diyerek, kendilerine yöneltilen eleştirilere anlam veremediğini dile getirdi.
-''TÜRK FUTBOLCUSU HER YERDE OYNAR''-
Türkiye'de çok kaliteli oyuncuların bulunduğunu ve bunların yurt dışında oynayamayacağı yönündeki eleştirilere katılmadığını anlatan Arda Turan, şunları söyledi:
''Türkiye'nin futbolcusu her yerde oynar. Bu mentaliteden kurtulmamız lazım. Ligimizden 10 tane futbolcu inanıyorum ki, İngiltere liginde bile oynar. Hem de çok iyi oynar. Saha şartları mükemmel, top mükemmel. Burada 5 tane statta belki biraz iyi zemin var. Orada her statta iyi zemin var. Avrupa Şampiyonası'nda 20 maç oynasak 15'ini iyi oynarız, keyif veririz. Çünkü sahalar güzel, zeminler güzel. Burada rakip vuruyor, saha kötü, atmosfer kötü... Türkiye'nin her şeyi kötü demek istemiyorum ama Türk futbolcusuna güvenilmeli. Halkı da güvenmeli, taraftarı da güvenmeli diye düşünüyorum'' değerlendirmesinde bulundu.
-''MESSİ DÜNYANIN EN BÜYÜK FUTBOLCUSU''-
Arda, Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi ile kıyaslanmayı saçma bulduğunu dile getirerek, ''Messi dünyanın en büyük futbolcusu'' dedi.
Messi'nin Barcelona'nın yıldızı, kendisinin de Galatasaray'ın önemli oyuncularından biri olduğunu belirten Arda, şunları kaydetti:
''Messi'nin gittiği seviyelere gidebilmem için önümde çok uzun bir zaman var çünkü her şeyden önce benden çok daha yetenekli olduğunu düşünüyorum. Çok daha büyük futbolcu ama pasaport farklılıkları da var. O Arjantinli bir futbolcu ben de Türk futbolcusuyum yani sonuçta. Oralara gidebilmek için bizim ekstradan bir güç sarf etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Messi ile kıyaslanmak çok saçma geliyor bana. Messi gerçekten dünyanın en iyi futbolcusu, ben ise Galatasaray kaptanı Arda'yım. Belki yapısal olarak farklı özelliklerimiz vardır. O, keyfim için zevkim için oynuyorum diyor. Ben ise daha farklı, takımımı ayakta tutmak için gereken bir kişiliğe sahibim ama Messi çok büyük, kıyaslanamayacak seviyede bir futbolcu. Messi ile kıyaslanmam bazı insanların bana olan sevgisinden olabilir, bazı insanların da reyting uğruna beni eleştirmek için ortaya attıkları bir tez olabilir. Ben Messi'nin büyüklüğünü anlatmak için böyle konuştum ama ben şahsen kendi yeteneklerime, kendime çok güveniyorum.''
Yıldız futbolcu sözlerine şöyle devam etti:
''Ben iyi futbolcularla her zaman oynayabileceğimi düşünürüm. İyi takımlara karşı her zaman oynayabileceğimi düşünürüm. Ben açıkçası hayatım boyunca hiç bir rakipten korkmadım. Hiç bir rakipten de çekinmedim. Her rakiple oynayabilecek seviyede olduğumu düşünüyorum. Avrupa Şampiyonu İspanya'yı burada darmadağın ettik, kazanamadık ama gerçekten darmadağın ettik. Ben sahanın içindeki bir futbolcu olarak biliyorum. Kazanmaya gittiğimiz içinde beraberliği kaybettik Dünya Kupası'na gidemedik ama ben kendime çok güveniyorum her yerde oynayabileceğimi düşünüyorum. Bu benim düşüncemdir giderim oynayamayabilirim ama ben bu düşüncedeyim. Ben Türk futbolcusunun da bu düşüncede olması gerektiğini düşünüyorum.''
-''ÖZEL HAYATIM KİMSEYİ İLGİLENDİRMEZ''-
Arda, özel hayatının çok farklı yansıtıldığını ifade ederek, ''Herkes pahalı kıyafetler giyiyor, herkes pahalı saatler takıyor ben bunu yadırgamıyorum. Bunu insanların gözünün içine sokarsak insanlar da 'Bu çocuk ne yapıyor, şaşırmış bu' derler. Ama böyle bir şey yok kazandığım primi kıyafetime harcıyorum yani ben kazandığım parayı tutuyorum. Geleceğe yatırımlar yapıyorum. Ben genç bir adamım kız arkadaşım da olacak ama bu kimseyi ilgilendirmez. Kimsenin benim özel hayatım hakkında yorum yapmasını gerektirmez. Bunlar bizim için özel şeylerdir'' şeklinde konuştu.
Takımlarında çok güzel bir ortamın olduğunu anlatan genç futbolcu, şunları söyledi:
''Takımda arkadaşlığımızı yansıttığımız zaman takım ayağa kalkıyor. Elano tam karakterli bir çocuk, savaşmak için oynamak için hep takım içinde olan bir oyuncu. Keita güleryüzlü, neşeli bir tip, eğlendiren bir adam. Kewell hep ayakta kalan inançlı bir adam liderlik yapıyor. Takımda çok güzel bir ortam var. Arkadaşlarımıza bir şey söylediğimiz zaman saygıyla dinliyorlar. Onlar da bize söylediği zaman biz de onları saygıyla dinliyoruz. Bu takım kupa kazanamazsa, şampiyon olamazsa, kimseye değil bize yazık olur çok iyi bir takım oluşturuldu. Rijkaard ile çalışmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum. Çünkü kim olursa olsun birazcık kompleksi olur insanın. Milanlar, Barcelonalar, dünyanın en büyük futbolcularıyla çalışmış ama bu kadar mütevazi bu kadar içten bir insan Galatasaray için büyük bir şans ve ekibi de öyle. Hem disiplinliler hem çok güleryüzlüler.''
-''FİKSTÜR AVANTAJINA İNANMAM''-
Ezeli rakipleri Fenerbahçe'nin ligin ikinci yarısındaki fikstürünün avantaj olduğuna inanmadığını anlatan genç futbolcu, ''Fikstür avantajı diye bir şey yoktur. İyi oynarsa, iyi mücadele ederse Galatasaray her maçın favorisidir. 17'de 17 yapabiliriz. Buna gücümüz var. Şampiyonluğun en büyük adayıyız. Avrupa'da ise Atletico Madrid bu aralar formsuz olsa da kadrosundaki yıldızlarıyla büyük bir takım. Oyuncuları gününde olursa bize sıkıntı verecekleri bir gerçek. İyi oynarsak şanslarımız eşit çünkü benzer bir takımız Atletico Madrid'le. Galatasaray hem Avrupa'da, hem kupada bulunduğu her alanda şampiyonluğa adaydır'' diye konuştu.
-''LİVERPOOL'DA OYNAMAYI ÇOK İSTERİM''-
Galatasaray'da başarılı olduktan sonra Avrupa'da top koşturmayı istediğini vurgulayan Arda, sözlerini ''İşlerimi bitirdiğim zaman da büyüklerimiz gerekli kararı verecektir. Ama Avrupa'da oynamayı çok istiyorum. Oynayıp ülkemi temsil etmek istiyorum. Takım olarak Liverpool'da oynamayı çok isterim. Çünkü hem taraftar kültürü olan bir kulüp hem de formasının kırmızı olması beni çekiyor'' diye tamamladı.
Galatasarayımız, Kayserisporlu Ali Turan ile anlaşma imzaladı.
Hürriyet gazetesinin 26 aralık tarihli haberine göre Sakatlıklar nedeniyle defansında sorunlar yaşayan Galatasaray'ın, Kayserispor'un stoperi Ali Turan ile sezon sonu için anlaştığı öğrenildi!..Maraton'un haberine göre gelecek sezonun kadrosunu oluşturmak için şimdiden kolları sıvayan Galatasaray Yönetimi, 2 gün önce gerçekleştirdiği gizli bir operasyonla transferde ilk imzayı Kayserisporlu Ali Turan'a attırdı!..
31 Mayıs 2010 tarihinde takımıyla sözleşmesi sona erecek olan Ali Turan'ın, 2 gün önce sarı kırmızılı yöneticilerler bir araya geldiği ve gelecek sezon için kendisini sarı kırmızılı kulübe bağlayan anlaşmayı imzaladığı belirtildi.Kaynak: Hürriyet
G.Saray Başkan Yardımcısı Haldun Üstünel, savunma ve forvet hattına takviye yapacaklarını söyledi, Fenerbahçe'nin yollarını ayırdığı Önder Turacı ismini düşünmediklerini belirtti. Kewell ile uzatmayı düşündüklerini ifade eden Üstünel, Ali Turan ve Sercan Yıldırım hakkında sessizliği seçti.
Kulübün yeni üyelerinin berat ve üyelik kartlarının verildiği Galatasaray Lisesi'ndeki törenden sonra basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Üstünel, transfer çalışmalarıyla ilgili, ''Savunmaya bir takviye yapacağız, forvet hattına da bir takviye yapmayı düşünüyoruz. Teknik direktörün verdiği rapor doğrultusunda bu iki transferi gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. Süre çok kısa, transferlerimizi kamp dönemine yetiştirmek için çalışma içerisindeyiz. Antalya'da yapacağımız kamp dönemine yetiştirmek için elimizden geleni yapacağız'' dedi.
-''ÖNDER TURACI'YI DÜŞÜNMÜYORUZ''-
Haldun Üstünel, Fenerbahçe'den ayrılacak olan Önder Turacı'nın Galatasaray'a gideceği yönünde çıkan haberlerin sorulması üzerine, şunları kaydetti:
''Öncelikle kimi transfer edeceğimizi söyleyemem. Yalnız transfer edemeyeceğimiz kişiyi söyleyebilirim. Bizim bu 4 senelik yönetimde olduğumuz sürece Önder Turacı ile hiçbir görüşmemiz olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Kendisi hiçbir şekilde bizim belirlediğimiz, düşündüğümüz adaylardan biri değildir. Bizim kesinlikle listemizde ya da görüşme talebinde bulunduğumuz oyuncular listesinde bulunmamaktadır. Yaratılanlar tamamen spekülasyondur, gerçeği yansıtmamaktadır.''
-''KEWELL İLE DEVAM ETMEK İSTİYORUZ''-
Sezon sonu sözleşmesi sona erecek olan Avusturyalı futbolcuları Harry Kewell ile yollarına devam etmek istediklerini belirten Üstünel, ''Menajeri ile bir görüşmemez oldu. Sözleşmesini devam ettirmek istiyoruz, hocamızın direktifleri doğrultusunda. Şu an tatilde, döner dönmez kendisiyle de konuşacağız. Şartlar uygun olduğu takdirde kendisiyle yola devam edeceğiz'' ifadelerini kullandı.
Üstünel, Kayserisporlu Ali Turan ile Bursasporlu Sercan Yıldırım'ın transfer listelerinde olup olmadığına yönelik ısrarlı soruları ise yanıtsız bıraktı.
Galatasaray gözünü borç batağındaki Roma'nın yıldızı Baptisyta'ya dikti
Luca Toni'yi kiralayan Roma'nın gözden çıkardığı Brezilyalı golcüye G.Saray talip oldu. Elano gibi 2010 Dünya Kupası'nı hedefleyen Baptista'da tek sıkıntı, Avrupa Ligi'nde G.Saray forması giyemeyecek olması
Yeni yılın ilk günüyle birlikte resmen başlayan ara transferde Avrupa kulüplerinin hamleleri Galatasaray'a yeni bir fırsat yarattı. Bayern Münih'in Luca Toni'yi altı aylığına Roma kulübüne kiralaması sonrasında teknik direktör Ranieri, Brezilyalı yıldız Baptista'yı gözden çıkardı. Milan Baros'un sakatlığı nedeniyle devre arasında kadrosuna mutlaka bir santrfor katmak isteyen Galatasaray yönetimi, Real Madrid'de forma giydiği dönemde de adı gündeme gelen Baptista'nın transferi için Roma kulübüyle pazarlık masasına oturmaya karar verdi. Real Madrid'in gözden çıkardığı Van Nisteltrooy'u listenin ilk sırasında tutan sarı-kırmızılı yönetimin, Hollandalı golcünün Liverpool'un cazip teklifine büyük bir ihtimalle 'evet' diyeceği duyumunu aldığı ve bu yüzden rotayı Çizme'ye çevirdiği öğrenildi.
ELANO İLE HEDEFİ AYNI
Elano gibi 2010 Dünya Kupası'nda forma giyebilmek için banko oynayacağı bir takıma gitmek isteyen Baptista, Roma'da yılda 2.5 milyon Euro alıyor. Başkent kulübünde vatandaşları Doni ve Cicinho gibi Baptista da teknik direktör Ranieri ile sezon başından beri sorun yaşıyor. Borç batağında olan Roma kulübünün verim alamadığı Baptista ile yollarını ayırmak istediği ve Pandev ile anlaşan Inter'in de geçen ay talip olduğu sambacıdan vazgeçtiği gelen haberler arasında. Güçlü fiziği nedeniyle lakabı "Tank" olan sambacının transferindeki tek sıkıntı bu sezon Roma formasıyla Avrupa Ligi'nde 4 maça çıkmış olması. Baptista, G.Saray'a gelirse Avrupa Ligi maçlarında forma giyemeyecek.
FLAŞ TRANSFERLERİN ADAMI: BAPTİSTA
2005 yılında Sevilla'dan transfer edildiği Real Madrid'de başarılı olamayan ve bir sezon Arsenal'e kiralanan 29 yaşındaki Baptista, geçen sezon başı 9 milyon Euro'ya Roma'ya satıldı.
Galatasaray taraftarının dört gözle beklediği Kewell imza attı ancak yeni sözleşmeyi imzalayan Harry Kewell değil, Bayan Kewell oldu!
İngiltere'de televizyon ve sinema kariyerine devam Harry Kewell'ın eşi Sheree Murphy, ITV4 kanalı ile hafta içi beş gün yayınlayacak bir sabah programı için anlaştı. 3 çocuk annesi olan Sheree Murphy " The Baby Breakfast Club" adlı programda tıp adamlarıyla çocuk sağlığı üzerine söyleşiler yapacak.
Kewell'ın eşinin yeni program anlaşmasının yanı sıra "Dördüncü çocuğu da istiyoruz" açıklaması sonrasında, Avustralyalı yıldızın, Galatasaray ile yeni sözleşme imzalama ihtimalinin düşük olduğu ve ailesinin yanına İngiltere'ye döneceği yorumu yapıldı.
Kaynak: Sabah
Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, 2009-2010 futbol sezonu 2. devresi öncesine çalışmalarına 3 Ocak 2010 Pazar saat 18:00'de Florya Metin Oktay Tesisleri'nde basına ve taraftara açık yapacağı antrenmanla başlıyor.
Galatasaray 4 Ocak 2010 Pazartesi sabahı THY'nin tarifeli seferi ile Antalya'ya geçerek çalışmalarını Concorde Deluxe Resort'ta yapacağı hazırlık kampıyla sürdürecek.
Galatasaray Bayan Basketbol Takımı'nın başarılı oyuncusu Işıl Alben, Galatasaray Televizyonu'nunda yayınlanan Kaleydoskop programının konuğu oldu.
Senden sağlık durumunla ilgili bir şeyler öğrenelim. Sağlığınla ilgili ne gibi gelişmeler yaşanıyor?
Bildiğiniz gibi Nisan ayında sakatlandım, Mayıs'ta ameliyat oldum, Ekim'de oynamaya başladım. 4 Kasım'da Riga maçında yeniden sakatlandım, 18 Kasım'da da bir kez daha ameliyat oldum. Ameliyatımın üzerinden 6 hafta geçti ve bu süreçte hiçbir olumsuz gelişmeyle karşı karşıya kalmadık, her şey planladığımız şekilde gitti. Ameliyattan sonra dönüş sürecimin 4 ay içinde sonlanacağı söylenmişti. Bu süre dizimin verdiği reaksiyona göre uzayabilir ya da kısalabilir. Çeşitli egzersizler ve denge hareketleri yapmaya devam ediyorum. Sakatlıktan sonra parkelere dönüş süreci oldukça zorlu geçiyor, sonuçta dar bir alanda kısıtlı hareketlerle çalışabilme şansım var. Psikolojik olarak da en az fiziksel anlamda yorduğu kadar zorluyor. Hayatım şu anda dizim üzerine kurulu ama geri dönmek gibi bir hedefim olduğundan dolayı bütün bu zorluklara katlanmak durumundayım. Günün büyük çoğunluğunu tedaviyle geçiriyorum. Artık alıştım demeyeceğim, çünkü kötü bir duruma alışmak iyi bir şey değil. Bütün pozitif enerjimi vererek, en kısa zamanda iyileşmeyi umut ederek azimle çalışıyorum.
Psikolojik olarak da zor oluyor dedin. Verdiğin bir demeçte "Bu forma için mücadele etmiyor olsaydım basketbolu bırakabilirdim. Galatasaray forması altına mücadele edecek olmanın verdiği hırsla daha çabuk iyileşmek istiyorum" demiştin.
Evet, bunu söyledim. Daha küçük yaşlarda sporcular için sakatlık riskleri daha kuvvetlidir. Bir sakatlık geçirdiğim takdirde neler olabileceğini o yaşlarda düşündüğüm zaman "ben herhalde böyle bir durumdan sonra toparlanamam, buna dayanamam" diyordum. Ama benim formamdan aldığım inanılmaz bir güç var. Dolabımda ilk sakatlık geçirdiğim gün giydiğim formam duruyor ve ben ona baktıkça bu duruma katlanabilmeyi başardım. Malesef "parçalı" yı giyemeden tekrar sakatlandım. Yine söylüyorum, Galatasaray armasının olmadığı başka bir formayla bunları yaşasaydım, bu durumun altından kalkamazdım. Forma bana inanılmaz bir güç veriyor. Her iki sakatlığımda da inanılmaz bir destek gördüm. Galatasaray taraftarıyla aramda çok kuvvetli bir bağ var ve ben bu bağı her yerde, şartlar ne olursa olsun hissediyorum. Ben formamı sahada terletiyordum. Taraftarımız da tribünde terletiyor. Sonuçta biz taraftarlarımızla ortak bir hedef doğrultusunda emek veriyoruz. Hepimizin emeğinin, çabasının adı Galatasaray... Sakatlığımla ilgili durumlarda bana her daim destek olan takım arkadaşlarıma, idarecilerimize, başkanımız Adnan Polat'a, genel sekreterimiz Selçuk İren'e, eski şube sorumlumuz Ahmet Dedehayır'a, çok teşekkür etmek istiyorum. Bu isimlerin yanından özel bir paragraf da Mihriban Oğuz için açmam gerek. Kendisi sporculuk hayatında aynı sakatlığı yaşamış olduğu için, gerek fiziksel, gerekse de psikolojik olarak bana çok destek oldu. Şu anda yürüyebiliyorum, yakın zamanda inşallah koşmaya başlayacağım. Bu süreçte bana destek olan herkese teşekkür ediyorum..
Aslında sana seninle ilgili bir şeyler sormak istiyorum, ama her zaman Galatasaraylı'lığınla ilgili bir şey çıkıyor karşımıza... mesela "Galatasaray'dan ne gelirse kabulümdür diyorsun"... Bir sporcunun böyle bir şeyi telaffuz ediyor olması gerçekten çok güzel bir durum. Hiçbir zaman duygularını, bu renklere karşı duyduğun sevgiyi saklamıyorsun. Geçtiğimiz sene programımızda" sürünsem Fenerbahçe'ye gitmem" demiştin. Bunları söylediğin için hiç pişmanlık yaşadın mı?
Söylediklerimden dolayı hiçbir zaman pişmanlık yaşamadım. Çünkü ben bunu söylerken hiç kimseye saygısızlık yapmadım. Ben Galatasaraylı'yım ve nefes almaya devam ettiğim müddetçe de Galatasaraylı'lığımın arkasında duracağım. Söylediklerimden dolayı pişmanlık değil, gurur duyuyorum.
Saçlarınla ilgili bir değişiklik yapmayı düşünüyor musun?
Yakın zamanda yapmayı planladığım bir değişiklik yok. Saçlarımı seviyor olma sebeplerimden biri de kırmızı bir şey giydiğim zaman sarı ve kırmızının birlikteliğine tanık oluyor olmam.... Bu yüzden saçımın rengini değiştirmeyi düşünmüyorum.
Parçalı formaya karşı büyük bir düşkünlüğün var değil mi?
Her Galatasaylı'da olduğu gibi "parçalı"nın yeri bende ayrı...
İnternette çok zaman geçirdiğine dair bir söylenti duydum. Doğru mu?
Eskiye oranla internette çok az zaman geçiriyorum. Bilgisayarı açtığım zaman intenetle ilgilenecek gücümün kalmadığını hissediyorum. Oturup bir film izlemek, sakin bir müzik dinlemek, ya da uyumak bana daha cazip geliyor.
"24" ü izliyordun...
24'ü severek izliyordum, sıkı bi Jack hayranıydım. Ancak şöyle ki benim inanılmaz bir uçak fobim var. Geçen sene Ankara dönüşü yolculuğunda malesef kötü bir tecrübemiz oldu. Üç kere düşme tehlikesi geçirdik ve o günden beri inanılmaz bir uçak korkusu yaşıyorum. 24'ün 7.bölümünde de konu uçak. Başladım izlemeye, uçağın içindeki görüntüleri, iki uçağın tam çarpışırlarken kurtulma anını gördüğüm gibi kapattım televizyonu...
Onun dışında takip ettiğin başka bir dizi var mı? Türk dizilerini takip ediyor musun?
Son dönemde düzenli olarak dizileri takip edemiyorum. Zaman kavramını yavaş yavaş yitirdiğimden içinde bulunduğumuz günün hangi gün olduğunu unutuyorum. Fırsat buldukça, denk geldikçe bu aralar Ezel'i izliyorum. Onun dışında Aşk-ı Memnu'yu biliyorum ama takip etmiyorum. Geçmişte de Yabancı Damat'ı severek izliyordum. Bunların dışında aklıma gelen bir dizi ismi yok.
Neler dinliyorsun bu aralar?
Çok değişiyor. Bir dakika içerisinde bile değişkenlik gösterebiliyor. Son dönemde sıkı bir Sezen Aksu hayranı olma yolunda ilerliyorum. Onun dışında Serdar Ortaç'ın birkaç tane sevdiğim şarkısı var. Yabancı dinlediğimde Country tarzı müzikleri tercih ediyorum. Hip Hop tarzı müzikleri pek sevmiyorum, dinlemesi yorucu geliyor. Soft Rock dinliyorum. Dinlendirici müzikleri daha çok tercih ediyorum.
Vizyondaki filmleri takip ediyor musun?
Tabi ki takip ediyorum. Zaman zaman arkadaşlarla ''Haydi şu filme gidelim'' diyoruz ama bu planlarımız askıda kalıyor. Gerek tedavi sürecinin yoğun geçiyor olması, gerekse genel anlamda kendimi yorgun hissediyor olmam bu planlarımı ertelememi gerektirebiliyor. En son Yılmaz Erdoğan'ın Neşeli Hayat filmini izledim. Cem Yılmaz'ın Yahşi Batı filmini de merakla bekliyorum.
Galatasaray taraftarı Arda Turan ve senin adını birlikte anıyor, sizi Metin Oktay'ın Galatasaraylı'lığıyla özdeşleştiriyorlar. Arda'yla görüşüyor musunuz?
Arda'yla birlikte bulunduğumuz kulüp organizasyonlarında görüşüyoruz ama günlük hayatta bir iletişimimiz yok. Geçen sene oynayacağımız final maçı öncesinde Florya'da olan çekimler esnasında Arda bizlere başarı dileklerini iletmişti. Orada ''Bu sene futbolda istediğimizi yapamadık ama basketbolda elde edeceğimiz başarıyla bunu telafi edeceğiz'' şeklinde konuşmuştuk. Kendisi de bize inandığını söylemişti, zaten o gün futbol takımımızın desteğini de arkamıza alarak şampiyonluğu elde etmiştik.
Branşlar arasında bu tip bir dayanışmanın olması gerçekten de Galatasaray camiası adına çok önemli bir durum. Seni futbol maçlarında da görüyoruz.
Çocuk yaşlardan beri futbol izlemekten de oynamaktan da büyük keyif alıyorum. Küçüklüğümden beri Ali Sami Yen Stadı'na fırsat buldukça gitmeye çalışıyorum. İlk gittiğim maç dayımla beraber kapalı tribünde yerimizi aldığımız, Gençlerbirliği maçıydı. Sanırım Hakan Şükür 2 tane gol atmıştı. Attığımız bir golü o anda görememiştim, eve gittiğimde ilk iş olarak o golün tekrarına bakmıştım. Statta olup da o golü göremediğim için çok sinirlenmiştim. Bu sezon çok fazla futbol maçına gidemedim. Gittiğim maçlarda da dizimdeki rahatsızlıktan dolayı sakin bir şekilde maçı oturarak izlemek zorunda kaldım.
Galatasaray'ı bu sene bütün branşlarda değerlendirmek gerekirse, neler söylemek istersin?
Futbol takımımız bence oldukça iyi gidiyor ve zaman geçtikçe daha da iyi bir oyun sergilemeye başlayacağımızı düşünüyorum. Çok değerli bir antrenörümüz var. Takım içindeki fubolcuların kalitesi zaten tartışılmaz. Harry Kewell'ı çok seviyorum. Sözleşmesinin ne zaman uzatılacağını merakla bekliyorum. Ligde şampiyon olacağımıza, Avrupa'da da iyi bir derece elde edeceğimize inanıyorum. Erkek basketbolundan bahsedecek olursak, yaşadığımız sıkıntıları tamamiyle atlatacağımıza yürekten inanıyorum, çünkü biz Galatasaray camiasıyız. Zor durumların üstesinden nasıl geleceğimizi çok iyi biliriz. Takımın karşılaşmalarda sergilediği efor ve mücadele ne denli güçlü olduğumuzun en büyük göstergesi. Bütün zorlukları atlattık, elbette bunu da geride bırakacağız. Bayan basketbol takımıza gelecek olursak, malesef ligde istediğimiz durumda olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Sezon başından beri yaşadığımız sakatlık sorunları bizi son derece olumsuz yönde etkiledi. Tuğba ve ben önemli sakatlıklar geçirdik, bizim sakatlıklarımızın ardından Katie'de de aynı problemi yaşadık. Sakatlıklar hiçbir zaman mazeret edilememeli ama gerçekten çok can sıkıcı durumlarla karşı karşıya kaldık. Tabi ki bizim sakatlığımızın ardından geride kalan ve mücadeleyi sürdüren arkadaşlarımıza güvenim sonsuz, onlar da çok kaliteli oyuncular ama rotasyon yapacağımız kadro daralınca tüm hesaplar değişiyor. Geçen sezon başında da çeşitli uyum sorunları yaşamıştık ama sezon sona erdiğinde hiçbirimizin unutamayacağı başarılara imza attık. Hiçbir sonuç benim takım arkadaşlarıma duyduğum sonsuz güveni değiştiremez. Onların takımı sahiplenmesi ve büyük bir mücadele gösteriyor olmaları beni son derece gururlandırıyor. Hepimiz yavaş yavaş toparlanıyoruz ve yeni bir yılla beraber yepyeni bir sayfa açacağız ve hedeflerimizi birer birer gerçekleştireceğiz.
2010'dan beklentilerin neler?
Benim bir tane çok büyük beklentim var, o da sağlık... Çünkü 2009 bu konuda benim açımdan oldukça sıkıntılı geçti. Yıl boyunca 2009'un bitmesini ve 2010'a bembeyaz bir sayfa açarak girmeyi temenni ettim. Aşktan bahsedecek olursak; benim en büyük aşkım Galatasaray, hiçbir zaman ayrılmadık ve sonsuza kadar da bu durum böyle devam edecek.
Aşk senin için ne ifade ediyor?
Aşk benim için çok geniş bir kavram. İlla ki bir insana bağlı olmak gibi bir aşk anlayışına kesinlikle inanmıyorum. İnsan tuttuğu takıma, evinde beslediği bir köpeğe, annesine, kardeşine, dostlarına, arkadaşlarına aşkla bağlanabilir.
2010'dan beklentilerin bu kadar mı?
Bu kadar değil elbette. Öncelikle sağlık, huzur, mutluluk, şampiyonluklar, kupalar bekliyorum.
Taraftarlarımıza söylemek istediğin bir şeyler var mı?
Herkese yeni yılda mutluluk, sağlık ve huzur diliyorum. Her şeyin en güzeli sizlerin olsun. Bayan basketbol takımımıza olan inancınızı asla kaybetmeyin. Kanının son damlasına kadar mücadele edecek bir takım sahibiz. Bize destek vermeye devam edin.
Arkadaşlar ,
Günlük, sıradan haberleri lütfen bu konu altında paylaşalım.
@ GDA, Işıl'ın röpörtajını okumaya benim gözlerim yetmiyor.
Böyle uzun yazıları paylaşırken yazı stiline biraz dikkat edersek, okuyanlar için çok güzel olacaktır...