Ne sakin bir kız kulesi
Etrafında fotoğraf çeken yabancılar yok
Kahvem fincanına küs
Ben istanbul' dan soğuyorum
...bir soğuma hikayesi
Ve içimde yangınlar...
Bu sabahki sis bir sana çöktü sanma
Dün gece ki buhran da sende yoktu istanbul !
Ben bilirim...!
Sahi senin hiç rotasını şaşmış gemin varmı?
İstanbul heeyyyy ...
Duymuyorsun beni yine!
Bak yine Karadenize doğru yol aldım...
Hangi damarına bastık ki
Böyle can kestin sevdamızdan
Senin arka sokaklarına girmedik diye mi?
Öyle zorları sevmezdik biz
Bilirsin!
....
Hanım hanımcık oturduk derdimizle
Ama seninle doğduk birçok sabah
Ve bir çok geceyi batırdık yine seninle
Haksızlık etme yeditepe
İçimi okursun istersen !
Bu bahar erguvanlar açarmı?
''Sana küsmüş'' dediler
Bana küsmüş!
Haberim yok değil
Herşeyden haberim var ama
Sende suçlusun be istanbul!...
Söylemedinki içimdekileri
Okumadınki yazdığımız şiirleri
Ne mümkün dedin hep
''ne mümkün nice şairler anlatamadı
çok nazlıdır onun iklimi
yağmuru istesen çöl verir
poyrazına dayanabilirsen dayan''
Ama bilirdin be İstanbul
Ben ne incittim sevdayı
Ne de acıyı sevdim
Ilıman iklimin gönül yarasıydım sadece
''hep seni sevdim'' diyebilmek ''hep zor'' du
Yeni bir İstanbul'a uyandım
Yeni bir ''sen'' de uyansa keşke
Vakit geçmiş ki bitmişe yakınım
Yeditepenin eteğinden dökülmeyen taşları seyrediyorum.
Bir dökülse, nice sel sularını önüme katsam;
Ama öyle olmuyor herşey..
Herşey düşündüğüm gibi olsa
İsyan boğazımda düğüm olmazdı
Bu gecede bitiyor
Belkide bitti...
B(iz)en farkında olmayan bir yabancı(yız)yım
Şimdi kızkulesinin fotoğraflarını çekmek vardı
Ama hangi İstanbul' da ,hangi kareye,
Ve hangi sensizliğe elim değer ki!
''İfadesi ne sözlerde mümkün. Ne de anlamsız şekillerde
Her yağmur tanesinde yalnızlığım saklı; biliyorum
Ve her yağmur yağdıkça yalnızlığıma bürünüyorum
Benim yağmurlu gecelerim bir başka olur bu şehirde
İstanbul'a ağlarım ben bu yalnız gecelerde...''