Ufuk Özlemlerime Engel Olamadım Gitmesi Olağan Dönmesi Muhtemel Sevgili

Son güncelleme: 02.08.2015 23:56
  • Çok güzel tamamlamıssınız arkadaslar elinize sağlık...
#05.08.2012 12:03 0 0 0
  • Sen gündüze güz diyorsun yabancı ellerde,
    Ben yokluğuna hapsoluyorum gitgide,
    Hazin buluyor aşk beni gidiyor varlığımdan öte... gitme...
    Yalnızlığa son buluyor yüreğimdeki fırtına...
    Aynalara öteliyorum kendimi yalnızca sana hasretle...
    Dilimde damağımda ne kadar tadın kaldıysa al hepsini...
    Güzele yalan bakmış gözlerim... gitme...
    Aşkından ötürü yokluğundan duydugum azap...
    Bir kelimeye bin ah sığdırıyorum artık... gitme...
    Şimdi kurası çekilmiş aşka hüsran gözlere bakıyorum...
    Yalnızlığım hangi volta hangi tespih bir bir sayıyorum... gitme....
    Karanlığı göremiyorum artık kalp gözümle...
    Sense sana ait bir sevdadan gidiyorsun... gitme...
    Olmasaydın rüzgarımda bir yaprak, hücremde bir ölüm, yokluğuna filizlenmiş bir gülüm...
    Sen gülden de geçiyorsun... geçme...
    Duyamayacak kadar ahlarımı sağır, ölüm gelecekse gelsin kapıma ağır ağır...
    Sen ölümdende kafiyeler düzüyorsun ömrüme... dizme...
    Gel yalnızlığına umudu nasıl hapsettim bir gör hele...
    Gel yazdığım her kelime sana nasıl ağlıyor bir gör hele...
    Ben aşkı sana nasıl yakmışım hüsrandan kelimelerle... gitme...
    Unutulacak birşeyler kalsın geride benden...
    Şüphenmi vardı ki gittin içimdeki sevginden...
    Aşk dedik yokluğuna hasret dedik, sev istedik tüm benliğimle... gitme...
    ....

    ufuk
#06.08.2012 00:29 0 0 0
  • Konu başlığı düzeltilidği için nerissa-su arkadaşıma teşekkürler
#09.08.2012 19:12 0 0 0
  • @ufuk adlı üyeden alıntı:
    Konu başlığı düzeltilidği için nerissa-su arkadaşıma teşekkürler
    Orijinali Göster...


    Bende Tesekkur ettım kardesımıze bende menmun degıldım o durumdan fakat duzeldı sagolsunlar. Sizede tesekkurler, Ufuk kardes
#09.08.2012 21:09 0 0 0
  • Sustum, yoldum kustum, aşktım küstüm, hasrettim kastım...
    Bir türkücü bir türkü söyleyemedi bu yalnız esarete...
    Kemanını sakladı bir mahsun aşikar hasretin ayazlarında...
    Umuda bir kuru kürek daha çektik sevdamızın ırmağında...
    Balıklar gülümsedi çocuksu aşkımıza, yel olamadık yol olduk özleme doğru...
    İçimize damlarken tek tek hüzünbaz ayrılıklar...
    Oyunlar oynadık, şiirlerimizin üstüne, solmuş gülüşlerimizi sakladık hep...
    Gülmeye esaret... Aşka nezaret... Sana hasret...
    Pustum... yeldim, sustum... aşka hüzünden odalar kurdum... kurudum... kurudum... kurudum... aşkına tutundum...

    ufuk
#13.08.2012 22:08 0 0 0
  • Gülmeye esaret... Aşka nezaret... Sana hasret...
    Pustum... yeldim, sustum... aşka hüzünden odalar kurdum... kurudum... kurudum... kurudum... aşkına tutundum...


    Mabedi yıkılsada Aşk'ın,en güzelidir vahasında serabıyla yanmak
    Unutsada sevilen seveni gün geldiğinde,zikirdir her daim inadına adını anmak...

    El-keyf...

    Yüreğine sağlık Ufuk,esmiş yine gönül usul usul...
#19.08.2012 00:51 0 0 0
  • @El-keyf adlı üyeden alıntı:
    Gülmeye esaret... Aşka nezaret... Sana hasret...
    Pustum... yeldim, sustum... aşka hüzünden odalar kurdum... kurudum... kurudum... kurudum... aşkına tutundum...


    Mabedi yıkılsada Aşk'ın,en güzelidir vahasında serabıyla yanmak
    Unutsada sevilen seveni gün geldiğinde,zikirdir her daim inadına adını anmak...

    El-keyf...

    Yüreğine sağlık Ufuk,esmiş yine gönül usul usul...
    Orijinali Göster...
    Mabedi yıkılsada Aşk'ın,en güzelidir vahasında serabıyla yanmak
    Unutsada sevilen seveni gün geldiğinde,zikirdir her daim inadına adını anmak...


    Ne diyelim vesselam son sözü söylemişsin, bu konuda çok iyisin teşekkürler...
#19.08.2012 03:03 0 0 0
  • Ben teşekkür ederim Ufuk,yazan çoşturan sensin bizde kaleme döküyoruz aldığımız hisleri:)
#19.08.2012 14:42 0 0 0
  • Bir bahar melteminde titriyoruz, fırtınada titreyen yapraklar gibi gecenin kollarında...
    Geceye bir çimdik atıyoruz uyuyakalmasın diye karanlığın davetinde...
    Güneş terketmiş çoktan sanki bu dünyayı ve biz karanlıkta yeni bir dünya keşfediyoruz bir kaşifin heyecanıyla...
    İçimizden söküp atamadığımız bu kin, bu düşmanlık, oysa ne güzel ağlıyor bir şair saatlerin voltasında...
    Üşümemek ne mümkün ama senin alev gözlerinden yansıyan yıldızlara hayran ben....
    Hep gözlerine hayran olduğumu düşünürdüm ama asıl hayranlık gözlerinden yansıyan yıldızlardaymış...
    Gülüşümüze sakladığımız acılarımızda varmış meğer, çıkıp bir hüsranlı günde ne çok konuşmuşlar bizim yerimize...
    Kalbimizde sakladığımız birbirimizi o hüzünler nasıl etmiş yerlerinden, yerine koyduğum çocuksu burukluklar anlatır hep o zamanları...
    Daha doğmamış çocuksu olgunluklarımızdı seni benden alan... Büyüdüğümün en büyük ispatıydı sana baş kaldırmam...
    Nasıl hesaplara düşmüşüm, nasıl bir hata yapmışım ve ben nasıl bir adammışım... Nasılda hesap soramamışım arkamı dönüp giderken kendimden....
    Yosun tutmuş kayalara vuran dalgalar gibiyiz... Vurdukça dibine hayatın, yosun tutmaya mecbur kalıyoruz...
    Sen benim en büyük suçumun bilirkişisisin sen söyle, vuramadım kendimi bu kez, salamadım okyanusun dibine...
    Artık ben kendimi tanımak istemedim, içimdeki bu benliği söküp atmaktı tek niyetim... Bu yüzden o kayalardan ilk önce yosunları temizledim, seni çıkardım hayatımdan...
    Çünkü ben kendime katlanamadığım her an terkettim seni aslında... Kendimden kaçarken tutuldum sana, ben en çok bunu sevdim sende...
    En çok sen olmayı sevdim, ben olmayı beceremeyen ben sen olabilirim diye düştüm sevdanın yollarına... Bu yüzden en çok seni düşündüm...
    ....

    ufuk
#13.09.2012 02:03 0 0 0
  • Anladım ki; bu ömür seni unutacak kadar uzun değil...
    Çünkü her karesinde bakış açımın; küçümsenemeyecek kadar çok şey var seninle ilgili...
    Koskoca bir sonbahar var senden bana kalan, sararıp dökülmüş, bir dahaki geleceğe kadar toprağa karışmış...

    Aslında seni anlatacak birşeyler yazmak için cümleye nasıl başlayacağımı bir türlü bilememem gibi...
    Benki kelimelerin efendisi, ben ki sadece anlatıcı değil aynı zamanda oyuncu...
    Böylesi ikilemlere, böylesi karmaşaya beni nasıl sokup çıkardın bilemiyorum...
    Seninle ilgili herşey o kadar net o kadar hafızamın çoğunda...
    Hep demişimdir, bir gün seni göreceğim diye ödüm kopuyorda yine de dua ediyorum görmek için...
    Kaçarcasına sevmek, bir korkak gibi...
    Aşk bu işte, sevmekten kaçmak bir delikanlıya yakışırmı...
#20.09.2012 23:26 0 0 0
  • seni anlatmak isterken cümle aleme dilim lal olur
    söz biter dünya durur bir sen bir ben kalır
    bu yüzdendir suskunluğum
    seni yazmak isterken her satırda
    harfler kaybolur kelimeler tükenir bir kağıt bir kalem kalır
    ne anlatılabilir ne yazılabilir sana olan tutkum
    bu yüzdendir her seferinde kalemi kırıp kağıdı yırtışım
    sen yüreğe yazılan sevdam ancak bıraktığın can yanmaları ile avunulur....

    şems-im-sen(elif)
#24.09.2012 11:59 0 0 0
  • Ben bu kadar açıklayamamıştım, teşekkür ederim...
#24.09.2012 18:22 0 0 0
  • Gamzelerimizi girdaplara emanet ettiğimizden beri,
    Kutuplarımıza yazı beklerken baharımı unutmuştuk?

    Yersiz yolculuklarda bizi izleyen yıldızlara hayran, ilkokul çocukluğumuzun saftrik tek hatlı yalın ilişkileri...
    Platonik kelimesinin tarihçesi bizim ilkokulu bitirişimizde başladı... Sevdiğini söyleyemeden sevmek yani...
    Yani hissettiğin şeyi sevgi sanıp diğer uçta duran ve karşına geçtiğinde etrafı bir sis dumanı kaplayan yalın güzellik...
    Safi makyajlı sahte güzelliklerden öte... Sevdiğimizi sandığımızı asla söyleyemediğimiz ama olanca özümsediğimiz melek...
    Bir elma kurdu gibi içimizi kemiren beyaz küçük yaratık...
    O o zamanlar bilmezdi yalın ayak gezmenin bu kadar utanç verdiğini...
    O meleği tual belledi, ama tanrının yarattığının üstünden geçti...
    Güzellik üç harfli bir kelime, yerine neyi koysak üstüne bir fırça daha... Adı söylenmez... ayıp...


    Üstüne gül koklayamadık biz ta o zamanlar en sevdiğimiz bellediğimizin...
    Elimize değen el elimizi kirletmesin istedik durduk, zaman aşikar bir uçurtma gibi...
    İpi her an bizde ama fazla çekersen koparcasına... Ve zaman üstümüzde uçarken biz gölgelerinde...
    Hemzemin bir hayat yaşayacağız diye sevdiklerimizle bu ıslak şehirde şemsiye kullanmak gibi...
    "şeker değilsin, erimezsin" de buradan geliyor, oysa ben yağmuru hep sevdim, aklımın uçurtmasıydı yüzüme vuran her damla...
    Islandım diye utanmak şimdiki zamana mahsus... İlkokulları ilk okul yapan artık dört bilinmeyenli denklem...
    Matematik gibi, daha şimdiden kırbacına bütün gece yatırılıp terbiye edilecek fidanlar...


    Şimdi bu hengameden kaçıp, üstüme bir ateş çaksam yanar döner geceleri bir mizahçının...
    Bir kaç karikatür çıkar gecenin karanlığına düşen silüetimden, ben yandıkca güler bazı matematik bilmez inananlar...
    Kaçıp kendimi çöle vursam belki birkaçyüzmilyon kum tanesini dörder dörder bölerim neden böldüğünü bilmeyenler gibi bilmeden...
    İnsanlık kaderimde acı bir sayfa olarak kalacak, ve eli kalem tutmayan tarih neyi yazacak artık, yazsa kim okuyacak...
    Bunca insandan ortalama iki el var mı dersin, ya iki göz, hepsi işe yararmı... Ellerin gözlerin yüreğin yoksa neyle okuyacaksın...
    Veya bunların hepsi varsa neden okumuyorsun...

    Ufuk
#29.09.2012 01:10 0 0 0
  • Helal olsun o güzel yüreğine ,nasılda serzenişlerde bulunmuş aydınlığın ortasında ,
    koskocaman kara deliğe sürüklenen cehalete şu cümlelerin? İnsanlık kaderimde acı bir sayfa olarak kalacak,
    ve eli kalem tutmayan tarih neyi yazacak artık, yazsa kim okuyacak...?
    Burda sayfalarca,satırlarca anlatmaya kalksak şu cümlen kadar açık ve net olamazdı,kutluyorum arkadaşım
    aydınlık yüreğini....
#30.09.2012 11:17 0 0 0
  • Teşekkür ederim, anlayabilecek kadar aydınlık bir düşünceye sahip olduğun içinde Allah'a şükürler olsun...
#30.09.2012 22:56 0 0 0
  • Vedalara inanmıyorum artık, küçükken annelerin anlattığı bir masal sadece...
    Dipsiz bir kuyuya düşer gibiyiz ama dibi bekliyoruz...
    İçimizde sızılar, yalnızlığa atılan kulaçlar, dalgarından müzdarip yaşıyoruz, düşerek...
    Şimdi kıvılcımlar bir gece yarısı ayışığında bekliyor cesur yüreğimizi...
    Okumadan anlamıyoruz, anlamadan okuyamıyoruz...
    Ben bu hayatı anlamadım, ilkokulda anlamadıysanız cümle içinde kullanın derdi öğretmenler...
    Ey hayat seni ben kendi içimde kullandım ama bir kenara sen attın kullanıp kullanıp...


    Zamanla duruluyor geçmişini çaldığımız azılı yaşamlarımız...
    Unutup gidiyoruz yarım yamalak ne varsa arkamızda bıraktığımız...
    Affımız yok anılardan yana, geçip gidiyor bir film şeridi gibi gözümüzün önünden...
    Zaman bizi kendimize çeviriyor...
    Dünyanın en şeffaf aynası olmuş zaman yüzümüze gülümsüyor...
    Bak zamana geçmişe yaşadıklarına, işte anılarımız bizim tek gerçek yanımız...
    Sözle yalan söylüyorda insan anılarda yalan kalmıyor... Ne varsa kötü dikişlerdeki ipler gibi çıkıveriyor ortaya...
    Anılarımdan ötürü daha kaç defa özür dilemem gerekiyor bilmiyorum...
    Ve özür dilediğim için kendime daha ne kadar günah borçluyum...

    Şimdi yalnızlığın kıyısında yüzüyoruz, kıyasıya dalgalarla çabalıyoruz...
    Bir meltem esse kışın ortasında kafamın içinde buğulu gözlerle geçiyorsun, çöllerde uzaklara gölgesi düşen belli belirsiz kervanlar gibi...
    Ne kadar kalabalıksın ve ne çok yaşıyorsun... Ama hiçbiri hayatıma bir çentik bile atmıyor...


    Ne sessiz bir fırtına, ne ölümsüz bir eser yazanın kaleminden...
    Okumak yok artık yaşamak var her sefil olayı bir bir...
    Düşlerini görmek var mutlu anların, rüyada bile görsen umudunu evinin en güzel köşesinde heykeli dururdu belki...
    Rüyada bile geçse ömüründen bir kaç sevgili anı, en güzel anılarının yanına kaydedersin...
    Ama hala bir ressam çizemez mutluluğun resmini, hiçbir besteci yazamaz mutluluğun notalarını...
    Varsa yoksa acılar vardır, midemiz bulanana kadar acılara içeriz... Kusmak için güzel bir güneşin doğuşunu bekleyerem hemde...


    "Bir bir ölüyor zihnimin vurdumduymaz zalimliği, bir bir yanıyor odaları karanlığa hapsolmuş...
    İçsem seni tüm damarlarıma ve kalbime vurur aşkındaki narkoz etkisi...
    Artık kes neyim varsa, böl al içimden...
    Sana uyuyarak kalbimi ve ciğerimi seninle paylaşmaktır onurların en asili...
    Al götür içimden neyini istersen...
    Kırılgan ürkek namusumu bile bırakma bana...
    Önyargılarımı, yarınlarımı ve hatta asla anmak istemediğim anılarımı da al götür...
    Geride kalacaksa bir deri bir kemik kalır nasıl olsa...
    Al hadi zaten hep senindi narkozlu gecelerin başağrılı sabahları...
    Ben sana dua da ederdim ve gerekirse içerdim de seni daha fazla anımsamak için sabahlara kadar...
    Düşlerime hapsetmişsem ne olmuş seni...
    Al durma daha ne kadar acıtabilirsinki senden kalan bu sensizliği...
    DAha ne kadar kırabilirsin ömrümün geride kalan sefil günlerini...
    Vur kır parçala, al senin olsun neyim varsa veya geride daha ne kaldıysa...
    Yeterki kırılmasın göz çukurlarımda büyüttüğüm senden kalan gonca...
    Yeter ki bir kaç damla yaş bırak sulamak için arada sırada...
    Al da git ve bitsin onursuz, gurursuz, yarınsız mutsuzluğuma sığındığım bu yalan dünya..."


    Ufuk cOŞKUN
#01.10.2012 00:11 0 0 0


  • Son yazını çok beğendim Ufuk ve izninle,içimden bu paylaşımı eklemek geldi
    umarım beğenirsin Arkadaşım,Yüreğine,Kalemine sağlık:)





    noimage
#01.10.2012 20:08 0 0 0
  • Ne diyebilirimki tek kelime ile harika olmuş, çok iyi iş çıkarmışsın çok teşekkür ederim çok mutlu ettin beni... Kendi kendime arkadaki resimi tanıyorum gibi geliyordu zaten sonradan jeton düştü... Tekrar ellerine sağlık...
#01.10.2012 20:48 0 0 0
  • :D o kadar mı bozmuşum avatarını:)))) şaka bir yana beğenmene sevindim teşekkür ederim.
#01.10.2012 20:53 0 0 0