AĞRAZ

AĞRAZ

Üye
02.01.2012
Albay
57.155
Hakkında

  • Dışarı çıkmadan önce, bir kez daha aynaya bakın!


    Toka mı kullanıyorsunuz?
    Kusura bakmayın ama bir Johnny Depp değilseniz at kuyruğu hiç de seksi görünen bir şey değil.

    Fazla mı ışıltılısınız?
    Işıltı kadınlara has bir şeydir. Işıltı feminendir. Bu nedenle erkeklerin taktığı takıların fazla gösterişli olması kadınların onlardan uzaklaşmasına neden olur.

    Göğüs kılları tamamda, sırt?
    Neredeyse kadınların tümü erkeklerin göğüs kıllarını, maskülen göründüğünden çok seksi bulur fakat bunun sırtınız için de aynı olduğunu düşünmeyin. Kadınlar nasıl partnerlerinin karşısında, kötü bir görüntü ile karşılaşmaması için saatlerce eziyet çekiyorlarsa, baylar sizde kadınların bu görüşünü dikkate alın.

    Saçlarınız gölgeli mi?
    Erkeklerdeki bu saç modası geçeli çok yıl oldu. Kusura bakmayın ama artık bu saç modeli rezalet kelimesi ile eş anlamlı.

    Hijyene dikkat!
    Bu kategoride erkeklerin dikkat etmesi gerekenler arasında; kötü nefes kokusu, sarı diş ve diş arasındaki çöpler var. Eğer bir kadınla yakınlaşmaya çalışıyorsanız ve bu ana kadar hiç başarılı olamadıysanız, ağız temizliğinizi tekrar gözden geçirmenizde fayda var.

    Parfümü dozunda kullanın!
    Bir erkeğin nasıl koktuğu kadınlar için çok önemlidir. Adeta sizi hatırladıklarında ilk akıllarına gelen nasıl koktuğunuz olur. Fakat bu işi çok abartmamanızda fayda var. Aksi takdirde değil gözünüze kestirdiğiniz kadın, kimse yanınızda durmak istemez.

    Sakallara dikkat!
    Kadınlar yüzünüzdeki sakalları çok sevmediklerini söyleselerde, bir çok kadın kirli sakalı çok çekici bulur. Yalnız kirli dediysek, yüzünüzün neredeyse tümünü kaplayan, pis bir görüntü veren sakallardan bahsetmiyoruz. Sakallarınızın ölçüsüne dikkat edin.

    Slip mayo mu kaldı?
    Tüm vücut hatlarınızı ortaya koyan, özellikle de havuza girip çıktıktan sonra vücudunuza iyice yapışan slipler hiç kimseye çekici gelmez. İçeridekini olduğu gibi sergilerseniz, işin büyüsü nerede?

    Şortlar, şortlar, şortlar...
    Kadınlar erkeksi bacakları çok çekici bulurlar kafat aynı zamanda bunu ne kadar sergilediğiniz çok önemli. Beyler, hava ne kadar sıcak olursa olsun, kısa şortlardan uzak duralım.

    Aman evden çıkmadan üzerinizi tekrar kontrol edin!
    Hardal, bira, şarap, fondoten ve bunun gibi bir çok nedeni açıklanamayan leke inanın çok itici duruyor. Kadınların uzmanlık alanı olduğundan bu tür yanlışlar anında gözüne çarpacaktır.

    Alıntı...





#05.01.2012 14:55 0 0 0
  • bir ev eşyasıdır

    aykız hala ev dedın benı öldürdün


    Tam ışlerımı bıtırmış oturacaktım kı oğlumun acı ıcınde bağırmasıyla fırladım ayağa, bırde ne göreyım, almış mandalı takmış hem kulağına hem burnuna, tabııı süre arttıkca acımasıda artmış, güleyımmı ağlayayımmı bılemedım, hemen cıkardım ve oğlumu o acılardan kurtardım=))

    Kelıme= cadde
    Yasak kelımeler= yürümek, araba, bısıklet, trafık ışaretlerı, ev, bınalar, otomobıl
#05.01.2012 14:51 0 0 0
#05.01.2012 14:46 0 0 0
  • Evlilik ezilme platformu mudur?
    Evlilik sorgusuz sualsiz fedakarlık birimi veya bayanların ezilme platformu mudur? Erkeğin ve bayanın evlilikte izlediği hatalı yolların ve unutulan görevlerin ayrıntıları..

    Geleneksel aile eğitiminde özellikle kız çocukları iyi bir anne ve iyi bir eş olmaya göre hazırlanır. Bu, evlilik bağlarını güçlendirici bir yaklaşımdır.

    Aileler bu şekilde davranarak kız çocuklarına bağımlılık eğitimi verirler. Böylece babaya bağımlılıktan, eşe bağımlı olmaya doğru bir gidiş ortaya çıkar. Fakat kadın açısından bireyselleşme sıkıntısı yaşanır.

    Kadının devamlı 'veren', kurallara uyan taraf olması, evlilik bağları açısından kendine güvensiz, söz hakkı olmayan bir annenin varlığını ortaya koyar ki; bu durum çocukların eğitimine yansır. Geleneksel yapımızda kadın, onu sevecek ve ihtiyaçlarını giderecek birini ister. Erkek de çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan, evinin yiyecek içecek, tertip ve düzenini ayarlayan birini arzu eder. Hatta erkekler hanımlarına, 'çamaşır makinesi' diye takılırlar.

    Erkekler evliliği fiziksel ihtiyaçlarını giderecek bir beraberlik gibi görürken, kadın psikolojik ihtiyaçlarının karşılanacağını düşünür. Burada erkek, kadının psikolojik ihtiyaçlarını, kadın da erkeğin fizyolojik ihtiyaçlarını anlamalıdır.

    Anneler kızlarını evlendirirken, 'aman kızım idareci ol, sabırla hareket et' eğitimi verirler. Bu tavsiye bir noktaya kadar doğrudur, ama artık erkeklerin eşlerine karşı eskisi kadar sadık ve adil davranmadıkları da bir gerçektir. Erkekler eşlerinden daha güzel, daha çekici bir kadın gördükleri zaman, kadına sırtını dönebilme eğilimini eskiye göre daha fazla taşımaktadır. Böyle olunca evlilik bağları bir müddet sonra sarsılabilir.

    Bu eğitimi alan kadın mağdur olur. Çağımızda, kadının evlilikle ilgili geleneksel eğitim tarzında bir takım değişiklikler olmalıdır. Sabırlı olmak iyidir ama, hakkını savunmak da lâzımdır. 'Benim fikrim budur' diyebilen, haklı ve mantıklı bir şekilde kendi düşüncesini savunabilen kadın kimliği ortaya çıkmalıdır. Anneler kız çocuklarını eğitirken, onları kocalarına körü körüne itaat eden robotlar tarzında değil, mantığıyla hareket eden, sorgulayıcı bir biçimde yetiştirmelidir.

    'Bağımsız ol, istediğin gibi yaşa' yaklaşımı evlilik bağlarını zayıflatır. Fakat kadın evliliğini, bağımsız davranarak da sağlıklı götürebilir. Yoksa erkeğin hata yapmasına engel olamaz.

    Evde eşi tarafından ezilen, değer verilmeyen, önemsenmeyen, ama annesinden, 'kocan ne derse desin idare et, katlan, yuvayı diş kuş yapar' diye öğrendiği için evlilikle ilgili sıkıntılarını yakınlarına dahi söyleyemeyen kadın, tavırlarını ayarlayamaz, davranışlarının sınırlarını çizemez.

    Böyle ruh sağlığı bozulmuş kadınlara tedavi sırasında sıkça rastlarız. Erkeğine evde taht kurmuş, ona kendisini özel hissettirmiş, fakat eşine kendisini özel hissettirememiştir.

    Bizdeki erkek, evlendikten sonra eşini sadece 'çocuklarının annesi' olarak görür, kendi eşi gibi görmez. Fakat kadın da annesinden, evlendikten sonra sadece 'çocuklarının annesi' gibi davranma eğitimi aldığından; dişiliğini, erkeğiyle mutlu olacağı paylaşımları unutur. Sadece anneliği ön plana çıkarır. Bu arada erkek de 'çocuğa fazla zaman ayırıyor, benimle ilgilenmiyor' tarzında düşünerek, bundan rahatsız olur.

    Kadınlar o zaman, 'çocukları kıskanıyor musun?' diye sorarlar. Halbuki yaşanan kıskanma değil, kadının duygusal paylaşımının yanlış yöne sevk edilmesidir. Aileler çocuklarını yetiştirirken iyi eş ve iyi ebeveyn olma kavramlarını onlara ayrı ayrı anlatmalıdır.

    Yaşadığımız çağda kadınların eşlerini ellerinde tutabilmeleri için iyi anne olmaları yetmemektedir. Kadınlar, erkeğin psikolojik ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerektiğini de bilmelidir. Bunu yapabilen kadınların evlilikleri daha kaliteli yürür.


    alıntı
#05.01.2012 14:37 0 0 0
  • Sadakatsizliğin farklı türleri olduğuna değinen psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur,
    "Karısını aldatan erkek, hem eşinin hem de sevgilisinin taşıdığı farklı özelliklere ihtiyaç duyar.
    Her ikisi de hayatında kalsın ister" diyor

    Aşk,evlilik ve sadakatsizliğin acısı, hayatımızın olmazsa olmazları...
    'Sen, Ben ve Aramızdaki Her Şey' isimli kitabın yazarı ünlü psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur,
    insanların hemen hemen tamamının yaşamları boyunca bu üçlüden en az birini yaşadıklarını belirtiyor.
    Sungur, aldatma ile ilgili soruları yanıtladı.

    Sadakatsizliğe uğrayan eşin kayıpları nelerdir?

    Sadakatsizlik, çiftlerin her ikisini de değiştirmekte ve böylelikle ilişkinin kendisini de değişikliğe uğratmaktadır.
    Bazen sadakatsizlik sonrasındaki ilişki, yas tutmayı gerektiren bir kayıp süreci gibi algılanabilir. Güven üzerine
    inşa edilen eski ilişki artık ölmüştür. Dolayısıyla sadakatsizliğin ardından yaşanan süreç, tıpkı sevilen birinin
    ölümünü izleyen süreç gibi şaşkınlık, şok, inkar, öfke, umutsuzluk, çaresizlik ve üzüntü gibi evreleri içerebilir.

    RESMİN BÜTÜNÜ GÖRÜLMELİ

    Sık tartışılan bir konu olarak yolunda gitmeyen bir evlilik mi sadakatsizliğe neden oluyor?
    Yoksa sadakatsizlik mi evliliği olumsuz bir noktaya getiriyor?

    Sadakatsizliği 'anlamakla', sadakatsizliğe 'iyi nedenler bulmak' arasındaki ayrımı iyi yapabilmek gerekir.
    Sadakatsizliğe uğrayan kişi için sadakatsizliğe gerekçe oluşturabilecek iyi bir neden bulmak, doğal olarak
    olanaksızdır. Hiçbir neden sadakatsizliği açıklayamaz. Ancak anlamak, iyi nedenler bulmak için değil,
    yaşanan olaya içerik sağlayabilmek için yapılmalıdır. Çünkü içeriği anlaşılamayan hiçbir olgu 'kabul' edilemez.
    Burada içerikten kastedilen, resmin bütününü görmek, yani evliliğinizin sadakatsizliğe uğramasına zemin
    hazırlayabilecek risk etkenlerini anlamaktır. Ancak bu risk etkenlerinin hiçbiri sadakatsizliğin nedeni veya
    suçlusu değildir.

    Peki sadakatsizliği anlamak mümkün müdür? Anlamak ne yarar sağlar?

    Tabii ki, sadakatsizliği anlamak, aldatan eşle birlikte sadakatsizlik nedeni olarak gösterilen konularda fikir
    birliğine ulaşmak veya uzlaşmak da değildir. Amaç yalnızca, anlaşılmayana anlam kazandırarak travmanın
    uzun süreli olumsuz etkilerinden korunmaktır. Sadakatsizliğin oluşma nedenini anlamak, zorlu ve yıpratıcı
    bir süreç olmakla birlikte iyileşmenin en önemli aşamasıdır. 'Neden-nasıl oldu?' sorusunun önemini bu
    süreçte kavramak önemlidir.

    TEK EŞLİLİK ÖĞRENİLEBİLİR

    Tek eşliliğin insan doğasına aykırı olduğu söylenir. Aldatma insan doğasında var mı?

    Temelde tek eşlilik hayvan türünde pek rastlanmayan bir durum. Ama insan, evrimleşmesi sürecinde türüne
    ait özellikleri değiştirebilen, kendi dürtülerini dizginleyebilen bir varlık olarak gelişti. İş cinselliğe gelince
    'doğamızda yok' diyoruz ancak başka konularda doğamızı değiştirebiliyoruz. İnsan aslında doğaya bile
    hükmetmeye çalışırken, tek eşlilik için 'benim doğamda yok' denmesini doğru bulamıyorum. Tek eşli olarak
    uzun süreli bir birlikteliği başarabilen insanlar varken diğerleri niye beceremesin? Tek eşlilik öğrenilebilir.

    STRES ÇİFTLERİ ETKİLİYOR! STRES

    Ekonomik kriz, eşlerden birinin yaşadığı bir hastalık aldatmayı etkiler mi?
    Kimler aldatmaya meyilli?

    Aslında her türlü zorlu yaşam koşulları çiftleri, rutin hayatlarından koparabilir. Stresli dönemlerde,
    sorunlarla başa çıkılamadığında insanlar kendi standartlarının dışına çıkabilirler. Bu yönden bakıldığında
    her türlü stresli yaşantı, eşler arasındaki iletişimin kopmasına neden olur. Çiftler arasındaki ilişkide eşlerden
    birinin kendini sürekli değersiz ve beğenilmez hissetmesi, aldatmanın sık yaşandığı durumlardır. Gruplar
    içinde sosyalleşmek, duygusal yönden doyumsuzluk, süreklilik gösteren öfke ve kıskançlık aldatmaya
    zemin hazırlayabilir.

    İLİŞKİYİ YENİDEN DENEYEN KİŞİ ÇOK

    Sadakatsizlikten sonra eşler birlikte mutlu bir gelecek oluşturabilirler mi?

    Bu sorunun yanıtı: Belki...
    Sadakatsizliği takiben birlikte yaşama kararı veren çiftlerin oranı sanılandan yüksektir. Yüzde 60-75
    arasında değişen bu oranın içinde güven ve mutluluk üzerine kurulu bir ilişkiyi yeniden sağlayabilen
    çiftlerin yanı sıra acı çeken ve güven duygusunu tekrar yakalayamayan mutsuz çiftler de vardır.

    GERÇEK FARKLI SÖYLENEN FARKLI

    Aldatmanın ipuçları var mı?

    Aşk; 'ben'leri koruyarak 'biz' olabilmek, sadakatsizlik ise 'biz'i yok etme riskini göze alabilmektir.
    Araştırmalar, insanların yüzde 90'ının sadakatsizliği, birlikteliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak algıladıklarını
    gösteriyor. Ancak, gerçek yaşamda çiftlerin yüzde 75'i sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam ediyor.
    Pek çok kişi için inandırıcı olmasa da sadakatsizlik sonrasında birlikte yaşamaya devam eden çiftlerden
    bazılarının, ilişkileri sadakatsizlik öncesi dönemden daha da sağlıklı bir duruma gelebiliyor. Tabii ki bu,
    sadakatsizlik sonucu ortaya çıkan kriz dönemini çiftlerin nasıl yönettiğine de bağlı... Sonuç olarak insanlar,
    sadakatsizliği evliliğin sonlanması için iyi bir neden olarak görseler de, gerçek yaşamda aldatma sanıldığı
    gibi evliliklerin sonlanmasına neden olmayabiliyor.

    SADAKATSİZLİĞİN DE BİRÇOK NEDENİ VAR!

    Aldatmaya kabul edilebilir, iyi bir neden bulmak neredeyse mümkün değildir. Ancak tüm sadakatsizliklerin
    benzer olduğunu söylemek de yanlış olur. Sadakatsizliğin birbirinden farklı temaları vardır.

    Yeni bir yaşama kapı açan sadakatsizlik:

    Burada sadakatsizliği yapan kişi, ilişkisine olan bağlılığını kaybetmiştir. Açıkça söyleyemez.
    Sadakatsizliğin ortaya çıkması aldatan kişiyi rahatsız etmez; çünkü davranışlarıyla yapacaklarını
    dile getirmiş ve rahatlamıştır.

    Üç bacaklı sadakatsizlik:

    Aldatan kişi için eşi ile olan ilişkisi ne iyi ne de kötüdür. Aldatan kişinin hem eşinin hem de sevgilisinin
    taşıdığı farklı özelliklere ihtiyacı vardır. Her ikisi de hayatında kalsın istemektedir. Uzun süren bir
    sadakatsizlik türüdür. Çoğu zaman sevgilinin kendini değersiz hissetmesiyle biter ya da ortaya çıkar.
    Kendini fark ettirmek amacıyla yapılan sadakatsizlik: Bu tür sadakatsizlikler, intihar gibidir. Kısa sürer
    ve hatta cinsel yakınlaşma içermeyebilir. Amacı, evlilik içinde ihmal edildiği mesajını vermektir. Çünkü
    istenen, bu evlilikten vazgeçmek değil, yalnızca daha fazla önemsendiğini görebilmektir.

    İLİŞKİDEN KORKARLAR

    Yakın ilişkilerden korkmayla gelişen sadakatsizlik:

    Burada kişi, kendini ilişkiye bırakmaktan korkmaktadır. Bir yandan yakın ilişkilere gereksinim duymakta
    diğer yandan bu tür ilişkilerin içinde yutulmaktan korkmaktadır. Birine fazla yakınlaştıklarında kontrolü
    kaybetmekten korkarak kaçarlar.

    Fırsatçılık ya da deneysel amaç taşıyan sadakatsizlik:

    Cinsel deneyimi az olan kişinin, sekse yönelik merakları bu türün temel nedenidir. Cinsel deneyimleri fazla
    olan kişilerde de bu tür aldatmalar, "Onunla seks nasıl olurdu?" şeklindeki bir meraktan kaynaklanabilir.
    Fırsatçılık bağlamında sadakatsizlik biraz daha farklıdır. Birbirlerini iyi tanıyan ancak daha önce birlikte
    olmayı düşünmemiş kişilerin, fazlaca alkol tüketimi sonunda cinselliği paylaşmalarıyla ortaya çıkar.


    ESRA TÜZÜN
    16.12.2009
    Sabah





#05.01.2012 14:35 0 0 0
  • CHP'nin eski Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Savcı Sayan, ihraç istemiyle Ağrı İl Yönetimi tarafından İl Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini belirterek, ''Partide korku imparatorluğunu yıkacağını söyleyenlerin, daha büyük korku imparatorluğu yarattıklarını görüyoruz'' dedi.

    Sayan, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, disiplin süreciyle ilgili açıklamalarda bulunarak, gazetecilerin soruları yanıtladı. CHP'nin bütün kademelerinde görev yaptığını anımsatan Sayan, ''Ancak gelinen noktada, Sayın Deniz Baykal'a yapılan komplonun arkasından, CHP'ye gönül veren bütün insanlar neredeyse lime lime edildi, giyotinden geçirildi'' ifadelerini kullandı.

    Basın toplantısından önce taleplerini Genel Merkez'e iletebilmek için bütün yolları denediğini ancak kendisine randevu verilmediğini savunan Sayan, ''Sayın Genel Başkanımız İklim Bayraktar'a 40 dakika randevu vermişken, partiye yıllarını vermiş olan Savcı Sayan'a 5 dakikayı vermeyi çok görmüştür'' dedi.

    Partideki bütün özverili çalışmalarına rağmen, Ağrı İl Yönetimi'nin kendisini, ''Genel Merkezdeki yöneticilerin baskılarıyla'' ihraç istemiyle İl Disiplin Kurulu'na sevk ettiklerini öğrendiğini ifade eden Sayan, Ağrı İl Başkanının atamayla göreve geldiğini ve kendisiyle yaptığı görüşmede ise ''Genel Merkez'in talimatıyla bu kararın alındığını'' söylediğini belirtti.

    Disiplin kuruluna sevk edilmesini parti genel merkezine sorduğunu ve kendisinin ''yandaş medyaya'' demeçler verdiği için kendisinin disiplin kuruluna sevk edildiği yönünde açıklamalar yapıldığını kaydeden Savcı, kendisinin hiçbir zaman ''yandaş ve candaş'' ayrımı yapmadığını, yapmayacağını söyledi.

    Her zaman doğruları söylediğini ve söylemeye devam edeceğini vurgulayan Sayan, kendisi gibi çok sayıda partiye gönül vermiş kişinin de partiden uzaklaştırılmaya çalışıldığını ileri sürdü.

    CHP'de herkesin konuşabileceğini fakat sadece lehte konuşabileceğine dikkati çeken Sayan, bunun aksi durumdakilerin ise cezalandırıldığını savundu.

    CHP'nin ''Kuzey Kore'dekine benzer bir hukuk'' sistemi ile yönetilmeye başlandığını iddia eden Sayan, hafta içerisinde tüzük kurultayı için imza toplanmaya başlandığını, bu nedenle ''kendisi üzerinden delegelere göz dağı verilmeye'' çalışıldığını kaydetti.

    Bugüne kadar yaptığı bütün açıklamalarda, partinin kurumsal kimliğine ve yöneticilerin kişilik haklarına saygılı olduğunu belirten Sayan, fakat birçok konuda partinin yönetim tarzını eleştirdiğini ve iyi yönetilmediğini söylediğini bildirdi.

    Partiye uzun yıllar hizmet etmiş biri olarak gördüğü yanlışlıkları parti yöneticilerini bildirmenin ve onları uyarmanın en temel hakkı olduğunu ifade eden Sayan, ''Partide korku imparatorluğunu yıkacağını söyleyenlerin daha büyük korku imparatorluğu yarattıklarını görüyoruz'' dedi.

    Sayan, basında yer alan ve kendisinin verdiği demeçlerden de örnekler sundu. CHP'de ''tek boyda, tek tip, tek düşüncede'' yeni bir yapı oluşturmak istediğini savunarak, ''Biz CHP'nin Hasan Tahsin'leriyiz. Hasan Tahsin İzmir'de ilk kurşunu yedi öldü. Eğer CHPkurtulacaksa binlerce Savcı Sayan CHP'ye feda olsun. Partinin kökleriyle oynanıyor, partinin emekleriyle oynanıyor. Yeni bir CHP adı altında CHP tasfiye edilmek isteniyor. Partimin bundan haberi yok olabilir ama dış güçlerin amacı budur'' şeklinde konuştu.

    ''Genel Başkan istemiş olabilir''

    Sayan, bir soru üzerine İl Disiplin Kuruluna sevkinin kendisine tebliğ edildikten sonra savunma hakkının olacağını belirterek, bütün kararların kendi aleyhine çıkması durumunda ise hakkını mahkemede arayacağını kaydetti.

    Kendisinin tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildiğini ifade eden Sayan, ''Burada bir kurnazlık var. Bunun altında yatan düşünce şudur; yakında başlayacak olan kongre sürecinde Ağrı İl Yönetimi'ni kazanacağımızı düşünen arkadaşlar bunun önüne böyle bir set koymuşlardır. Çünkü bu açıklamaları çok önceden yapmıştım. Oy hakkım bile elimden alınmıştır'' dedi.

    Sayan, başka bir soru üzerine eski genel sekreter Önder Savla hiç görüşmediğini, ancak Deniz Baykal ile sürekli görüştüğünü kaydetti.

    Savcı, ayrıca disiplin kuruluna sevk edilmesi üzerineCHP Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap ile görüştüğünü ve Matkap'ın kendisine ''Genel Başkan istemiş olabilir'' dediğini söyledi.

    Savcı, Matkap'ın tasfiyelere ve partiden ihraç edilmelere karşı olduğunu da kendisine söylediğini belirtti. (AA)

    Bugün
#05.01.2012 13:53 0 0 0
  • Sarkozy tuvalet kâğıdı oldu

    Kayserili işadamı patent başvurusunda bulundu,ürün 10 gün sonra raflarda...

    noimage






    SÖZDE Ermeni soykırımına itiraza ceza getiren yasanın Fransa Meclisi’nden geçmesiyle tepkileri üzerine çeken Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin soyadı Türkiye’de tuvalet kâğıdı markası oluyor. Nurpa Isı Gereçleri, Sarkozy markasının kullanım hakkı için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurdu. Firmanın sahibi Erol Akdeniz, “Sarkozy.com.tr sitesinde de bu markayla satış yapacağız. Kayserili olduğum için ambalajın üzerine ‘Made in Kayseri’ yazdırdım. Ürün tuvalet kâğıdıyla sınırlı kalmayacak. Tuvalet kâğıdından sonra aynı marka altında bebek bezi ve çöp kovası da çıkaracağız” dedi.

    ANKETTE BİRİNCİ GELDİ
    Akdeniz, ürün seçimini nasıl yaptıklarını ise şöyle anlatıyor: “Biz kendi aramızda küçük bir anket yaptık. 100 kişiye danıştık ve ‘Sarkozy markası altında hangi ürünün satılmasını isterdiniz?’ diye sorduk. Sorduklarımız arasında dostumuz olan iki milletvekili de var. Tuvalet kâğıdı açık ara birinci geldi. Biz de bu üründe karar kıldık. Hukuki sorun çıkmaması için sadece Sarkozy’nin adını koyacağım. Ambalajın üstünde resmini kullanmayacağım.”

    10 GÜN SONRA RAFLARDA
    200 bin TL yatırımla ortaya çıkaracakları ürün için Türkiye’deki kâğıt üreticileriyle görüştüklerinin altını çizen Akdeniz şöyle devam etti: “Üreticiyi de bulduk. Ürün 10 gün içinde piyasada olur. Ürün tamamen hazır olunca 3-4 bin paketi tanıtım için bedava dağıtacağım. Zincir marketlere numune göndereceğiz. Ayrıca İstanbul Taksim Meydanı’nda bedava dağıtmak gibi bir planımız da var. Fransız zincirler hariç tüm zincir marketlere girmeyi planlıyoruz.”

    Kaynak : HT




#05.01.2012 13:50 0 0 0
  • Güncelleme : 05 Ocak 2012 10:40
    Kırşehir'de bir otomobilde, M.Ö. 5'inci yüzyıla ait olduğu belirtilen, başı ve ayakları olmayan mermer Afrodit heykeli ele geçirildi.
    Kırşehir Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince bir ihbar üzerine Kırşehir- Ankara Karayolu üzerinde durdurulan otomobilde arama yapıldı. Aramada otomobilin sürücü koltuğu önünde paspas üzerinde siyah poşet içerisinde, 45X16 santim boyutlarında, mermerden yapılmış başı ve ayakları olmayan, M.Ö. 5'inci yüzyıla ait olduğu tahmin edilen Afrodit heykeli ile torpido gözünde 1 tabanca ve şarjöründe 12 fişek ele geçirildi.
    Otomobildeki Halit Ş. ve Orhan T. gözaltına alındı.

    Şüpheliler hakkında 'Kültür ve Tabiat Varlıklarına Koruma Kanunu'na aykırı hareket etmek' ve 'tarihi eser kaçakçılığından' işlem yapıldı. Heykelin ise Kırşehir Müzesi'ne teslim edileceği bildirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

    kaynak.mynet
    noimage




#05.01.2012 13:47 0 0 0
  • Kapalı zarf usulü gömüyorum içime yüzünü
    Diri vücutlu apartmanlar geçiyor gözlerimden
    Kainatlar gibi susuyorum şimdi içimde büyüterek nefesini
    Merhabalaşmaların akıbetini yoruyor avucuma bakan falcı
    Ateşleri harlıyor demir ustaları ve yüksek rakımlı kaçıyorum şimdi
    Tırnaklarımda parkların gölgesini anlatıyor falcı
    Ben meskenlerin duvar diplerindeki otlara bakıyorum
    Ne yalnızlık ne hüzün ne gaipten bas sesler
    Gotik harflerle düşlüyorum Tanrının yazım yanlışlığını
    Bilenen bıçakların suyunu alnıma sürgüne gönderdiğinde
    Unuturum belki seni
    Ama içime gömüyorum ilkin yüzünü

    Terlikleri balkonlarda küçülen çocuklardan öğrenmedim ki
    Çekirdek çitlemesini gazoz kapağını keserle dövmeyi
    Şimdi suskun mültecilerin anadili olup bitiyorum annemin saksılarına
    Öfkeli geceleri ve sokak arası çocuk çığlıklarıyla anlaşamıyorum
    Kent diye gözümün içine batırılan görüntülerin
    Ve sisler içinde beynini devşiriyor gömleğini çitileyen bir deli
    Her intihar acil çıkış isteği olarak kalıyor ...

    Dilimle yalayarak kapatıyorum zarfları ve tenindeki günahları
    Aforoz edilirmiş içimdeki çocuğun gözlerine inanan mabedimin gölgesi
    Zaten cehenneme sefer düzenliyor içimin şeytan aritmetiği
    Vacipleşince geriyorum gençliğimi çarmıha
    Bir tek İsa'mı ölür sanıyorsunuz siz çarmıhta
    Bir bilseniz nasılda ölüyorduk askıda elektrikte
    Ve hala ilkin gömülen yüzleri soruyordu resmiyetteki kirli yüz
    Oysa zarları tükettik ve kapattık zarfları

    Şimdi içimde her şey asgari sınırlarını dolduruyor ve taşıyor
    Kahveler kaynatıyorlar mı taş evlerin mutfağında kızlar hala
    Hala mendile işlenen isimlerle mi evleniyor koca bir yalnızlık
    Kaç göç daha eski yerini özleyip toplayacak insanlarını
    Kaç kız daha sökülüp atılacak sokağa ve erkeklerin divanlarına
    Gözlerini kapat ilk şarkısını söyle atardamarının ve ritmik acılardan
    Boşanan o camların

    İçimin oyuklarına gizlenen tebessümleri anlatsam sana
    Ne kadar eskirdi çıkınımdaki şiir
    Kapalı zarf usulü gömüyorum içime yüzünü
    Başımda hala beddua ediyor aşkın serim düğüm çözümü



    Fatih Akca
#05.01.2012 13:45 0 0 0
  • noimage

    ben gidiyorum tüm
    hezeyanlarını gömerek yüreğine
    ben gidiyorum sebepsiz
    bir darbe kaçkını gibi

    kendimi bulvarlara döke döke
    ben gidiyorum
    aramamak için yemin
    ettiğim kutsal görğüme

    her bir hatıranı
    söküyorum beynimden
    kendimi kanatarak
    vuruyorum yollara

    kendimi döve döve,
    derdime döne döne
    ben gidiyorum seninle
    gidemediğim gitmediğim yerlere

    bir küçük huzurun
    serin gölgesine
    senin ayak izinin
    bulaşmadığı yerlere

    ben gidiyorum
    karanlık yarınlardan
    aydınlık bu günlere
    korktuğum karanlıklardan

    sığındığım acılardan kaçarak
    korkarak yıkılarak ve devrilerek
    ben gidiyorum
    varlığın ömrüme hazan olmasın
    duruşun gözümü korkutmasın diye



    Bedirhan Gökçe...
#05.01.2012 13:43 0 0 0
  • Alkolün insanın sosyal yaşamına zararı olduğu gibi tabi ki vücuduna da bir çok zararı vardır. Alkolik bir kişinin, vücudu ve benliği tamamen alkole esir durumdadır. Alkol, kalp ve cilt damarlarını genişletir. Kalbin çalışma hızını artırır, kan dolaşım düzenini bozar, damarların sertleşmesine,tansiyonun artmasına,felç ve ânî ölümlere sebep olur.

    noimage

    Aşırı alkol geçici hafıza kaybına neden olur.

    Hazımsızlık, dolayısıyla iştahsızlığa sebep olur. Fakat bunun yanında kişinin vücudu günden güne şişer.

    Damar kireçlenmesine yol açar.

    İçki mide iç zarında yanma hissi meydana getirir, mideyi bozar, ağrı yapar, mide hastalıklarından olan gastrit ve ülsere sebep olur.

    Beyin ve sinir hücrelerinin zarlarını zehirler veya uyuşturarak kullanılmaz hale getirir.

    Tepki refleksleri azalır, beynin düşünme ve karar verme düzeni zayıflar.

    İçki beyni uyuşturur, yürümekte zorluk çekilir, kol ve bacak çekilmelerine, yüz ifadesinde bozukluklara sebebiyet verir.

    İnsan,irade ve dengesini kaybeder.

    Alkol göze giden görme sinirlerine de tesir eder. Sulanma ve görme bozukluklarına neden olur. Netcede ameliyat kaçınılmaz olur. Körlüğe neden olabilir.

    Alkollü içkinin hangi çeşidi olursa olsun böbrekleri bozar, zamanla iş göremez hale getirir. İçki,böbrek iltihaplarına, idrarda şeker ve cerahat gibi anormal cisimlerin meydana gelmesine yol açar.

    Terleme ve kanın akışını hızlandırır. Kanı sulandırır. Yaralanmalarda, yaralı bölgenin geç iyileşmesine neden olur.

    Alkol kullanımından bir gün sonra baş ağrısı ve ağız kuruluğu çok sık görülür.

    Erkeklerde sertleşme olmamasına neden olabilir. Kadınlarda ise adet bozukluğuna sebep olabilir. Anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.

    Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri

    Kıskançlıklar ve unutkanlık meydana getirir. İrade kuvvetini azaltır, ne yaptığını - ne söylediğini bilmez bir hale getirir.İşte kişi bu durumlarda asla düzeltemeyeceği hatalar ve yanlışlıklar yapabilir.

    Bir Kişi Alkolik Olduğunu Nasıl İtiraf Edebilir?

    Kendisine ve çevresine karşı dürüst olarak. Bir çok alkoliğe çevresi, hatta doktorlar tarafından alkolik olmadığı, tek ihtiyaç duyduğu şeyin biraz daha irade gücü, çevre değişikliği, istirahat ve yeni hobiler olduğu söylenmiştir. Zaten alkolikler de alkol problemi olduğunu inkar etme eğiliminde olduğu için bu yorumları severek kabul eder. Ama zaman içinde artan problemler gerçeği ortaya çıkarır.

    Bir çok kişi alkol karşısında aciz olduğunu ve yenik düştüğünü itiraf edene kadar korkunç deneyimler yaşar, maddi ve manevi büyük kayıplara uğrarlar.

    İnsanlarla ilişkileri bozulur, çalışma hayatları alt üst olur, ruhsal çöküntü yaşarlar. Oysa bu kadar ağır bir bedel ödemeden, alkol içmeyi kontrol edemediğinin farkına varıp yardım arayışına girmek en iyisidir.

    Alkoliklerin çoğu hiç bir zaman alkolle problemleri olduklarını açıkça ifade edemezler. "Ben sosyal içiciyim" , "Akşamdan akşama iki kadeh içiyorum" gibi ifadelerle altta yatan asıl problemin üzerine örtü örtme eğilimindedirler. Aslında alkol bağımlılığının kendisi bir çok psikolojik sorunu örtmek için kullanılan bir araçtır. Kişinin alkol problemi olduğunu ifade etmesi onun için zayıflık, güçsüzlük ve acizlik gibi anlamlar taşıdığından, çoğu kişi artık son noktada yani dibe vurduğunda bu problemini itiraf eder ve yardım isterler.

    Alkol meme kanseri riskini artırıyor

    Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin son çalışması, alkolle ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Özeti şu: Az bile olsa, alkol kullanan kadınların meme kanserine yakalanma riski artıyor.

    Alkolün azı da zarar...

    Bu tespit Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan son çalışmada yer alıyor.

    Yaklaşık 106 bin kadından toplanan veriler ışığında hazırlanan çalışmaya göre, haftada 3 ila 6 kadeh arası alkol tüketen kadınların meme kanserine yakalanma riski diğerlerine göre yüzde 15 daha fazla. .

    Günde ortalama 2 kadeh alkol tüketimindeyse bu oran yüzde 51.

    Çalışmayı hazırlayan ekipte yer alan Yardımcı Doçent Doktor Wendy Chen, bulguların tıp dünyası açısından devrim niteliğinde olduğunu belirtiyor.

    Günde bir bardak alkol tüketiminin kalp hastalıklarının önüne geçilmesinde etkili olduğunu da hatırlatan Chen, yeni bulguların bireysel olarak değerlendirilmesi ve dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor.





#05.01.2012 13:40 0 0 0
  • Her insan kalıtsal olarak ya Rh pozitif ya da negatiftir. Tüm gebelere erken dönemde kan grubu ve Rh etmeni tayini yapılır. Rh(+) ise (%85'i öyledir) ya da hem eşi hem kendisi Rh(-) ise sorun yoktur. Ama kendisi Rh(-), eşi Rh(+) ise gebe kadın Rh uyuşmazlığı sorununa adaydır. Gebeliği dikkatle, tıbbi gözetim altında izlenmelidir.

    Bu ilk gebeliğinizse, bebeğiniz için hemen hiç tehlike yoktur. Sorun, Rh etmenini babasından kalıtımla almış bebeğin doğumu sırasında (düşük ya da kürtaj sırasında da olabilir) Rh(+) kanın, Rh(-) olan annenin dolaşım sistemine girmesiyle başlar. Annenin bağışıklık sistemi bu "yabancı" maddeye karşı antikor oluşturur. Bu antikorlar bir başka Rh(+) bebeğe gebe kalana dek zararsızdır. Böyle bir durumda antikorlar plasentayı geçerek bebeğin alyuvarlarına saldırırlar ve bebekte, annenin antikor düzeyi düşükse hafif, yüksekse ciddi kansızlığa yol açarlar. İlk gebelikte bu antikorlar çok nadir durumlarda oluşur, bunun için plasentadan bebeğin kanının geriye doğru annenin kan dolaşımına girmesi gerekir.

    Günümüzde Rh uyuşmazlığında bebeği korumanın yolu, Rh antikorları oluşumunu önlemektir. 28.haftada kanında antikor olmayan Rh(-) anne adayına bir doz Rh immünglobülin verilir. Bebek Rh(+) ise, ikinci doz doğumdan 72 saat sonra verilir.

    Testler gebe kadında daha önceden Rh antikorları geliştiğini gösteriyorsa bebeğin kan grubunu belirlemek için amniyosentez yapılabilir. Bebek Rh(+) ise, yani anneyle uyuşmuyorsa annedeki antikor düzeyleri düzenli olarak ölçülür. Düzeyleri tehlikeli ölçüde yükselirse, bebeğin durumunu değerlendirmek için testler yapılır. Bebeğin durumu tehlikedeyse, Rh(-) kan nakli gerekebilir. Rh uyuşmazlığı cidiyse ki nadirdir (%1), bebek rahim içindeyken kan nakli yapılır. Çoğunlukla doğumdan hemen sonraya dek beklenebilir. Hafif olgularda antikor düzeyi düşüktür ve kan nakli gerekmez. Ama hekimin doğumdan sonra gerekli olma olasılığına karşı hazırlıklı olması gerekir.

    Etki Mekanizması

    Rh uygunsuzluğu varlığında (anne (-) baba (+) eğer bebek de pozitif ise doğum esnasında anne kanı ile bebeğin kanı temas eder ve anne kanına Rh faktörü geçer. Anne buna anti Rh üreterek cevap verir. Bir sonraki bebek eğer Rh (+) olur ise anne kanındaki bu anti Rh lar bebeğe geçer ve bebeğin kanında çökelmelere neden olur. Bazı durumlarda anne ve bebek kanı doğumdan önce de temas edebilir. Bu durumlar

    Amniyosentez

    Düşük

    Gebelik sırasında fazla miktarda kanamalardır

    Bazen Rh(-) bir kadına hata ile Rh(+) kan verilebilir. Bu durumda ortada gebelik yokken bile kadının kanında anti-Rh antikorlar bulunabilir ve ilk bebek uygunsuzluktan etkilenebilir.

    Belirtiler

    Kan uyuşmazlığında eğer bebek etkilenmiş işe anneden geçen anti-Rh lar bebeğin kan hücrelerinin parçalanmasına ve çökelmesine neden olur. Bu durumda bebekte kansızlık yani anemi görülür. Buna bağlı olarak ultrasonda bebekte hidrops adı verilen durum tespit edilir. Bebekteki anemi sonucu kalp yetmezliği ve vücut boşluklarında biriken sıvı hidrops tablosunun nedenidir. Hastalığın şiddetine ve yok edilen kan hücrelerinin miktarına bağlı olarak bebekte anne karnında ölüm de dahil olmak üzere her türlü distres belirtisi görülür.

    Teşhis

    Kan uyuşmazlığının teşhisi için hem anne hem de baba adayının kan grubunun bilinmesi önemlidir. Eğer anne Rh (+) ise babanın kan grubu önemini yitirir. Gebelik takibi esnasında annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh aranır. Bu teste indirek coombs adı verilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi adı verilir. Bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ayrıca kordosentez de yapılabilir.

    Tedavi

    Kan uyuşmazlığında amaç annenin Rh pozitiflere karşı antikor oluşturmasını engellemektir. Bu nedenle kan grubu Rh(-) eşi Rh (+) olan gebelere 28. haftada anti-D iğnesi yapılmalıdır. Bu ilaçlara halk arasında uyuşmazlık iğnesi adı verilir. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır.

    Benzer şekilde düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleden hemen sonra anti-D yapılmalıdır. Tanısal amaçlı girişimler olan amniyosentez, kordosentez, CVS gibi işlemleri takiben anti-D yapılması gebeliğin sağlıklı devamı açısından son derece önemlidir.
#05.01.2012 13:38 0 0 0
  • Inatcı ve gecmek bılmeyen hıckırığınızı, yanınızda bulunan bır kışı yardımıyla halledebılırsınız; bır bardak suyu alın, bır kışıde ıkı kulağınızı bırden ellerıyle sıkıca kapatsın, o sırada bu bır bardak suyu bır kerede ıcıp bıtırın, kulağınızı acın, hıckırık kesınkes bıtmış olacaktır

    bunu bana bır arkadaşım önermıştı, o zamandan berı her seferınde başarılı olmuştur=)
#05.01.2012 13:34 0 0 0
  • 7- gün içinde (1 hafta) "HASBÜNELLÂHU VE Nİ'MEL VEKİL" 100.000 (yüzbin) kez oku
    Bu zikir her niyetinin hayırla sonuçlanmasına vesiledir.rızkın,malın öyle bir artarki nereye koyacağını bilemezsin.hayırlı bir duâdır. her hususta izin verilmiştir...selam ve dua ile

    "Hasbünâllahü ve ni’mel vekîl"


    anlamı:
    "Allah bize yetişir, O, güvenilip dayanılan ne güzel vekil, " demektir.


    Ey Allâh diyen dost! Bu mübârek duâ için sevgili peygamber Efendimiz(s.a.v),şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi biriniz,büyük bir hadise ile
    (elem-keder;dert-belâ,üzüntü-sıkıntı),bir musibet ile karşılaştığınız zaman "Hasbünallâhü ve ni'mel vekil" deyiniz. Allâh üzerinizden düşmüş olduğunuz o belâyı sizden uzaklaştırır.

    "Hasbünallâhü ve ni'mel vekil"
    Manası:Bize Allâh kafidir.O ne güzel vekildir".

    Ey kardeş! Biliyor musun? Hz.İbrahim Peygamber Nemrud'un ateşinden bu mübarek kelime ile duâ ederek kurtuldu.
    Nemrud kâfiri Hz.İbrahim'i ateşe atınca Hz İbrahim:

    "Hasbünallâhü ve ni'mel vekil" dedi.Yüce Allâh da,Hz.İbrahim'i o zalimin ateşinden kurtardı.Adeti yakmak olan ateş,Hz.İbrahim içine
    düşünce güllük gülistanlık oluverdi.

    Hatta Cebrâil (Aleyhisselâm) Hz.İbrahim'e gelip:
    "Ya İbrahim,emret seni bu ateşten kurtarayım" dedi.Hz.İbrahim Cebrâil'den yardım istemedi.Ve yukarıdaki duâyı okudu.

    Hz İbrahim eğer Allâh'tan istemeyip Cebrâil'den kurtarmasını isteseydi.ateşe yanıp gidecekti.Çünkü o ateşe Allâh'tan başka kimse söz geçiremeyecekti.

    Ey Dost! Biz de karşılaştığımız zorlukları,sıkıntı ve bunalımları bu mübarek kelimeleri okuyarak yok edelim ve onlardan kurtulalım.

    Âli İmran sûresinin 173.ayetinde müslümanların düşmanla karşılaştıklarında "Hasbünallâhü ve ni'mel vekil" diyerek Allâh'a sığındıkları
    bildirilmektedir.

    Maksadına Ulaşmak İçin Tereddütsüz

    "Hasbünâllahü ve ni’mel vekîl" 12 bin kez okunur.



    kaynak:alıntıdır.
#05.01.2012 13:20 0 0 0
  • Allahümme yarabbi bi cahi sahibil vesileti ve seyyidina ve nebiyyina ve habibike ve kurreti uyunina ve nuri ebsarina habibikel muhammedinil mustafa ve resülikel mürteda ve nebiyyikel mücteba havvil halena ila ahsanil hali ya muhavvilel havli vel ahval....

    Dua kısacık fakat pek tesirli kendim devamlı okurum yatarken, yürürken, otururken çalışırken...
    Şimdi diyelim sıkıntıda kaldın sayısı yok istediğin kadar inan sıkıntıdan akşama sabaha kurtuluyorsun, maddi sıkıntıya ilaç gibi, borç ödemeyi kolaylaştırıyor, rızkın çoğalıyor, iç sıkıntısına çare oluyor...

    Ben bu duayı daim okurum öyle büyük sıkıntı bela falan yaşamadım,
    okuyun ezberleyin çok faydasını göreceksiniz, bunalanın derdine derman bu dua...
#05.01.2012 13:15 0 0 0
  • Allahu Latifun bi ibadihi yarzuqu man yashau va huval' Kaviyyul aziz
    Allahumme ya Latifu ya Allah ya Kerimu ya Allah ya Ganiyyu ya Allah ya Fetah ya Allah ya Rezzak ya Allah
    Allahumme rabbena enzil aleyna maideten min'es-semai tekunu lena îden li-evvelina ve ahirina ve ayeten minke verzukna ve ente hayr'ur-razigîn."

    Bunu her gece 1001 defa oku olacagini 7 güne kendin gorursun insaallah
    oldukdan sonra her gun 101 gefa oku

    alıntı
#05.01.2012 13:13 0 0 0
  • Büyük Mevki Ve Makamdaki Kişileri Etki Altina Almak,vardiğin Yerde Işinin Görülmesi Için,iş Görüşmelerine,adliye,önemli Toplantilara Vs Gitmeden Akşamdan çekin.

    Allahümme Ya Aliyyün-110

    Allahümme Ya Afüvvün-156

    Allahümme Ya Muhsiy-148

    Allahümme Ya Kadirun-305

    Allahümme Ya Müizzün-117

    Allahümme Ya Basiyrun-302

    Allahümme Ya Selam-131

    Allahümme Ya Hakemün-68





#05.01.2012 13:11 0 0 0
  • Ya müsebbibel esbab
    Ya müffettihel ebvab
    Ya samiel esvat
    Ya mücibet de-avat
    Ya kadiyel hacat
    Ekfini bi helalikee an haramike
    Ve eğnini bi fadlike ammen sivak

    bir kağıda yazıp yanınızda taşıyın yada ezberleyin. her gün aklınıza geldikçe okuyun. Hem manevi rahatlama hem de iş bulup çalışmanızda çok etkili bir okuma olduğunu göreceksiniz.

    kaynak nihat hatipoğlu
#05.01.2012 13:07 0 0 0
  • Beklenen kitap nihayet yayınlandı...
    => erkekLeri anLamak: )


    noimage

    [h=2]İçi Dışına Çıkmış Bir Ceset (Dayanabilen Baksın.. +18)
    noimage
#05.01.2012 12:53 0 0 0