Dursun bankanın önünde kestane satan arkadaşı Temel'i görüp borç istemiş.. " Veremem..!" demiş Temel, " Yahu neden?.." diye sormuş Dursun sinirlenerek, " Banka ile anlaşmamız var.." demiş Temel, " Onlar kestane satmıyorlar, ben de borç vermiyorum.."
(a)
Rahip pazar günü her zamankinin üçte biri olan 10 dakikada vaazını bitirdikten sonra izleyicilere dönüp "Sizlerden özür dilerim" demiş, "Hazırladığım vaazın bir bölümünü kâğıt yemeyi çok seven köpeğime kaptırdım, o yüzden kısa kesmek zorunda kaldım." Dinleyiciler dağılırken adamın biri rahibe yaklaşmış, "Efendim.." demiş saygılı bir şekilde, "Ben komşu kasabadan geliyorum.. Şayet köpeğinizin yavruları varsa birini bizim rahibe hediye etmek isterim de!.."
"Bir iyi bir de kötü haberim var!" demiş avukat müşterisine.. "Kötüyü önce söyle!" demiş adam.. "Kan tahlili sonuçlarınız geldi.. Cinayet mahallinde bulunan DNA'lar tamamen sizinkine uyuyor!" "Oh! Aman Tanrım.. Hayır!" demiş adam "Peki iyi haber nedir?" "Kolesterolünüz sadece 140!"
İki ortak o gün açılacak mağazalarını açılışa yetiştirememişler, o telaş ve sıkıntıyla içeride rafları düzenlemeye çalışırken ortaklardan biri "Allah kahretsin..!" demiş, "Şimdi biri gelip 'ne satıyorsunuz? ' diyecek diye inan mideme kramp giriyor." Gerçekten tam 2 dakika sonra meraklı adamın biri burnunu vitrine dayayarak görebildiği her köşeyi detaylı incelemiş, camı parmaklarının arasına sıkıştırdığı bozuk parayla çıtlatarak yüksek sesle "Ne satıyorsunuz?" diye bağırmış. "Öküz satıyoruz öküz" demiş ortaklardan biri hayli sinirlenerek. "Aferin size" demiş meraklı adam duraksamadan, "Mükemmel satıcılarmışsınız.. baksanıza dükkanınızda sadece iki tane kalmış..! "
2-Vitrindeki araba
Adam otomobil galerisinin müdürünü telefonla arayarak "Çok affedersiniz, karım biraz önce aradı, sizinle vitrininizdeki Volkswagen Golf hakkında görüşmek istiyor" demiş. "Bizim vitrinimizde Volkswagen Golf marka araba yok ki?" diye cevap vermiş mağaza müdürü. "İşte o da sizinle o konuyu görüşecek" demiş adam sıkılarak, "Kendisi biraz önce aradı ve şu anda var..! "
3-Nereden buldun?
65 yaşındaki adam 20 yaşında bir kızla arkadaşlık etmeye başlamış, ona yavaş yavaş aşık olduğunu hissedince soluğu hemen psikoloğunda almış "Benimle çıktığım kız arasında 40 yaş fark olması normal mi? " diye. "Aa?" diye hayretle şaşırmış psikoloğu "Pes yahu" demiş gülerek, "105 yaşındaki kadını da nerden buldun?"
4-Kötü hava
Karım bana "Hadi git ekmek al da gel" dedi. "Nee?" dedim "Bu havada dışarı çıkılır mı? Yahu insan köpeğini bile bu havada göndermez" Bana "Öff, uzatma" dedi "Giderken sana 'Yanına köpeği de al' dedik sanki?.. "
5-Akbaba
Kayınvalide damada "Ayıp damat" demiş sinir içinde, "Bana sanki bir akbabaymışım gibi davranıyorsun..! " Damat "Olur mu hiç efendim" demiş saygıyla, "Haksızlık ediyorsunuz.. Akbabalar insanı didikleyip yemek için en azından ölmelerini beklerler..!"
127 yolcuyla uçan bir uçak kötü hava koşulları nedeniyle Karadeniz üstünde dönmektedir. Sis devam ettikçe bir saat daha döndüler. Sonunda pilot; "Değerli yolcularımız, kaptanınız konuşuyor. Size bir iyi bir de kötü haberim var. Kötü haber yakıtımız bitmek üzeredir, iyi haber ise şimdi aşağı paraşütle inip yardım getireceğim."
(a)
Şişko ve hayli göbekli yaşlı adam gelişmiş makinelerle dolu spor salonunda görevli antrenöre gidip, "Çok genç ve güzel bir kıza vuruldum" demiş, "Onu etkileyebilmek için hangi makineyi kullanmamı tavsiye edersiniz?" Antrenör ona dönüp baktıktan sonra "Spor salonumuzun hemen girişinde bir ATM var" diye cevap vermiş "Onu kullanın!"
Adamın biri yeni dükkan açarken arkadaşından çiçek gelmiş.. Üzerinde bir kart, "Derin saygılarımla!" diye.. O sırada sepeti getiren çiçekçi aramış telefonla "Özür dilerim efendim, size gönderilen çiceğinize yanlış kart takmışız!" "Önemli değil!" demiş adam "Bende iş adamıyım, bu tip yanlışlıklar hep olabilir iş... hayatında..! "Ama efendim!" demiş çiçekçi, "Sizin kart da bir cenazeye gitmiş, "Yeni yeriniz hayırlı olsun!" diye.
Dut gibi bir sarhoş taksiye binip gitmek istediği otelin adresini vermiş, şoförün hareket etmesiyle de başlamış içerde soyunmaya.. "Hoop" demiş dikiz aynasına bakan şoför telaşlanarak, "Daha otele gelmedik dur." Adam "Öff..!" demiş sinirlenerek, "Yahu şunu kapının önünde ayakkabılarımı çıkarttığımda söyleseydin ya!"
"Her sabah Sultanahmed Câmiine erkenden giden bir zât vardı. Mihrâbın bir kenarında saçı-sakalı bembeyaz olmuş bu ihtiyar adam, ümitsiz bir şekilde durmadan ağlıyordu. Niyâhet bir gün yanına sokuldum:
— Muhterem, dedim. Allah'ın rahmetinden bu kadar ümitsizlik olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun? Bana:
— Beni konuşturma. Kalbim duracak, dedi.
Çok ısrar edince anlattı:
— Ben Abdülhamid devrinde bir binbaşı idim. Anam-babam vefât edince sadârete bir dilekçe gönderdim. Dedim ki "Mallarımız, gayrimenkullerimiz var. Bunların bir nezâretçiye ihtiyacı vardır. Kabul buyurulursa istifa etmek istiyorum".
Sadâret benim dilekçemi padişaha göndermiş. Bana doğrudan doğruya hünkârdan bir yazı geldi. "İstifa kabul edilmedi" deniyordu.
Ben bir daha gönderdim. Yine aynı cevap geldi.
Bizzat huzura çıkıp şifâhi görüşmek istedim. Ben o cehâlet ile padişahın huzuruna çıktım:
— Sultanım, istifamın kabulünü istirham edeceğim. Durumumuz budur, dedim. Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu. Yüzünden belli idi. Isrârıma da dayanamadı. Öfkeli bir edâyla, elinin tersi ile:
— Haydi! İstifa ettirdik seni, dedi.
Ben dönüp işimin başına geldim.
Gece mânâ âleminde orduların teftiş edildiğini gördüm. Rasûllüllah Efendimiz (s.a.v.) Yıldız Sarayı'nın önünde duruyordu. Bütün Türk ordusunu teftiş ediyordu. Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri orada idi. Abdülhamid edeple Fahri Kâinat Efendimiz'in arkasında duruyordu.
Derken benim birliğim geldi. Başında kumandan olmadığı için darmadağınıktı.
— Nerede bunun kumandanı? Diye sordular
— Ya Rasûllallah çok ısrar etti. İstifa ettirdik, dedi. Rasûllüllah (s.a.v.) da:
— Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik, buyurdular.
Evvel zamanlarda televizyonlarda evlendirme programlarının bolca olmadığı zamanlarda geçmiş olaylar zincirinden....
Çöpçatan, damat ve gelin adayını karşılaştırır.Gelin zengin olduğundan damat adayı ufak tefek kusurların bağıslanması için önceden uyarılmıştır. Gelin adayı odaya topallayarak girer. Damat adayı çöpçatana bakar :
-Topal bu, der. Çöpçatan başıyla onaylar. Damat gelinin saçlarını okşamaya kalkar.Peruk elinde kalır.Çöpçatana bakışlarıyla :
-Kel bu, der. Çöpçatan başıyla onaylar. Damat adayı odadaki gümüş takımlara antikalara bakar.Onların da sahte olmasından şüphelenir.Çöpcatanın kulağına fısıldamak ister. Çöpçatan :
Adamın biri iş için Hindistan'a gitmiş, Delhi Havaalanı'na inip otele gitmek için taksiye binmiş. Müthiş kalabalık bir trafik, uzunca bir yolculuk sonrası otele varmışlar. Otel müdürü onu kapıda karşılamış. Taksi şoförü makul sayılacak 8 dolar karşılığı bir para istemiş. Adam parayı uzatır uzatmaz otel müdürü birden araya girip şoförün elini yakalamış, "Seni değersiz parazit.. Seni pislik!" demiş şoföre, "Böyle kazıklar atarak ülkemizin adını kirletiyorsunuz.. Aşağılık mahluklar!" diye çıkışmış. Müdür paranın yarısını alıp adama iade etmiş. Şoförün ensesine bir tokat patlatarak "Defol!" diye bağırmış, "Defol ve bir daha seni buralarda görmeyeyim!" Şoför inanılmaz yoğun trafiğin içinde sinirle kaybolurken müdür "Özür dilerim efendim.." demiş adama dönerek, "Nasılız?.." Adam "Valla.." demiş şaşkınlığını atlatamayarak "Taksinin bagajında kalan bavulumu bu 14 milyonluk şehirde buldurabilirseniz sanırım daha iyi olacağız!"
Teröristler 24 Nisan 2011 tarihinde bölgedeki Çekiç köyünde bir çobanı kısa süreliğine rehin almışlar.Elindeki yiyecekleri almışlar ve bize yiyecek bul diye onu göndermişler.O da derhal durumu en yakın köy muhtarına bildirmiş ve jandarmaya ihbar etmiş ama izlerini kaybettirmişler.Toplam 6 kişilermiş.
Dün Kastamonu'dan Ankara'ya dönen Başbakanlık konvoyuna saldırı düzenlendi ve ne yazıkki bir polis memurumuz şehit oldu,bir polis memurumuz yaralandı.Şehidimize tanrıdan rahmet,kederli ailesine başsağlığı diliyorum.Yaralı polisimize geçmiş olsun.
Bu olaydan sonra kaçan teröristleri yakalamak için çıkan ekipler aşırı yağış ve sisten dolayı geri dönüş yapmak zorunda kaldılar.Tek temennim bugün yapılacak geniş çaplı araştırmada eli kanlı hainlerin izine rastlanması ve ölü ya da diri yakalanmalarıdır.
Dün gece bu konu ile ilgili olarak birçok haber programı izledim.Açık oturumlar yapıldı.Bilgi kirliliği olunca her kafadan bir ses çıkıyor.Canlı yayınlara katılan sözde Kürt aydınları bu eylemi PKK'nın yapmayacağını ve eylemsizlik kararına sıkı sıkıya uyulduğunu söylediler.Bazı konuşmacılar eylemi PKk'nın güvercin kanadına muhalefet eden şahin kanadının yapabileceğini söyledi,bazıları Ergenekon ile bağlantılı PKK yapılanmasının bunu yapmış olacağını ve amacın Türk-Kürt çatışması çıkartmaya yönelik tohumlar atmak olduğunu söyledi.
Son dakika gelişmeleri olarak gördüğüm haberde ise eylem sonrası Kandil ile eylemi yapan teröristler arasında yapılan telsiz görüşmelerinin tespit edildiği var.
Bu aşamadan sonra Karadenizde yapılanmaya çalışan ve amaçları Türk-Kürt çatışması çıkartmak olan bu teröristlerin yakalanmasını istiyoruz artık.Bulundukları bölgede onlara yataklık eden kimse yok.Belki sığınacakları inler de yok.Ne olur bulun şu hainleri artık.Güzel bir haber bekliyoruz artık.Yüreklerimize su serpin ne olur.Hainlerin yaptıkları yanlarına kalmasın.
Yeşil ışık yanınca, adam yaya geçidinden karşıya geçmek için yola inmiş. Ama hızla gelen ve durmayacağı anlaşılan minibüsü görünce kendisini tekrar kaldırıma zor atmış.. Minibüs az ileride durmuş, içinden okuldan dönen 9 çocuk ve arabayı kullanan orta yaşlı bir kadın inmiş.. "Hanımefendi.." diye bağırmış adam, "Siz ne zaman duracağınızı bilmiyor musunuz?.." "Aa!.. Saçmalamayın.." diye cevap vermiş kadın, "Bu çocukların hepsi benim değil..!"
(a)
Şampiyonluk yarışı son üç haftaya girilirken kafa kafaya gidiyor Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında.Her iki takımda son maçlarını kolay kazandılar.Bu konuda söylenecek çok şey var ama benim bahsedeceğim olay bu değil.
Trabzonspor-Gaziantepspor maçını izlerken bir pankart gözüme ilişti.Aynen şöyle yazıyor ''''Günahların takımı Fenerbahçe'''' .Bir futbol seyircisi olarak bu pankartı asanları kınıyorum.Bildiğim kadarıyla klüp yönetiminin izni olmadan pankart asılamaz.Bu pankartın Trabzonspor yönetiminin izni olmadan asılması mümkün değil.
Trabzonspor başkanı çok sempatik bir insan ama laf sokuşturmada üstüne yok doğrusu.Fenerbahçe-Kayserispor maçında Kayseri kalecisi Volkan hatalı goller yedi diye kaleciyi hedef tahtasına oturttu ama Trabzon-Kayseri maçında aynı hatayı Kayserispor''un asıl kalecisi Süleymanou yapıp Trabzonspor''a goller ikram edince ağzını açamadı.
Fenerbahçe senin rakibin ve İstanbul''da oynanan maçta seni elini kolunu sallayarak 2-0 yendi.Trabzon''da oynanan maçı 3-2 kazandınız ve bu durum puanlarımız aynı olursa bize avantaj sağlayacak.Biz kendi kaderimizi kendimiz tayin edeceğiz ve kalan 3 maçımızı da alırsak siz ancak 2.olabilirsiniz.Bu durum sizi çıldırtıyor biliyorum ama bu tip pankartlar açtırarak bir yerlere de varamayacağınızı da çok iyi biliyorum.
Hayli şişko kadın kumsalda uzanmış yatarken cankurtaran delikanlı yanına gelip " Affedersiniz efendim, kumsalı terk edebilir misiniz?.." diye sormuş, " Neden?.." diye sinirle yattığı yerden doğrulmuş kadın, " Efendim sahilin bu kesiminde met-cezir olayı var" diye cevap vermiş cankurtaran delikanlı, " Deniz bu sabah çekildi, bu saatlerde dönmesi lazım, ama sanırım sizi gördüğü için korkusundan bir türlü geri gelemiyor"