Altay06

Altay06

Üye
14.10.2013
Uzman Onbaşı
3.773
Hakkında

  • Beni kullananlarla değilde gerçek insanlarla beni kulllanmayan gerçek insanlarla olacagım anlamlı söz.
    Bilgi paylaşımın için [EMAIL="teşekkürler@papatya_28"]teşekkürler@papatya_28[/EMAIL]...
#25.04.2014 10:00 0 0 0
#25.04.2014 08:32 0 0 0
  • Duaları olmalı insanın
    Bütün sevdiklerini içine alabileceği
    Ve birde seccade.......
    Gözyaşlarıyla rabbine varabileceği......
    Hayırlı Cumalar...
#25.04.2014 08:13 0 0 0
  • noimage


    MEVLANA der ki;

    Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme…
    Sen dağları seyret…

    Yenik düşüyorsan özlemlerine,
    ALDIRMA,
    Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset…

    Işıklar sönmüşse ve karanlıksa,
    Ona da aldırma,
    Ay ışığını seyret..

    SABRET…
    SABRET ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun….
    SABRET ki her şey gönlünce olsun..

    alıntı



#24.04.2014 18:48 0 0 0
#24.04.2014 18:41 0 0 0
#24.04.2014 18:38 0 0 0
#24.04.2014 15:21 0 0 0
  • Biz hep açık konuştuk.
    Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
    Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
    Uçarıydık.
    Gözlerimizde şavkıyan parıltılar gibiydik.
    Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
    Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
    Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik.
    Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.
    Biz buğday tarlalarında buğday,
    Ağu yeşili bahçelerde ot,
    Trenlerde düdük sesiydik.
    Yıldızlara çobandık, değirmenlere su.
    Bozkırlara bulut gölgesiydik.
    Seller aktı gitti.
    Biz kaldık.
    Bulutlar uçtu gökyüzünden.
    Rüzgarlar darmadağın etti.
    Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
    Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.
    Nerden bilirdik,
    çalışmaktan kocayacağını sevgililerin,
    Yaşamanın güzelliği kadar
    Hoyratlığını, bezginliğini...


    Biz kaldık, koyup gitti bahar her şeyi
    Nerden bilirdik.

    Cahit Külebi
#24.04.2014 13:21 0 0 0
  • Bu kadar. Kırgın bir gül ... Kapından bir an geçer. Bir an, Bir kıyı. Bir sandal. Bir deniz sesi. Bir heyecan..
    Bu güzel paylaşımın için @bir-dos teşekkürler..
#24.04.2014 12:41 0 0 0
  • Yaz geldi...
    Yine felaketler peşpeşe gelecek...
    Kimi, aynada kendine bakmadan...
    Kendi neslinin yaptıklarını düşünmeden...
    Nutuklar çekecek!
    ***
    İşte başladı...
    İlk gelen kene!
    Doğayı mahveden...
    Kuşları bilinçsizce harcayan...
    Hayvanların alanlarında...
    Onların dengesini bozan insana...
    Tabiatın bir cezası olacağını...
    ***
    Sonra deniz tahribatı...
    Değişen dalgalar, dip dalgaları...
    Denizden alan çalmayı maharet sayanların...
    Davetiye çıkardığı felaket!
    Kimi dalgalar karayı oyacak...
    Çalınanları geri almak için...
    Kimi abuk subuk uygulamalar nedeniyle dip dalgalarla...
    Canları alacak, bedenleri yeniden karaya vuracak!
    ***
    Sadece bu mu?
    Değil elbet...
    Karada da dere üzerlerini örten...
    Derelerin yataklarını işgal edip, bunları ranta dönüştürenler nedeniyle...
    Küresel ısınmanın sonucu...
    Ani yağmurlar kapıda yine...
    Evleri, işyerlerini yine su basacak...
    Yine canlar feda olacak!
    ***
    Göçmen kuşların güzergahlarındaki işgaller...
    Yine kuş gribiyle çıkacak karşımıza...
    Denizlerdeki kirlilik...
    Yapılarını değıiştirecek deniz canlılarının...
    Balıklar tükenecek...
    Belki yeni tür canavarlar gelişecek...
    ***
    Yani...
    Doğa kendine yapılan her saldırıyı...
    Bir şekilde...

    24.04.2014
    Saygılarımla.
    Altay



#24.04.2014 12:23 0 0 0
  • Tek taraflı gibi görünebilir ama asla karşılıksız değildir.Çoğu zaman karşılığını mutlaka görürüz.Genelde güvendiğimiz insanlar da bize güvenir.Güvenenleri ihmal etmeyelim.Hayatımızdaki en değerli insan en çok güvendiğimiz kişidir.İyilikte kötülükte karşılığını er yada geç bulur...

    Bilgi paylaşımın için teşekkürler@@papatya_28..
#24.04.2014 10:57 0 0 0
#23.04.2014 18:29 0 0 0

  • noimage


    Ulusal bağımsızlığa kavuştuğumuz '23 Nisan 1920' tarihinde açılan TBMM’nin kuruluşunun yıldönümünü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara bayram olarak armağan ettiği bu mutlu günü büyük bir coşku ve gururla kutluyoruz. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Meclisimizin açıldığı bu anlamlı gün, bağımsızlığa ulaşma yolunda milletimizin kendi azim ve kararlılığına inanarak başlattığı var olma mücadelesinin en önemli adımıdır" ifadesinde bulundu.
    Ayan mesajında şu ifadelere yer verdi:
    "Dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram olma niteliğini taşıyan 23 Nisan günü, kurulan meclisle yapılandırılan demokrasinin çocuklarımızın ve gençlerimizin omuzlarında yükseleceğine inanan Atatürk Türk Milleti’nin aydınlık geleceği olarak gördüğü çocukları; sağlıklı, mutlu ve özgür bireyler olarak yetişmeleri ve bu şekilde hayatlarını sürdürmeleri için büyük çaba sarf etmiştir. Bu nedenle Bu kutlu günü yarınlarımızın teminatı olan çocuklara armağan etmiştir.
    Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere bugüne kadar meclis çatısı altında milletimize emeği geçen tüm meclis üyelerini en derin saygı ve rahmetle anıyor, bu bayramın tüm dünya çocuklarının barış, refah ve huzur içerisinde yaşamasına vesile olması dileğiyle Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum....
#23.04.2014 18:15 0 0 0
  • İnsanlık tarih boyunca her milletin gerektiğinde cesur olabildiğini gördü. Bu şartlarda milletler arasında ayrım yapabilmek güç.

    Kızılderililerin, detaylarında vahşet örnekleri olsa da onurlu savaştıklarını, kendilerini (topraklarını da tabii ki) koruma ve yaşamlarını sürdürme dışında savaşmadıklarını biliyoruz.

    Afrikalıların büyük savaşlar yapmadıklarını (savaşmak ve bir yerleri fethetmek için kıtanın dışına fazlaca çıkmadıklarını) da biliyoruz. Fakat aynı Afrikalıların kendi aralarında ya da kabile savaşlarında bilinçsiz ve canavarca savaştıkları, insaniyet kurallarına uymadıkları da doğru maalesef.

    Keza Çinliler de savaşmak ve bir yerleri fethetmek için ülkelerinden dışarı pek çıkmadılar.

    Araplar sadece din için savaştılar. Müslüman olmasalardı belki de hiç savaşmazlardı. Ama aynı şeyi Türkler için söyleyemeyiz; çünkü Türkler Müslüman olmadan önce de savaşıyorlardı.

    Eski çağlarda her millet bir şekilde kendini gösterdi. Ancak savaşlar sanki milletlerin değil komutanların savaşıydı. Sanki savaşları komutanlar kazanıyordu. Annibal, Büyük İskender, Sezar, Atilla, Cengiz Han, Napolyon, Hitler Bu durumda halkların ne kadar cesur olduklarını anlayamadık.

    Yine de dünya milletleriyle ilgili küçük notlarımız olacak. Öncelikle milletlerin cesaretini sadece savaşta ölçebildiğimiz için üzgünüz. Savaşla ilgili cesaret konusu da insanlar tarafından yanlış biliniyor. Savaşları gözünü kırpmadan ölüme atılanların kazandığı doğru ama bu onların cesur olduklarını göstermez. Savaşlar ölerek değil öldürerek kazanılır. Savaşta ölmemeye çalışanlar dahası ölmeden öldürenler cesurdurlar.

    Savaşa mecbur oldukları için giderler. Vatan sevgisi ise korkuyu azaltmak için söylenen deli türküsüdür. Ve bunlar cesur oldukları için değil başka çareleri olmadığı için ne olacaksa olsun deyip düşmanın üzerine atılır ve ölürler. Bunlar ölmek için savaşa giderler. Gerçek cesur olanlar ise ölmemeyi de düşündükleri için ölmezler. Bir savaşta sağ kalanlar cesur olanlardır.

    Savaşlarda gözünü kırpmadan ölüme atılanlar için en iyi örnek Türkler. Türkler yok olmayı göze aldıkları için savaşları kazandılar. Bu, cesaret değildi. Karşılarında kendileri gibi davranan ordular olsaydı yok olabilirlerdi. Ve sanıyorum bir iki kere de neredeyse yok oldular. Aptalca davrandılar. Bu nedenle bunca savaş kazanmalarına rağmen Türklerin cesur olduklarını düşünmüyorum.

    Tarihte hangi milletin daha cesur olduğunu anlamanız için ölmeden öldüren(az zayiatla savaş kazanan) ordulara bakacaksınız. Ölmek asla cesaret olamaz. Kaç kişi öldüğünüz değil kaç kişiyi öldürdüğünüz önemlidir. Gerçi film ama kovboy filmlerinde bir beyaz öldürmek için neredeyse bir Apaçi kabilesinin yok olduğunu gördük. Bu cesaret değil, aptallık. Ama Türklerin bu aptallıkla nasıl savaş kazandıkları bir sır. Demek ki Türkler öldükleri kadar öldürüyorlardı. 100 bin Türk öldü, 100 bin de karşıdaki. Karşısı daha fazlasını göze alamayınca Türkler savaşı kazanıyordu. Çünkü Türkler 200 bini de göze alıyorlardı. Yeter ki savaş kazanılsın, ordunun tamamı yok olsun. Türkler işte bundan kazanıyorlardı; cesur olduklarından değil.

    İsrail bugüne kadar yaptığı savaşlarda sizce ne kadar kayıp vermiştir? Hiç de kaybetmedi. Ama bu, İsraillilerin cesur olduklarını göstermez; çünkü Araplar yarısı ölünce (yarısına da gerek yok, birazı) diğer yarısı geri çekilen bir milletti. Örneğin Kurtuluş savaşında hani biz Yunanlıların yerinde olsaydık, onlar bizi yenselerdi Türkleri denize dökemezlerdi (gerçi bu denize dökme masalına ben pek inanmıyorum da, hani öyle olduğunu varsayalım) çünkü Türk kalır, savaşır, yok olurdu.

    Almanların savaş cesaretini es geçmek mümkün değil. Almanların disiplinle kazandıkları çok doğru ama Türkler gibi ölerek ya da Amerikalılar gibi ölmeden öldürerek(benim tespitim) savaş kazanmadıkları savaşmayı bildikleri için (yani savaş tekniği ile) kazandıkları söylenebilir. Almanlar cesur değillerdi, onların yarattığı meşhur Alman disiplinli savaş tekniğine rakipleri ulaşamadığı için kazanıyorlardı.

    Ruslar hep kolay savaşları kazanmışlardı, ilk defa Leningrad'da zor bir savaşı kazandılar; dünyanın durduramadığı Almanları durdurdular. Rusların vatanlarını çok sevdiklerini biliyorum ama ölmeden öldürecek akıl ve yeteneklerinin olduğundan emin değilim.

    Amerikalılar Türkler gibi yok olmayı göze alan, Almanlar gibi ölümüne disiplin uygulayan/savaşmak için yaratılmış milletler hariç bütün ülkeleri yenerler. Çünkü bir Amerikalı asker ölmeyi değil öldürmeyi düşünüyor. Ve eminim ki boşa kurşun bile atmaz. Sizin cephaneniz biter yine yenilirsiniz. Vietnam savaşında Amerika Vietnam'a değil yüzde yüz Vietnam'a avantaj sağlayan coğrafi şartlara kaybetti. Savaşlarda ölmek cesaret değildir. Hedefi ölmeden öldürmek olan ordular avantajlıdır. Bu nedenle ben dünyanın en cesur milleti olarak Amerikalıları görüyorum. Türkler de topyekûn millet olarak savaştıkları için yenilmez armadadır. Keza Almanları yenmek de zordur. Ve Rusların direnci unutulmamalı. Muhtemel bir dünya savaşında ve eşit şartlarda (nükleer ve kimyasal silah kullanılmadığı takdirde) ben bu ülkelerin ayakta kalacağını düşünüyorum. Tabii ki ekonomi de belirleyici olacak...


    Milliyet com tr..
#22.04.2014 15:12 0 0 0
  • Para politikası kurulunun Perşembe toplantısından önce reel faizlere bakmaya devam ediyorum. Geçen yazıda Serdengeçti, Yılmaz ve Başçı yönetimleri için üç faizi (MB borçlanma ve fonlama, gösterge tahvil) karşılaştırdım.

    Para politikası ve faiz tartışmalarında gündeme gelen bir konu tasarruf oranlarıdır. Örneğin düşük faizin özel tasarrufları azaltıcı etki yaptığı görüşü yaygındır. Tasarruf oranındaki gerilemenin temel nedeni olduğu bile söylenir.

    Özel tasarruf oranı

    Türkiye'de tasarruflar cari fiyatlarla milli gelirin tüketim ve yatırım verileri üzerinden Kalkınma Bakanlığı (eski DPT) tarafından hesaplanıyor. İç tasarruflar ikiye ayrılıyor: özel ve kamu. Mutlak değerleri milli gelire bölünce tasarruf oranları bulunuyor.

    Kamu tasarrufu faizden etkilenir mi? Faiz yükselince devlet tüketimini kısıp tasarrufunu arttırır mı? Cevap olumsuzdur. Maliye politikası, siyasi konjonktür, vs. öne çıkar. Dolayısı ile faiz-tasarruf ilişkisi için özel tasarruflara dönmek gerekir.


    Kamu tasarrufu faizden etkilenir mi? Faiz yükselince devlet tüketimini kısıp tasarrufunu arttırır mı? Cevap olumsuzdur. Maliye politikası, siyasi konjonktür, vs. öne çıkar. Dolayısı ile faiz-tasarruf ilişkisi için özel tasarruflara dönmek gerekir.

    Maalesef özel tasarrufun "hanehalkı" ve "kurumlar" arasında dağılımı bilinmiyor. Tasarruf tartışmasında kavram kargaşasının temel nedenidir. Bir: faize hanehalkı duyarlıdır. İki: eskime-yıpranma payı (amortisman) kurumsal tasarrufa dahildir. Ayrıntısına girmiyorum.

    Veriler şaşırtıyor

    Karşılaştırmayı Serdengeçti ve Başçı'nın üç yıllık yönetimleri ve MB borçlanma faiz ortalaması ile sınırladım. Grafiği kolaylaştırdı. Serdengeçti (2003-05) yüksek (yüzde 13.6) reel faiz öderken Başçı (2011-13) reel faizi negatife (yüzde - 2.4) çekiyor.

    Ya özel kesim tasarruf oranları? 2002'de yüzde 23.4 iken 2005'de yüzde 13.1'e geriliyor. Serdengeçti'nin yüksek faizine rağmen 10.3 puan düşüyor. 2010'da yüzde 12 iken 2013'de yüzde 9.7'ye iniyor. Başcı'nın negatif faizine rağmen düşüş 3.3 puanda kalıyor.

    Resim çok nettir. Özel tasarruflarda büyük çöküş reel faizlerin rekor kırdığı Serdengeçti yönetiminde yaşanıyor. Nasıl böyle olabilir? İpucu vereyim: analize mutlaka döviz kurunu katmak gerekiyor. Başka yazıya bırakıyorum.
    noimage

    22.04.2014

    noimage
    Asaf Savaş AKAT.
#22.04.2014 15:02 0 0 0
#22.04.2014 10:56 0 0 0
  • Konu: Ey gönül
    noimage

    Sen hiç secdede Miraca Vasıl olmamışsan ,
    Sana Gül'ün kokusu nasıl ulaşsın

    alıntı
#21.04.2014 18:54 0 0 0

  • noimage
    Uyan artık ey insan !
    Sen bir ilah değilsin..
    O kibirli dik başın secdelere eğilsin..!




#21.04.2014 18:49 0 0 0