kurulupta kaldırılan bir proğramı regeditten el ile silmek için:
bazen proğramı kurar kaldırırız.ancak kayıt değerlerinde hala kayıtlı olmaya devam edecektir.proğramsız bu gereksiz kayıtları silmek için yapılacak küçük şeyler var elbette.
arama çubuğuna regedit yaz/
oradan şuraya gel:
HKEY_CURRENT_USER/
software/
Classes/
Local Setting/
Software/
Microsoft/
Windows/
Shell/
MuiCache
MuiCache üzerine tıkla,sağ tarafta silinecek proğramın ismini bul.sil.BİTTİ.
valla ben vistanın "uyku proplemleri"nden çok çekmişimdir.
kazara biri bir tuşa basıyo.gelde bekle ya...
en sonunda bu özelliğini tamamen kapattım.
şimdi fena olmadı hani.
ellerine sağlık.
bende bir ara şöyle bir çözüm bulmuştum:
vista ile birlikte xp kurdum.
sonra disk birleştirmek için xp ye gelip oradan disk birleştir yapardım.
ama şimdi bir proğram olmadan bu disk birleştirme işi bir haylı sürüyo,saatlerce...
işte bu vistanın beğenilmeyen ve işe yaramaz özelliklerinden.
neyse...genede vistaya devam valla.xp şimdi yok.yerine şimdi windows 7 var.
kapalı birinin soyunmuş olası diğerlerini neden bağlasın ki.
kendi başına verdiği bir karar neticede.yapar yapar.
ama haber , haber niteliğinde veril miş.
başka düşünceleri olmalı.
engel olamazsın ki?
tersten okuyalımmı biraz ha ne dersiniz...
kürt bir atatürk olsa idi...
ya...
işin püf noktası burada işte
kürt bir atatürkün yokluğu mu
yoksa buna ihtiyaç duyuranlar mı
neyse...
öyle olsa idi bakalım ne olacaktı...
"ne mutlu kürdüm diyene"
yani mutlu olmak için kürd olmak gerekiyor yani(!)
"türkler çanakkalede savaşmamıştır"diyenler çıkacaktı.
peki o halde ne yani?
"ya sev ya terket"
"istemeyenler hadi bakalım geldiğiniz yere,asya ya.yürrü..."
"kürdün kürtten başka dostu yoktur"
"bir kürt dünyaya bedeldir"
"bütün diller kürtçeden türemiştir"
"kürt halkı imtiyazlı bir halktır.üstün bir ırktır.kahramandır,yenilmezlerdir,laiklerdir"
"kürdiye kürttür kürt kalacak"
türklere hitaben:"siz bu ülke de herşey oluyorsunuz,başbakan,cumhurbaşkanı,millet vekili,iş adamları,öğretmen doktor,memur,işçi,...derdiniz ne de açılım istiyorsunuz"
....
maksadım kürtleri ayırmak kayırmak değil dostlarben (bir türküm ve müslümanım.onların kardeş olduklarına inanmaktayım).sadece iyi bir empati yapmak.
biraz da kendimizi onların yerine loyalım.
üstte yazdıklarımı bir de öyle düşünerek tekrar okuyunuz lütfen...
hayırlı birlik ve beraberlikler.
hayaırlı bayramlar efendim
saygılar
Kürt açılımıyla birlikte Türkiye kritik bir dönemece girdi. Bu yoldan artık dönüş yok. Ancak bu yolda yürümek o kadar kolay değil. MHP'nin, CHP'nin bağrışmalarını ve DTP'nin ortamı geren açıklamalarını bir kenara bırakırsak; 'illegal girişimlerle' de boğuşmak zorundayız. Nitekim hemen şer odakları harekete geçti. Peş peşe gelen şehit haberleri ve naylon örgütlerin, derin PKK'nın ve 'milliyetçi cephenin sürülen tarlasında yetişen taşeronların' uyandırılması bunu gösteriyor.
Demokratik açılım konusunda ne gibi engellerle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için Başbakan Erdoğan'ın, 4 Eylül'deki tarihi ve anlamlı açıklamalarına bakmamız lazım. Ne diyor Erdoğan? "Nereye el atsan bakıyorsun, karşısında statüko var... Size adım attırmıyorlar. Engelliyorlar. Şaşarsınız. Hayırdır!. Ne oluyor? Hepsini konuşamıyorsunuz ki. Ya siz başbakansınız, nasıl konuşamazsınız? Evet, konuşamıyoruz ama konuşacağımız günler de gelecek, onu da söyleyeyim. 'Sakın dokunma yanarsın. Elini taşın altına sokma, risk alma diyorlar. biz bu yola çıktık, bedeli neyse bunu ödemek suretiyle bu yola devam edeceğiz." Erdoğan'ın bu mesaj niteliğindeki sözleri üzerinde çokça düşünmemiz lazım. Çünkü bizim bilmediğimiz bazı şeyleri, 'istihbari' bilgi olarak alan Erdoğan'ın bildiğinden kuşkum yok.
Açılım tartışmaları yaklaşık 50. gününü doldururken, son günlerde açılımı sekteye uğratacak olaylar cereyan ediyor.
Güya Ramazan'a saygıdan ateşkes ilan eden PKK, kalleşçe saldırıyor. En kutsal hak olan insanın yaşama hakkına kastedenlerin neye saygısı olabilir ki?
PKK, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın tüm yurtta coşkuyla kutlandığı bir günde, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde, Mehmetçiğe pusu kurarak 4 askerimizi şehit etti. Açılım sürecine böylece ilk darbe indirilmiş oldu. Ancak devletin zirvesinden kararlılık mesajı geldi.
Sözde eylemsizlik kararı aldığını söyleyen hain örgüt, 5 Eylül'de Hakkari'de yol çalışması yapan iş makinelerine bombalı saldırı düzenledi. Bununla yetinmeyen PKK, Diyarbakır'da döşediği mayınla bir vatandaşın canına kastetti.
8 Eylül'de de Eruh ve Çukurca'da 8 asker şehit verdik. Bu acı haberlerden sonra 'açılım bitti mi' tartışması başlarken, Erdoğan bu çıkışı yapmak gereksinimi duydu: "Şunu çok açık net ifade etmek istiyorum; güvenlik güçlerimize, askerimize sıkılan bu kurşunlar hiçbir zaman bizim 72 milyon vatan evladının birliğine beraberliğine yönelik başlattığımız ve sürdürmekte olduğumuz bu süreci engellemeyecektir. birlik projemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz."
Birileri bu süreci biran önce bitirme telaşında. Erdoğan bundan dolayı bu açıklamaları yapmak zorunda hissediyor kendini. Dün de boş durmayan PKK'nın araziye döşediği mayınların infilak etmesi sonucu 2 askerimiz şehit oldu, 8 askerimiz de yaralandı.
Bunlar açılımın konuşulduğu bugünlerde PKK'nın gerçekleştirdiği eylemler. Şimdi de şehirdeki hareketlenmeye, uyandırılan taşeron örgütlere gelelim.
İstihbarat birimlerinin açılımı sabote etmek üzere birçok örgütün devreye gireceğini bildiğini ve bunu başta Erdoğan olmak üzere ilgili yerlere tedbir alınması için ilettiği konuşuluyor. Nitekim bu bilgiyi doğrularcasına emniyet güçleri, büyük olayların önüne iki önemli operasyonla geçti, yeni eylemler konusunda 81 ilin valisini uyardı.
Polis, iddianamede 'Ergenekon'un taşeron örgütleri' arasında gösterilen MLKP'ye 8 ilde operasyon düzenledi. Başta örgütün yönetici kadrosu olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alındı. Öğrendiğimiz kadarıyla örgüt suikast ve bombalı eylem hazırlığındaymış. Polis baskınlarla eylemlerin önüne geçti. Yine ilginç bir ayrıntı, örgüt yeni bir isimle eylem yapacaktı. Ergenekon süreciyle iyice deşifre olan örgütün böyle bir karar alması da oldukça manidar. İkinci Ergenekon iddianamesinde Ergenekon'un MLKP'yi Gazi olaylarında kullandığı yazıyor. Yine ETÖ'nün kilit ismi Yarbay Dönmez'de ele geçirilen bombalarla MLKP'nin kullandığı bombaların aynı kafilede olduğu saptanmıştı.
Polisin baskınlarıyla büyük bir darbe alan MLKP örgütünün kongre belgelerinde yapılan incelemelerde, örgütün Türk-Kürt çatışması çıkartmayı planladığı tespit edildi. Ne tesadüf değil mi? Tam da açılımın konuşulduğu bu günlerde.
Iğdır'da da Kürt açılımını sabote etmek amacıyla Kürt işadamı ve siyasetçilere suikast planlayan 'ülkücü suikast timi'ne polis baskın düzenledi. Taraf'ın haberine göre, operasyonda Iğdır Ülkü Ocakları Başkanı Mücahit Yalçın ile Melekli Beldesi eski Ülkü Ocakları Başkanı Turan Çevik ve oğlu Kamil Çevik gözaltına alındı. Zanlıların evlerinde yapılan aramalarda Kürt işadamları ile bazı siyasetçilerin adlarının yazılı olduğu 'ölüm listesi' bulundu. Operasyonu Ergenekon kapsamında Ocak ayında gözaltına alınan ve Veli Küçük'e yakın olan Zafer Ağrıdağ'a yönelik teknik takip tetiklemiş. Kayıplara karışan Zafer Ağrıdağ aranıyor. Zafer Ağrıdağ, 2000'de Veli Küçük'ün yanında askerlik yapmış. 31 Ocak 2009'da evinde yapılan aramalarda Veli Küçük'ü övdüğü günlükler bulunmuştu.
'Ülkenin efendileri' açılımı bitirmek için düğmeye basar da PKK'nın şehir yapılanması KCK, namı diğer derin PKK durur mu? Nitekim onlar da Öcalan'ın yol haritasının açıklanmamasını bahane ederek eyleme geçme kararı almışlar. Emniyet, KCK'nın yandaşlarını harekete geçirerek çatışmaya zemin hazırlayacağı yönünde 81 ilin valisini uyarmış.
Bütün bu olayları tesadüf deyip geçemeyiz. En azından Erdoğan'ın 'şimdilik konuşamıyoruz' diyerek bir şeyler anlatmaya çalışması ve PKK'nın hain saldırılarından sonra bir şeylerin önüne geçmeye yönelik açıklamaları bize bir şeyler anlatıyor sanırım.
Ama bu yoldan dönüş yok. Zaten amaçları bizi bu yoldan caydırmak. Bu oyunlara gelmemeliyiz. Hep birlikte cesurca bu olayların üstesinden gelmeliyiz. Yoksa birilerinin oyuncağı olmaya devam ederiz ve istedikleri zaman bizimle oynarlar
Bağırıp çağırmadan başka bir şey de gelmiyor ellerinden.
Yaptıkları tek şey "Ülke bölünüyor" diye bağırıp-çağırmak ve kendilerini kaldırıp-kaldırıp yerden-yere vurmak!
Geçmişte yapamadıkları gibi bu gün de daha fazla kan dökülmesinden başka bir çözüm öneremiyorlar.
***
Hadi "iki öfkeliden" birini anladık., bu millet ona iktidar olma şansı vermedi... bu yüzden o hep bir "Deniz" gibi azgın ve hırçın!
Peki diğer "Devlet"-lü'ye ne oluyor?
Bir zamanlar bu memlekette başbakan yardımcılığı bile yapmadı mı o?
Asılması gerekiyorsa asmalı, kesilmesi gerekiyorsa kesmeli değil miydi?
Hem o asmak istemişti de, ip mi bulamamıştı?
Kendileri, "ülkeyi böldürtmeden", ABD veya AB'yi bu işe hiç karıştırtmadan bu işi neden çözmemiş-ler?
Bu günkü hükümetin çözüm çabalarını beğenmediği için bağırıp-böğürenler kendileri iktidar olduklarında bu işi niye halletmemişler?
Yoksa bu PKK probleminin hiç çözülmemesi mi gerekiyor onlar açısından?
Sürekli olarak terör sorununun yaşanması ve hergün memleket evlatlarının şehit haberlerinin gelmesi birilerinin işine mi geliyor yoksa?
Kan ve gözyaşı ile beslenemeye alışmış birileri mi var ortalıkta yoksa?
***
Hem PKK örgütünün başı yakalandığında bu "iki öfkeliden" birisi o zamanaın hükümetinde Başbakan Yardımcısı değil miydi?
Şiğmdi başımıza "Boz-kurt" kesilen bu kişi PKK örgüt başını ipten kurtaran yasalar çıktığında "kuzu" gibi sus-pus oturan değil miydi?
"Bizim öfkeli" adam değil bu günlerde yaptığı gibi ortalığı toza-dumana katmak kuzu-kuzu oturmuyor muydu o günlerde?
Amerika "Apo'yu paketleyip bize verdiğinde", tam da o sıralarda "idam cezası kaldırıldığında" PKK'nın başı İmralı'da "bakıma alındığında" dut yemiş bülbülk gibi oturan o değil miydi?
Şimdilerin "öfkeli kahramanının" o günlerde sesinin pek çıkmamasının nedenlerinden birisi de Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzlularının olduğu 28 Şubat (askeri vesayet dönemi) sürecinde "akcalı ihalaler" olmasıun sakın.
İktidar ortağı olduğu dönemde memlekette 50 milyar dolarlık hırsızlık ve yolsuzluklar yapılırken Apo'yu asmak istemişti de ip mi bulamamıştı "bizim öfkeli".
***
İki öfkeliden birisine "bizim öfkeli" diyorum çünkü o bizim mahallenin çocuğu. Veya biz onu öyle biliyoruz. Veya öyleymiş gibi aldatılıyoruz.
Bu gün hükümetin terör sorununu çözme çabalarını ABD projesi olarak görenler, ABD paketleyerek onlara veridiği Apo'yu asmayıp İmralı adasında beslemek konusunda ABD ve AB ile anlaşmamış mıydı?
Madem anlaşmamışlardı neden alel acele idam cezası kaldırılmıştı?
"Bizim öfkeli", idam cezasını kaldırarak Apo'yu İmralı'da beslemeye alan hükümetin ortağı iken neden bu günkü gibi bağırığ-çağırmıyordu?
MHP ESKİ MİLLETVEKİLİ ÜLKÜCÜLERİN AĞABEYİ NEVZAT KÖSOĞLU KÜRT AÇILIMINI DESTEKLİYOR
'Biz meyyit değiliz, Amerika da imam değil' diyerek komplo iddialarını reddeden Kösoğlu: Açılım Türkiye'nin iradesidir ve olumludur. Milletimize güveniyorum
Bu yıl TBMM Üstün Hizmet Ödülü alan iki yazardan biri olan Nevzat Kösoğlu, MHP eski milletvekillerinden.
Erzurum İspir'li. Ötüken Yayınları'nın kurucularından, tarih araştırmacısı ve biyografi yazarı. Hukukçu ve gazeteci. 1970'te MHP'nin Genel Sekreter Yardımcılığını yapan Kösoğlu, 77'de MHP'den Erzurum milletvekili olarak Meclise girer. Ancak siyasi hayatı 12 Eylül askeri darbesiyle kesilir. Bir buçuk yıl hapis yatar, çıkınca da bir daha aktif siyasete dönmez. Yayıncılık yapar, Türk kimliğinin inşası üzerine çalışır. Köseoğlu'nun Türk tarihi ve felsefesi ile kültür ve medeniyet kavramları üzerine yayınlanmış çok sayıda eseri var. Türk milliyetçilerinin çok sevip saydığı, hürmet ettiği bir büyüğü Nevzat Kösoğlu. "Siyasetten uzağım, hiç bir politik endişem yok" diyen Kösoğlu ile Ankara'da buluştuk ve Kürt sorununun çözümü ile PKK'nın tasfiyesini amaçlayan demokratik açılım etrafında konuştuk.
Röportaj: Fadime Özkan/Star
Türkiye 40 bin insanına, yıllarına, kaynaklarına mal olan sorunun çözümünü konuşuyor. Türk milliyetçilerinin ağabeyi olarak, bu konuda sizin fikriniz ne?
Demokratik açılım Türkiye'nin 25, 30 yıldır içinde olduğu problemi çözme iradesini ifade ediyor. Hükümetin irade beyanında bulunması tabiî ki olumlu. Meselenin mutlaka çözülmesi lazım. Çünkü mesele akan kandır, kanayan yaradır, Türkiye'nin ayağındaki prangadır. Bu çözüldüğünde, insanımızın ve milletimizin doğal enerjisinin çok daha güçlü tarzda, çağdaş medeniyete doğru hızla atılacağımızdan hiç kuşkum yok. Türk milletine güveniyorum.
İşe nereden, nasıl başlamak gerek?
Apo yakalandığında asılsaydı, PKK'ya sembolik bir nokta koymuş olurduk. Asılmadığına göre bugün ne kadar şamata ederse etsin etkisinin kalmadığı kanaatindeyim. Şimdi PKK'nın bitirilmesi lazımdır. PKK'yı bitirdiğinizde, Kürt halkı uyanacak, o baskıdan terörden kurtulup kendine gelecektir.
PKK nasıl bitirilecek?
Kürtçe konuşmak, yayın yapmak, Kürdoloji Enstitüsü kurmak kolay. Kültürel hakları tanırken aynı anda PKK'yı bitirmek lazım. İş, iktisadi yatırımlar, PKK'dan döneceklere iş imkânları ile devam etmelidir. PKK'yı ezdiğinizde sempati duyan gençler dağa çıkmak için değil işe girmek, Ankara'ya İstanbul'a gitmek için sıra beklemeye başlar. Bu noktalarda mümkün olduğunca destek olmak gerek. Ama askeri hareket devam etmeli. Yüzde 20'yi mutlu ederken yüzde 80 unutulmamalı.
KÜRTÇÜLÜĞÜN VAKTİ GEÇTİ
Yüzde 80 için nelere dikkat edilmeli?
DTP'nin dikkat etmesi gereken çok şey var. Sivri konuşup geri çekiliyor, çok hesaplı, destursuz konuşuyorlar. Diyarbakır Belediye Başkanı çıkıp "Kürtçeyi kabul ettiler. Kürdistan'ı da edecekler" diyor. İnsanları çıldırtıyorlar! Sen kimsin, kim adına kiminle konuşuyorsun? Şimdi herkes evinde öfkeleniyor ama mübalağa devam eder de, insanlar dışarı çıkıp sokaklarda irtibata geçerse -olacağını sanmam ama- Allah muhafaza etsin. Bu tarafı da o kadar öfkelendirmemek lazım. Yoksa halk çözüm istiyor, Kürtlerle derdi düşmanlığı yok ama bu tarz ileri gidişler halkı gerer.
Siyasi Kürtlerin çözüm talepleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Kürtçülüğün vakti yüzyıl kadar geçti. Parçalanma bölünme, çöküntü halindeki devletlerin milletlerin problemleridir. Türkiye'nin neresi çöküyor Allah aşkına? Türkiye dünya devleti olmaya doğru gidiyor. 30 yıldır politikanın dışındayım, sözlerimde hiçbir politik endişe yok. Ben Türkiye'nin adım adım çok iyi yürüdüğünü görüyorum. Türk milletinin tarihi sarkacı yukarı dönmüştür. Artık kimse durduramaz, geri çeviremez. Türkiye büyük devlet olma yolundadır. Bunu görmek lazım...
Hükümet, gelin çözüm yolunu birlikte bulalım diyor; partiler, STK'lar, akademisyenlerle... görüşüyor. Ama CHP ve MHP çok sert tepki veriyor, randevu vermiyor...
Efendim ben kadim MHP'liyim. MHP'nin bu tavrını değerlendirmem.
Bu ortak bir sorun olduğuna göre çözüm de birlikte aranmalı. Çözüme tüm siyasi partilerin katılımı çok elzem değil mi?
DTP'nin uyarılması, aklınızı başınıza toplayın, konuştuğunuz devlet, siz de vatandaşısınız, demek lazım. Bence önümüzdeki seçim bir AK Parti MHP koalisyonu getirecek. Bu, frene basmak demek, şimdi alabildiğine konuşan Kürtçüler sarsıntı geçirecek. Ama meselenin çözümü için, onların hayrına olacak. Yoksa MHP'nin Kürtlerle Kürtçeyle sorunu yok.
Söylemleri niye bu kadar sert o halde?
Bu tavrın, destursuz konuşanların meselenin ciddiyetini anlamasına faydası olacaktır. MHP, AK Parti kadar çözüme taraftar bence.
Bahçeli'nin sert söylemlerini Kasım ayındaki MHP kongresine bağlayanlar var...
Katılmıyorum. Devlet Beyin karşısında onu endişeye düşürecek aday çıkmayacaktır. Yeri sağlamdır. Tavrının niye bu kadar sert olduğunu bilmiyorum ama söylediğim şey gerçekleşirse, bunun çözüme katkısının olacağını sanıyorum. Meselenin çözümünü istemekte zaten Devlet Bey ile Tayyip Bey çok farklı konuşmayacaklardır. Başıbozukluğun durması için fayda sunacak, çözümü kolaylaştıracaktır. Bir elde havuç bir elde sopa olmalıdır.
MİLLİYETÇİLERİN VAHİM HATASI
Hükümetin süreci yönetme biçimini nasıl buluyorsunuz?
Alışılmadık buluyorum. Meselenin herkesçe daha serbest konuşulmasını sağlamak için açılımı başlattık diyor. Böylece serbest tartışmalar yapılıyor. Bunlar toplandıktan sonra ilkeler ortaya konulacak. Bu da bir yoldur. Tayyip Bey bir iki konuşmasında, şu şu noktalardan asla taviz verilmeyecek, dedi -ki Devlet Beyin bağırıp çağırdığı da o noktalar. İkisinin konuşmaması için geriye bir şey kalmıyor.
Türkiye güçleniyor, demokrasisi gelişiyor fakat aşağılık kompleksinden ve şu 'bölünme sendromu'ndan bir türlü kurtulamıyoruz. Her şeyin ardında yabancı parmağı, Amerikan planı aramayı neye yoralım, hele de 'Türkün gücüne inananlar' için?
Burada topyekûn milliyetçilerin hatası vardır. Milliyetçiler Türk milletinin milli meselelerde idrakini açık tutmakla kendilerini görevli sayarlar. Doğrudur fakat mübalağaya gittiğinde iş komplo teorilerine varıyor. Onlara göre biz, eskilerin tabiriyle musallaya uzatılmış meyyit gibiyiz, imam bizi oraya buraya çeviriyor. İmamımız da Amerika! Yok böyle bir şey! Bu müthiş yanlış ve tehlikeli bir şeydir. Kişilerin ve toplumların kendilerine olan güvenini yıkar, onu yıktığın zaman ise geriye hiçbir şey kalmaz, hem de kişiye sorumluluklarını unutturur. O mübalağa bizimkileri de yer yer bu noktaya çeviriyor. Ve bir Amerikan düşmanlığı başlıyor. Hiç anlamadığım bir şey zaten bu.
Hangi açıdan anlamıyorsunuz??
Rusya'ya zaten düşmandık, 300 yıldır dövüşüyorduk. Marksizm yüzünden değil. Ama Amerika ile ne kuyruk acım var ne evlat acım. Onunla niye dövüşüyorum? E dünyaya hakim! Olur kardeşim, gücü olan dünyaya hâkim olur. Sen nasıl "Osmanlıydım dünyaya hakimdim" diye nutuk çekiyorsan o da bugün güçlü. Efendim onun projesiymiş. Onun projesiyse bile benim projemle örtüşüyorsa daha iyi, daha kolay çözülecek demektir. Komploya gerek yok zaten. Türkiye yükselişte. Bölünme varmış gibi millete telkin edilmemeli, bilakis 'arkadaş otur, sakin ol' falan denmeli.
-Türk etnik değil Anadolu insanının adıdır -
Kürt kimliğinin yok sayılması, Kürtçenin yasaklanması, millet tanımının Türk vurgusuyla yapılması, bu arada uygulanan şiddet... Bunlar da sorunun sebepleri olabilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk konseptine göre kurulmuş bir devlettir. Peşinen söyleyeceğim şey, bunun bozulmaması gerektiğidir. Bir devletin kuruluş konsepti bozulduğunda devletin işi zor olur. Cumhuriyeti kuranlar Osmanlı aydınlarıydı ve Kürtleri Anadolu halkının bir parçası olarak görüyorlardı. Osmanlı'da bu bütün "Müslüman" adıyla ifade ediliyordu. Cumhuriyet döneminde "Türk" adıyla ifade edildi. Ama etnik bir ifade değil bu. Türk adı, etnik bir unsurun değil, milletin adıdır. Zaten Türk adı tarihin hiçbir döneminde etnisite adı olmadı, hep millet adı oldu. Kıpçaklar da Türk'tür, Kumanlar da, Avarlar da, Oğuzlar da. Bu böyle geldi. Kürtler de Türklerle aynı halkın parçasıdır, anlayışı devam etti. Osmanlıda Müslüman unsurlar arasında nasıl hiç fark gözetilmediyse Cumhuriyet döneminde de Türk unsurlar arasında hiç fark gözetilmedi. Türk, Anadolu halkını ifade eder. Türk dünyasında da herkes bunu böyle anlar. Kırgızlar, Kazaklar kökümüz Türk'tür derler ama "bu adam Türk" dendiğinde "Aa Anadolu'dan gelmiş" derler. Kürtlerle Türkler arasında hiç siyasi hukuki ekonomik fark olmamıştır.
Osmanlı çoğul bir toplumdu, onun bakiyesinde kurulan Türkiye'de de başka etnik unsurlar mevcut. Hal böyleyken niye diğerleri değil de Kürtler defalarca isyan etti peki?
Cumhuriyetin bir takım tavırlarının Kürtçülük hareketlerinin beslenmesinde etkisi olup olmadığına gelirsek; ayrım olmadı fakat Cumhuriyet, İmparatorluktan gelme o tabi rahatlık genişlik ve güven içerisinde alması gereken davranış tavırlarını da alamadı. Korku, onları bitirdi. O korkuyla Kürtçe öğrenmek, konuşmak gibi meseleler en hafifinden antipatik telakki edildi. Eşitlik vesaire olmasına rağmen Türk kelimesi üzerindeki vurgular istismara yol açtı.
-Doğudaki Medreseleri kapatmak hataydı-
Bu sorun ne sorunu sizce?
Kompleks bir sorun. Bize Osmanlı'dan intikal etti. (İmparatorluğun parçalanmasına yol açan azınlık milliyetçiliklerini anlatıyor)
Kürtlerin durumu neydi?
Osmanlı, Kürtleri Anadolu halkı, kurucu unsurdan birisi saymış, öyle de görmüştür. Siyasi ve hukuki açıdan Türkler neyse Kürtler odur. Kürtçülük hareketleri 20. yüzyıla girerken başladı ama bunlar hem çok zayıf kalmış hem itibar görmemiştir. Çünkü Kürtler de kendilerini Osmanlıdan Türklerden farklı telakki etmemişlerdir.
Osmanlı'nın son dönemlerinde pek çok Kürt isyanı oldu ama, malum.
Ama yaygınlaşmadı. Bedirhanlıların bir oğlunun ayaklanmasının ardından aşiretin ileri gelenleri İstanbul gazetelerine ilan vermiştir; Bu vatan haininin aşiretimizle ilgisi yoktur, diye. 1. Dünya Harbinde Kürtler bizimle beraber harp etmişler, Kurtuluş savaşında da desteklemişlerdir. Yani milliyetçiliğin, etnisite hareketlerinin en kızgın en coşkun olduğu dönemlerde Kürtler bu işlere girmemişlerdir.
Peki ya Cumhuriyet döneminde?
Doğuda bazı isyanlar çıksa da bunlar zannedildiği kadar büyük çaplı, devleti korkuya düşürecek isyanlar değildi. Amma devlet çok genç olduğu, imparatorluk enkazı üzerine inşa edilmeye çalışıldığı için, cumhuriyeti kuranların hassasiyeti olağanüstü fazlaydı.
İnönü'nün isyanları kanlı bastırması sorunun bu hale gelmesini etkilemiş midir?
Sert davranılmıştır ama sebep ne bu, ne iktisadi, ne şeyhlerin ağaların hakim olduğu düzen, ne de eğitim azlığı değildir. Bölgeye yapılan yatırımın yüzde 25'i Çankırı'ya, Kastamonu'ya yapılmamıştır. Sebep milliyetçiliktir. Dolayısıyla kan dökmekten başka hiçbir sonuca ulaşma şansı yoktur. PKK da kitlesel değildir.
Bu süreçte devlet ne gibi hatalar yaptı?
Devletin yanlışlarından biri şu. Doğu Anadolu'da medreseler vardı. En meşhuru da Norşin medresesiydi. Bu medreseler evet, inkılaplara aykırıydı ama devlete Türk milletine bağlıydı. Kapatıldıkça bölgede Kürtçülük yayıldı.
-Mamak da vallahi Diyarbakır gibiydi-
1980 askeri darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevinde Kürtlere, Kürtlüklerini unutturmaya yönelik işkencelerin Kürtçülüğe ve terörün yeşermesine etkisi ne olmuştur sizce?
Bir hapishanede yapılanlar, bir milliyetçilik hareketinin doğmasının sebebi olamaz ama Diyarbakır cezaevinde yapılanları, bir arkadaşım nedeniyle biliyorum. Fakat Diyarbakır öyleydi de Mamak farklı mıydı? Vallahi öyleydi.
Farkı, diğer cezaevlerindekiler sağ-sol bahanesiyle alınmışken oradakilerin Kürt olmalarının yeterli nedensayılması olabilir mi, orada kalanların anlatımları bu yönde...
İşkenceyi hafife alıp mazur görebilecek biri değilim. İşkence bir insana yapılabilecek en aşağılık şeydir. Fakat bunun Mamak'tan farklı olacağını sanmam. İşkencenin azı çoğu olmaz. Bizimkiler, devlet bizim devletimiz dediler, unuttular. Diğerleri, bilakis. Kürtlüğe gelince, bir defa içeri giriş Kürtlükten değildi, Apo meselesi ortaya çıkmamıştı daha. O zamanlar ya Marksist ya milliyetçi olurdun. Diyarbakır'daki Marksist olduğu için girmiş ama Kürt olduğu anlaşılınca ona sopayı daha hızlı vurmuşlar.
Kürtçe yasağı devletin hatası
PKK ilk eylemini 1984'te yaptı, terörle mücadele de başladı. Geçen 25 yılda devlet niye sonuç alamadı bilakis sorun büyüdü?
PKK'nın ilk hareketini 84'te yapmış olması bu hareketin 84'te başladığı anlamına gelmez. MHP sözcüsüyken CHP'nin Marksistleri sırtında taşıdığını, Marksizm'in vurucu gücünün Kürtçülük olduğunu defalarca söyledim. Kürtçüler o günlerde Kürt adıyla bir harekete giremezlerdi. O yüzden kendini Marksistlere taşıttı. 80 sonrası birikimlerle de PKK adıyla silahlı mücadeleye başladı. Önceden silahlı mücadele Marksizm adıyla yapılıyordu. 12 Eylül Marksizm'i de, ülkücülüğü de sildi süpürdü. Devletin hatası en başta, bu tehlikeyi görmemekti. Bizim ezilmemiz de 12 Eylül'ün telafi edilemez hatalarındandır. Ülkücü hareket güneydoğuda sel gibi gidiyordu. Ekonomi konusunda devleti kusurlu değil. Ama Kürtçe konusunda hatalı. Kürtçe konuşmayı yasakladığı gibi Türkçe'yi de öğretemedi. Bunun bir gerilim yaratması normaldi. Gerisi garnitürdür.
Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı ,
Yeni atılmış bir betona basma ve isim yazma hastalığı ,
Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı ,
En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı ,
Kar topunun içine buz koyma hastalığı ,
Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda ille de görüşme yapma hastalığı ,
Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastalığı ,
Kumsalda Deve güresi yapma hastalığı,
şahin marka arabayı , Doğan görünümlü yapma hastalığı,
Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim baş harfi kazıma hastalığı,
Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanma hastalığı,
Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söyleme hastalığı, 13- Tiki
olan insanların tikleri ile uğraşma hastalığı,
İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini bozmaya çalışma hastalığı,
Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı,
Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtma hastalığı,
Tuvalet duvarlarını defter sanma hastalığı,
Trafikte bizi geçen bir Arabayı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma hastalığı,
Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde sinyal verdik görmüyon mu deme hastalığı,
Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermeme hastalığı,
Ünlü birini gördüğümüzde ona el sallama hastalığı,
Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası verme hastalığı,
Yasamadığımız bir şeyi yasamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırma hastalığı,
Otobüs durağa yanaştığında ille de ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı,
Otobüs koltuklarını yırtma ve üzerlerine aip aip yazılar yazma hastalığı,
Minibüs şoförüyseniz beğenmeseniz bile mutlaka kral FM dinleme hastalığı,
Trafikte kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basma hastalığı,
Trafikte kırmızı ışıkta dururken burun karıştırma hastalığı,
Kimsenin herhangi bir konu hakkında bilgisi olmadığını anladığımız anda o konu hakkında atıp tutma hastalığı,
Elektrik, su, doğalgaz, vergi, trafik cezası vb.. faturaları son gününde ödeme hastalığı,
Kar yağdığında eve bolca ekmek alma hastalığı,
Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine koşup onları kaçırmaya çalışma hastalığı,
Evli olanların bekarlara sakin ha evlenme demesi hastalığı,
Ayni filme giden insanların filmden çıktıktan sonra filmi birbirlerine anlatmaları hastalığı,
Eline silah geçen birinin hemen o silahla saka yapma ihtiyacı duyması hastalığı,
Arabayla yolda giderken tanıdık birini görünce arabayı şakadan onun üzerine doğru sürme hastalığı,
Takım elbise giyince elini cebe sokma hastalığı,
Tuttuğu takım galip gelince havaya silah sıkma hastalığı,
Meslek arkadaşlarına mesleki sakalar yapma hastalığı
Ne münasebet
Ablam evlenmeden önce saatlerce odamıza kapanır, sigara ve kahve ikilisi eşliğinde sırlarımızı dökerdik. Böyle anlardan birinde, kısık sesle "Müzik açalım mı? Babam yan odada, bizi dinliyor olabilir." dedim. Yan odadan gelen ve hala hatırladığımızda bizi kahkahalara boğan ses: "Ne dinleyecem sizi beee!"
Yanlış telefon
İşe giderken cep telefonumu evde unutmuşum, ama televizyon kumandasını almayı ihmal etmemişim.
Çocuklar kimden?
Annemle babam tartışıyor. Tartışma esnasında annemin kafası o kadar çok karışıyor ki, kendisini aldatmakla suçladığı babama "O çocuklar benden mi??" diyor! Zaten tartışma o anda bitiyor, gülmekten tabii.
Nur topu
İşyerinde küpe takan erkek arkadaşımıza babasından yorum: "Bir zamanlar nur topu gibi oğlum vardı; nuru gitti, topu kaldı!"
Düz mantık
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.
Toplamda
Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; "1 YTL" diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz. Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.
Helallik
Tatile giden, hayat dolu yaşlı teyzemiz güya helalleşiyor. "Hadi çocuğum, hakkınızı helal edin, hayat bu; siz ölürsünüz ben göremem, veya siz kör olursunuz beni göremezsiniz..."
Köpük köpük
8 yaşımdaki yeğenim "Dayı nasıl oluyor da renkli sabundan beyaz köpük çıkıyor?" diye sordu. "Dur bir düşüneyim." dedim, hala düşünüyorum...
Araba sevdası
Annem arabasını torpidosu için dantel örecek kadar çok seviyor. Geçenlerde arabayı çarpmış ve farı kırılmış. Babamın anlattığına göre trafik polisinin önünde "Yavrumun gözü çıktııııı!" diye ağladığı için polisler heyecanlanıp ambulans çağırmışlar.
Hevesli
Kardeşime araba kullanmayı öğretiyorum. Çok hevesli... Bana; "Abi çok kolay yaa, aynı bilgisayar oyunu gibi!" diyor. Cevabım; "Hııı... Ama tek canın var..."
Potansiyel müşteri
Kırmızı ışıkta durduğum anda yanımdan iki motosikletli ışık hızında ve tek tekerlek üzerinde geçti. Ben ağzım açık olayı izlerken yanıma yanaşan 112 ambulansından doktor camı açtı ve bana: ''Gördün mü bizim müşterileri... Hey maşallah!'' dedi.
Un merakı
Komşumuzun kızı ilk fırıncıya kaçtı. Geri geldi, 5 ay sonra un fabrikasının sahibine kaçtı. Bunlara annesinin yorumu; "Ben bu gızı una doyaramadım!"
Sütün faydaları
Sabah erken okula gidecek oğlumu uyandırmadan önce, kalkar kalkmaz içsin diye hazırladığım sütün bardak ebadını o kadar abartmışım ki, henüz uyanmaya çalışan, tek gözü açık oğlumdan gelen cümle: "İneğin kendisini getirseydin bari."
Arabam çalındı
2 gece önce arabasını otoparkta unutup eve dolmuşla dönen ve sabah "Arabam çalındı!" diye ortalığı kasıp kavuran salak benim.
Kayıp aranıyor
Çok sevdiğimiz dedemi kalp krizi sonucu kaybettik. Sevilen bir esnaf olması sebebiyle cenazesine oldukça büyük bir kalabalık katıldı. Biz taziyeleri kabul ederken uzun süredir görmediğim bir arkadaşım beni gördü ve geldi. "Bu kalabalık da ne böyle?" diye sorunca gayet normal bir şekilde "Dedemi kaybettik." dedim. Cevabı beni o an bile krize sokmaya yetti: ''Bu kadar insan hala bulamadınız mı?''
Giyim kuşam
Lacivert ceketi, gri pantolonu, kahverengi ayakkabısı ve siyah kemerini bir arada giyen babama annemin yorumu: "Toplama bilgisayar gibi olmuşsun!"
Cadaloz kaynana
İş arkadaşımın düğünündeyiz. Nikah kıyılıyor, imzalar atılıyor, gelin ve damadı tebrik etmek için ayağa kalkıldığında elektrikler kesiliyor. Biz hep beraber "Aaaa!" diye tepki gösterirken, arkadaşımın annesi oldukça yüksek sesle düşüncesini dile getiriyor. "Oğlumun daha ilk dakikadan hayatı karardı."
Direksiyon eğitimi
Sene 1993. Sevgilime (şu an karım olur kendileri) araba kullanmayı öğretiyorum. İzmir'in o zamanki halini bilenler bilir. Üçkuyular-Narlıdere yolu şimdiki gibi değil. Sakin... Stres olmasın, panik yapmasın diye çok karışmamaya çalışıyorum. Ayrıca çok sakin bir ses tonuyla konuşuyorum. Direğe 3 santim farkla geçiyor benim güzel sevgilim. "Direğe çok yakın geçtin hayatım." diyorum. Cevap "Hangi direğe?"
Kiz: Alo
ErkeKiz: Alo naber?
Kiz: Iyi sen
Erkek: Iyi , hayirdir ?
Kiz: Ya Gökhan yeni bilgisayar aldim, bana ögretsene su mereti kullanmayi
Erkek: Peki bi açta sen önce
Kiz: Nasil açiliyo
Erkek: Power dügmesine bas
Kiz: Ee bastim bisey gözükmüyo
Erkek: Monitorü açtin mi ?
Kiz: Haa bekle açiim
...( yarim saat sonra )
Kiz: Olm niye kapadin teli ??
Erkek: Ee kesildi sandim ?!
Kiz: Monitorü aç dedin anca açtik evde tornavida kalmamis gittim bi de
tornavida aldim, o sirada bi de tirnagim kirildi çok aciyo
Erkek: Naptin kizim sen manyak misin ??
Kiz: Monitorü açtimda nasil bisey gözükecek onu anlamadim ne anlami vardi ?
Erkek: Off sen onu kapa sonra beni ara ...
Kiz: Ya sen de... bi kapa bi aç!
...( 20 dakka sonra )
Kiz: Ay of kapadim
Erkek: Simdi açtim
Kiz: Neeaa yine mi ?
Erkek: Hayir onun da power dügmesine bassan
Kiz: Ya 1 saat bosuna mi ugastirdin beni ?
Erkek: Sen kendin ugrastin ben bisey demedim
Kiz: Neyse giriyo windows a ..
Erkek: Oooo windows bilirmiyiz )
Kiz: Biliorum biseyler heralde
Erkek: Girdi mi ?
Kiz: Girdi
Erkek: Ee ne istiosun ne ögretiim ?
Kiz: Yaaa ben nete girmek istiyorum nasi giricem?
Erkek: Senin modemin var mi ?
Kiz: Yok ben de o dediginden
Erkek: Sende diil bilgisayarda olcak zaten!
Kiz: Bilmem var mi??
Erkek: Off off bak simdi orda bilgisayarim yazan bi ikon var
Kiz: Ne var , ne var ??
Erkek: Ikon ikon , sen annamazsin ki simdi ... logo gibi bisey
Kiz: Heh var noldu ?
Erkek: Ona sag tusla tikla
Kiz: Sag tusuna basiyorum bisey olmuyo
Erkek: Nasil olmaz bas bi hemen açilacak ??
Kiz: Ee sag tusuna basiyorum klavyede bisey olmuyo
Erkek: Hayir fareyle tiklican
Kiz: Ayyy ben fare mare ellemem !!
Erkek: Offf bilgisayarin faresi mouse be mouse varya hani böle iki tuslu !
Kiz: Heeee ( d|l|l| d|l|l| ) ay bekle cebim çaliyo
Erkek: Cebine alarmi taktin ehehehhe
Kiz: Igrençsin !!!
( Arka Plan : Alo , aaaaaa Pino naber canim , bende iyiim nolsun , hiç
iste bilgisayar aldik gökhan onu anlatiyodu, hadi çocuk bekliyo simdi bekletmiim sonra konusuruz
öptüm byebye )
Kiz: Heh geldim
Erkek: Hosgeldin bittimi konusman
Kiz: Evet kisa kestim , e nerde kaldik ?
Erkek: Simdi sen soganlari rendeliyodun ben de sosu firina veriodum
Kiz: Ne diosun sen ya ?!
Erkek: Nerde kalcaz sana fareyi anlatiyodum
Kiz: Heh anlat gerisini ben tikladim
Erkek: Orda gir özelliklere bak bi tane telefon resmi varmi yokmu
Kiz: Var da biraz eski bir telefon
Erkek: Tövbe tövbe!!!! resim o kizim eski yeni ne farkeder, simdi çevirmeli aga gir
Kiz: Neye neye ?
Erkek: Off bilgisayarima bu sefer sol tusla iki kez tikla, aman dikkat fareyle tikla
Kiz: Ben salak miyim ??
Erkek: Yok ben sadece söliim dedim
Kiz: Eee noldu tikladim ?
Erkek: Simdi kapa
Kiz: Niye açtirdin o zaman ??
Erkek: Bastan al
Kiz: Manyak misin sen ya ??
Erkek: Açtin mi ?
Kiz: Açtim
Erkek: Tamam sen bekle ben biseyler yiip geliyorum
...( 15 dakka sonra )
Erkek: Ben geldim kizim orda misin hala ??
(hmmm evet bence de, ya mango güzel de pahali biraz hmm ya ay dur
gökhan geldi galiba hadi öptüm baay ) geldim geldim.
Erkek: Heh geldin sinir sey napiim simdi hadi çabuk ol çikicam kizlarla
Kiz: Nereye ?
Erkek: Sana ne ya hadi !!!
Kiz: Iyi peki
Erkek: Orda çevirmeli ag diye bisey var ona çift tikla
Kiz: Tikladim
Erkek: Orda yeni baglanti yap var hepsine ileri ileri diyerek geç
Kiz: Ileri, ileri e geçmiyo bu
Erkek: Ya offf, Tiklican be tiklican !!
Kiz: Hee tamam
Erkek: Ee noldu simdi ? o yeni çikan seyi aç
Kiz: Açtim
Erkek: Telefon numarasi yazilan yere 146 yaz
Kiz: Yazmam
Erkek: Niye ?!
Kiz: Kötü site di mi orasi çok adisin !!
Erkek: Ya kizim internete girmedin ki ?!
Kiz: Girdim ya
Erkek: Girmedin daha !
Kiz: Sallama be !!
Erkek: Offf !!! oraya 146 yaz baglana tikla öle giricen
Kiz: Hee peki bak kötü bisey varsa ..
Erkek: Yok be yok !!
Kiz: Ee baglan dedim baplanmiyo
Erkek: Telefon hatti açik ondan
Kiz: Hattimi kim açmis ??
Erkek: Ben
Kiz: Niye açtin ?
Erkek: Yahu telefonla konusuyoruz ya
Kiz: Internete telefonla mi giriliyo
Erkek: Evet öyle biraz
Kiz: Hmm ozaman kapa da giriim
Erkek: Hadi kapatiyorum gir, giremezsen ara
Kiz: Ben aramam sen ara
Erkek: Yahu ben niye ariim ??
Kiz: Iyi be tamam! of! görüsürüz bay
Erkek: Bye