@ıssızada adlı üyeden alıntı:
.............................................
......................
.............. Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur.
Dolaştığı günlerden bir gün... Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyla’dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun’a. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. “Kusura bakma derviş baba, ben Leyla’nın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevla’nın aşkından beni nasıl gördün?”
Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leyla’nın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leyla’ya uyanır. Vuslat kokan düşler Leyla’ya uzanır.
***
Osman Alagöz'ün BİR LEYLA DÜŞLEMESİ isimli denemesinden
bu alıntıyı yapma ihtiyacı duydum...
paylaştığın şiir, hazırladığın e-kartlar, şiirin içeriği, eklediğin fonlar
şiirde vurgulanan zaten derin yürek darbelerinin şiddetini
fırtınaya, borana, tsunamiye çeviriyor...
gerek yazdıklarınla, gerek seçtiklerinle hep silkeliyorsun Leyla kardeşim.
kalemin, kelamın, yüreğin var olsun...
Orijinali Göster...