Yaralıyım
sırtımda bin paslı bıçak
yavrusu vurulmuş bir ceylanın bakışları kanatıyor yüreğimi
melanet yağmurları iniyor üzerime
suların buz kestiği yerdeyim
rüzgarın acı estiği yerde
bilmem kaç bin yıl ateş aktı toprağıma
kaç mevsimsiz kar düştü dağıma
geceler ayaz, geceler soğuk
uçurumların ve karakışların koynunda öylesine yorgunum
zamana başkaldıracak gücüm de yok
ve ben düşüyorum uçurumlardan ve ben üşüyorum...
Kırıldım..
o kadar kırıldım ki tükendi tüm zamanlarım..
aylarım.. günlerim.. haftalarım..
kış bitti.. bahar bitti.. hazan bitti.. yaz bitti..
şimdi beşekşi mevsimi yaşamaya başladım..
ne yağmur var ne soğuk nede sıcak..
sadece koyu bir yalnızlık
birde kırılmış bahar dalları..
açmıyor bu mevsim bahçelerde aksam sefaları
sarmayacak sarmaşık gülleri
sevdalı gönülleri...
dönüşü olmayacak yolcululuklar başladı...
okunmayan şiirler yazıldı....
söylenmeyecek aşk şarkı sözleriları...
dedim ya bu beşekşi mevsim..
Bir yanlış üç doğruyu götürür( imiş)...
Öyle demişlerdi...
Öyle biliyorum....
Ya bir "Doğru" ?
Silemez mi tüm yanlışları?
....?
Yanlışın silgisi...
Doğrunun tebeşiri...
Üç vakte kadar yol..
Yolluklarım nerde?
Elim dilim bir de kalbim...
Yok ki dilin kemiği..
dilim seni dilim dilim...
aşk olsun!
yine söylettin beni..
"Aşk" olsun durma!
Gönül trafiği açık....
Bir söyle çok dinle...
Bir söyle çok dinle...
"Bir"i söyle çok...
Söyleme....
Dinle...
Dinle..
Dinle...
...
Sus!(tum)...
Dağlar misali duygularım yenik düşüyor yağmur misali yağan gözyaşlarıma...
Ağlamak diyorum bazen ya da gülmek..
Karar veremiyorum... gülsem de ağlıyorum..
Ağlasam da kanıyorum...
Bir bakıyorum güneşler solmuş bir bakıyorum bitmeyen gündüzler gece olmuş...
sevsem diyorum umursamazcasına sevsem..
Sevsem diyorum sevemiyorum özgürce..
Sevdalarım hep bir yasağa mahkûm
Gölgeler hareler gibi kararır yarınlarıma..
Sevsem diyemiyorum sevmesem de...
Sevmeler hep boğazıma düğümleniyor.
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim,
ama hiçbir sözcük bulamadım.
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü,
yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım
Aşk 'ı soran sizler,
Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini
ve değerini sormaya geliyorum.
Sol yanımda kırmızı yangınlar,
Bin ağıt yakıyorum yokluğuna
Dudağımda ara sıra
Yerini yadırgayan bir gülüş...
Yolunu kaybetmiş çılgın sarmaşıklar gibi,
Dolanıyorum boynuna...
Kırıldı duygu ağacımın ince dalları
bıraktım yapraklarını savrulsun kendince
anladım ki, bastığım bütün topraklarda silinmiş ayak izim
hangi taşa dokundum kanadı, hangi pınara baktım ağladı
gözlerimle öptüm geçtiğim bütün uçurumları bir bir
ihanet yüreğe saplanmış bir hançer bilirim
yürek enkazımın altında kaldı yaslandığım duvarlar
yıkıldım işte ey hayat, kırgınım, dargınım!
yere çaldım kara bahtımı..
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın ,
dışarıdaki iki metrelik karı bile eriteceğini düşünüyorum...
sen benim için vazgeçilmez olmuşsun.... VE (BİR CANIM VAR AL SENİN OLSUN)
Güzellik olmazsa aşk olmaz.
Ama güzellik de ancak aşkla ol'ur.
Veysel'in "Güzelliğin on par'etmez/ Bu bendeki aşk olmasa" dizelerinin "Anılmazdı Veysel adı/ O sana âşık olmasa" dizeleriyle tamamlanması tesadüfî değildir.
Sus.. Sus..!
Dedim aşka..
Ara üzerimi.
Bir tek yalanım varsa.
Başka bir göz varsa üzerimde.
Aşka yanık yüregimde.
Adından başka bir dua varsa,
Aşkın mahzenindeki halkayı geçir bogazıma....
içinde çağlayanları barındıran sesiz bir ırmak gibisin
bakıldığında derinliği görülmeyecek kadar sığ
içine girdiğinde çıkılması imkansızbir karadelik gözlerin
sana b/akmam imkansız
bana b/akman imkansız
önüne set çekilmiş sular gibi
yosun bağlamış bir halimiz
Zamansız uyandım senli düşlerden, rüyalarım karmakarışık
Bir şehir yaratmıştım düşümde içinde ağlayan çocuklar
Müziksiz şarkılar arasında küfürlü sözler oldum ..
Öksüz kalmış benliğimin zamanlarında kaybettim berraklığımı.
Kendi masalımı yazıyorum ölüm biçtiğim sonlarıma doğru bir varmışlarda bir yokmuşlar da diye başlayan
......