AlkolikAngeL

AlkolikAngeL

Üye
25.05.2011
Çavuş
1.876
Hakkında

  • Yenik Düştük Birilerine

    Başka bir gözle tanıştı gözlerim, yakında, dün gece
    Sözsüz bir selamla başladı her şey.
    Aslında ortada selam da yoktu ama o ilk bakışlar var ya;
    selamdan çok davet!
    noimage

    Az söz, çok anlam; kaçırılan gözler,
    çok kahkaha; az ışık,
    çok şarap; az kalabalık,
    sonunda yalnızlık.

    Tuhaf bir sevişmeyle bağlandı bedenler
    ve hiç kimse kendi gibi değildi.

    Ben mesela,
    hiç böyle ürkek sevişmedim veya böyle fütursuz

    Tanımadığın bir adamla sevişirken
    neler geçiyor insanın aklından, bilemezsin!

    "Küçük göğüslerimi beğenecek mi?" endişesi,
    "bir daha nasılsa görüşmeyiz boş ver,
    kendini sevişemeye ver" düşüncesi,
    ve daha neler neler.

    Başka bedenlerde yitip gidiyoruz seninle.
    Adı ayrılık olan bir şeytan yüzünden,
    vazgeçiyoruz sevdadan.

    Sevda en çok buna üzülüyordur muhtemelen;
    sen ve ben artık onunla birleştirmiyoruz ellerimizi.


    Aşktan sınıfta kaldık seninle,
    oysa edebiyatımızda iyiydi

    Demek kendimizi güzel satmak içinmiş süslü cümlelerimiz.

    Ne sen, ne ben sevgi denilen onuru üstümüze giyemedik.

    Çok mu zordu, bir sevdayı sarıp sarmalayamadık?

    Yenemedik egomuzu,
    gururumuzu parçalayamadık.

    Sen ve ben,
    sadece inadımızdan belki de,
    dönüp aramadık.


    Şimdi sen başka kollarda, başka dudaklarda;
    başka ruj lekeleriyle kirlenmiş gömleğini yıkıyorsun.

    Hiç tanımadığın kadınlarla sadece sevişebilmek için
    kim bilir ne diller döküp,
    kendini nerelere düşürüyorsun?

    Ben hiç tanımadığım yerlerde,
    bazen bir bar köşesinde,
    hiç tanımadığım
    ve sadece benimle sevişmek için dil döken adamlarla birlikte oluyorum.
    Ertesi sabahı görmeden kaçıyorum.

    Egom, onurum nerede?
    İnadın, gururun nerede?
    Ben neredeyim, sen nerede?

    Yazık!

    Hatta yazıklar olsun ikimize de!

    Yenik düştük birilerine,
    yenik düştük birilerinde,
    yenik düştük birbirimize,
    düştük birbirimize,
    düş-tük birbirimize


    Candan Ünal
#28.12.2011 08:32 0 0 0
  • Pişmanlıkları Karanlığa Yolladım!

    Uzun zaman önceydi sanırım,
    tam ne zamandı hatırlamıyorum ama
    bir gece vaktiydi;
    kendi tarihimde önemli bir karar aldım.

    Tuttum bütün "keşke"leri kolundan,
    karanlığa yolladım!

    noimage

    İçinde kim bilir neler, kimler gitti,
    hiç dönüp bakmadım.

    Dilimden zaman zaman düşse de,
    hayatımdan ve alışkanlıklarımdan pişmanlığı çıkardım.


    Bazı keşkeleri ise,
    içlerindeki niyete bakarak cebime koydum.

    Keşke dediğim her şeyin ardına bir iyi niyetli "ama" buldum,
    bulamadıysam keşkemin içine umut koydum.


    "Keşke gökyüzünden bir melek inse
    ve elindeki sihirli değnekle dünyadaki savaşlara son verse.." gibi sıradan
    ve gerçekleşme ihtimali olmayan
    hayallere ancak yakıştırdım keşkeleri


    Keşke seni sevmeseydim demedim mesela
    çünkü dibini bulamadım.

    O keşke, başka bir keşkeye gitti.

    Sonra o,
    bir başkasına
    ve ömrümün tamamını
    keşkelerle bezediğimi fark ettim.

    Sonu yok pişmanlıkların
    ama daha önce düşünülmesi gereken;
    çözümü yok!

    O zaman, o şartlarda, o akılla,
    o bakış açısıyla, o yaşta, o bilgiyle, öyle oldu!
    Ne yapalım?

    Hiçbir şey!

    Sadece cebimize dersimizi koyalım.


    Pişmanlık duyacağın şeyleri yapmamak
    en iyi seçenek olmakla birlikte;
    pişmanlıklarını tecrübelere dönüştürecek kadar erdemli olmak da
    ayrı bir hüner değil midir?


    Hangi kul,
    bir başkasına veya en kötü ihtimalle
    kendine karşı hata yapmadan
    bir ömrü tamamlayabilmiştir?
    Hiç kimse!

    O zaman yanlışlar bizler için,
    hata yapma hakkımız da var,
    bedelini ödeme zorunluluğumuz da


    Ama değerli olan,
    aynı hatayı tekrar etmeden büyüyebilmektir.


    İşte ben bunu kendime düstur edindim.

    Bir hata yaptığımda
    önce kendimden özür diledim
    ve aynı hataya bir daha düşmedim.

    Yaptığım için de pişman olmamayı öğrendim.


    Eğer böyle olmasaydı,
    kim bilir ben seni kaç defa daha severdim?



    Candan Ünal
#28.12.2011 08:30 0 0 0
  • Harika bir paylaşım olmuş. Herzamanki gibi tabi (: Emeğine yüreğine sağlık candan teşekkürler
#28.12.2011 08:27 0 0 0
  • Paylaşımınız harika , hele ki bu satırların size ait olması ayrıyeten güzel. Emeğinize yüreğinize sağlıklar dilerim.
#28.12.2011 08:23 0 0 0
  • Sarsın : Emeglerinize sağlıklar arkadaşım..güzel olmuş...teşekkürler yüregden...

    Ne demek efendim. vakit verip paylaşımımı okumanız ve dinlemeniz beni çok mutlu etti. Her ne kadar sizinkiler kadar güzel olmasada elimden geldiğince hoşluk için uğraştım. Teşekkür ederim.
#28.12.2011 07:54 0 0 0

  • trustmanrunner
    zaman verip dinleyen ve okuyan azalarınıza sağlıklar dilerim.

    refik küçücük bir zaman diliminizi ayırıp paylaşımımı okuduğunuz ve dinlediğiniz için ben teşekkürlerimi sunarım.

    ıssızada Okuduğunuz ve yorum yazdığınız için ben teşekkür ederim. Böyle ilgi görmesi ve beğenilmesi beni daha çok teşvik ediyor.
#28.12.2011 07:51 0 0 0
  • O değerli vaktinizden bir nebze olsun ayırıp okuduğunuz ve dinlediğiniz için ben teşekkürlerimi sunarım.
#27.12.2011 22:30 0 0 0
  • Bleach Tema - win7 Bleach tema - Anime Tema-

    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    Bleach Windows 7 teması 45 duvar kağıdı, Bleach karakter simgeler ve özel seslerden oluşan harika bir temadır.Windows 7 Bleach temasını indirmek için buraya tıklayın.Fileserve'a upload edilmiştir.


    Simgeler;
    noimage
    Mause İşaretleri;
    noimage
#27.12.2011 14:34 0 0 0
#27.12.2011 14:33 0 0 0
#27.12.2011 14:29 0 0 0
#27.12.2011 14:28 0 0 0
  • İndirmek için resimlerin üzerine tıklayın gelen sayfadan boyutunu seçin ve farklı kaydet deyin. Yapacağınız budur (:


    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#27.12.2011 14:26 0 0 0
#27.12.2011 14:20 0 0 0
#27.12.2011 14:13 0 0 0

  • Bırak Ben Geleyim

    Şu elimde tuttuğum fotoğrafta kimler var, kimler
    Geçmişin üstü ne çabuk tozlanıyor,
    ne çabuk eskiyor
    ve
    ne çabuk geçiyor geçmiş dediğin

    noimage

    Bir sen eksiksin,
    yine olman gereken yerde değilsin,
    şimdiki gibi!

    noimage
    noimage
    Yanımdaki sandalye boş,
    yorgun bir omuz başım duruyor üstünde
    sarıldığı için denk gelen elin yok.
    noimage

    noimage


    Ben yine bir fotoğraf karesinde sessiz,
    siyah beyaz ve sensizim.

    noimage

    noimage

    Seni sevgili yapmak isterken yüreğime,
    sıranı hayata vermiş olmana içerliyorum.
    noimage

    noimage
    Yaşadıkça çözülmüş
    ve bütün sırlarını dökmüş bir ömrün
    ne cazibesi vardır?

    Ben ki;
    dağı, denizi aşardım,
    gerekirse yeri yerinden oynatırdım,
    dünyayı parmağımda çevirir,
    karaları birbirine bağlardım.

    Yapamayacak olmamın önemi yok,
    ben yapacağıma inanırdım.


    noimage


    Şimdi?
    Şimdi soluk bir güneş ışığı gibiyim.
    Aydınlatsam da ısıtmıyorum.
    noimage

    noimage

    Oysa ben seninle
    ne beter acılara gülecek kadar güçlüydüm.

    Yüreğim ne demek,
    boynumu, ömrümü bağışlayacağım kadar
    büyük bir aşkın depremiydim.

    Sallanırdı etrafımda ne varsa
    adını söylediğimde!
    noimage
    Gittiğin yollar uzun,
    gittiğin yerler uzak
    ama
    hiçbir mesafede arasını kapatamayacak aşk yoktur.


    Gelmiyorsun,
    yanlızlığımla ben kalıyoruz arkanda,
    uzun uzun nereye gittiği meçhul uçaklara bakıyoruz,
    birine binip gelmek vardı ama
    sen istemiyorsun diye duruyoruz.

    noimage


    noimage
    Bu sessizliğin
    ağır gelmez mi kendine?

    Bırak bari ben geleyim,
    biraz nefes değsin yüreğine,
    ısınsın ellerin ellerinle.
    noimage

    Büyük tutkulara sahne olmayan,
    hatta biraz da
    utangaç bir sevişmeyi saklayalım yorganın altında.

    Sabah olduğunda
    sıcak bir gülüşe uyanmanın hasretini
    bitir gözlerimde mesela..
    noimage
    Sonunda değecek biri varsa,
    bütün yolculuklarla razı bedenim.

    Ayaklarım çoktan çıkacak yola da,
    aklım gel dediğini duymadığından bekliyor.
    noimage

    Kimse sen kadar bilemez ayrılığı mutlaka ama
    kimse de benim kadar öğrenmedi,
    sana bu kadar tutkuyla bağlıyken,
    sensizlikle terbiye olmayı.
    noimage

    Aslında bir destan yazabilirim bu sevdaya
    ve
    hiç kavuşmadan beslenir yüreklerimiz hasretle.

    noimage


    Ama bırak
    ben yanına geleyim;
    sen yine istersen,
    o şehrin sokakları gibi davran bana.
    noimage
    Candan Ünal



    [main-arkaplan-muzik]014[/main-arkaplan-muzik]
#27.12.2011 13:47 0 0 0
#20.12.2011 13:43 0 0 0
  • ilk Buluşma!

    Bir ilişkinin başlayacağına karar verilecek gün,
    özünde bu ilk görüşmedir.

    Çoğunlukla gecenin sonuna varmadan,
    karşımızdaki kişi hakkında bir karara varmış oluruz.

    noimage

    İlk randevu öncesinde insan
    midesinde kelebeklerin uçuştuğunu hisseder,
    saatler bir türlü geçmek bilmez.

    Tatlı bir telaş sarar ruhumuzu ki bu da hoştur.

    Çoğu zaman karşımızdakinin özelliklerini
    ne kadar seveceğimize değil,
    kendimizi nasıl beğendireceğimize odaklanırız.

    Kıyafet seçmek işin en ızdıraplı tarafıdır.
    Gardırop önünde geçirilen uzun saatler,
    yatağın üstünde biriken fırlatılıp atılmış ütülü elbiseler,
    "üstüme giyecek bir şey yok yahu" çığlıkları,
    en severek alınan bluzu beğenmemek,
    zayıf gösterdiğini düşündüğünüz için sığmaya çalışılan eski pantolon,
    sizi terletmekten başka bir işe yaramaz.

    Doğru seçimi yapabilmek için nereye gideceğinizi iyi bilmelisiniz.

    Daha önce duymadığınız bir mekanda buluşacaksanız,
    orası hakkında internetten veya çevrenizden yardım alın.

    Düşünsenize içeride herkesin kot ve tişört ile nargile içtiği bir kafe,
    siz siyah bir gece elbisesi içindesiniz.

    Başkalarının ne düşüneceği çok önemli değil
    ancak siz gerginlik ve rahatsızlık hissedeceksiniz,
    karşınızdakine konsantre olamayacak,
    mahcup olduğunuzdan doğru karar alamayacaksınız.

    Kıyafet gecenin en önemli unsurlarındandır.

    Fazla açık, sizi yansıtmayan,
    içinde rahat etmediğiniz kıyafetler giymekten mutlaka kaçının.

    Aman, o gün için yeni bir şey alıp giymeyin.

    Mağaza kabininde deneyip, beğendiğiniz o pantolon,
    eve geldiğinizde
    kocaman bir poponuz varmış gibi gösterebilir.

    Unutmayın ki,
    çoğu dükkanın aynaları zayıf gösterenlerden seçilmiştir.

    İçinde kendinizi rahat hissettiğiniz,
    ortama uyum sağlayacak bir giyim seçtikten sonra,
    sıra makyaj yapmaya gelir.

    Burada da birçok tehlike bulunur.

    Özellikle ışıklı bir yerde makyaj yapın,
    gerçi bu sadece ilk randevu için değil,
    her zaman geçerlidir.

    Heyecanınız ve kendinizi beğendirme içgüdüsü ile
    yüzünüzü palyaçoya çevirmeyin.

    "Karanlıkta bütün kadınlar güzeldir" cümlesini
    bu gece unutun.

    Gideceğiniz yerin ne kadar loş olduğu önemli değil.

    Kıyafetle uyumlu makyaj yapacağım diye
    suratınızı gökkuşağına döndürmeyin.

    Örneğin turuncu renk bir gömlek giydiyseniz,
    göz farı olarak turuncu seçmek,
    uyumdan çok uzak bir görünüm sağlayacaktır.

    En güzel ve doğru makyaj,
    yokmuş gibi durandır.

    Cildinizdeki hataları kapatın,
    doğal tonlarda far
    ve sizi az önce kumda güneşten kalkmış gibi göstermeyecek bir allık sürün.

    Doğal olun,
    gülümsemek makyajdan daha fazla güzellik katacaktır.

    Saçlarınızı kuaförde bülbül yuvası gibi yaptırtmayın.

    Özenli ama abartısız olun.

    Çok yüksek topuklu giymeyin.

    Yemekten sonra güzel bir yürüyüş yaparak
    belki de ilk defa elleriniz birbirine çarpacaktır,
    bu keyifli yürüyüş ayakkabılar yüzünden iptal olmasın.

    Artık hazırsanız,
    evden çıkmadan ufak detayları kontrol edin.

    Telaşınız yüzünden anahtarınızı,
    cep telefonunuzu ve cüzdanınızı unutmayın.

    Telefonunuzun şarjının dolu olması
    sizi muhtemel karmaşalardan koruyacaktır.

    Bir ayrıntı daha,
    ilk randevuda cebinizde hesabın yarısını ödeyecek
    ve gerektiğinde
    taksi ile eve dönecek kadar para bulundurun.

    Neyle karşılaşacağınızı tam olarak bilemezsiniz.

    Randevuya 15 dakikadan fazla gecikmeyin.

    Karşınızdakine değer vermediğinizin
    göstergesi olarak algılanma olasılığı yüksektir.

    Daha kötüsü
    "siz kadınlar neden hiçbir yere vaktinde gidemezsiniz?"
    cümlesini
    ya da benzerlerini laf arasında duymak olacaktır.


    Bundan sonrası size ve karşınızdakine bağlıdır.

    Kendiniz gibi olun, doğal davranın.
    Abartılı ve sizi yansıtmayan davranışlar içine girmeyin,
    ne olsa ortaya çıkacaktır.

    Sıcak bir duruşunuz olsun ama laubali olmayın.

    Beklenti ve isteklerinize ait soruları çekinmeden sorun.

    Zaman kaybını önlersiniz.

    Hoşlanmadığınız biri ile
    sırf kibarlıktan uzun saatler geçirmeyin.

    Kaldığınız her saat
    "seninle ilgileniyorum" sinyali verecektir.

    Bir daha görüşmeyecekseniz,
    bunu kibar bir dille anlatın,
    geçiştirmek için arayacağınızı söylerseniz,
    birçok sıkıntı veren telefonu cevaplamak zorunda kalırsınız.

    Hislerinizi ve düşüncelerinizi açık konuşun.

    Unutmayın,
    bu devirde
    vakit, nakittir!

    Rastgele!

    noimagenoimagenoimagenoimage

    Candan Ünal
#20.12.2011 10:06 0 0 0
  • Yeni Aşkları Anlayamıyoruz!

    Ne kadar çok yalanla çevrili dört yanımız,
    ne kadar çok acıyla
    ve
    ne kadar çok mutsuz insan var etrafımızda.

    Birileri de sahte aşklar dağıtıyor
    yol kenarında!

    noimage

    Tuhaflaştı bir kısım erkekler;
    ıssız adam filmine özenenler,
    Kurtlar Vadisi'ni taklit edenler
    ve daha neler neler.

    İhaneti, sadakatsizliği
    rakı masasında anlatmanın
    şan sayıldı günlere
    ne zaman geldik?

    Şimdi kadınların ne kadar değiştiğinden, ruhlarının ne kadar kirlendiğinden bahseden erkekler;
    elleriyle yarattıkları canavardan
    neden şikayet ederler?

    Bir kadın
    kaç kalp kırıklığını kaldırabilir;
    kaç yürek yangınından sonra
    artık o da ıssız kadın olur diye
    düşünmediler.

    Gençler kendince bir yol bulmuş gidiyor
    ama
    ya bizim nesil?

    Hani 30'lu yaşlarında
    veya yeni geçmiş olanlar?

    Ne kadar arada kalmışız
    farkında olmadan!

    Bir yanımız geleneksel,
    bir yanımız modern!

    Dut ağacına çıkmayı da biliriz,
    Windows 7 kullanmayı da
    ama beceremedik bir türlü
    yeni nesil ilişkileri.

    Adamlarımızın gözü açıldı,
    etraflarında ilk defa bu kadar kadın gördüler.

    Kadınlarımızın ruhu açıldı,
    ilk defa bu kadar erkeksiz kalarak yaşamayı öğrendiler.

    Gecelere akan
    orta yaşların sınırlarındaki bizler,
    ertesi gün işe gidemeyeceğimizi anlayamadık.

    İlk yüzümüze gülüp seviyorum diyene kandık
    çünkü bize
    seviyorum demenin erdemini öğretmişlerdi.

    Evcilik oynarken anne olanın,
    büyüyünce
    hem anne,
    hem baba olacağını bilmiyorduk.


    Evliliklerin yerle yeksan olmasının
    bir kıvılcıma baktığı yıllara
    hazırlamamıştı bizi büyüklerimiz
    çünkü
    onlar böyle bir şeyi görmemişlerdi.

    Bir adamın harama uçkur çözmesini
    zaten ayıp sayanlardan,
    açtığı uçkuru kameralarla ibraz etmesini
    zaten biz de tahmin edemezdik.

    Şimdi
    soğuk ve yalnız evlerimizde,
    soğuk ve yalnız yataklarımıza
    girip uyuyoruz.

    Kombiyi açınca ısınıyor ev ya,
    biz kalbimizi de ısıtıyor sanıyoruz.

    Yanımızda her uyuyanı
    kalıcı zannediyoruz.

    Kafamızdan daha karışık kalbimiz
    çünkü
    kim, hangi ara aşkı kaybetti;
    biz bunu bir türlü anlayamıyoruz?
    noimagenoimagenoimage

    Candan Ünal


#20.12.2011 09:55 0 0 0