Bugün sokağının başına son kez geldim.
Kalp Tutulması Perdelerini benim için arala ey sevgili
Bir daha o sokak lambasının altında olmayacağım.
Artık o yağmurlarda senin için ıslanmayacağım.
Söz! ...
Ne de çılgın biriymişim
Her Allah'ın günü yağmur..çamur demeden.
o sokak lambasının altında saatlerce bekledim.
Gökyüzünü seyreder gibi..
Gözlerimi kırpmadan..
Perdelerini aralamadan..
Öylece donakalır perdeye yansıyan sülietini izlerdim.
Bir kez olsun pencereni açıp bana bir " Merhaba " bile demeden.
Canımı yakan bu vurdum duymazlığına aldırış etmeden.
Öylece bakakalır oda'nın içinden gelen melodileri dinlerdim
" Ha şimdi.. açar. ha birazdan balkona çıkar " diye..diye.
Kendi kendime heyecanlanır sonra da sonucu bile bile..
kendime kızardım
" A.. benim aptal gönlüm aşk senin neyine ulan.! ! ! "
Düştüğüm şu duruma bak! ...
Hani bir arkadaşımın başından geçse böyle bir durum..
vallahi gülerdim.
" Memlekette başka kız mı kalmadı oğlum.."
diye söylenirdim.
Kara sevda nedir bilmeyen ben.
şimdi.
İç çamaşırına kadar ıslanmış ilgi dilenen birisi.
Karşımda ise durumdan habersiz aldırış etmeyen birisi.
Sokak lambası bile dile gelir düştüğüm şu durumdan sonra.
Büyük konuşmuşum hemde çok büyük
Kalp tutulması demek böyle bi'şeymiş
Gerçekten severse insan..
Nasıl bir duruma düşeceğini bilemezmiş
İyisimi bize yol göründü yine
Bu gece de elimiz boş döneceğiz eve
Acırım şu kendim yazıp.
kendim oynadığım düşlerime
Yanarım şu sensiz ıslandığım gecelerime
Sarılırım paltoma ellerim ceplerinde.
Usul usul uzaklaşırım gecenin sessizliğinde.
Hangi pranga öfkemizi içimizden söküp atabilir ki?
Aklım başımdan istifa edeli çok oldu Kaç zamandır ruhuma kinimi üflüyorum
Karabasanlar kesiyor soluğumu İçimin boşluklarından intihara teşebbüs ediyor travmalı tüm duygular
Katlime ferman, yine "ben" oluyorum
Üç kuruşluk susuşlarla mevte kadar bozdum misâkımı Rant sağlama peşinde değilim Siyasete kurban edecek bir davanın mensubu hiç değilim
Yalnızca düş peşindeyim
Hadi sen de düş peşime
Bu ipte kaç cambaz oynama kavgasında böyle?!
Yargısız infazlarda nöbet tutuyorum
Hangi yaramdan sarılıyorsam tekrar kanıyorum..
Bu bendeki bir dertki anlatamam kimseye
Kulak veripte beni dinler misin
kardelen? Sardi tüm yüregimi mecalim yok gülmeye
Sende benle aglayip inler misin kardelen?
Mis gibi sila kokan es dost mektuplarinda;
Taze güller yeserir eski anilarinda.
Hatiralarla dolu gurbet aksamlarinda
Hasret denen türküyü söyler misin kardelen?
Bütün duygularini bir deftere yazmanin
Dertlerini duymayan duvara anlatmanin
Içinde ne var ise hep içine atmanin
Ne demek oldugunu bilir misin kardelen?
Dostu oldum kac defa sabahsiz gecelerin
Defterimde yeri yok anlamsiz hecelerin
Cözemedim bir türlü bu zor bilmecelerin
Cevabini sen bana cözer misin kardelen?
Ne kadar tattirsada ayrilik acisini
Unutamazsin yine onun hatirasini
Bir kenara birakip acisi tatlisini
Hepsini bir kalemde siler misin kardelen?
Anlat sende icini dök disina ne varsa
Hic düsünme kalbimi birak yansin yanarsa.
Bu derdi sen benimle paylasir misin yoksa
Bakip bakip halime güler misin kardelen?
Bilirim ben yerini sormam sana nerdesin
Senin yurdun daglarda sen hep yükseklerdesin.
Nasil gelsem yanina her zaman göklerdesin
Egilipte elimden tutar misin kardelen?
AHH gurbet sen icimde dinmeyen bir
sancisin. Bazen iyisin amma cogu zaman acisin
Ey kardelen sen bana neden cok UZAKDASIN?
Caldim iste kapini acar misin kardelen?
Göz kamaştıran aydınlık bürüyor
Maviliği kaybolan siyah geceyi.
Ay vursa da beyazlığını sahilsiz kentime
Her satırda her hecede senaryo yanlıştı ...
O bendim.
Fersahlarca uzaktan sesinin enginliğinde kaybolduğun,
Bilinmezlikerinde dirilip
Her defasında yeniden öldüğün,
Her masum hayalde uyandırdığın,
Her yitirilmişlikte biriktiğimiz,
Biriktikçe çoğalan ve aniden kaybolan mercan senfonisiydi...
Sen gidince sevgili,
Geride ne inci kaldı ne de mercan senfonisi...
Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür.Saklı kalan aslında geceden hep gizlediğin yüzündür.
Savaştır gece orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar
öldüremediklerimizle... Kendi kavganızdır gece kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin
ortasında yoğun bir bilmece.Kimi zaman yıldızdır dostunuz kimi zaman ay ama
kırgınsınızdır hep güneşe.
Gül ile bülbülün hikâyesinde gülün adı bülbülün kanıdır gece.
Gece ilham olur aşka düşen bîçâre gence.
Leyl'dir gece kelimelerin en karanlığıdır.
Leylâ olur gece sebebi mecnûnluğundandır.
"sonrası"..sonrası yok..
bilirsin,
AŞKlar bir kere bitermiş ya..
geride kalanını da yarım bırakmazmış..
ihya edemediği için,
imha etmekten başka çaresi kalmazmış
Kaldırımlar çilekeş yalnızların annesi
Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar duyulur ses kesilince sesi
Kaldırımlar içimde kıvrılan bir lisandır
Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
Susuzluğun en kesif sayhalarındayım
Uzun seslenişlere dönüyor suskunluklarım
Başını alıp gitmiş bir hikayenin peşinden koşarken
düşürdüğüm sözcükleri dipnot düşüyorum eksik günceme
Hangi kıvrımından tutunsam acıdan bükülmüş harflere;
Kırılgan İmâ'lar çatırdayarak saldırıyor sanki
içimdeki sancılara
Uzun ve derin camkesiği çiziklerimden kanıyor
anlamı morarmış güncemin önsözü
İç içe geçmiş anlamların karmaşıklığında sıkışıyor