Acılarıma yenik düştüm, terkedilmiş limanlar gibi köşemde bekliyorum,
Belki terkedildim belki soldu yüzüm, belki bir bahar akşamında kaldı gönlüm.
Oysa ne çok dilemiştim seni acılarıma gem vurup ne çok istemiştim.
Şimdi sen yalnız bir gemi benim limanımdan gittin gideli,
Çok şiirler çok şarkılar yazılacak ardından,
ve sen kimliği belirsiz aşkların hüznünde,
ve ben sadece sana ait kalan gönlümün gözünde.
bir damla misali eriyip gideceğim.
Gidiyorsun işte dalgalara bulutlara karışıp, gidiyorsun, soluyorsun gözümde,
Ağlamaya ne kıymet tükenip bitiyor ismin dudaklarımda.
Ve hayallerin beni terkediyor zamanla....
Böylesine arefesini yaşarken yokluğunun,
yanımda nefes alan bu ten ve kapalı gözlerindi ayrılığın rengi,
kıskanarak gittiğin şehirdeki her bir insan ehlini,
dudaklarından fısıldadığın yarım gidiş ezgisine tutsağım ben.
Şimdi kör kuyularda ve sensiz bir başıma da yaşamak varmış kaderde.
İşte şimdi kılıçlarını çekti hayat ve gözlerimin önünden geçti bir film gibi.
Oysa ne temiz sevmiştim seni
zamana yayarak
her an biraz daha severek
bir çığ gibi büyüterek gözümde seni
ve içimde sevgini
ne kadar beyaz sevmiştim seni,
içim titreyerek içtiğim ve her yudumda içimi ısıtan bu kanyak kadar keskin ve içimi ürperten senin gibi.
Kara gözlerin ne güzel parlardı gecenin karasında ve ben ne kadar beyaz sevmiştim o karanlığı,
Kaderimdeki en karanlık noktaydı gözlerin ve ben onlarla başlamıştım sevmeye seni.
Şimdi sen yanımda teninle, sen saçların omuzunda böyle masum yatarken,
güneş doğacak besbelli, masumiyetin gidecek, sen gideceksin, umudum gidecek, karanlığın kalacak benimle. Birde sevgimin senden kalan beyazı....
Aslında ben seni hiç beklemedim, beklediğim bir hayaldi kafamda canlandırdığım.
Kendimce, delice, öylece sevdim seni, hayallerini, belki geleceğin günleri, belkilerini.
İçimden sızın hiç gitmedi, hiç dokunamasamda tenine bilirim narinliğini ipeksiliğini.
Ama sen bilemezsin, suçundan haberi olmayan suçlular gibi, ben ne yaptım gibi bakıp gülersin gözlerinle.
Endişelerime yenik düşüp sana aşkımı her söylediğimde, ısrarcılığıma tutsak gözlerine mahkum olur, ölürüm ben.
Müebbet bir aşk bu müebbet bir esaret ve gözlerinde cesaret.
Vurgun kalbimde bir sayfasın bembeyaz.
Yaşanacak yazacak öyle çok şey var ki bilemezsin.
Hala bomboş olmasının pişmanlığıyla başka sayfalara atlıyorum içime sen düşüyorsun yırtıp atıyorum o günleri o sayfaları.
Sen böylesine içime düşmüşsen
ve ben
içime sen düşerken düşüyorsam ızdırabına acı gerçeklerimin,
bu yokluk dolu bu zavallı bakışlarıma
ve bir o kadar haykırışlarıma aldırmıyorsan,
ben sayfalarını yırtarım bembeyaz hayatımın,
biraz karalarım olduğun her mısrayı
ve seni
içimde öyle derinde saklarım,
kimse çözemez şifrelerini yalnızlığımın.
Şimdi suçlarıma ortaksın habersizce ve bilmediğin bir günahı paylaşacaksın hayatım boyunca.
Tek suçun suçsuz gökkuşağı bakışın ve o bakışınla içime kondurduğun o buse, hiç kimse bilmese bile faili sensin içimdeki kundaklamaların ve yangını sensin kor yüreğimin.
İçine hapset içimdekileri, sonsuz bir aşk kalsın içimde, kimsenin olmadığı bir yerde,
yorgun dudakların ve yıldız gözlerinle, çağır beni sessizce.
Yazdigin bu son 3 siirin yine birbirinden güzel ve duygusal cok güzel anlatmissin yine ellerine yüregine saglik ufuk..siirlerinin devamini bekliyoruz! Haa bu arada eger birgün siir kitabi cikarmayi düsünüyorsan (ki tavsiye ederim) ilk ben alirim
Kafamda yok oluyorsun ve gülüşün silindi gitti işte.
Ben aşka aşık bir alışık bağımlıydım oysa kokuna,
kokun;
ilk baharda yeşilin yakarışıydı maviye ellerini açıp yaprakların söylediği şarkılardı zihnime.
Çiçeklere benzerdi oysa yanağındaki küçük tebessümler,
bir parça karanfil ve papatya baharın yeşilleri arasında.
Dudakların gelincik, öperdi ruhumun karanlık yüzünü, gerçek olurdu düşler.
Meltemler dağıtırdı kokunu bütün bahar,
bütün çiçekler sen kokarlardı sadece veya sen bir bahar kokardın gözüme.
Geceleri yıldızlara dokunmak gibiydi seninle gözlerine kelimesiz şiirler okumak.
Güzelliğini tarif edeceğim diye şu kelimelere oynadığım oyunlar
ve sesindeki şu müzik kokusu,
biraz ürkek başımızın üstünden geçen martılar gibi
ve aynı geçen bahardaki gibi.
Her bahar yeni bir kurguydu dudaklarından çıkacak her kelimede,
ıslak saçların yağmuru dökerdi toprağa,
toprak mutlu sen mutlu ben mutlu.
Dile gelirdi tek kelime bilmeyen ağaçlar ve meyveleri bir o kadar olgun göz kamaştırıcı.
Yollarını tarif ederdi rüzgar sessizce kulağıma oysa kılavuza ihtiyacım yoktu kokun sürüklerdi zihnimi peşin sıra.
Öyle bir gücü vardı ruhunun ve öyle çekiciliği,
tüm bahar seninle birlikte akıp giderdi zavallı tarifsiz, zamansız benliğimin en kuytu köşelerinden.
Gözlerinden bir yalanı saklamak ne marifet açılıverirdi kalbim olmadık hayallerine.
Bir bahara aşık kaldım ben belkide kalan sendin böyle gitmek her şeyi bırakıp sana yakıştıramazdım.
Arkadaşlar yorumlarınız için hepinize teşekkürler siz istediğiniz sürece yazmaya devam edeceğim ve özellikle karbeyaz şiirlerimi takip ettiğin için daha önceden bir teşekkür etmiştim şimdi bir kez daha teşekkür ediyorum...
rica ederim ufuk asil ben tesekkür ederim bizi bu güzel duygulu, eminimki herkesin icinde kendinden birseyler buldugu, duygusal siirlerinden mahrum etmedigin icin..siirlerini kendime cok yakin buluyorum sanki benim duygularimi anlatiyor cogu zaman onun icinde zevkle takip ediyorum...bizi bu anlamli ve duygu yüklü siirlerinden mahrum etme devamini bekliyorum
Yavaş yavaş yaşayacaksın aslında bu hayatı,
Yavaş yavaş öleceksin hiç acele etmeden,
Ağır bir martı süzülecek gözlerinin önünden,
Rüzgarları dinleyeceksin gece bitene kadar,
Donacaksın yavaşlayacaksın aslında bu hayatı yavaş yaşayacaksın.
Giden sevgililer, düşmanlar, gülen sevdiğin yüzler yavaş yavaş çıkacak hayatından.
Taksit taksit üzüleceksin, taksit taksit sevineceksin aslında.
Belki o zaman o koskoca kalabalığın içinde küçük bir radyodan çıkan melodileri duyabilirsin.
Belkide yavaş yavaş ölebilirsin...
yüregine saglik,,siirlerin okunmuyor anlaminda bir yorum cikardim belki kendince haklisin ama bence dogruluk payi yok diye düsünüyorum, ben elimden geldigince yazilanlari okuyorum, bazen cevap yaziyorum bazende yazamiyorum ama bu demek degildir ki o siiri begenmedigim icin yazmadim, hepimizi burda yüregimizden kopup gelen sesleri paylasiyoruz,
sen yazmaya devam et, suda bir gercektir, kimi okumasini kimi yazmasini kimi ise dinlemesini sever,,ben en cok dinlemesini severim yorumlayan güzel yorumlarsa tabi,,,okumasini istemem cünkü yazarken cekilen acilari okurken yeniden yasamaktan kacarim,, biraz uzun oldu kusurum olduysa affola
Kusurmu aksine mutlu oldum düşüncelerini açıklamana, ama merak etme buraya birileri yorum yapsada yapmasada, okunsada okunmasada yazmaya devam edeceğim.
Sen hiç gözlerine baktınmı aynadan,
ama benim gibi bakamazsın elbet
benim gibi hayran
ve benim gibi tüm benliğinden vazgeçip bakamazsın
benim olması için dünyalarımı feda edebileceğim gözlerine.
Oysa bir kurtuluştu yokluğun bir kaçış kendimden,
özgürlüklerime gem vurup durmaksızın akan bir ırmak
ve günlerce süren yağmurlar gibi;
süresiz, zamansız, amansız.
Sen aşkımızın yıl dönümünü kutlarken ben esaretimi izlerdim gözlerimden akan mutluluklarımla.
Sen aşkını yaşarken ben bu zavallı karşı konulmaz tutsaklığımı çözmeye çalışırdım acınarak.
Gözlerinin içine her gitme dercesine bakışımda terk ediverirdin sen
ve ben odamda kimsesiz bırakıp beni
ve ben celladını seven bir mahkum gibi severdim seni,
katliamlarını ve ölümlerimi.
Celladısın sana verdiğim kalbimin,
hadi vur gözlerini gözlerime kır kalbimi.
Cebimde taşıdığım bir beyaz mendil işte tüm bu anılardan arta kalan
ve hayallerin,
zihnimde güçlü canavarlar gibi bir sağa bir sola vurup beni deli ediyorlar.
Bir eksik bir yarım
ve ben bir yokum bir varım.
Aşkta böyle başladı seninle ve senleşen dünyamla
silip tüm hatıralarımı vitrinlerine seni koydum gönlümün
ve perdelerim gözlerinin rengi.
Biraz uçuk biraz karanlık siyahının leziz karışımı.
Dilimin kaç kez tutulmasına sebep olduğunu bilsen
ve ben seni sana benim gördüğüm gibi anlatsam
kendine aşık olurdun büyük ihtimalle.
Şimdi yokoluşunu izliyorum kendi gölgelerimden kaçıp
içimde kalan hatırlarını bıçaklıyorum her gün.
Güneş doğmak bilmiyor yatağım darağacım.
Her gece ıslıklarlar şarkılarını çalıyor bir bir rüzgar,
Ve ben her gece senin şarkılarını dinliyorum gözüme uyku girmiyor.
Keşke biraz daha güçlü olsaydın,
Belki bu zor hayatı paylaşabilirdik birlikte sonsuza kadar.
Hep kavuşacağımız günü beklerken,
Gidişinle fikrime açtığın bu yarayı kiminle saracağım ben...
Sen git yinede kalışına sebep olmak istemem,
Sen git sevgilim gidişine engel olmak istemem,
Kocabir hayat sığdı kızıl saçlarına, buğulu gözlerine,
Ve ben engel olamadım özlemlerime,
Dinmek bilmedi içimde hasretin,
Hep sebep buldun gitmelerine.
Son kez şarkımız geçerken fikrimden kısık sesle,
Kalbime gömdüğüm cesetler gibi olacaksın sende,
Bıraz soğuk biraz ıslak, bir var bir yok olacak,
Aratmayacaksın yanımda olduğun günleri,
Ve ben severek koyacağım mezar taşına gülleri.
Biraz kırılacak ruhumun ince halleri,
Biraz üşüyecek sensiz bıraktığın ellerim,
Ağlamaya yüz tutacaksın,
İçinden geçenleri anlatmak isterken çılgınca,
Kasıp kavuracak dilimden süzülen aşkımın izleri,
Ağlayacağın günde gelecek elbet.
Elbet bırakıp gideceksin kendinide bir yerde,
Aşkından düşürüp beni dertden derde,
Şimdi usulca gözlerime bakıp... gitme...