Ağlayan çocuk

Son güncelleme: 06.09.2004 17:20
  • Balkonda oturuyorum. İki küçük serçe karşı evin çatısında ötüyor. İnsana huzur veren bir sesle ötmeye devam ediyorlar. Yan evde komşu kadınlar toplanmış, kahkahaları ortalığı inletiyor. Bir hıçkırık sesi duyuyorum. İçten içten gelen ağlama sesleri. Bir çocuk ağlıyor. Çocuğun yanına gidiyorum, konuşmayı deniyorum;

    Ne oldu güzelim, neden ağlıyorsun? diyorum.

    Güzel ela gözlerini yüzüme çeviriyor. Sarı bukleleri yüzüne ayrı bir güzellik katıyor. Süt beyaz teni, bembeyaz dişleri yüzüne çok yakışıyor. Ama gözlerinden süzülen inci taneleri hüzünlendiriyor insanı. Ela gözleri yüzümde dolaşıyor.

    Hiiiçç diye cevap veriyor.

    Hüzünleniyorum. Bu güzel çocuğun gözlerinden düşen inci tanelerine engel olmalıyım. Birşeyler yapmalıyım.

    çikolatalı kek sever misin diyorum.

    Kafasını severim anlamında sallıyor.

    Azıcık bekle getireyim o zaman diyorum. Ela gözlerinde bir parıltı görüyorum. Kocaman bir dilim kekle dönüyorum çocuğun yanına. Tabağı uzatıyorum, önce keke sonra bana bakıyor çocuk.

    Biliyor musun, ben annemle hiç kek yapmadım, çok isterdim annemle kek yapmayı diyor.

    Ve tekrar inci taneleri dökülüyor. Tabak elimde kalıyor... Bu sefer elimde oyuncaklarla dönüyorum. Yüzüme bakıyor.

    Hadi evcilik oynayalım diyorum.

    Biliyor musun, ne annem ne babam benimle hiç oyun oynamadı diyor..

    İnciler dökülüyor,dökülüyor.. Tutamıyorum kendimi, benim gözyaşlarımda dökülmeye başlıyor.. Birlikte bir süre ağlıyoruz.. Kuşların cıvıltısını duyuyorum. Küçük kıza;

    Bak ne güzel kuşlar, ne güzel ötüyorlar değil mi? diyorum.

    Küçük kız kafasını kaldırıyor. Önce kuşlara bakıyor, sonra bana.. Gözleri ışıldıyor, kiraz dudağında gülücükler açıyor.. İçimdeki çocuk gülüyor artık.......
#06.09.2004 14:32 0 0 0
  • .ağlama be çocuk
    ağlama..
    ne denir bilmem ki
    yüreği kanayana
    üzülme çocuk
    düzelecek, düzelecek mutlaka
    demeyi ne çok isterdim ah..
    ama sen ağlama
    yine de ağlama

    bir tren camındaki dünya
    ne kadar yanlızsa da
    kiösen yoksa da ağlama
    doğrusu
    ne çok şey var ağlamaya değer şu dünyada
    toprağı talan edilen
    bir çiftçi yüreğindesin şimdi
    toprağı çalınmış
    yağmalanmış yeşili,
    mavisi..

    ağlama be çocuk
    camların buğusunda
    artık sadece
    ölümün sessizliğinin
    aldatıcılığı var

    toprağın altındaki yürek
    senin yüreğin
    ağacın, denizin
    yağmurun yüreği
    söylenebilecek şeyler
    bir uçurumun kıyısında
    an be an yokolsa da..
    ağlama be çocuk
    ağlama...

    Bil ki bu şehir
    senin kadar yanlız
    mutsuz, çaresiz

    yağmur kokan yalanlar söyle sonra
    güneş kokan
    adı umut olsun
    sevgi olsun
    ya da aşk
    avuntu dinledikçe yüreğin
    ağlama...

    bir güvercin hayal et
    avuçlarının içinde
    kalp atışları hissedebildiğince
    parmaklarında hissediyorsun
    kurtulması belki
    olanaksız
    ama yine orada güneş
    yağmur dineli çok oldu
    oysa...

    Ağlama be çocuk
    hiç ses yok
    bir inilti olsun
    koca şehir
    derin bir uykuda
    bu haykırışa tanıklık eden
    bir avuç gök parçası
    ve yağmurun ardındaki gökkuşağı..

    alın yazısı,kader mi dersin
    onları da geçen bir çizgi
    var..
    canını birileri almış sanki
    yıkık binalar altındaki
    masumun..
    suçsuzlar işlenmemiş suça
    sahiplendirildikçe
    ağlamamak mümkün se
    ağlama çocuk
    ağlama...

    hüzün kaldı toprağın
    altında
    gelecek kaldı...
    bu gece, sabah
    uzak görünüyor
    güneş şüpheli...

    ağlıyor çocuk
    anne diyor
    hiç doğmayacak mı güneş
    karanlık kaderim mi olacak bundan böyle
    sana diyorum anne
    açsana gözlerini
    gözlerime baksana
    anne aç gözlerini
    konuşsana..
    anne korkuyorum
    herkes neden uyuyor
    neden böyle karanlık
    bu gece
    ya sen?
    o hep saçlarımı okşayan ellerin
    neden böyle soğuk ha..
    ya gülünce güller açan
    yanakların..
    annen öldü diyorlar
    ölmedin değil mi?
    anne
    ölmezsin..
    beni bırakmazsın
    bu karanlıkta
    bırakmazsın değil mi?

    Ağla be çocuk
    onca ağlanacak şey var ki
    ve onca ağlayan..
    sen de ağla çocuk
    ağla...
    .
#06.09.2004 15:34 0 0 0
  • Ağlıyordu o masum çocuk
    Köşenin döndüğü yerde
    Arıyordu bir teselli
    Güneşin doğduğu yerde

    Hiçbir şeyi yoktu
    Yüreğindeki umutlarından başka

    Hep bir yere bakar mı ki insan
    O bakıyordu işte
    Sadece ve sadece günesin doğduğu yere,inadına
    bakıyordu

    Çünkü umutları oradaydı
    Ve ondan güneşin doğduğu yere sevdalıydı.

    Bir gün oraya uzanıp alacaktı umutlarını
    Bir kuruş bile vermeden,bedavaya
    Üst-baş yırtık-pırtık bile olsa alacaktı...
#06.09.2004 15:37 0 0 0
  • .YOKLUĞUN İÇİMDE ÇOCUK

    varlığında,
    'koş' diyorum içimdeki çocuğa
    durma!..
    topla çiçekleri,çayırlarım yok ama
    yeter dağımda yaban güller...
    sende kalsın istersen,
    tak saçlarına...

    tokluğunda,
    'gül' diyorum içimdeki çocuğa
    kendini tutma!..
    söyle türkülerini,sesim yok ama
    al oyalı yazmamı!..
    sende kalsın istersen,
    dola boynuna...

    açlığında,
    'ye' diyorum içimdeki çocuğa
    acıkma!...
    aç avuçlarını,ekmeğim yok ama
    doldur içine sevdamı!..
    sende kalsın istersen,
    ekmek yap katığına...

    yokluğunda,
    'sus' diyorum içimdeki çocuğa
    ağlama!...
    sil gözlerini, mendilim yok ama
    tut elimin tersini!..
    sende kalsın istersen,
    sakla koynuna...
    .
#06.09.2004 15:43 0 0 0
  • Kocabebek

    bu demir divriği dağlarından
    ben söktüm ulan ben söktüm
    bu namlu divriği demirinden
    ben döktüm ulan ben döktüm
    bu ak bileklerde bu kara kelepçe
    ben dövdüm ulan ben dövdüm
    ben dövdüm ateşlerde bu kelepçeyi
    bu biçimi bu demire ben verdim

    şimdi kaysı çiçekleri tozutur geçer
    şimdi şarap düşer kızgın bağlara
    şimdi sevdiğimi alır giderler
    güz oturur gözlerime dağlar uy

    varalım diyelim ki heeeey diyelim
    nakışçana duralım korolarla diyelim
    heeeeey diyelim heeeeey
    yıkılır bu düzmeceler yıkılır
    köprüler kurulur aydınlıklara
    gelir birgün kaşla göz arasında
    en gizli tomurcukların ucunda gelir
    ekmeksiz evin yalnızlığında
    kınasız parmakların bakışlarında
    uykusuz gecelerin ardında gelir
    halaylarla çıkalım korolarla duralım
    heeeeey diyelim heeeeey
    bu namlu divriği dağlarından
    bu candarma benim kapıbir komşum
    bu türkü benim türküm çoğalır kanayarak
    kelepçemin karasında bir ak güvercin
    ustam kessin ellerimi benim çocuk ellerimi
    dağlar uy
    uy dağlar
#06.09.2004 15:48 0 0 0
  • .ne çok beklemiştin yolumu anne!...
    dokuz aylık mesafeye dikmiştin gözlerini / içinde (!)
    can verirken bedenime /
    alnıma yazılan yazıda ellerin vardı aslında
    aldanmıştın bir kere / 'seni seviyorum' diyen sese
    şimdi pişman mısın yoksa?

    en içli ninniyi sen söyledin /
    en yanık türküyü gene sen!.. / kulağımda durur hala...
    ne varki:
    aç kalacağımı / simit çalacağımı
    üstünden tren geçen köprünün altında yatacağımı /
    yıldızları sayacağımı / şaşıracağımı
    anlatmadın bana...

    çoktan değişti ciğerime verdiğin hava
    baliler / tinerler aldı yerini...
    üstümden geçen trene binip gitti
    hayata duyduğum sevda...

    bu ne haldir ki anne!!! / gülüyorum halime...
    tutup
    -dağlara / duvarlara / yollara- yazıyorum kinimi
    çeteler kuruyorum / sayımız kaçtı , unuttum !
    boy atıyor içimde MANİSA lalesi / korkuyorum....

    al beni!...
    İSTANBUL sokaklarından geliyorum /
    ANTEP baklavacısından /
    cami avlusunda karanlık toplamaktan ...
    ağlamaktan geliyorum anne!!! ağlamaktan....

    sen böyle istemedin / biliyorum!..
    güneş düşünmüştün benim için / olmadı işte, üzülme!!!
    -ninnilerde / türkülerde / masallarda- kaldı adı /
    yalanmış meğer / şimdi anlıyorum
    uçurduğum anka kuşu / kaf dağı varamadığım !..

    ...
#06.09.2004 15:51 0 0 0
  • Hayat Nedir Anne
    Benim hiç sapanım olmadı anne,
    Ne kuşları vurdum,
    Ne kimsenin camını kırdım...
    Çok uslu bir çocuk değildim ama,
    Seni hiç kırmadım, hem boynumu kırdım.
    Ben hayatım boyunca
    Bir tek kendimi vurdum!.

    Suskun görünsem de,
    Fırtınalı ve mağrurdum anne.
    Bir mızrak gibi,
    Aynada hep dik durdum anne!
    Ben sana hiçbir gün laf getirmedim,
    Leke sürmedim.
    Ama göğsümü çok hırpaladım,
    Kalbimi çok yordum...
    Ben hayatım boyunca,
    En çok kendimi sordum!.

    Benim hiç sevgilim olmadı anne,
    Ne bir yuva kurdum,
    Ne bir gün şansım güldü...
    Öpemeden bir bebeğin gıdısını,
    Tükendi gitti çağım...
    Kimi yürekten sevdiysem,
    Yüreğini başkasına böldü...
    Bir muhabbet kuşum vardı,
    O da yalnızlıktan öldü...

    Sen beni hep, göğsünde
    Acılarla mı soğurdun anne?
    Yoksa, evlat diye,
    Koca bir taş mı doğurdun anne?
    Eziyet değilim, zahmet değilim,
    Musibet hiç değilim;
    Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
    Doğurdun da beni,
    Ne ile yoğurdun anne?

    Benim hiç hayalim olmadı anne...
    Ne seni rahat ettirdim,
    Ne kendim ettim rahat...
    Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat!
    Kaybolmuş bir anahtar kadar
    Sahipsizim anne...
    Ne omzumda bir dost eli,
    Ne saçımda bir şefkat...

    Say ki yollardan akan,
    Şu faydasız çamurdum anne...
    Say ki ıslanmaktan, üşümektim,
    Say ki yağmurdum anne!
    Bunca yıldır gözyaşını,
    Hangi denizlere sakladın?
    Oy ben öleyim,
    Sen beni ne diye doğurdun anne?

    Hayat nedir, nedir ki anne;
    Bir oyun, bir masal değil mi?
    Bak, kırıldı oyuncaklarım...
    Ömrüm gitti,
    Sevdam bitti...
    İnan, ben hiç büyümedim ki...
#06.09.2004 15:57 0 0 0
  • ÇOCUK


    Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;
    Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk....
    Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;
    Karıncaya göz atsa "niçin, nasıl? ve hayret...

    Fatihlik nimetinden yüzü nurlu bir mühür;
    Biz akıl tutsağıyız, çocuklar ki asıl hür.
    Allah diyor ki : "Geçti azabımı rahmetim!"
    Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim..

    Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!
    Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın!
    İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;
    Çocukların kalbinde işler zaman rakkası

    ...
#06.09.2004 16:05 0 0 0
  • Doğdun,
    Üç gün aç tuttuk
    Üç gün meme vermedik sana
    Adiloş Bebem,
    Hasta düşmeyesin diye,
    Töremiz böyle diye,
    Saldır şimdi memeye,
    Saldır da büyü...

    Bunlar,
    Engerekler ve çıyanlardır,
    Bunlar,
    Aşımıza, ekmeğimize
    Göz koyanlardır,
    Tanı bunları,
    Tanı da büyü...

    Bu, namustur
    Künyemize kazınmış,
    Bu da sabır,
    Ağulardan süzülmüş.
    Sarıl bunlara
    Sarıl da büyü.
#06.09.2004 16:07 0 0 0
  • ..ÇOCUK OLARAK KALSAYDIM KEŞKE

    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    Acıyı dizimdeki yara zannetseydim
    Yangınları sadece ocaktaki ateş bilseydim
    Aşkı annemin sevgisi
    Sevdayı oyuncaklarıma düşkünlüğüm görseydim
    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    Siyahı bilmeseydim renk olarak
    Mavi benim oyun rengim olsaydı
    Gökyüzündeki bulutlara hüzünle değil
    Neşeyle bakabilseydim
    Hayallerim oyunlardan ibaret olsaydı
    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    Bağıra bağıra ağlasam
    Kahkahalarla gülebilseydim
    Yoruluncaya kadar koşsam
    Uykuya çok çabuk dalabilseydim
    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    O zaman geceyi tanımaz
    Ayla aramda bir sihir olmazdı
    Yarını düşünmeden yaşasaydım
    Ölümü ise derin bir uyku bilseydim
    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    Çıkarın ne demek olduğunu bilmeseydim
    İki yüzlülüğü duyduğumda
    iki tane surat demek mi diye sorsaydım
    Tüm hazinem misketlerim
    Tek dostum oyuncak bebeğim olsaydı
    Çocuk olarak kalsaydım keşke
    Hayata masallardaki pencereden bakabilseydim
    Büyükler beni tatlı yalanlarla avutsa
    Mutluluk kağıt helvamdan aldığım bir ısırık olsa
    Ağladığımda, içi yanan annem olsa hep yanımda
    Korkuyu yıldırım ve gök gürültüsünde bıraksam

    Gözlerimdeki çıldırtıcı masumluk hiç yokolmasa
    Ben hep masum kalabilsem
    Ben hep mutlu olabilsem
    Hiç büyümesem hep çocuk kalsam
    Keşke...
    Keşke ...
    Çocuk olarak kalsaydım keşke...

    (Artık, keşkeler anlamsız, zaman doldu...)

    ..
#06.09.2004 16:10 0 0 0
  • Sen benim hiç bir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın anlaşılmaz
    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok cığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykum arasında cağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak
    Sen benim hiçbir şeyimsin.
#06.09.2004 16:13 0 0 0
  • . .Sen;
    Mavi bir denizin ortasında
    Yüzmesini bilmeyen
    Ve bu denizde çırpınan
    Çırpındıkça maviyi bulandıran
    Masum bir çocuktun...

    Ve o kız, bu rüyasında
    Sana değil
    Maviye üzüldü
    Masum çocuk...

    Üstelik o kız
    Denizin tekrar maviye döneceğini,
    Ama senin öldükten sonra,
    Dönmeyeceğini bilerek
    Maviye üzüldü
    Masum çocuk...

    Ve ben seni bu gece
    Rüyalarıma çağırıyorum
    Masum çocuk...
    Bütün mavi okyanusları bulandırmak,
    Ve o kızdan intikam almak için...

    -II-

    Sen dün gece
    O kızın rüyasında çırpınan,
    Çırpındıkça maviyi bulandıran,
    Ve bulanık mavide boğulan,
    Masum bir çocuktun...

    Ve ben bu gece
    İntikam alman için
    Kendi rüyamda,
    Fırsat vermiştim sana...

    Ama sen gelmedin,
    Gelmedin rüyalarıma...

    Ya boğulduğunu unuttuğun,
    Ya da maviye vurulduğun için,
    Yine gidip girdin o kızın,
    Mavi rüyalarına...

    Biliyor musun masum çocuk?
    Seni mavide boğan o kız
    Aslında her gün
    Kendi girdabında boğuluyormuş...

    Anladın mı? masum çocuk.
    Yani mavi kızda
    En az senin kadar masummuş
    Masum çocuk...

    Hadiii !!
    Sana sana yardım elini uzatan
    O kızın elini tut.
    Tut ki;
    Maviyi bulanmaktan,
    Senide boğulmaktan kurtarsın...

    Tut ki;
    Bende diğer elini tuttuğum o kızı
    Kendi girdabında boğulmaktan kurtarayım...

    . .
#06.09.2004 16:15 0 0 0
  • soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
    adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

    Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
    ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

    Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
    Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
    Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
    Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
    çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

    sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
    ama sen yoktun...
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
    yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
    Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
    Otobüs oluyordum bir süre...
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde...
    Otobüs oluyordum...
    Bir ülkeden bir iç ülkeye...
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
    Korkuyordum...
    Sonra iniyordum otobüsten...
    Çarşıdan bizim eve giden,
    ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa,
    ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
    Çünkü sonunda annem oluyordum
    babam kokuyordum sonunda...

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim!
#06.09.2004 16:17 0 0 0
  • ..DOĞMA BEBEK !..

    İş yerlerinde
    Ayırımcılık rüzgârları esiyor
    Küçülüyor insanlar
    Çıkarları için...
    Kin, nefret
    Büyüdükçe büyüyor...

    Bunları gelip de
    Görme bebek...
    En iyisi
    Doğma bebek...

    Sevgi ve insan hakları
    Kitaplar arasında kaldı
    İyi insanlar
    Bunaldıkça bunaldı
    Bunları gelip de
    Görme bebek...
    En iyisi
    Doğma bebek...

    Birçok kişi şimdi seyirci
    Haksızlığa,
    Sömürüye, düzenbazlığa...
    Bunları gelip de
    Görme bebek...
    En iyisi
    Doğma bebek...
    ..
#06.09.2004 16:44 0 0 0
  • noimage



    ..GELİRSEN KORKMA BEBEK

    İyi ki devletler,
    Kanunlar var...
    Sana da değer verirler
    Seni de korurlar...
    Gelirsen korkma bebek...

    Sevinçler, özlemler
    Dünyaya sığar...
    Senin için gök gürler,
    Yağmurlar yağar,
    Güneş de doğar...
    Gelirsen korkma bebek...

    Dost insanlar,
    İyi komşular
    Her yerde var...
    Seni de severler
    Seni de kucaklarlar
    Gelirsen kokma bebek...

    Yerde çiçekler,
    Ağaçlarda kuşlar,
    Senin gibi bebekler
    Seni bekler...
    Gelirsen kokma bebek...

    ..
#06.09.2004 17:10 0 0 0
  • canım benım ne tatlı
#06.09.2004 17:11 0 0 0
  • TATLIDIR TABİ
#06.09.2004 17:13 0 0 0
#06.09.2004 17:20 0 0 0