Temel bir gün Dursun'un evine misafirliğe gitmiş.Yatma zamanı geldiğinde Dursun demişki;
-"Bak Temel evde bir tane tuvalet vardır.Eğer ihtiyacın varsa şimdi yap.Çünkü bütün gece boyunca yapamazsın.Tuvalete geçmek için yattığın odadan bizim odaya geçmen gerekli.Beni ve ve Fadime 'yi rahatsız edemezsin" demiş.
Temel şöyle bir düşünmüş.İhtiyacının olmadığına karar vermiş.Herkes yatmış.Fakat Temelin bağırsakfaliyetleri onu son derece rahatsız etmeye başlamış.Ne yapsın.Tuvalete gidemez.Odanın penceresini açmış bakmış ikinci kat.O sırada pencerenin pervazında duran saksıyı görmüş.Almış onu içeriye,çiceği toprağıyla beraber çıkarmış ve büyük tuvaletini yaparak saksıyı toprağıyla ve çiceğiyle beraber yerine koymuş.Ve tekrar rahat bir şekilde uyumuş.Ertesi sabah herkes uyanmış ve vedalaşmışlar.Aradan 3 ay geçmiş ve Temel , Dursundan bir mektup almış.
-"Ulan Temel nereye yaptıysan söyle ,üç ev değiştirdik hala koku çıkmadı
Temel ile Dursun çocukluk arkadasıdır
60lı yaslarda birgün Dursun Temele akşam yemeğine gitmiş.
Temel karısıyla hep aşkım hayatım gibi sözlerle hitap ediyormuş
Dursun ise bu yıllardır süren aşkı hayretle izliyormus.
Temelin eşinin olmadığı bi ara dursun temelin kulağına eğilerek :
- ya Temel demiş yaş 60 küsür yıldır hala karına aşkım canım diyorsun ne güzel anlasıyorsunuz demiş Temelde Dursuna dönerek :
- ula çaktırma karımın adını unuttum demiş.
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.
Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş.
Neden kendine aşık olduğunu anladım.
Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım.
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.
Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş.
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım.
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.
Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış.
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.
Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana git dediğimde anladım.
Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım.
Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.
Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,
Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.
Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım.
Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
hâlâ sevgi varsa içinde eğer.
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.
Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş. Anladım...
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım
Kayboldun kelimeler yumağında
Bulamadım seni yoktu adın lugatımda
Bir aşk şiiri olamadın hiç mısralarımda
Sigaramın dumanı gibi karıştın karanlığıma
Gelmedin olmayan yarınlarıma
Bir adın kaldı dudaklarımda
Üşüyorum karanlığı saran kollarımla
Gücüm yetmedi seni tutmaya
Öylece baktım;
Haykıramadım adını dünyaya
Hayatımı bekliyordum avuçlarımda..
Kendimi avutsamda yaşamıyordum aslında..
Izdıraplarla kavrulmuş bir hayat..
Ve sonu gelmeyen mücadele acısı...