Gül_yarasi hüznün bahcesinden

Son güncelleme: 06.04.2011 11:50
  • Hüzün resimler-hüzün siirleri-hüzün yazilari









    noimage



    Hüzün, bir hazin kelime Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla


    Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları
    Aziz-i vakt idik ada zelil kıldı bizi


    Hüzün gözyaşı olur, bazan bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazan bir Kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır Paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazan, bazan kandil gecelerinin pişmanlıklarına dökülür yüreklerimizden Kimi zaman bir bayram sevincinin ardına gizlenen yetimin gözünde acı; kimi vakit fersudeleşmeye yüz tutmuş gülün yaprağında kırağı sıfatında belli eder kendini
    Hurşide baksa gözleri halkın dola gelir



    Hüzün söz olur, yarı yollarda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin peçesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine Bir mücelled güldeste olur yazılsa tüm hüzün sözleri ve binbir geceyi dolduran tutilerin dilinde şeker niyetine çiğnene çiğnene tutar şöhreti alemleri Sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazan ve bazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi
    Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir



    Hüzün mevsim olur, böler bir uykuyu bazan; bazan bir paranteze alır acıları Güz mü, eylül mü bilinmez; ortası mı sonu mu anlaşılmaz anın Şakaklarına düşen benek benek karlar mı densin yılların gölgesini taşıyan, başında gül rengi bulutlardan Lahuri tüller mi olsun Hicaz şarkılarında bestelenen?! Hüzün karanlıktır, yalnızlıktır, korkudur Ve hüzün bazan en büyük umutlara gebedir
    Bir mevsim-i hazanına geldik ki alemin&



    Hüzün renk olur, son dalın son yaprağında sararırken yakar içimizi; son fırtınanın son dalgasında köpürürken kanatır yüreğimizi Mavi gecelerin ve kurşuni bulutların örtüsüdür hüzün Hatırlamanın mestliğinde eflatuni bir ırmağın hasret yarasıdır, gül gül olup açan ateşin kederlerin masum çiçeğidir Sahilde bir gurubdur o, ufukta bir şafak Perde perde solan hayatımız&



    Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, caybar ateş
    Hüzün sevda olur, hayalini getirir annelerin, yavruların ve süveydaya durup melankolisini yaşatır sevenlerin, sevgilerin Fuzulilerin Galiblerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır, bülbüllerin kumruların şeyda tenasüpleri ve mecazları ona dillendirilir Umman gemicilerinin ufuklarında deniz feneridir hüzün, semavat müneccimlerinin kadrlerinde Ayyuk



    Mahabbet bir bela şeydir giriftar olmayan bilmez
    Hüzün alışkanlık olur, acıların yol dönemecinde azığını kuzgunlara kaptıran gönüllerin ömre süren Selvasıyla tartılır Yüzbin yıl sonra yeşerecek tohumlar için saklayıp suyu, vahalardan kurumuş dudaklarla geçer delikanlıca Mermer beyazında ayetlere teslim olmuş bir buhur-ı Meryemin nazenin tebessümüne Namus-ı ekber vasıtasıyla gelen nefestir o.
#11.02.2010 11:58 0 0 0
  • Huzun, aci bir atestir kalpte en derinde. Sigar mi bu yangin yataga benimle? Girilir mi onunla karara kavle? Yanar bir kordur, alevi hic bitmez, kemirir icerden ama dumani tutmez. Ilahi kudrettir, guc kuvvet yetmez. Zevk midir, cefa midir cekmeyen bilmez....

    Yine gece, yine huzun
    Ve yine icimde sen
    Ve yine biliyor musun?
    İcimde sen olunca huzun de guzel...
    Hamit Tarhan'da boyle tarif etmis huznu. Sanirim herkes, kendi yanginina gore sekillendirmis payina duseni almis.

    Cok guzel duygular edindim gul_yarasi, yuregine saglik. Paylasiminda anlamini bilmedigim bir cok sozcukler vardi ve sayende onlari da arattirip, bu huzunleri yasadim bende kendi capimda..
    Tesekkur ederim..
#11.02.2010 12:51 0 0 0
  • noimage

    Gam elçisi sana gelirse...

    Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimiz'den öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla. Zaten o sana yabancı değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.

    Mevlana...
#11.02.2010 23:43 0 0 0
  • noimage



    Denizin mavisinde gezinirken iki gözüm
    Gün bitiminde gözlerime süzülür hüzün
    Hüznün sisinden görmez olur gözlerim
    Dilim kısalır, alevler büyür yüreğimde
    Topal olur ayaklarım, adımlarım küçülür..


    safinaz ocakci..
#12.02.2010 00:40 0 0 0
  • noimage

    Ağla/yamayan/lar,anla/yamayan/lar dır,bilirsin
    ağlayamıyorsun demek öyle mi ?
    O halde sen hiç dönüp bakma bile kalbine
    Çünkü o "kalp",çoktan "ç/ölün" ,olmuştur
#12.02.2010 02:04 0 0 0

  • noimage





    Aklıma çocuklar geliyor...
    Yüreklerinde kurşun izleri var...
    zulmün kucağında ,
    babalarının kucağında duruyorlar çocuklar...
    Gece akıyor iki yanımdan.
    Bir yanda neşe , bir yanda hüzün var...
    Gece uzadıkça uzuyor nedense...
    Yılgın düşüyor umutlarım.
    Kaldırımlardan kan damlıyor gözlerime.
    Bir çocuk vuruluyor tam alnından...
    Acıklı bir ilahi sıyırıyor kulaklarımı , bir figan...
    Gecenin serinliği düşüyor içime.
    Göz yaşlarım karışıyor şehrin ışıklarına...
    Oysa ben hüznü severim.kendimi bildim bileli ben böyleyim..

    zekice.
#12.02.2010 12:09 0 0 0
  • noimage





    Hüzün büyüğü gözlerine yaslanmanınne büyük bir onur olduğunu bil(e)medin
    Artık içimin ağıtlarına dokunma ey kelepçesi hükümlü rüzgar !..
    Kaç ölüm düştü tutsak günceme
    Geçmişine sövülmüş bir hükmün infazında ertelendi gülüşlerim
    Şimdi her gülüşümde yüzüm kirli
    Koşarken yırtıldım işte..
#13.02.2010 00:22 0 0 0
  • noimage

    Hüzünle titreyen gönüle ince bir ah dokunur..
    Kalbi kırık olanın kalbine ALLAH dokunur.
#13.02.2010 00:37 0 0 0
  • noimage




    hani vurmazlardi güvercinleri...

    yitik medeniyetlerde ne arar güvercin
    kanadinda üç karanfil yarasi
    terkisinde gücü kalemin
    çirpintisi ne arar

    kabus bir yerlerde mezada çikar da
    gizlice
    en soguk ve en bilinmezin eliyle
    hep kör bakar sokagin çikmaz yani

    bugüne acilar geçer dünden
    bir lahza bile dinmeden korkular
    usulca yaslanmis çaga sizar cehalet dumani
    (zulme tutsakligi yazar karanlik)
#14.02.2010 01:54 0 0 0
  • noimage

    SENİN GÖZLERİN ATEŞ, BENİM RUHUM AĞAÇ
    Senin gözlerin ateş, benim ruhum ağaç sakızı ve ırmaklar.
    Bir çıra gibi tutuşmadan, uzaklaş benden!
    Kutusunda dünyanın tüm şarkıları saklı bir kemanım ben,
    Çıkar şarkıları ve çal, nasıl ve hangisini istersen.
    Beni bırak, ama dön bana! Hem yanmak hem serinlemek istiyorum
    Ben tutku ve özlemim, hazan ile ilkyazın kavuşumdaki konuk.
    Gerilsin teller, şarkı söylesin sarhoş ve çılgınca
    Aşkla geçen yıllarım aşkına son bir şarkı işte kahkahalarla.

    Beni bırak, ama dön bana! Bir hazan akşamı gibi yanalım;
    Fırtınaların sevinci esip duruyorken içimizde-
    Duruluncaya dek ve akşam karanlığı inerken gözden
    yitiyor adımlarınla
    Ve sen, benimle gelen en son
    ateşli gençliğim aşkına.
    Erik Axel KARLFELDT
#14.02.2010 02:25 0 0 0
  • noimage




    Hiç bağırmadı aşk ölürken sadece güldü.
    Sadece güldü son bir kez ve sustu aşk.
    Garip bir şair gömdü aşkı o gece kayıp sevdalar sokağına.
    Bir kalem ve henüz yazılmamış birkaç hüzzam mısrayla beraber.
    Aşkı da vurdular sonunda.
    Aşkı da attılar bir kenara.
    Alışamadığımız onca yok olanlardan sonra
    Aşk da karıştı yok oldu yokluklarda...

    alinti.
#14.02.2010 13:03 0 0 0
  • Emeğine Sağlık
#14.02.2010 13:09 0 0 0
  • noimage

    Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
    Sanki benim hiç senim olmamış gibi..

    Alinti
#14.02.2010 22:38 0 0 0
  • noimage

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

    Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı
    Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler'

    Gökte gece yelinin söylediği türküler

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
    Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

    Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
    Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

    Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
    Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

    Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
    Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

    Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
    Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

    Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
    Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

    Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
    Bakışlar sanki onu bana getirecekler

    Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
    Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

    Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için
    Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

    Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
    Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

    Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
    Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

    Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
    Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

    Budur bana verdiği acıların en sonu
    Sondur bu onun için yazacağım dizeler

    Pablo Neruda
#14.02.2010 22:59 0 0 0
  • noimage




    Karanlığın dar sokaklarında kaybolan hüznümün ağıtını yakıyorum.Belki duyan bilen vardır diye siyaha bürünen ayaklarımı toprağa soruyorum. Bir iz varmıdır? Yaprakların rengini takip et fısıltısı bozuyor bütün büyüyü..

    Yalnızlığıma düşen ilk sarı yaprağın ağacına anlatıyorum hikayelerimi.Tek kişilik salıncaktan düşen bir mektubun ilk satırına duyduğum özlem misali..

    Karanfilimadağımsevdamın ilk sesi..

    Bir düş yalanının rüzgarına savururdum beni..Kandırmadayım yarınlarımı..

    alinti.
#15.02.2010 14:16 0 0 0
  • sen hep ağlayacak gözlere sahipken
    seni ağlatmadımı insanlar

    ya hüzün
    hüzün tutmadımı ellerinden
    gözyaşlarını coşturandıhüzün
    sana ağlarken gülmeyi
    ölmek isterken
    yaşamyı öğreten bu siyah hüzün

    ey benim
    aynı anda gözyaşı akıttığım hüzün
    ey benim gönlüme ektiğini biçtiğimi
    bir tuttuğum hüzün
    sakın beni terketme
    gönül kuru dallara dönerken
    sen ıslak hüznü serp yüreğime

    ve sakın beni terketme............
    Vildan Altunbaş ..
#16.02.2010 12:55 0 0 0




  • noimage




    Sonu gelen tüm yolları.
    Issızlığına yakılan ağıt timsali sözlere bir yenisi daha ekledim.
    Karalıyorum artık,
    Sonuna nokta konulmuş yalnızlıklarımı.
    Art arda sıralıyorum geçmişe uzanan kalıntılarımı.
    Gözlerinden süzülen katrede yok oluyorum
    Binlerce yıllık sevdalara inat.
    Sonsuzluğun acıtan nefesini duyuyorum
    Ayrılıktan da zor geliyor.
    Gözyaşlarının sızıntısıydı, kalbe düşen her katre, ...

    Dudar
#17.02.2010 11:02 0 0 0
  • noimage

    Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar...

    Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü...

    Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık...

    Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...

    Eylül işte; nâm-ı diğer, ölümün rengi...
#18.02.2010 11:03 0 0 0
  • Sancısıdır gecenin yüreğim,
    kanadıkça açılan bir çift
    yara gibi gözlerinde
    şehirler ölür,
    şehirler yanar,
    sokaklar devrilir Tanrılar üstüne.
    Ve her yol,
    sol cebimdeki uçuruma çıkar...

    Kuşlar var;
    deniz kokusunu kendine huy edinmiş gözlerinde, mavi uykularımı bölen martı çığlıkları...


    Avcumdan melek kanatları sökülürken göğün şarabından kanım damlar. Düşlerden yaptığım limanlara rüzgarlar yelken umutları getirir. Baş harflerin kazınır ömrüme. Denizlerin dolanır. Boğulurum; dalga dalga saçlarından hiçbir evrende rastlamadığım kanat sesleri geçerken.
    Rıhtıma çıkmış ruhlar ağlar hırçınlığına. Fırtınamın kendine ait harfi bile olmayan bir dilde tüm okyanusların merhabası karşılar ilk gözyaşımı.

    Yaktığım denizlerin dumanında göz gözü görmez. Gözüm kimseyi görmez!
#18.02.2010 22:47 0 0 0