800000

800000

Üye
03.05.2010
Onbaşı
955
Hakkında

  • Anneye Mektup - Anneye Mektup Örnekleri - anneye yazılan mektuplar
    - anneler günü ile ilgili mektup - anne mektupları -
    noimage

    noimage

#05.05.2010 13:15 0 0 0
  • anneye mektup örnekleri - anneler günü mektubu - anneler günü ile ilgili güzel sözler

    Benim için çok önemli olan anneciğim:

    Geçenlerde bi roman okudum romanın adı annem ve ben 'di .Roman aynı senle beni anlatıyordu annecim.Romanı okudukça sol yanım acıyor annecim kalbim acıyordu.

    Caddelerde görüyorum anneler çocuklarının ellerinden tutmuş gidiyor.Birden gözlerim doluyor keşke diyorum keşke senle bizde öle olabilsekgeceleri yatağıma yattığımda üstüm açılınca gelip üstümü örtmeni öpüp koklamanı hayal ediyoumhani eskiden hasta oldugumda hemen telaşe kapılırdınya şimdi hasta olsam kimse bulunmuyor yanımda geceleyin yatagımdan fırlayarak kalktıgımda korkulu rüyalardan uyandıgımda bir teselli edenim bile yok .Düşüncelerimi bi kağıda aktamak nakarda kolay yaşamaktan diyme annecigim.Hiç birbirimizden ayrılmıcaz derdik ama yanından ayrılmayan kızın şimdi senden cok uzakta annecigim.Günlerin artık benim için bir önemi kalmadıama pes etmiyorum direniyorum herşeye karşı çünkü sen ögretmiştin bana herşeyle savasmayıbirgün üzüntülerinsıkıntıların bitip güzel günlerinde olacagını ben senden ögrendim annecim

    Annecim buralar çok iyibende cok iyiyim yanlız şu içimdeki kor gibi yanan ateşi söndüre bilirsem.SENİ ÇOK SEVİYORUMMM annecigim
#05.05.2010 13:08 0 0 0
#04.05.2010 19:27 0 0 0
  • Kanun Nasıl Yapılır - TBMM 'den Kanun Nasıl Çıklarılır - YAsa Nasıl Çıkartılır
    1. Yasama (kanun yapma) yetkisi TBMM'ye verilmiştir.
    2. Kanun tasarısını Bakanlar Kurulu hazırlar, kanun teklifini ise milletvekilleri verir.
    3. Kanun tasarısı ve teklifleri, TBMM Başkanlığı'na sunulur. TBMM Başkanlığı'nca doğrudan ilgili komisyona gönderilir.
    4. Tasarı ve teklif üzerindeki görüşmelerini tamamlayan komisyon konuyla ilgili hazırladığı raporunu Genel Kurul gündemine alınmak üzere TBMM Başkanlığı'na sunar.
    5. Kanun tasaır ve teklifleri, Genel Kurul'da madde madde görüşülür. Görüşmelerin tamamlanmasından sonra tasarı veya teklifin tümünün oylaması yapılır. Genel Kurul'da kabul edilen tasarı veya teklif kanunlaşmış sayılır.
    6. TBMM'den çıkan kanunlar Cumhurbaşkanı'na gönderilir. Cumhurbaşkanı, kanunu 15 gün içinde imzalayarak TBMM'ye gönderir. Cumhurbaşkanı kanunu kabul etmezse 15 gün sonunda meclise geri gönderir. Eğer kanun, mecliste değişikliğe uğramadan geri gönderilirse Cumhurbaşkanı kanunu kabul etmek zorundadır. Eğer kanun, değişikliğe uğrarsa Cumhurbaşkanı kanunu 15 gün içinde meclise geri gönderebilir (Cumhurbaşkanının kanunu kabul etmeyip meclise göndermesine "veto hakkı" denir).
    7. Cumhurbaşkanı tarafından imzalanıp meclise gönderilen kanun, yürürlüğe girebilmesi ve uygulanabilmesi için Resmi Gazete'de yayımlanır.
    NOT: Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmeyen kanunlar, meclisten değişikliğe uğramadan Cumhurbaşkanına geri gönderilirse Cumhurbaşkanı kanunu kabul etmek zorundadır. Ancak kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir.
    NOT: Bütçe tasarıları ile ilgili kanunu, Cumhurbaşkanı geri gönderemez, kabul etmek zorundadır.
    NOT: Ülkemizde yasama (kanun yapma) görevi TBMM, yürütme görevi Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı ve yargı görevi Bağımsız Mahkemeler'e verilmiştir.
#04.05.2010 17:52 0 0 0
  • Geçmişten Günümüze Karadenizde Balıkçılık
    Türkiye'de 1 Eylül'de başlayan ve 15 Nisan tarihinde bitecek olan balık avı sezonunda Karadeniz'de ekonomik anlamda yine profesyonel avlanan balıkçılar para kazanırken, geçimini küçük balıkçılık yaparak sağlayanlar ise umduğunu bulamadı

    Türkiye'de 1 Eylül'de başlayan ve 15 Nisan tarihinde bitecek olan balık avı sezonunda Karadeniz'de ekonomik anlamda yine profesyonel avlanan balıkçılar para kazanırken, geçimini küçük balıkçılık yaparak sağlayanlar ise umduğunu bulamadı.
    Geçmişten günümüze hamsi her av sezonunda Karadeniz'in en çok avlanan balığı olurken, bu yıl ortalama 400 bin ton hamsi avı gerçekleşti. Önceki yıllarda Karadeniz'de görülmeyen Sardalya balığı bu av sezonunda Karadenizli balıkçıların ise yeni umudu oldu.
    İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Balkan ve Anadolu yarımadalarıyla Kafkasya arasında uzanan bir iç deniz olan Karadeniz'de balıkçılık gerek beslenme, gerekse ticari açıdan önemli bir yere sahip bulunuyor. Karadenizli balıkçılar, nesilden nesile aktarılan tecrübelerle balık avı konusunda oldukça bilgi birikimine sahip olurken, 15 ve 16. yüzyıllarda Karadeniz'de önemli bir konuma sahip olan Trabzon şehrinin balıkçılık yönünden çok gelişmiş olduğu biliniyor. Trabzon Kanunnamesi'nde avlanan her balık çeşidinden öşür alınması, balıkçılığın geliştiğinin bir işareti olarak tarihçilerin dikkatini çekerken, yine, ihtiyaç fazlası balıklardan balık yağı üretildiği ve bu yağın Hıristiyan mahallelerinde satıldığı, satılan bu balık yağından vergi alındığı kanunnamelerde kayıtlı bulunuyor.
    Aşık Mehmed'in Menazırü'l-avalim (1598) adlı eserinde Trabzon denizinde nefis balıklar avlandığını bildirmesi, Evliya Çelebi'nin, Seyahatnamesi'nde (1640) Trabzon halkının uğraştığı yedi iş kolundan birinin balık avcılığı olduğunu kaydetmesi, balıkçılığın ve balık avcılığı ile uğraşanların önemli bir sayıya ulaştığını gösteriyor. Yine, Aşık Mehmed ve Evliya Çelebi, Trabzon denizinde bol miktarda hamsi, mezgit, kalkan, levrek ve kefal, kızılca tekir, kolyoz, uskumru balığı avlandığını kaydediyor.
    Karadeniz'deki balıkçılık faaliyetine dair kaynaklar arasında Şakir Şevket, "deniz kenarında bulunan ahalinin balıkçı olduklarını, bunların çok miktarda yunus balığı avladığını" kaydediyor. Darüşşafaka Müdürü Binbaşı Hüseyin Bey, 1885'de kaleme aldığı ders kitabında Karadeniz'de kalkanın ve hamsinin en çok Trabzon ve Samsun vilayeti sahillerinde avlandığını; Tüccarzade İbrahim Hilmi ise eski Trabzon denilen sahillerde petrol gazı damar ve kaynakları olduğunu, açıktan denize akıp gittiğini, bu nedenle avlanan balıkların etlerini kokuttuğunu ifade ediyor.
    Trabzon vilayeti hakkında bilgiler veren 1888 tarihli salnameye göre ise denizde avlanan ve satılan balıklar arasında hamsi, kalkan, mercan, mezgit, palamut, tekir, turna ve zargana başta geliyor.

    KARADENİZ'DE YUNUS AVCILIĞI
    Salnamelerde Karadeniz'de yunus avcılığının yapıldığı belirtilirken, Yunus Balığı'nın yağlarının çıkarılıp Avrupa'ya satıldığı ve birçok ailenin geçimini sağladığı bildiriliyor. Yine kaynaklarda Sürmene Limanı'nda "Kurd" denilen bir balığın bulunduğu ve gemileri kemirerek zarar verdiği ifade ediliyor. 1900 tarihli salnamede, vilayette avlanan ve ihraç edilen balıklar arasında yine hamsi, kalkan, mercan, mezgit, palamut, tekir, turna, zargana gösterilirken, yunus balığının çok miktarda avlandığı, sahil halkı içinde, özellikle Sürmeneliler'in bu balığı avlamada çok usta oldukları, yağını çıkarıp sattıkları, yılda yaklaşık 10 bin liraya yakın bir ticaret hacmi olduğu, hamsinin ise bol olduğu zaman gübre olarak tarlalara döküldüğü ifade belirtiliyor.
    Salnameler, Rize balıkçılarının, Sürmene balıkçıları gibi yunus balıklarını avladıklarını, bundan "don yağı" denilen balık yağı imal ederek dışarıya sattıklarını kaydediyor. Trabzon, Rize, Araklı, Tirebolu, Kozağzı ve civarda bulunan diğer akarsu ağızlarında ilkel av araçlarıyla 5 ton kadar yılanbalığı avlandığı bildiriliyor.
    İstanbul Balıkhanesi eski müdürlerinden Karekin Deveciyan, Karadeniz kıyılarında İnebolu-Hopa limanları arasında avlanan ve satılan balık türleri arasında ağırlıklı olarak barbunya, berlam, hamsi, istavrit, izmarit, kalkan, karagöz, kaya, kefal, kılıç, levrek, lüfer, mersin, mezgit, minakop, orkinos, palamut, pisi, sarıgöz, tirsi, torik, yunus ve zargana olduğunu belirtiyor.
    1950'li yıllarda Doğu Karadeniz'de çok miktarda avlanan balıklar arasında yunus, istavrit, hamsi, tirsi ve mezgit bulunurken, mezgit balığının eti bu yıllarda makbul tutulmazken, günümüzde aranan bir balık olarak yer alıyor. 1950'li yıllarda Rize'de avlanma mevsimi olan Ağustos-Haziran aylarında 3000 ton, Sürmene'de 2000 ton, Tirebolu'da 1000 ton, Samsun'da 1500 ton hamsi avlanırken, Rize bölgesinde 1951'de 100 ton tirsi, Sürmene'de 1950'de Ocak-Mart aylarında günlük 7 ton tirsi avlanırken, Trabzon balık pazarında 1950 ve 1951 yıllarında 55 ve 40 ton tirsi kaydedildi.
    Bugün baktığımızda pek çok yerde olduğu gibi Karadeniz'de de balık avlama tekniğinin çok farklılaştığı görülürken, artık denizlerde trol balıkçılığı, sonar denilen cihazlarla donanımlı tekneler tarafından yapılıyor. Artan kirlilik, balıkların yumurtlama yerlerinin bozulması, avlanan balık miktarı ve türlerinde bir düşüşe yol açtı.
#04.05.2010 17:47 0 0 0
  • çok sevdiğim bir şarkıdır..
    Paylaşımın için teşekkürler abla..
#04.05.2010 16:26 0 0 0
  • lütfen laflarımı cımbızlayıp kamuoyunu yanlış yönlendirmeyim polüs bey
    "Bende istemiyorum madalyanıza kalmadık" dedim ben
#04.05.2010 15:55 0 0 0
  • @ 800000

    VaLLa oLmaz ZorLa VerCez

    Sana da En Iyi YardımCı MadaLyaSını Uyqun Gördük
    Bende istemiyorum madalyanıza kalmadık
    (Aplam gidince konuşuruz bu konuyu)
#04.05.2010 15:49 0 0 0
  • Derya bennen egleniyo pulis bey
    polüs bey ne ayıp aplamı ağlattınız istemiyor vermeyin madalya
#04.05.2010 15:46 0 0 0
  • @ 800000

    Senin Bu I$te Bir Payın Var Gibi
    alakası yok :ıslık:
    Derya inanma kiss atiyo
    Doğru diyosun apla inanmıyorum
#04.05.2010 15:41 0 0 0
#04.05.2010 15:38 0 0 0
#04.05.2010 15:37 0 0 0
#04.05.2010 15:34 0 0 0
#04.05.2010 15:20 0 0 0
#04.05.2010 15:01 0 0 0
#04.05.2010 14:52 0 0 0
#04.05.2010 00:44 0 0 0