Çalışan bir annenin acı bir hikayesi

Son güncelleme: 10.03.2006 11:26

  • Mart ayi gelmisti ama kizim hala okumaya gecmemisti.
    Odevlerini
    yapmamak icin bir suru bahane buluyordu. Elimden geldigince
    ilgileniyor, calisma sevki kazanmasi icin cabaliyordum. Ancak hicbir
    gelisme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma ogrenmemeye calisiyor
    gibiydi. Ogretmenligin kazandirdigi butun deneyimlerimi kullaniyor,
    hicbirinin ise yaramadigini gordukce panigim artiyordu.

    Kizimdan bir yas kucuk oglum ve henuz yedi aylik bebegimden
    calabildigim her dakikayi kizima ayiriyor, ancak ogretmeniyle her
    konustugumda buyuk bir dus kirikligi ile eve donuyordum. 'Kizim acaba
    geri zekali mi' diye dusundugum oluyor, bu dusunceler yuzunden
    beynimin zonklamasini gecirmek icin iki, uc tane agri kesici almak
    zorunda kaliyordum.

    O soguk mart aksaminda, sonmeye yuz tutmus sobanin yaninda, kizima
    heceleri sokturebilmek icin ugrasirken, onun ilgisizligi kalan son
    sabrimi da tuketti. Aylarin birikimiy! le kizi mi omuzlarindan tutup,
    silktim ve minicik yanagina hatirladikca utandigim' bir tokat attim.
    Yanagi kipkirmizi oldu. Saskin ama kizgin bakti. Aglamamak icin minik
    dudaklarini surekli bukuyor, bakislari kalbimin otelerine dogru ok gibi
    ilerliyordu.

    Sessizligi bozan ben oldum.

    "Neden? Nazlihan neden? Nicin okumayi ogrenmek icin gayret
    gostermiyorsun? Sen aptal degilsin. Neden kendine aptalmissin gibi
    davranilmasina izin veriyorsun?"

    Bir an durdu, sonra sesinin butun yirticiligi ve kiniyle, "Cunku ben
    okumak istemiyorum" diye haykirdi. Kulaklarima inanamiyordum. Yuksek
    tahsil yapip, iyi bir gelecegi olacagini dusledim biricik kizim,
    benim, ben ogretmen Emine Ozgenc'in kizi "Okumak istemiyorum" diye
    bagiriyordu.

    Hayal kirikligi ve saskinlik icerisinde "Neden?" diye sorabildim.

    "Cunku ben senin gibi okuyup, ogretmen olup, cocuklarimi evde yalniz
    birakip ise gitmeyecegim, Calismayacagim, Ben ! sadece anne olacagim."

    Kizim konusmuyor, adeta beni tokatliyordu. Basim donuyor, gozum
    karariyor, bu sozlerin gercekten kizima mi ait oldugunu anlamaya
    calisiyordum. Evet bu sozleri bana yedi yasindaki kizim
    soyluyordu. "Insan simdi bayilmaz da ne zaman bayilir" di ye
    dusundum. Sanki, birden, gozlerimin onunde bir sinema perdesi acildi ve
    aci bir film oynamaya basladi. Yozgat'in Nohutlu Tepesi'nde, o her
    cikisimda hic bitmeyecegini dusundugum yokusun basindaki bir turlu
    isitamadigim evi hatirladim.

    12 Eylul sonrasi, esimin (bircok insana yapildigi gibi) hic
    anlayamadigim bir tarzda ve sebepsizce tutuklanip cezaevine
    goturulusu. Aylarca tutuklu oldugu halde mahkemenin bir turlu
    baslamayisi. Yillarca suren ve benim, esimin neden tutuklandigini beraat
    ettikten sonra bile anlamadigim mahkemeler. Bakamadigim icin dokuz aylik
    oglumu Samsun'a, anneme birakmam. Bakici ve anaokulu
    masraflarini karsilayama! digim icin, iki yasindaki kizimi her gun
    calistigim liseye goturusum. Yavrumun ogretmenler odasinda
    koltuklarda uyuyusu. Uykusunun en derin yerinde calan teneffus
    ziliyle yavrumun firlayip koltuklara oturusu. Sonra mudurun beni
    cagirip, "Bak Emine Hanim, biliyorum zor durumdasin ama seni goren herkes
    cocugunu okula getirmeye basladi. Burasi cocuk yuvasi degil ki. Bir daha
    kizini okula getirme" deyisi. O gunden sonra iki bucuk yasindaki kizimi o
    koskoca, o sopsoguk evde, yalniz basina birakip, donene kadar kizimi
    korumasi icin Allah'a yalvarislarim. Acikir ve susar diye etrafa
    biraktigim su bardaklari ve yiyecekler. Her aksam eve dondugumde yavrumu
    bir kosede battaniyenin altinda buzusmus
    bulusum.

    "Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum, agladim,
    agladim, yoruldum, sustum, sonra yine agladim" diyerek boynuma
    sarilisi. Bir film seridi gibi geciyordu gozlerimin onunden. Bir
    turlu filmin sonu gelmiyordu.

    Nisan sonlarina dogru bir ogle paydosunda eve gelmis ve zili calmak
    zorunda kalmistim.

    O sabah telasla cikarken anahtari evde unutmustum. Ama cok dert
    etmemistim. Nasilsa kizim evdeydi. Kapiyi acardi. Ama acmadi.
    Acmadigi gibi sesinin butun gucuyle "Anne" diyerek agliyordu. "Kizim, ben
    annenim, ac kapiyi" dedikce o "Hayir sen annem degilsin. Sen
    kurtsun. Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne soyledimse
    inandiramadim. Dinledigi bir masaldan etkilenmisti besbelli. Yavrum,
    minik yavrum korkuyor ve agliyordu. Yarim saat ugrasmis, ikna
    edememistim.

    Yapacagim tek sey vardi. Bir sekilde iceri girmek. Ama nasil? Kapiyi
    kiracak gucum yoktu. Nohutlu Tepesi'nde cilingir ne gezerdi. Icerde
    yavrum feryat figan agliyordu. Neden sonra alt kata inmeyi dusundum.
    Kapiyi acan komsuma bir yandan olaylari anlatiyor, bir yandan balkona
    dogru kosuyordum. Bir sandalye bulup balkona yerlestirdim ve ust
    kattaki evimin balkonuna ulastim. Ben, 153 santimlik ufak tefek
    kadin, bir sandalye yardimiyla nasil olup uc metrelik tirmanisi
    gerceklestirerek, ucuncu kattaki evimin balkonuna ulastim. Hala
    anlamis degilim. Sanki gorunmeyen bir el beni yukari cekti. Balkonun
    kapisi pek saglam olmadigindan, kilidi kolayca acip iceri kostum. Kizim
    kapinin dibine oturmus, basini bacaklarinin arasina sikistirmis
    agliyordu. Sarildim, sarildim, sarildim... Goz yaslarim onunkiyle
    karisti. Koynuma buzuldu. Sadece "Annem, annecigim, kurt beni
    yiyecekti" diyebiliyordu. O gun ogleden sonraki ilk dersimi kacirdim.
    Mudurun ikazina ragmen kizimi sinifima goturdum. Once mudur muavini,
    sonra mudur tarafindan azarlandim ama hic cevap vermedim. Sadece goz
    pinarlarimda iki damla yas belirdi. Ve o yaslar mudurun birden susup ozur
    dilemesine sebep oldu.

    Evet bu aci film bitecek gibi degil. Kizimin sesiyle irkildim.
    "Ben okumayacagim. Anne olacagim diye feryat ediyordu. Feryat etmiyor
    sanki beni tokatliyordu. Ona iyi bir anne olamadigimi ve bundan
    duydugu rahatsizligi bu sozlerle haykiriyordu yuzume. Hayatimin
    hicbir aninda boylesine bir aci yasamamistim. Hicbir soz yuregimi ve
    bellegimi boylesine hirpalamamisti.

    Kizimin kestane rengi saclarini oksadim. Tokadimla kizaran yanagini
    optum. Basini gogsume bastirdim. Onun hafizasinda yer eden butun
    acilari silmek istiyordum. En dogru, en egitici sozleri bulmaliydim. Ama
    nasil?.. Bu allak bullak beyinle nasil?

    Oglece ne kadar kaldik bilemiyorum. Bir ara konusacak gucu bulabildim.

    "Kizim, her okuyan kadin calismak zorunda degildir. Sen iyi bir anne
    olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmani istiyorum. Ancak,
    okursan, bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Calismak zorunda
    degilsin ki. Sen de evde cocuklarina bakar, onlara okuma yazma
    ogretirsin" diye devam eden bircok ! cumle siraladim pes pese. Kizim ikna
    olmus gorunuyordu. Ertesi gun okuldan geldiginde onu masanin basinda Cin
    Ali kitabini okurken buldum. Kizim, okuyup yazmayi aylar once ogrenmis
    fakat israrla herkesten saklamisti.

    Ogretmeni saskindi. "Nasil olur da bir cocuk, bir gunde bu kadar
    ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabi oyle uzun ve
    anlasilmasi oyle guctu ki... O an susmak, en guzel cevapti cunku bu
    sorunun cevabini ancak ben ve Nazlihan anlayabilirdik.
    Simdi kizim, Gazi Universitesi'nde isletme okuyor. Anadilini cok iyi
    okuyup, yazdigi gibi iyi derecede Ingilizce de biliyor. En onemlisi bir
    kadinin hangi sartlarda olursa olsun calismasi ve ekonomik
    ozgurlugunu elde etmesi gerektigine inaniyor. En guzeli de her
    firsatta "Canim annem diye sarilip yanaklarimdan opuyor. Ben de onun,
    daha once "o utandigim tokatla" kizart tigim yanagindan opmeye ozen
    gosteriyorum.
    Emine Ozgenc
#09.03.2006 08:16 0 0 0
  • Vallah buna söyleyecek söz bulamiyorum Bu anneyi ben ayakta alkisliyorum
#09.03.2006 13:49 0 0 0
  • andromeda katılıyorum sana bu sadece alkışlanır...
#09.03.2006 21:56 0 0 0
  • dostum zaten yapilabilecek tek sey budur
#10.03.2006 07:08 0 0 0
  • size katılıyorum arkadaşlar
#10.03.2006 11:10 0 0 0
  • çocukların iç dünyası o kadar büyüktür ki bazen biz büyükler onları anlamakta zorlanırız yada anlamaya çalışmayız..ne güzel ki bu anne çocuğunun iç dünyasına ulaşabilmiş..çok güzel ve etkileyici bir hikayeydi sağol
#10.03.2006 11:26 0 0 0