bilgin-891081

bilgin-891081

Üye
16.08.2010
Uzman Onbaşı
3.219
Hakkında

#27.07.2013 23:05 0 0 0
  • Konu: Eyvah
    hm tamam benden de bir o zaman :D
#27.07.2013 23:03 0 0 0
#27.07.2013 23:00 0 0 0
  • Konu: Eyvah
    Ne güzel demiş Mevlana bi de bunu yapması kolay olsaydı ne güzel olurdu
#27.07.2013 22:57 0 0 0
#26.07.2013 12:09 0 0 0
  • Zahmet oldu sağolasın polis abla, ama ben yine tanıyamadım bu gıdayı bilmediğim bişeyi öğrendim şu an çok mutlu oldum :D
#26.07.2013 12:03 0 0 0
#25.07.2013 18:36 0 0 0
  • Ne yazık ki bazı anne-babalar bunun farkında değiller ve bu endişe verici bi durum.
#25.07.2013 17:57 0 0 0
#25.07.2013 17:51 0 0 0
#25.07.2013 15:05 0 0 0
#24.07.2013 21:09 0 0 0
#24.07.2013 21:02 0 0 0
#23.07.2013 18:31 0 0 0
  • Bir bilge yetiştirdiği öğrencisini yanından ayrılmadan önce çağırdı. Ve Sordu:
    "20 yıldır buradasın, neler öğrendin?"
    "Yedi gerçek öğrendim" dedi öğrenci.
    "Say" dedi bilge,
    "Birincisi?"
    "Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya
    çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır."
    "İkincisi?"
    "İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar..."

    "Üçüncüsü?"
    "İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar."

    "Dördüncü?"
    "İnsanlar gerçekte bir anlamı ve önemi olup olmadığını hiç düşünmedikleri fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar. Bu şekilde hayati birbirlerine zehir etmeye alışmışlar."

    "Beşinci?"
    "Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkalarında arıyor. Kimse, başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor, kendi suçunu, yanlışını kabul edip düzeltmiyor."

    "Altıncı?" dedi bilge.
    "İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor. En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu unutuyorlar. Vicdanları ve mideleri arasında kaldıkları zaman midelerini tercih ediyorlar."

    "Yedinci?"
    "İnsanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar. Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor, güveniyorlar. Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun sevgi olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar..."

    "Güle güle!" dedi bilge, "Artık yola çıkabilirsin, yolun acık olsun".
#23.07.2013 18:26 0 0 0
  • Her kişiye kendi imtihanları zor geliyordu. Gelmeliydi belki de er kişi olabilmek adına zor gele gele imtihanlar, gayret ve dua ile atlatılmaya çalışılmalıydı. Sanki dünya hayatının özeti bu idi...

    Çok güzeldi.Paylaşım için teşekkürler. Abdullah gibi Abdullah'lar olmalıyız galiba :)
#22.07.2013 14:57 0 0 0
  • Romalılar saç boyatma işini hiç başlatmasalardı eyiydi.
    Teşekkürler paylaşım için :)
#22.07.2013 14:48 0 0 0
  • Konu: Kıskanmak
    Çayın yanına sigara hiç yakışmamış.
#22.07.2013 14:45 0 0 0
  • Bir misafirliğe gitsem,
    Bana temiz bir yatak yapsalar,
    Her şeyi,adımı bile unutup
    Uyusam..

    Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa,
    Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar,
    Nerde olduğumu hatırlamasam,
    Hatta adımı bile unutsam…


    Melih Cevdet Anday


    Nasıl olur?
#21.07.2013 16:26 0 0 0
  • Bir gün, çocuğum doğdu. O dünyaya geldiğinde, yetişmem gereken uçaklar ve ödenmesi gereken faturalarla meşguldüm.

    Ben uzaklardayken yürümeyi öğrendi. Konuşmayı da öyle.
    Ve biraz büyüdüğünde,

    “Senin gibi olmak istiyorum baba” demeye başladı.
    “Ben de büyüyünce senin gibi olacağım.”

    İşyerine telefon açıp,
    “Baba, eve ne zaman geleceksin?” diye sorardı ikide bir.
    “Ne zaman geleceğimi bilmiyorum oğlum. Ama geldiğimde birlikte güzel bir vakit geçireceğimizden emin olabilirsin.”

    Yıllar öylece geçip gitti.
    Oğlum on yaşına geldi.
    Ona güzel bir top aldım.
    “Top için teşekkürler baba!” dedi, “Haydi oynayalım.”

    “Bu hafta sonu tamamlamam gereken işler var” dedim. “Bugün olmaz, haftaya, tamam mı?”
    “Tamam” dedi, fakat yüzündeki gülümseme eksilmedi.
    “Büyüyünce baba” dedi, “ben de senin gibi olmak istiyorum.”

    Yıllar öylece geçip gitti.
    Oğlum önce ilkokuldan, sonra liseden, sonra üniversiteden mezun oldu.
    Bu durumda, başka birçok baba gibi, benim de söylemem gereken birşeyler vardı.
    “Seninle gurur duyuyorum” oğlum dedim. “Gel, şöyle biraz oturalım; sana diyeceklerim var.”

    Başını salladı ve gülümseyerek:
    “Arkadaşlara sözüm var baba” dedi. “Sen arabanın anahtarlarını verebilir misin bana? Sonra görüşürüz, oldu mu?”
    Yıllar öylece geçip gitti.

    Emekli oldum. Artık bol bol vaktim vardı. Oğlum ise başka bir şehirde iyi bir iş bulmuştu, orada yaşıyordu.
    Bir gün ona telefon ettim.
    “Eğer sence de uygunsa, hafta sonu buraya gel de hasret giderelim” dedim.
    “Sevinirim baba” dedi.
    “Bir bakayım, müsait bir vakit bulabilirsem, gelirim. Ama şu sıralar işlerim çok yoğun. Fakat seninle görüşmeyi ben de istiyorum, baba.”
    “Peki, ne zaman gelirsin oğlum?”
    “Ne zaman olur bilmiyorum, baba. Şimdi bir iş görüşmem var, ona yetişmem gerek. Sonra ararım seni. Geldiğimde birlikte güzel vakit geçireceğimizden emin olabilirsin.”

    Ve telefonu kapattığımda, oğlumun çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini anladım.
    Çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini... Örnek aldığı babasına benzediğini...
    Büyüyünce tıpkı Babası (?) gibi olduğunu...

    Hayatımızda çok şeylere sahip olabiliriz ama ""zamana"" ve ""ertelediklerimize"" bir daha asla..!
#21.07.2013 16:17 0 0 0