selamünaleyküm öncelikle KONAMI arkadasima cok cok tesekür ediyor ALLAH ondan razi olsun ve diger arkadaslardanda evet bu Tesetdür konusunda madur olan hepimizin Allah yardimcisi olsun belki bunu imtihan gibide görmek ve atlatmak gerekir ve seytana uymadan sabredip gecirmemizi Allah nasip etsin
Herkes bizim gibi düşünürmü bilmem ama çoğunluğu müslüman bi ülkede başımızı kapatmamız suç oluyo ise kadın erkek çalışanlarımıza namaz vakitleri tanınmıyor hatta yeni yeni KUR'AN-I KERİM mealleri çıkmaya başladı ise biz ve bizim gibi düşünenler ALLAH sabrımızı arttırsın yardımcımız olsun diğerlerinede vicdan nasip etsin inş.
size sonuna kadar katılıyorum ancak bu insanların niye bu kadar takıntılı olduklarını bir türlü anlamıyorum. sonuçta herkes kendi hesabını verecek hem yapmıyor ileride yapar veye yapmaz ama bide yapanları kınıyolar gerçekten hayret verici inanmış ve tüm samimiyetiyle örtünmüş özellikle yazın 35-40 derece sıcakta bile o başörtüsünü muntazamca takıp taşıyan ,okullarda sanki teröristmiş gibi muamele görerek genede başörtüsünü terketmemiş belki okula giremmmemiş veye girmmiş çıkışta yine örtmüş , sanki uzaylıymış gibi bir sürü yerde nelere muhattap kalmış binlerce insan yılmamış rabbimin emri deyip herşeye göğüs germiş ama bunlar ohh rahatlarya heryer serbest ,herşey serbest sonrada kendi kendilerine biz dinsizmiyiz yok biz müslüman değilmiyiz neysen nesin bizene bu insanlar seni niye rahatsız ediyo bi türlü anlamıyorum vicdanınızmı sizi rahat bırakmıyo biz yapmıyoruz bunlarda yapmasınmı var niye kardeşçe yaşayamıyoruz anlamış değilim
Ben türbanıma yıldızları taktım onar bizim güzel türbanlarımıza yaraşır.Kim ne derse desin yaradan bize her zaman yardım edecek türbenımıza uzanan eller elbet bir gün kırılacak...
Türban yasağına karşıyım.Başımdan geçen bir olayı anlatacağım.Ordu İmam Hatip Lisesinde Sosyal Bilgiler Hocasıyım,1970 li yıllar.Kız öğrencilerin başlarını açmaları mecbur iyeti çıktı.Kızlar mecburen başlarını açtılar.Lise son sınıftan iki öğrenci,okula gelmemeye başladı,konunun benimle hiç alakası yok ama ben,kızların babalarını çağırdım,kızları çağırdım,geldiler.Bu durumda okulu bırakacaklarını söylediler."Kızım son sınıfa gelmişsiniz,okul bırakılır mı,hiç olmazsa okulunuzu bitirin,okulun kapısına kadar başınız örtülü gelin,kapıdan girince başınızı açın" diye adeta yalvardım,çünkü kızlar çok çalışkan,istikbal vadeden kızlardı."Hocam seni sever sayarız,sağol,ama biz bu şartlarla okuyamayız" dediler ve gittiler.
Bunları niye yazıyorum,kızlar başınızı açmakla dinden çıkmazsınız.Okulun kapısına kadar örtülü gidin,kapıda çıkarın eşarbınızı,ama ne yapın yapın okulunuzu bitirin.Okulu bırakmak size bir şey kazandırmaz.Okulu bitirin,mücadelenizi o zaman yapın.Yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum.
Olmayan bir başörtüsü sorununu çözeceğim diye yola çıkanlar bunu bir siyaset malzemesi yaparak kişiselleştirdiler ve bir sorun haline getirdiler; yine olmayan bir başörtüsü yasağını savunanlar da diğer kesimin duygularına hitap edip siyasi rant elde etmeye çalıştılar.
Bu kutuplaşmaların zararını ise hep dinini yaşama gayretinde olan ve siyasetle hiçbir alakası olmayan başörtülü vatandaşlarımız çekti.
Hükümet bir taraftan başörtüsü sorununu çözeceğim diye yüzde 99 Müslüman olan Türk milletine sıcak mesajlar verirken, diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde "Leyla Şahin davası"nda başörtüsü aleyhinde savunma yaptı.
Hükümet bir yandan sine-i millete dönme ihtiyacı hissettiğinde, başı sıkıştığı zamanlarda dindar bir görünüm arzederken, diğer taraftan AB, ABD güdümlü politikalarla milletinin asla tasvip etmeyeceği uygulamalara imza attı. Kilise evlerinin önünü açtı, tarihi kanla dolu kiliseleri restore etti, azınlıklara ve yabancılara sınırsız haklar tanıdı, iç ve dış politikada milli olmayan her türlü uygulama hayata geçirildi.
AB, ABD ve IMF'nin bir dediği iki edilmedi, ülkemizi karanlığa sürükleyecek her türlü tavize evet denildi, ama sıra milletin taleplerine gelince suni gerilimler üretilerek mağduriyet pozisyonuna geçildi ya da dindarlığa sığınılarak milletin duygularına hitap edildi. Ama gerçekte milletin yararına hiçbir adım atılmadı.
Okulun kapısına kadar örtülü gidin,kapıda çıkarın eşarbınızı,ama ne yapın yapın okulunuzu bitirin.Okulu bırakmak size bir şey kazandırmaz.Okulu bitirin,mücadelenizi o zaman yapın.Yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum.
Bu şekildeki yazınıza Teşekkür yanlış geldi M.Kutsi Çil
Yanlış düşünüyorsunuz. Yeni bir insan tipimi yetiştiriyorsunuz.
Umursamaz,
Vicdanı rahatsızlık duymaz,
"Bana ne? Amaaaan!" demeyi en büyük ideal kabul eden çağdaş insan tipi.
Teşbih olmasın ama şuna benzemiyor mu?
Bir karga, az önce birlikte kanat çırptığı fakat kısa bir dalgınlıkla modern bir aracın altında kalıp parçalanan arkadaşının leşine konup midesini doyuruyor, hiç umursamıyor.
Fark ne?
Bana ne ondan veya bundan demeye utanmayan insanla, arkadaşının leşine konan karga arasında ne fark var ki?
Kolay mı medenî olmak!
Aşağıdaki yazı şahsınıza değildir M.Kutsi Çil
Din Haramilerine ithafen
Yeri gelmişken "dinimiz mantık dinidir" ifadesine açıklık getirmeye çalışalım. Bu ifade yanlış kullanılmaktadır. Aslı şudur: "Dinde mantığa aykırı hiçbir şey yoktur."
Bakın arada çok hassas bir nokta vardır. "Din mantık dinidir " ifadesini kullananlar için, dinin herkesin mantığına göre yorumlanabilme yolu açılmış olur.
İşte haramilik burada devreye girer. Fakat "Dinde mantık dışı hiçbir hüküm yoktur " kuralı, kişilerin mantık hatalarını ortadan kaldırır ve ölçüye uyma zaruretini ortaya koyar. Çünkü her insanın mantık kabiliyeti aynı oranda gelişmemiştir. Öğleyse din, kişilerin mantığına terk edilemeyecek kadar önemlidir.
"Bence" diye başlayıp kendi mantıkları çerçevesinde din yorumu yapmaya kalkışan insanları bakın ne gibi korkunç akıbetler beklemektedir. Peygamber Efendimizin buyruklarından aktarmaya çalışalım:
"Kim kur'an hakkında kendi reyiyle konuşursa, cehennemdeki yerine hazırlansın."(Tirmizi)
"Kim kur'an hakkında kendi görüşü ile konuşursa isabet de etse hata etmiş olur." (Ebu Davut)
Çünkü kıyas, fukahanın (dinde fetva yetkisi olan) işidir. İnsanlar ahiretteki hesap korkusu ile biraz daha dikkatli davransalar olmaz mı sanki? İbni Abbas rivayet ediyor:"İlk kıyas yapan iblistir. Lakin kıyasında hata etmiştir. Kim kendi reyi ile dini bir şeye kıyas ederse; Allah iblisi ona dost kılar"(Tıbyan tefsirinden) (fukaha dışındakiler böylece uyarılmıştır.)
İnsanlar, böyle tehlikeli işlerle geçici dünya şöhreti uğruna uğraşılacağına kendinden önceki âlimlerin görüşlerine müracaat etseler; bu mukabil tehlikelere düşmemiş olurlar. Ama maalesef kendi elleriyle cehennemdeki yerlerini hazırlamaktadırlar.
Öğle kimseler de var ki nefislerinin heva ve hevesleri ve geçici dünya menfaati için imanlarını para ile satarlar. İnsanlığın önüne batıl görüş ve düşüncelerini koyarak, onları Hak yoldan uzaklaştırırlar. Kur'an ifadesiyle" Onlar Allah Tealanın ayetlerini az bir bedel karşılığında sattılar. Sonra da O'nun yolundan çevirdiler. Şüphesiz ki Onların yapar oldukları şey ne kadar kötüdür." (Tevbe: 9)
İslam dini günümüze gelinceye kadar en mükemmel haline ulaşmıştır. "Şüphesiz Haram da bellidir, helal de bellidir; siz şüphelilerden kaçının"(Kutubi- Sitte: 5127) hadisi şerifinde haram ve helal sınırının tayin edildiği, ibadetlerin nasıl yapılacağı en ince ayrıntısıyla çözüme kavuşturulduğu malumdur. Buna rağmen insanlara yeni yeni yollar tahsis etmeye çalışmak; olsa olsa ancak insanların sapıklığını artırır.
"Müslümanlıkta iyi bir yol açan kimseye o yolun sevabı verileceği gibi o yolda gidenlerinde sevabı verilir; bunun yanında onların sevabından bir şey eksilmez. Müslümanlıkta kötü bir yol açana o yolun günahı verileceği gibi o yoldan gidenlerin günahı da verilir; bunun yanında o yoldan gidenlerin günahı eksilmez." (Riyazüssalihin / Müslim)
bbaşörtüsü diye bir durum arzedecek hıc bir sorunumuz yok sadece siyasi emelleri ugruna oy timsarliği yapanlara sormak gerekir bizi bu yanlışlıgınn içine sokanlara yuh olsun
ne sorunu cozulecekmiş ki
sorun mu vardı
sorunu yaratan sizlersiniz cözememek içinde kıvranan sizlersin,iz meclisin beyfendileriii