Zil sesine koşarak kapıyı açan adam eski bir dostu ve iri bir köpekle karşılaştı. Elbette tereddütsüz içeri aldı. İki arkadaş daha oturmadan, köpek bir masa lambası ile kıymetli birkaç bibloyu devirdi. Sonra da en rahat koltuklardan birine yerleşti ve koltuğun ahşap kollarını yalayıp kemirmeye başladı. Evin sahibi köpeğin yaptıklarını içi cız ederek seyretse de eski dostunu kaybetmek istemediğinden ses çıkarmadı.. Çaylar içilip misafir gitmek üzere ayağa kalkınca da, köpek yüzünden içten içe sinir krizleri geçirdiğini belli etmemeye çalışarak dostuna "Köpeğini unutma" dedi. "Yok yahu" dedi, eski arkadaşı.. "Ben de onu senin köpeğin zannetmiştim"
Yeni dükkânını açan John''a bir buket çiçek geldiğinde önce sevinmiş, ardından kartı okuyunca düşünmeden edememiş.
"Üzgünüz"
yazıyormuş. Az sonra telefon çalmış ve çiçekçi özürler dileyerek derdini anlatmış ve buketin doğru olduğunu fakat kartın yanlış konduğunu söylemiş. Yeni dükkân sahibi
"Dert etme dostum" demiş.
"Ben dert etmiyorum ancak sizin kartı bir cenaze törenine yanlışlıkla yolladım. Orada ne olacak, ben asıl onu merakla bekliyorum" demiş.
"Bana gelmesi gereken kartın üzerinde ne yazıyordu?" diye sormuş, John..
"Yeni yeriniz hayırlı uğurlu olsun" demiş, çiçekçi.. .
Uzun süredir telefonla konuşup tavlamaya çalıştığım kızla ilk defa buluşmaya giderken arkadaşıma "Beni tam 1 saat sonra ara" dedim, "Kızı beğenmezsem o vesile ile bir haber almış gibi bir şeyler uydurup kaçarım." Kızla pastanede buluştuk, bir saat sonra beklediğim telefon geldi, konuşmak için izin istedim, masaya döndüğümde hayli üzgün bir yüz ifadesi ile "Çok üzgünüm, dedem ölmüş, acele gitmem gerek" dedim bakışlarımı masanın altına indirerek. "Oh! çok şükür" diye cevap verdi kız sevinçle çantasını alıp ayağa kalkerken, "Seninki ölmeseydi inan tam da ben benimkini öldürmek üzereydim!"
ABD'nin Boston kentindeki Massachusetts General Hospital hastanesi uzmanları tarafından geliştirilen test, dört büyük kanser merkezince bu yıl denendikten sonra hizmete girecek. Kandaki serseri kanser hücrelerin yayılıp yayılmadığını ya da yayılma olasılığını tespitte çekilen güçlük bulunan bu testle ortadan kalkacak. İlacın üretildiği şirkete bağlı yetkili, yaptığı açıklamada,
"Bu yeni teknolojinin kan hücrelerini saptama ve sayılarını belirleme için uygulanması kolay bir test sunma potansiyeli var" diye konuştu ve söz konusu teknolojinin biyolojik niteliklerini ortaya koyabileceğini kaydetti. Yetkili, açıklamasında, bu hücrelerdeki bilgileri laboratuar ortamında toplamanın tedavi seçimini ve hastaların tedaviye nasıl cevap vereceğini görmeye yardım edebileceğini ifade etti. Doktorlar Kendisi Uygulayabilecek Testin yapım aşamasında bir de Türk var. Ekibin biyomühendisi Mehmet Toner testin her hasta için kullanılabileceğini söylerken, 7 ile 10 sene içerisinde testin bir doktor ofisinde bile uygulanabileceğini belirtti. Çay Kaşığı Kadar Kan Massachusetts General Hospital Başhekimi Daniel Haber de, "Bu bir tür likit biyopsi. Hastaları acı verici doku numunesi alma işlemlerinden kurtaracak. Doktorlara da periyodik röntgen çekimlerinden daha etkili bir şekilde hastayı inceleme imkanı verecek" dedi. Test sırasında bir çay kaşığı kadar kanın hastadan alınması sonucun görülmesi için yeterli olabilecek. Milyarlarca hücre arasından kanserli hücre bulunabilecek. Bu buluş başta göğüs kanseri olmak üzere prostat, kolon ve akciğer gibi kanser tipleriyle mücadelede önemli bir rol oynayacak.
Kandan kanser tespitindeki devrim niteliğindeki gelişme insanlık adına büyük bir gelişmedir.Kanser denilen illetle mücadele son yıllarda çıtayı iyice yükseltti.Bilim ve tıp adamları çok çalışıyorlar.Herşey insan sağlığı için.Umarım bu buluş güzel gelişmeleri getirsin.
Yaşlı kadın kocasını senelik check-up için kliniğe götürmüş, tekerlekli sandalyede koridorda ilerlerlerken doktorları önlerini kesmiş, " Beyefendiden kan,idrar ve gaita örneği almamız gerekiyor" demiş kadına, " Ne diyorlar Etheelll..!" diye sormuş yaşlı adam oturduğu sandalyeden, " NEEEE??" " Önemli bir şey yok" demiş kadın dişlerini sıkarak, " Laboratuvara senin donunu bırakacağız..!"
(a)
42 KT 759 plakalı otomobili kullanan alkollü sürücü, merkez Selçuklu ilçesi Adalhan Kavşağı'nda trafik polislerinin uygulama yaptığını fark edince, yoldan geçen yaya Haldun Torunoğlu'ndan (26) durumu anlatarak aracı kullanmasını rica etti. Torunoğlu, yapılan ricayı geri çevirmeyerek aracın direksiyonuna geçti. Kısa bir süre sonra da polis ekipleri söz konusu aracı uygulama noktasında durdurdu.
"Madem Alkollüydün Niye Direksiyona Geçtin ?"
Sürücü koltuğundaki Torunoğlu, yapılan alkol muayenesinde 76 promil alkollü olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Torunoğlu'nun aracı kullanmasını isteyen kişi, ''Madem alkollüydün, niye direksiyona geçtin? Biz kaçıp gidecektik'' diyerek genç sürücüye sitem etti.
Toranoğlu'na 590 TL Ceza
Torunoğlu'na, alkollü araç kullanmaktan 590 lira para cezası kesildi, ehliyetine de 6 ay el konuldu. Genç sürücü, aracın ruhsatını eline alarak kendisinden direksiyona geçmesini isteyen kişilerden cezayı ödemesini istedi. Torunoğlu'ndan aracı kullanmasını isteyen kişi, ''Arkadaşlarımla birlikte eğlenceden geliyorduk. Benim ehliyetim yok. Daha önce el konuldu. Alkollü de olunca yoldan tesadüfen geçen arkadaştan direksiyona geçmesini istedik. O da bizi kırmadı. Ancak o da alkollüymüş. Direksiyona geçmeseydi biz kaçıp gidecektik'' dedi. TRT
Başka söz eklemeye gerek var mı ?Bundan güzel mizah olur mu ? Gülelim ağlanacak halimize...
- Hay Allah, Polatlı da nereden çıktı?! Otuz yıldır ilk defa "P" harfini Polatlı ile kodlayanı gördüm; "P" için genellikle Pa- ris kullanılır.
- Hocam, benum kardaşum orda imamdur da! Hem Polatlı varken Paris niye diyeceğum? Memleketumuze sahip çıkalum da!
GÖZ MUAYENESİNDEN BASUR TEŞHİSİ
Hastanın kansızlığından şüphelenen doktor sorar
-Sizin basurunuz var mı?
- Vallayi var, doktor bey. Affedersiniz ama bugünlerde biraz da azmış vaziyette. ... Hasta, bu teşhisten pek memnun kalır. Dışan çıkar çıkmaz, daha kapıdayken arkadaşına şöyle fısıldadığı duyulur.
- Vallayi, helal olsun adama; doktor, ama doktor ha!.. Ulan gözüme bi baktı, neremdeki hastalığı anladı!
Taş gibi
- Taş gibi kalbiniz var beyefendi.
- Güleyim mi ağlayayım mı doktor, iyi bir şey mi söyledin sen?
Nesi var
Bir adam 2 yasındaki çocuğuyla acile gelir.
- Nesi var cocugunuzn beyfendi?
- Çocuğun yanında sigara içince aşırı öksürmeye başlıyor.
İLAÇLAR DOKTORUN SAĞLIK KARNESİNE
Muayene olan hasta, doktordan ilginç bir istekte bulunur.
Hasta: Doktor hanım, ilaçları senin sağlık karnene yazdırsak olur mu?
Doktor: Benim karneme mi? Niçin?
Hasta: Benim sağlık karnem yok.
Doktor: Peki seni kimin sağlık karnesi ile muayene ettik?
Hasta: Komşunun kızının sağlık karnesiyle... Onu bu sıra çok kullandık. Artık yüzüm tutmuyor.
Rize'de bir hasta muayeneye gelir.
-Emice hoşgeldin, neyin var?
-Allah'a şükür dededen, babadan kalma bir şeyler
var. Onlarla geçinip gidiyoruz.
-Onu sormadım, neyin var, neyin?
-Haa! Onları sorma doktor bey, uc uşağum var ama olmaz olsunlar. Kizlar zati gittiler.
-Emice sana onu sormuyorum. Hastalığın nedir?
-E uşağum, afedersunuz yani hocam. Onu da sen bilecesun da. Ben ne içun geldum buraya.
(a)
Gece telefon çalar. Adam: "Beni arıyorlarsa evde olmadığımı söyle". Karısı telefona cevap verir: "Kocam evde.." Adam: "Ne yapıyorsun be kadın?.." Kadın: "Telefon banaydı".
Linda : Havayollarında hostes olarak işe başlıyorum.. Neden tercih ettim biliyor musun ? Bu meslekte bir sürü erkekle tanışma şansın var.. Jill : Erkeklerle tanışacağın daha birçok iş kolu var.. Linda : Olabilir ama hiçbirinde erkekler oturdukları koltuğa bağlı değiller..
(a)
Adamın biri akıl hastanesini arayıp 27 numaralı odada kimsenin kalıp kalmadığını sormuş.. Hastabakıcı gidip baktıktan sonra "27 numaralı odada kimse yok efendim" demiş, "Oda boş!" "Çok iyi" demiş telefondaki adam, "Şaka maka ama gerçekten kaçmışım vallahi!"
Yıllarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri dişi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmış, ta ki bir gün bir melek cennetten gelene kadar.
"Sizler iyi ve örnek heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye vereceğim. Yarım saat için sizi canlandıracağım, siz de bu süre içinde ne isterseniz yapabileceksiniz." demiş. Ve melek ellerini çırpar çırpmaz heykeller canlanmış. Birbirlerine biraz utanarak yaklaşmışlar, ama sonra hızla parktaki çalılıkların arkasına koşmuşlar. Kısa bir süre sonra çalılıkların arkasından kıkırdaşmaler, kahkahalar duyulmuş, çalılar sallanmış. Onbeş dakika sonra, çalılıklardan çıkmışlar, ikisinin de yüzunde geniş bir tebessüm varmış.
"Onbeş dakikanız daha var," demiş melek, gözlerini anlamlı anlamlı kırparak. Dişi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayılmış ve erkek heykele dönüp
"Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben de kafasına yapayım" demiş..