ne güzel talepler...
insanın samimi olarak taaa baştan muhatabından ne beklediğini söylemesi ve buna mukabil ne verebileceğini belirterek " ayrılık olmasın sonu..." diye ikazda bulunması ne kadar güzel.... ve ne kadar içten, yapıcı bir tutumdur....
dejavu nedir hepimiz biliriz sanırım... "ben bir dejavuya mı düştüm yoksa ben bu filmi daha önce izlemiş miydim?" evet- evet ne dejavu idi ne de film... bunu ben yakın bir tarihte fiilen yaşadım... cümleler ve kelimeler farklı olsa da, şiir, nazım veya nesir yolu ile olmasa da telefonda, msn de, kamerada birilerine ben de söyledim aynı anlama gelen şeyler...
ne acıdır değil mi? ne kadar acı tecrübe yaşamışız, ne kadar sevdiklerimizden darbe yemişiz, ne sonradan düşen maskeler görmüşüz ki; sevdiğimiz veya sevgimizi isteyen kişi ile aşkın doğal seleksiyonunu yaşamak yerine ticari bir pazarlık yaparcasına öngörülerde bulunup, sorular sorup, karşıya da; "sonu acı bitmesin, boşuna yıpranmayalım-yıpranmayalım!" diye ikazda bulunmuşuz...
kendi yaşadığımız acılar bir yana insanoğlunun hayata tutunmasına dair, yaşam sevincine dair en güzel dayanak noktası olan aşk ya da sevgiyi kendi elimizle ne hale getirmişiz biz insanlar kendi elimizle...
bencilliğin, çıkar hesaplarının yani ticaretin hiç bulaşmaması gereken bir alana sırf tecrübe ve öngörülerimizden yola çıkarak, gayet te iyi niyetli ve yapıcı olarak ideal olanın tam tersine ticari pazarllık mantığıyla pazarlık eder olmuşuz... bunu yaparken de sadece samimiyet, sadakat ve sevgi istemişiz... yoktur art niyetimiz, yoktur ticari kaygılarımız ama yıpranmamak ve yıpratmamak adına kendimizin ve aşkın kendi ilkelerini ihlal etme pahasına pazarlık etmişiz. onurlar çiğnenmesin, gururlar kırılmasın, hayaller kırılmasın sevgi diye çıkılan yol çirkef çukuruna çıkmasın diye...
anlayan nerde..? "anladım" diyip te anladığını tutumuna, davranışına uygulayan nerde...? "iyi niyetliyiz, iyi niyetimizin kurbanı oluyoruz.." diye serzenişte bulunup, aşktan, sevgiden, değer bilmekten, dürüst olmaktan, sadık olmaktan dem vurup bu iyi niyetleri kendi topuklarının altında zalimce çiğneyenler nerde..?
vitrine koydukları iyi kişi, namuslu, onurlu, sadık, dindar, özgürlükçü, adil, haksızlığa karşı çıkan kişi maskelerine rağmen; bu erdemlerin gerektirdiği tutum ve davranışların bir tekine uymayanlara ne demeli...?
arayan ne zaman aradığını bulacak? seven ne zaman sevgisine karşılık bulacak? sorular ne zaman cevap bulacak? nedir yalanın, ihanetin cazibesi?
kalemine sağlık... yüreğine, duygularına, endişene, duyarlılığına, öngörülerine ve iyi niyetine sağlık... düşündüğüm ve yaşadığım şeyleri özetlemişsin sanki...
allah gönlüne göre murat versin, sevgine göre sevgi, değerine göre değer bileni versin...
dualarım seninle, duamdasın...
Degerli issizada abi öncelikle vakit ayirdiginiz ve siirime yorum katip düsüncelerinizi paylastiginiz icin cok tsk ediyorum...
Sizi anlayabiliyorum desem bir noktaya kadar elbet..Ama su da bir gercek ki hangimizin hayatinda inis ve cikislar olmuyor ki ..Hangimiz türlü türlü insanlarla karsilasmiyoruz ki...Kimsenin yüregini acipta bakamayiz ki bu iyi bu kötü diye secemeyiz degil mi?
Zaman ilerledikce zaten insanlar bir sekilde kendilerini belli ederler tam anlamiyla etmeseler bile etmeye baslarlar...
Simdi asil mesele su sarraflik isi ama insan sarrafligi bunu da az cok hayat tecrubesi olanlar bu konuda ehildirler az cok kestirebilirler...
Simdi bazi düsüncelerimizi kimsenin anlamasini bekleyemeyiz yoksa ömür gecmez ne kadar konusursak konusalim karsimizdakinin bizi anlasidigi kadarizdir yada anlamak istedigi kadari...
Onun icin insanin kendini yipratmasina gerek yok üzerine düsenleri hakkiyla yerine getirmeye calisiyorsa geridekiler anlamasada olur..
Önemli olan aynanin karisina gecip baktigimizda yaptigimiz ve yasadiklarimizi kendimize yakistirebilme yada yakistiramama analizini yapmaya basariyorsak iste film orda kopar...
Hakkimdaki güzel düsünceleriniz ve iyi niyet dilekleriniz icin cok tsk ederim..
Rabbim cümlemizin gönlüne göre versin...
Sevgiyle kalin..
Ahh leylim yazdiklarinin neresinden bölsemde bu hüzün buhrani satirlarima eslik ettirsem...
bölmeye kiyamiyorum, kiyamadim bu yürek sesine hakaret olurdu...
Yürek susmayi tercih etmese de nafile,
diyecekleri, sustuklari bir sapar misali iner yüreginin en kuytu yanina,
halden bilmez, halden anlamaz yüreklerden aliriz payimiza bicilen kör kuyularda cebellesmeyi..
Bir gün su mavi dedigimiz umud kapimizi calarmi acaba..?
caldiginda da emanet edecegimiz hayallerimiz,
bir bicer döver misali yoltunucak mi..?
Ahhh leylim; katiksiz, yalansiz, bencil olmayan, güveni lime lime etmeyen sevdalarin,
önce canan sonra can diye sevilen sevgilerin yanlizca tozlu raflarda kaldi,
tarihin bilmem kacinci miladin da...
batan günes karanliga mahkum ederken bedenimizi ruhlarimizi birazda hüzün rengine boyarken benligimizi..
yinede ucunda isigin dogacagini biliriz biliriz ki ondandir yasamaya bagliligimiz umutla..
bu sözlerle nokta koyayim...
Ahlaksizligin moda diye tutuldugu...
Medeniyet diye yutturuldugu bu zamanda...
Türlü kallesliklerin yalanlarin makbul sayildigi bozuk ortamda..
Insanin onuruna gururuna deger vermiyen oynayan Zavallilara...
Firtina gibi essem,simsek gibi caksam,zelzele olup yerle bir etsem..
Ates olup yaksam, yaksam küle döndürsem...
En sonunda avuclarimi acip Yaradana yönümü dönsem...
Ah bir Melek olsam....Dualarla savrulsam...
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayinin...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Abi cok tsk ediyorum yüregine saglik...
O dizelerde inan kendimi görüyorum..Haksizliga yapilan cirkinliklere asla gelemiyorum..
Susamiyorum iste böyle bir sekilde aciga cikiyor dizelerle...
Sence Melekmiyim?
Elbette ki degilim keske olabilseydim...
ölçüsü ne ki melek olmanın be güzel kardeşim...
bu teknolojide, bu iletişim ve bilişim çağında, bu medya kirliliğinde senin imkanlarına, yaşına sahip olup böyle sen kalabilmek...
meleklerde aynı ortama sokulsaydı, nefis ve zaaf eklenseydi ve yarıştırılsaydınız ....?
ne mutlu sana benim görebildiğim ve tanıyabildiğim kadarı ile bu kadar sen kalabilmek...
allah daim etsin. yar ve yardımcın olsun kardeşim...
Ahlaksizligin moda diye tutuldugu...
Medeniyet diye yutturuldugu bu zamanda...
Türlü kallesliklerin yalanlarin makbul sayildigi bozuk ortamda..
Insanin onuruna gururuna deger vermiyen oynayan Zavallilara...
Firtina gibi essem,simsek gibi caksam,zelzele olup yerle bir etsem..
Ates olup yaksam, yaksam küle döndürsem...
En sonunda avuclarimi acip Yaradana yönümü dönsem...
Ah bir Melek olsam....Dualarla savrulsam...
LEYLA
L a mekan değildir melekler,
E lbet görünürler,bakmasını bilene...
Y oksa o göz Rabden dilene...
L ütfunda görürsün onu,
İ çten dost tebessümünde...
L al değildir duyulur sesi;
A ncak gören göze duyan kulak eklenince...
L üzumda yok aslında ne görmeye ne duymaya,yüreğinizdeyse...
Ah Yar...
Ayriligin ilk dakikalarinda ölmeyenler...
Bir daha asla ölmezler bilirim....
Sevecek bir kalbi bile olmayanlar...
Sevmeye hasret ölür bilirim...
Bilirim yalnizligi bilirim sensizligi kederi...
Dert yolunda adim adim yürümeyi bilirim...
Giden sevgilinin ardindan...
Öylece gözü yasli bakmayi...
Bilirim ben özlemenin agir bedelini...
Ciplak ayakla yürümesini kor olmus ateste...
Sen bilmezsin ayriligi, acisini, gözyaslarimi...
Ben bilirim iste bundandir ki sensizlik kor gibi..
Yakar yüregimi...
Özlemin cok zor agir gelir yüregime...
Adim adim sensizlige yol aliyorum simdi...
Ismin hala en derinim de...
Artik istemiyorum yagmurlarin yagmasin yüregime...
Yollarimda cikmasin karsima hayalin..
Bardaktan bosanircasina yagan bir yagmur misali...
Iliklerime kadar gönlümce...
Gözyaslarimla islanmaliyim ölesiye...
Avuclarimin icine aldim sensizlesmis yüregimi..
Islanmis güvercinler gibi öylesine kimsesiz..
Bombos kalakaldi simdi ellerim..
sadece şu seçtiğim 2 mısra ciltler dolusu şey anlatıyor. ama ancak yaşayanlar bilir, samimi sevenler bilir... günlük dürtüleriyle hareket edenler, zaaflarıyla, arzularıyla hareket edip bunun adına aşk diyenler bilmez, anlamaz... tolumda kabul görmek için bunun edebiyatını çok yaparlar, analr gibi yaparlar, ağlar gibi yaparlar, mazlumu, mağduru oynarlar ama gerçekte ne hissederler ne anlarlar...
senin anlayan yüreğine de, seven yüreğine de, ağlayan yüreğine de sağlık.
sen sevin ve gururlu ol.
ıslansa da en azından güvercin kadar saf kalabilmişsen bu çirkef dünya da daha ne... seni kaybeden derdine yansın... unutma her kes gelir geçer sana lazım olan korusduğun iffetin, lekesiz ismin ve onurlu duruşundur.. çocuk yetiştiriken onlara doğruluğu, dürüstlüğü, erdemi anlatırken büyük bir gurur ve cesaretle gözlerinin taaa içine bakabilmen için... işte asıl kalacak olan, kalması gerek olan bu dur..
umarım seni seven, seni hak eden ve mutlu edenelrle yolların kesişir, yoldaş olursun... su gibi ömrün olsun...
Paylaşımlarından bazılarını okudum güncellik sırasına göre..
Güzel yazıyorsun kelimelere hakimsin...
Kendi adıma söylemeliyim ki yazdıkların içerik ve donanım açısından oldukça başarılı.
Fırsat buldukça diğer paylaşımlarını da okuyacağım.
Her ne kadar burada forum altında bir sayfa açıp bazı yazılar paylaşsak da
(ki ben bunlara yaşanmışlıklar, gözlemler ya da sadece hayaller diyorum)
aslında önemli bir paylaşımdır.
Ben öyle düşünüyorum.
Yazmak çok basittir...(Bak şu an da ben de yazıyorum sana mesela...)
Önemli olan yazımın ya da şiirlerin içeriğini duygularla, gerçeklerle bağdaştırarak belki de güncelleyerek tekerrür edilenleri, anlatım dilininin kıvraklığını ve inceliğini kullanarak karşı tarafa aktarmak çok önemlidir... ki değerli arkadaşlarımın yorumlarını da okuduğumda görüyorum ki sen bunu başarmışsın...
Okur etkilenirse yazılanlardan ya kendini bulmuştur, ya yapılan yalnışların doğruluklarını onaylamıştır kafasında...
Yazmaya devam etmelisin ve anladığım kadarıyla yurt dışında yaşıyorsun ama yine de güzel bir Türkçen var.
Dediğim gibi siz, biz, onlar, şunlar yani yazanlar ne kadar özen gösterirse yazdıklarına (bu imla kuralları, yazım kuralları kelimelerin anlamları vs.) okuyanın daha dikkatli olmasını sağlayacaktır belki de kendi yaşamlarında...
Dilimize sahip çıkmak bizim görevimiz. Ben harflere aşığım. Değer veririm...
Rakamlarla en son geçen gün biraz atıştık...
Ben değer verdiklerimi, nefesimin sonuna kadar sahiplenirim.
Güzel bir dilimiz var ve mümkün mertebe internet Türkçe' si kullanmıyorum ve kullanılmasını tasvip etmiyorum. Kullananları da uyarıyorum.
En layıkıyla değil belki de ama elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum...
En başında "Güzel Konuşma ve Yazma" dersleri aldım gençlik yıllarımda...
Yeni nesile de tavsiye ediyorum...
Diyeceğim odur ki; sen üstüne büyük bir görev alıyorsun...
ve seni kutluyorum...
Yüreğine ve yazan kalemine teşekkür ediyorum...
Sevgi ve umut hep içinde, tebessüm yüzünde olması dileğiyle