merhaba ufuk öyle bir başlık atmışsın ki arkadaşım herkes kendinden birşeyler buluyo bu sözde VE doğal olarak daha önceden okumuş gibi geliyo insana banada öyle gelmişti.Zaten önemli olan da bu eğer herkes içinden birşey bulabiliyorsa yazdıklarımızda daha ne istebiliriz ki
Hiç bitmeyecek bu içimde bana bıraktığın sızım,
Sana ait herşeye her bakışımda sızlayacak engel bile olamayacağım.
Yalnız kalmak ne hikmet ellerine sığınıyorum, al beni ben bu kalbi sana adıyorum.
Şimdi öyle arkanı dönüm gitmek istiyor gibisin,
Belkide ağlıyorsundur yüzünü bile göremiyorum,
Artık geleceği gören gözlerimde yok, ne çocuklarımızı ne de o küçük evi.
Gitme...
En azından arkandan gelmesin martılar, gökyüzü hep bembeyaz kalsın.
Ben böyle ruhumun derin karanlıklarında yaşlanırken bir umut olsun martılar.
Ve kanatları ellerin gibi hafif ve bembeyaz olsun.
Kalbimdeki o karanlık delikteyim ve kendimi kaybediyorum.
uzat ellerini aşkım sen olmasanda acını hissediyorum.
Anlat bana yalnızlığımı, uykusuz gecelerimi, senin için yazdığım şiirleri, çektiğim resimleri.... seni anlat bana içimde büyüttüğün çiçeği anlat bana...
Duvarlarım var benim sana ait olmayan senden geri kalmayan,
Sözümü özümü kilitledim kapalı kapılar arkasına,
Ha gayret demedim umutlarıma, sen gidince anlamış olsamda,
İçimde biraz öfke ve bir tutam sevgi kaldı senden sonra hala.
Hiç kimsesizliğime sığındıysam suçlu benmiydin,
Hiç tutulmamış sözlerin, hiç görmemiş gözlerin katiliydim,
Korkup bir adım daha geriye kaçıyorsam ve sensiz yaşıyorsam bu alaca akşamı.
Kim tutabilirki artık ellerimden, ilk tutan sen ve seninle yeşeren herşeydeysen,
Kimliklerim,umutlarım ve yalnızlıklarım terkedip gidiyorsa içimde yaşayan öfkeyi.
Sende unut beni en az benim seni unuttuğum gibi.
Belki bir köşede karanlıkta bekliyordur ölümüne yalnızlığım,
İçine sığındığım acılarım, benden umudunu yitiren yarınlarım.
Ve çocuğum gün ışığını görmeden, gözbebeklerimde beklerken,
Şimdi içinde bıraktığım o yalnız kırpıntıların arasında yer arıyor kendine.
yoksa arkandan ağlamak için fazlamı yaşlı gözlerim, yok ağlayacak kadar insan değilmiyim.
Ömür biçtin sende gri tonlarında hayatının ve gittin işte...
Geride sana ait olmayan bana en son bıraktığın unutulmuşluğum kaldı.
Biraz daha gayret umutlarım, gün ışığına az kaldı....
Ne unuttun, ne gözlerime bir umuttun.
Ağırlığını hissetti bedenim yokluğunun.
Yükümü taşıyamaz oldum unuttuğum.
Yorulmuş gözlerime tek hamle bakışındı yoğunluğun.
Bir dirilişti bu gözlerinde en derin uykumun.
Dileklerimde yer aldı sana benden kalan sorgunun.
Hiçbirşeyden arta kalanlardı senden sonra bulduğum.
Arkama hiç bakmadım çünkü izleri vardı arkamda yokoluşumun.
Sensizlik resmiydi siyah beyaz dünyamda kayboluşumun.
Arkamdan geldi ve ben görmedim şemalini son kurşunun.
Hesabını sordu hayat geçmişte yaşadığım zamanın her kuruşunun.
Ellerim hasatlarını topladı hasret olarak hayatımda bulunuşunun.
Yıldönümü bu gün sensiz geçen her doğuşumun....
Artık gitme zamanı gözbebeğim,
Sakladığım ne kadar iz ve keder varsa miras olarak
Toplayıp çöpe at ardımdan.
Ruhumu bıraktım arkamda görüyormusun,
İçimde geleceğime mumlar yaktım her gece.
Belki gitme dersin diye, gözlerim önümde aklım geride,
Tekrarlarından sıkıldığım bu gidişlerim
ve seni sensiz bırakırken içimde bıraktığım bu pişmanlığım,
Deli dolu bakışın arkamdan, belki gitme deyişin sessizce,
İçimde kendimi hiç affetmeyen o aşık adam,
Kanayan bir kalp çarpışları yinede isteksizce.
Kendimi kandıra kandıra adadığım bir aşk senin uğruna.
Ve belki yine de gitme dersin diye aklımın geride kalması var sahnede.
Bir oyun belki sana tüm gerçekleriyle.
Tüm oyunculuklarıya kalbimin ve aklımın çekip gitmek böyle süpriz hamlelerle.
Kimseyle paylaşılacak gibi değilsin, sadece benim olmalıydın, artık öylesin....
Şöyle bakıp kendi hayatıma senli mişli gemişlerimi sorguluyorum,
Gidişlerine bir sigara yakıyorum kendimi sana emanet edip.
Belkide en iyisi budur yani gidişin tüm benliğinle,
Sanki uzun zaman geçmiş gibi kokunun bile yatağımda olmaması mesela.
Olsun en güzeliydi gitmelerin senin gidişin,
Gitmek bile yakışıyordu sana arkandan çaresizce bakan gözlerime rağmen.
Öylesine ölesim gelsede yüzümdeki gülümseme ile uğurlamak seni benim olmadığım yeni bir sayfaya,
Ve ben; arkandan yalnız kalacağını düşünen ben, parmağımı ıslattım ve yepyeni bir sayfa açtım kendime,
Oysa ben; bütün sayfalarda ismin olsun isterdim ve bütün sayfalar senindi,
Şimdi gözümde bir değeri yok istemediğin beyaz sayfaların,
Kalbimden karaladım ismini senin kalbimi yaraladığın gibi.
Şimdi yeniden doğacak diye beklerken güneşi ellerimdeki solmuş çiçeğin açmasını bekliyorum yine.
Bir umut var hala belkide bende onunla birlikte açarım diye...
Sen bilmezsin!
hersabah sana baslar hayat,
her damlasında yağmurun tek tek düşersin gövdeme,
her uyanışında doğa gözlerinin yeşiliyle,
her rüzgar kokunla gezer ruhumda özveriyle,
ve bu çevremdeki kalabalık gelir üstüme korkarım.
içime sığmaz aşk kalıpların, korkusuzluk korkaklığım,
gider kalbimi asarım başıboş dar ağaçlarına,
şimdi yık beni yıkacaksan ve git hadi ağırdan,
tenimde hapsolmuşken kokun ufaktan,
titreyen ellerimle sana uzattığım delikanlılığımı göster bana.
kimse bilmeden kimsesizliğini özümün,
içi boşalır bir tufan eser gönlümün,
kaçıncı saati bilinmez yokluğunun,
içime dolar sensizlik her çekişimde dumanını sigaramın,
asla gitmemeni özlerken ardınsıra ve yanlız dolanırken ruhum ortalarda,
kendime sataşır dururum aynaya bakıp bakıp
tanımadığım karşımdaki adamla sürer kavgam.
Sen anlamazsın!
ruhum içimde terkederken derin kuytularımı,
kanım çekilir yüzüm solar,
yeşil biter gelir sonbahar....
Artık başka bir şehire erteliyorum umutlarımı,
İstanbulda olmaz biliyorum.
Kalbime her gömdüğüm her bir sonbaharımı,
Bir beni daha gömdüğümü hatırlıyorum.
Her kış yeni bir ceset toprağında bedenim,
Biriktirdiğim tüm umutlarımı harcadığım bir yabanel belkide,
Sisinde karanlığının ve gölgelerinin izleri,
Ardımda sessiz sokaklarının çığlık sesleri.
Artık daha fazla kalamayacağım istanbul,
Gitmeliyim çünkü gitmek için sebeplerim, nidalarım geçmişe ait yarlarım var.
Belki yağmur yağmaz o gün, caddeler ve paçalarım ıslanmaz,
Belki bulutlar biraz nefes almamı sağlar,
Teninin berraklığı ve bir yudum istanbul ferahlığıyla,
Belki dokunmama tenine izin verirsin,
Belki yorgunsun bu şehirin gri tonları arasında,
Ne yana baksam da saklayamadığım anılarım, yarınlarım var.
İçime sakladığımda büyüyen bir çiçek ve gözlerine hayran bu kırılgan adam.
Sen bu öyküyü yaşatırken bu hayal kahramanına bu hayal kentinde,
Elleri titreyerek dokunuyor soğuk ellerine, istanbulda böyle işte,
Biraz soğuk biraz titrek bir var bir yok....
siirleriniz gercekten cok guzel tebrik ederim bu artada benim de dogum gunum 3 mart birden kaybettim kendimi siirlerinizde devami beklyiorum cok guzel gercekten hayran kaldim hepsini tek satir bile gecmeden okudum.....
Gözlerine tutunuyorum,
İçim sızlıyor sana sana ait bir ben bırakamıyorum,
Saklıyorum her duygumu ve her seferinde deli bir rüzgar oluyor gözlerin... esiyor...
Yakaladığım onca fırsatı elimin tersiyle itip gözlerine sığınıyorum.
O kadar sendeyim o kadar seninimki, kendimi bulamıyorum kaybettiğim gözlerinde.
İki büyük girdap gibiler bana her dokunduğunda bakışların içim ürperir ve kendimi kaybederim o derin kuyularda.
Kaçmak istedikçe içine düşerim ve tutmaz ellerim.
Ellerine tutunuyorum...
Bir gece ansızın geleceksin ümidiyle geçtiğin sokaklardan,
Menekşeler büyütüyorum rengarenk oysa sen papatya seversin,
Bir o kadar ele avuca sığmaz, koparsan solar koparamazsın, hep bir dağ yamacında ve hep uzaksın.
Uzatsam ellerimi tutabilirmisin o pembe ellerinle yoksa koparırmısın ellerinle menekşelerimi...
Hasretine tutunuyorum,
Bu hersabah yorgun uyanmalarıma ve ağırlığına göz kapaplarımın dayanamıyorum,
Sensiz bir dunyaya bakma istemezmiş gibi sanki,
Odamın alaca karanlığını aydınlatabilirmi zannediyorsun elektrikli sobam veya gecenin bir yarısı dolunay,
İçimdeki karamsarlığı yıkayabilirmi akan her damla gözyaşım, ama sen her damla gözyaşımın tuzunda saklısın...
Umutlarıma tutunuyorum,
Her ne kadar dokunamasamda sana, umutlarına dokunuyorum ve sen bilmiyorsun.
Ben ne kadar da olsa umutlasamda seninle olacak gelecek zamanlarımı,
Sen bir haber bakıyorsun yüzüme, utanıyorum.
Oysa deli gibi yanan ben değilim senin için sanki,
Umutlarımı erteleyip bir sonraki bunalım anlarıma, sana kızıyorum.
İçmek hiçbir işe yaramıyor ben seni hiç unutamıyorum....
Bu arada teşekkür ederim arkadaslar yorumlarınız icin, Nurcin bu arada sans dicez buna 3 mart doğum gununmus bilsem kutlardım bir dahaki seneye insallah sevgiler...