Benden başka her şey gergindi,
Cumbaya ekmek kırıntısı ümidi ile gelen serçe mesela.
Cüzdanından bir miktar arakladığım annem
Açlığın getirdiği öfke, kanatlının boğazında yırtılmalara sebebiyet vermişti,
Kulaklara tecavüz eden bi ses idi,
Ne garip, aynı ses idi, 'Hani masallarda ki..'
Hani vazgeçilmez romantizmin temel taşı, bu kuş sesi!
Benden başka her şey alıngandı,
Yaşını her daim gizleyen orta yaşlı kadın vardı,
Flörtünden henüz ayrılan zamane ordaydı...
Biri çok fazla kadındı olduğundan,
Diğeri çok fazla âşıktı yaratılandan.
Benden başka her şey nankördü,
Yılda yalnızca iki ay sıcağın uğradığı bu diyarlarda,
Sıcak havadan serzenişteydi hemen yanımdaki nankör
Aslında, yırtasım geldi gerginleri, anlayıştan yoksun zihniyetleri!
Veya bi kaşık suda kulaç attırasım
Camgözlerin... O tamahkârların musluklarını kesmek varken,
Başparmağım, tırnağım dişlerimin arasında,
Onları seyr eylemekten öteye gitmiyordu eylemlerim
Benden başka her şey gergindi,
Cumbaya ekmek kırıntısı ümidi ile gelen serçe mesela.
Cüzdanından bir miktar arakladığım annem
Açlığın getirdiği öfke, kanatlının boğazında yırtılmalara sebebiyet vermişti,
Kulaklara tecavüz eden bi ses idi,
Ne garip, aynı ses idi, 'Hani masallarda ki..'
Hani vazgeçilmez romantizmin temel taşı, bu kuş sesi!
Benden başka her şey alıngandı,
Yaşını her daim gizleyen orta yaşlı kadın vardı,
Flörtünden henüz ayrılan zamane ordaydı...
Biri çok fazla kadındı olduğundan,
Diğeri çok fazla âşıktı yaratılandan.
Benden başka her şey nankördü,
Yılda yalnızca iki ay sıcağın uğradığı bu diyarlarda,
Sıcak havadan serzenişteydi hemen yanımdaki nankör
Aslında, yırtasım geldi gerginleri, anlayıştan yoksun zihniyetleri!
Veya bi kaşık suda kulaç attırasım
Camgözlerin... O tamahkârların musluklarını kesmek varken,
Başparmağım, tırnağım dişlerimin arasında,
Onları seyr eylemekten öteye gitmiyordu eylemlerim
Yer; İnsan evladının evinin mutfak kısmı .
Birbirleriyle yarışan arabaların çıkardıkları sinir bozucu 'kargaşık' sesi,
Tam ortadan kesip, muftak camından içeri dalıversin düşünce denilen..
"-Kaç dk kaldı?"
Bi 'hayta' içinden "-(hadi lan hoca, oku şu ezanı)"
Evin (sözde) reisi; "-gürültü yapmayın bi!"
Yalnızca seslenişte 'kardeş' olandan;
"-Off Puff Amaaan.."
Evin en anaç davranmak zorunda olanı;
"-Ya bi dua etseydik.. Neyseeee"
Mahallenin müezzininden,
"-(Allahu Ekber Allahu Ekber)"
"-Hadi yiyelim.. Dayanamıcam yoksa"
(Bi kaç muhtelif çatal kaşık sesi)
(Bi kaç muhtelif 'insan evladının' demek yerken çıkardığı ses, 'cap cap caup' gibi)
Kulakların duyduğu yalnızca bu sesler..
Çok değil, beş adet altmış saniye sonra,
Herkes odasında..
Hani birliktelik falan ?!
Hani hurma ?!
Hani deruniyet ?!
Hani lan ramazan ruhu ?!
Fikrimin emperyalist gücü
Ve gözlerimdeki beyaz tonların baş muhalifiydin..
Hani, zamanında!
Gözlerimdeki sen, gayrı bi miktar duman.
Fikrimdeki sen, dumanın arkasında gizlenen belli belirsiz an..
Yokluğunu duyuruyorum dağa taşa,
Elimdeki tokmak,
Ürkek bi maral'ın derisinden olan davula her inişte..
O yok gayrı! Diyorum..
Artık 'imanım gibi biliyorum'lu cümleler kuramıyorum
Çünkü imanımında terkine maruzum !