Mevlid Kandili 2010 : 25 Şubat-2010 Perşembe yi Cumaya bağlayan Gece
Yüce Yaratıcı'nın Kuran-ı Kerim'de "yüce bir ahlak üzere" olduğunu belirttiği ve tüm insanlara rahmet elçisi olarak gönderdiği, peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz (sav)'in hicri takvime göre doğumu vesilesiyle kutlayageldiğimiz Mevlid Kandili'ni 25 Şubat Perşembe gününü Cuma'ya bağlayan gece idrak edeceğiz.
Kur'an-ı Kerim'de "Andolsun ki Rasûlullah'da sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için mükemmel bir örnek vardır." (Ahzâb, 33/21) buyrularak Sevgili Peygamberimizin hayatı bizlere yaşanabilir 'en güzel örnek' olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamberi örnek almak, ancak O'nun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı daveti hayatımıza yansıtmakla ve güzel ahlakını bir bilinç ve hayat tarzı olarak davranışlarımızın mihveri yapmakla mümkündür.
"Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her türlü kötülükten arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik." (Bakara, 2/151) ayet-i kerimesinin açıkça dile getirdiği gibi, ilahi hitabı bizlerle buluşturan Rahmet Elçisi (sav), aynı zamanda o kelamı bize açıklamış ve onun hayat veren mesajını bizzat yaşayarak bizlere aktarmıştır. Kur'an ve bütün ahlaki erdemleri şahsında toplayan Hz. Peygamber, tüm insanlığa bir kurtuluş ve diriliş çağrısı yapmıştır. İşte Mevlid Kandili ve diğer mübarek gün ve geceler, bu çağrıyı gönlümüzde, zihnimizde ve hayatımızda diri ve canlı tutmak adına fırsat günleridir.
Dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı modern dönemde, Rabbimizin rahmet yüklü mesajı Kur'an-ı Kerim'i ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz (sav)'in Sünnetini daha iyi anlamaya, bunun için de gönlümüzü Kur'an'a açmaya ve Sevgili Peygamberimiz(sav)'in örnek hayatını ve ahlakını rehber edinmeye ne kadar çok ihtiyacımız var. Çünkü Kur'an ve Sünnet, bizi sıradan bir canlı olmaktan kurtarıp aslımıza döndüren bir çağrı olarak, bize kendimizi, Rabbimizi ve varoluşun sırrını tanıtan bir hakikat bilgisi olarak 14 asırdır bizleri korumuş, dünya hayatının engebeli yolculuğunda dimdik ayakta durmamızı ve dosdoğru yol üzere yürümemizi sağlamıştır. Öyleyse Mevlid Kandili'nde Kur'an'la ve Peygamberimiz(sav)'in Sünneti ile buluşalım, onları evimize misafir edelim, Peygamber Efendimizi daha yakından tanıyalım, çocuklarımızı O'nun sevgisi ile yetiştirelim, Kur'an-ı okuma ve anlamayı ibadet, yaşamayı hayatımızın gayesi edinelim.
Bu duygu ve temennilerle, Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin yıldönümü olan Mevlid kandilinin bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini, O'nu ve insanlığa getirdiği en büyük hediye olan Kur'an'ı yakından tanımamıza ve çağrısı etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevlâ'dan niyaz eder, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve bütün İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
Ya ilahel alemin
İlk yarattığın nur efendimizin nuruydu.
Sen onu var etmeden evvel gündüzün geceden,
baharın da kıştan farkı yoktu.
İyilikler, kötülüklerle iç içe;
akıl nefse yenik,
ruh da bedenin esiri idi.
O güzeller güzeli
Varlığın sırrını keşfedip akla yüksek hedefler gösterdi
düşünceye kapılar açıp
insanın ebedlere namzet olduğunu âlemşümul bir dille haykırdı.
Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden
Ve sayısız nice nimetlerinden ötürü
sana sonsuz hamd ü senalar olsun ya rabbi!
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allâh'ım!
Mahlûkatın adedince,
Zatının rızası,
Arşının ağırlığı ve kelimelerinin toplamınca
Efendimiz Hz. Muhammed (sas) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selam la bir kere daha yâdederek huzûr-u İlahi'de el açıp yakarıyoruz
Ey her şeye hayat bahşeden Allah'ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü'nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman'ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili'nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed'in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi'nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi
Ey her şeye gücü yeten Allah'ım
Efendimizi düşünmekle
hayatın hiç kimseye nasip olmayan tadını
ve varlığın bitmeyen zevkli maceralarını duyarız.
Duyarız imanın yenilmez gücünü,
Duyarız Müslümanlığın kahramanlık olduğunu,
Duyarız doğruluğun paha biçilmez kıymetler ihtiva ettiğini,
Duyarız iffet ve ismetin, meleklerinkine denk insan tabiatının bir buudu haline geldiğini.
N'olur bu ve benzeri nice güzellikleri daha derince ve engince
Bütün insanların ruhlarına duyur ya Rabbi!
Ya Rabbel alemin
Onun terbiyesi, onun üslûbu ve onun sistemiyle yetişmiş olan nesillerin
imanları iz'ân ufkuna erişiyor,
muhabbetleri çağlayanlara dönüşüyor.
efendimizi bu ölçüde duyup sevmeleri münasebetiyle
her an daha da şahlanıyor
ve o kutlunun arkasında bulunma sevinciyle adeta yeni bir asr-ı saadet yaşanıyor.
Sen dünyamıza yeniden bir huzur çağı
ve gül devri yaşat ya Rabbi!
Ey yüceler yücesi Allah'ım
Yüzümüz yok, hicap içindeyiz;
Efendimizin senin katındaki nazının geçerliliğine de ümitlerimiz tam.
Keşke ne seviyede olursa olsun
efendimizden hiç uzaklaşmasaydık;
ondan gelen ışıklardan
ve ruhlarımıza boşalan mânâlardan
hiç mahrum kalmasaydık..
ve onu o inandırıcı çehresiyle
içlerimizde hep taptaze ve dipdiri duyabilseydik!..
sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen
hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle ya rabbi!
ya ilahel alemin
O güzeller güzeli Sevgiliyi, bir kere daha misafirimiz eyle..
tahtını sinelerimize kur
gönüllerimizdeki karanlıkları kov,
bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur
ve bize yeniden diriliş yollarını göster ya rabbi
İnananları karanlıklardan aydınlığa çıkaran Allah'ım
her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri o kutlunun ışığıyla dağıtıver
herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver.
her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çözüver
sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver
ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluşturuver
ve bizi kendi içimizdeki hicran ve hasretlerimizden kurtarıver ya Rabbi!
Ey merhameti bol olan Allah'ım!
şefkati, adaletini aşkın gönüller sultanını unuttuğumuzun
ve saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.
Biliyoruz ki o rahmet nebisi
incinse de küsmedi
Vefasızlık görsede alakayı kesmedi
Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardı. Katiyen lanette bulunmadı. Lanet ve bedduaya "âmin" de demedi.
Sinesini, Ebû Cehil'leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiği kadar açtı
ve her sözünü, her davranışını senin rahmetinin enginliğine bağladı.
Sen bizleri onun o engin merhametinden istifade eden
ve şefaatine de nâil olanlardan eyle ey Rabbi!
Ey ihsanları sonsuz olan Allah'ım
düşe-kalka olsa da hep Efendimizin izinde yürüme gayretindeyiz.
N'olur bizi bir kere daha sevindir.
Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla
adını âleme tam duyuracak demdeyiz.
Bu dünya ışığa hasret gidiyor.
Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle,
yolların hakkını veremesek de hep yollardayız.
Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız hep senin habibin;
N'olur gönüllerimiz bir kere daha onunla dolsun,
ufuklarımızı saran şu upuzun geceler yerlerini gündüzlere bıraksın
ve viladeti bizim hakiki bayramımız olsun..
Ey yapılan dualara cevap veren Allâh'ım
Sana itaat edilir Sen karşılığını veririsin;
Sana isyan edilir, sen bağışlar ve affedersin,
Darda kalanlara icabet edersin,
Zararı sıkıntıyı ortadan kaldırırsın
Hastalara şifa, dertlilere deva verirsin
Günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin
Sen bizlerin dualarını kabul buyur ya Rabbi!
Allâh'ım
acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden,
Korkaklıktan, kabir azâbından, cehennem ateşinden sana sığınırız.
Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle ya Rabbi!
Ey Yüceler Yücesi!
bize karşı düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların kalblerini yumuşatmak murad ediyorsan,
bize ve gönüllüler hareketine karşı onların kalblerini yumuşat
ve sinelerini daimî bir sevgiyle doldur! Ya Rabbi!
Ey kalbleri evirip çeviren Sultanlar Sultanı!
Bizim kalblerimizi de, onların kalblerini de sevdiğin ve hoşnut olduğun güzelliklere çevir! Ya Rabbi!
Allahım
Sen bizlere bizi aşan istidat ve kabiliyetler ver
ve lutfedeceğin bu kabiliyetleri
senin rızan yolunda kullanmayı
bizlere nasip eyle ya Rabbi!
Allahım
Sen bizlere peygamberleri donattığın sıfatları lutfet lakin biz lutfedeceğin bu sıfatları tefahur vesilesi yapmayalım ve hep kendimizi sıfır görelim ya Rabbi!
Allahım
Cümlemize vicdan genişliği lutfet
Kalplerimize inşirah bahşet
Bizleri kollektif şuura sahip kullarından kıl
Ve bizleri müttakilere rehber eyle ya Rabbi!
Ey yüceler yücesi olan Allahım
Biz ümmeti Muhammedin dağınıklığını gider
Bize ve ülkemize birlik ve dirlik ver
Bütün dünyaya da huzur ve barış nasibeyle..
Kalplerimizi birbirene ısındır ve
Bizleri birbirimize sevdir
Dünyanın dört bir tarafında hizmet eden kardeşlerimizi
Bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak kıl ya Rabbi!
Allâh'ım!
Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in Sen'den istediği
her türlü hayrı Sen'den istiyor,
yine Peygamber Efendimizin sana sığındığı
her türlü şerden de
sana sığınıyoruz.
Yâ Erhamerrâhimîn ve Yâ Ekremelekremîn!
Bizim, anne-baba ve ecdadımızın
Bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin,
Bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın,
Sevdiklerimizin, sevenlerimizin,
Içinde neş'et ettiğimiz beldedeki insanların,
Milletimiz fertlerinin,
Kadın-erkek inanan bütün arkadaşlarımızın,
Dostlarımızın, kardeşlerimizin..
Bize karşı hep civanmertçe davrananların..
Hayır dualarında unutmayıp
Her zaman bizi de yâd edenlerin..
Üzerimizde hakkı bulunan kimselerin..
Kıymetli nasihatleriyle
Bize bekâ desenli sâlihatın yollarını gösterenlerin...
Ve bütün ümmet-i Muhammed'in
Günahlarını bağışla! Ya Rabbi!
Allahım!
Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi
Bir kere daha tekrarlıyor,
Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını
Bir kez daha salavâtlarla anıyor
Ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz.
Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur ya Rabbi!
amin ve selamün alel murselin
vel hamdü lillahi Rabbi'l-alemin
Cenab-ı Allah varlığını ve birliğini insanlara duyurmak için zaman zaman peygamberler göndermiştir.Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberlerin sonuncusudur.Bütün peygamberler onu müjdeledi, bütün semavi kitaplar ondan söz ettiler. Peygamberimiz inançsızlığın, ahlaksızlığın, zulmün ve cehaletin insanlığı kapladığı bir zamanda, bir hidayet meş'alesi olarak Miladi 571, Rabiülevvel ayının 12. gecesinde Mekke de dünya ya geldi. Bu teşrifiyle bütün kâinat huzur ve mutluluğa kavuştu. Süleyman Çelebi Hazretlerinin dediği gibi:
cümle zerrat-ı cihan edup nida
çağrişu ben dediler ki merhaba
merhaba ey alî sultan merhaba
merhaba ey kani irfan merhaba
merhaba ey sırrı Furkan merhaba
merhaba ey derde derman merhaba
Evet bütün kainat lisan-ı haliyle merhaba hoş geldin, sefalar getirdin ey Allahın Rasulü diyorlardı. O'nun doğuşuyla aleme rahmet ve bereket doldu. Geceler ve gündüzler rengarenk çiçekler açtı. Sözler ve sohbetler O'nun la güzelleşti. O'nun cesaretiyle zulüm ve cehalet, yerini adalet, merhamet ve ilme bıraktı.
Cenab-ı Hak, Peygamberimizin de en büyük mucizesi olan kutsal kitabımız Kur'an da şöyle buyurmaktadır: " "Deki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (1) İnsanoğlu, sosyal hayatın da, iş hayatında, ilimde, sanatta, edepte, erkanda ona uymadıkça hüsrandadır felakettedir.
Peygamberimizin hayatı incelendiğin de onun örnek davranışlarını herkes rahatlıkla görecektir. Peygamberimiz kimsenin ayıbını araştırmaz, kimsenin sözünü kesmez, kimsenin gizli hallerini araştırmaz, kendisini ilgilendirmeyen konularla meşgul olmazdı.
Peygamberimiz zengin- fakir, efendi- köle küçük- büyük ayırımı yapmadan herkesi eşit tutardı. Çocukları sever, ilgilenir, büyükleri sayar, hürmet ederdi. İkram etmeyi çok severdi. Kimseyi eli boş çevirmezdi. Bütün işlerini tam bir düzen içinde yapar, vaktini boşa geçirmezdi.
Dürüstlükten ayrılmaz, söz verdiğinde tutar, emanete asla hıyanetlik yapmaz, şakayla da olsa yalan söylemezdi. Kısaca her şeyi ile örnek bir insandı. Nitekim Cenab-ı Hak bu gerçeği şöyle ifade etmektedir:
" Andolsun, Allah'ın Rasulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır." (2)
Kutlu Doğum demek ; Hz. Peygamberi anmak, daha önemlisi O'nu anlamak ve temsil ettiği değerler bütününü tanımak, Allah tan getirdiği ilahi davetini, sünnetini ve ahlakını anlamak, O'na duyulan engin sevgiyi gönüllere yerleştirmektir. Bu sebeplerden dolayıdır ki, bütün Müslümanlar O'nun dünya ya gelişini "Mevlid Kandili" olarak kutlamaktadır.
Ülkemizde de Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile 1989 yılından bu yana "Kutlu Doğum Haftası" olarak kutlanmaktadır.
Bu duygularla hepinizin gelmekte olan mevlit kandilini kutluyor, hepimizin O'nu daha iyi tanımasına vesile olmasını diliyorum.
'Mevlid' kelimesi 'doğum' anlamına gelir. Son peygamber Hz. Muhammed(SAV) 'in dünyayı şereflendirdiği Rebiülevvel ayının on birinci gününü on ikinci güne bağlayan geceye 'Mevlid Kandili' diyoruz. Bu mübarek gece bütün Müslümanlar için bayram hükmündedir. Çünkü Allah'ın sevgilisi(Habibullah) olan Resul-i Ekrem bu şerefli zaman içerisinde dünyamızı teşrif etmiştir. O hicretten 53 sene evvel şenlendirmişti arzı Tarihler milâdi 571'i gösteriyordu o zaman. Nisan ayının yirmisini gösteriyordu takvimler
Peygamberlerin kamâlat bakımından en büyüğü olan Hz. Muhammed(SAV) Rebiülevvel ayında dünyaya gelmekle o ayı sıradanlıktan kurtarıp güzelleştirmiştir. Onun gelişiyle bu ay bambaşka bir mana yüklenmiştir. O kutlu doğumdan beri Pazartesi daha bir sevimli gelir bize. Resülullah'ın değdiği her şey diğerlerine nazaran ne kadar da bahtlıdır. Onu dünya gözüyle görmek en büyük saadet olsa gerek
Kadir gecesinden sonra en mühim ve faziletli gece olarak adlandırılan Mevlid gecesi Müslüman âlemince lâyıkıyla ihya edilir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem Efendimiz bu güzel gecede hakkıyla anılır ve doğumundan dolayı duyulan sevinç kalben ve lisanen dile getirilir. Zira bu hususta İmam Celâlüddîn Abdürrahmân bin Abdi'l-Melik Kettânî şöyle diyor: 'Mevlid günü ve gecesi mübecceldir mukaddestir mükerremdir. Şerefi kıymeti çoktur. Resûlullah'ın (Sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) varlığı vefatından sonra ona tâbi olanlar için kurtuluş vesilesidir.
Onun mevlidi için sevinmek Cehennem azabının azalmasına sebep olur. Bu geceye hürmet etmek sevinmek bütün senenin bereketli olmasına sebep olur. Mevlid gününün fazileti Cuma günü gibidir.
Cuma günü Cehennem azabının durdurulduğu hadis-i şerifte bildirilmiştir. Bunun gibi mevlid gününde de azap yapılmaz. Mevlid geceleri sevindiğini göstermeli çok sadaka hediye vermeli davet olunan (uygun) ziyafetlere gitmelidir.'
Bilindiği gibi Süleyman Çelebi isimli büyük şairimiz 'Vesîletü'n-Necât'(Kurtuluş Sebebi) isimli kitabında doğumundan ölümüne kadar peygamberimizi şiir diliyle anlatmıştır. Bu güzel kaside Türk halkı arasında çok rağbet görmüş ve mübarek gecelerde okunmuştur. Bugün bile ölen kişiler için düzenlenen mevlitlerde bir ibadet aşkıyla okunmaktadır. Bu şiirin 'Vilâdet' bahrinde Süleyman Çelebi Peygamberimizin doğumunu şöyle anlatıyor:
'Amine hatun Muhammed annesi
Ol sadeften doğdu ol dür danesi
Çünki Abdullah'dan oldu hâmile
Vakt erişdi hefte vü eyyam ile
Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn
Çok alametler belirdi gelmedin
Ol Rebiul evvel ayı nicesi
On ikinci gice isneyn gecesi
Ol gice kim doğdu ol hayrûl beşer
Anesi anda neler gördü neler
Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi'
Karanlık gecelerimizi aydınlatan hayatımızı anlamlandıran kâinatın serveri Resulullah Efendimiz her yönüyle mükemmel bir insandı. Bununla ilgili olarak bir hadis-i şerifinde 'Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.' buyurmuştur. Gerçekten de o güzel ahlakı hakkıyla sundu ümmetine. Bu konuda en güzel model kendisi oldu. Bu hususta Yüce Kur'an'da Peygamberimize hitaben şöyle buyrulmuştur: 'Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin'(Kalem S. 4. Ayet)
Resulullah'ı sevmek kişinin iman kemalâtına işarettir. Çünkü Allah bu kâinatı onun yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. 'Sen olmasaydın habibim kâinatı yaratmazdım' kutsi hadisi bunu ifade ediyor. Rabbimizin bu kadar yücelttiği bu mübarek simayı her şeyimizden çok sevmeliyiz. Bu sevgi kuru bir ifadeden öteye gitmelidir. Ona çokça selâtü selâm getirmeliyiz. Onun şefaatine sığınmalıyız.
Günümüz gençliği uğruna kâinatın yaratıldığı peygamberini ne kadar tanıyor? Bu soruya müspet cevap vermeyi ne çok isterdim. Fakat mevcut durum bundan ibaret değildir. Kitapçı vitrinlerinde yüzlerce siyer kitabı olmasına rağmen bunları alıp okuyan ve fikreden insanların sayısı ne kadar da azdır. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız günlerini hayal mahsulü Harry Potter maceraları okumakla geçiriyor. Mafya dizilerindeki çetecileri kendilerine model olarak alan ve haksız kazancı meşrulaştıran bugünkü nesil Resulullah Efendimizin mesajlarına ne kadar da muhtaçtır. Bu mesajlar onların yitik hazineleridir. Fakat zihinlerimiz öyle bir uyuşturulmuş ve bulandırılmış ki bunları kaybettiğimizden de haberdar değiliz. Kaybettiğinden haberdar olmayanın yitik hazineleri bulmaya koyulmasını ve onlardan istifade etmesini bekleyemezsiniz.
Peygamber Efendimiz hakkında yazı ve şiir yazmak büyük bir şereftir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluktur da Onu hakkıyla anlatmak her kalem erbabının kârı değildir. Vaktiyle ben de Resulullah'a dair bir naat denemesi yapmıştım. Sözlerimi 'Efendim 'adlı bu şiirin son bölümüyle tamamlamak istiyorum. Allah bizi o mübarek insanın şefaatine nail eylesin:
'Ne ağır zemheriler geçiriyor ümmetin
Günah galerisinde öksüz kaldı sünnetin
Müminin kokusuna şimdi hasret cennetin
Bu ne garip asırdır ahir zaman Efendim
Bizi bize bırakma kayır aman Efendim'
Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) 'in doğum günü bizim için müstesna bir gündür. Her Mevlid Kandili'nde biraz daha tazeleniyoruz biraz daha büyüyor ona dair hasretimiz Güneş bir mızrak boyu yaklaşıp da insanların beyinleri fokur fokur kaynamaya başladığı o anda(mahşer meydanında) Onun mübarek 'Livaül Hamd' sancağı altında toplanan bahtiyar insanlardan olmak ne büyük bir mükâfattır. Bu vesileyle Müslümanların mübarek Mevlid Kandili'ni tebrik eder insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Allah'tan dilerim.
M.NİHAT MALKOÇ
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.
Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..
Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)
Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:
"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."
Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"
Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.
Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.
Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.
Ey gözünü sevdiğim,özünü sevdiğim,sözünü sevdiğim!..Ey gönlümün Sultanı Efendim (sav)!..Ümidim,muradım,kurtarıcım,müjdecim!Seninle Kevser Havuzu'nun başında buluşabilecek miyim? desem...Bulunduğun yerden yüreğime bir damla su serper misin?..
Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatin en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olmasi temennisiyle... Iyi Kandiller..
Bu gece kulun yalvaris ve yakarislarini Yüce Mevla'ya sunacagi ve O'nun sonsuz affindan, merhametinden, iyiliginden bol bol yararlanacagi umut, huzur ve müjde gecesidir.
Insanligin kurtulusu için gönderilen son ve en büyük peygamber bizim
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yilinda Kameri aylardan Rebiü'l-evvel
ayinin 12.gecesi dogmustur. Milâdî takvime göre ise bu 571 yili Nisan ayinin
yirmisine rastlamaktadir. Bu mübarek geceye " Mevlid Kandili " denir.
O'nun dogdugu çagda dünyanin her tarafinda cehalet zulüm ve ahlâksizlik almis
yürümüs Allah inanci unutulmus insanlik korkunç ve karanlik bir duruma düsmüs
dünya yasanmaz hale gelmisti.
O'nun dogdugu gece insanligin kurtulusu için çok hayirli ve mübarek bir
baslangiçtir.O gecenin sabahi gerçekten de feyizli bir sabahti. Insanlik için
yepyeni bir gün dogmus aydinlik bir devir açilmisti. Bir fazilet günesi ve
hidâyet mesalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilisi Yüce Allahin bütün
insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-i Kerim'de söyle
buyurulmustur:
"Andolsun ki içlerinden kendilerine Allah'in âyetlerini okuyan (kötülüklerden
ve inkârdan) kendilerini temizleyen kendilerine Kitap ve hikmeti ögreten bir
Peygamber göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmustur. Halbuki
daha önce onlar apaçik bir sapiklik içinde idiler. " (Âl-i Imrân 164)
Bu gece müslümanlar arasinda yüzyilllardan beri büyük bir cosku ile
kutlanmakta Sevgili Peygamberimiz derin bir saygi ile anilmaktadir. Büyük Türk
Alimi Süleyman Çelebi tarafindan yazilan ve asil adi " Vesiletün'necat " olan
mevlid kitabi O'nun dogumunu üstünlügünü ve mucizelerini en güzel bir sekilde
dile getiren degerli bir eserdir.
Peygamberimizin dogum yildönümlerinde okunan mevlidleri saygi ile dinlemek
O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç süphesiz büyük milletimizin
Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bagliliginin bir ifadesidir.
Bununla beraber O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatini ögrenmek ve kendimize
örnek almak basta gelen görevlerimizdendir . Asil o zaman O'nun sevgisini ve
hosnutlugunu kazanmis oluruz.
Unutmayalim..
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ 107)
O âlemlerin Rabbinden "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asirlara sigmayacak
inkilaplari birkaç sene içerisinde gerçeklestirdi. Evlâtlarini diri diri topraga
gömen babalar O'na ve getirdigi prensiplere iman ettikten sonra mükemmellestiler
dünyaya insanlik adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. Insanlar
O'nun tek emriyle kökü yüzlerce yil derinde olan aliskanliklarini birakti.
O yirminci asir insaninin yüzyilda yerlestiremedigi hakki hukuku adâleti
hürriyeti demokrasiyi ve insan haklarini bir solukta yerlestirdi. Böylece
cehâlet asri bir saâdet asri olup çikti. Nihayet asir asirlara tasti. Ve O
çaglar ötesiyle kucaklasti. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden
önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete degil bütün insanliga
peygamber olarak gönderilmistir. O'nun diger peygamberlerden en farkli
yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-i Kerim'de söyle buyurulur:
" Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarici olarak gönderdik; fakat
insanlarin çogu bilmezler." (Sebe 28)
Insanligin her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in teblig ettigi ilâhî mesaja ve
bu mesajin hayata geçirilmis sekli olan onun sünnetine ihtiyaci vardir. O'nu
örnek almak Kur'an'a uymaktir. Çünkü Hz. Aise (r.a.)'nin ifâdesiyle O'nun
ahlâki Kur'an'di.( Müslim Misâfirîn 139 ). Kur'an-i Kerim Peygamberimiz Hz.
Muhammed'in inananlar için en güzel örnek oldugunu bildirmekte ve bu hususta
söyle buyurulmaktadir:
"Andolsun Allah'in rasûlünde sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavusmayi
umanlar için ve Allah'i çok ananlar için güzel bir örnek vardir." (Ahzâb 21)
Bu geceyi nasil ihya edelim?
Bütün insanlik âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet
olan böyle yüksek sanli bir Peygamber'in ümmeti olmakla sereflenmis bulunan biz
müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek O'na ümmet olmanin suuruna
erebilmek Bu gecenin manevî zenginliginden istifâde etmek için en azindan bir
tesbih namazi kilalim bir de Hatm-i Enbiyâ yapalim. O'na ümmet olan müminlere
gevseklik yakismaz. Unutmayalim... Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez
Peygamberimizin dogumunu anarken yalniz mevlid okumak ilâhîler söylemek ve
kandil simidi dagitmak yeterli degildir sadece bu geceyi yasamak yeterli
degildir. Yüce Allah'in sevgisine hosnutluguna ve bagislamasina ermenin yegâne
yolu Peygamberimizin yolundan gitmektir...
De ki: Allah'i seviyorsaniz bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve
günâhlarinizi bagislasin..." (Âl-i Imrân 31)
Tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle.. Hayırlı kandiller..
insanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber,bizim peygamberimiz hz.muhammed(s.a.s)571 yılında kameri aylardan rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. bu mübarek geceye"mevlid kandili"denir. o'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet,zülum ve ahlaksızlık almış yürümüş,ALLAH inancı unutulmuş,insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş,dünya yaşanmaz hale gelmişti. sevgili peygamberimizi tebliğ ettiği islam dini ile dünya aydınlandı,tek ALLAH inancı ile kalpler nurlandı. eşitlik,adalet ve kardeşlik geldi. o'na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. o'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarık bir başlangıçtır.bu gce, müslümanlar arasında yy.beri büyük bir coşku ile kutlanmakta,sevgili peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır.büyük türk alimi süleyman çelebi tarafından yazılan ve asıl adı"vesiletün'necat"olan mevlid kitabı o'nun doğumunu,üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. peygamberimizin doğum yıl dönümlerinde okunun mevlidleri saygıyla dinlemek, o'nun mübarek ruhuna salat ve selam okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin sevgili peygamberimize olan engin sevgisi ve bağlılığının bir ifadesidir.bununla beraber,o'nun ahlak ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir.asıl o zaman o'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
Bütün din kardeşlerimizin mevlid kandili mübarek olsun.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) 'in dünyaya teşrif ettikleri [20 Nisan 571, Pazartesi] Rabiülevvel ayının 12. gecesidir ki buna Mevlid-i Nebi [Kutlu Doğum] denir. Kâinat ve beşeriyetin yüzyıllardır yolunu gözlediği o Peygamberler Peygamberi'nin doğum günüdür bugün.
Hz. İbrahim'in duası, Hz. İsâ'nın müjdesi ve dedesi Abdülmuttalip ve annesi Âmine'nin rüyasıdır. Fil vak'ası onu haber verdi. Doğduğu gece irhasât denilen bir takım olağanüstü hâdiseler cereyan etti.
Dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan bir nur görüldü. Sâve Gölünün suları bir anda çekiliverdi. Ateşe tapanların bin yıldır aralıksız yanmakta olan ateşleri hiç sebepsiz sönüverdi.
Asırlardır kupkuru olan Semâve Vadisi, seller altında kaldı. Gökyüzünden onlarca yıldız kaydı. Kisrâ'nın saraylarından ondört burc kendiliğinden yıkıldı. Kâbe'deki putların pek çoğu baş aşağı devrildi.
Şeytân, ölesiye çığlık kopardı. Daha ne gizemli olaylar iç içe ve peş peşe yaşandı. Nasıl yaşanmasındı ki Kâinatın Efendisi, İnsanlığın İftihar Tablosu Hz. Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (sas) dünyaya teşrif ediyorlardı. Bütün varlık O'nu ayakta karşılamıştı.
Doğum ânı öncesi hane-i saadetleri nurla doldu, yıldızlar evin üzerine salkım salkım dökülecekmiş gibi aktı.96 Seher vaktiydi. Bir ara Âmine validemizin kulağına müthiş bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldu. Bir de ne görsün? Bembeyaz bir kuş peydahlandı ve yanına geldi; sonra da kanatlarıyla Âmine'nin sırtını sıvazladı. Ne korku kaldı, ne kaygı. Yine doğum öncesi başka bir nur gözüktü. Âmine'ye bu nur ile Şam'ın saray ve köşkleri gösterildi. Kendisine ak bir kâse içinde şerbet sunuldu. İçer içmez de muhteşem bir nur bulutu kendisini sardı.
Tam o esnada mukaddes doğum gerçekleşti. O sıra ebesi Şifa Hatun gizemli bir ses duydu: "Allah'ın rahmeti, Onun üzerine olsun!" diye. Hattâ Rum diyarının bazı sarayları bile görünmüştü kendisine. Maşrık ile mağrib arası nurlara boğulmuştu. Annesinin anlattığına göre: "Doğuda, batıda ve Kâbe'nin üzerinde bir bayrak gördüm. Doğum tamamlanmıştı. Yavruma baktım, secdedeydi. Parmağını da göğe kaldırmıştı. Hemen bir ak bulut inip onu kapladı. Şöyle bir ses işittim: 'Doğuları ve batıları dolaştırın, deryaları gezdirin. Tâ ki mahlukât Muhammed'i ismiyle, sıfatıyla, sûretiyle tanısınlar!' Biraz sonra da bulut gözden kaybolup gitti."
Hz. Âdem'den başlayarak devirlerden devirlere, aileden aileye intikal ede ede gelen o Biricik Nur, artık vücud sahnesinde varlık bulmuştu.
Efendimiz'in "Allah'ın ilk yarattığı şey, benim nûrumdur." dediği kendi Nur'u, beden giymiş, görünür hâle gelmişti. Her çocuk doğunca yere düşerken, o ise ellerini yere dayamış, önce secde edip sonra da başını ve parmağını semaya kaldırmıştı.
Doğduğunda sünnetli ve göbek bağı kesilmiş vaziyetteydi. Sırtında, iki kürek kemiği arasında, tam kalbinin hizasında peygamberlik mührü "Hâtem-i Nübüvvet" vardı. Dedesi Abdülmuttalip adını Muhammed koymuştu. Övülen demekti. Zira onu Allah övmüştü; melekler, insanlar ve cinler de övecekti.
Sonra o Nur topunu alarak Kâbe'ye götürdü ve Allah'a duada bulundu: "Bana bu temiz çocuğu ihsan eden Allah'a hamdolsun!" dedi. Nasıl ki insanlara ve cinlere sonsuz mutluluğun yollarını gösterecek Nebi dünyaya teşrif edince bütün varlık ayağa kalkmıştı. Teşrifinden asırlar sonra da "Doğdu ol saatte ol Sultân-ı Dîl / Nûra gark oldu semâvât ü zemîn" -S.Çelebi- deyince mevlidhânlar, benzeri bir heyecanla Mü'minler "Hoş geldin ey Kutlu Nebi!" mânâsına ayağa kalkmaya devam ediyorlar. Bir edep anlayış ve göstergesi olan bu hürmet ve tazimlerini, O'na arz etmeye çalışıyorlar.
Efendimiz'in terakki çizgisinin müntehası Mi'râc, başlangıcı da Mevliddir. Bu kutlu gecede S. Çelebi'nin Mevlid-i Nebi'si gibi, Peygamber aşkını körükleyen na't-ı şerifler, mevlidler okunmalı.
Hafızlar, Kur'ân'dan Peygamberimiz'in adının geçtiği aşirleri seslendirmeliler. Hem yetim, hem öksüz yetişen o Nebi'nin doğum günü vesilesiyle öncelikle yetimler ve öksüzler sevindirilmeli, yoksullara ziyafetler verilmeli. Kutlu doğum hakkında yazılmış kitaplar ve makaleler bir kere daha topluca okunmalı. O'nu anlatan sohbetler dinlenmeli.
Bol bol salât ü selâmlar getirilmeli. Gözümüzün Nuru, Gönlümüzün Sürûru Efendimiz Hazretleri'nin doğum günü münasebetiyle bizlere düşen vazifelerin ön önemlisi ise, herhalde O'nu her yönüyle daha iyi anlamaya ve O'nun, insanlığa tebliğ ettiği esasları kavramaya çalışmak olmalıdır.
Fakat kutlu doğumu, aynı zamanda kendi doğumu olan İslâm dünyası, o Nevrûz-u Sultânî'yi lâyık-ı vechiyle tes'îd edememektedir. Hz. İsa'nın doğumun bütün dünyada noel, paskalya ve daha başka yortu ve karnavallarla kutlanılması ölçüsünde, bu Kutlu Doğum'un en azından ümmet içinde olsun O'na ve O'nun mesajına yaraşır biçimde tes'îd edilmesi, bir vefa borcu olmanın ötesinde İslâm'ın ruhundaki Hz. Muhammed'e (s.a.v) muhabbet ve hürmet emrinin bir gereği olsa gerektir
Bu gece kulun yalvaris ve yakarislarini Yüce Mevla'ya sunacagi ve O'nun sonsuz affindan, merhametinden, iyiliginden bol bol yararlanacagi umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz hayirli olsun!
arkadaşlar mevlüt kandiliniz mübarek olsun rabbim dualarınızı kabul etsin kardeşlerim bu haftave herzaman bol bol peygamberimize (sav) efendimize bol bol salavat getirelimve onun hürmetine rabbim dualarımızı kabul etsın.allahım sen bütün dinkardeşlerimin arzuladıgı bütün hayırlı seylerı ver ve korktukları bütün kötü seylerden koru.rabbım sen bizlerin yardımcısı ol,bizleri sevdiklerimize kavuştur ve onlarla mutlu huzurlu bı sekılde yasamayı nasip et.arkadaşlar insallah bu günlerden hayırlı bı sekılde yararlanmayı rabbim nasip etsin .Rabbim M uhammed mustafanın hürmetıne günahlarımızı affetsın, islerimizi kolaylaştırsın,dualarımızı kabul etsınve yardımcımız olsun ve ona (sav9 efendimize layık bı ümmet olmayı nasip etsin. allah yar ve yardımcınız ve yardımcım olsun. allaha emanet olun kardeşlerim
Allah razı olsun canım seninde mevlid kandilin mübarek olsun...
ve tüm board üyelerinin mevlid kandili mübarek olsun....
Rabbim tüm dualarımızı kabul eylesin....
tüm günahlarımızı bağışlasın inşallah...