Ne zaman kullanılmaya başlanıldığı bilinmese de gidilebilen en eski tarihlerde bile pamuk karşımıza çıkmaktadır. Kelimenin orijini Arapça'da kullanılan 'kutun'dur. Diğer Avrupa dillerine 'cotton'olarak geçmiştir. 7000 yıllık bir pamuklu giysi Meksika'da tarih öncesi döneme ait bir mağarada bulunmuştur. MÖ 3000 yıllarında Mısırlılar pamuğu işleyen ve giysi üretmeye yarayan bir sisteme sahiptiler. 1793 yılında Amerikalı Eli Whitney, pamuk toplama makinesinin patentini almıştır.
1954'te Dee Horton ve Lew Hewitt, otomatik kapıyı icat etti. İcattan hemen sonra seri üretime geçilmesi 6 seneyi almıştır. İlk otomatik kapının doğmasının ardında yatan fikir de oldukça ilginçtir. Horton ve Hewitt, bulundukları yerdeki kapıların aşırı rüzgarda zor kapanmasından ötürü otomatik kapıyı icat etmeyi düşünmüş ve üretmişlerdir.
Edwin Howard Armstrong, osiloskop adını verdiği yüksek frekanslı bir alet geliştirdi. FM radyo bandının da mucidi olan Armstrong'un icat ettiği 'osiloskop'elektrikli cihazlardaki akım miktarını ölçen bir aletti. Osiloskop sayesinde elektrikli cihazların tamiri kolaylaşmıştır.
Kağıdın icadıyla paralel kullanılan mürekkep, Çinliler tarafından bulunup geliştirildi. MS 400'de yaklaşık olarak bugün kullandığımız halini aldı. Renk pigmentleri veya boyar maddelerin sıvıda çözündürülmesiyle elde edilen mürekkebin ilk dönemlerdeki hammaddesi ise yanmış çam odunu, kuzu yağı, eşek derisi jölesi ve miskti.
1843'te Samuel Morse, telgraf mesajlarında nokta ve çizgilerden oluşan ünlü Mors Alfabesi'ni geliştirdi. Morse, Baltimore'den Washington'a uzanan 60 km'lik bir telgraf hattı kurarak, hattı başkanlık seçimleriyle ilgili haberleri iletmek için kullandı.
1880'de John Milne, modern sismograf cihazını geliştirdi. İnsanoğlunun en sık karşılaştığı felaketlerden birisi depremdir. Depremin önlenemeyeceğini fark eden Milne, en azından haber verebilecek ve şiddetini belirleyebilecek bir alet geliştirdi. Sismograf cihazı, deprem sırasında oluşan titreşimleri kağıda döküyor ve depremin şiddetinin resmini çıkarıyordu.
1908'de Murray Spangler, ilk modern elektrikli süpürgeyi geliştirdi. Amerikalı mucit Spangler, hafif bir elektrikli süpürge icat etmişti ve süpürgesi oldukça pratikti. William Hoover, bu mucidin icadını satın alıp kendi fabrikasında üreterek piyasaya sürdü. Makine, kısa sürede çok başarı kazanmıştı.
1923'te Balzer Von Platen ve Carl Munters modern buzdolabını tasarladı. Platen ve Munters, günümüz buzdolaplarına en yakın buzdolabı tasarımını yapmışlardı. Daha sonra buzdolapları geliştirilip soğutma sisteminde freon gazı kullanılmaya başlanıldı.
1881'de Alexsander Graham Bell, metal saptayan bir cihaz geliştirdi. İlk metal dedektörü, Bell tarafından tasarlandığında aslında sadece metale duyarlı bir düzeneğin ses çıkarması planlanmıştı. Herhangi bir metal, düzeneğin arasından geçince devre kesiliyor ve bir ses çıkıyordu. Sonradan Graham Bell ve asistanı fark etti ki bu cihaz pek çok alanda gayet rahat kullanılabilirdi.
999'da Gerbert, insanoğlunun zamanı ölçebilme arzusuna hizmet etmek için yepyeni bir ürün sundu. Fransız keşiş ve sonrasında Papa olan Gerbert'in ağırlıklar kullanarak çalışan ilk mekanik saati günümüze kadar pek çok kez geliştirildi.
Sesin kaydedilebilmesinden sonra sıra buna görüntü eklemeye gelmişti. 1920'lere dayanan çalışmaların sonunda bugün bilinen görüntü kaydedebilen manyetik video kaset, 1938 'de İtalyan Luigi Marzocci tarafından şekillendirilip patenti alınmıştır.
Bugün kullandığımız makasın patenti, 1893'te Louis Austin tarafından Washington'da alındı. Tam olarak ne zaman ve kim tarafından icat edildiği bilinmese de İskender'in Mısır'ı fethiyle gelişen güzel sanatlarda üstünlük sembolü olarak kullanıldığı biliniyor.
İlk olarak 1930'larda üzerinde çalışılan MR tekniğini, 1970'te Raymond Damadian adlı bir doktor geliştirerek insanlığın hizmetine sunmuştur. Ameliyata gerek kalmadan insan vücudunun resmini çıkarmaya yarayan MR sistemi, manyetik alan ve radyo dalgaları yardımıyla insan dokusunun farklı kademelerini farklı renklerde göstermekte ve dolayısıyla kanserli dokuları tespit edebilmektedir. X ışınları ve radyasyon kullanılmadığı için MR teknolojisi sağlığa zarar vermemektedir.
Yiyecekleri radyo dalgaları ile ısıtan bir fırın fikrinin patentini 1945'te Amerikalı mucit Percy L. Spencer almıştır. Yiyecekler, mikrodalga adı verilen radyo dalgalarıyla bombardıman edilir, bunun neticesinde moleküler titreşerek yiyeceğin ısınmasını sağlar. Mikrodalga fırınların kapağındaki metal teller ise mikrodalgaların fırından dışarıya çıkıp insanlara zarar vermesine engel olmaktadır.
1970'te James Fergason, LCD teknolojisini geliştirdi. Fergason 1971'de hızla gelişmeye başlayan LCD teknolojisinin kullanıldığı pek çok ürünün de patentini elinde bulunduran kişidir. Hızla gelişen dijital saat, bilgisayar ekranları, tıbbi cihazlar gibi ürünlerde yoğun olarak LCD sistemleri kullanılmaktadır.
Lazer kuramı, 1958'de Amerikalı fizikçiler Charles Townes ve Arthur Schawlow ortaya atmıştır. İlk lazeri 1960'da Theodore Maiman yapmıştır. Günümüzde lazer, ameliyatlarda dokuları kesmek ya da kılcal damarlarını kapamak amacıyla kullanılmaktadır.
Fransız subay Barbier, aklına gelen kabarık harf fikrini kendisi de kör olan arkadaşı Braille'e anlattı. Louis Braille, bu alfabe sistemini kendi yaşadığı zorlukları da değerlendirerek, 1829 yılında bugün kullandığımız kör alfabesini geliştirdi. Bugün sadece Braille'in kabartma harflerini basan özel matbaalar bulunmaktadır.
Kurşunkalemin bugün bildiğimiz şeklini Fransız kimyacı Nicolas Conte vermiştir. Kil ve graphite karışımını yakıp tahtadan silindir çubuklar içine koyan Conte; 1795'te patentini almıştır. İlk kurşunkalem fabrikasını ise 1861'de Eberhard Faber, New York'ta kurmuştur
1935'te Percy Lavon Julian, kortizonu geliştirdi. Soya filizlerinden sentetik yoldan elde edilen kortizon, artrit ve diğer inflamatuar tedavisinde büyük bir gelişme olarak kabul edildi.