Anlattıkça Kış Vuruyor Satırlarıma

Son güncelleme: 02.06.2011 21:11
  • noimage
#02.12.2010 12:58 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 12:59 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:00 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:03 0 0 0
  • Saklıyorum adını canımın parmak uçlarında
    sana şiirler yazdığımı kimse bilmeyecek
    arsız gidişinde...

    Hiç anlatmadım sana
    yalpalayan dizelerde körelttiğim yağmurları
    rengi solmuş palyaçonun ruhunu araladığımda
    gördüğüm cinayet sahnelerini
    ve rotası şaşmış bir geminin
    izi bulunsun diye ardında bıraktığı ekmek kırıntılarını

    Sahi bana biraz yağmur versene !

    Sen hiç bilmedin
    söylediğim sözcükler birbirini yuttuğunda
    kelimesizdi tüm cümlelerim
    ve acıkmışken şiirler sana yazılmaya
    ben tiz çığlıklara aldırmayıp son bir nokta koymuştum
    cebimde belki lazım olur diye tuttuğum
    hiçbir virgülü yakıştıramadım adının ardına
    her satır bir mülteci şimdi toplama kampında
    seninle yamanmayı bekleyen...

    Sahi bana biraz sen versene !

    Sen hiç görmedin
    dudaklarını uzatmış bekleyen
    dört ayaklı ucube bir yalnızlığın cazibesine kapılmış
    gidiyordun
    içimin rutubetinde can çekişirken duygularım
    şeytan uçurtmalar tutuyordu ellerim
    gözlerim lal olmuş beton bakışlarında
    yakıyordum katre katre tüm hayalleri...

    Sahi bana biraz düş versene !

    Sen hiç duymadın
    duvarlar arasına sıkışmış sesim koparken tırnaklarımdan
    üzerime basıp geçiyordun
    mor eldivenleri vardı gecenin
    müstakil bir kalbin ganimetini çalarken
    minörler soyunmuş
    4/4'lük ritimleri emziriyorlardi
    bense şarkılar yazıyordum
    boş bıraktığın salıncağın karşısında
    tüm şarkılar do majorler giyinmişti...

    Sahi bana biraz s/es versene !

    Sen hiç anlamadın
    korunaklı şiirler yazıyordum sana
    zırh olmuş geri dönüşünü kabullenemeyen
    tuvalin flu renginde sen dursanda
    hep bir muammaydı izdüşüm
    topallayan şiirler yere kapaklandığında
    icime ç/ekiyordum gözlerinin tarçın kokusunu...

    Sahi bana biraz şiir versene !

    Sana hiç sen dememeliydim belki
    nefesim dudak ucuma getirmişken adını
    sırtımı hayallere dayamış
    geriye doğru sayıyordum adının harflerini

    ______3

    ____2

    __1

    diyemeden; kaybettim,
    Bu şiir de adın gibi hükümsüzdü..

    Sana yazdığım şiirleri kimse okumayacak..
    Arsız dönüşünde...noimage
#02.12.2010 13:04 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:04 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:05 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:05 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:06 0 0 0
#02.12.2010 13:07 0 0 0
  • üzünçlü bir ikindiydi kapının ardında
    içeride ben
    her nefesim sancılı nöbetler gibi
    hani sık sık
    yinelenen
    günde, utanmış bir suskunluk
    dilimde, öznesince terk edilmiş cümleler
    ruhum, donmuş kaskatı
    ve önümde acemi diliyle bir yol
    tutmuş bana,
    kendinin bile gitmediği toprakların öyküsünü
    anlatıp duruyordu ...
    dinlemiyordum
    ne gidilecek ne de kalınacak bir yeri yoktur kimilerinin
    ben artık bunu biliyorum
    sen de bil,
    bir kapının kolunda sararıp soluyor artık
    sana sakladığım o papatya beyazı, ellerimin
    düşlerim, zaten çoktan düşmüş eşikte
    yarayla dolu bak, hayallerimin dizleri
    kalbimse
    tek başına bir kız çocuğu
    hüznümün basamaklarında
    oturmuş
    susuyor
    öylece

    üzünçlü bir ikindiydi kapıyı açtığımda
    günde,
    utanmış bir suskunluk
    dilimde,
    öznesi firari cümleler
    hicranımın noktası yok
    şarkılar, sana
    yağmurlar,
    bana güceniyor
    ve ah !
    adını anmaya halim yok
    acın
    zaten
    yeterince
    seni tarif ediyor

    *


    üzünçlü bir ikindiydi kapının ardında
    önümdeyse bu şehir
    sensiz,
    terk edilmiş bir ülke gibi duruyordu uzun zamandır karşımda
    ve kıyısında ben
    deniz eskisi bir sandal
    şimdi kim ne diyebilirdi ki bana
    kim
    ne
    diyebilir ki !!!
    küreklerimi
    kırarak
    söylediysem
    son sözümü,
    hayata
    kalbim toplamış küllerini, esrik bir rüzgara savuruyor
    ruhumsa yaymış önüne
    yalnızlığımın nüfusunu sayıyor
    ama ne olur,
    ne olur kimse sormasın
    galiba yalnızlığımın kalabalığı,
    gecenin
    yıldızlarıyla yarışıyor
    bense duruyorum, öncesindeyim bir yolun
    karşımda deniz
    gözlerim, okyanus
    ve her soluğum tek ezber şarkısı gibi martının
    yüreğimi ortadan ikiye bölen, acımasız bir çığlık !
    ve ah !
    bilmem ki nerededir çığlığın elleri ?
    uzanıp tutamıyorum ben hiç, ne yazık
    ama olsun, yine de olsun
    ninnisinin sonunu duyamadan
    uyuya kalan bir çocuk gibi kalbim
    hala
    masum,
    ve tamamlayamadım yokluğunda bu öyküyü
    affet, yoruyordu
    her cümlenin sonuna düşen, uyaksız yalnızlığım
    lakin öğrendim,
    bütün şehirleri uykusunda sevip unutmakmış, kiminin de kaderi
    ve sana hak verdim,
    herkes gitmek için bir sebep bulurmuş
    kalmak için
    bitince
    nedeni

    üzünçlü bir ikindiydi kapıyı açtığımda
    günde, utanmış bir suskunluk
    önümde,
    beni avutmaya çalışan, yalandan iyimser bir yol
    öznesi firari cümleler dilimde
    işte uğurluyorum kendimi, anılardan başka bir kente
    ama yine de bil
    yine de bil ki,
    bir selamım durur, emanet
    bir selam ...
    yeryüzünün bütün istasyon bekçilerinde ...
    senin için
    senin
    için
    sevgilim
    olur ya, bir gün işitirsen birinden,
    bir kez olsun
    bir el salla
    o boşluğa,
    yalnızca
    benim için
    benim
    için noimage
#02.12.2010 13:08 0 0 0
  • Bütün hiçlikler aynı zamandaydı.


    Seni gördüm; bütün ışıkların o aynadaydı..
    Dilin müsvette bir yalnızlıktı..
    Cümlelerinin gözlerin de müstakil korkuların vardı..

    Adına sermayeydi yalnızlığın ve sen ayrılığın mayasındaydın..
    Yazdıkça hatırlanmak için sensizliğini, önüne diz kırıyordun sanki..
    Gözlerinin nefesini çözüyordu; sessizliğinin mültecisi küçük kız.

    Bütün seslerden korkuyordun yüklemini sendeliyordu asabiyetin..

    "Gürültülerimi örtün" diyordun ama duyulmuyordun..
    Yüzün, bir düşün harlı lekesiydi..

    D/üşüyordun..

    İçine paylaşıyorsun arbedelerini, usulca yoruluyorsun..
    Bir küfür devriliyor ağız boşluğuna, sen bakıyorsun.

    Cürmüne çarpıyorsun, sonuç vermiyor aklın..

    Günaydın; içimin hale hazırınamı uyandın..
    Bir harf dönsem yanımın başındaydın..



    Ve döndüm;

    baktım, görmemle sobelendin içinden alınmış aşka..

    Kendime ısmarladığım sade bir suskuydun artık..

    Kullanılmış bir acı oluyorsun dinlendiğin zaman.

    İrkilme göz boşluğuma düşerken,

    Sen yaza siline bozulmuş bir alfabenin çocuğusun.

    Eflatun bir şiirdin, dilime aldığım zaman kırmızıya bulayan..
    Artık soğuk harflerin takatisin.

    Dilinin altına sakladığın duvarların ifadesini almıştı rüzgar..
    Ele verilmişti kirli hüznün..

    Yaka paça edilmiş işgalinde bulanıktı ölüm.

    Adını bekleten haziranım vardı, sabrı susturan..
    Teşhirliydi yazgılar gelmeyenlerin adı gibi...

    Gelmedi'n..

    Parça parça ağlayacaktı kentim yine.. Sözü alınmıştı gök/yüzünden..

    Büyük başlıyorum yolculuğuma, kırpmadan gözümü; refarans edilmiş hayallerimle koyuluyordum yola..

    Hadi en tuzlu ayak üstülüğünle uğurla beni.

    Yüreğime sataşmış minnetlerini al..

    Veda ya metelik sus..

    Satır başını geçtim; kaldır yollara dürülmüş nemli yüzünü ellerinden..

    Cümle keşkeler ezilsin dilinde şimdi..

    Şehrin suyunu bulandırır, beni uğurladığın saat başını beş geçen zamansızlık...

    Bazen sen kadar kendimi affedemiyorum..
    Bir zaman dosyasını kucaklıyorum ve sana adımı bırakıyorum.noimage
#02.12.2010 13:08 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:10 0 0 0
  • noimage
#02.12.2010 13:11 0 0 0
  • _ aş k,

    her yanı olmak taş kınıydı kalpte

    _____________ ayrılık

    sadece bir yanı olduğunu gördüğünde
    __________ dönmekti bir baş ına

    kendi nefes evine

    _________ ^^ ______________________



    birazdan
    hiç öpülmemiş bir çocuk çıkacak, göğüs kafesimin kapısından dışarı
    birazdan ağaçlar
    belki de ilk defa ağlayacaklar sarsıla sarsıla
    ve dallarında birer yara gibi sızlayacak,
    terk edilmiş boş kuş yuvaları
    birazdan
    çekip sürükleyecek beni bilinmezliğin sisleri arasına yeniden yollar
    birazdan "gitmek"
    yine, yüzüme iki yanık karanfil kokusuyla sarılıp, öpecek
    "kalmak" birazdan
    sokağın kalbinde yapayalnız bir kumru
    o hep öyle bir başına, üzgünce kanat çırpıp, duracak
    ve ben, ılık ılık sızacağım, mutsuzluğumun kirpik kıyısından
    damla damla, çisem çisem, serpilecek özlem
    ve silinecek adım bir pencere camının buğusundan
    kelimeler ağrılı
    cümlelerde derin kan kaybı
    ve ışıksız bir yıldız gibi, sevda akacak boşluğa
    gözlerimde incecik bir bıçak izi ancak,
    belki de geriye bir tek o kalacak
    anlam, düşecek sonra
    mana körleşecek
    ve söz herşeyden yoksun,
    tükenecek
    ki tükensin
    tükensin
    ve hani sana "beni unutma" demiştim ya
    boşver
    boşver artık
    unut,
    gitsin

    *

    birazdan
    bir incinmiş tebessüm bırakacağım ilkin kendini affedenlerin baş ucuna
    birazdan bir kumaş gibi yırtıp katlayacağım gülüşümden kalanı,
    mendil olsun en çok kendine ağlayanlara
    ve sırtımı verdiğim soğuk duvara az daha sokulacağım birazdan,
    /hiç korkmadım, üzülmedim ki, sen hep varsın/
    ve kör bir makas kesecek saçlarımı bir fotoğrafta
    anılar dökülecek kucağıma ağır ağır
    ve mevsimler kapatacak üzerlerini, üst üste kar taneleri gibi
    buz tutacak bakışlarım,
    erimeyecek
    ve o şarkı hep aynı yerinde
    tekrar tekrar yine "beni unutma" diyecek
    içim burkulacak
    acıyacak canım
    ki acısın
    acısın varsın
    ve hani sana "beni unutma" demiştim ya
    boşver
    boşver
    artık
    unut,
    gitsin

    *

    birazdan
    koluma girecek ilk hayal kırıklığımın hatırası
    birazdan ıhlamur çiçekleri
    son bir kez daha süsleyecek üvey kalpler sokağını
    ve yüreğimin suya anlattıkları tükenecek birazdan
    gülüşler kiralıktı, geri verilecek
    umutlarsa emanet
    onlar devredilecek
    ve kollarımda son bulacak bir gecenin daha sabah sancısı
    ay ışığı unutkan, uğramamış olacak yine pencereme
    uyku, gözlerime gücenecek
    kalp, sönecek kendi alevinde eriyen mum
    sevda, can verecek sessiz sedasız
    aşk, meğerse sonluymuş
    bitecek
    ki bitsin
    bitsin
    yaşanmayan her şey ölüme terk edilsin
    ve hani sana "beni unutma" demiştim ya
    boşver
    boşver artık
    unut,
    gitsin

    birazdan
    hiç öpülmemiş bir çocuk çıkacak, göğüs kafesimin kapısından dışarı
    birazdan ağaçlar belki de ilk defa ağlayacaklar sarsıla sarsıla
    ve dallarında birer yara gibi sızlayacak, terk edilmiş, boş, kuş yuvaları noimage
#02.12.2010 13:12 0 0 0
  • En kötü ihtimalle ben bir yalnızlığının saçına dolar ellerimi

    kaybolurum salkım saçak...
    Kalabalık bir yalnızlıkta

    baş başa sakin sessiz bir öksüz edayla dolaşırım.
    Aşkın affına sığınsam da affedilmem biliyorum

    döner dururum pervane gibi kapısında dilenişim olur...
    Vazgeçip yıldızlardan aya değdi ellerim bu gece
    Geceye değer gözlerin hüzün irkilir...
    Hüzün de düştü ellerimden tenhadayım üşüyorum...


    Süslü yalanlar yalandan bozma hikaye...

    Sevdası kadar sahtedir pişmanlığı bu kentin
    Yoksul hayallere yardım toplanır ruhumdan habersiz
    Oysa benim uyku denizinde yüzerken bir rüya ayaklarımı kanattı
    Kalbinin ellerindeyim zifiri karanlık zindanındayım
    Sen kadar anlamlı bir yalnızlıkla düşüyorum yüreğinin coğrafyasına
    Hangi hayalin elinden tutsam kırılır buzdan parmakları
    Adını yalnızlık makamında hecelerimle gecenin sessiz varlığında alırım yerimi...

    Hep bekleyen olmak ne acı; "bekleme salonu yalnızlığındayım"
    Çığlıklarımı duymak için kulak kesilmiş yaratıklar şimdi nerdeler?
    Bedenimde ki yara izlerini daha mı kanatmak isterler?

    Asimile bir vurgun kırgınlıklar kadar saçmalık...

    Özlemler kırık dökük bir cami avlusunda biriktirilir ki dualara değer can kırıkları
    Gece sinmiş; yalnızlığımın geleceği silinmiş geçmişi izsiz...
    Şiddetli telkinlerle kapıyı açmaya çalışanların elleri düşmez mi geceye?
    "Kapıyı açamadığım için üzgünüm"...

    Yalnızlık; çok basit; "yalnız bir yalnızlık" hepsi bu...
    Son basamağındayım yalnızlığın düşüyorum...
    İfadesi alınmış yalnızlığın bertaraf edilmiş sol kesiğiyim...
    Düşlerimi ateşe veriyorum bir kibritin ucunda;
    Güle güle yalnızlığım güle güle masalımda ki son yalan...

    Güle güle...noimage
#02.12.2010 13:16 0 0 0
  • Kayboluyorum

    Sabah ezanıydı...
    Aklımın bütün kuşları buz kesmiş,

    kanatları sancılı bir sessizliğe kapanmıştı.

    Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmıştı derinliğimi,

    hangisinden atlasam yüzün tutuyordu beni.
    Keder de yüzünü çok sevmiş olmalıydı...

    Dokunmak ne zamandır günahtı ki

    sevişmelerimizin parmak izi tenimize düşmüyordu!
    Avuç içlerimde uyuttuğum bir yalan olabilir miydin?
    Fısıltıyla söylediğim ninniler,

    bilmediğim gözlerden damlarken
    Fondaki hüzün seni görmüyor olabilir miydi?

    Hazin bir rengi vardı bütün sabahların...

    Ve iliklerimden geçiyordu sert rüzgarlar...
    Ya da gözlerim hep yorgun olmalıydı
    Belki de ağzımdaki tadın ağırlığından yanıyordu canım...
    Ama yanıyordu işte...

    Sana gelen yollara çığ düşmüştü
    Ve ayaklarımdan geçiyordu cesaretsizliğim
    Ya da ben yol yordam bilmez olmuştum
    Belki de gözlerindeki iklimlerin kara kışlarında kalıyordum
    Ama gelemiyordum işte...

    /... Tarifsizdim .../

    Senin huzurlu yalnızlıkların vardı ve bana düşmandı!
    Ne zaman gelse,

    beni incitmeden tutar,

    aklının en uzak odasına götürürdün
    Kapanan kapı incinen huzurun olurdu bilmezdin...



    Bütün duvarları kana boyardı öfkem

    ve ben de kırmızıya düşmandım!

    Yüzümde en koyu ağıtı yakıp,

    ses çıkarmadan çıplak ayakla dolaşırdım düşüncelerinde...
    Her köşe başında seninle karşılaşır,

    gözlerinin tam içine bakmaktan alıkoyamazdım kendimi.
    Bakışlarımın ayazı bütün yaprakları dökerdi

    ama üşümene asla izin vermezdim
    Yağmurlarım senin toprağına yağmazdı çünkü, bilirdim..

    /... Kırmızıydım .../



    Altı üstü üç gündü ömrüm,
    Seni beklerken tükettiğim kaç ömürde (s)akladım günahımı?
    Sığdırabildim mi?
    Aşk çok mu mühimdi ki,

    ölümlerden ölüm beğenemediğimizden bütün suçu biz üstlendik?
    Acısını ciğerlerimizde hissedip,
    Sigaradan sandık,

    idam ettik dumanını son arzusunu sormadan...

    /... Ya şimdi? .../

    Akşam ezanı...
    Aklımın bütün kuşları göç etmiş olmalı
    Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmış derinliğimi,

    hangisinden atlasam aşka düşüyorum yüzüstü



    Sersemim, başı dönüyor duygularımın
    Hatta tutmasam kendimi aşkın tam üstüne kusabilirim ...

    Kelimelerimde isyan var,

    dudaklarım açısını şaşırıyor
    Adını mırıldansam,

    harf harf dişlerime çarpıyorsun
    Tarifsizliğimi alıp,

    öfkeme gizliyorum kırmızı nabzımı tutuyor
    Belki de,

    bu ağıt yakışmadı yüzüme ondan yanıyor canım ...
    Ama yanıyor işte, yanıyor...



    ... Kayboluyorum ...noimage
#02.12.2010 13:17 0 0 0
  • iyi ihtimalleri masallara
    büyük aşkları romanlara bırakıp
    özlemeyi seçtik biz seninle
    kabullendik
    kalplerimizin hüzün tiryakiliğini
    en küçük kalp çarpıntısında koşup saklanacak
    yalnızlıklarımız vardı bizim
    güvenli
    ve kullanışlıydı
    öyle tedirgin sokuluyorduk ki aşka
    en ufak bir kanat sesinde, telaş
    en tatlı bahar esintisinde, koşarak
    kalplerimizi kafeslere tıkıp
    sarıp sarmaladık
    ve bırakmadık
    onu başka bir için gökyüzüne
    biz seninle ;
    ömürlük bir aşkı,
    biz ikimiz ;
    son nefeste sayıklanan bir adı
    biz ;
    ikiden bir olmayı
    göze alamadık
    ne el ele
    ne de
    ayrı ayrı...

    iyi ihtimalleri rüyalara
    büyük aşkları hep başkalarına bıraktık biz seninle
    ve kabullendik
    çünkü zordu bir ömrü adamak tek bir sevdaya
    ve birde
    birde
    küçüktü bizim ellerimiz
    ve halsizceydi kanatları kalplerimizin
    ya diğer ucundan tutan bırakır
    ya altında kalıverirsek bir başımıza korkusuyla
    uzanamadık birbirimize
    ve kaçtık
    bakarak aşkın kocamanlığına
    bu yüzden "sonuna kadar" diyemedik
    ve bu yüzden salamadık kalplerimizi o uçuruma
    çünkü derindi sevmek
    ve nefeslerimiz hayli telaşlı
    başımız dönüyorken bile delice
    razı olamadık
    derinliğin
    vurgununa

    iyi ihtimalleri şarkılara
    büyük aşkları satırlara sığdırdık biz seninle
    ve tuttuk
    soğuk bir hayata zincirledik kendimizi
    yazdıklarımız ayrı
    yaşadıklarımız ayrı
    yalnızlıklarımız aynı
    yerçekimine esir etmeyi seçtik ruhlarımızı
    sonrada hayallerimiz kirletilmesin diye
    hayaller kurmayı
    ve aklımız çelinmesin gayesiyle
    kalplerimizin sesini duymayı
    bıraktık
    ve dileklerimizi gömdük toprağın yıldızsızlığına
    ve içimize düşer tedirginliğiyle
    ay ışığına
    hiç
    ama hiç
    bakmadık
    korkularımız kaldı
    bir tek korkularımız kaldı vazgeçemediğimiz
    bir de hiçliğin her tonunda mutsuzluklar
    ve birde içtenliksiz kelimeleri ezberlerimizin
    birde solgun bakışlarıyla her şeyi bilen gözlerimiz
    ve yutkunurkenki o cam kırığı ağrı
    ve kırılgan seslerimiz
    birde
    birde
    biz
    ayrı ayrı
    ikimiz noimage
#02.12.2010 13:17 0 0 0
  • Kara çalınmış günlerin ertesinde,
    Ellerinde güneşlerle gelen yar.
    Huzuru içirdiğin yüreğim,
    Şimdi hüznü içiyor ellerinden bilesin ...

    Yüreğine kanatlanan yüreğin,
    Kanadı kırıldı kanıyor.
    Göğe uçurduğum umutlarım vuruldu bir bir
    Hüzün ki yokluğuna katık ettiğim
    Yine dolandı eteğime peşimi bırakmıyor ...

    Adının her harfini gözyaşıma çizdim
    Ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim
    Sen avazın çıktığı kadar susarken,
    Ben taze çığlıklar yeşerttim sana
    Nefes nefes acıyı yonttum adınla
    Yokluğuna buladım ellerimi
    Yüzüme bölük pörçük diktiğim,
    Yamalı gülüşlerdeyim şimdi ...

    Ah yar ...
    Ah yoluna can diye diye benden geçtiğim
    Ah suskunların şahı
    Bir çözebilsem,
    Boynuma doladığın sessizliğin düğümünü
    Bir yudum harf düşse hisseme alfabenden
    Yalın ayak çıktığım yokuşlarında,
    Düşmeden bir yürüyebilsem ...

    Öyle bir acı ki bu nasıl anlatılır bilmem
    Kırsan kırılmaz büksen bükülmez
    Ateşler yakmaz sular söndürmez ...

    Söylesene yar
    Hasretini adımlasam kaç adımda biter ?
    Özlemin kaç nefestir saysam ?
    Bilemezsin ki
    Akla sığdıramazsın bu denklemi
    Nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi ...

    Sen yine sükutu giyin yar
    Dilersen hiç konuşma
    Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda
    Çarpsada bir tokat gibi yüzüme,
    Her harfi yoluna heceledim ...

    Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim
    Bu yüreğe ben söz verdim
    Hiçbir harfi,
    Sensiz bir cümleye kurban etmedim !!!noimage
#02.12.2010 13:18 0 0 0