Ramazan Ayı Fazileti - Oruclu İken Sorumluluklarımız - Oruc Hakkında
Muhammed Mehdi AKİF
Resulullah şöyle buyuruyor: "Sizin şu günlerinizde Allah'ın nefesleri/solukları vardır. Ona tabi olun, umulur ki; o nefeslerden biri size isabet eder de ondan sonra asla bedbaht olmazsınız." (Taberani) Başka bir rivayette "Umulur ki sahibini mutlu edecek ve ondan sonra asla ziyanda olmayacağı bir rahmet çağrısı isabet eder."
İşte biz hayır ikliminin en büyük ve en görkemlisine sayılı günler kadar uzağız. Ramazan ayı hayır, bereket ve kemal hilaliyle üzerimize doğuyor. Kalpler onunla mutluluğa, ruhlar onunla feraha eriyor. Resulullah şöyle buyuruyor: "Bu ayınız sizi gölgelendirdi Allah'ın resulüne yemin olsun ki; Müslümanlar için bu aydan daha hayırlısı yoktur. Münafıklar için de bu aydan daha şerlisi yoktur. Allah'ın resulüne yemin olsun ki Allah bu ayın ecrini ve nafilesini, meşakkatini ve ağırlığını ay girmeden önce yazar. Mümin bu ayda yaptığı ibadetlerden güç kazanır, münafık ise müminlerin gafletini ve kusurunu arzular. Bu ay mümin için ganimet, günahkar için gazaptır." (Ahmet)
Resulullah, bu ayı namaz, oruç, Kuran tilaveti, hayırda yarış, ihsan ve sadaka ile geçiren, ruhlarını arındırmaya, nefislerini terbiye etmeye, içlerindeki yüce insani özellikleri saflaştırmaya, şehvetin esaretinden kurtulmaya, nefislerindeki kötülüğe olan eğilimi yenmeye çalışarak geçiren iman ehli için bu ayın hayır yönünü bu şekilde açıklıyor. Ramazan sadece yeme içme vakitlerinin değiştiği bir ay değildir. Ramazan şişkin karınlar, tutuşmuş şehvetler ve kötü ahlak üzerine yapılan bir devrim, şeytanın ademoğlunu hakimiyetine aldığı alanların daraltıldığı, nefsi zayıflık ve ruhi gerilemeden kurtuluşun gerçekleştiği, maddi kışkırtmalara, dünya hayatının süsüne, cimriliğe karşı bir yükseliş, bencilliği yenme, iyilik, takva ve Allah'ın ipine tutunma üzere yardımlaşma ayıdır. Ramazan, yüce çağrıya verilen cevabın ayıdır: "Ey hayırda aşırı giden yaklaş ve ey şerde aşırı giden vazgeç." (Tirmizi)
Bu taşkın manevi ortam genç, yaşlı, kadın ve erkeklerle dolup taşan mescitlerde, evlerde ve camilerdeki açık Kuran sahifelerinde görünüyor. Bu maneviyat yüzlerde, evlerde ya da camilerdeki toplu yahut aile toplantılarında, televizyon kanallarının birbiriyle yarıştığı çeşitli dini programlarda görünüyor. Bu maneviyat, bu ayda ümmetin yaşayışına işleyen cömertlik ve fedakarlıkta ifadesini buluyor hatta insanlar "Ramazan cömertlik ayıdır" cümlesini sık sık kullanıyorlar. Bunun etkisini hayatımızda, ümmetimizin geri kalmışlıktan çıkıp atağa geçmesinde görebiliriz. Peygamber şöyle buyuruyor: "Ramazan girdiğinde cennetin kapıları açılır cehennemim kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur."
Başarılı davetçiler bu fırsatı değerlendirip bir fidan gibi dini ve çağrıyı insanların kalbine ekiyorlar mı? Kendilerine, kardeşlerine, vatandaşlarına, ümmet ve dinlerine zulmeden zorbalar bu fırsatı değerlendirip konumlarını tekrar gözden geçiriyor, yaptıkları zulümleri terk ediyor ve ümmetin bugünü ve geleceğinin kalkınması için çalışan samimi kişilerle yardımlaşıyorlar mı?
Gelin hep birlikte peygamberimizin şu hadisini hatırlayalım: "Yalan sözü bırakmayıp onunla amel eden kişinin Allah yiyecek ve içeceğini karşılamak zorunda değildir." (Buhari)
Ramazan Semavi Kitapların Ayıdır
Bütün semavi kitaplar bu kutsal ayda inmiştir. Bunların en sonuncusu ve en muazzamı Kuran'dır. Resulullah buyuruyor ki: "İbrahim'in (a.s) sahifeleri Ramazanın ilk gecesi, Tevrat 6., İncil 13. ve Kuran 24. gecesi indirildi. (Ahmet) Başka bir rivayette "Tevrat ramazanın 11. gecesi indirildi" denilmektedir. Burada bu kutsal ayın gökyüzü ile yeryüzü arasında bağlantı, yenilenme, ruhi ve medeni gelişme ayı olduğuna işaret edilmektedir. İnsanlık tarihinde semadan gelen öğretilerin yönettiği ve yön verdiği büyük atılımlar bu ayda başlamıştır.
İnsanlığa gelen son ilahi kelam olan Kuran'ın muhatabı İslam ümmeti, insanların hayatına hakim olan cehalet ve büyük düşmanlıkların gölgesinde bu anlamların neresinde yer alıyor. Azgın maddeciliğin ateşiyle yanan, sefih erotizmin içinde boğulan insanlığa ne sunduk?
İnsanoğlu bugün ona yeniden güven ortamını sağlayacak, yeryüzüne barışı getirecek, adalet, hürriyet, eşitlik ve insanlığın onurunu ihya edecek olan şeye son derece muhtaçtır. Bunun yolu ise Kuran ilkelerinin tatbik edilmesinden geçmektedir. Müslümanlar daha önceden sadık müminlerin yaptığı gibi bu ilkeleri tatbik eder ve onu insanlığa güzel bir şekilde sunarlarsa bu gerçekleşir.
Ey Müslüman kardeşler, oruç tutanlar! Hükümetler ve resmi kurumlar bu mesajı gerektiği gibi duyurmuyorsa buna karşı vefa borcunu ödeyecek olanlar sizler olmalısınız. Cihat edenlerin yolunda bunun için siz çalışmalı, seleflerinize hayırlı halef olmalısınız. {Doğru yolu bulduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size yapmakta olduğunuz şeyi haber verecektir.} Maide/105
Ramazan Büyük Zaferlerin Ayıdır
İslam çağrısına destek olan olayların en büyüğü bu mübarek ayda gerçekleşti. Ramazanın dolup taşan, yüce maneviyatının büyük etkisi nefisleri ıslah ile kararları ve iradeleri gözden geçirip yenileme meydanındaki zaferlerde görülmektedir. Bunlar hayat savaşındaki zaferlerin girizgahıdır. Bundan sonra İslamın bu ayda kazandığı büyük zaferlere tanık olmaktayız: Furkan günü Bedir savaşı, Mekke'nin fethi, Ayn-ı Calut savaşı ve Ramazan savaşı (Yom Kippur savaşı 1973) Müslüman bu mananın bilincinde midir ve Allah'a olan imanını tazeleyip, ümmete hakim olan utanç verici kırılganlığı aşarak bir kez daha ramazanda zafere koşabilir mi?
Önümüzde her hür ve onurlu Müslümanı meşgul eden bir çok mesele var. Bunların en önemlisi Filistin ve Mescid-i Aksa meseleleridir. Gün geçmiyor ki İsrail meseleyi sonlandırmaya, sıcak dosyaları kapatmaya ve Arap halkını Siyonistlerle ilişkileri normalleştirmeye, Süleyman mabedi için kutsal mescidi yıkmaya çalışıyor olmasın. İsrail bunu yaparken Filistinlilerin anlaşmazlıklarını, Arap parçalanmışlığını, İslami tereddüdü, uluslar arası işbirliğini kullanıyor. Kesin olarak biliyoruz ki Bedir, Mekke'nin fethi, Ayn-ı Calut ve 1973 savaşlarında savaşanların torunlarından eli tüfek tutan mücahitler işgalcinin ve onun taraftarlarının hedeflerini gerçekleştirmesine izin vermeyeceklerdir. Gazze'nin kurtuluşunu zaferler takip edecektir. Büyük zafer günü hiç şüphe yok ki gelecektir. { Diyecekler ki "o ne zaman". De ki; yakında olması mümkündür.} İsra/51
Yine önümüzde Somali, Sudan, Irak, Afganistan, Pakistan, Doğu Türkistan meseleleri ve İslam ve Arap dünyasını ilgilendiren başka meseleler var. Fecrin doğmasıyla başlayan oruç ve güneşin batmasıyla açılan iftarın bir araya getirdiği Müslümanların, ümmetlerinin birliğini hissetmeleri ve onun yeniden sağlığına kavuşması için çalışmaları, ümmetin kendi kararını kendi alması, üzerindeki acziyet tozunu silkelemesi ve kendini tüketmeyi bir kenara bırakması gerekmektedir.
Ey Oruçlu Müslümanlar!
İhvan korkmadan ve tereddüt etmeden Allah davetinin yolunda ilerlemeye, ümitsizliğe kapılmadan ve tembel davranmadan ümmeti kurtarmaya, 30 günlük bu okulda bıkmadan yorulmadan kardeşleriyle birlikte yükselmeye karar verdi. Onlar bütün Müslümanları kalplerin temizlenmesi, nefislerin ıslah edilmesi, kararlılığın bilenmesi, Allah'a daha çok yaklaşmak adına bu fırsatın değerlendirilmesi için onlarla el ele vermeye çağırıyorlar ki Allah desteği ve zaferiyle bizim yanımızda olsun. Rabbimizden sonra ümmetimizin hür ve temiz evlatlarına beslediğimiz ümit sonsuz. Gelin hak üzere birleşelim, iyilik ve takvada yardımlaşalım ki; yitirilmiş izzetimiz ve umutlarımız Allah'ın izniyle gerçekleşsin.
İhvan-ı Müslimin'e!
Hasan el-Benna şöyle diyor: "Ramazanı fırsat bilin. Kararlı, alacağı son dersin başarılı olmasını bekleyen, sebepler ve yollar arayan bir halde ilk günden bu okula girin. Tövbenizi her zaman yenileyin, Kuran'ı dikkatlice okuyun, nefsinize orucun faydasını hissettirin, gücünüz yettiğince namaz kılın, çokça düşünüp tefekkür edin, ruhlarınızla birlikte madde dünyasından sıyrılıp ulvi aleme yükselin ve gözlerinizi oruçluları ayrıcalıklı tutan şu ayete dikin { Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı. Umulur ki sakınırsınız} ve oruçtan takvaya ulaşmış olarak çıkın."
Hayır şehri ramazanda, temizlik ikliminde
Bizleri ne mal ne makam değil Allah sevgisi birleştirir
Allah'tan huşu eden ile hayır işlemeye sevdalı daima simasından tanınır
Hayır ikliminin kadrini bilip yarış ettiler
Burada yarış etmenin ecri övülmektir
İmanla ve sevabını Allah'tan umarak oruç tutup kıyam edin
Gönül rızasıyla onu ihya edin
Hayır nefretle işlenmez
Hepsi Kuran'la hem hal oldular
Damarlarında akan kan gibi
Kulak işitir, göz yaşlıdır
Ruh huşu eder, kalp ah çeker..
Hak Savaşçılarına!
Resulullah ramazan hakkındaki bir hadisinde şöyle buyuruyor: "O sabır ayıdır, sabrın ecri ise cennettir." (İbn Huzeyme) Sabır ayınız kutlu olsun diyorum. Siz, imanınız ve inancınızla hür olanlar, başkaları otururken hakkı ayağa kaldıranlar, vatanı ve ümmetine vefalı olanlar! Bu mübarek günlerde rabbinize geliniz, bu günleri ruhi bir yıkanma ve kutsal bir yolculuğa çeviriniz. Siz hidayete erdikten sonra size zarar verecek yoktur. Allah'ın size, davetinize ve ümmetinize indirdiği zulmün ecrini ondan bekleyiniz. Zorluktan sonra kolaylığı bekleyiniz. Allah'ın size ve ümmete zorluk ve darlıktan sonra yakın bir felah ve çıkış vereceğine inanınız.
* İhvan-ı Müslimin Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif'in 14.08.2009 tarihli bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.