adjara

adjara

Üye
11.06.2009
Çavuş
1.525
Hakkında

  • 1.2.1992 tarihinde çığ düşmesi sonucu Şırnak'ın Gömeç köyünde 76,Siirt Eruh Tünekpınar köyünde ise 32 olmak üzere 108 askerimiz şehit olmuştu.Ruhları şad olsun.
#01.02.2014 08:43 0 0 0
  • Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı Nazan Moroğlu, kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, sorunun, kararlı bir devlet uygulamasıyla kadın ve erkeğin elele vererek, sona erdirilebileceğini bildirdi.

    Moroğlu, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, sadece kadının mücadelesi ile şiddetin önlenemeyeceğini belirtti.

    Kadına yönelik şiddetin, dünyanın her yerinde kadınları, kentli, köylü, ev kadını, iş kadını, eğitimli, eğitimsiz, zengin, yoksul farkı olmaksızın mağdur eden, bir insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan Moroğlu, şiddetin her türünün, kadının fiziksel, cinsel, ruhsal ve ekonomik açıdan zarar görmesine, acı çekmesine neden olduğunu ifade etti.

    Şiddetin, kadını mağdur ettiğini, onun kendine güvenini, girişimcilik ruhunu yok etmesine, onurunun zedelenmesine yol açtığına işaret eden Moroğlu, aile içi şiddete tanık olan çocukların da okulda genellikle kendinden küçük ve güçsüzlere şiddet uyguladığına dikkati çekti.

    Bir kısır döngü halinde evde, okulda, sokakta yaşanan şiddetin, toplum yapısının bozulmasına yol açtığını dile getiren Moroğlu, sorunun çözümlenmesi gerektiğini bildirdi.

    Şiddetle mücadele için yasaların çıkarıldığını, barolar, kadın kuruluşlarıyla duyarlı belediyelerin şiddet mağduru kadınlara her türlü desteği verdiğini aktaran Moroğlu, buna rağmen şiddetin önlenemediğini, giderek arttığını öne sürdü.

    Son altı ayda 26 bin kadının şiddete uğradığı için polise başvurduğunu, son 180 günde ise 130 kadın cinayetinin işlendiğini ifade eden Moroğlu, kadına yönelik aile içi şiddetin, sadece kadının sorunu olmadığını vurguladı.

    "Kadına el kaldırmak günahtır, ayıptır"
    Moroğlu, sadece kadınların mücadelesiyle şiddetin önlenemeyeceğini belirterek, "Kadına el kaldırmak günahtır, ayıptır' denildi, çözüm olmadı. Yasa çıkarıldı, kadını şiddetten korumak için tedbirler getirildi. Şiddet artık bir suç ama devam ediyor" ifadelerine yer verdi.

    Kadın kuruluşlarının mücadelelerini yoğun olarak sürdürdüğünü belirten Moroğlu, şunları kaydetti:

    "Şiddet konusunda bilgilendirmek, tedbirler getirmekle ancak toplumda bir farkındalık yaratıldı, medya aracılığıyla yaygınlaştırıldı. Çözüm için çok yönlü çalışmalar yapıldı, yapılıyor. Fakat olumlu bir gelişme sağlanamıyor. Çünkü sorunu çözmek için bir yanı eksik kalıyor. Şiddetle mücadele için 6284 sayılı Kanun yürürlükte. Ancak, yasanın amaca uygun uygulanmasını destekleyecek altyapısı henüz oluşturulmadı. Şiddeti Önleme İzleme Merkezleri ülke çapında kurulmadı, yönetmeliği çıkarılmadı. Bir toplumsal sorun olan kadına yönelik şiddet ancak kararlı bir devlet politikası uygulanmasıyla, kadın-erkek elele vererek sona erdirilebilir."

    Kaynak: AA
#25.11.2013 07:05 0 0 0
  • Küçük kız, evcil hayvanlar satan dükkana girmiş.. Konuşması da kendisi gibi dünya tatlısı.. "Şizde, öyle mini mini tavşanlar vay mı?." Dükkan sahibi çömelip kızın boyuna gelmiş ve aynı aksanla cevap vermiş.. "Mini mini bir beyaz tavşan mı isteysin, yoksa mini mini bir siyah tavşan mı?. Ya da şuydaki kahveyengi oluy mu?." Küçük kız adamın kulağına eğilmiş.. "Vallayi, benim pitonum için hiç fayk etmez.."
#01.01.2013 10:12 0 0 0
  • Konu: Nasıl Yani
    Adam karısıyla münakaşa ediyor.Terlikler,bardaklar ve birçok eşyal havada uçuşuyor.Kadın sesini bir perde daha yükselterek avazı çıktığı kadar bağırıyor

    -Defol,hemen evi terket...

    Adam gitmek için kapıya yönelirken bu kez feryat-figan beddualar gelmeye başlıyor

    -İnşallah acılar içinde öldüğünü görürüm...

    Bu kez adam afallıyor

    -Nasıl yani ? diyerek sevinerek geri dönüyor ve

    -Yani şimdi kalmamı mı istiyorsun ?
#06.12.2012 08:40 0 0 0
  • İtalya''nın Bari Üniversitesi''nden Donato Altomare ve ekibinin yaptığı deneylerde, nefesin incelenmesiyle bir kişinin kolon kanserine yakalanıp yakalanmadığı yüzde 76'lık doğruluk payıyla belirlendi. Altomare, araştırma sonuçlarının teşhis için nefes testinin kullanılabileceğine dair yeni kanıtlar sunduğunu belirtti.

    Soluk örneklerinin alınması için geliştirdikleri tekniğin çok basit olduğunu vurgulayan Altomare, tekniğin halen deney aşamasında olduğuna dikkati çekti. Tekniğin, gaz evreli kromatografi (bileşimli karışımlara uygulanabilen gelişmiş kimyasal ayırma ve analiz tekniği) kullanarak hastaların soluğundaki uçucu organik bileşenleri incelemeye dayalı olduğu açıklandı.

    Araştırmacılar, ''''British Journal of Surgery'''' dergisinde yayımlanan makalede, kansere yakalanan kişilerde söz konusu bileşenlerin üretiminin değiştiğinin bilindiğini ancak bu mekanizmanın tam olarak anlaşılamadığını belirterek, bir adım ileri gittiklerini ifade etti.

    İlk aşamada Altomare ve ekibi, önce kolon kanserine yakalanan 37 hastanın, daha sonra 41 sağlıklı kişinin soluğundaki bu bileşenlerin profilini inceledi.

    İkinci aşamada bilimadamları, 15''i kansere yakalanan, 10''u sağlıklı 25 kişi üzerinde geliştirilen testin duyarlılığını denedi ve 19 kişide teşhisin doğru olduğunu gördü.

    Ekip, bir sonraki aşamada testin daha fazla hasta üzerinde deneneceğini bildirdi. Daha önce, ABD''nin California eyaletindeki bir şirket, hastanın verdiği soluk ile akciğer kanserinin teşhisi için ''''elektronik burun'''' geliştirdiğini açıklamıştı.

    (Trt haber)
#06.12.2012 08:01 0 0 0
  • Konu: Saç traşı
    Saç taşı olmak için koltuğa oturan Temel''e berber;

    -Nasıl keselim beyfendi diye sormuş.

    Temel:Sağ favoriyi uzun bırak,sol favoriyi sıfırla,sağ taraf uzun kalacak,sol tarafı iyice kısalt,enseler merdiven şeklinde olacak,tepede bir daire olacak,ortası da lale şeklinde olacak deyince berber ;

    -Beyfendi demiş nasıl yapayım bu traşı.

    Bunun üzerine Temel kızmış ve şöyle demiş;

    -Anasını sattığımun uşaği geçen sefer hiç tarif etmeden yaptun ya.
#28.11.2012 16:59 0 0 0
  • Afyon Kocatepe Üniversitesi (Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Aslan, uykusuzluğun yaşlılığı hızlandırdığını söyledi. Prof. Dr. Aslan, her insanın bir ritmi olduğunu vurgulayarak, "Kimi insan 8 saatlik, kimi de 9 saatlik bir uyku sonucunda yataktan dinç olarak kalkar." dedi. Aslan; stress, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, öğün dışı atıştırmalar, alkol, uyuşturucu, kirlilikler (hava, gürültü, vb.), beslenme alışkanlığı, uykusuzluk, karaciğer rahatsızlıkları, böbrek yorgunluğu, yanlış solunum gibi faktörlerin yaşlılık göstergeleri üzerinde etkili faktörler olduğunu belirtti. Aslan, "Yaşlılık göstergeleri üzerine faktörler çok fazla ancak en önemli faktör, hayata nasıl baktığınızdır. Bu nedenle stres, hayata kazandırdığınız anlama göre ''var ya da yok'' olan bir kavramdır. Hayatınızda stres varsa, yaşlılık üzerindeki diğer faktörler de katlanarak artıyor. Bir kişide şikayet yazılımı varsa, bunun doğal çıktısı strestir. Yaşlılığı etkileyen faktörlerden biri olan sigara kullanımı, öncelikle beyin sağlığı için bırakılmalıdır. Öte yandan hiç gerek yokken alınan ağrı kesiciler ve gerektiğinden fazla uyumak da yaşlılık üzerindeki faktörler arasındadır." dedi.

    Trt haber

    Sağlıklı günler dilerim...
#22.11.2012 07:50 0 0 0
  • Kız istemeye gidilir.Erkek tarafı malum sözleri

    söyledikten sonra kızın babası herkesi gülmekten

    yerlere yatıran cümleyi kurar :

    ''''Öncelikle bizi tercih ettiğiniz için teşekkürler.''''


    Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın...
#22.11.2012 07:44 0 0 0
  • Kavurma ve mangal Kurban Bayramı'nın vazgeçilmezlerinden. Ancak uzmanlar aşırı tüketime karşı uyarıyor. Beslenme Uzmanı Sinem Paker Uluçay, "Bünyemiz birer çöp kutusu değil. Günlük olarak tüketilmesi gereken et miktarı 120 gram maksimum 150 gram olmalıdır." dedi. Eti pişirirken kuyruk yağı kullanılmamasını tavsiye eden Uluçay, şunları söyledi: "Tansiyon ve kalp krizi riski taşıyan bireyler için diyoruz ki bu gerçekten an meselesi. Aldığımız besinlerden gelen yağ miktarı günlük olarak tükettiğimizin neredeyse 2-3 katına çıkmaktadır. Bu bir kumar gibi geliyor bana. Bu kumarı oynamamakta fayda var." Tatlı ve şekere de dikkat çeken Uluçay, "Özellikle şeker hastalarının tatlı tüketimini nasılsa bir bayram bir kerecik olsun yiyeyim felsefesinden vazgeçmeleri gerekiyor. En kötü besin basit şekerdir. Damar yapısını tamamen bozuyor." dedi. Uluçay, ayrıca özellikle bayramda az ve sık yemeyi önerdi.

    Trt haber
#26.10.2012 09:04 0 0 0
  • Konu: Morg
    Trabzon''da bir hastane morgunda biri cama vuruyor:

    -Ula çıkarun beni haburdan ben ölmedum bi yanluşluk var falan filan derken görevli dışardan cevap verir

    -Yat aşşaa boş boş konuşma ula sen doktordan iyimi bilecesun...
#27.06.2012 13:41 0 0 0
  • Konu: Hata
    Fadime Temel''e seslenir:

    -Temel şu kuzuyu kes de akşama sana nefis yemekler yapayım.

    -Niçun ?diye soran Temel''e Fadime kızar :

    -Evliliğimizin 10.yılı daa.

    Temel umursamaz :

    -Penum hatamı kuzu niye çeksun ?
#26.06.2012 11:33 0 0 0
  • Temel, "Yahu Allah korusun, 'Ya sevgilim bizim hatun evdeyken telefon ortalıktaysa ve beni ararsa' ne yaparım?" korkusuyla tutuşan arkadaşına "Sana benden bir tavsiye" demiş "Ben sevgilimin adını cebime 'DÜŞÜK PİL UYARISI' diye kaydettim. Ben yokken ne zaman o arasa bizim hanım telefonu kapatır ve koşa koşa gidip şarja takar."
    (a)
#06.06.2012 10:33 0 0 0
  • Konu: Veda Yemeği
    Yaşlı rahip emekli olunca politikacı onun adına şehirdeki bütün ileri gelen aileleri davet ederek büyük bir veda yemeği vermiş. Kendi davete gecikince sıkılan kalabalığı oyalamak için yaşlı rahip mecburen kürsüye çıkmış, "Bu şehre ilk geldiğimde burası berbat bir yerdi" diye söze başlamış, "Bana ilk günah çıkartmaya gelen şahıs hırsızlık yaptığını, polise yalan söyleyerek hapisten kurtulduğunu, ailesini ve iş yerini dolandırdığını, patronunun eşiyle aşk yaşadığını itiraf etmişti. Çalışma ve çabalarımız sonucunda burası hayır dolu bir şehre dönüştü.." Rahip konuşmasını bitirir bitirmez politikacı koşarak içeri girip kürsüye fırlamış, "Geciktiğim için özür dilerim" demiş telaşla, "Sevgili rahibimizin bu şehre ilk geldiği günü dün gibi hatırlarım.. Aranızda ona ilk günah çıkaran kişi olma onurunu ben taşıyorum."

    (a)
#04.06.2012 10:11 0 0 0
  • 29 yıllık hasreti gidermek için Bursaspor ile karşı karşıya gelen Fenerbahçe 4-0′lık bir skorla Bursaspor'u devirdi. 29 yıl sonra Türkiye Kupası'nı müzesine götüren Fenerbahçe'de büyük sevinç yaşanıyor.

    Türkiye Kupasını alamadığı için çeşitli espriler dolanıyordu. Bu sefer kupayı alabilen Fenerbahçe'de geyik espriler değişti tabi.

    İşte Fenerbahçe'den kupa sevinci ile ilgi geyikler;

    @mhmtaysn Bugün otuz yaşının altındaki milyonlarca Fenerli, ilk kez TürkiyeKupası sevinci yaşayacak. Hayırlı, uğurlu olsun

    @ortegablog Kupa nasıl acaba? Üzerinde falan Atatürk'ün Türkiye Kupası'yla alakalı bir sözü var mıdır ki? İnsan hiç görmeyince bilemiyor.

    @itiresen: Bunca yıl teneke olan Türkiye Kupası şimdi Altın kaplı mı olacak en merak ettiğim konu bu"

    @FiratOfficial 29 Yıl sonra Ziraat Türkiye Kupası'nın tadı bir başkadır şimdi.

    @umutakcam Fenerbahçe Türkiye Kupası'nı alıyor, ben de dahil 37.552.835 kişi ilk kez Fenerbahçe'yi Türkiye Kupasını kaldırırken gördü.

    @h_avine Real'in Barça'yı yenmesi, Messi'nin penaltı kaçırması, Real-Barça'nın Şampiyonlar Ligi'nden elenmesi Bunlar Fenerbahçe'nin kupayı alacağının göstergesiydi

    @Sehhnaz Son Dakika: Ankara'da Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kazandığını öğrenen Sadri Şener, o kupa bizim hakkımız kupamızı istiyoruz dedi!!!

    @smmutlu Fenerbahçe'yi değil de Alex'i tebrik ederim o olmasaydı bi 30 sene daha beklerlerdi.

    @koraypekozkay Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası almasını anormal bulanlar Hayatta her şey olurGalatasaray bile Kadıköy'de puan alıyo, bu ne ki.

    @serrayld Maçı kaydedin hemen. Arşivlere alın. Saklayın. Print alın. Caps alın bi şey yapın.Fenerbahçe Türkiye Kupası alıyor. Mucizeeeee!!!!!!

    @SethIsFromMars Süper Kupa'da görüşürüz Galatasaray. Orada beraberlik yetmiyor.

    @bin900yedi Türkiye'nin 4/3′ü üzgün ama artık Fenerbahçe'nin Türkiye Kupasını alamaması ile ilgili geyikleriniz son buldu.

    @CanbazFatih Fenerbahçe'nin kupayı alması kesinleşince, kullanma kılavuzu verileceği açıklandı.

    @CanselKemiksiz Fenerbahçe kupayı aldı. Hala Mayalara inanmayan var mı?

    @tahamanj 29 yıl sonra Türkiye Kupası'nı kazanan Fenerbahçe'yi tebrik ederim. Kaç nesli eziyetten kurtardılar, doyasıya kutlamak hakları.



    Fenerbahçe için kupayı almadan önceki şakalar (geyikler);

    Soru: Fenerbahçeli genç taraftarların en çok kullandıkları cümle nedir?

    Cevap: Bana Türkiye Kupasını anlatsana dede

    Soru: Türkiye Kupasını kazandıklarını görmüş iki Fenerli yan yana gelince ne yapılır?

    Cevap: Aralarına girip dilek tutulur,fotoğraf çektirilir

    Soru: Fenerbahçelilerin çoğu neden Türkiye Kupasının rengini gri olarak hatırlıyor?

    Cevap: Çünkü kupayı en son kazandıklarında televizyonlar siyah beyazdı

    Soru: Fenerbahçelilerin bir kısmı Türkiye Kupası'na inanmıyor,neden?

    Cevap: Bazıları görmedikleri şeye inanmaz

    Soru: Arşimet bugün yaşasaydı neyi bulamazdı?

    Cevap: Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kaldırma kuvvetini

    Soru: Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kazanması en çok hangi kitapta gecer?

    Cevap: Rüya tabirleri kitabında

    Soru: Fenerbahçe Türkiye Kupasını kazanırsa sonra ne yapar?

    Cevap: Playstation'ı kapatır ve yatar "Hiç bir fenerbahçe taraftarının; 1- Renkli televizyondan Türkiye Kupası'nı aldıklari töreni izleyemediğini; 2- İnternetteki forumlarda Türkiye kupası zaferi kutlayamadığını; 3- Türkiye Kupasını kazandıklarını sms ile eşe dosta haber veremediğini; 4- Kazandıkları kupanın cep telefonuna entegre kamerasıyla çektikleri fotografını mms ile arkadaşlarına gönderemediğini; 5- Özel tv ve radyo kanallarından "Türkiye Kupası'nı Fenerbahçe kazandı" anonsunu dinleyemedigini; 6- 1983 doğumlu Fenerbahçe taraftarlarının 7-4 cumhurbaşkanı 15 hükümet görmelerine ragmen (ki görev sürelerinin bitmesine 1 ve 15 sene var) hala Türkiye Kupası göremediğini biliyor muydun "

    Alıntı

    Şaka bir yana dün akşam çok güzel bir futbol oynayarak kupaya kazandık.Gerek ligde,gerekse kupada hep final bölümlerinde kaybediyorduk.Kupada dile kolay 29 yıl bu sevinçten uzak kalmıştık. Ben Bursaspor''''un muhteşem taraftarını da buradan kutluyorum.Bir futbol seyircisinin yapması gerekenleri fazlasıyla yaptılar. Temmuz ayından beri bilinmezlikleri yaşayan ve buna rağmen ligde sonuna kadar mücadele edip yarım puan geriden ikinci olan ve kupayı kazanan sarı kanaryanın futbolcularına teşekkür ediyorum .Ama en büyük teşekkür taraftarımıza...
#17.05.2012 10:21 0 0 0
  • Genç kadın arabasıyla kırmızı ışıkta geçtiği için hakim karşısına çıkarılmıştı.Kadın uzamasını istemiyordu; ''''Ben öğretmenim Hakim Bey'''' dedi. ''''Lütfen davayı hemen sonuçlandırın ki, dersime yetişebileyim.'''' Kadının sabırsızlığı karşısında önce yüzü asılan hakim, sonra gülümsedi ve emin olmak istercesine sordu: ''''Demek siz öğretmensiniz öyle mi? Genç kadın sonunda hakimin kendisini anladığını düşünerek umutla yanıt verdi: ''''Evet'''' dedi. ''''Öğretmenim.'''' Hakim yüzünde mutlu bir gülümseme ile bildirdi kararını: ''''Yıllardır bu mahkemeye bir öğretmenin dava için gelmesini bekledim'''' dedi. ''''Şimdi lütfen karşıdaki sıraya oturun ve ''''''''500 kez'''''''' ben kırmızı ışıkta geçtim diye yazın.
#15.05.2012 17:29 0 0 0
  • Türkiye''de 21 ilde 100 bin kişinin tansiyonu ölçüldü. Ölçümlerde, 50 bin kişi tansiyon hastası çıktı. Düşündürücü olan ise tansiyon hastası çıkan her 10 kişiden biri, hayatında bir kez bile tansiyon ölçtürmemiş...

    Sessiz Katil, Seri Ölüm! Tansiyon , diğer bir deyişle sessiz katil... Hiçbir belirti vermeden yıllar içinde tüm organlara zarar veriyor. Her 4 ölümden birine tansiyon sebep oluyor..

    Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği''nce düzenlenen, "Türkiye''nin Tansiyonunu Ölçüyoruz" kampanyası sona erdi. Tansiyon TIR''ı ile 21 il gezilerek 100 bin kişinin tansiyonunu ölçüldü.

    Sonuç ise hiç de iç açıcı değil. Ölçüm yapılanların yarısında tansiyon rahatsızlığı belirlendi. Sonuçlarla ilgili değerlendirme yapan Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Şehsuvar Ertürk, "Bu oran başvuran erkeklerde biraz daha fazla kadınlarda biraz daha az. Yaklaşık yarısının hipertansiyonu var, bu yönden tedavi gereksinimleri var" dedi. Üstelik tansiyon hastası olanlar bunun farkında bile değil....

    Prof. Dr. Ertürk, "10 kişiden biri hiç kan basıncını ölçtürmemiş olabiliyor. Bir kısmının çok yüksek olmasına rağmen kan basıncı hipertansiyon hastası olduğunu ilk kez burada fark edebiliyorlar" diye konuştu. Özellikle 35 yaşın üstünde olanların hiçbir şikayetleri olmasa bile tansiyonlarını belli aralıklarla ölçtürmeleri, rahatsızlıkların ve hatta ölümlerin önüne geçiyor.

    Trt haber

    Sağlığımızın değerini kaybettikten sonra biliyoruz ne yazıkki...Aynı şekilde şeker hastalarının en az yüzde 50''si erken safhalarda bu sinsi hastalığa yakalandığını dahi bilmiyor.Belli bir yaşı geçen insanlarımız yaptırması gereken tetkikleri yaptırmıyor,önemsemiyor...Sonuçta tansiyon,şeker,meme kanseri,prostat,kolon kanseri v.b.yığınla hastalık ortaya çıkıyor.

    Sağlıklı günler...
#15.05.2012 15:22 0 0 0
  • Kan basıncını artırıyor, kalp kaslarını gevşetiyor ve hatta bağışıklık sistemini canlandırıyor.

    Uzmanlar gülmeyi, "İçimizde barınan güç, kanser başta olmak üzere bir çok hastalığın ilacı" olarak tanımlıyor.

    Gülme üzerine çok sayıda şarkı, türkü söylenmiş... Ancak olmuyor, gülümseyemiyoruz. İş hayatındaki koşturmaca ve stres sebebiyle gülmeyi ihmal ediyoruz.

    Psikolog Göksu Göktaş,"Asansöre birlikte bindiğimiz insanlara günaydın deyip gülümsemiyoruz. Otobüste, dolmuşta gördüğümüz insanlara gülümsemiyoruz. İş hayatında ofiste gülümseme mimiğimiz yok. Daha karizmatik olma adına kendimizi ve kaslarımızı sıkıyoruz." dedi. Bir gülsek bulutlar gidecek. Göktaş, "Pek çok depresyon ve kanser rahatsızlıklarında gülerek gülümseten videolar, komik mizah programları, komedi filmleri izlemeyi doktorlar tarafından tavsiye edildiğini biliyoruz ve ciddi anlamda insanların fiziksel, hücresel, ruhsal rahatlama sağladığını da biliyoruz." dedi. Aslında gülmenin nasıl bir iksir olduğunu biliyoruz, geriye gülmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmek kalıyor.

    İnsan için en önemli şey sağlığıdır.Diğer kaybedilenler geri kazanılabilir ama sağlığı kaybedince insan hayatı tehlikeye girebilir hatta kaybedilebilir.



    Ne olursa olsun depresyona girmeyelim ve sıkıntılarımızı mizahla atalım.
#11.03.2012 13:21 0 0 0
  • Az önce Fransız bir turist Sultanahmet'e nasıl gideceğini sordu, ben de onu Sultangazi 'ye yolladım. Fransa, bu daha başlangıç!
    *** Düğün videomuzu tersten oynattıkça sevinçten uçuyorum. Yüzükler çıkıyor, karım salondan çıkıp arabaya binip gözden kayboluyor. Süper!
    *** Bakkalda 10 kuruş eksiğim çıktı cebimdeki sakızı uzattım, afalladı. Gün intikam günüdür bakkal amca!
    *** Bilgisayar önce masaüstüne, sonra dizüstüne, daha sonra cebimize girdi. Eğer böyle devam ederse gireceği yerin düşüncesi ürkütüyor beni.
    *** Ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara adamı, hala şaşkınlık içerisinde!
    *** Ofsaytı bilen kadından uzak duracaksın hacı. Ofsaytı bilen kadın Hakan diye kaydettiğin Ece'yi de bilir, yemeğe çıkardığın sözde amcanın kızını da...
    *** Türk kızları mı Rus kızları mı deseler hiç düşünmeden Türk kızları derim. Çünkü düşünürsem Rus kızları derim.
    /a/
#24.02.2012 08:21 0 0 0
  • Kalp ortalama dakikada 70, günde 100 bin ve yılda 40 milyon kez atıyor. Saatlerce, günlerce, yıllarca durmaksızın çalışan kalp, bütün vücuda kan pompalıyor.

    Kalp kolay kolay da yorulmuyor. Bunu Nasıl Yapıyor?

    Hiçbir zaman yorgunluk çekmeyen özel kaslardan oluşan kalp, hayati görevlerini elektrik enerjisi sayesinde gerçekleştiriyor. Kalp durduğunda doktorların elektro şok uygulamasının nedeni de bu. Kalbin atışını sağlayan elektrik enerji ise dışardan gelmiyor. Kalp, ihtiyaç duyduğu enerjiyi, kaslarının kasılıp gevşemeleri esnasında mucizevi bir şekilde kendisi üretiyor. Kalp attıkça da hayat sürüyor.

    Kalp Atışlarını Kontrol Eden Protein Gün Boyu Farklılıklara Uğruyor Kalp atışlarını özel bir protein kontrol ediyor. İngiliz bilimadamları, farelerle yapılan deneylerde, bu özel proteinin gün boyunca farklılığa uğradığını ortaya koydu. Kalp Ritmi Gece-Gündüz Farklı Proteinin miktar ve işlevinde yaşanan dalgalanmalar, biyolojik saatle uyum gösteriyor. Yani gün içinde vücut kimyasında yaşanan değişiklikler, kalbimizin ritmini etkiliyor. Kalp ritminde bu yüzden gece ile gündüz arasında farklılar yaşanıyor.

    Verileri değerlendiren uzmanlarsa uyarıyor: ani kalp krizi en çok vücudun zayıf olduğu sabah erken saatlerde öldürücü oluyor. Akşamüstü saatlerinde de yorgun bedenle birlikte kalp ritminde düzensizlikler yaşanıyor ve risk yeniden artıyor. Bilimadamları, biyolojik saate uygun bir yaşam sürmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

    Trt haber
#24.02.2012 07:57 0 0 0