Dün gece yine sensizliğe ağlayıp sensizliğe içtim...Biraz olsun aklımdan çıkarsın belki diye ama her yudumda sen aktın içime yine..Sen sıcacık yatağında uyurken, rüzgarlar çarpıyordu benim yüreğime..Kurutmuyordu gözyaşlarımı bile, yüreğim ne ki!Gitmeme o kadar az zaman kaldı ki içim titriyor düşündükçeSenin olmadığın bir şehir, nefes almadığın, yollarında yürümediğin, havasını solumadığınKöşeyi dönünce karşıma sen çıkarsın belki diye beklemeyeceğim artık..Olmıcaksın çünkü orda! Ben herkesi sana benzeticem yine, arkalarından sen diye koşucam, yaklaştığımda gözlerim yanıcak yine diz çöküp kalıcam orada, dizlerim değil yüreğim kanıcak yine..

Kendimi tanıyamıyorum artık..Aynaya bakmaya korkar oldum..Bu gözler benim olamaz, kan içindeBen ağlamayı sevmezdim ki...Bu beden de benim değil, ben böyle sarhoş, deli divane dolaşmazdım ortalardaO yüzden kaçıyorum artık kendimi görmekten, bir yumruk indirmek istiyorum, parçalanmak, kan içinde kalmak belki de ama sen bakıyorsun her seferinde oradan gözümün içine..YapamıyorumKendi kendime acıyıp, yatağıma gidiyorum yine, yapabileceğim tek şeyi yapıyorumBeni tek anlayan yastığım..Ona sarılıyorum, ona akıtıyorum gözyaşlarımı..
Niçin dedin, neden dedin bilmiyorum ama o dudaklarının arasından çıktı bir kere..."Gitme" dedinKapkaranlık dünyama bir ışık yandı sanki bir yerlerde, yağmurlar başladı sağanak sağanak gönlümeMeğer ne kadar susuz kalmış, meğer ne kadar muhtaçmış bir kelimeneBirden gülümseyebildiğimi hatırladım onca zaman sonra, gözyaşlarımdan özür dilemedenSanki hücrelerimde dolaşıyordu sesin, bedenime yayılıyordu, her yağmur damlası alev almış ölmek üzere olan duygularımı söndürüyordu..
"Bir sevmek bin defa ölmek demekmiş.."
Kulaklarımda bir uğultu belirdi birden..! Sitemle, öfkeyle, deli dolu bir sesle sarsıldı ruhum Çok uzaktan, çok derinden geliyordu sanki, o sesten başkasını duyamadım bir an, her yanımı kapladı Bütün ışıklar söndü sanki"Yeter demiştim sana" dedi. "Misafir kabul etmiyorum artık, çok acıdı canım, çok kanattılar, çevirdikleri enkaza bakmadan dönüp gittiler sırtlarını" Susmadan devam ediyordu, tıpkı son nefesini vermek üzere olan bir hasta gibi Eğer konuşamasa yarım kalacaktı her şey ve bir daha asla tamamlanamayacaktı o cümlelerini Gözlerimden yaşlar akmaya başladı birden Bir cevap bekliyordu, bir açıklama.. "Beni bu kadar acıtmaya, bu kadar parçalamaya ne hakkın var" dedi.. " Ne hakkın var her seferinde biraz daha eksiltmeye, yıkıp dökmeye" Artık tanımıştım onu Ses tonundan değil .Öfkesinden, acısından, feryadından !... Akan gözyaşlarımı sildim önce... Sonra kalkıp aynaya baktım usulca, artık bana ait olmayan gözlerime, dudaklarıma, yüzüme... Ve son olarak "ONA" Ona değdi gözlerim. YÜREĞİMDİ konuşan, haykıran, hesap soran işte Fazlasıyla hakkı vardı buna zaten, biliyordu o da... Yıllar öncesini hatırlattı birden.. Söz verdirtmişti banaDaha minicikken vurmuşlardı, yıkıp, dağıtıp, savurmuşlardı ne varsaKalan iki üç parça külle haykırmıştı o zaman bana tıpkı şu anki sesiyle.."Kapat kapılarımı artık, kilitle kilitleyebildiğin kadar, ve anahtarını öyle bir yere sakla ki sen bile girme, sen bile kırma, sen bile yok etme artık kalanları!" Dedi.. "Misafir diye alma kimseyi içeri!" Haklıydı galiba Herkesten önce ben saplamıştım bıçağı ona, belki kimse zarar veremezdi istemeseydim ben, hiçbir misafir Önce ben yaktım sonra gelenler savurdu külleriSöz vermiştim yıllar önce bunu hatırlattı bu ses şimdi..İlk defa bir emri dinleyip kapatmıştım tüm kapılarını yüreğimin..Ben bile bilmiyordum artık nerede olduğunu anahtarının..Belki bir çöl kenarındaydı belki de uçsuz bucaksız bir denizin derinliklerinde Özür dilerim ruhum, özür dilerim yüreğim Ama ben seni dinledim hem de yıllarca dinledim..Şimdi içeri giren, anahtarı bulan bir misafir değil Artık sen sahibini buldun ya da o seni Ne fark eder Ben söz vermeyi çoktan bıraktım artık Yaralamayacak ya da ben buna izin vermeyeceğim diyemem sana... Kalıcı olmayanın acısı da kalıcı olmaz... Bir deli rüzgar çıkar alır götürür geride kalanları ve sonra yine doğar güneş Bak toparlamışsın kendini işte o kadar parçalanmana rağmen sen de.. Ama bu sefer gerçekten özür dilerim YÜREĞİM! Hazırla sen de kendini parçalanmaya, yok olmalara, artık küllerinin bile kalmamasına! Tıpkı bedenim gibi sen de alıştır kendini Çünkü bu sefer ne gelen misafir ne de gidecek olan El değiştiriyorsun artık yüreğim, bana ait değilsin, bunlar son sözlerim sana, belki de son haykırışlarım
Hani derler ya "burnumda tütüyor" diye Ne kadar da anlamlı geliyor şimdi kulaklarıma bu deyiş.. O kadar özlemişim, o kadar her yanıma yayılmışsın ki uzaklaştıkça benden. Her gittiğin adımda bana esmiş sanki yüreğinin rüzgarları Gülüşün aklıma kazınmış, baktığım yerleri kaplıyor bir sis gibi, önümü göremiyorum
Bugün fark ettim uzun olmuş yazmayalı senli cümleleri. Birikmiş içimde yine tonlarcası, sen kokan virane kelimeler, içine seni sığdıramadığım Aklımı kaybetmişim, ruhum hiç bende olmamış, yüreğim zaten sende... Elimde çok az şey kalmış benim olan Yetinmeyi bilmeli diyorum yine de. Sensizliğin içinde bile "sen" varsın baksana, o kadar yalnız sayılmam bu yüzden, o kadar da yoksul sayılmam.. Sadece yanımda değilsin, bir kelimenin içine sığdırmaya çalıştığım acılarım var Kimsenin göremediği, anlayamadığı paramparça duygularım
Her şeyinle gitmiştin benden, kalbimden söküp almıştın ne bıraktıysan emanetÇok zordu ilk zamanlar, kendi kendimi aldatışlarım, kendimden kaçışım, kokundan uzak oluşum evetAma gittikçe inanmaya başlamıştım, yavaş yavaş kurtuluyordu kanım bu zehirdenYazmayı bile bırakmıştım, seni hatırlatan her şeye ama her şeye kapatmıştım yüreğimi, kırmıştım kalemimi.. Yavaşça kalkıp aynaya baktım.. "Yeter" dedim..Bu kadar acı yeter.. Sonu yoktu çünkü... Ve ben mazoşist olduğumu düşünmeye başlasam da artık, değildim, gülmek istiyordum, eskisi gibi olmak, karanlıkta bile ışık aramak... Her daim somurtan, karamsar bir benden kendim bile nefret etmişken başkalarının acıyarak bakması koymuyordu bileAyağa kalktım sonra..İlk defa bu kadar güçlü hissettim kendimi..Yalanlar söyledim.Buna ihtiyacım vardı çünkü..Ona değmez dedim..Değen bir insan bu kadar yaralayamazdı çünkü. Bu kadar kanatamazdı...Yarattığı şaheseri gururla izleyemezdi
GidişLere ve gidenLere dair sözLer okurdun hep , gidenLere dair yazıLar.."birgün bana böyle yazılar yazdırmazsin umarım yada yazmassın" derdin.. yazmayacağım derdim.. yazdırmayacağım.Hiçbir sözüme inanmadığın gibi bunada inanmazdın bilirim, ve ben sana ilk ve son yaLanımı o zaman söyLemişim.. AnLadım. iyi dinLe , bu gidi$ benim gidi$im.. bu sözLer benim sözLerim.. iyi dinLe ..