BiR-DOST

BiR-DOST

Admin
13.01.2008
Genel Kurmay Başkanı
525.784
Hakkında

  • Parlayan ve ışık yayan mobilyaların, aksesuarların, kumaşların vazgeçilmeyen cazibesi dönem dönem moda olmuştur. Pullu yastıklar, payetli yatak örtüleri, kristal boncuklarla bezenmiş abajurlar ve duvarlarda ışık oyunları yaratan aydınlatmalar belki herkesin dekorasyon anlayışına uymuyor, ancak dozunda ve özenle seçilerek kullanıldığında salonunuzda ya da yatak odanızda, hatta banyonuzda vazgeçemeyeceğiniz bir cazibe yaratır. Örneğin şarap kırmızısı parlak kadife kumaştan bir yatak başı ve atmosferi zenginleştirecek kadife bir yatak örtüsü ile yatak odanızda lüksü yaşayabilirsiniz.
    Parlak mobilyalar günümüzde de çok moda, siz de çay sehpanızı ya da büfenizi parlak lake boyatarak kullanabilirsiniz. Ayrıca ayna kaplanmış minik objeler de mekanda ışık yaratır. Metalik tonlarda iri çiçek desenleri, parlak ve simli geometrik çizgiler duvarda ya da perdelerde parlaklık vurgusunu yoğunlaştırabilir. Döşemelik kumaşlarınızda da bu tarz efektleri seçebilirsiniz. Berjerleriniz için parlak saten, tafta kumaşları, koltuk ve kanepeleriniz için jakarlı ya da kadife kumaşları tercih edebilirsiniz. Farklı desen ve renkte kumaşları birbiri ile kombinleyerek kullanmaktan çekinmeyin, böylece evinizde olduğundan daha lüks bir hava yaratırsınız.
    Eğer tüm evinizi yeniden elden geçirmek istemiyorsanız ışıltılı ve parlak aksesuarlar kullanarak da böyle bir tarz yakalayabilirsiniz.
    Işıltı ve lüksü yansıtmak için dilerseniz zıt stilleri bir arada kullanmayı deneyebilirsiniz. Çok modern bir salonda kullanacağınız altın varaklı bir ayna ya da kristal aplikler farklılığınızı daha çok vurgulayacaktır.

    UNUTMAYIN
    Desenlerinizi kombinleyin. Aynı çiçek deseninin iri ve küçük olanlarını birlikte kullanabilir ya da çiçeklilerle çizgilileri kullanarak kontrast yaratabilirsiniz.
    Farklı kumaş türleri kullanın. Satenlerle pırıltılı ve taşlılar, kadifelerle şönilleri kombinleyerek salonunuzda gerçekten fark edilesi bir hava yakalamanız mümkün.
    Aydınlatmayı unutmayın. Kristal avizeler, lambaderler ve boncuklu abajurları bir arada kullanmak ortama dinamizm katar.
    İnce dokunuşlar. Kenarları boncuk işlemeli koltuk örtüleri, pul işlemeli püsküllü kırlentler, payetli lambalar... Hepsi ışıltı ve lüks hissini daha çok vurgulamak için.
    Aşırıya kaçabilirsiniz. Bu tarz aslında biraz abartılı olmayı da berberinde getirir ve bu kimseye zarar vermez. Lüks ve parıltı için siz de biraz aşırıya kaçabilirsiniz.
#23.01.2008 17:09 0 0 0
#23.01.2008 16:56 0 0 0
  • Yalın renkler (net renkler)

    Yoğun renkler:

    Kıymetli taşların, renkli pencerelerin, canlı yaz çiçeklerinin görüntüsü gibi heyecan verici şeyler insana ilham verir. Aynı odada iki veya daha fazla yalın renk kullanımı, renkler sanki zıplayacakmış gibi canlı bir titreşim yaratır. Paletinizi net bir renk üzerine astarlamayı tercih ediyorsanız işte size birkaç öneri: Net renklerin biri büyük alanda, diğerlerini ise dokunuşlarla kullanmak uyum sağlar. Tek bir renk üzerinde de odaklanıp, kendi ya da yardımcı renk çeşitleriyle eşleştirebilirsiniz. Canlı kırmızı bir yatak örtüsü nane yeşili renkte bir uygulamayla havayı elektriklerken, yeşilin solgunluğu renk titreşimini frenleyecekdir. Yalın renkleri çokca kullanmak isterseniz ya beyaz ya da rengi belli olmayanlarla karıştırın. Eğer bir oda mobilyalarla doluysa veya duvarlar koyu ahşap kaplamaysa yalın renkler yerinizi canlandıracaktır. Siyahı yalın bir renkle eşleştirirseniz, gücünü çoğaltırsınız.

    Pastel renkler:

    Güneşin doğuş ve batış renklerinin yumuşaklığının evrensel bir cazibesi vardır. Huzur veren pastel renkler, uyum yaratmak için en kolay renklerdir. Beyazın genel elementini paylaşırlar. Beyazın ilavesi ne kadar çok olursa renk vibrasyonu o kadar azalır. Canlı, uyumlu, karıştırılmış renkler veya canlı renklerle açık pastelleri kullanabilirsiniz. Şerbet pembesi bir dekorda canlı bir oranj denemeye çalışın. Mavi ve sarı bir odaya, krem-sarı duvar renkleri ve menekşe mavisi kumaşlarla canlı ve heyecanlı hava katabilirsiniz. Görüntünün etkili olması için desenli çizgilerle pastel renklerin birleştirilmesi iyi sonuç verir. Renklerin yumuşaklığı desenlerin belirginleşmesine, ön plana çıkmasına yardımcı olur.

    (Gölgeli Renkler)

    Rahatlatan renkler:

    Eskinin cazibesini tekrar yaratabilmek için kırmızı, mavi, altın, oranj, patlıcan, koyu sarı gibi sıcak duygular veren renk tonları çok uygun olacaktır. Bu koyu tonların derin ve zengin kalitesi yatak odasını sessiz ve güvenli bir cennete dönüştürebilir. Gölgeli renkler net bir renge siyah ilavesiyle elde edilir. Pastel renkler ile gölge renkler büyük alanlarda kullanılabilir ve net renklerden daha uyumlu karıştırılabilir. Örneğin sarıya boyanmış bir odada zengin altın renk tonlarının kullanılması odaya güneşin sıcaklığını verir ama atmosfer daha bir baskılıdır. Aynı odada yoğun koyu kırmızı kullanıp, birkaç peygamber çiçeği mavisi dokunuşlarla enerji yüklü bir stil yaratabilirsiniz. Koyu renkleri dengelemek için açık pastel renkler ve beyaz vurgular kullanabilirsiniz.

    Doğal renkler:

    Bu renkler çölün vakur havasını, kayalık bir sahildeki çakıl taşlarını, sonbaharın son günlerindeki çıplak ağaç ve arazileri çağrıştırır. Ustaca kullanılacak bu renkler kent yaşamının gergin havasından kaçışı sağlayacaktır. Ana renkleri karıştırarak veya tonları nötralize etmek için kullanacağınız gri renk, doğal renk çeşitlemelerini yaratacaktır. Bunun sonucu kahverengi, bej, gri-kahve, açık kahve, toprak grisi tonlarıdır. Bu renklerin hiçbir zaman modası geçmez. Doğal renkler objelerde, süs eşyalarında şekil, formlarda avantajlıdır. Ağaç, deri ve kumaşlar doğal renklerle uyumludur. Bu renkler yatak odalarına huzurlu bir görünüm verirler, ancak bazen monoton ve bezgin bir hava da yaratabilirler. Doğadaki renkleri iyi tanımalı. Açan kırmızı çiçeklerin bir ormanı nasıl canlandırdığını, kumsaldaki deniz kabuklarının parlak renklerini düşünerek doğal bir odanın hayata geçmesi için gerekli renk dokunuşlarını uygulayın. Gölgeler ve tezatlar yaratmak için doğadan esinleneceğiniz bir başka ipucu, günbatımında güneşin kayboluşunun hissettirdiği duygusallıktır ve bunu da odayı çevreleyen bir ışıklandırmayla yaratabilirsiniz.
#23.01.2008 16:41 0 0 0
  • güçlü kadınlar - vefakar kadınlar - kadının özellikleri


    Çocuk taşırlar, zorlukları taşırlar, ağır yükleri taşırlar
    ama mutluluk, sevgi ve neşe verirler.
    Bağırmak istediklerinde gülümserler.
    Ağlamak istediklerinde şarkı söylerler.
    Mutlu olduklarında ağlarlar.

    Gönüllü çalışır, hasta bakıcılık yapar
    çaresizlere yiyecek taşırlar.
    Öğretmen, memur. doktor, hemşire
    yönetici, avukat, evhanımı, komşudurlar.
    Takım kıyafet giyer, kot ve üniforma.
    İnandıkları uğruna savaşır,
    haksızlığa karşı dururlar.
    Barış için, sevgi için, doğruluk için
    konuşur, yürür, başvurur, çırpınırlar

    Aynı anda göz yaşlarını silebilir,
    yaraya pamuk koyar
    ve sırtını sıvazlayabilirler.
    Ailesi daha çok yesin diye az yiyebilir,
    çocukları kitap alabilsin diye
    yeni bir ayakkabı almadan bir kış daha geçirirler.
    Okul aile toplantılarına gider,
    hasta çocuğu için okula koşarlar.

    Dostlarını destekler,
    korkmuş arkadaşı ile doktora giderler.
    Gerektiğinde para verir,
    koşulsuzca severler
    bilginin güç olduğunu bilir
    ama genede yumuşaklıkla işlerini hallederler.

    Çocukları ödül aldığında, başarılı olduğunda
    yada sadece mutlu olduğunda ağlarlar.
    Kimi zaman omuz, kimi zaman bir çift kulak,
    kimi zamanda yardım eden bir ses olurlar.

    Hiç güçleri kalmadığında bile,
    dimdik ayakta dururlar.
    Zor durumları kontrol eder,
    yorgunken bile enerji verirler.
    İhtiyacı olan bir dost için uykusuz kalır
    yalnızken yanına koşarlar.

    Gölgede kalmaktan şikayet etmez.
    Zorlamak yerine nazikçe cesaretlendirir.
    Şefkatli sözler fısıldayabilir, çığlık çığlığa taraftar olabilir,
    ve korkuları gülerek uzaklaştırabilir.
    Moralini düzeltip, kendine güven getirebilir
    bir kayıp yada kavga sonrası aileyi bir araya getirebilir.

    Bir kadın aynı anda hem ağlayabilir hem gülebilir.
    hem üzgün hem umutlu olabilir.
    hem affedebilir hem cesaretlendirebilir.

    Kadın sadece doğum yapmaktan çok daha fazlasını yapar.
    Neşe ve umut getirir.
    Hayal kurmayı ve hedeflere ulaşmayı öğretir.
    Bir insanın hayatına girer ve yaşamı değiştirir.

    İşte Biz Kadınlar....
    alıntı
#23.01.2008 15:56 0 0 0
  • akıllı kadınlar - akıllı kadınların özellikleri


    Akıllı kadınlar neden yalnızdır? Cevabı uzun ama erkek egemen toplumlarda çok normal. Adeta bir kural.

    Televizyonla beslenen, medyatik refleksli toplumumuzun bazı erkekleri, gücün ve iktidarın karşı cinse geçmesi halinde çıldırıyor. cennet anaların ayakları altında deyip, kadın döven zavallıların düştüğü acz

    Erkek hep zeki kadından hoşlanır ama zamanla bu zeka yarışında yenilince kızar, küser ve ağlar. Tıpkı yenilgiyi hazmedemeyen bir çocuk gibi. Zeki kadınlar erkeklerin çocuk alt beyinlerinin gelişmediğini bilirler. (gelişmez çünkü doğurganlık yoktur) Şirket sahibi, yönetici hatta başbakan bile olsalar aslında onların hiç büyümeyen bir çocuk olduklarını unutmazlar ve akılları sayesinde her zaman onların istediğini yapıyormuş gibi davranıp, kendi yasalarını uygularlar. erkek, iktidarın hep kendisinde olduğunu sanır.

    Akıllı kadınları yanlarında taşımaktan hoşlanan erkekler, zamanla onlardan kaçmanın yollarını ararlar. Çünkü kadın zekasıyla üstünlüğü ele geçirmiştir. . Hem akıllı kadından hoşlanır, hem de akıllı kadından korkar ve kaçar. Yaşadıkları ilişki boyunca yanındaki sevgililerinin zekasıyla övünürken, o zeka kendilerine karşı kullanıldığında öfkeden çılgına dönerler ve hatta kaba kuvvete başvururlar. Bu yüzden akıllı kadınlar hep yalnızdır.

    Erkeği onu kandırdığını sanırken, o çoktan ilk kaçamağı yakalamıştır. Telaş yoktur. Çünkü derinlere sessiz inilmelidir ki korkup kaçan olmasın. Bunu düzgün sevdikleri için yaparlar. Amaçları rezil etmek değil, kendisine yapılan haksızlığı tam ve doğru olarak bilme hakkını elde etmektir. Yarım yamalak nefretleri sevmez akıllı kadınlar. Öfkesine değecek düşmanlar lazımdır onlara

    Akıllı kadınlar her şeyini verir ve her şeyini alır. Acıları boylarını aşsa da gıkları çıkmaz. Dillerinde pişmanlık cümleleri dolaşmaz. Kendine olan saygılarını ve ayaklar altına almadıkları gururlarına sahip çıkarlar. Kan kusarlar ama kızılcık şerbeti içtiklerini söylerler.

    Akıllı kadınlar erkeklerini başkalarına ezdirmezler. Kendileri ezerler. Bunu gururlarını incitmeden yapmaya çalışırlar ama sonunda hep haksız olan onlar olur. Onlar önce susar, sonra sorgular, ondan sonra da cevap verirler. Sustuklarında dillerini dikenli tellere dolar, konuşunca önce kendileri kanar

    Akıllı kadınların konuşacak çok şeyleri olduğu için suskunlukları da büyük olur.

    Akıllı kadınlar kendini ezdirmez.

    Akıllı kadınlar salağı oynayamaz.

    Akıllı kadınlar kendilerine haksızlık etmez.

    Akıllı kadınlar mış gibi yapmaz.

    Akıllı kadınlar aşıkken de akıllıdır.

    Bu yüzden yalnız kalırlar.
    alıntı
#23.01.2008 15:44 0 0 0
  • Hayallerimizden, mutluluklarımızdan, üzüntü,keder ve umutlarımızdan bir dilim şarkıdır; Hayat !

    An gelir gülücüklerimizde, bazende gözlerimizde bir damla yaştır o şarkı.

    Yaramız vardır yüreğmizde. Ağlamak çare olmaz o acıya.

    Bağırmak, haykırmak, çığlık atmak isteriz çoğu zaman nefesimizin yettiğince.

    Sonrada çekilip en kuytuya hesaplaşmak kendimizle ..

    "Niye ben" deriz. Dünyanın en mutsuz, en dertli insanı ilan ederiz kendimizi.

    Herkez çevremizde pervane olsun, sevsin bizi isteriz. Evet, çok şey isteriz.

    Galiba birazda benciliz

    Ne dersiniz ....?
#23.01.2008 14:28 0 0 0
  • Henüz az tanınmış ve belki de doğanın en ilginç bitki grubu olan böcek yiyen bitkileri yıllardır yetiştirmekteyim ve bu konuda oldukça geniş bir koleksiyonuna sahibim.
    Bataklık ve asitli gibi besinden yoksun topraklarda yetişen bu bitkiler, zamanla besinleri toprak dışından temin etmek üzere evrime uğramışlardır. Bunun için oldukça dahiane böcek yakalama yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu metodlar genelde aktif kapan ve pasif kapan olarak ikiye ayrılır. Aktif kapana en iyi örnek Venüs Sinek Kapanı'dır (Dionea muscipula). Bu bitkinin kapan şeklinde yaprağı içine bir böcek girdiği zaman, kapan aniden kapanarak içindeki böceği hazmetmeye başlar. Böcek bir hafta içinde tamamen sindirilerek bitkinin besin ihtiyacı karşılanır. Böceğin bitkinin kapanına cezbedilmesi için bitki aromalı bir nektar salgılar. Bu nektara kanan böcekler kapanın içine girdiklerinde kapan saniyenin otuzda biri bir hızla kapanarak böceği hapseder. Daha sonra bitki böceği hazmetmeye başlar ve bir hafta sonra geride böceğin sadece artıkları kalır. Venüs Kapanının kapan mekanizması çizimini altta görebilirsiniz.
    İkinci kapan türü de pasif kapanlardır. Bu gruba giren bitki gruplarına Sarracenia, Drosera, Nepenthes, Heliamphora, Pinguicula ve Drosaphyllum örnek gösterilebilir. Pasif kapanların iki ana türü mevcuttur. Bunların en ilginçlerinden biri eski sinek kağıtları gibi yapraklarında yapışkan bir sıvı üreten bitkilerdir. Bu bitkilerin yaprakları şekerli ve yapışkan damlacıklar üretirler. Bu damlacıkları yemek için konan böcek yaprağa yapışır ve kurtulamaz. Daha sonra yaprak böceğin etrafını sararak böceği hazmeder. Bu tür bitkilere en iyi örnek Drosera'lardır. Drosera yaprakları avını sararak hazmettiği için hem aktif hem de pasif kapan özelliklerine sahiptir.
    Diğer ve daha yaygın bir pasif kapan türü de sürahi kapan denilen türdüu. Bu tür bitkilerde (Nepenthes, Sarracenia ve Heliamphora) bitkinin birçok sürahi şeklinde kapanı vardır. Bu kapanların içi sindirim enzimleri içeren su ile doludur. Kapanın etrafında salgılanan aromalı sıvıya kanan böcekler, daha çok bu cazip yemden yemek için yavaş yavaş kapanın içine doğru ilerlerler. Ancak kapanın içinde bulunan kıllar aşağı doğru uzadığından böcek kapana girer ama bir daha geri çıkamaz. Nihayet enzimli suda boğularak bitkiye yem olur. Bu türe bağlı bazı cinslerin, özellikle Nepenthes'lerin bazen fare veya kuş kadar büyük avlar yakaladığı ve hazmettiği bilinmektedir.

    Suda yaşayan tek böcek yiyen ailesi aktif kapanlı olan Utricularia'dır. Bu bitkilerin çoğu türü tamamen suyun altında yaşarlar ve küçük su böcekleriyle beslenirler.
    Böcek yiyen bitkiler sanılanın aksine dünyanın kutuplar dışında hemen her yerinde bulunabilir. Nepenthes türü bitkilerin yalnız tropikal bölgelerde yetişmesine karşın Sarracenia ve Dionea türleri yalnızca Kuzey Amerika''a bulunur. Drosera'lara ve Pinguicula''lara çok daha yaygın bir bölgede rastlanır.
    Böcek yiyen bitkileri dünyaya ilk tanıtan kişi evrim teorisinin yaratıcısı Charles Darwin'dir. Darwin, 1875'teki "Insectivorous Plants (Böcek Yiyen Bitkiler)" kitabında bu bitkilerin olağanüstü özelliklerinden bahsetmiş ve bu bitkilere ilk ilginin doğmasına neden olmuştur. Darwin kitabında "Bitkiler, genelde yırtıcı hayvanların tersine insan üzerinde pasif ve barışçıl bir etki yaratırlar. Bu bitkilerin böylesine etçil ve yırtıcı bir rol üstlenmeleri şaşırtıcı ve biraz da doğa dışı ve birşey" diye bahseder.
    Ülkemizde de böcek yiyen bitkilere rastlanır. Türkiye'de yetişen böcek yiyen bitkiler Pinguicula balcanica (Uludağ ve Toros dağlarının sulak yerlerinde), Pinguicula crystallina (Güneydeki dağlarda kireç mağaraları civarında), Utricularia ailesinden de tüm Avrupa cinslerine Türkiye'deki göl ve göletlerde rastlamak mümkündür. Son olarak Adrovanda vesiculosa türünün yaşama alanı içinde Türkiye'nin de olmasına rağmen bu türe ülkemizde rastlandığına dair herhangi bir belge yoktur.
    alıntı
#22.01.2008 06:06 0 0 0
  • noimage

    Aglama Baba, Seref Aglamaz,
    Bugün Benim Dügünüm Var,
    Hey Anam Hey, Hilal Düsmüs Kanim Üstüne,
    Aglama Baba, Seref Aglamaz,
    Gayri Ruhum Bayraktir Benim,
    Dalgalanir Vatan Üstüne,
    Yesil Irmagi Firata, Denizi Dicleye Kavusturur,
    Erciyesi Agriyla, Kackari Torosla,
    Maden Dagini Ulus Dagiyla Bulusturur,
    Bu Bayrak Türküdür Baba,
    Rizede Cay, Ispartada Gül Kokulu,
    Aydin Naza Ipek, Erzurumda Dadas Türküler,
    Antepte Sahin, Kör Oglunun Huzuruna Karsi Durmaya,
    Dadalogluyum Avsar Ellerini Yeniden Kurmaya,
    Aglama Baba, Seref Aglamaz,
    Neden Ay Yildiz Nazlidir?
    Cünkü Hep Cocuktur Bir Yanimiz, Hep Al Kinaliyiz,
    Simdi Sehitim, Anamin Eline Birakilan Boynu Büykük Künyeyi,
    Yarali Bir Yurtum,
    Yasasam Yine Mehmetin Oglu Ali Olurdum,
    Aglama Baba, Seref Aglamaz,
    Özlediginizde Beni, Künyemi Kaldirin Bayraga Dogru,
    Al Safaklarda Yüzen Al Sancak Tadinda Türküler Söyleyin,
    Aglamayin, Gönlünüz Türkülerle Dolsun,
    Son Sözüm Bu, VATAN SAG OLSUN !
#22.01.2008 01:18 0 0 0
#21.01.2008 23:48 0 0 0
  • Savaş ve Çocuk - Savaşın Psikolojik Etkileri - Savaşın Ortasında Çocuklar



    Benim Adım Neydi Anne...!
    noimage


    noimage

    Okuyup Büyük Adam Olacaktım Annem...
    noimage

    Sar Yüreğimi Annem Kanıyor..!
    noimage

    Benim Adım Neydi Anne....
    noimage

    Korkuyoruz Anne...
    noimage

    Vur Beni de Bana Kurşun Yağmamış...
    noimage

    Zalim Nerden Bilsin Annem Yürekteki İmanı...
    noimage
#21.01.2008 23:44 0 0 0
#21.01.2008 23:33 0 0 0
  • sevgi üzerine - sevginin önemi - sevmeyi bilmek - sevildiğini bilmekYüreğinize sevginin sıcaklığını esir edin... Ve bunu kendinize bahşedilmiş en kutsal ödül sayın. Sevin yalnızca sevin...
    Dünyanın en güzel şeyi insanların sevildiğini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir,sevmeyi bilmesidir.
    Sevmek hiç bir zaman çılgınlık değildir.
    Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır. Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı.

    Sevebilen insan kendini ve yaşamı keşfeden insandır, talihli insandır. Duygulu duyarlı ve güzel insandır.

    Sevgidir insanı yücelten, insanın yaşamına anlam ve derinlik kazandıran. Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaşayıp, ot gibi gidenlerdir.

    Ah evet, sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlı dostlara selam, bilmeyenlere de bir mesaj iletiyorum bu şekilde...

    Beynimi beyninizin aydınlığına yaslayıp, yüreğimi yüreğinizin sıcaklığına, güzel, yalın yapmacıksız duygularınızdan öpüyorum.

    Yaşamı savunma sorumluluğu ve bilinciyle, mutluluklara...

    alıntı
#21.01.2008 21:07 0 0 0
  • Hayat sevgidir ve sevgi hayattır.

    Aşk sevginin sonsuz yolculuğuna giriş noktasıdır.

    Nerde sevgiden ayrılmaya başlarız?
    Bebekken her birimiz hayatımıza sevilebilir ve sevebilir olmanın güveniyle başlarız. Masumiyetimize daha dokunulmamıştır.
    Ama zaman içinde büyürken yaralanırız, inciniriz, red ediliriz.
    Gereğinde fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalırız.
    Doğmatik düşüncelerle, anne babamızın toplumun beklentileriyle, şartlanmışlıkla, yasaklarla ödül ve cezayla büyütülürüz.
    Otuzlu yaşlarımızda hayatımızın geri kalanı boyunca sırtımızda içimizin derinliklerinde taşıyacağımız bir sürü yarayla ve kalıpla donanmışızdır. İlk masumiyetimizden geriye hiçbir şey kalmamıştır.

    Hayat yolumuz boyunca her incindiğimizde ve yaralandığımızda etrafımıza kalın duvarlar ördük.
    İncinen ve yaralanan taraflarımızı bu duvarların arkasına sakladık.
    Sevilmeyen parçalarımızı kötü, sevilebilir taraflarımızı iyi diye adlandırdık.

    Sevgi Şifadır. Sevgi Güçtür. Sevgi değişimin sihridir.

    Sevgiyi Tüm ruhunuzda hissettiğinizde sadece seversiniz. Ve sevgi olursunuz.

    İnsan, Tanrı nın sırrının sırrıdır.
    İnsan İlahi güzelliğin aynasıdır/Mevlana

    Ve insan hayattır. Ve hayat sevgidir.
    Ve Sevgi gidilecek tek yoldur.

    alıntı
#21.01.2008 20:55 0 0 0
#21.01.2008 20:45 0 0 0
#21.01.2008 17:16 0 0 0
  • Konu: Ah be DOST
    Yüreğine sağlık ...Teşekkürler
#21.01.2008 17:14 0 0 0