Bugün 18 Mart

Son güncelleme: 12.05.2010 04:57

  • noimage



    Bugün çok erken kalkmıştık
    Traş olduk. Mataralarımızdan birer yudum su içip, toprakla teyemmüm ettik
    Siperlerimiz ölüme beş dakikalık mesafedeydi Huşu ile sabah namazını kıldık. Siperlerimizin kenarlarında bulduğumuz çiçekleri sol yakalarımıza taktık
    Bugün düğün günümüzdü. Gelinliklerimizi giyindik. Süslendik. Bayrağımız nazlı nazlı dalgalanıyordu. Sanki bize; "Bana kan lazım" diyordu.
    Derken kumandanın emri okunmaya başlandı.... ""EY YİĞİTLERİM, KAHRAMAN ECDADIMIN EVLATLARI, YÜCE TÜRK MİLLETİNİN ALPERENLERİ, OĞUZ ATAMIZIN BIRAKTIĞI MİRASA CANIYLA KANIYLA SAHİP ÇIKAN CİVANMERTLER, EY MEHMETLER...

    YÜREĞİNİZDE SÖNMEYEN MEŞALE OLAN "VATAN SEVDASIYLA" HAK PEYGAMBERE LAYIK OLMAK İÇİN BURAYA GELDİNİZ... TÜRK DÜŞMANLARINA HADDİNİ BİLDİRME GÜNÜ İŞTE BUGÜNDÜR... ANALARINIZ; SİZLERİ KINALAYIP YOLLAMIŞTI... HAZRETİ İBRAHİM'DE OĞLU İSMAİL'İ MEVLAYA TESLİM ETMEYE GÖTÜRÜRKEN ANASI KINALAMIŞTI... ALLAH YOLUNDA VATAN UĞRUNA KURBAN OLMAYA HAZIR MISINIZ?""
    Hep bir ağızdan: "ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER LA İLAHE İLLAHU ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER VELİLLAH İL HAMD" Sesleri ile Çanakkale "Vatan Vatan" diye şahlanıyordu.

    Kumandan emri okunmaya devam ediyordu;
    "YARIN SİZİN YÜREKLERİNİZDEDİR... YARIN SİZİ RAHMETLE, MİNNETLE, ŞÜKRANLA ANACAKTIR; BU MEMLEKETİN ÖZ VE HAS EVLATLARI.... SİZİ UNUTANLARI; SİZİN MÜBAREK KANLARINIZ BOĞACAKTIR.... YARINLARA MUTLAKA MUTLAKA TÜRK GÜNEŞİ DOĞACAKTIR.."
    Hep biz ağızdan: "ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNA MUHAMMEDİ'NİN NEYBİY ÜL ÜN BİYÜL VE ALÂ ALİHİ VE SAHBİHİ VE SELLİM" Nidası yükseliyordu; siperlerden...
    Süngülerimizi kuşandık... Musaflarımızı çıkardık. Allah'ın Ayetini okuduk. Manevi iklimi ruhumuza dokuduk. İlk harekât başladı; "Allah Allah" sesleri Boğazın hırçın dalgalarında yankılanıyordu...
    İlk gidenlerin adından; musaflarımızı açıyoruz. Ayetlerimizi okuyorduk. Hemen ardından "Allah Allah" diyerek; vatana kurban oluyorduk....
    Bölük bölük, dalga dalga ölümlere koşuyorduk. Bedrin Arslanlarıyla coşuyorduk....

    BİZ KAYSERİ LİSESİ ÖĞRENCİLERİ....
    BİZ GALATASARAY LİSESİ ÖĞRENCİLERİ...
    BİZ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ....
    BİZ BALIKESİR GÖNÜLLÜLERİ...

    noimage

    Bugün 18 Mart;
    Sol yanımız vatan diyor.... Anamız da vatan demişti... Anamız bizi yollarken; "Unutma yavrum, kınalı kuzum, unutma evladım, duyduk ki; düşman Çanakkale'yi geçmek istemiş.... Senin anan benim... Babandan başka el elime değmedi Babanın elinden başka el, saçımın teline değmedi....
    Biz sizi bağrımıza gömdük.... Biz sizi nurlu diyarlarda Hazreti Hamza ile gördük.... Gün eğleşme günü değil,,, Biz vatana destan olasınız diye sizi yolluyoruz... Gururumuz olun... Hak Peygambere lâyık olun... Mabedinizi kanlarınızla koruyun" demişti....
    Yavuklumuzun verdiği mendili çıkarıp, siperlerimizin kenarından kopararak sinemize taktığımız gülü sardık...
    Ve; Sıra bize gelince; Vira bismillahlarla ayağa kalkıp, siperlerden Şahadete koştuk....
    Süngü şakırtıları... Etlerimize süngü girişleri ile "hışşşş" sesleri.... "Eşhedü Enla İlahe İllallah Ve Eşhedü.........." Seslerimize karışıyor... Sırasını bekliyenler... "Vatan sağolsun" diyordu... Onlarda ardımızdan yürüyordu...
    Bitmiyordu düşman,
    Vuruldukça çoğalıyordu TÜRK
    Gün öğlen olmuş.... Kopan kollar, bacaklar, siperler kan gölüydü....
    ÇANAKKALE'DE VATAN YAZILIYORDU...
    Siperlerden;
    EZANLAR OKUNUYOR...EZANIN MANEVİ HAVASIYLA YÜREKLERİMİZE İLAHİ BİR KUDRET DOKUNUYORDU....
    Mataralarımızdan iki yudum su içtik. Teyemmümle abdest tazeledik...
    Bulunduğumuz siperde gönlümüzü Kâbe'ye çevirdik...
    Huşu içinde Kâbe'ye gidip geldik.... Huşu içinde Resulü Zişan Hazretlerinden yardım istedik.... "YA MUHAMMED HAÇLI AZDI, HAÇLI MÜSLÜMAN KANI İÇİYOR. ÖVDÜĞÜN FATİH'İN EMANETİ OLAN İSTANBUL'A GÖZ DİKMİŞ, ÇANAKKALE'Yİ GEÇECEĞİM DİYOR... BİZ "HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN" HADİSİ ŞERİFİNE RİAYET EDİP SET VURDUK.... GEÇİT VERMİYORUZ.... BİZE DERMAN VERMESİ İÇİN DUALARINA, SANA MUHTACIZ YA MUHAMMED" ... DEDİK....
    BİLİNMEYEN SIRLAR ALEMİ... BULUT OLUP İNİYOR.... DÜŞMAN ASKERİNİN ÜSTÜNÜ KAPLIYOR... SONRA ONLARI ALIP BAŞKA ALEMLERE GÖTÜRÜYORDU....
    SATUK BUĞRA... GÜNDÜZ ALP... EYÜP SULTAN...ULUBATLI... OSMAN BEY.. ALPARSLAN... ERTUĞRUL GAZİ... ŞEYH EDEBALİ.... ANALAR ANASI HAYME ANA... YAVUZ SULTAN.. HAZRETİ FATİH AYAĞA KALKMIŞTI...
    HAZRETİ MUHAMMED ORADAYDI....

    noimage

    Bugün 18 Mart;
    Gün akşama varıyordu....
    Bütün haçlı bir olmuş inatla saldırıyordu....
    Haçlı Türk'ün iman gücünü anlamıyordu...
    Haçlı Türk'ü tanımıyordu...
    Türkün iman dolu sinesi.... Haçlıyı durduruyordu.... Düşman; Çanakkale'yi geçemiyordu....
    Bugün 18 Mart;
    Doksanbin vatan evladı.... Çanakkale sırtlarında... Kefensiz .....
    YAŞIMIZ 16- 20 .....
    SİZ GÜLESİNİZ... GÜLERKEN DE BİZİ BİLESİNİZ.... ARDIMIZDAN GELESİNİZ.... ÇANAKKALE'DE GEÇİLMEZ KALE OLASINIZ DİYE.... ÇANAKKALE'YE GELİRKEN DÖNMEYİ DÜŞÜNMEDİK...
    Kim ki; Bizim istirahat ettiğimiz toprakların üstünde domuz otlatırsa,
    Kemiklerimiz sağa sola uçuşurken.... Seyirlik edene de, Benim vatan olmuş ruhumun bir parçası toprağın üstünde iken, benim kemiklerim toprağın üstünde iken, göre göre benim vatan yaptığım bu toprakları gezen bedene de,,, Böylelerine hakkını helal edenede yazıklar olsun...
    Benim kanlarım onlara haram olsun...

    ÖZ VE HAS VATAN EVLATLARI DÜNÜNE LAYIK OLSUN...
    DÜN VATAN OLANLARA
    BU GÜN FATİHA OKUSUN
    BU GÜN 18 MART.....


    noimage


    ONSEKİZ MART MEKTUBU

    ŞAHADET ŞERBETİNİ HAYAT DEYİP YUDUMLAYAN
    VATANIN ASIL SAHİBİ ŞEHİTLERİMİZİN MAKAMLARI NURDUR...

    ALLAH (C.C); BİZLERİ YOLLARINDAN GİDENLERDEN VE ŞEFAATLERİNE LAYIK OLANLARDAN EYLESİN...

    TÜRK SİLAAHLI KUVVETLERİNEVE YÜCE TÜRK MİLLETİNE SAYGILARIMLA...

    ŞEHİTLERİMİZE VE BÜTÜN GEÇMİŞLERİMİZE FATİHA...

    ARZ EDERİM...

    Alnımızdan vurulup, toprağımıza dolduk
    Ömrümüz nisandayken; hazanı, kışı bulduk
    Güller yeşersin diye, ay yıldız için solduk.

    Cennet bahçelerinde, Zümrütlere dal olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    Conkbayır'ı coşmuştu, kanımız oluk oluk
    Gelibolu sırtları, Mehmetçikle bir soluk
    Ölümlerle çağladık, yan yana, bölük bölük.

    Miraç"tan yeryüzüne, sicim sicim sel olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    Berat şahlanışında, mucizeleri gördük
    Namert geçmesin diye; canımızdan set ördük
    Muhammed aşkı ile; küffar defteri dürdük.

    "Şehitler Ölmez." Diyen; Cebrail"e dil olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    Süngümüzle, dipçikle; mermilerini yorduk
    Vira Bismillahlarla, Hak için düşman vurduk
    İmanlı yumruklarla, haçlıdan hesap sorduk.

    Yaratan"a şükredip; liyakatlı kul olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    Çanakkale"yi geçip, İstanbul diyemedi
    Mihrabımın süsüne, elini değemedi
    Vallahi Yiğit Türk"ün; başını eğemedi,

    Sancağı bırakmayan, Şühedada el olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    Sanmayın ki ölüyüm; sizlere emanetim
    Asıl emanetimiz; kalmasın öksüz, yetim
    Şehidim ben şehidim; sararmaz benzim, betim.

    Makam-ı Nur Mekân"da; şefaate bal olduk
    BİZ ONSEKİZ MART GÜNÜ; BAYRAKTAKİ AL OLDUK...

    KADİR DURAK

    noimage


#17.03.2010 21:09 0 0 0
  • noimage

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
    Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
    Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
    Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
    Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

    MEHMET AKİF ERSOY
#17.03.2010 21:23 0 0 0
  • noimage

    [size='4']Çanakkale Zaferi'nin 95. yılı kutlu olsun
#17.03.2010 21:32 0 0 0
  • SAYIN GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ'UN
    ŞEHİTLER GÜNÜ MESAJI

    noimage

    ( 18 Mart 2010 )

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Değerli Mensupları,

    Türk vatanının ve milletinin ebedî varlığı ile devletimizin bölünmez bütünlüğü uğruna gözlerini kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, Çanakkale Zaferi'nin 95'inci yıl dönümünde bir kez daha rahmetle anıyoruz.

    Tarihte eşine az rastlanır çok uluslu bir güce, kanı ve canı pahasına dur diyen ve tüm dünyaya "Çanakkale geçilmez" dedirten Mehmetçiğin Çanakkale'de kazandığı zafer, vatan söz konusu olduğunda neleri göze alabileceğinin en belirgin örneğidir. Mehmetçik, vatan ve namus vazifesi olarak giriştiği mücadelelerde "şehitlik askerin son rütbesidir" anlayışıyla hareket ederek eşsiz fedakârlıklarla kazandığı zaferle yeni zaferlerin kapısını aralamış, bu kapıdan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolu Mustafa Kemal'in önderliğinde aşan yüce ulusumuz Cumhuriyet çatısı altında millî birliğini güvence altına almıştır.

    Değerli Silah Arkadaşlarım,

    Her karış toprağının diyeti kanla ödenen vatan toprağını paha biçilmez kılan şehitlerimizdir. Onlar aynı zamanda ulus olarak var oluşumuzun, birlik ve beraberliğimizin ve vatan sevgimizin de ölümsüz kahramanlarıdır. Bu bilinç ve Çanakkale Zaferi'ni kazandıran yüksek ruhla hareket eden Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihten gelen sorumluluk duygusu, iyi eğitimli personeli ve güçlü yapısıyla, daha güçlü bir Türkiye için ulusunun hizmetinde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu uğurda, gerektiğinde canını feda etmekten çekinmeyen mensuplarıyla Silahlı Kuvvetlerimiz, şehitlerinin değerini ve ulusu için taşıdığı anlamı bilerek onlara sahip çıkmayı, bir şükran borcu olarak kabul etmektedir.

    18 Mart Şehitler Günü münasebetiyle, bizlere bu güzel yurdu emanet eden Cumhuriyetimizin kurucusu Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin muhafazası için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi saygıyla anar, yüce ulusumuza şükranlarımı sunarım.
#17.03.2010 22:02 0 0 0
  • noimage

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
    O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
    Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
    Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

    Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
    Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

    Mehmet Akif ERSOY

    noimage
#17.03.2010 22:13 0 0 0
  • noimage

    Çanakkale Zaferi'nin 95. yılı kutlu olsun
    şehitlerimizin ruhları şad olsun
#17.03.2010 22:29 0 0 0
  • 18 MART.. BUGÜNÜ UNUTMA EY MİLLETİM ..



    ( Mustafa Kemal Atatürk anlatıyor )



    10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarımı çağırdım.
    Mutlaka düşmanı mağlup edeceğimize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 - 30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30'da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu.
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    Aynı gün gece, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler.
    Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilemeyeceğini iyice anlamış oldular.

    ( Mustafa Kemal )




    noimage

#18.03.2010 06:49 0 0 0
  • noimage
#18.03.2010 06:54 0 0 0
  • noimage

    İlk Şehitler Anıtı:

    3 Kasım 1914 tarihinde Seddülbahir Kalesi'nin bombalanması sonucu şehit olan 5 subay 81 erin anısına inşa edilmiştir. İlk anıt bombalamanın arkasından yapılmış fakat 1915 yılındaki savaşlarda tamamen yok olmuştur. Bu bombardımanda şehit olanların parçalanmış cesetleri kalenin giriş kapısının önünde bulunan, beyaz duvarla çevrili bir havuzda gömülmüştür. Bu havuz, 1939 yılında yeniden düzenlenmiştir. Bu şehitliğin üst kısmında 1986 yılında, Çanakkale Savaşları'nda verdiğimiz ilk şehitler anısına "İlk Şehitler Anıtı" olarak adlandırılmış anıt inşa edilmiştir.
#18.03.2010 07:00 0 0 0
  • noimage

    VAR MISINIZ?

    Geceleri siperler bir başka alem olmaktadır. Asker birbirleriyle yarışmalar yapmakta, iddialara girmektedir. Tarihte hiçbir milletin evlatlarının girmeye cesaret etmeyi düşünemeyeceği bu iddialar, sabah yapılacak muharebede kim daha önce şehit olacağı üzerine idi. Kimin kazanacağı ancak Allah'ın huzuruna varıldığında öğrenilecekti. Gerçeği ancak O bilirdi. O'nun huzuruna şehit olarak varmak ne büyük lütuf, ne büyük devlettir...
    Bazen yarışmalar gece baskınları, gece keşifleri için gönüllü seçiminde olurdu. Kim düşmandan esir getirecektir?... Kim gündüz ölüm saçan makinalı tüfeği alıp getirecektir? Kim makinalı tüfek ateşi altında ilerleyip inlemeleri duyulan yaralılara su götürecek ya da yaralıları getirecektir... İddiaların bir kısmında bunlar içindir.
    Bazen su götüren, ölmek üzere olan yaralı bir düşman neferidir; O da ana baba evladıdır.. O da delikanlıdır. Yazın sıcağında inleyen bir yaralı susuz bırakılır mı hiç?... Susuzluktan kavrulmuş dudaklara döken eller artık düşman değil, dost ellerdir.
    Söylediklerine göre ertesi gün şehit olacaklar adeta akşamdan belli olurmuş. Şehit olacakları, daha başka bir neş'e, bir sevinç sararmı. Tarif edilmeyecek zevk içinde olurlar, gülüşenler, şakalaşırlarmış... Ne korku, ne ürkeklik.. Gerçekten de hücum zamanı yaklaştığında, büyük bir aşkla siperde kelime-i şehadet getirerek, "salaten tüncina" okuyarak hücum için sıranın kendilerine gelmesini beklerlerdi.
    "HÜcum...!" emri verildiği anda "huylanmış aslanlar" gibi fırlayarak "ölüme susamışçasına" döğüşmeğe koyulurlardı.
    Bir muharebe anında yaralarından kanlar damlayarak hücum eden bir binbaşının kucağına, hemen önünde koşan gencecik bir teğmen vurularak düşer. Binbaşı, başını dizine yatırdığı şehit teğmenin ağlıyarak gözlerinden öperken;
    -"Yavrum.. Evladım.. Rütbece ben senin önündeydim. Niçin şehitlik sırasını benden önce kaptın?..
    diyerek, biraz sonra o da şehit olmaya koşuyordu..
    İşin sırrı...
    ONLAR'IN NASIL ŞEHİT OLDUĞUNU BİLMEKTE DEĞİL, ONLAR'IN NASIL YAŞADIĞINI ANLAMAKTA VE YAŞAMAKTA..


    VAR MISINIZ?
#18.03.2010 07:02 0 0 0
  • noimage

    Bu özel günde bu güzel vatan için hiç düşünmeden canlarını feda eden şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum..


    Türk oğluyuz, kolumuz bükülmez,
    Kıyılarımızda düşman gemisinden inilmez,
    Düşmanın hepsi tepelenmeden cenk meydanından gidilmez,
    Dünya bilsin artık: Çanakkale Geçilmez

    Ta Oğuz Ata'dan gelir kutlu soyumuz,
    En büyük, en ulu, en soylu budunuz,
    Kılıç şakırtıları işitildi mi kendimizden geçeriz,
    Biz de bayrak bir kere asıldı mı asla inmez,
    Ve de Çanakkale Geçilmez

    Kırk düşmana bir yiğit gideriz,
    Düşmanın cümlesiyle on kişi baş ederiz,
    Dünya cihan ordusu gelse "Ya Allah" der ezeriz,
    Bizde, savaşta yar, ana, bacı, sıla göze görünmez,
    İspatıdır 18 Mart: Çanakkale Geçilmez!

    Ne moskof, ne çin, ne yunan,
    Savaş meydanında akar damarımızdaki son kan,
    Sabah ağarmaya başladı mı tan,
    Alırız pusatları, şahlandırırız atları,
    Çakallar görünce deli bozkurtu korkusunu gizleyemez,
    Türk'ün damgasıdır bu: Çanakkale Geçilmez!

    Sipahiler hücuma geçer vatan düşmanlarına,
    Kılıçlar dar gelir artık kınlarına,
    Cennete varır yiğitler al kanlarıyla,
    O kanlarla yazarlar vatan toprağına:
    "Anlayın İngiliz dölleri, Çanakkale Geçilmez!"

    Kür Şad misali cesaret timsaliyiz,
    Atalarımızdan kalan celadetin bekçisiyiz,
    Vururuz, vuruluruz, şehit düşer ölmeyiz,
    Çanakkale'ye oluk oluk kan veririz,
    Bu kanlarımızda yüzülmez,
    Çanakkale Geçilmez!

    Türk'tür soyumuz, bize kefen biçilmez,
    Çanakkale'ye gelen düşman, yurduna sağ dönemez,
    Türk olmayanlar bu maneviyatı bilemez,
    Tanrı'nın bahşettiği bir üstünlük bize,
    Türk'ün gücü tükenmez,
    Çanakkale Geçilmez


    Çanakkale Geçilmez(Sadi Saçak)

#18.03.2010 08:04 0 0 0
  • noimage
    Türk'ün başı diktir,asla öne eğilmez.
    İmanı kavidir,bileği hiç bükülmez.
    Dünya tarihine kazılmıştır,silinmez.
    Mehmetçikler ölümsüzdür,
    "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ"

    Yüce bir onurdur Çanakkale'li olmak.
    Şehitlere rahmet,Mukaddestir bu toprak.
    Güzel doğasında,tertemiz havasında,
    Mutluluk kıvançtır.nefes alıp yaşamak.

    Gökyüzünden gece ve gündüz rahmet yağar.
    Düşman barınamaz,efsunludur bu diyar.
    Berrak,kıpır kıpır boğazın suları,
    Zafer türküleri söyler esen rüzgar.

    Seherde Ezan sesi,susuz ruhlara kaynak;
    Akşamın grup rengi,denizde bayrak bayrak.
    Dünya tarihine kazılmıştır silinmez,
    Mehmetçikler ölümsüzdür,
    "ÇANAKKALE GEÇİLMEZ"

    noimage
    noimage
    noimagenoimagenoimage
#18.03.2010 08:06 0 0 0
  • noimage

    Şükürki ve iyiki;
    Sadece martılar ve turnalar dolaşmıyor;
    Göğümün semalarında....
    Şükürki ve iyiki;
    Binlerce mübarek seyretmede ve korumada;
    Uğruna canını verdiği toprakları...
    Yoksa nice olurdu bu torunlarının ahvali..?
    Yoksa sanırlarmıki bu dirlik;
    Ben gibi şükürsüzlerin şansına sürmekte...?
    Neyseki ve iyiki;
    Aynalı çarşıda hala kınalı kuzulara;
    Yakılacak kına satılmakta;
    Ve henüz anaların sütü bozulmadı...
    Akşam olupta göğün kızılı;
    Hep iki sebeptendir diyorum..?
    Ya başını kaldırıpta bakan ben gibiler;
    Utanayım diye dedelerim kızgın bakmada semadan;
    Ki Bölünelim diye vermedik biz bu canı;
    Kİ BİZ DAHA ÖLMEDİK..!ŞEHİTLER ÖLMEZ....
    Ya örter diyorum kankızılı olup üzerini torunlarının;
    O en büyük bayrak olup,geceye uğurlayıp...
    Ki kalkınca sabahı daha net düşüne;
    Bu gidiş nereye...?
    Yan komşumun oğlu geldi dün askerden;
    Davullu zurnalı gitmişti askere;OMUZLARDA....
    Davul zurna yoktu ya;
    Yine OMUZLARDA geldi...
    Akşamki göğün kızılı bayrağa sarılı tabutla....
    Vuranmı..?
    Yok bu seferki YENİ ZELLANDA'dan değil...
    O'da ben müslümanım diyen biri...
    Bizim hepimizin olanı bölüşme kastında olan...
    Ve komşum oğlu da katıldı dedelerine;
    Göğümün semalarında aldı yerini;
    Ve ben her akşam bakınca akşamın kızılına;
    O bizden utanıyor diyeceğim;ben kendimden...
    Ve belkide utancımdan;
    Kalkmaz olurda başım göğe;
    Yerde bır yarık arar gözlerim;
    VE BEN İÇİNE GİRECEKLİ....


    18-03-2010..ozan..Alaattin Akan...
#18.03.2010 09:06 0 0 0
  • Sehitlerimizin ruhladi sad olsun ve zaferimizi kutluyorum. Bugun Cumhuriyetimize Atatürk ümüze laf uzatanlarin biraz tarih kitaplarini karistirmalarini tavsiye ederim. Bu vatan nasil alinmis bi okusunlar. Ne mutlu Türküm diyene.
#18.03.2010 11:30 0 0 0
  • noimage

    Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez

    Çanakkale Geçilmez!


    Çanakkale Şehitlerimiz Anısına

    18 Mart 1915'te düşmanın Büyük Taarruz'u sabah saat 11.00 de başladı. 18 büyük zırhlı, birçok muhrip ve denizaltı mevcut idi . Toplam 506 topa karşılık savunmada toplam 150 top vardı. Sonuç aynı gün 17:45 te alınmıştı. İki İngiliz, bir Fransız zırhlısı battı. Bir İngiliz, iki Fransız zırhlısı ağır yara aldı, üç gemi karaya oturdu. Kayıplarımız kırkdört şehit, yetmiş yaralı, sekiz top idi. Neticede, düşman boğazı denizden geçemeyeceğini anlamıştır. Avustralya'dan Kanada'ya kadar sömürgelerden toplanan askerler de savaşa sürülmüştür. Bu gruptan en savaşcı askerler: "Australia and New Zealand Army Corp.", "ANZAK" lardır. 25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı. Aynı anda Fransız birlikleri Kumkale'ye yanıltıcı küçük bir çıkarma yaptılarsa da tutunamadılar. Arıburnu'na çıkan ve Conkbayırı'na doğru ilerleyen İngiliz birliklerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen karşıladı. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca gögüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. 9 Ağustos ve 20 Ağustos'taki büyük saldırı ve geri püskürtülmeden sonra Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Kasım 1915'ten itibaren savaşı sona erdirmeye karar verdiler ve 9 Ocak 1916'da son düşman kuvvetleri de çekildi. Savaş boyunca 300.000 kadar İtilaf Devletlerinden, 250.000 kadar Türk askerinden kayıp oldu.

    noimage

    ve alttaki linkte ise o zamankı analarımız babalarımız nasıl hazırlanmıs ve düşmana nasıl korku salmıs onu izleyebilirsiniz

    http://www.geyikoloji.com/videolar/diger-videolar-8/canakkale-savasi-yayinlanmamis-1506.html
#18.03.2010 11:57 0 0 0
  • Zaferimiz kutlu, şehitlerimizin ruhlari şad olsun.

    Allaha inanarak, dinlerini ve milletlerini koruma aski icin yasayip sehit düsenlerin sayesinde bu günlere geldik.
    Inanci olmayanlar, vatan sevgisi olmayanlar bu vatani bölemeyecekler.
#18.03.2010 12:12 0 0 0

  • noimage

    noimage

    Çanakkale Destanı

    Çanakkale tarihim, Çanakkale destanım.
    Şehidimin türküsü, toprağım, suyum, kanım.
    Şüheda nefesiyle dirilen gülüm, canım...

    Çanakkale bir tarih, Çanakkale bir şandır,
    Tarihe altın mühür, muhteşem bir nişandır.


    Kayıt düştü tarihler: On Sekiz Mart gününü.
    Mehmetçiğin mermiye, ölüme güldüğünü.
    Gördü bütün bir dünya, inanmanın gücünü.

    Çanakkale bir tarih, Çanakkale bir şandır,
    Tarihe altın mühür, muhteşem bir nişandır.

    Çanakkale, ecdadın değerli hediyesi,
    Unutulmaz bir destan, şanlı bir zafer bestesi,
    "Çanakkale geçilmez!": gerçeğin ifadesi.

    Çanakkale bir tarih, Çanakkale bir şandır,
    Tarihe altın mühür, muhteşem bir nişandır.

    Ey bu cennet vatana kanıyla can verenler!
    Şehadet bahçesine bir gül gibi girenler!
    Size selâm ve dua, ölüp de ölmeyenler!

    Çanakkale bir tarih, Çanakkale bir şandır,
    Tarihe altın mühür, muhteşem bir nişandır.
    Rıfkı Kaymaz
#18.03.2010 13:21 0 0 0
  • Tüm Türkiye'nin zaferi kutlu ve bizim şerefli bir şekilde yazamamızı sağlayan tüm şehitlerimizin de ruhu şad olsun..
#18.03.2010 15:09 0 0 0
  • Bu Vatanı Bize Armagan eden
    Şahitlerimizi Rahmet ve Minnetle anıyoruz.
#18.03.2010 19:37 0 0 0