Söyle sevgilim, niçin bu kadar yakınımdasın?
Halbuki gözün görebilmesi için araya bir mesafe girmesi lâzımdır;
hiçbir göz, kendisi ile temas halinde olan bir varlığı göremez. Bu aşırı yakınlık da aynen aşırı uzaklık gibi, bir nevi perdedir.
Acının mayamızda olduğunu kim inkar eder?
Ama insan hayatında asıl yangınlar akşam sularını, saatlerini bekliyor.
Çünkü anıların daha da keskinleştiğini, bir çok şeyin önlenemezliğini sonra sonra daha derinden anlıyorsunuz. Diyelim kendi öz hayatınızı yola koydunuz, kurtuldunuz mu sizin dışınızda olan gerçeklerin hatıraya, hafızaya hücumundan? Sanat bencilliğe ters düşer.
Bir toplumun malısınız, gelenekleri, törenleriyle gür bir damarın parçası oldunuz. En azından bir çevrenin malısınız, bir sürü ilişkiler, sorumluluklar var. Bunları gereği gibi yerine getiremeyişin utancını yaşarsınız. Hangi birine yetişeceksiniz? Derken bir boşluk duygusu, kör kuyu gibi derineşir önünüzde. Artık çok az beyazın yanında, size hakim olan duygu, siyahtır...
“seviyorum” diye başlayıp, “gidiyorum” diye biten bir cümleydi bizim hikayemiz.
hep yan yanaydık aslında ama aramızda uçurumlar büyüttüğümüzün farkına varamıyorduk bir türlü.
bu yüzden biz seninle hep iki kişi olduk ama asla bir çift olamadık.
unutmak ne de güzel yakışmış üstüne.
bir ütülü gömlek gibi giymişsin üstüne yitip giden bizi.
unutacak ve gideceksin biliyorum.
üstünde hala ütülü duran “biz” gömleğinle sakın beni başkalarıyla kırıştırma!
yokluğunda hep sana seslendim.
evet ağladım.
seni içimde acı acı biriktirip damla damla harcadım.
sesimin yankısında bulduğum tek şeyse koca bir hiçlikti.
sanki onca sesin arasında, kendisini belli edecek bir çığlık bekliyordum.
o çığlığa tutunursam, seni bulabilecektim.
seni bulmaksa, tüm çığlıkların arasından en çok seni anlatanını dinlemek ve ona sarılmaktı.
duyduğum her çığlığa koşarcasına gittim.
her çığlığı beni çağırıyor sandım.
halbuki duymak istediğimle duyduğum aynı şey değilmiş, geç fark ettim.
Güzel bir gün uyandı,
Bu sabah gözlerinden gözlerime..
Yakamdan düşmek bilmeyen kabusları durdurdun,
Gecemin karanlığından sıyrılarak..
Ama yine de
Herkesten sakındığım hayallerimi,
Düşürünce gözlerinin önüne..
…
Ve şimdi rüyalara bile inancım kalmadı..
Ucu sana dokunacak hiçbir rüyaya yatmıyorum..
Yağmurlar takılıyor kirpiklerime,
Gözbebeklerimde onlarcası..
Silinmiyor ya hani yine de..