Hadi hayallerini, düşündüğünü yaz
Umutlarını, sevdalarını, bilmediklerini
Kaç sevdiğin yar kim bilir, yalanda olsa
Hadi söyle, kimmiş sevdiğin, En Sevdiğini yaz
Sabırla yeşerttiğin gül şiirleri yaz
Sözcüklerin utandığı yerden devam et
Dinle, bak ne diyor kapısına secde ettiğin
Bırak ıslansın kirpiklerin, gözlerinle yaz
Geceler gündüzü kıskandırsın, hem oku hem yaz
Nasılda acı verici gün ışığındaki karanlık
Elbet bir gün kesilir dünyalık göbek bağın
Gecenin nurunda söyle, yazsın Rahman ve Rahim
Yokmuş kitaplarda aradığın, hadi sen yaz
Kalır alevler arasında kağıt ve kalem
Gönül hokkasına daldır alnını
O söylesin sen yaz, bir daha, bir daha yaz
Can yol arar tenden çıkışa
Darlandığında, yönün hep kaçışa
Ne ruhun huzurda, ne can burada
Lekeler düşmüş yüreğine, isyanlarda
Elinin tersiyle ittiğin kalabalıklarda
Yağmurlarda iliklerine kadar ıslandığında
Ve her şeyi boşverircesine ıskaladığında
Her nefeste aczin kalbine oturduğunda
Sigaranın dumanına dalıp gözlerin buğulandığında
Ve son bir nefes deyip savrulan dumanında
Geçmişi, geleceği çizip çizip ufka daldığında
Dualara kat halini, hatırında olan seni unutmadığında
Çok şükür kaybettiklerimle inşa ettim kendimi
Bulduklarımla yandım, bir ben bildim, bir O diri
Bir can pazarı ki, yangın yeri gönül dili
Bir sen, bir ben dedi edepsizin biri
Tende can, gönülde sızı olan, hep O idi
Her zerreyi ayet ayet yazan, Bir idi
Aşk olsun, sadece bir Ol idi
Bir sen, bir ben dedi edepsizin biri
Hüzüne ve kedere aşina idi
Kurumuş gönüllere sızan can idi
Olmasın sabahlar, böyle güzel idi
Bir sen, bir ben dedi edepsizin biri
Bir bilsen, daha neler, neler söyledi
Koca dağlar, dağlar eridi
Haşmetinden sinelerde can çekildi
Bir sen, bir ben dedi edepsizin biri
Sözler çekildi, Yar diye inledi
Hüzün ve keder, O' na aşk idi
Ah o gelişine can feda idi
Bir sen, bir dedi edepsizin biri
Bu millete uzanan kirli elleri
Kökten kurutur kudret eli
Cennet misali toprağımı sular şehidimin kanı
Yerde kalmaz Mehmed'imin al kanı, Allah bilir kıymetini
Sana ölü diyenin dili kurur Şehid'im
Diri sanılan ölüler makamına hayran Mehmed'im
Gül gonca hayallerini vatana feda eden Şehidim
Bakma öyle ardına emanetlerin bize emanet Mehmed'im
Mevla makamını yücelere çekmiş Şehid'im
Seni vatana, bizi sana hürmetkar kılmış Mehmed'im
Hangi soysuzun haddine diriye ölü demek Şehid'im
Vatanı vatan yapan kanını akıtanlardır Mehmed'im
Tertemiz kanına kafir postalı değemez Şehid'im
Can verdiğin vatan kimseye verilemez Mehmed'im
Çakal sürüsüne merhamet edilmez Şehidim'im
Vatanıma göz dikene göğsünü siper eden Mehmed'im
Her yazı için kalem gerekmez üstadım
Düştüğü taşı bile deler sular zamanla adamım
Fısıldarlar gönlüne aşkın çaresizliğini garibim
Gözyaşların yazar kalbine , hem deler geçer ihvanım
Hangi terazi tartar latif suyun ağırlığını ey gözü yaşlım
Sahibi yok, boşa mı akar çağlayanlar, ah şaşırmışım
Kim iter, kim çeker çağlayıp taşanları ey gamlı başım
Sahib-i Ekber yazar aşkın alasını, ey gönlü yaralım
Ağlar nağmeler sessizce, ben ağlarım
Yareler gönül dağlar, ben çağlarım
Günahlar germiş yolumu, davetin beklerim
Ayrılığa hüküm giymiş aşığım, ben davetin beklerim
Hazandır yüreğim, hüzün katar ağlarım
Bir kaç sevap kırıntısı toplar gelirim
Yüzüm yoktur mahşere, Lebbeyk der gelirim
Ne edem gönül düşmüş derde, ben davetin beklerim
Işığa koşar aşıkların, ben yanarım
Melekler döner, kullar döner kabende, ben naçarım
Aşıklar düşer yollara, ben ayrılıktan bizarım
Gönlüm döner etrafında, ben davetin beklerim
Dilime ayaz vurdu, sukut ile söylerim
Bir sela ile gitmeden, gelmek isterim
Bir Lebbeyk'te ben demek arzu ederim
Hep yollara bakar oldum, ben davetin beklerim
Malumundur bu ben, bende gibi gelirim
Sen yaktın ateşi, sevdayı, haber beklerim
Gönül ocağı harlandı, bir damla rahmet dilerim
Sen'den başkasını istemem, ben davetin beklerim
Hangi yüzle deme Ya Rab, ben ne ederim
Karanlıklarda boğuldum Ya Hak, nuruna koşarım
Ettim sayısız kusur, isyan amma, rahmetini umarım
Islanayım rahmet denizinde Ya Rahman, ben davetin beklerim
Ismail abim masallah hep ayni hizdasin, ayni hazdasin ve ayni yakarislardasin. Ilk gunku gibi, bitmeyen bir arzuyla kavusma hissi. Insallah bizlerede nasip olur bir sebebin, bir cumlen.
Hele biraz dur bakalim neler oluyor davet falan. O bilmez mi ki senin bizlere lazim oldugunu?
Bir kaç damlaydı görünen, okyanuslara karışan, gecenin karanlığına, saflığına karışan çığlıklar gibiydi.Her şeyi kuşattığında gece, rahmetle çepe çevre kuşatılmışlığın huzuruydu oysa, okyanuslara karışan, küçücük görülen bir kaç damla...
Hüküm verilmiş, gidilecek yer belli
Sürüne sürüne mi gitmek istersin
Unutmadan ahdini kul gibi mi dersin
Sahibin belli, halin belli, sen ne edersin
Azı beğenmez, çoğu görünce azarsın
Bir tek nefesin hesabını veremezsin
Daha yok mu der, doymazsın
Söyle bana sen kaç para edersin
Neyle geldin derler, cevap veremezsin
Şahidin kendinsin, hala şahit ararsın
Adalet dersin, lutfunu umamazsın
Lutfu sonsuz der, gevşedikçe gevşersin
Verdiklerine hep benim dersin
Sen bile senin değilsin amma, ahmaklık edersin
Yolun Hak'ka doğru çizilmişken sözünden cayarsın
Üç güne aldanıp, ,bilmem kimlerin peşine düşersin
Vakit varken özür dilekçesi yazmazsın
Süren doldu der sonra bekçi, kalakalırsın
Niyetine göredir amelin, imansız amel neylesin
Ettiğini bulursun, Rabbine ne diyesin...
Sensin var olan ezelden
Belki bir zerreden zerre ben
Çepeçevre kuşatılan ben
Rahmetle kuşatan Sen
Bilmem ki neyin pazarlığındayım ben
Veren Sen
Muhtaç iken ben
İstemeye gerek bırakmayan Sen
Yok bile değilken ben
Ezel ve Ahirde var olan Sen
Bilmezken varlığımı, bilip var eden
Her sırra vakıf olan Sen
İsmin yanına En Sevgili'yi yazan Sen
Tutunamayıp düşen ben
Veren Sen, alan Sen
Neyin pazarlığındayım bilmem ki ben
Yürüyen ölüler dağda, ovada, kalpte yoksan Sen
Selası çoktan okunmuş haberi yok halinden
Üç beş gün ayağına takılmış, ne çıkar varken Sen
Dilde Sen, kalpte Sen, istemez kimse varken Sen